Logo

Başbakan Erdoğan’a fahri doktora unvanı verildi

Kategori: Gündem
Cumartesi, 30 Haziran 2012 10:29 tarihinde oluşturuldu



Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a Erzurum Atatürk Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi.

Başbakan Erdoğan’a fahri doktora unvanı verildiAtatürk Üniversitesi Rektörlüğü, Başbakan Erdoğan'a, uluslararası ilişkiler alanında fahri doktora unvanı verdi. Bu amaçla düzenlenen törene katılan Başbakan Erdoğan, yaptığı konuşmada, tevdi edilen fahri doktora unvanından dolayı çok büyük bir gurur ve heyecan duyduğunu ifade etti.

Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak'a, üniversite senatosuna ve tüm çalışanlara teşekkür eden Erdoğan, Atatürk Üniversitesi'nin sadece Erzurum ve Türkiye'nin değil, tüm Doğunun en önemli ve en görkemli üniversitelerinden biri olduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan, ''Dış politikada tribünlerde kalmak, Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetti. Türkiye, tribünlerde kalabilecek bir ülke asla değildir. Türkiye, mutlaka ve mutlaka sahaya inmek, sahada kalmak zorunda olan bir ülkedir'' dedi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye, 1950 yılına kadar, içe dönük, dışa kapalı bir toplum görüntüsü verdi. 1950-1960 yılları arasında, Menderes döneminde bu içe kapanık yapı kırılırken, 1960 darbesiyle birlikte Türkiye yeniden içine kapandı. Bu kısır döngü 1980'lere, Özal dönemine kadar devam etti. İçe kapanık Türkiye'de, iç siyaset ile dış siyaseti ayrıştıran, dış siyasette sorun yaşamamayı esas alan bir anlayış vardı. Sorundan uzak durma kaygısı, Türkiye'yi dış siyasette idare-i maslahatçı bir ülke konumuna sürüklemişti. Türk dış politikası statik yani durağan bir vizyona sahipti.''

''Risk almazsanız başarıyı yakalayamazsınız''

Tarih, kültür, medeniyet birikimini, komşuları, kardeş ve akraba toplulukları yok sayan bir dış politikanın Türkiye siyasetine egemen olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şu anda kimilerinin çıkıp Türkiye'nin mevcut dış politikasını eleştirdiğini dile getirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:

''Bu eleştiriler son derece manidardır. Zira bu eleştiriler, işte o 1940 model dış politika anlayışının bir tezahürüdür. 'Aman sorun çıkmasın' diyerek, Türkiye'de çok uzun yıllar dış politikada adım dahi atılmamıştır. 'Aman risk almayalım, aman hiç kimseyi ürkütmeyelim' diyerek, Türkiye'nin dış politikada on yılları çarçur edilmiştir. Ekonomi bir risktir, siyaset bir risktir. Aslında hayat bir risktir. Risk almazsanız başarıyı yakalayamazsınız. Dış politikada tribünlerde kalmak, Türkiye'ye çok ağır bedeller ödetti. Türkiye, tribünlerde kalabilecek bir ülke asla değildir. Türkiye, mutlaka ve mutlaka sahaya inmek, sahada kalmak zorunda olan bir ülkedir. Bunun riskleri olabilir, bunun geçiş süreçleri olabilir, zaman zaman sorunlar yaşanabilir. Ancak, 'sorun çıkacak' diyerek, Türkiye pısırık bir politikayı, geleceğe ağır faturaları olan bir politikayı bu saatten sonra idame ettiremez, ettirmeyecektir.

Bugün Türkiye, statik dış politikadan dinamik dış politikaya geçmiştir. Türkiye'nin dünya ile arasındaki perde kalkmıştır, ufku genişlemiştir.''

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.