Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eğitimin Sönmeyen Işığı FMV Işık Okulları




Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eğitimin Sönmeyen Işığı FMV Işık Okulları hakkında merak edilenler

FMV Işık Okulları’nın temelleri, 1885’te “Feyz-i Sıbyan” adıyla Selanik’te atılıyor. Daha sonra adı “Feyziye” ve son olarak ise “Işık” olarak değiştiriliyor. FMV Işık Okulları Genel Müdürü Erdoğan Bozdemir, önce iyi insan yetiştirmek" gayesiyle hareket eden okulun günümüzün en gelişmiş eğitim ve öğretim sistemlerini uyguladığını ve insan haklarına saygılı, çağdaş, laik ve demokrat, bilimsel düşünen, sorgulayan, araştıran, sosyal yaşamlarında etkin nesiller yetiştirmeyi amaçladığını söylüyor.

Öncelikle FMV Işık Okulları nasıl doğdu? Okulun tarihçesini ve kuruluş öyküsünü anlatabilir misiniz?

FMV Işık Okulları Genel Müdürü Erdoğan BozdemirOndokuzuncu yüzyılın başlarında Selanik, Osmanlı İmparatorluğu'nun yüzü Batı'ya dönük, en aydın şehri olarak dikkat çekmekteydi. Neredeyse tüm ilerici fikirlerin filizlenip geliştiği bu liman şehrinde yaşayan Türkler de varlıklarından söz ettirebilmenin tek yolunun eğitimden geçtiğini biliyorlardı. Bu konudaki ilk adım 1872'de, sonraları Atatürk'ün de ilköğretmenliğini yapacak olan Şemsi Efendi tarafından atıldı. Şemsi Efendi'nin kendi okulunda uygulamaya koyduğu "Usul-u Cedid" metodu (Yeni Usul), ders programları, ödüller ve cezalar açısından eğitimde bir devrim niteliği taşıyordu. Kısa zamanda bu okula karşı gösterilen büyük ilgi, varlıklı Türk ailelerini harekete geçirdi. 1883'de Mısırlızade'lerden Mümeyyiz Tevfik Efendi önderliğinde bir heyet yeni bir okul açmak üzere çalışmalara başladı ve bu heyet 14 Aralık 1885'te Selanik'in Katip Muslihiddin Mahallesinde Feyz-i Sıbyan adı ile mütevazı bir ilkokul açmayı başardı.

Feyz-i Sıbyan kısa zamanda Selanikliler'in sevgilisi oldu. Hızla gelişiyordu. Kısa zamanda ortaokul ve lise sınıfları açıldı. 1900'e gelindiğinde artık yuvadan liseye, modern binalarda eğitim veren tam teşekküllü bu okulun adı "Feyziye" olarak değiştirilmişti. Bu arada Şemsi Efendi de kendi okulunu kapatıp Feyziye ile birleşmişti. Feyziye mezunları bir süre sonra çok önemli görevlere gelmeye başladılar, ülke yönetiminde söz sahibi oldular. Bunlar arasında bakanlar, valiler, mühendisler, doktorlar ve son derece önemli ticaret adamları bulunuyordu.

Feyziye'nin bu parlak günleri Balkan Savaşı'na kadar sürdü. Savaş sonrasında yaşanan Yunan işgali sırasında birçok Feyziye yöneticisi İstanbul'a göç etti. Bu durumda Selanik'teki okul bir süre İstanbul'dan yönetilmek zorunda kaldı. Balkan Savaşı'nın ardından I. Dünya Savaşı patlak verdi. Tüm zorluklara rağmen ünlü eğitimci Nakiye Elgün müdürlüğünde Feyziye Mektebi açıldı. Beyazıt'taki Feyziye de tıpkı Selanik'te olduğu gibi öğrencilere çağdaş bir eğitim verme geleneğini sürdürdü. 1923'te Beyazıt'taki okul binası yetersiz kalmaya başladı. Bunun üzerine Teşvikiye'deki Naciye Sultan Konağı kiralanarak buraya yerleşildi. Kısa bir süre sonra da bu bina ve arazisi satın alındı. 17.12.1934'te okulun ellinci yılı kutlamaları sırasında Yönetim Kurulu okulun adını Işık Lisesi olarak değiştirdi ve karar Atatürk tarafından gönderilen bir tebrik telgrafıyla onaylandı. Sonrasında Atatürk,  Anadolu’nun çeşitli yerlerinden öğrencileri getirtip parasını vererek FMV Işık Okulları’nda okutturmuş.

Okulun kuruluşundan günümüze gelişimi hakkında bilgi verir misiniz? Bu süreçte hangi çalışmalara ve başarılara imza atıldı?

1955-56 yıllarında yapılan çalışmalar sonucunda vakıflaşma işlemleri bitirildi. Nişantaşı'nda bir biri ardına yapılan binalarla okul son derece modern bir eğitim kurumu halini aldı. Ancak zaman içinde bu da yeterli olmadı. 1986'da Ayazağa Kampüsü kuruldu. Bunu 1996'da Işık Üniversitesi takip etti. 2000'de Erenköy'de ilköğretim Kampüsünü devreye sokan Feyziye Mektepleri Vakfı, 2003 yılında Şile'de Işık Üniversitesi Kampüsünü genç Işıklılar'ın hizmetine sundu. FMV Işık Okulları pek çok "ilk"i de hayata geçirmiş bir kurum. Cumhuriyet’in ilanı ile ilk kez hazırlık sınıflarından itibaren yabancı dil öğreten, henüz resmi okullarda uygulanmadan Arapça ve Farsça'yı programdan çıkaran yerine felsefe, sosyoloji, mantık, ticaret gibi dersleri koyan, ilk defa cinsiyet farkı gözetmeden karma eğitim yapan FMV Işık Okulları, Sokrates- Commennius programını Türkiye'ye getiren ilk okullardan biri olma özelliğini de taşıyor. "Önce iyi insan yetiştirmek" gayesiyle hareket eden Feyziye Mektepleri Vakfı Işık Okulları günümüzün en gelişmiş eğitim ve öğretim sistemlerini uyguluyor ve insan haklarına saygılı, çağdaş, laik ve demokrat, bilimsel düşünen, sorgulayan, araştıran, sosyal yaşamlarında etkin nesiller yetiştirmeyi amaçlıyor. Öğrencilere modern ve kaliteli bir eğitim almanın yanı sıra sosyal ve kültürel faaliyetlerle de yeteneklerini geliştirme şansı sunuyor. Tüm dünyada geçerliliği olan Avrupa Bilgisayar Yetkinlik Sertifikası ( ECDL) programının uygulandığı FMV Işık Okulları, 1999 yılında tüm kurumu kapsamı içine alan ISO 9002:1994 Kalite Güvence Belgesini aldı. Sistemdeki zorunlu versiyon değişikliği gereğince 2003 yılında BVQI firması tarafından denetlenen ve sıfır hatayla sonuçlanan dış denetimle kurumumuz "ISO 9001:2000 Kalite Yönetim Sistemi Belgesi"ne sahip oldu.

2006 yılında üyesi olduğu CIS Uluslararası Okullar Birliği (Council of International Schools) yönetiminde, Ayazağa Kampusu 2009,  Erenköy Kampusu ise 2012 yılında akredite edildi. IB Okulu olmaya da aynı şekilde okulun fiziksel koşullarından, uygulanan ders programına kadar birçok başlıkta denetimden geçerek hak kazanan FMV Işık Okulları Ayazağa ve Erenköy Işık Liseleri, 2014-2015 Eğitim-Öğretim döneminden itibaren öğrencilerine Uluslararası Bakalorya Diploma Programı (International Baccalaureate Diploma Programme/IBDP),  uygulamaya başlayacak. İddialı ve dünya çapında prestijli bir akademik program olan IB Diploma Programı, öğrencileri yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelere hazırlamanın ve üniversite kabüllerinde öne çıkarmanın yanı sıra, benzersiz müfredatı ile tüm dünyada araştırmacı, duyarlı,  küresel bilince sahip, kültürler arası anlayışa katkıda bulunacak gençler yetiştirmeyi hedefliyor.

Öğrencilerimizin sosyal ve sportif alanlarda gelişmesini sürekli teşvik eden bir okul olarak onların bu alanlardaki başarılarına da destek oluyoruz. Öğrencilerimizin özellikle yüzme ve basketbol gibi sportif alanlarda başarıları dışında müzik, bilim projeleri, tiyatro, münazara gibi pek çok konuda uluslararası başarıları bulunuyor. Yeni projeler üreterek onların bu başarılarını sürdürmeleri konusunda teşvik etmeye odaklanıyoruz.

FMV Işık Okulları eğitimde nasıl bir misyon üstleniyor?  Uyguladığınız eğitim anlayışınızın temelini hangi değerler oluşturuyor? Bu değerleri öğrencilerinize nasıl aktarıyorsunuz?

Bizim misyonumuz; Öğrencilerimizi bir üst kuruma ve yetişkinlik yaşamına hazırlarken; onları anadilinde başarılı, birden fazla yabancı dilde yetkin, farklı kültürlere hoşgörülü, fen ve matematik bilimlerinde geleceğe dönük, edebiyat, sanat ve sporla ilgili, etik değerleri benimsemiş, çevreye duyarlı, yaşam boyu öğrenen, tarihsel bilince sahip ve toplumsal analiz becerileri gelişmiş, ulusal ve evrensel yurttaşlar olarak yetiştirmektir. Bu kapsamda öğrencilerimizi farklı disiplinlerle tanıştırarak onların kendi yeteneklerini keşfetmelerine olanak sağlıyoruz. İlgi alanları doğrultusunda onları bilim, sanat, edebiyat, spor gibi konularda uluslararası projelere yönlendirmeye çalışıyoruz. Bu sayede öğrencilerimizin farklı ülkelerde neler yapıldığını keşfetmelerine, kendilerini bir dünya insanı olarak konumlandırmaları için teşvik etmeye odaklanıyoruz.

HÂLÂ ATATÜRK’ÜN BAŞLATTIĞI AYDINLANMANIN MİRASINI YİYORUZ

Cumhuriyet’in başlangıcında eğitimde gerçekleştirilen reformların bugüne yansımaları hakkında neler düşünüyorsunuz? Günümüzde eğitimde yaşanan öncelikli sorunlar nelerdir? Neler yapılmalı?

Bence Cumhuriyet’le birlikte başlayan aydınlanma çağı bitmiştir. Şu an aydınlanma adına yapılan hiçbir çalışma yok. Hâlâ Atatürk’ün başlattığı aydınlanmanın mirasını yiyoruz. Özellikle teknoloji üretme konusunda çok başarısız. Bazı zeki kişiler, teknolojik atılımlar yapmak için çabalıyorlar ama karşılarına birtakım bürokratik engeller çıkıyor. Bugün o teknolojik atılımları yapmak isteyen kişilerin bile Atatürk’ün bıraktığı miras sayesinde bu yola çıktığını düşünüyorum. Cumhuriyet kurulmasaydı ve hâlâ padişahlıkla yönetilseydik şu an Suriye’den bir farkımız olmayacaktı.

Siz öğrencilik yıllarınızda Cumhuriyet’in etkilerini nasıl yaşadınız? O dönemde okullarda nasıl bir anlayış hakimdi? Bu kapsamda öğrencilik yıllarınızla ilgili hatırladıklarınızı anlatabilir misiniz?

Bursa’nın Mudanya ilçesinde okudum. İlkokul ve ortaokulu okuduğum bina, 1900’lü yılların başında yapılan bir papaz okuluymuş, Cumhuriyet’ten sonra normal okula dönüşmüş. Liseyi de Mudanya‘da okudum. Çok iyi öğretmenlerle okuduğumu düşünüyorum. Başarılı bir öğrenciydim. Üniversite yıllarım ise Türkiye’de 80 öncesi olayların olduğu döneme denk geldi. İstanbul’da hukuk fakültesinde okumak istiyordum ama gidemedim. Üniversitede yaşanan olaylar sebebiyle ailem okumamı istemedi. Bunun üzerinde ben de Bursa Eğitim Enstitüsü’nde okudum. 1977 yılında oradan mezun oldum. Eğitim hayatım Türkiye’nin en çalkantılı dönemine denk geldi yani. Enstitüden mezun olduktan sonra Fransa’ya gidince oradaki eğitimle Türkiye’deki eğitimi kıyaslama imkanına sahip oldum. Ve gördüm ki Bursa Eğitim Enstitüsü’ndeki fizik-kimya laboratuvarlarımız Fransa’daki üniversitelerden aşağı değilmiş. Ama yaşanan olaylardan dolayı üniversitelerimizin kapalı olması, hasar görmesi eğitimize zarar vermiş. Ben eğitim hayatı o dönemlere denk gelen neslin kayıp bir nesil olduğunu düşünüyorum.

CUMHURİYET’İN EN ÖNEMLİ REFORMU KÖY ENSTİTÜLERİYDİ

Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte eğitimde gerçekleştirilen devrimleri nasıl değerlendiriyorsunuz? O dönemde getirilen değişikliklerden sizce en önemlileri hangileriydi, neden?

Bu reformlar arasında en önemlilerinden biri Köy Enstitüleri’ydi. Bana göre Köy Enstitüleri’nin kapatılması Türkiye’nin kanayan bir yarasıdır. Şu an Dünyada bizim Köy Enstitüsü modelimizi uygulayan ülkeler var.  Mesela Danimarka’da ismi “Seminerium” diye geçen okullar bulunuyor. Tabii ki şimdiki çağa uygun okullar bunlar. Ancak öğretmen yetiştirme biçiminde Köy Enstitüleri modelini uyguluyorlar. Dolayısıyla Köy Enstitüleri adı altında kurduğumuz özgün modelin İskandinav modeli olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar İsmet İnönü zamanında kurulsa da Köy Enstitüleri Atatürk’ün eseridir. Atatürk, Latin harflerine geçişte İsveç alfabesini örnek alıyor. O alfabe modelini alırken de birçok şeyi inceliyor. İncelediği konular içinde en önemlilerinden biri öğretmen yetiştirme modeli. Sonrasında bu model örnek alınarak Türkiye’de Köy Enstitüleri kuruluyor.

“FMV Işık Okulları pek çok "ilk"i de hayata geçirmiş bir kurum. Cumhuriyet’in ilanı ile ilk kez hazırlık sınıflarından itibaren yabancı dil öğreten, henüz resmi okullarda uygulanmadan Arapça ve Farsça'yı programdan çıkaran yerine felsefe, sosyoloji, mantık, ticaret gibi dersleri koyan, ilk defa cinsiyet farkı gözetmeden karma eğitim yapan FMV Işık Okulları, Sokrates- Commennius programını Türkiye'ye getiren ilk okullardan biri olma özelliğini de taşıyor.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

17.12.1934'te okulun ellinci yılı kutlamaları sırasında Yönetim Kurulu okulun adını Işık Lisesi olarak değiştiriyor ve karar Atatürk tarafından gönderilen bir tebrik telgrafıyla onaylanıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

II. Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'in kuruluşuna kadar Feyziye Mektebi ‘nde müdürlük yapan ünlü eğitimci Nakiye Elgün, aynı zamanda Sultanahmet Mitingi’nin hazırlayıcılarından.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.