Kültür Anaokulları’nda eğitimin odağında bütünsel gelişim yer alıyor




İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Anaokulları’nda uygulanan eğitim programı İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi desteği ile sürekli geliştiriliyor, izleniyor ve revize ediliyor. İlk deneyimlerin sadece akademik başarıya değil, yaşam başarısına da odaklı olması gereğinden yola çıkarak odağa çocukların bütünsel gelişimini yerleştirdiklerini belirten İKEK Anaokulları Koordinatörü Elvan Kandemir ve İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran ile ana okulu eğitimi üzerine konuştuk.

ikekİstanbul Kültür Eğitim Kurumları okul öncesi eğitimde hangi yöntemleri uyguluyor?
Elvan Kandemir: İstanbul Kültür Eğitim Kurumları Anaokullarının eğitim programlarını oluştururken çocuğun kendini tanıması ve bireysel becerilerinin ortaya çıkmasını sağlayan, araştırmayı ve keşfi teşvik eden, öğrenmeyi sevdiren, gelişen dünyaya uyum sağlayan özgün bir eğitim programı sunmayı hedeflemiştik. Eklektik bir model oluşturduk ve Montessori, Reggio Emilia, High Scope, Waldorf, Proje Yaklaşımı ve Çocuktan Çocuğa Yaklaşım olarak belirlediğimiz dünyadan başarılı örnekleri kendi temel yaklaşımımıza entegre ettik. İlk deneyimlerin sadece akademik başarıya değil, yaşam başarısına da odaklı olması gereğinden yola çıkarak odağımıza, çocuklarımızda bütünsel gelişimi yerleştirdik. Bilişsel, sosyal-duygusal, dil ve fiziksel gelişimini desteklemek üzere eğitim programımızda özel bölümler oluşturduk. Yaparak, yaşayarak öğrenmeye ağırlık verdik.

elvan_kandemirOkul Öncesinde sınıf dışı etkinliklerin önemi nedir? Uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Elvan Kandemir: Okul öncesinde sınıf dışı etkinlikler, aslında yaparak, yaşayarak öğrenme yönteminin en etkin kullanıldığı alanlardır. Çağdaş eğitim sistemlerinde, eğitimin her kademesinde öğrenme ve uygulama arasında sağlam bir köprü oluşturmanın önemi vurgulanmaktadır. Biz de İKEK Anaokulları olarak çocukların algılarının en açık olduğu okul öncesi dönemde, bu köprüleri oluşturmak için programımızda sınıf dışı etkinliklere bolca yer veriyoruz. Sınıf dışı etkinliklerin en önemlilerinden biri konularımızla bağlantılı olarak yaptığımız geziler. Sınıfta taşıtlar ve trafik ile ilgili bir konu işliyorsak taşıt müzesine veya trafik parkuruna gitmek ve öğrendiklerimizi görerek, yaşayarak pekiştirmek örnek olarak verilebilir. Ancak anaokullarımızda sınıf dışı etkinlikler sadece çevre gezileri ile sınırlı değil. Sınıf dışı eğitimin amacının bireyin içinde bulunduğu dünya ile ilgili bilgi, görgüsünü arttırmak, olumlu tutum ve davranış geliştirmek olduğu düşünülürse, gidilen sinema ve tiyatrolar, çocuklarımız tarafından hazırlanan sergiler, gösteriler, açık havada yapılan fen ve doğa gözlemlerinin hepsi yaptığımız sınıf dışı etkinliklere örnek teşkil eder.

ÇOCUK HAZIRSA OKUL ÖNCESİ EĞİTİME BAŞLAYABİLİR
Okul öncesi eğitim neden önemlidir? Okul öncesi eğitime en uygun başlama yaşı kaçtır?
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran: Okul öncesi eğitim, öncelikle çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının profesyonel bir şekilde karşılanması, çocuğun içinde yaşadığı topluma uyumunu kolaylaştırması, sonraki eğitim basamaklarına çocuğun hazır bulunurluğunu üst düzeye çıkarması ve çocuğun uzun vadeli akademik yaşantısında olumlu etkiler yaratması açısından önemlidir. Okul öncesi eğitim, çocuğun gelişiminin dengeli bir şekilde desteklenmesine olanak sağladığı için çocukların mutlu, kendine güvenen ve akademik yeterlilikleri üst düzeyde bireyler olmasını desteklemekte; aynı zamanda da öncelikle içinde yaşadığı topluma ve sonrasında ise evrensel değerleri benimsemiş bir şekilde dünyaya önemli katkılar sunan bireyler olmalarına olanak sağlamaktadır.
Okul öncesi eğitime başlama yaşı tartışmalı olmasına rağmen biz uzmanlara göre çocuk gelişimsel olarak hazır ise okul öncesi eğitime başlayabilmedir. Gelişimsel hazır bulunurluk, çocuğun gelişim alanları yeterliliğinin yerine getirebilmesi yani; yönergeleri alabilmeleri, gelişimlerine uygun uygulanan aktivitelere zorlanmadan katılabilmeleri, özbakım becerilerini yerine getirebilmeleri çocuğun okul öncesi eğitime başlaması için yeterli yeterliliklerdir. Bir yaş söylenmesi gerekirse, 36 ay yani 3 yaşından itibaren çocuk okul öncesi eğitime başlayabilir. Bununla birlikte bakım destekli eğitim ortamı dediğimiz kreşlere ise 24 ay yani 2 yaşından itibaren başlayabilir.

mehmet_toranOkul öncesi eğitimde son dönemde öne çıkan yaklaşımlar ve bu konuda değerlendirmeleriniz nelerdir?
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran: Okul öncesi eğitimde son zamanlarda birçok yaklaşım ve yöntem öne çıkmaktadır. Ancak bu yaklaşım ve yöntemlerin nitelikli bir şekilde uygulanması, bu uygulamaları gerçekleştirebilen okul öncesi öğretmenlerin yeterlilikleri ile doğru orantılıdır. Bununla birlikte Türkiye’deki okul öncesi eğitim kurumlarında yeni yöntemlerin (GIMS, STEM, PwP vb.) yaygın olarak denendiğini söyleyebiliriz. Uygulanan ya da uyarlanmaya çalışılan bu yöntem ve yaklaşımların kültürel farklılıklara uyarlanması büyük bir önem taşımakla birlikte çocukların bireysel farklılıklarına ve gelişimsel ihtiyaçlarına özel dikkat çekilerek uygulanması çocukların yüksek yararının gözetilmesinde büyük bir önem taşımaktadır.

KÜLTÜRDE İNGİLİZCE YAŞAMIN İÇİNDE
Okul öncesinde yabancı dil eğitim politikanız hakkında neler söyleyebilirsiniz? Yabancı dil konusunda öğretmenlerinizi nasıl seçiyorsunuz?
Elvan Kandemir: Erken yaşlarda dil gelişimi çocuğun bilişsel gelişiminde önemli bir yere sahiptir ve erken yaşların yabancı dil öğrenmeye en yatkın yıllar olduğu bilinir. Dil becerileri gelişmiş olan çocuklar, hem akademik başarısı daha yüksek hem de yabancı dil öğreniminde daha başarılıdır. Bu düşüncelerden hareketle anaokullarımızda yabancı dilin yanı sıra, anadil üzerine de odaklandık ve her iki dili de etkin kullanan çocuklar yetiştirmeyi hedefledik. Dolayısı ile anaokullarımızda günlük akış içerisine yayılmış zengin dil etkinlikleri ile çocukların dil gelişiminin desteklendiği, birbirine paralel yürüyen, özgün Türkçe ve İngilizce eğitim programlarının kullanıldığı bir sistem uyguluyoruz. Anaokullarımızda şu anda eğitim programımız her yaş grubunda yarım gün İngilizce olarak yürütülüyor. Sınıf öğretmenlerimiz ve İngilizce öğretmenlerimiz ortak planlama yaparak etkinlikler oluşturuyorlar. Yine yaparak, yaşayarak öğrenme yönteminin bir parçası olarak, İngilizce öğretmenlerimiz tam zamanlı olarak okullarımızda bulunuyorlar. Yemek saatleri de dahil olmak üzere her an çocuklarımızla birlikteler. İngilizce, bu şekilde öğrencilerimiz tarafından hayatlarının bir parçası olarak algılanıyor ve benimseniyor.
Okul öncesi dönem çok özel bir dönem ve ister Türk, ister yabancı olsun; bu yaş grubu ile ilgilenen her bir öğretmenin, erken çocukluk döneminde olan öğrencilerin özelliklerini iyi bilen ve iletişim becerileri son derece gelişkin kişiler arasından seçilmiş olması çok önemli. İKEK Anaokulları olarak İngilizce çalışmalarımızda ana dili İngilizce olan veya anadil düzeyinde İngilizce bilgisi olan Türk öğretmenlerle işbirliği yapıyor ve öğretmenlerimizin konularında ve alanlarında bilgili ve pedagojik formasyona sahip kişiler olmalarına azami özen gösteriyoruz.

Okul öncesi eğitim konularında üniversitelerle iş birlikleriniz var mı? Varsa nasıl bir ortak çalışma yürütüyorsunuz?
Elvan Kandemir: En güçlü iş birliğimiz elbette ki kendi üniversitemiz olan İstanbul Kültür Üniversitesi ile… 2013-2014 akademik yılında İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde hizmete başlayan Eğitim Fakültemiz bize sınırsız kaynak ve destek sağlıyor. İstanbul Kültür ve Kültür2000 Kolejleri olarak İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin desteğiyle dünyadaki en yeni ve ileri uygulama tekniklerini eğitsel süreçlerimize dahil edebiliyoruz. Kurumsal anlamda eğitimin ilk basamağı sayılan anaokullarımızın eğitim programı ve akademik çalışmalarımız Eğitim Fakültesi desteği ile yeni bir yaklaşım ve anlayışla geliştiriliyor, izleniyor ve revize ediliyor. Aynı şekilde öğrenme ortamlarımız, ölçme değerlendirme sistemimiz gözden geçiriliyor, değerlendiriliyor ve geliştiriliyor. Öğretmenlerimizin hizmet içi eğitimlerinde, veli eğitim ve seminerlerimizde akademisyenlerimizden destek alıyoruz.
Türkiye’de okul öncesi eğitimin gelişimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu alanda önerileriniz nelerdir?
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Toran: Türkiye’de okul öncesi eğitimin gerekliliğine olan inanç geçmişe oranla oldukça yüksek düzeydedir. Ailelerin bilinçli arayışları, okul öncesi eğitim hizmeti sunan kurumların pedagojik olarak kendilerini yenilemeleri, umut verici düzeydedir. Bununla birlikte MEB’in okul öncesi eğitim kurumlarına olan önemli düzeydeki yatırımları ve tüm çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına erişimleri için gerçekleştirilen çalışmalar sosyoekonomik farklılıkların giderilmesinde önemli bir adım olarak kabul edilebilir.
Okul öncesi eğitimin tüm çocuklar için erişilebilir olabilmesi için zorunlu, ücretsiz ve çocuğun yüksek yararını benimseyen uygulamaların gerçekleştirilmesi önem taşımaktadır. Bu bağlamda esnek programların uygulanması, öğretmen niteliğinin arttırılması ve eğitim kurumlarının fiziksel donanımlarının güncel olması gerekmektedir. Çocuk nüfusuna paralel okul öncesi eğitim kurumlarının sayısının arttırılması, nitelikli hale getirilmesi ve tüm çocukların okul öncesi eğitimden yararlanması büyük önem taşımaktadır.
HAVALAR SOĞUK DIŞARI ÇIKMIYORUZ DİYEN OKULDAN UZAK DURUN
Veliler, okul öncesi eğitim kurumlarını seçerken nelere dikkat etmeliler?
Elvan Kandemir: Okul öncesi dönemde çocukların birincil ihtiyacı sevgi ve şefkatle sarmalanmaktır. Mekan çok göz alıcı olabilir, ancak okul seçerken mekanın görsel üstünlüğünden ziyade, çocuklardan yansıyan mutluluk ve neşeyi görmek, yöneticilerin, öğretmenlerin, okulda görev yapan tüm personelin sevgi ve şefkatini hissetmek önemlidir. Anne babaların en kıymetli varlıkları ile ilgilenecek olan o insanların zihniyetlerine yakından bakmaları, “Benim çocuğumla ilgilenecek olan insanlar kimler? Eğitimci vasıfları var mı? Eğitime nasıl bakıyorlar? Ve en önemlisi onların eğitim anlayışı benim beklentilerimle örtüşüyor mu?” sorularına cevap aramaları okul seçiminde hayati önem taşır. Anne babaların seçeceği okul mutlaka bir kurum kimliği olan, denetlenen, belgeli, ruhsatlı bir okul olmalıdır.
Anaokulunda karşılaşacağı öğretmen, onun ilk öğretmeni, ilk rol modeli olacak, ona okulu ve öğrenmeyi ya gerçekten sevdirecek ya da sevdiremeyecektir. O halde o öğretmenin kimliği, eğitimi ve deneyimi anaokulu seçiminde üzerinde hassasiyetle durulması gereken diğer bir noktadır diyebiliriz.
Her okulun mutlaka bir akademik programı vardır. Bu program bilimsel temelli midir? Küçük yaş grubuna uygun içi dolu bir program mıdır? Okul, bu konuda anne babayı ikna edebilmelidir. Gene aynı şekilde anne babalar okulun, çocukların sosyal-duygusal alanda hızla geliştikleri bu dönemde öğretim kadar eğitime de önem verip vermediğini, programlarında yaş gruplarında, bale, dans, müzik, spor gibi branş çalışmalarına yer verip vermediğini mutlaka sorgulamalı ve öğrenmelidir.
Anne babalara okul seçiminde fiziksel şartları incelerlerken, sınıfların genişliğine, havadarlığına ve bahçeye odaklanmaları, hatta bahçenin ne sıklıkla kullanıldığına dair bilgi edinmeleri, “Havalar soğuk olduğunda velilerimizin arzusu doğrultusunda bahçeye çıkmıyoruz” gibi söylemleri olan okullardan uzak durmaları önerilebilir.
Ve tabii hijyen ve sağlık uygulamaları önemli. Sonrasında pişman olmamak için bir reviri, çocuklarla yakından ilgilenen bir hemşiresi, bir sağlık politikası, dengeli bir beslenme programı olan okulları tercihe etmeye özen gösterilmelidir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.