İTÜ'de gelenekleri bozmadan, dünyaya ayak uydurduk




Geçtiğimiz yıl 238. kuruluş yılını kutlayan İstanbul Teknik Üniversitesi'nin üç yıldır rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Muhammed Şahin; “Bu 3 yılda kurumun 238 yıllık geleneğini bozmadan, dünyadaki gelişim ve değişimlerine ayak uydurmasını sağladık” diye konuştu. Rektörlüğünü yaptığı İstanbul Teknik Üniversitesi'nin eski mezunlarından olan Şahin; “Benim önceliğim öğrencilerimdir, onların bana istedikleri zaman ulaşamaması söz konusu bile değildir” dedi.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahinİstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü olarak öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Rize Pazar Lisesi'nden mezun oldum ve 1983 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeodezi ve Fotogrametri Bolümü'nü kazandım. Mesleğe ilgim ve iş alanının geniş olması nedeniyle bu bölümü tercih etmiştim. 1984'te ise İTÜ'ye yatay geçiş yaptım. 1987 yılında ise yine aynı bölümden, bölüm birincisi olarak mezun oldum. Mezun olduktan hemen sonra İTÜ'de Yüksek Lisansa başladım. İlk yıl İngilizce Hazırlık okuyacaktık, o sırada Milli Eğitim Bakanlığı yurtdışı sınavları açıldı. Bakanlık, yurtdışına master ve doktora öğrencisi gönderiyordu. O sınavlara başvurdum ve benim bölümümde başvuranlar arasında birinci olmuştum. Gideceğimiz ülkeyi Bakanlık belirlemişti. Benim terciğim Amerika olmasına rağmen, Bakanlık benim mesleğimle ilgili çalışmalar için İngiltere'nin daha uygun olacağını öngördü. İngiltere'ye gittim ve 1991 yılında University College London'da masterı tamamladım.1994 yılında ise University Newcastle Upon Tyne'da doktoramı tamamladım. Doktoramın son aşamasında Amerika'da Nasa'ya proje yapan bir birim olan Jet Proportion Laboratory'ye başvurdum ve oradan kabul edildim. İngiltere'de ki hocama bu başvuru durumumu anlatınca, Amerika yerine İngiltere'de kalmam gerektiğini ve beni İngiltere'de görmek istediklerini söyledi. Amerika'ya bu durumu anlattığımda bana bir sene müddet verdiler. Bende bu bir sene zarfında kararımdan vazgeçtim ve Türkiye'ye geri döndüm. Türkiye'ye döndüğüm zaman, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurtdışına burslu gönderildiğim için bakanlığa hangi üniversitede kalmam gerektiğiyle ilgili 3 tercih yapmam gerekti. Ben birinci sıraya İTÜ yazdım ve verdim, diğer iki tercih hakkımı kullanmadım. Ya beni İTÜ'ye yollayacaklardı ya da uygun gördükleri yere göndereceklerdi. Bu hareketim onlar gözünde ne kadar kararlı olduğumu göstermiş olacak ki, beni İTÜ' ye atadılar.

36 YAŞINDA GENÇ BİR PROFESÖR
1994 yılında İTÜ'de Yardımcı Doçent olarak göreve başladım. 27-28 yaşında Üniversite Araştırma Fonu'nun Raportörlüğü görevini aldım. 1996 yılında Rektör Danışmanı olarak görevine getirildim. 1998 yılında doçent oldum, o dönem askere gittim. 2002 yılında 36 yaşında profesör oldum. İTÜ'de Teknokent kuruluş aşamasında görev aldım. Üniversiteye projeler kazandırdık, bu projelerle ilgili Devlet Planlama Teşkilatıyla bağlantılar kurdum. 2004 yılında Anabilim Dalı Başkanlığı yaptım. Bu çok istediğim bir görev değildi. Çünkü ben ya rektör olarak görev yapmak ya da araştırmacı olarak yoluma devam etmek istiyordum.
O dönem Anabilim Dalı Başkanımızın rahatsızlanması nedeniyle bu görevi yapmak durumda kaldım. Bu dönem araştırmacı kimliğimi öne plana çıkarma fırsatı yakaladım. Projeler aldım, projelerimin yıllık bütçesi üniversitenin araştırma bütçesinin beşte biriydi. Projelerimde, 50'nin üzerinde hoca, 24 mühendis çalışıyordu. 2008 yılında da İstanbul Teknik Üniversitesi'nin Rektörlük görevini devraldım.

ALDIĞIMIZ GÜZEL GERİ DÖNÜŞLER BİZE GÜÇ VERİYOR
Böyle köklü bir üniversitenin rektörü olmak nasıl bir duygu? Size nasıl sorumluluklar getiriyor?
Bu kadar köklü bir üniversitenin rektörü olmak büyük sorumluluklar getirdi. Her şeyden önce, başardıklarıyla Türkiye'nin geleceğini şekillendiren, bilim, teknoloji ve araştırmada öncü bir kurumun başında olmak çok gurur verici. 238 yıldır gelenekleriyle yaşayan bu kurumun geleneklerini bozmadan, dünyadaki değişimlere ayak uydurmak zorundasınız. Üniversiteyi o yönde geliştirmek zorundasınız. Biz, üniversiteyi 3 yıldır gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde çok iyi yerlere getirdik. Üniversitemizi geliştirmeye ve değiştirmeye çalıştık. Kafamızı kuma gömüp sadece “Biz iyiyiz, biz köklü bir kurumuz” demedik. Yaptığımız hizmetler karşılığında aldığımız geri dönüşler bize güç veriyor.

ÖNCELİĞİM, ÖĞRENCİLERİMDİR
Rektör olduktan sonra öğrencilerinizle olan ilişkileriniz değişti mi?
Göreve geldiğimden bu yana her hafta 'Yönetim Kurulu ve Senato' yaparım. Rektörlük görevini üstlendiğimden bu yana öğrenci temsilcisini 'Yönetim Kurulu ve Senato'ya almaya başladım. Aynı şekilde fakülte kurullarında da öğrenci temsilcileri yer almaktadır. Bu üniversitenin gerçek anlamda havasını değiştirdi. Öğrencilerin, söz sahibi olduklarını bilmeleri, üniversiteye karşı inanılmaz bir güven ve aidiyet duygusu sağladı. Bu uygulamadan sonra, öğrencilerimden çok güzel dönüşler almaya başladım. Benimle görüşmek isteyip randevu almak isteyen, her öğrencim benimle rahatlıkla görüşebilir. Kurulduğumuz günden bu güne 120 bin ile 130 bin arası mezun vermişiz. Öğrencilerimiz ve mezunlarımızla çok kalabalık bir aileyiz. Bu kadar çok mensubun talebine cevap vermek kolay değil ama biz veriyoruz. Öğrencilerimle kantinde otururum, onlarla muhabbet ederim.
Benim önceliğim öğrencilerimdir. Üniversitemizin bünyesinde toplam 2200 akademik personel görev alıyor.Öğrenciler, Türkiye'nin en seçkin akademisyenlerinden ders alıyorlar. Yaklaşık 12 öğrenciye 1 akademik personelin düştüğü İTÜ'de hoca öğrenci ilişkileri son derece sıcaktır.

PARLAK BİR ULUSLARARASI GÖRÜNÜM
İTÜ'nün, köklü bir kurum olmasının yanı sıra diğer üniversitelerden farkları nelerdir?
Uluslararası saygın bir değerlendirme kuruluşu olan QS World University Ranking 2010 yılı verilerine göre mühendislik ve teknoloji alanında üniversitemiz dünya genelinde 129. sırada ve Türkiye'de de 1. sırada yer almıştır. Aynı şirket 2011 yılında üniversiteleri ilk kez bölüm bazında değerlendirmeye almış, bu değerlendirmeye göre İTÜ'deki bölümlerin bazıları ilk 150'ye bazıları da ilk 200'ye girmiştir. Burada da Türkiye'den ilk 200'de bölümleri yer alan tek üniversite İTÜ olmuştur. Diğer yandan, bölümlerimiz ABET, NAAB ve IMO gibi uluslararası akreditasyon kuruluşlarından alınmış eşdeğerliğe sahiptir. Başka bir deyişle İTÜ diploması, dünyanın her ülkesinde tanınan ve kabul gören bir diplomadır. Öğrencilerimizin aldıkları dünya standartlarındaki eğitimi, akıcı bir yabancı dille birleştirebilmeleri için Teknik Üniversite, 2010 yılından itibaren yüzde 100 İngilizce eğitime geçmiştir. Ancak İTÜ'nün geleneksel eğitim sistemi olan yüzde 30 İngilizce'den de vazgeçmemiştir.

ÖĞRENCİLERİMİZ YURT DIŞI EĞİTİM VE STAJ OLANAKLARINA SAHİP
İTÜ'yü öğrencilerin yurt dışına açılan kapısı olarak tanımlamak yanlış olmaz. Birçok farklı program bünyesinde öğrencilerimiz yurt dışı eğitim ve staj olanaklarına sahiptir. Bunların başında ERASMUS Programı'nı sayabiliriz. İTÜ, Avrupa genelinde bir öğrenci değişim programı olan ERASMUS Programı ile en çok öğrenci gönderen üniversite durumunda. Ayrıca, Avrupa'nın çeşitli üniversitelerinden de bu program çerçevesinde İTÜ'ye gelen birçok öğrenci bulunuyor. ERASMUS Programı kapsamında çok öğrenci göndermek ve almak kadar önemli bir başka konu da hangi üniversitelerle anlaşma yaptığınızdır. İTÜ'nün tüm fakülteleri, alanlarında en kaliteli eğitimi veren Avrupa üniversiteleriyle ikili anlaşmalara sahip. Teknik Üniversite, IAESTE ve AISEC gibi yurt dışında staj olanakları sağlayan uluslararası kuruluşlarla da yakın ilişki içinde. Mühendislik öğrencilerine staj olanağı sağlayan IAESTE'nin Türkiye temsilcisi İTÜ'dür. İTÜ'nün sağladığı yurt dışı eğitim olanaklarında, Uluslararası Ortak Lisans Programları önemli bir yere sahip. State University of New York (SUNY) ile yaptığımız ikili anlaşma çerçevesinde öğrencilerimiz 2 sene İTÜ'de, 2 sene ABD'de SUNY'de eğitim alıyor ve mezun olduklarında hem İTÜ hem de SUNY diplomasına sahip oluyorlar.

ÜNİVERSİTE BÜTÇESİNDEN PROJE BAŞINA 35 BİN LİRA VERİYORUZ
İTÜ öğrencileri çok fazla projeyle gündeme geliyor. Projelere ne gibi desteklerde bulunuyorsunuz?
Öğrencilerin özellikle uluslararası projelerine proje başına yılda 35 bin lira üniversite bütçesinden vermekteyiz. Vakıfarın desteğiyle de bu destek 50 bin lirayı buluyor. Öğrenciler yönetimden bu desteği gördüğü zaman, şirketlerden de destekler istiyorlar. Bizim mezun ağımız çok geniş olduğu için, her mezun kendi öğrencisine destek veriyor. Biz üniversite olarak projeye sadece gönül desteği vermiyoruz, cüzdan desteği de veriyoruz. Büyük şirketlerin sosyal sorumluluk projelerine desteklerinin artması, öğrencilerimize dışarıdan çok fazla destek gelmesini sağlıyor. Birçok öğrencimiz ulusal ve uluslararası yarışmalara katıldıkları projelerle derece yapıp geliyor. Destek olmayan şirketler de, bu dereceler sonrası bizi arayıp destek vermek istediklerini söylüyorlar.

EVİN VE ÇOCUKLARIN SORUMLULUĞU EŞİMİN ÜZERİNDE
Bu yoğunlukta kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ben bu yoğunlukta kendime çok fazla vakit ayıramıyorum. Biri on yaşında biri de iki buçuk yaşında iki çocuğum var. Çok özlüyorlar beni. Bazen oğlumla dersleri hakkında konuşuyoruz, kızım daha çok küçük beni görmek istiyor, oyun oynamak istiyor. Yurtdışı seyahatlerimizin olması nedeniyle evde fazla olamıyorum. Aslında bizim konumuzda olan herkes çok yoğun, sadece ben değil. Benim dezavantajım, çocuklarımın çok küçük olması. Evin ve çocuklarımızın sorumluluğu ağırlıklı olarak eşimde. Kendisi de daha önce özel sektörde çalışmasına rağmen, kendisini çocuklarına adadı. Ben daha çok çocuklarımı öpüp, sevmekle yetiniyorum.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.