Bir ‘dünya insanı’ gibi yetiştirildim




Yolu hem Galatasaray’dan hem de Boğaziçi’nden geçen İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Remzi Sanver’la röportaj

İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Remzi SanverBabası gibi aile geleneğini devam ettirerek Galatasaray Lisesi’ni kazanan İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. M. Remzi Sanver, Galatasaraylı olmasının hayatta hem güç verdiğini, hem de yol gösterdiğini söylüyor. Sonrasında Boğaziçi Üniversitesi’nde eğitimine devam eden Sanver, Boğaziçi’li olmanın da kendisine çok önemli değerler kattığını ve gurur duyduğunu dile getirerek, “Çok önemli kararları üniversite yaşantım boyunca aldım ve uyguladım” diyor.

Öncelikle eğitim hayatınızdan bahsedebilir misiniz? Hangi okullarda okudunuz? Nasıl bir öğrenciydiniz?

Hem çok önemli gelenekleri barındıran bir aile yaşamım oldu, hem de çok önemli gelenekler üzerinde yükselen kurumlarda eğitimimi tamamladım. Galatasaray Lisesi mezunuyum, babam gibi, aile geleneğini devam ettirerek Galatasaray Lisesi’ni kazandım ve sekiz yıl orada okudum. Çok ilginç ve önemli bir camiaya da böylelikle daha eğitimin ilk basamaklarında adım attım. Lise, hem Fransız eğitiminin önemli ve sert sistemini içerir, hem de yazılı olmayan fakat önemle riayet edilen kurallar çerçevesinde büyük bir girişimcilik ve özgürlük boyutu verir. Her şeyin ötesinde, Lise’nin kapısından çıktığınız zaman, bambaşka bir dünyaya girersiniz ve karşınızda, İstanbul’un muhtemelen en renkli sosyal dokusunu barındıran çiçek pasajı ve Beyoğlu çevresi vardır. Hem dünyayı, hem de toplumun genelde pek bahsedilmeyen kesimlerini öğrenerek büyürsünüz. Bunun yanında, hayat boyu sürecek bir dostluk ve dayanışma geleneğinin içinde bulursunuz kendinizi. Galatasaraylılığım bana hayatta hem güç verdi, hem de yol gösterdi diyebilirim. Üniversiteyi Boğaziçi’nde okudum, yüz yılı aşkın geleneği olan bu Üniversiteye severek ve isteyerek girdim. Boğaziçi’nin gelenekleri, Galatasaray Lisesi’ne hiç benzemiyordu. Alışmam zaman aldı, ancak bana çok önemli değerler kattığını söylemeliyim. Çok önemli kararları üniversite yaşantım boyunca aldım ve uyguladım. Bir Boğaziçi mezunu olmaktan da hep gurur duydum, söylemeden geçmek istemem. İyi bir öğrenciydim, ancak sosyal yaşantıyı da hiçbir zaman göz ardı etmeyen bir yapıya sahiptim.

En sevdiğiniz ve unutamadığınız öğretmenleriniz hangileriydi?

Gerek Galatasaray, gerek Boğaziçi’nde öğretmenlerim, ortalamanın genellikle çok üstünde, dirayetli ve birikimli eğitmenlerdi. Hepsinden öğrendiklerim oldu, hepsine de müteşekkirim. Ancak Prof. Dr. Murat Sertel, hem öğretmenim, hem meslektaşım, hem de dostluğunu benimle paylaşan bir büyüğüm olarak yaşantımda apayrı bir yer tutar, bunu da söylemek isterim. Onun adına kurduğumuz Araştırma Merkezi, BİLGİ’deki en önemli girişimlerimden biri oldu.

Çocukluğunuz nasıl ve geçti? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Çok renkli bir çocukluk yaşadım. İki kardeştik, ailem son derece kozmopolit diyebileceğim bir yaşam biçimine sahipti. Evimiz hem anne, hem de baba tarafından Osmanlı döneminde ve Cumhuriyette kendi alanlarında iz bırakmış insanların hatıralarıyla ve resimleriyle doludur. Babamın serbest meslek sahibi olması, annemin inanılmaz bir sosyal ilişkiler ve sorumluluklar ağını yönetmesi, çocukluğumun çok geniş ve değişik ülkelerden gelen insanlar içinde, mutlu biçimde geçmesini sağladı. Çocukluğumun bir kısmı da, babamın doktorası için gittiğimiz Kanada’da geçti. En küçüklüğümden bu yana, bir “dünya insanı” gibi yetiştirildim diyebilirim.

Çocukken hangi mesleği yapmak istiyordunuz?

Hatırlamıyorum desem? İnsan çocukken nasıl bir meslek yapacağı konusunda bir takım hayaller kurar, tabii ben de kurduğumu hatırlıyorum, ancak her ne iş olursa olsun, bol kitap okuyacağım, kitaplardan uzak olmayacağım bir meslek hayal ettiğimi hatırlıyorum.

Endüstri Mühendisliği bölümünde eğitim almaya nasıl karar verdiniz?

Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, hem hocaları hem öğrencileriyle çok önemli bir kurumdur. Büyük ölçüde, mezunları yöneticiliğin çok çeşitli boyutlarını üstlenir. Bu anlamda, Endüstri Mühendisliği bana, hem matematik düşünceyi hem de yöneticiliğe hazırlığı bir arada yapabileceğim bir dal olarak geldi. Lisansımı tamamladıktan sonra, olduğu gibi matematiksel ekonomiye yöneldim, Yüksek lisans ve Doktora derecelerimi bu alanda aldım. Tüm araştırmalarım ve çalışmalarım, lisans sonrasında matematiksel ekonomi ve oyunlar kuramı üzerinde yoğunlaştı.

Üniversiteye nasıl hazırlanmıştınız? Dershaneye gitmiş miydiniz?

Galatasaray’dan mezun olmak başlı başına yoğun bir hazırlığı gerektiriyordu, kısa bir dönem de olsa Lise son sınıfta Fen Bilimleri Dershanesine giderek “test” usulü sınav sistemine alışmaya çalıştım. Bu tür bir sınav sisteminin çok yararlı olduğunu düşünenlerden değilim.

Akademik kariyer yapmaya nasıl karar verdiniz?

Büyük ölçüde Murat Sertel’i tanıyıp, onunla çalışmaya başladıktan sonra, hem akademik kariyer, hem de çalışacağım alan konusunda düşüncelerim berraklaştı.

ÖĞRENCİLERE KAPIM HEP AÇIKTI

Rektörlük görevine gelişiniz nasıl oldu? Ne zamandır bu görevi yürütüyorsunuz?

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, ilk olarak araştırmalardan sorumlu rektör yardımcılığı görevine getirildim Rektör’ün teklifiyle, 2010 yılının sonbaharında… Birkaç ay sonra, o dönem rektörlüğü üstlenmiş olan Prof. Dr. Halil Güven, bir ABD üniversitesine gidince vekâleten rektörlük görevini üstlendim, sanıyorum üç ay kadar bir süre sonra da, Temmuz 2011 tarihinde asaleten rektörlük görevine atandım. BİLGİ’de rektörlük, dört yıllık bir süreyi kapsar.

Kuruşundan bu yana diyebileceğim süredir İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde akademisyen olarak çalışıyorum. Ekonomi bölümünde yardımcı doçent olarak adım attığım akademik kariyerimde profesörlüğümü de BİLGİ’de aldım. Ondan sonra idari görev üstlenmem gerekti, çok sevdiğim akademik araştırmalarıma da, istemeyerek de olsa biraz ara vermek zorunda kaldım.

Öğrencilerle aranız nasıl? Prof. Dr. M. Remzi Sanver nasıl bir rektördür?

Bu soruyu öğrencilere sormak belki çok daha anlamlı olur. Yapmak istediğim rektörlük, makam imgesi arkasında ulaşılması güç bir kişi olmamaya yönelikti. Bunu ne denli başarabildim bilemiyorum. Ancak öğrencilerle olsun, diğer üniversite çalışanlarıyla olsun her zaman doğrudan temas kurdum, kapım hep açık oldu, her zaman kişisel görüşmelere vakit ayırmaya çalıştım. Umarım bu çabam öğrenciler tarafından da fark edilmiştir.

Biraz da özel yaşamınıza değinmek istiyorum. Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?

Boş zaman terimi bana teorik fakat pratikte pek uygulaması olmayan bir kavram gibi geliyor. Çok sayıda yurt içi ve yurt dışı yolculuk, görüşme, çalışma yapmak zorundayım. Eşim, üniversite sıralarında tanışıp evlendiğimiz İpek Sanver de benimle aynı üniversitede çalışıyor. Akşam yemeklerinde eşim ve ikizlerimle bir araya gelmek bile bazı dönemlerde istisna olabiliyor. Kendime ayırabildiğim nadir zamanları, çocuklarımla bir arada olmak için kullanıyorum. Çok işime yarayan bir özelliğim var, çok geç yatar erken kalkabilirim, az uyurum, bu nedenle gece yarısını geçen saatlerde sessizlikte iyi çalışabiliyor, gündelik işlerimi ve yazışmalarımı yürütebiliyorum. Çok çeşitli yapıtlar okurum, müzik dinlemeyi de çok severim, hem Büyük Üstad, hem Rektör olduğum dönemlerden bu yana “oyun teorisi” alanındaki çalışmalarım ve makalelerim çok azaldı, ilerde bunları telafi edebileceğim hayaliyle çalışıyorum.

YİRMİ BİNİ AŞKIN MEZUN VERDİK

İstanbul Bilgi Üniversitesi hakkında bilgi alabilir miyiz?

İstanbul Bilgi Üniversitesi, 1996 yılında kuruldu. Ondan önce iki yıl kadar ISIS (Istanbul School of International Studies) dönemi var. Başlangıçta, London school of Economics ve University of Portsmouth ile işbirliği yaparak kurumsallaştık. 2000 yılında dört fakültemiz, bir Meslek Yüksek Okulumuz ve 5.000 öğrencimiz vardı. Kuştepe’deki yerleşkemizde eğitim veriyorduk. O yıl hem Dolapdere yerleşkesi açıldı, hem de öğrenci sayımız ilk kez 6000 kayıtlı öğrenciye ulaştı. 2009’da Mimarlık Fakültesi, 2010’da ise Mühendislik Fakültesi, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu ve Adalet Meslek Yüksekokulu açıldı. Bu fakülte ve okullar bünyesinde açılan programlarla BİLGİ ilk defa mimarlık, mühendislik gibi fen bilimleri ağırlıklı alanların yanı sıra sağlık, moda, adalet,  lojistik gibi yepyeni alanlarda eğitim vermeye başladı. 2013’te yine yepyeni programlar açıldı. Pazarlama, Turizm ve Otel İşletmeciliği, Gastronomi ve Mutfak Sanatları gibi yenilikçi lisans programlarının yanı sıra, on yedi ön lisans programı barındıran Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu 2013-2014 akademik yılında eğitim vermeye başladı.  Bugün itibarıyla, altı fakülte, üç yüksek okul, iki meslek yüksek okulu ve kayıtlı on altı bini aşkın öğrenciye sahibiz. Santral yerleşkemiz devreye girdiğinden bu yana en fazla öğrenciyi ve öğretim elemanını barındırıyor. Üç yerleşkede eğitimimizi sürdürüyoruz. Doktora ve yüksek lisans derecelerinin yanı sıra, lisans programlarımız da büyük artış gösterdi.  Bugün yüz elliyi aşkın programı, sayıları bine yaklaşan akademisyenimizle yürütüyoruz. Yirmi bini aşkın mezun verdik, her yıl artan sayıda mezun vermeye, istihdam piyasasında önemli bir referans oluşturmaya gayret ediyoruz. Aldığımız sonuçlar, çabalarımızın boşa gitmediğini gösteriyor ve bizlere şevk veriyor.

Öğretim üyelerini seçerken dikkat ettiğiniz kriterler nelerdir?

Başlangıcında BİLGİ, alanında temayüz etmiş, birikimi, saygınlığı ve entelektüel ağırlığı olan kişilerin bir araya gelerek, özgürlükçü, evrensel değerlere bağlı bir üniversite oluşturma çabasının ürünü oldu. Türkiye’nin entelektüel haritasındaki olumlu yerimizi de bu geleneğe borçluyuz. Zaman içinde, BİLGİ bir sosyal bilimler üniversitesi kabuğunu kırarak, tam teşekküllü bir uluslar arası üniversite haline geldi. Benim rektörlüğüm döneminde, BİLGİ’de ulusal ve özellikle uluslar arası kabul gören araştırma mahreçlerinde ve platformlarında yapılan çalışmaları değerlendiren bir sistem oluşturduk. Yurt içi ve yurt dışında öğrenim görmüş, derece almış genç akademisyenlerimizi bu kıstaslar çerçevesinde değerlendiriyor, olanaklar ölçüsünde istihdam ediyoruz. Üniversitede araştırma ve terfi olanakları da, gene bu sistem çerçevesinde düzenleniyor.

Üniversitenizin burs, yurt ve sosyal imkânlarından bahsedebilir misiniz?

İstanbul Bilgi Üniversitesi, çok geniş burs olanakları sunmaya daima gayret eden bir üniversite oldu. Yıllık öğrenim ücretleri bakıldığında yüksek gibi dursa da, bu ücretlerin yüzde altmışa yakın bölümü tam burs, yarım ya da çeyrek burs, ihtiyaç bursu, başarı bursu, spor bursu, uluslar arası bakalorya bursu, öğretmen, mezun, kardeş özel destek bursları gibi çok çeşitli sistemlerle öğrenciye geri dönüyor. Broşürlerde görülen fiyatların ortalama beşte üçü burslara ayrılıyor. Yurt imkânlarımız öğrencilere sunuluyor, yaklaşık 400 öğrencilik bir yurdumuz Tophane’de faaliyette, bunun yanı sıra önümüzdeki dönemlerde Santral yerleşkemize yakın yurt yatırımlarının gerçekleşmesi hedefleniyor. Sosyal etkinlikler konusunda, BİLGİ muhtemelen Türkiye’nin en faal, en girişimci ortamlarından birine sahip. Yetmişe yakın öğrenci kulübü, çeşitli alanlarda etkin, bunun yanı sıra Kariyer Merkezi, öğrencilerle iş dünyası arasındaki bağı güçlendiriyor. Çok sayıda sosyal sorumluluk ve araştırma projesi hayata geçiriliyor. Yılda yerleşkelerimizin çeşitli kısımlarında bine yakın etkinlik, konferans, panel, seminer düzenleniyor. En önemli faaliyetlerimizden biri, düzenlenecek etkinliklere yer bulmak hususuna odaklanıyor diyebilirim.

Yakın zamanda üniversitenizde hangi projeleri gerçekleştirmeyi planlıyorsunuz?

Çok sayıda ve çeşitli boyutlarda projelerimiz var. Her geçen gün, bu yatırımları gerçekleştirerek büyüyoruz. BİLGİ, Laureate International Universities ağının Türkiye’deki yegâne üniversitesi, dolayısıyla önemli bir yatırım programına da sahip. Tıp Fakültesi açmak için yapılan başvuru kabul edildi ancak idari işlemlerin uzun sürmesi nedeniyle henüz hayatiyet kazanamadı. Mimarlık ve Mühendislik Fakültelerimizin öğrenci sayısı arttıkça laboratuar ve atölye ihtiyaçları artıyor. Yeni yatırımlarımız bu noktalara da odaklanıyor. Yelken kulübümüz Haliç’te çalışmalarına başlayacak, çok değişik alanlarda çok yoğun bir yatırım faaliyeti içinde olduk. Bir endüstriyel sit alanı olan Santralİstanbul, çok önemli yenileme çalışmalarına gereksinim duydu. Bu çalışmaların önemli bölümü gerçekleşti, önümüzdeki yıllarda yapmak istediğimiz başka yenileme çalışmaları var. En önemlisi, var olan eğitim düzeyimiz ve programlarımızı sağlamlaştırmak, geliştirmek, mükemmeliyet düzeylerini ileri götürmek... Bu açıdan da, en önemli yatırımı akademisyene, öğrenciye yapıyoruz. Araştırma çalışmalarımız ve imkânlarımızda çok önemli gelişmeler kat edebildik. Bu süreci devam ettirmeyi ve geliştirmeyi hedefliyoruz.

MASON LOCASI BANA “BÜYÜLÜ” BİR CAMİA GİBİ GELİRDİ

Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası üstadısınız. Mason locasına nasıl ve ne zaman girdiniz?

Çok genç yaşımda Loca’ya kabul edildim, Masonluğa girişe bizler “tekris” deriz. Henüz 21 yaşımı doldurmamıştım, bunu da babamın bana duyduğu güvene borçluyum. Masonluk dünyasını, o dünyadaki kardeşlik anlayışını çok sevdim. Hatta genç yaşımda mason Locası bana “büyülü” bir camia gibi gelirdi. Bu camiada çok şey öğrendim, camiaya girdikten yirmi yıl kadar sonra da, benim yaşımdaki bir insan için hiç olağan olmayan biçimde “Büyük Üstad” seçildim. Bu görevi üç yıl sürdürdükten sonra dönem sonunda devrettim. İdari görevim sona erse de Masonluk camiasındaki çalışmalarım devam ediyor. Masonluğa Türkiye'de ve dünyada fikri katkı yapmaya gayret ediyorum, aidiyetimi sürdürüyorum, bu camianın bir parçası olmaktan çok mutluyum.

Endüstri Mühendisliği bana, hem matematik düşünceyi hem de yöneticiliğe hazırlığı bir arada yapabileceğim bir dal olarak geldi. Lisansımı tamamladıktan sonra, olduğu gibi matematiksel ekonomiye yöneldim, Yüksek lisans ve Doktora derecelerimi bu alanda aldım. Tüm araştırmalarım ve çalışmalarım, lisans sonrasında matematiksel ekonomi ve oyunlar kuramı üzerinde yoğunlaştı.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.