Logo

SON ÇAĞRI!!!

Kategori: Gündem
Pazartesi, 21 Kasım 2022 12:29 tarihinde oluşturuldu



Hami Koç - Eğitimci / Sosyolog 

hami_kocMilli Eğitim Bakanımız Sayın Mahmut Özer’in son açıklamalarında da gördüğümüz üzere, eğitimin bazı alanlarında son yıllarda oldukça memnun edici gelişmeler oldu. Bunlardan birisi okul öncesi okullaşmanın fevkalade yüksek bir orana ulaşmış olmasıdır. 1.sınıf öncesi grubunun %90’ı geçmiş olması bize göre büyük başarıdır. Uzun zamandır dile getirilen okul öncesinin mecburî olması düşüncelerinden vazgeçilerek, şu anda bakanlığın yaptığı gibi eylem planları ile hedefe çok daha kolay ulaşılacağı âşikardır. Birçok gelişmiş ülkede okul öncesi okullaşmanın %100e yakın olmasına rağmen zorunlu olmadığı bizde pek bilinmemektedir. Yani bu ülkelerde okul öncesi zorunlu zannedilmektedir. İlerde başka yazılarımda, birçok problemi de beraberinde oluşturan zorunlu eğitimle alakalı uygulamalardan bazı kademelerde vazgeçilmesi veya revize edilmesi gerektiğine dair düşüncelerimi de bu sütunlardan paylaşacağım.

28 Şubat sürecinin bu ülkenin gençliğine ve aydınlık geleceğine yaptığı en büyük zulümlerden biri, meslek liselerinin gelişimine ve itibarına verdiği zarardır. Önceleri “ara eleman“ diye ifade edilen, son yıllarda “aranan eleman” olan çok kıymetli teknik insan ihtiyacını, yeterli sayıda yüzbinlerce gencimiz olmasına rağmen, yanlış politikalar ve ailelerin ve toplumun da hatırı sayılır oranda yanlış beklentileri neticesinde, ülkemiz kendi içinden karşılayamamaktadır. İtibarı çok yüksek olan ve toplumun çok önemli bir kesiminin ihtiyacını karşılayan, oldukça da başarılı olan İmam Hatip Okullarının önünü kesmek için uygulanan sistemle, ülkemizin üretim ve hizmet sektöründe de ihtiyaç olan gençlerimizin yetişmesine mani olunmuştur. Bugün ülke dışından işçi olarak gelip pek çok sektörümüzde çalışan yabancı uyruklu insanlar olmasa, Türkiye’nin üretim ve hizmet sektörü eleman/personel ihtiyacını nasıl ve nereden karşılayacaktı..!?! Dolayısı ile Milli Eğitim Bakanlığının, tabiatıyla hükümetlerimizin son yıllarda şimdiki ismi ile Mesleki Teknik Liselerimize verdiği destek, ülkemizin aydınlık geleceği için en müsbet yönde önemli icraatlarından biridir. Takdire şayandır. Ülkemizin yetiştirdi gençlerimizin fevkalade fedakârlıkla çalışarak savunma sanayinde ürettiği cihazlar ise son yıllarda bütün dünyanın gündemine oturmuş durumdadır. Bizim gençlerimizin önü açıldığında çok daha başarılı olacaklar, harikulade neticeler elde edeceklerdir.

Maalesef üzüntüyle belirtmek isterim ki, bu güzel gelişmelerle beraber son yıllarda Bakanlığımız Özel Öğretim kurumlarına gerekli desteği sağlamamıştır veya sağlayamamıştır. Bu yüzden yazının başlığını birkaç meşhur cümleden birini seçerek karar mevsimi gerekçesi ile “son çağrı” olarak koydum. Atılması gereken adımlar için birkaç aylık gecikme daha çok problemin oluşmasını beraberinde getirecektir.

Ekonomik sıkıntılar, Pandemi süreci sıkıntıları, bakanlığın özel okullara desteğini daha da arttırması gerekirken, yapılan çalışmalarla geriye götürücü kararlar alınması veya müsbet adımlar atamaması neticesinde; bakanlıkça kamuoyuna daha önce deklere edilen Özel Öğretim Kurumlarının sekiz-on yıl önceki hedeflerine bir milim yaklaşılamamıştır. Hatta geriye gitmiştir. İçinde bulunduğumuz eğitim döneminde Özel Öğretim Kurumları öğrencisinin bir miktar artmış olmasının sebebi ise, Pandemi sürecinde resmî kurumlarda yeterince eğitim-öğretim ihtiyacını karşılayamayan öğrencilerin velilerinin Özel Öğretim Kurumlarını tercih etmesi neticesinde olmuştur!

Dünyanın 20 yıldır konuştuğu Finlandiya ve son yıllarda Singapur’daki eğitim başarısı kamuoyunca bilinmektedir. Bu ülkelerde okuyan toplam öğrenci sayısının en az üç misli daha fazla ülkemiz gençlerinin yaklaşık 20-24 kişilik sınıflarda eğitim ortamlarının en iyi şartlarda hazır hale getirildiği mekân ve dersliklerde ideal eğitimlerini alabilecek durumda olması mümkünken, bu gerçek görülmeyip 1.500.000 civarında gencimiz, müspet adımlar atılmaması neticesinde daha iyi eğitim alma imkânından faydalanamamaktadır.

Bu hususları eğitimle alakalı ilgili bütün mercilerin yetkilileri ile yaptığımız görüşmelerde açık ve net bir şekilde Özel Öğretim Kurumları temsilcileri olan STK temsilcisi arkadaşlarımla dile getirdik. Ülkemizde eğitim alma hakkı ve güvenlik devletimizin uhdesindedir. En iyi şartlarda gelişmiş ülkeler seviyesinde eğitim alacak 1.500.000 civarında öğrencimize bu fırsatı çok basit bir şekilde alınan karar ve adımlarla sunulması, gençlerimizin ve ülkemizin aydınlık geleceği için çok elzemdir. Bugün resmî kurumlarda öğrenci başına devletin harcadığı reel yıllık masrafın 20.000 TL’yi geçtiği, bazı kurumlarda 40.000 TL’yi bulduğu, bakanlığımıza ayrılan bütçenin öğrenci başına eğitim çalışanları da hesaba katarak bölündüğünde, açıkça görülmektedir. Fedakâr Veli’nin desteği ve cesur eğitim girişimcisinin gayretleri ile kurulan Özel Okulları, atılacak müspet adımlarla ülkenin âli menfaati için bir nebzecik ferahlandırmalı ve çocuklarımıza bu önemli hizmetten faydalanması için destek sağlanmalıdır. Üç başlıkta bu destekler:

- Başlangıçta tam olmasa da revize edilerek velilere bir miktar eğitim öğretim desteğinin tekrar verilmesi (ki öğrenci resmî okulda okusa zaten bütün gideri devlete ait),

- Özel eğitim-öğretim kurumlarındaki KDV’nin kaldırılması veya %1’e indirilmesi (ülkemizin en önemli hizmet sahası olan eğitim çalışanları için ülkenin genelinin menfaati icabı), 

- SGK desteği. 

Zaten özel kurumlar olmasa, okullarıyla, kurslarıyla mevcut yapının hizmet giderleri bir şekilde devlet tarafından veya belediyeler gibi çeşitli kurumlar tarafından %100’ü karşılanacaktır.

Halihazırda Özel Okullarda bir buçuk milyondan fazla öğrencinin okuyacağı kontenjan açığı(boş derslikler) var…!?!

Düşünebiliyor musunuz şu anda 1.500.000 öğrencinin birinci sınıf eğitim alacağı kurumlar ve derslikler hazır. Çok az teknik donanımla da takviye edilecekken ve devletin hemen hemen hiçbir organizasyon desteğine ihtiyaç olmadan kurum sahiplerinin hareket kabiliyetleri ile hazır hale getirilecekken, bu kolay ve basit destekten sarfınazar edilmektedir. Bugün 1.500.000 öğrencinin en iyi şartlarda hizmet alacağı okul binası yapmak, hele hele metropol şehirlerde arsa temini sağlamak ve okulun donanımını gerçekleştirmek bütçe olarak pek mümkün değildir. Teklif ettiğimiz desteklerle bu hususun çok kolay bir şekilde hayata geçeceği gibi, ilk yıl bile on binlerce öğretmene istihdam imkânı sağlanacaktır. Bu durumda, devletin resmî kurumlara 8-10 yılda atayacağı öğretmen sayısını, Özel Öğretim kurumları okulları ve kursları ile en iyi şartlarda 2-3 yıl içerisinde istihdam edecektir ve böylece işsizlik oranının düşmesine de çok ciddi katkı sağlanacaktır.

40-50-60 kişilik sınıflarda ders yapılırken azami 20-24 kişilik sınıflarda en verimli şartlarda ders yapılabilecekken, bundan mahrum kalan gençlere mi yanalım!. Yoksa onbinlerce hazır dersliğin atıl kalarak mili servetin heba olmasına mı yanalım?!

İyi niyetli gerekçelerle alınan karalarla da olsa, yanlış politikalarla Özel Öğretim Kursları alanındaki uygulamalar merdivenaltı kurumları çoğaltmıştır. Ayrıca toplumun ihtiyacı olan özel öğretim kurslarının reel mevcut durumu içler acısıdır!...  Özel Öğretim Kurslarıyla alakalı hususlar ayrıca bir yazı konusudur. Konuyla ilgili düşüncelerimizi, tesbitlerimizi, çözüm yolları ile beraber, eğitim platformu olarak konunun muhataplarına her fırsatta ifade ettik, arz ettik, açıkladık.

Bir insanın en temel ihtiyacı olan sağlık ve insanî ihtiyaçlarının karşılanması çerçevesinde inanç ve ibadet hürriyetinin mutlak surette karşılanmış olması medeni dünyada çok önemli bir insan hakkıdır. %98’i Müslüman olan ülkemizin insanlarının en kıymetli ibadet olan namazını rahatça kılması için, alakalı düzenlemelerle ve de güvence altına alınmak suretiyle kurumların rölöve planlarında bulunan mescidlerin maksadı dışında kullanılmasına, yok sayılmasına !?!da müsaade edilmemelidir. Aslında bu problem, bu konuda duyarsız kurum yetkililerinindir.

Ülkemizde 1981 yılından beri 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Başka bazı ülkelerde ise 5 Ekim tarihinde bu etkinlik yapılmaktadır. Hatta 5 Ekim gününü resmi tatil olarak uygulayan ülkeler de vardır.

Biz şahsen anneler günü, kız çocukları günü, babalar günü, öğretmenler günü kutlanmasını, yılda bir güne indirgenmesini doğru bulmayız.

Bizim inanç ve kültürümüzün kadına verdiği muhteşem değer net bir şekilde ortada iken, maddi menfaat çıkışlı gerekçelerle ihdas edilerek ve bazı ülkelerdeki uygulamalardan esinlenerek tek güne indirmek hiç de doğru bir yaklaşım değildir. İlk öğretmenlerimiz olan anneler, öğretmenler, kız çocukları ve babalar gününü, 365 gün bi hakkın eylemlerimizle, yaşayarak kutladığımızda!!!, dünyada en medenî toplumu oluşturacağımız şüphesizdir.

Her günümüzün öğretmenler günü olması dileği ile başta ilk öğretmenlerimiz olan bütün annelerin ve öğretmenlerinizin 365 gün “Öğretmenler Günü” kutlu olsun.

Diğer sayılarda buluşmak üzere saygılarımı arz ediyorum değerli okuyucularım.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.