Türkiye’de kadın girişimcilik oranı yüzde 6




Türkiye’deki kadın girişimcilik oranının sadece yüzde 6 olduğunu söyleyen KAGİDER Başkanı Dr. Gülden Türktan, kadın istihdamını ve kadın girişimci sayısını artırabilmek için teşvikler, destekler ve devlet politikalarının çok önemli olduğunu vurguluyor.

Türkiye’deki kadın girişimcilik oranının sadece yüzde 6 olduğunu söyleyen KAGİDER Başkanı Dr. Gülden Türktan, kadın istihdamını ve kadın girişimci sayısını artırabilmek için teşvikler, destekler ve devlet politikalarının çok önemli olduğunu vurguluyor. Türktan, “İstihdama giren, finansal kaynağını ve birikimini yapan, sosyal sermayesini de oluşturan kadınların kendi girişimcilik hikayelerinde başarılı olduklarını gözlemliyoruz” diyor.

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER, 2002 yılında kadın girişimciliğini geliştirmek yoluyla, ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek vizyonuyla kuruldu. KAGİDER, tüm kadınların siyaset, ekonomi ve toplumsal yaşamın her alanında güçlenmesi, eşit bireyler olarak yer alması, bireysel hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğini düşünüyor, kadının üreterek ve varlığını özgürce ortaya koyarak tüm karar süreçlerinde etkin rol aldığı bir dünya yaratmayı hayal ediyor. KAGİDER ayrıca, kadının ekonomik güçlenmesi için üniversiteden mezun gençlere hem girişimciliği hem de istihdamı öneriyor, gençleri işgücü piyasasına çekmek üzere projeler kurguluyor. KAGİDER Başkanı Dr. Gülden Türktan ile kariyeri ve Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunlar üzerine konuştuk.

Eğitim  hayatınızdan bahsedebilir misiniz? Nasıl bir öğrenciydiniz?

TED Ankara Koleji, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okudum. Daha sonra New York Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora yaptım. Her dönemde çalışkan bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim. Lisede çok çalışkan olmak “cool” değildi. Ben de sınıflarımı, vasatın üzerinde 7-8-9 gibi notlarla geçtim. “Her derste tam iyi”yi üniversite sonuncu sınıfı 4.00 notu ile bitirerek gerçekleştirdim. Bu ortalama sayesinde ünivesiteyi de şeref listesinde bitirdim. Çalışınca tam not alıyor, çalışmayınca da sınıfı geçiyordum. Bunun sırrı da bence dersi iyi dinlemek ve konsantrasyon sorunu yaşamamaktı. Ama gündüz dinlediğiniz dersi akşam tekrar etmek, kesin başarının anahtarı diye düşünüyorum. Çalışkan olmanın pek çok yolu açtığını ve takdiri getirdiğini, tüm okul hayatım boyunca gözlemlediğimi söyleyebilirim.

Çocukken kariyer planlarınız nasıldı? Hangi mesleği yapmak isterdiniz?

Çocukken işletmenin bana çok uyacağını düşünüyordum. Annem dahil herkes “sen idareci ol” diyordu. O zaman işletme ve yöneticilik çok yaygın kariyerler değildi. Doktor olmanın çalışkan bir genç kadın için en iyi kariyer olduğu söylenirdi çevremde. Ben de tıp yazmayı ciddi ciddi düşündüm. İnsanlara sağlık dağıtmanın çok yüce ve çok çekici bir yönü vardı benim için. Ancak, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin, Tıp Fakültesi’ne göre çok daha yeni ve çok daha modern bir duruşu vardı. Bina kariyere tesir eder mi bilmem ama netice ODTÜ idi. Kendim için doğru bir kariyer seçimi yaptığımı düşünüyorum.

Bir kadın olarak iş yaşamında ne gibi engeller yaşadınız ve bu engelleri nasıl aştınız?

Bir kadın olarak profesyonel yaşamımda çok fazla engel ile karşılaşmadım, bu noktada şanslı olduğumu söyleyebilirim. Ancak tabii ki engelsiz yaşam yok. Engel görünce tek taktiğim vardır, “keep cool and carry on”. Yani engeli gör ama bu seni kendi yolundan alıkoymasın. İş yaşamında bu stratejiyle ilerledim. Bazen engel kendi kendine yok oluyor, bazen de senin ezip geçmen gerekiyor. Ama tüm bunlar olup biterken sakinliği kaybetmemek gerekiyor. Girişimcilik dünyasında ise engelsiz yaşam yok gibi. Bu konuyu emekliliğimde bir hikaye olarak yazarım diye düşünüyorum.

Size göre kadın yönetici ile erkek yönetici arasındaki farklar nelerdir?

Kadınlar duygusal olabiliyor. Bu da aleyhlerine dönüyor. Duygusallığı yönetmeyi öğrenmek gerekiyor. Erkekler ise işitme özürlü olabiliyor. Yani aslında duyuyorlar ama cevapları olmadığı zaman duymamanın en iyi strateji olduğu kararını veriyorlar diyebilirim. Tabii tüm bunlar birer genelleme. Hem erkek hem kadın tüm duyguları ile tam başarıya ulaşıyor ve çoğu zaman doğru olanı yapabiliyorlar. Genellemeler önümüze daha sonra ön yargı olarak da ortaya çıkabiliyor çalışma hayatında, bu sebeple çok fazla genelleme yapmamak gerekiyor. Tek kesin olan ise kadın ve erkeğin bakış açısının farklı olduğu ve bu farklılığın çalışma hayatına değer katttığı.

TÜRKİYE’DE KADIN GİRİŞİMCİLİK ORANI: YÜZDE 6

Ülkemizde ve dünyada kadın girişimci sayısı ve istihdamı ne kadar?

TÜİK’in kadın istihdamı istatistiklerine baktığımızda istihdamdaki 7,4 milyon kadının sadece yaklaşık 900 bininin kendi hesabına çalışan veya işveren olduğunu görüyoruz. Öte yandan, TOBB’a kayıtlı 1,5 milyon işletmenin sadece 93 bininin kadın işveren adına kayıtlı olduğunu biliyoruz. Bu rakamlardan da görüleceği üzere, Türkiye’deki kadın girişimcilik oranı ancak yüzde 6 civarında seyrediyor, ki bu çok düşündürücü ve kaygılandırıcı bir durum.  İstihdam konusunda da son yıllarda ufak artışlar olsa da %27’lik kadın istihdam oranımız ile gelişmiş ülke ekonomilerindeki %60-70’lik kadın istihdamı seviyelerinin ciddi olarak gerisindeyiz.

Kadın istihdamını ve girişimci sayısını arttırmak için neler yapılmalı?

Kadın istihdamını ve kadın girişimci sayısını artırabilmek için teşvikler, destekler ve devlet politikaları çok önemli. İstihdama giren, finansal kaynağını ve birikimini yapan, sosyal sermayesini de oluşturan kadınların kendi girişimcilik hikayelerinde başarılı olduklarını gözlemliyoruz.

Çalışan kadının iş hayatındaki rolünün azalması, işverenin kadın çalışan sayısında tasarrufa gitmesi ve uzun vadede kadının ekonomiye verdiği katkının azalması sonuçlarını doğurabileceğini düşünüyoruz. Kadınları emek piyasasına çekecek yeterli sayı ve kalitede işlerin yaratılması, hükümetin makroekonomik politikalarının önceliği haline gelmelidir. Özellikle kadın istihdamı düzenlemelerini her açıdan değerlendirmeli, destek mekanizmalarının olası olumsuz etkilerini de göz önünde bulundurulmalıdır.

Kadınların iş gücüne katılmamasına neden olan engeller nelerdir?

Kadınların işgücüne katılmalarının önündeki engeller çok çeşitli. Ama en temelde kültürel engeller olarak tanımladığımız, kadın erkek eşitsizliğine, toplumsal cinsiyet rolleri ve steryotiplere dayalı engeller var. “Kadının yeri evidir, kadın ailenin bir parçasıdır, kadının asli sorumluğu ev işleri ve çocuk bakımıdır” gibi yerleşmiş ataerkil düşünce biçimleri aslında kadının istihdamda, girişimcilikte, toplumsal ve siyasi yaşamın her alanında önündeki temel engelleri oluşturuyor. Kadın girişimciler için bu kültürel engellere ek olarak, finansal kaynaklara erişimdeki sorunlar, eğitime erişimdeki problemler, iş ve ev uzlaştırma politikalarının olmayışından kaynaklanan engeller – çocuk bakımı gibi de söz konusu. Erkeğin ev geçiminden, kadının ise ev içi emekten sorumlu olduğu bir düzende, kadının evden çıkıp iş yaşamına katılması zorlaşıyor. Ev ve iş yaşamını uzlaştırmaya yönelik politikalar da ülkemizde yok. İş yaşamı ve evdeki bakım sorumluluklarını bir arada yüklenen kadınlar, hem zaman hem emek açısından eşit olmayan bir durumda kalıyor. Çocuk bakım hizmetlerinin olmaması ve çocuk bakım sorumluluğunun kadınlar tarafından üstlenilmesini gerektiren toplumsal yapı gereği, kadın çocuk sahibi olduktan sonra işgücünden çekilmek zorunda kalıyor. İşyerinde görünmez cinsiyetçi engeller, mobbing, bazı görev ve pozisyonların sadece erkeklere verilmesi, terfide yaşanan eşitsizlik ve cam tavan sendromu gibi iş yaşamındaki eşitsizliğe dayalı sorunlar da kadınları işgücü piyasası dışına itiyor.

EĞİTİM FIRSATLARINA ERİŞEN KADIN BAŞARIYA ULAŞIYOR

Türkiye’de kadının toplumdaki ve iş dünyasındaki konumunun değişmesi sizce neye bağlı? Bu değişimin gerçekleşmesinde kadınların eğitimi ne derece önemli?

Ülkemizde kadın erkek eşitliğine dair yasal gereklilikler çok büyük oranda yerine getirilmiş olsa da, halen bu yasaların uygulamaya geçirilmesinde ve gerçek hayatta eşitliğe dönüştürülmesinde sorunlar var. Son genel seçimlerde kadın milletvekili oranımız arttı bu tabi ki sevindirici ama halen %14,3 ile dünya ortalaması olan %20’nin altındayız. Dolayısıyla dinamizm ve gelişme var ama bizim hayal ettiğimiz düzeyde değil. Dünyada son dönemde ülkelerin gelişmişlik ve kalkınma alanında önceliklerinden biri olmaya başlayan toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çok yol almamız gerekiyor.

Kadınlar eğitime, iş yaşamına ve toplumsal alana katılım konusunda temel engelleri aştıktan sonra çok sonuç odaklı bir şekilde başarıya ulaşıyor. Ülkemizde kadınların istihdama katılması bu kadar sorunlu bir alan iken ve bu kadar negatif faktör söz konusu iken, yüzde 10 seviyelerinde kadın CEO oranına sahip olmamız bunun göstergesi. Yani kadınlar eğitim fırsatlarına erişip, üniversiteden mezun olunca bir iş bulabildikleri takdirde yetenekleri, çalışkanlıkları ile yükselebiliyorlar.

AİLEM ÇALIŞMAMI HEP DESTEKLEDİ

Aynı zamanda bir annesiniz. Ev ve iş yaşantınızdaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Ailemde de şanslıydım. Eşim çalışan kadının kendi çalışma hayatı için de dinçlik kaynağı olduğunu düşünüyor olacak ki, çalışma hayatımda hep yanımda ve hep çalışmamı destekler bir duruş sergiledi. Oğlum da annesinin çalışması hakkında hiç olumsuz bir duruş sergilemedi. Ama bir dönem başka annelerin her zaman okulda göründüğünü, her veli görüşmesinde hazır olduğunu ve arkadaşlarının evine gittiği zaman onları evde gördüğünü tabi ki dillendirdi. “Ne yapalım biz de öyle mi yapalım?” dedik. “Yok yok sen işe git” diye karar verildi… Dolayısıyla şanslı olduğumu düşünüyorum.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.