Eser Karakaş'ın yazısı: Eğitim üzerinden vesayet!




Star Gazetesi Yazarı Eser Karakaş, bugünkü yazısını eğitime ayırdı.

eser4+4+4 tartışmasının kendisi zaten çok önemli bir tartışma.
Meselenin eğitimde etkinlik boyutu var, eğitimde demokrasi boyutu var.

Bu meseleleri tartıştık, muhtemelen önümüzdeki günlerde daha da tartışacağız.

Bendeniz her türlü mesleki karar almanın çok ilerilere taşınmasını, yani kesintisiz eğitimi (eğitimde etkinlik) ama ailelerin her yaşta çocuklarına diledikleri formatta, tercihen de devlet tekeli dışında, din eğitimi verebilmelerini (eğitimde demokrasi) savunanlardanım.

Ancak, yasa tasarısının toplumda, TBMM’de, ekranlarda hararetli tartışılması beraberinde başka sorunların da, bir kısmı çok saçma, ortaya çıkmasına neden oluyor.

Bu saçma sorunların en başında da geleneksel katı, demokrasi alerjili cumhuriyetçilerin toplumsal alanın en önemli konularını demokrasi dışına taşıma merakı geliyor.

Geçenlerde bir kanalda İstanbul Üniversitesi’nin Kemal Alemdaroğlu dönemi rektör yardımcısı sayın Prof. Dr. Nur Serter’i izledim.

Nur Serter’in bildiğimiz diğer görüşlerine değinmeyeceğim ama bu kez ekrana çıktığında söylediği en ilginç (!) ifade, eğitimin eğitimcilere bırakılması, siyasetçilerin bu alana karışmaması gerektiğine ilişkin ifadeleri idi.

16 Mart’ta da CNNTürk’te başka bir eğitim programının bir bölümünü izledim, bu programda da bir eğitim sendikacısı hanım Nur Serter ile yaklaşık aynı şeyleri söyledi, siyasetçinin eğitim meselelerine karışmamasını önerdi.

Bu sendikacı hanım bir adım daha ileri gitti ve çok da ilginç (!) bir benzetme yaparak  “Beyninizde bir ur varsa bunu nasıl bir beyin cerrahına aldırıyor, bir ortopediste gitmiyor iseniz, eğitim meselelerinde de siyasetçiyi devreye hiç sokmamak lazım” dedi.

Eğitim meselelerinin eğitim şuralarında ya da Talim ve Terbiye Kurulu’nda uzmanlarca karara bağlanması, siyasetçinin de bu kararlara uyması gerektiğini ifade eden hanım, sözlerinin sonunda, biraz da alaycı bir ifade ile birilerinin Talim ve Terbiye Kurulu’ndan niçin hoşlanmadığını da gayet iyi bildiğini belirtti.

Evrendeki eğitime ilişkin tüm sorunları çözmüş bir havada konuşan, eğitim şuralarında alınan kararların bağlayıcı olmasını savunan bu hanım, anladığım kadarıyla, şura kelimesinin etimolojisi üzerine hiç kafa yormamış.

Malum, şura kelimesi istişare etmekten, yani danışmaktan gelen bir kelime; bu tür şuralar siyasetçiye, yani nihai karar alıcıya danışmanlık yapmak için toplanan meclisler, siyasetçiye öneriler üretiyorlar, siyasetçi kararını kendi veriyor, şuraların bağlayıcı karar almaları demokrasilerde imkansız, demokrasinin özüne aykırı.

Anti-demokrasi cephesinde bu tuhaf görüş sadece eğitimle de sınırlı değil.

Bu anti-demokrasi cephesi siyasetin ulusal savunmaya da, dış politikaya da, hatta illerin yönetimine karışmasına da çok karşıdır.

Ulusal savunma politikalarını uzmanlar, yani askerler belirlemelidirler, dış politika kararlarını da yine uzmanlar yani hariciye diplomasisi almalıdır; merkezi yönetimin ürettiği kamu hizmetlerinin illerdeki acentaları, dağıtıcısı, koordinatörü olan valilere de ‘devletin valisi’ gibi tuhaf, saçma, anlamsız bir isim takabilmişlerdir.

Seçilmiş siyasetçiler ise yol, su, elektrik, köprü, baraj üretmekten başka bir işe karışmamalıdırlar.

1950’de DP iktidara geldiğinde oluşan bu anti-demokrasi görüşünün 2012’de, eğitim yasa tasarısı vesilesiyle hortlamasına bizim ülkemizde şaşmamak gerekir, toprak münbittir, cahilimiz ve vesayetçimiz çoktur.

twitter.com/KarakasEser

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.