banner

Eğitimin son on yılı




Eğitim sistemimizin son on yılı için değerlendirme yapmak benim için hassas bir durum. Çünkü bu dönemin iki yıllık kısmında sorumluluklar aldım, inisiyatifler kullandım. Yaptıklarım ve yapamadıklarım oldu. 2006 yılının Mayıs ayında başlayan ve 21 ay süren Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı olarak görev yaptığım dönemde Türkiye’deki belirli çevrelerin ve kurumların üst düzeyde seyreden vesayeti ile gücü elinde bulunduran erk arasındaki çatışmaların gerginliği altında hayatımın zor ama çok anlamlı yıllarını yaşadım. İlgili olduğum alanlarda yaşanan belli başlı eğitim sorunlarının belirli çevrelerle siyasal erk arasındaki gerginlikleri beslememesi için çaba sarf ettim.

Ancak zamanın Milli Eğitim Bakanı ile yaşadığımız uyuşmazlıklardan dolayı 21 Şubat 2008 tarihinde görevi bırakmak zorunda kaldım.  Görevi bıraktığım zaman Anka Ajansına verdiğim demeçte şu sözleri ifade etmiştim;  “Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı gibi yüce bir görevi yürütürken edindiğim tecrübeleri de kullanarak eğitim sistemimizin iyileştirilmesi için bundan sonra da çaba sarf edeceğim. Talim ve Terbiye Kurulu’ndayken hedeflemiş olduğum bazı çalışmaların hayata geçirilmesinin bir eğitimci olarak takipçisi olacağım. Ayrıca kamuoyuna da eğitime yön verebilme konusunda rolünü daha iyi oynaması için yardım etmeye çalışacağım.” Diyebilirim ki; bu ifadeler bende bir bilinç oluşturdu ve bu doğrultuda tabir caizse bin kez düşünüp bir kez konuşmaya özen gösterdim.

Bu doğrultuda Milli Eğitimin son on yıllık dönemine önemli bir eğitim yayını olarak tanıklık etmiş olan artı eğitim Dergisi’nin özel sayısı için Türkiye’deki Milli Eğitime dair söyleyebileceklerim şunlardır:

Eğitimin son on yılı ile daha önceden atılan bir adımın ilişkili olduğuna inanıyorum. O da şudur ki; Türk eğitim sisteminde 1997’de hayata geçen sekiz yıllık kesintisiz eğitim düzenlemesi işleyişi bozmuştur. Bu düzenleme ilköğretime verdiği zararın dışında hayata geçirdiği ağırlıklı başarı puanı ve katsayı uygulaması ile liseleri de ayrıştırdı. Böylece meslek liseleri ve liselerin önemli bir kısmı iddiasız okullar haline dönüşerek anlamsızlaştı. Ben şahsen bu durumu eğitimde on yıldır yaşanan buhranın ana kaynağı olarak görüyorum.  Bu yanlışlığın düzeltilmesi için gerekli adımların atılması için 2012 yılına kadar beklenmiş olmasını da bir ihmal olarak kabul ediyorum. Muhtemeldir ki; bu durumun son on yılın performansında etkisi olmuştur.

Kısaca eğitimde neler oldu son on yıl içinde? Şimdi de bu soruya cevap arayalım. Son on yılın başlarında müfredatlar değiştirilmeye başlandı. Bu süreçte eğitim, çok geleneksel kaldığı ileri sürülerek “yeniden oluşturma-yapılandırma” söylemeleriyle itibarıyla sığlaştırıldı. Müfredat hem bizim hem de Avrupa pedagojisinin deneyimleri, birikimleri ve büyük otoriteleri ötekileştirilerek değiştirilmeye çalışıldı. Bilgiye, zekaya ve öğrenmeye dair kullanılan sloganlarla eğitimin dili, çerçevesi ve programları belli ölçüde bozuldu. Öğretmenler nezdinde bir mekanikleşme ve yabancılaşma süreci yaşandı.

Tabiki anlamlı çalışmalar da yapıldı. Sayın Hüseyin Çelik ve Müsteşar Sayın Nejat Birinci’nin öncülüğü ile açılan Sosyal Bilimler Liselerini çok önemli bir adım olarak not düşmek gerekir. Sayın Nimet Çubukçu döneminde başlatılan bütün liselerin Anadolu liselerine dönüştürülmesiyle ilgili çalışmalar da çok yerinde oldu. Katsayılarla ilgili iki yıl önce yapılan düzenlemeyi de iddiasını ve heyecanını kaybetmiş olan liseleri tekrar canlandırabilecek nitelikte bir adım olarak görmek gerekir. 

Sayın Ömer Dinçer zamanında gerçekleştirilen ilk, orta ve lise şeklindeki yapılanma da önemli bir adımdır. Okulların bu şekilde yani üçlü evreye göre kademelendirilmesinin kalıcı ve sistemi onarıcı bir değişiklik olarak tarihe geçeceğine inanıyorum.  

Son on yılın son iki yılına damgasını vuran konu tabiî ki dershanelerdir. Dershanelere dair dillendirilen radikal politikaların gündeme gelmesi sayesinde eğitim uzun zaman aradan sonra ülkemizin ilk kez ana gündem maddelerinden biri haline geldi. Zaman içinde ileri sürülen düşüncelerin enerjisiyle eğitim sistemini iyileştirecek çok işlevsel düzenlemeler ortaya çıkabilir. Söylem eksik ve problemli bile olsa “Dershaneler kapatılacak” diye dillendirilen süreçle birlikte dershanelerin bir dönüşüm geçirerek okul sistemi ile daha fazla bütünleşeceğini düşünüyorum.  

Ayrıca bu süreçte özel okulların da “kupon” uygulaması ile devletten alacağı katkıyla birlikte daha çok kamusallaşacağını, diğer taraftan kamu okullarının da üzerindeki talep baskısından kurtulacağını ve eğitimde niteliğin de yükseleceğini tahmin ediyorum. Kısacası dershaneleri tartışırken eğitim sistemi içinde de çok anlamlı ve yaratıcı çözümler ortaya çıkacağına inanıyorum.

Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer ve Nabi Avcı olmak üzere her üç Sayın Bakanın da ortaöğretime geçişle ilgili yaptığı çalışmaları 2007 yılında ilk kez Sayın Hüseyin Çelik zamanında birlikte oluşturduğumuz merkezi sınavlardan çoklu sınavlara geçişe dair vizyon doğrultusunda kaldığı ölçüde başarılı olacağını düşünüyorum. Bilinmelidir ki; kademeler arası geçişte yani ortaöğretime ve yükseköğretime geçişte tek sınava bağlı kalmamaya, ağırlıklı orta öğretim başarı puanının etkisini azaltmaya ve katsayı engelini kaldırmaya dair kararlar o zaman alınmıştı. 2006 yılının Kasım ayında yapılan 17. Milli Eğitim Şurası’nda ilk defa bu yönde kararlar alındı.  

Sonuç olarak kısaca söylemek gerekirse; 2003 yılında başlayan tek parti hükümetleri döneminde eğitimi iyileştirmeye yönelik olarak atılan bazı adımların yanında yeni yapılan okullar, öğretmen sayılarındaki artış, bilişim sınıfları, yeni derslikler ve teknolojik altyapı gibi alanlarda çok önemli gelişmeler sağlandı. Eğitim özellikle niceliksel olarak gelişti. Ancak hakkını teslim etmek gerekirse; en yapısal ve dönüşümsel düzenlemeler Ömer Dinçer’in Bakanlığı döneminde yapıldı.  Bu dönemde rehavete girmiş olan Milli Eğitim Bürokrasisi de büyük ölçüde değiştirildi.

Son yıllara damgasını vuran ancak bu sefer Sayın Nabi Avcı’nın Bakanlığı dönemine denk düşen bir yapısal dönüşüm daha oldu; o da MEB’in teşkilat yapısıyla ilgilidir. Ancak bu dönüşümü çok bilinçsizce yapılan bir çalışma olarak görüyorum. Çünkü bu düzenlemeyle MEB’in yapısı bozulmuştur. MEB, bakandan sonra birbiri üzerinde hiyerarşik bir konumlanma olmaksızın Talim ve Terbiye Kurulu, Müsteşarlık ve Teftiş Kurulu’nda oluşan üçlü bir yapıya sahipti. Bu yapı gereğince Talim ve Terbiye Kurulu, yönetmelik ve yönergeler çıkararak, müfredatları ve ders kitaplarını onaylayarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın adeta bir yasama birimi gibi görev yapmaktaydı. Diğer taraftan Genel Müdürlükler görev alanlarıyla ilgili icraatlarla yürütme, Teftiş Kurulu da denetimler yaparak yargı işlevini yerine getirmekteydi. Bu sistem ve işleyiş iki yıl kadar önce Teftiş Kurulu’nun yapısı ve statüsü değiştirilerek bozulmaya başladı. TTK’nın işlevsizleştirilmesini sağlayan 2014 yılının ilk aylarında gerçekleşen son düzenlemeyle de MEB’in, “kuvvetler ayrılığı”na dayalı yapısı tamamen sona ermiş oldu. Bu değişiklikle yaklaşık 150 yıllık bir geçmişi olan Bakanlığın teşkilat yapısının bilinçsizce bozulduğunu tekrar ifade etmek istiyorum.

Prof. Dr. İrfan Erdoğan

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


PROF. DR. İRFAN ERDOĞAN

13.Ağu.2015

Türk Eğitim Sisteminin Son 13 Yılında Bir Parantez

Prof. Dr. İrfan Erdoğan / Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Türk eğitim sisteminin son on üç yıllık dönemi için tabi ki genel bir değerlendirme yapabilirim....

11.Ağu.2015

PROF. İRFAN ERDOĞAN: KOALİSYON PEDAGOJİSİ

Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN / Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Ben bir eğitim bilimciyim, pratikte de öğretmenim. Bu bilinçle, şu sıralarda gündemde olan hükümetin nasıl ve...

06.Ara.2014

Ortaokulda seçmeli dersler değişiyor

Eski Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, 19. Milli Eğitim Şurası’na ilişkin değerlendirme yaptı.  Erdoğan şunları söyledi; Şurada alınan kararlar kamuoyuna yansıyanlardan ibaret değil....

09.Eyl.2014

Eğitim can çekişiyor

Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, TEDXÇerkezkezköyED'de yaptığı konuşmada eğitim sistemiyle ve öğretmenlerle ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaştı. Öğretmenin her anın, her dersin,...

11.Haz.2014

Eğitimin son on yılı

Eğitim sistemimizin son on yılı için değerlendirme yapmak benim için hassas bir durum. Çünkü bu dönemin iki yıllık kısmında sorumluluklar aldım, inisiyatifler kullandım. Yaptıklarım ve...

07.Şub.2014

MEB’de kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine doğru

Bu yazıyı okumadan TTK’yı kapatmayın! MEB’de kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine doğru MEB, her şeye rağmen demokratik bir sistem gibi çalışan bir bakanlıktı. Talim ve Terbiye Kurulu...

18.Oca.2014

Milli Eğitim Bakanlığı operasyonel kaldı

Son iki yıldır eğitime dair yapılan ve tasarlanan iki düzenlemeyi önemli görüyorum. Öncelikle okulların ilk, orta ve lise şeklinde yapılanması önemli bir adımdı.  Son on...

09.Ara.2013

Sözde 'yeni’ TEOG’un şifreleri

MEB’in Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş adıyla hazırladığı model çok dikkat çekici yönler içeriyor.  Her şeyden önce bu modelin adı çok zorlanarak uydurulmuş. Daha etkili ve...

20.Kas.2013

Dershaneler de okullar da kapatılabilir!

MEB Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, eğitimi yönetme konusunda performansı giderek düşen bakanlığın, dershaneleri kapatması halinde eğitimin bugünkünden daha iyi bir...

17.Tem.2013

Ortaöğretime geçiş sistemi bir faciaya doğru ilerliyor

Ortaöğretime öğrenci seçme karmaşası bir faciaya doğru ilerliyor Başa dönelim ve anlamaya çalışalım.  On beş yıl öncesine kadar az sayıda ayrıcalıklı sayılabilecek Fen ve Anadolu liseleri...

14.Ara.2012

Kalkınma planları sürecinde eğitim ve öğretmenlik

50 yıldır sürdürülen bir klasik: Beş Yıllık Kalkınma Planları Şu sıralarda 1961 Anayasası ile kurulan Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarının Onuncusu üzerinde...

27.Haz.2012

Eğitim Sistemi Düzelme Yolundayken Atılan Yanlış Adım

Prof. Dr. İrfan Erdoğan - Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı                           ...

01.Mar.2012

Eğitim sistemi düzelme yolunda

Prof. Dr. İrfan Erdoğan - Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Bu yazıda okulların yapılanmasını düzenleyen yeni yasa tasarısını irdeleyeceğiz. Ancak önce kısa bir arka plan bilgisi...

21.Oca.2012

Kesintisiz Eğitim’ sistemi bozdu!

Millî Eğitim’de çözülmesi gereken en temel mesele 8 yıllık eğitim hususudur. Tecrübe gösterdi ki kesintisiz ilköğretim uygulaması her açıdan zararlı oldu.İşin kötüsü kesintisiz yapılanma bu...

Prof. Dr. İrfan Erdoğan
Prof. Dr. İrfan Erdoğan

Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.