Uzman Psikolog Fatma Nihal Ada - Onyedi Psikoloji Kurucu Psikoloğu
Son dönemde tanık olduğumuz üzücü olaylar, toplumun tüm kesimlerinde haklı bir endişe yarattı. Gençler arasında artan şiddet eğilimini sadece video oyunlarına veya bireysel öfkeye indirgemek, buzdağının yalnızca görünen kısmına odaklanmaktır. Sosyal psikoloji ve gelişimsel perspektiften bakıldığında şiddet; bir sebep değil, bir semptomdur. Bu semptom, aslında sistemin tıkandığı noktada gencin "Ben buradayım, beni fark edin" demesinin en sert ve en acı yoludur.
I. Şiddetin Psikososyal Anatomisi: Neden Şimdi?
Gençliğin maruz kaldığı şiddet ekosistemi, tek bir değişkenle açıklanamayacak kadar karmaşıktır. Bu tabloyu anlamak için iki temel kavrama odaklanmak gerekir:
* Maruziyet ve Duyarsızlaşma (Desensitization): Bandura’nın Sosyal Öğrenme Teorisi, bireylerin şiddeti sadece görerek değil, bu şiddetin "normalleştiği" ortamlara maruz kalarak içselleştirdiğini savunur. Bushman ve Anderson (2009) tarafından yapılan araştırmalar, dijital içeriklerdeki şiddet yoğunluğunun beynin empati merkezindeki aktiviteyi azalttığını göstermektedir. Genç, başkasının acısını bir "pixel" olarak görmeye başladığında, şiddet uygulama eşiği düşer.
* Anomi ve Aidiyet Boşluğu: Durkheim’ın "Anomi" kavramı, toplumsal normların zayıfladığı dönemlerde bireyin yönünü kaybetmesini tarif eder. Dijital dünyada "beğeni" ile ölçülen kimlik arayışı, gerçek dünyada kök salacak bağ bulamadığında, şiddet odaklı alt kültürlere kaymaktadır.
II. Okul-Aile-Çocuk Üçgeninde "Güvenli Bağlanma"
Şiddeti önlemede en kritik savunma hattı; Urie Bronfenbrenner’in Ekolojik Sistemler Yaklaşımı’nda belirtildiği gibi, çocuğun merkezinde bulunduğu bu üçlü mekanizmanın senkronize çalışmasıdır.
1. Ailenin Görevi: Kontrol Değil, Temas Odaklı Ebeveynlik
Aile, çocuğun dış dünyadaki kaosu anlamlandırdığı ilk duraktır. Ancak modern aile yapısında "takip ve kontrol", "anlama ve tanıma"nın önüne geçmiş durumdadır.
* Zihinselleştirme Kapasitesi: Çocuğun oyununu yasaklamak bir kontroldür; ancak "Bu oyun seni neden bu kadar heyecanlandırıyor? Orada hangi ihtiyacın karşılanıyor?" diye sormak bir bağ kurma eylemidir.
* Demokratik ve Yetkin Model: Baumrind’in Ebeveynlik Stilleri çalışmaları, yüksek sıcaklık ve net sınırların çocukta öz-düzenleme becerisini artırdığını kanıtlar. Sınır, baskı değil; çocuğun içinde kendini güvende hissettiği bir çerçevedir.
2. Okulun Rolü: Bir "Güvenli Liman" Olarak Eğitim Kurumu
Okullar sadece bilgi aktarılan yerler değil, sosyal-duygusal öğrenmenin merkezleridir.
* Sosyal ve Duygusal Öğrenme Müfredatı: Öz-farkındalık, özyönetim (dürtü kontrolü) ve ilişki becerileri (çatışma çözme) akademik başarı kadar öncelikli olmalıdır.
* Onarıcı Disiplin: Geleneksel cezalandırma yöntemleri, dışlanmış genci sistemin dışına daha fazla iter. Onarıcı disiplin ise gencin sorumluluk almasını ve topluma yeniden kazandırılmasını hedefler. Araştırmalar, bu iklimin şiddet olaylarını %40 oranında azalttığını göstermektedir.
III. Çözüm Ekosistemi ve Ortak Sorumluluk
Şiddet davranışlarının dönüşümü için okul ve ev ortamına entegre edilmesi gereken üç temel sütun bulunmaktadır:
|
Paydaş |
Temel Görev Tanımı |
Bilimsel Referans |
|
Aile |
Koşulsuz kabul, duygusal aynalama ve zihinselleştirme. |
Bağlanma Teorisi (Bowlby) |
|
Okul |
Kapsayıcı iklim, rehberlikte erken uyarı ve akran arabuluculuğu. |
Sosyal Yapılandırmacılık (Vygotsky) |
|
Çocuk |
Duygu düzenleme, öz-düzenleme ve medya okuryazarlığı. |
Özerklik ve Yeterlilik (Deci & Ryan) |
Sonuç: Dönüştürme Sorumluluğu
Gençlerimizin şiddetin sert dilini kullanmak zorunda kalmadığı, duyulduklarını hissettikleri bir ekosistem kurmak sadece bir eğitim tercihi değil, toplumsal bir borçtur. Genç; gördüğünü değil, maruz kaldığını yaşar.
Bizler; çocukları sadece denetlenen nesneler olarak değil, anlaşılan özneler olarak görmeye başladığımızda şiddet sönümlenecektir. Unutulmamalıdır ki; "Görülmeyen çocuk, duyulmak için bağırır; sevilmeyen çocuk, fark edilmek için yakar." Yaşanan kayıpların acısını anlayarak ve dönüştürerek ilerletmek hepimizin sorumluluğudur. Doğru temas kurulduğunda, her sonuç değişebilir.
YASAL UYARI:
Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.