Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgının toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi.
81 ilde 6 bin 318 kişinin katılımıyla gerçekleşen araştırmaya göre, Covid-19 korku ve kaygı açısından en çok Doğu Anadolu ve Ege’yi etkiledi. “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Doğu Anadolu’da %50, Ege’de % 49 oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu. “Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı ise %56 ile en çok Akdeniz bölgesi oldu.
Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirdi. En yüksek oran ise %74 ile “sahip olduklarının kıymetini bilme” konusunda oldu. Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf. Araştırma, sürecin yönetimine ilişkin algıları da ortaya koydu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” derken; katılımcıların %82’si, bu süreçte sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerinin olumlu yönde geliştiğini söyledi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerektiğini belirterek “Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı” dedi.
Koronavirüsün toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, Küresel Covid-19 salgını ile ortaya çıkan davranış değişikliklerinin birey ve toplum psikolojisine etkisini gözler önüne serdi.
Türkiye genelinde 81 ilde geniş katılımla gerçekleştirilen, 6 bin 318 kişinin katıldığı, online anket üzerinden yapılan “Türkiye Koronafobi ve Salgınla İlişkili Duygu Çalışması” başlıklı araştırmanın sonuçları salgın kapsamında alınan önlemler doğrultusunda online düzenlenen basın toplantısında açıklandı.
Dört boyutta değerlendirme yapıldı
Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırma, Covid-19 salgınının kişilerde oluşturduğu kaygı, korku, süreç yönetimi ile ilgili algı ve olgunlaşma olmak üzere dört boyutta değerlendirme yapılmasını hedefledi. Araştırmaya katılan 897 sağlık çalışanına ilişkin çarpıcı verilerin de ortaya çıktığı çalışmada, korku ve kaygılar açısından en çok etkilenen bölgelerden salgının hayatımıza etkilerine kadar ilginç veriler yer aldı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yaşamı etkileyecek düzeydeki korku ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, selamlama konuşmasında küresel salgından etkilenen ülkemizde toplumun salgınla ilgili yaşamı etkileyecek düzeydeki korkuların, içinde bulunulan sürece ve geleceğe yönelik kaygıların, süreç yönetimi ile ilgili algıların ve psikolojik olgunlaşma düzeylerinin belirlenmesinin amaçlandığını söyledi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bugünkü durumu tespit edersek daha sağlıklı kararlar alırız”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaklaşık 1.5 aydır ciddi bir kriz yaşadığımızı belirterek “Bütün krizlerin iki boyutu vardır. Biri tehlike boyutu diğeri de fırsat boyutu. Sürekli tehlike boyutu üzerinde enfeksiyon hastalıkları uzmanları ya da mikrobiyoloji uzmanlarının yönlendirmesiyle büyük çoğunlukta hepimiz tehlike boyutunu fazla ön plana çıkarıyoruz. Bu gerekli elbette. Sosyal mesafenin tartışılması doğru değil. Bir taraftan da olumsuz etkilenme durumu söz konusu. Ortaya çıkan pandemi anksiyetesi gibi kavram var. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda Mısır, Fransa, Kanada ve İngiltere’de yapılan çalışmalarda toplumda kaygı duyanların oranı %70 civarında olduğu tespit edilmiş. O nedenle biz bu etkilenmeyi gördük. Özellikle Nisan ayının ortalarına doğru böyle bir araştırma yapmaya karar verdik. Bu araştırmanın sosyal değerlendirmeye katkı sağlamasını istedik. Bugünkü durumu tespit edersek sonraki kararların daha sağlıklı alınacağını düşünüyoruz. Heyecan verici sonuçlar ortaya çıktı” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ceza adaleti sistemi kurulmalı”
Araştırmada ortaya çıkan “geleceğe yönelik belirsizlik kaygısı” ve “ceza infaz yasasındaki değişikliklerin sonucuna ilişkin kaygıya” dikkat çeken Tarhan, “17 - 25 Nisan arasında yapılan bu çalışmamızda belirsizlik kaygısı yüksekti ama 25 Nisan’dan sonra bu belirsizliğin düştüğünü söyleyebiliriz. Sürece güven daha da artmış olabilir. Geleceğe yönelik belirsizlik kaygısının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Ceza infaz yasasındaki değişiklikteki endişe için ortaya çıkan %46’lık oran bizi biraz şaşırttı. Demek ki toplumda bunun tam karşılığı yok. Ya da topluma tam anlatılması gerekiyor. Dışarı çıkan insanların yeniden suç işleyeceğine dair, tekrar döneceklerine dair, ıslah olmadan çıktıklarına dair bir algı var. O nedenle Adalet Bakanlığının bu veriyi değerlendirmesi ve yasa değişikliği ile dışarı çıkanlar için bir takip sistemini oluşturması ve bu konuyu politika belirlemede ayrı bir başlık olarak değerlendirmesinde fayda var. Ceza adaleti sistemi çok önemli. Türkiye’de şu anda ceza adaleti sisteminin kurulmasının gerektiğini gösteren bir durum bu” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ülkemizde güven duygusu daha yüksek”
Kadınların %49’unun, erkeklerin %35’inin hayatlarını etkileyecek biçimde korktuğunun anlaşıldığını, literatürdeki çalışmalarda dünyada bu oranın %70 civarında olduğunu belirten Tarhan, “Türkiye’de gelecekle ilgili sürecin yönetimi ile ilgili insanların korkusunun daha az olması bu anlamda güven duygusunun daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları açısından bizi en çok şaşırtan şey Sağlık Çalışanları koronavirüs’ten daha fazla oranda kendilerine şiddet uygulanmasından, maruz kalmaktan korkuyorlar. Sağlık çalışanları şu anda cephedeki asker gibi. Çocuğunu evini bırakmış otelde kalanlar var. Covid pozitif olmuş iyileşip dönüp tekrar çalışanlar var. Bu korkunun politika belirleyenlerin göz önüne almasında fayda var” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde”
Olgunlaşma süreci verilerinin ayrı bir önemi olduğunu belirten Tarhan, “Tüm korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı ümitsiz, karamsar değil. Psikolojik olgunlaşma süreci bulunuyor. Burada en yüksek oran olarak ‘Sahip olduklarımın kıymetini bilme’ %74 oranında çıktığını görüyoruz. Önem verdiğimiz öncelik sırası değişti, zorlukları göğüslemeyi öğrendim, olayları olduğu gibi kabulleniyorum oranları da dikkat çekiyor. Manevi konulara ilgim arttı %49, ilişkilerimde daha çok emek sarf ediyorum diyenler yüksek oranda çıktı. Burada toplumda daha çok güven oluşturacak bilgilendirmelere ihtiyaç var. Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde. İnsanlarda şu anda zihinsel dönüşüm etkisi var. Daha az bencil, çıkarcı olacak, daha fazla empati yapabilecek, insani değerlerin farkına varacak. Haz ve hız peşinde koşan bir sosyal algılama vardı bunun sorgulandığını görüyoruz. Bu aslında krizin bizim için geliştiren travma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bunun da orta ve uzun vadede insanlığa bir kazanım olacağını düşünüyoruz. Covid 19 salgını doğaya, çevreye insani değerlere daha saygılı olmamız konusunda bir farkındalığa sebep oldu diyebiliriz” diye konuştu.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yalnız kalma döneminde ruh sağlığını korumaya odaklanılmalı”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerekiyor. Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı. Yalnızlığını gidererek mutlu olmaya alışmış kişiler için çok zor. Ciddi bir davranış değişikliği gerektirir” dedi.
Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “7 bölgeden 6 bin 318 kişi katıldı”
Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma ile ilgili genel bilgilendirme yaptı. Sayar, 17-25 Nisan 2020 tarihleri arasında internet üzerinden doldurulan formlarla yürütülen araştırmaya Marmara’dan 3 bin 121, Ege’den 567, Akdeniz’den 483, İç Anadolu’dan 892, Karadeniz’den 569, Doğu Anadolu’dan 240, Güneydoğu Anadolu’dan 292 olmak üzere toplam 6 bin 318 kişinin katıldığını söyledi.
Araştırmaya 18-79 yaşları arasında katılan erkeklerin yaş ortalamasının 33.6 olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, 19-97 yaş aralığındaki kadın katılımcıların yaş ortalamasının 34.3 olduğunu ifade etti. Sayar, araştırmaya katılanların 3 bin 728 kişinin büyükşehir (%59), bin 77 kişinin il merkezi (%17.1) ve bin 513 kişinin ise ilçe ve altı yerleşim yerinde (%23.9) yaşadığını kaydetti.
Araştırmaya katılan kişilerden 3 bin 103 kişinin bekar (%49.1), 3 bin 50 kişinin evli (%48.3) olduğunu kaydeden Sayar, 388 kişinin ortaokul ve altı (%6.2), bin 168 kişinin lise (%18.5), 3 bin 152 kişinin önlisans ve lisans (%49.8) ve bin 610 kişinin yüksek lisans ve doktora (%25.5) mezunu olduğunu söyledi.
897 sağlık çalışanı çalışmaya katıldı
Araştırmaya bin 391 öğrenci (%22), 897 sağlık çalışanı (%14.2), 883 akademisyen (%14), 610 ev hanımı (%9.7), 528 hukuk/kamu çalışanı (%8.4), 404 işsiz (%6.4) ve 1605 diğer meslek gruplarından (%25.3) kişi katıldı.
Araştırmaya katılanların çalışma durumuna bakıldığında 754 ofis-ev dönüşümlü (%11.9), bin 327 evde (%21), 1040 kişi Covid öncesi çalışırken şimdi çalışmıyor (%16.5). 841 kişi sürekli işyerinde çalışırken (%13.3), 2 bin 356 kişi Covid öncesi çalışmıyordu, şimdi de çalışmıyor. (%37.3)
Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, araştırma sonuçlarını açıkladı
Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ise araştırma bulguları hakkında yaptığı sunumunda, araştırma sonuçlarının korkular, salgın ilişkili kaygılar, süreç yönetimi algısı ve olgunlaşma başlıkları altında değerlendirildiğini söyledi.
En çok Doğu Anadolu ve Ege korkuyor
Araştırma sonuçlarına göre “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı %50 ile Doğu Anadolu Bölgesi ve % 49 oranı ile Ege Bölgesi oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu.
Koronavirüsten hiç korkmadığını söyleyenlerin oranı ise Karadeniz bölgesinde %15, Güneydoğu Anadolu bölgesinde %14, İç Anadolu bölgesinde %13, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde %12, Marmara’da %11 ve Akdeniz’de %10 olarak belirlendi.
Akdeniz bölgesi Koronavirüs haberlerini izlerken gergin ve endişeli
“Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı %56 ile Akdeniz bölgesi olurken; Akdeniz bölgesini %55 ile Doğu Anadolu, %54 ile Ege bölgesi takip etti. Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgesindebu oran %50 olurken; Karadeniz bölgesinde bu oran %45 ile en düşük oran oldu.
“Koronavirüs hakkında düşünmek beni çok rahatsız ediyor” diyenlerin oranı da %51 ile en yüksek Doğu Anadolu bölgesinde oldu. Koronavirüs düşüncesi, %50 ile Akdeniz, %49 ile Ege ve Güneydoğu Anadolu, %47 İç Anadolu bölgesini çok rahatsız ederken; Marmara ve Karadeniz bölgelerinde bu oran %45 oldu.
Koronavirüs nedeniyle ölmekten çok korkuyorum
“Koronavirüs nedeniyle hayatımı kaybetmekten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Ege bölgesinde %43 ile en yüksek olurken; Doğu Anadolu’da %40 oldu. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu görüşte olanların oranı %39 iken; Akdeniz bölgesinde %38, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde ise %37 oldu.
“Ne zaman Koronavirüsü düşünsem ellerim titriyor” diyenlerin oranı %11 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölçüldü. Bunu %9 ile Doğu Anadolu bölgesi izlerken; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde %8 oldu. İç Anadolu bölgesi ise %7 ile geride kaldı.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uykular kaçıyor
“Koronavirüs kapmaktan endişeli olduğum için uykum kaçıyor” diyenlerin oranı ise %15 ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Akdeniz bölgesinde %12 olan bu oran Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde %11 oldu. Karadeniz’de bu oran %10 olarak belirlendi.
Koronavirüs düşüncesi, kalp çarpıntısına yol açıyor
“Ne zaman Koronavirüs kapmakla ilgili düşünsem kalp çarpıntım oluyor” diyenlerin oranı ise %20 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde oldu. Akdeniz’de %17 olan bu oran, Ege ve Doğu Anadolu’da %15 olan bu oran, Marmara ve İç Anadolu’da %14, Karadeniz bölgesinde ise %13 oldu.
Kadınlar erkeklere göre daha çok korkuyor
Araştırma cinsiyete, çocuk sahibi olma durumuna, yerleşim yerine, Covid-19 testi pozitif bir birey tanımaya, Covid-19 nedeniyle hastanede yatan birini tanımaya, Covid-19 nedeniyle vefat eden bir birey tanımaya göre korkuların oranlarının değiştiğini gözler önüne serdi. Buna göre, kadınların korku, endişe, Covid hakkında düşününce rahatsız olma ve Covid nedeniyle hayatını kaybetmekten çok korkma oranları erkeklere göre daha yüksek. Büyükşehir ve metropollerde yaşayanların haber ve sosyal medya izlerken endişe duyma oranları %52 iken ilçe ve kasabada yaşayanlarda bu oran %47 çıktı.
Salgın sürecinin belirsizliği kaygılandırıyor
Araştırmada salgın ilişkili farklı kaygı konuları dikkat çekti. Buna göre katılımcıların %49.6’sı salgın sürecinin belirsizliği nedeniyle kaygı yaşıyor.
Ceza İnfaz Yasasındaki düzenleme sonuçları kaygı veriyor
Salgın nedeniyle gerçekleştirilen Ceza İnfaz Yasası’ndaki düzenleme sonuçlarını kaygı verici bulanların oranı ise %45.6 oldu.
Sosyal ilişkilerden uzak kalmak %40.9, kişinin ölümü halinde aile bireylerinin geleceği ile ilgili kaygısı %35.3, yeterli sağlık hizmeti alamama endişesi %31.3, koruyucu ekipmana ulaşamama endişesi %31.1, ekonomik sorunlar yaşama kaygısı %30.8, kendi ya da çocuğunun eğitiminin aksaması %24.8, evden dilediği zaman çıkamamak %27.8, aile bireylerinin ruhsal durumları %27.6, fiziksel güvenliği sağlayamama kaygısı %26.6, toplumda silahlanma yaşanması kaygısı %23.4, etkinlik/ibadet/hobileri sürdürememek %23.1, gerekli durumda il dışına çıkamamak %22.0, işsiz kalma kaygısı %21.3 olarak belirlendi.
Sağlık çalışanlarında kaygılar
Araştırma, Koronavirüsle mücadelede en önde savaşan sağlık çalışanlarının kaygılarına ilişkin verileri de ortaya koydu. Çalışmaya katılan 897 sağlık çalışanı, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili %55 oranında kaygı taşıyor. Sürecin belirsizliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %50, İnfaz düzenlemesi değişikliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %49 oldu. Sağlık çalışanları yeterli koruyucu ekipmana ulaşamamak konusunda %44, ölümü halinde aile bireylerinin gelecekleri konusunda %43 oranında kaygı duyuyor.
Tıbbi-bilimsel süreci %58 başarılı buldu
Araştırmada katılımcıların süreç yönetimine ilişkin algılarıyla ilgili oranlar da ortaya çıktı. Süreçle ilgili kamu otoritelerinin çalışmalarını yeterli ve tatmin edici buluyorum” diyenlerin oranı %46 oldu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık çalışanlarına yönelik düşünceler olumlu yönde gelişti
“Covid-19 sürecinde sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerim olumlu yönde gelişti” diyenlerin oranı %82 oldu.
Covid-19 olgunlaşmaya katkı sağladı
Salgın sürecinin olgunlaşmaya etkilerinin de ölçüldüğü araştırmada katılımcıların %74’ü “Elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım”, %59’u “Yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti” dedi. “Zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım” ve “Olayları olduğu gibi kabulleniyorum” diyenlerin oranı %56 olurken; “Manevi konulara ilgim arttı” diyenlerin oranı %49 oldu. Katılımcıların %48’i de “İlişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım” dedi.
Kadınlarda olgunlaşma oranları daha yüksek
Salgın sürecinde kadınlar, erkeklere oranla daha fazla oranda psikolojik olgunlaşma bildirdi. Sonuçlara göre kadınlar önceliklerinin değişmesi açısından %61 oranında etkilenirken erkeklerde bu oran %50 oldu. Kadınlarda maneviyat %53 oranında artarken erkeklerde bu oran %38 oldu. İlişkilere emek kadınlarda %51, erkeklerde ise %40 olarak belirlendi.
Araştırma sonuçları altı başlıkta toplandı
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçları “süreç yönetimi”, “geleceğe yönelik kaygılar”, “korkular”, sağlık çalışanları”, “olgunlaşma” ve “cinsiyet farklılıkları” olmak üzere altı başlıkta toplandı.
Süreç yönetimi: Sağlık çalışanları çok büyük oranda daha pozitif algılanıyor. (%82) Katılımcıların yarıdan fazlasıtıbbi ve bilimsel süreçlerin yönetimini gelişmiş ülkelerden daha iyi buluyor. (%58)
Geleceğe yönelik kaygılar: Sürecin belirsizliği (%50), ceza infaz yasası düzenlemesinin sonuçlarına dair endişe (%46), sosyal ilişkilerden uzak kalmak (%41), sağlık hizmetine ulaşamama kaygısı (%31) genel toplumda en yüksek kaygılar.
Korkular: Taranan toplumda kadınların %49‘u, erkeklerin %35’i hayatlarını etkileyecek biçimde korkuyor. Haberler ve sosyal medya takip ederken yaşanan endişeler yüksek (%51)
Sağlık çalışanları: Korkuları daha düşük olmakla birlikte kaygıları toplum genelinden daha farklı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması endişesi (%55), koruyucu ekipman bulamama korkusu (%44) ve kendi ölümleri halinde aile bireylerinin refahları ile ilgili endişe (%43) duyuyorlar.
Olgunlaşma: Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirmekte. En yüksek oran, sahip olduklarının kıymetini bilme konusunda (%74).
Cinsiyet farklılıkları: Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf.
Türkiye olgunlaşıyor
Araştırmanın sonuç bölümünde önerilere de yer verildi:
1- Türkiye olgunlaşıyor
Krizin pozitif boyu
Kadın erkek farkları
2- Belirsizliklerin olabildiğince azaltılması
Ceza İnfaz düzenlemeleri konusundaki kaygının ele alınması
3- Sağlık çalışanlarının kaygıları
Sağlıkta Şiddet Yasası zamanlaması
Sağlık çalışanlarının ölümleri halinde çocuklarının gelecekleri ile ilgili endişeleri
4- Sağlık çalışanlarını pozitif algılama
5- Covid-19 kaynaklı ölümlerde yakınlara psikolojik destek
Online Basın Toplantısı linki:
https://wetransfer.com/downloads/1da2d3935c2f1f8d21a026e52c76636720200429111730/ef7923
Bilgi için: Ayşegül Erben / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. / 0536 572 27 88
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 salgının toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi.
81 ilde 6 bin 318 kişinin katılımıyla gerçekleşen araştırmaya göre, Covid-19 korku ve kaygı açısından en çok Doğu Anadolu ve Ege’yi etkiledi. “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Doğu Anadolu’da %50, Ege’de % 49 oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu. “Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı ise %56 ile en çok Akdeniz bölgesi oldu.
Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirdi. En yüksek oran ise %74 ile “sahip olduklarının kıymetini bilme” konusunda oldu. Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf. Araştırma, sürecin yönetimine ilişkin algıları da ortaya koydu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” derken; katılımcıların %82’si, bu süreçte sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerinin olumlu yönde geliştiğini söyledi. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, insanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerektiğini belirterek “Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı” dedi.
Koronavirüsün toplum psikolojisine yansımaları bakımından Türkiye’nin en geniş katılımlı araştırması, Üsküdar Üniversitesi tarafından gerçekleştirildi. Araştırma, Küresel Covid-19 salgını ile ortaya çıkan davranış değişikliklerinin birey ve toplum psikolojisine etkisini gözler önüne serdi.
Türkiye genelinde 81 ilde geniş katılımla gerçekleştirilen, 6 bin 318 kişinin katıldığı, online anket üzerinden yapılan “Türkiye Koronafobi ve Salgınla İlişkili Duygu Çalışması” başlıklı araştırmanın sonuçları salgın kapsamında alınan önlemler doğrultusunda online düzenlenen basın toplantısında açıklandı.
Dört boyutta değerlendirme yapıldı
Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu tarafından gerçekleştirilen araştırma, Covid-19 salgınının kişilerde oluşturduğu kaygı, korku, süreç yönetimi ile ilgili algı ve olgunlaşma olmak üzere dört boyutta değerlendirme yapılmasını hedefledi. Araştırmaya katılan 897 sağlık çalışanına ilişkin çarpıcı verilerin de ortaya çıktığı çalışmada, korku ve kaygılar açısından en çok etkilenen bölgelerden salgının hayatımıza etkilerine kadar ilginç veriler yer aldı.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yaşamı etkileyecek düzeydeki korku ve kaygı düzeylerinin belirlenmesi amaçlandı”
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, selamlama konuşmasında küresel salgından etkilenen ülkemizde toplumun salgınla ilgili yaşamı etkileyecek düzeydeki korkuların, içinde bulunulan sürece ve geleceğe yönelik kaygıların, süreç yönetimi ile ilgili algıların ve psikolojik olgunlaşma düzeylerinin belirlenmesinin amaçlandığını söyledi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bugünkü durumu tespit edersek daha sağlıklı kararlar alırız”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yaklaşık 1.5 aydır ciddi bir kriz yaşadığımızı belirterek “Bütün krizlerin iki boyutu vardır. Biri tehlike boyutu diğeri de fırsat boyutu. Sürekli tehlike boyutu üzerinde enfeksiyon hastalıkları uzmanları ya da mikrobiyoloji uzmanlarının yönlendirmesiyle büyük çoğunlukta hepimiz tehlike boyutunu fazla ön plana çıkarıyoruz. Bu gerekli elbette. Sosyal mesafenin tartışılması doğru değil. Bir taraftan da olumsuz etkilenme durumu söz konusu. Ortaya çıkan pandemi anksiyetesi gibi kavram var. Bu konuda yapılan bilimsel çalışmalarda Mısır, Fransa, Kanada ve İngiltere’de yapılan çalışmalarda toplumda kaygı duyanların oranı %70 civarında olduğu tespit edilmiş. O nedenle biz bu etkilenmeyi gördük. Özellikle Nisan ayının ortalarına doğru böyle bir araştırma yapmaya karar verdik. Bu araştırmanın sosyal değerlendirmeye katkı sağlamasını istedik. Bugünkü durumu tespit edersek sonraki kararların daha sağlıklı alınacağını düşünüyoruz. Heyecan verici sonuçlar ortaya çıktı” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ceza adaleti sistemi kurulmalı”
Araştırmada ortaya çıkan “geleceğe yönelik belirsizlik kaygısı” ve “ceza infaz yasasındaki değişikliklerin sonucuna ilişkin kaygıya” dikkat çeken Tarhan, “17 - 25 Nisan arasında yapılan bu çalışmamızda belirsizlik kaygısı yüksekti ama 25 Nisan’dan sonra bu belirsizliğin düştüğünü söyleyebiliriz. Sürece güven daha da artmış olabilir. Geleceğe yönelik belirsizlik kaygısının çok yüksek olduğunu görüyoruz. Ceza infaz yasasındaki değişiklikteki endişe için ortaya çıkan %46’lık oran bizi biraz şaşırttı. Demek ki toplumda bunun tam karşılığı yok. Ya da topluma tam anlatılması gerekiyor. Dışarı çıkan insanların yeniden suç işleyeceğine dair, tekrar döneceklerine dair, ıslah olmadan çıktıklarına dair bir algı var. O nedenle Adalet Bakanlığının bu veriyi değerlendirmesi ve yasa değişikliği ile dışarı çıkanlar için bir takip sistemini oluşturması ve bu konuyu politika belirlemede ayrı bir başlık olarak değerlendirmesinde fayda var. Ceza adaleti sistemi çok önemli. Türkiye’de şu anda ceza adaleti sisteminin kurulmasının gerektiğini gösteren bir durum bu” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Ülkemizde güven duygusu daha yüksek”
Kadınların %49’unun, erkeklerin %35’inin hayatlarını etkileyecek biçimde korktuğunun anlaşıldığını, literatürdeki çalışmalarda dünyada bu oranın %70 civarında olduğunu belirten Tarhan, “Türkiye’de gelecekle ilgili sürecin yönetimi ile ilgili insanların korkusunun daha az olması bu anlamda güven duygusunun daha yüksek olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları açısından bizi en çok şaşırtan şey Sağlık Çalışanları koronavirüs’ten daha fazla oranda kendilerine şiddet uygulanmasından, maruz kalmaktan korkuyorlar. Sağlık çalışanları şu anda cephedeki asker gibi. Çocuğunu evini bırakmış otelde kalanlar var. Covid pozitif olmuş iyileşip dönüp tekrar çalışanlar var. Bu korkunun politika belirleyenlerin göz önüne almasında fayda var” dedi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde”
Olgunlaşma süreci verilerinin ayrı bir önemi olduğunu belirten Tarhan, “Tüm korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı ümitsiz, karamsar değil. Psikolojik olgunlaşma süreci bulunuyor. Burada en yüksek oran olarak ‘Sahip olduklarımın kıymetini bilme’ %74 oranında çıktığını görüyoruz. Önem verdiğimiz öncelik sırası değişti, zorlukları göğüslemeyi öğrendim, olayları olduğu gibi kabulleniyorum oranları da dikkat çekiyor. Manevi konulara ilgim arttı %49, ilişkilerimde daha çok emek sarf ediyorum diyenler yüksek oranda çıktı. Burada toplumda daha çok güven oluşturacak bilgilendirmelere ihtiyaç var. Türkiye şu anda olgunlaşma sürecinde. İnsanlarda şu anda zihinsel dönüşüm etkisi var. Daha az bencil, çıkarcı olacak, daha fazla empati yapabilecek, insani değerlerin farkına varacak. Haz ve hız peşinde koşan bir sosyal algılama vardı bunun sorgulandığını görüyoruz. Bu aslında krizin bizim için geliştiren travma potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bunun da orta ve uzun vadede insanlığa bir kazanım olacağını düşünüyoruz. Covid 19 salgını doğaya, çevreye insani değerlere daha saygılı olmamız konusunda bir farkındalığa sebep oldu diyebiliriz” diye konuştu.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Yalnız kalma döneminde ruh sağlığını korumaya odaklanılmalı”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “İnsanlığın şu andan itibaren daha yalnızlaşmaya alışması gerekiyor. Yalnızlık birkaç sene kaderimiz olacak. İnsanlar bu yalnız olma döneminde ruh sağlığımı nasıl korurum kısmına odaklanmalı. Yalnızlığını gidererek mutlu olmaya alışmış kişiler için çok zor. Ciddi bir davranış değişikliği gerektirir” dedi.
Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar: “7 bölgeden 6 bin 318 kişi katıldı”
Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü ve NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, araştırma ile ilgili genel bilgilendirme yaptı. Sayar, 17-25 Nisan 2020 tarihleri arasında internet üzerinden doldurulan formlarla yürütülen araştırmaya Marmara’dan 3 bin 121, Ege’den 567, Akdeniz’den 483, İç Anadolu’dan 892, Karadeniz’den 569, Doğu Anadolu’dan 240, Güneydoğu Anadolu’dan 292 olmak üzere toplam 6 bin 318 kişinin katıldığını söyledi.
Araştırmaya 18-79 yaşları arasında katılan erkeklerin yaş ortalamasının 33.6 olduğunu kaydeden Doç. Dr. Gökben Hızlı Sayar, 19-97 yaş aralığındaki kadın katılımcıların yaş ortalamasının 34.3 olduğunu ifade etti. Sayar, araştırmaya katılanların 3 bin 728 kişinin büyükşehir (%59), bin 77 kişinin il merkezi (%17.1) ve bin 513 kişinin ise ilçe ve altı yerleşim yerinde (%23.9) yaşadığını kaydetti.
Araştırmaya katılan kişilerden 3 bin 103 kişinin bekar (%49.1), 3 bin 50 kişinin evli (%48.3) olduğunu kaydeden Sayar, 388 kişinin ortaokul ve altı (%6.2), bin 168 kişinin lise (%18.5), 3 bin 152 kişinin önlisans ve lisans (%49.8) ve bin 610 kişinin yüksek lisans ve doktora (%25.5) mezunu olduğunu söyledi.
897 sağlık çalışanı çalışmaya katıldı
Araştırmaya bin 391 öğrenci (%22), 897 sağlık çalışanı (%14.2), 883 akademisyen (%14), 610 ev hanımı (%9.7), 528 hukuk/kamu çalışanı (%8.4), 404 işsiz (%6.4) ve 1605 diğer meslek gruplarından (%25.3) kişi katıldı.
Araştırmaya katılanların çalışma durumuna bakıldığında 754 ofis-ev dönüşümlü (%11.9), bin 327 evde (%21), 1040 kişi Covid öncesi çalışırken şimdi çalışmıyor (%16.5). 841 kişi sürekli işyerinde çalışırken (%13.3), 2 bin 356 kişi Covid öncesi çalışmıyordu, şimdi de çalışmıyor. (%37.3)
Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol, araştırma sonuçlarını açıkladı
Üsküdar Üniversitesi Epidemiyolojik Araştırmalar Çalışma Grubu Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Hüseyin Ünübol ise araştırma bulguları hakkında yaptığı sunumunda, araştırma sonuçlarının korkular, salgın ilişkili kaygılar, süreç yönetimi algısı ve olgunlaşma başlıkları altında değerlendirildiğini söyledi.
En çok Doğu Anadolu ve Ege korkuyor
Araştırma sonuçlarına göre “Koronavirüsten çok korkuyorum” diyenlerin oranı %50 ile Doğu Anadolu Bölgesi ve % 49 oranı ile Ege Bölgesi oldu. Bu oranı %47 ile Akdeniz bölgesi izlerken; Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da bu oran %43 oldu. Karadeniz bölgesi ise %41 ile en az korkan bölge oldu.
Koronavirüsten hiç korkmadığını söyleyenlerin oranı ise Karadeniz bölgesinde %15, Güneydoğu Anadolu bölgesinde %14, İç Anadolu bölgesinde %13, Ege ve Doğu Anadolu bölgelerinde %12, Marmara’da %11 ve Akdeniz’de %10 olarak belirlendi.
Akdeniz bölgesi Koronavirüs haberlerini izlerken gergin ve endişeli
“Koronavirüsle ilgili haberleri izlerken gergin ve endişeli oluyorum” diyenlerin oranı %56 ile Akdeniz bölgesi olurken; Akdeniz bölgesini %55 ile Doğu Anadolu, %54 ile Ege bölgesi takip etti. Marmara ve Güneydoğu Anadolu bölgesindebu oran %50 olurken; Karadeniz bölgesinde bu oran %45 ile en düşük oran oldu.
“Koronavirüs hakkında düşünmek beni çok rahatsız ediyor” diyenlerin oranı da %51 ile en yüksek Doğu Anadolu bölgesinde oldu. Koronavirüs düşüncesi, %50 ile Akdeniz, %49 ile Ege ve Güneydoğu Anadolu, %47 İç Anadolu bölgesini çok rahatsız ederken; Marmara ve Karadeniz bölgelerinde bu oran %45 oldu.
Koronavirüs nedeniyle ölmekten çok korkuyorum
“Koronavirüs nedeniyle hayatımı kaybetmekten çok korkuyorum” diyenlerin oranı Ege bölgesinde %43 ile en yüksek olurken; Doğu Anadolu’da %40 oldu. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu görüşte olanların oranı %39 iken; Akdeniz bölgesinde %38, Marmara ve Karadeniz bölgelerinde ise %37 oldu.
“Ne zaman Koronavirüsü düşünsem ellerim titriyor” diyenlerin oranı %11 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölçüldü. Bunu %9 ile Doğu Anadolu bölgesi izlerken; Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde %8 oldu. İç Anadolu bölgesi ise %7 ile geride kaldı.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da uykular kaçıyor
“Koronavirüs kapmaktan endişeli olduğum için uykum kaçıyor” diyenlerin oranı ise %15 ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri oldu. Akdeniz bölgesinde %12 olan bu oran Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde %11 oldu. Karadeniz’de bu oran %10 olarak belirlendi.
Koronavirüs düşüncesi, kalp çarpıntısına yol açıyor
“Ne zaman Koronavirüs kapmakla ilgili düşünsem kalp çarpıntım oluyor” diyenlerin oranı ise %20 ile en yüksek Güneydoğu Anadolu bölgesinde oldu. Akdeniz’de %17 olan bu oran, Ege ve Doğu Anadolu’da %15 olan bu oran, Marmara ve İç Anadolu’da %14, Karadeniz bölgesinde ise %13 oldu.
Kadınlar erkeklere göre daha çok korkuyor
Araştırma cinsiyete, çocuk sahibi olma durumuna, yerleşim yerine, Covid-19 testi pozitif bir birey tanımaya, Covid-19 nedeniyle hastanede yatan birini tanımaya, Covid-19 nedeniyle vefat eden bir birey tanımaya göre korkuların oranlarının değiştiğini gözler önüne serdi. Buna göre, kadınların korku, endişe, Covid hakkında düşününce rahatsız olma ve Covid nedeniyle hayatını kaybetmekten çok korkma oranları erkeklere göre daha yüksek. Büyükşehir ve metropollerde yaşayanların haber ve sosyal medya izlerken endişe duyma oranları %52 iken ilçe ve kasabada yaşayanlarda bu oran %47 çıktı.
Salgın sürecinin belirsizliği kaygılandırıyor
Araştırmada salgın ilişkili farklı kaygı konuları dikkat çekti. Buna göre katılımcıların %49.6’sı salgın sürecinin belirsizliği nedeniyle kaygı yaşıyor.
Ceza İnfaz Yasasındaki düzenleme sonuçları kaygı veriyor
Salgın nedeniyle gerçekleştirilen Ceza İnfaz Yasası’ndaki düzenleme sonuçlarını kaygı verici bulanların oranı ise %45.6 oldu.
Sosyal ilişkilerden uzak kalmak %40.9, kişinin ölümü halinde aile bireylerinin geleceği ile ilgili kaygısı %35.3, yeterli sağlık hizmeti alamama endişesi %31.3, koruyucu ekipmana ulaşamama endişesi %31.1, ekonomik sorunlar yaşama kaygısı %30.8, kendi ya da çocuğunun eğitiminin aksaması %24.8, evden dilediği zaman çıkamamak %27.8, aile bireylerinin ruhsal durumları %27.6, fiziksel güvenliği sağlayamama kaygısı %26.6, toplumda silahlanma yaşanması kaygısı %23.4, etkinlik/ibadet/hobileri sürdürememek %23.1, gerekli durumda il dışına çıkamamak %22.0, işsiz kalma kaygısı %21.3 olarak belirlendi.
Sağlık çalışanlarında kaygılar
Araştırma, Koronavirüsle mücadelede en önde savaşan sağlık çalışanlarının kaygılarına ilişkin verileri de ortaya koydu. Çalışmaya katılan 897 sağlık çalışanı, sağlık çalışanlarına yönelik şiddetle ilgili %55 oranında kaygı taşıyor. Sürecin belirsizliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %50, İnfaz düzenlemesi değişikliğini kaygı verici bulan sağlık çalışanlarının oranı %49 oldu. Sağlık çalışanları yeterli koruyucu ekipmana ulaşamamak konusunda %44, ölümü halinde aile bireylerinin gelecekleri konusunda %43 oranında kaygı duyuyor.
Tıbbi-bilimsel süreci %58 başarılı buldu
Araştırmada katılımcıların süreç yönetimine ilişkin algılarıyla ilgili oranlar da ortaya çıktı. Süreçle ilgili kamu otoritelerinin çalışmalarını yeterli ve tatmin edici buluyorum” diyenlerin oranı %46 oldu. Katılımcıların %58’i “Covid-19 ile tıbbi mücadele konusunda dünyadaki gelişmiş ülkelere göre ülkemi daha başarılı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Sağlık çalışanlarına yönelik düşünceler olumlu yönde gelişti
“Covid-19 sürecinde sağlık çalışanlarına yönelik düşüncelerim olumlu yönde gelişti” diyenlerin oranı %82 oldu.
Covid-19 olgunlaşmaya katkı sağladı
Salgın sürecinin olgunlaşmaya etkilerinin de ölçüldüğü araştırmada katılımcıların %74’ü “Elimdekilerin kıymetini daha iyi anladım”, %59’u “Yaşamda önem verdiğim şeylerin öncelik sırası değişti” dedi. “Zorlukları göğüsleyebileceğimi anladım” ve “Olayları olduğu gibi kabulleniyorum” diyenlerin oranı %56 olurken; “Manevi konulara ilgim arttı” diyenlerin oranı %49 oldu. Katılımcıların %48’i de “İlişkilerime daha çok emek sarf etmeye başladım” dedi.
Kadınlarda olgunlaşma oranları daha yüksek
Salgın sürecinde kadınlar, erkeklere oranla daha fazla oranda psikolojik olgunlaşma bildirdi. Sonuçlara göre kadınlar önceliklerinin değişmesi açısından %61 oranında etkilenirken erkeklerde bu oran %50 oldu. Kadınlarda maneviyat %53 oranında artarken erkeklerde bu oran %38 oldu. İlişkilere emek kadınlarda %51, erkeklerde ise %40 olarak belirlendi.
Araştırma sonuçları altı başlıkta toplandı
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Araştırmanın sonuçları “süreç yönetimi”, “geleceğe yönelik kaygılar”, “korkular”, sağlık çalışanları”, “olgunlaşma” ve “cinsiyet farklılıkları” olmak üzere altı başlıkta toplandı.
Süreç yönetimi: Sağlık çalışanları çok büyük oranda daha pozitif algılanıyor. (%82) Katılımcıların yarıdan fazlasıtıbbi ve bilimsel süreçlerin yönetimini gelişmiş ülkelerden daha iyi buluyor. (%58)
Geleceğe yönelik kaygılar: Sürecin belirsizliği (%50), ceza infaz yasası düzenlemesinin sonuçlarına dair endişe (%46), sosyal ilişkilerden uzak kalmak (%41), sağlık hizmetine ulaşamama kaygısı (%31) genel toplumda en yüksek kaygılar.
Korkular: Taranan toplumda kadınların %49‘u, erkeklerin %35’i hayatlarını etkileyecek biçimde korkuyor. Haberler ve sosyal medya takip ederken yaşanan endişeler yüksek (%51)
Sağlık çalışanları: Korkuları daha düşük olmakla birlikte kaygıları toplum genelinden daha farklı. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının artması endişesi (%55), koruyucu ekipman bulamama korkusu (%44) ve kendi ölümleri halinde aile bireylerinin refahları ile ilgili endişe (%43) duyuyorlar.
Olgunlaşma: Tüm bu korku ve kaygılara rağmen katılımcıların büyük kısmı psikolojik olgunlaşma bildirmekte. En yüksek oran, sahip olduklarının kıymetini bilme konusunda (%74).
Cinsiyet farklılıkları: Kadın katılımcıların korku ve kaygıları daha fazla, erkek katılımcıların ise psikolojik olgunlaşma süreçleri daha zayıf.
Türkiye olgunlaşıyor
Araştırmanın sonuç bölümünde önerilere de yer verildi:
1- Türkiye olgunlaşıyor
Krizin pozitif boyu
Kadın erkek farkları
2- Belirsizliklerin olabildiğince azaltılması
Ceza İnfaz düzenlemeleri konusundaki kaygının ele alınması
3- Sağlık çalışanlarının kaygıları
Sağlıkta Şiddet Yasası zamanlaması
Sağlık çalışanlarının ölümleri halinde çocuklarının gelecekleri ile ilgili endişeleri
4- Sağlık çalışanlarını pozitif algılama
5- Covid-19 kaynaklı ölümlerde yakınlara psikolojik destek
Online Basın Toplantısı linki:
https://wetransfer.com/downloads/1da2d3935c2f1f8d21a026e52c76636720200429111730/ef7923
Bilgi için: Ayşegül Erben / Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. / 0536 572 27 88
Son Güncelleme: Çarşamba, 29 Nisan 2020 15:49
Gösterim: 1052
Harvard Üniversitesi Küresel Eğitim ve İnovasyon Girişimi Merkezi ve Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından eğitime yönelik hazırlanan COVID-19 araştırmasının sonuçları açıklandı. Rapora göre; Sosyal izolasyonun zorunlu olduğu günlerde eğitim sistemlerinin ve kurum liderlerinin eğitimin devamı adına alternatif planlar geliştirmeleri gerekliliği büyük önem taşıyor.
Harvard Üniversitesi Küresel Eğitim ve İnovasyon Girişimi Merkezi ile Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü, COVID-19 salgını sebebi ile eğitimde atılabilecek adımlara rehberlik edecek bir araştırma raporu hazırladı. Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nin de katkı sunduğu raporda, ülkelerin online eğitim platformlarının yeterliliği, ders çalışmak için sessiz bir ortam, bilgisayar ve internet bağlantısına erişim, internet hızı ve okullardaki dijital araç yeterliliği gibi birçok konu ele alındı. Eğitimin çeşitli ülkelerde krize karşı verdiği tepkilerin de incelendiği bu raporda, eğitim sistemi ve örgüt liderlerinin, mevcut gerekli sosyal tecrit döneminde, alternatif yöntemlerle, eğitimin devamı için planlar geliştirmelerini öneriyor.
ORTAK GÖRÜŞ ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİNİN SAĞLIĞI
Rapora göre; ülkeler, tüm dünyayı saran COVID-19 salgını krizi süresince verilen hükümet kararlarından en önemli konular öğrenciler için akademik öğrenmenin sağlanması, bireysel çalışma yetenekleri açısından eksikliği olan öğrencilerin desteklenmesi, öğrencilerin sağlıklı olmalarının sağlanması, öğretmenlere profesyonel destek sağlanması ve öğretmenlerin sağlıklı olmasının sağlanması, öğretmenlere tıbbi yardım sağlanması.
Katılımcıların bu süreçte alınması ve ölçülmesi en zor olan konuya verdiği öğrenciler için akademik öğrenmenin devamlılığının sağlanması, bireysel çalışma yetenekleri açısından eksikliği olan öğrencilerin desteklenmesi, öğrenci öğreniminin ölçülmesinde devamlılık ve güvenilirliğin sağlanması, öğrenci öğrenimini desteklemeleri için ailelere destek sağlanması ve öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlıklı olmalarının sağlanması yanıtı çıktı.
EN ZORLAYICI ALAN TEKNOLOJİYE ERİŞİM
Anketlerden çıkan bir diğer sonuç ise; eğitim açısından en zorlayıcı olarak değerlendirilen alanlar arasında teknolojik altyapının ulaşılabilirliği, öğrencilerin ruhsal sağlığının ele alınması, dijital olan ve olmayan aktivitelerin doğru bir şekilde dengelenmesi ve teknolojik altyapının yönetilmesi. Rapora göre; Avusturya, İzlanda, Makao (Çin), Yeni Zelanda, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletlerde bilgisayar-öğrenci oranı 1.25 veya daha yüksek iken Arnavutluk, Brezilya, Yunanistan, Kosova, Karadağ, Fas, Türkiye ve Vietnam’da her dört öğrenciye bir veya daha az bilgisayar düşüyor.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 98 ülke ile yapılan anketler ve görüşmeler sonucu ülkelerin eğitim ihtiyaçlarının ve ortaya çıkan yanıtların değerlendirmesine dayanan raporu, OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher ve Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörlerinden Fernando Reimers hazırladığı raporda COVID-19 salgına karşı eğitim alanında alınması gereken tedbirlere yönelik bir kontrol listesinin bazı maddeleri ise şöyle:
1. COVID-19 pandemisine yönelik eğitimin göstereceği yaklaşımı, geliştirme ve uygulama sorumluluğunu alacak bir çalışma ekibi ya da yönetim komitesi oluşturun.
2. Sosyal mesafe uygulamasının etkin olduğu dönemde uygulanmak üzere çalışma ekibi üyeleri arasında sık ve düzenli iletişimi sağlayacak bir program geliştirin.
3. Stratejiyi yönlendirecek ilkeleri tanımlayın. Örneğin: öğrencilerin ve personelin sağlığını korumak, akademik öğrenmeyi sağlamak, öğrencilere ve fakülteye duygusal destek sağlamak.
4. Halk sağlığı yetkilileri ile koordinasyon mekanizmaları oluşturun böylece eğitim hareketleri eşzamanlı olur, halk sağlığı hedef ve stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olur.
5. Eğitim verme yöntemlerinin aksadığını göz önüne alarak, öğretim program hedeflerini yeniden önceliklendirin. Sosyal uzaklaşma döneminde neler öğrenilmesi gerektiğini tanımlayın.
6. Sosyal uzaklaşma dönemi sona erdiğinde, kaybedilen öğrenme süresini geri kazanmak için uygulanabilirlik belirleyin.
7 Eğitim verme araçlarını tanımlayın. Bu araçlar; mümkünse etkileşim için en çok değişkenlik ve fırsat sağladığı için online öğrenmeyi içermelidir. Eğer bütün öğrencilerin gerekli cihazları veya bağlantıları yoksa bunları onlara sağlamanın yollarını arayın..
8. Öğretmenlerin; mümkünse doğrudan yönlendirme veya kendi kendine öğrenebilmeleri için rehberlik yoluyla; öğrencilerin yeni durumda öğrenmelerini etkili bir şekilde yönlendirip desteklemeleri için rollerini ve beklentileri açıkça tanımlayın.
9. Öğretim program hedefleri, stratejileri, önerilen faaliyetler ve ek kaynaklar hakkında öğretmenler, öğrenciler ve veliler ile iletişim kurmak için bir web sitesi oluşturun.
10. Online eğitim stratejisi mümkün değilse, alternatif eğitim verme yöntemleri geliştirin.
11. Alternatif eğitim planı uygulanırken en savunmasız öğrenciler ve aileler için yeterli desteği sağlayın.
12. Ortak öğrenme ve refahı artırmak için öğrenciler arasındaki iletişim ve iş birliğini geliştirin.
13. Öğretmen ve ebeveynlerin yeni eğitim yönteminde, öğrencileri destekleyebilmeleri için mesleki gelişim hemen mekanizması oluşturun.
14. Zorunlu olduğu takdirde kullanılmak üzere uygun öğrenci değerlendirme süreçleri tanımlayın.
15. Terfi ve mezuniyet için uygun süreçleri tanımlayın.
16. Gerektiğinde, düzenleyici çerçeveyi; online eğitimi ve diğer yöntemleri uygulanabilir kılacak, öğretmen özerkliğini ve iş birliğini destekleyecek şekilde gözden geçirin.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Harvard Üniversitesi Küresel Eğitim ve İnovasyon Girişimi Merkezi ve Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından eğitime yönelik hazırlanan COVID-19 araştırmasının sonuçları açıklandı. Rapora göre; Sosyal izolasyonun zorunlu olduğu günlerde eğitim sistemlerinin ve kurum liderlerinin eğitimin devamı adına alternatif planlar geliştirmeleri gerekliliği büyük önem taşıyor.
Harvard Üniversitesi Küresel Eğitim ve İnovasyon Girişimi Merkezi ile Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü, COVID-19 salgını sebebi ile eğitimde atılabilecek adımlara rehberlik edecek bir araştırma raporu hazırladı. Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nin de katkı sunduğu raporda, ülkelerin online eğitim platformlarının yeterliliği, ders çalışmak için sessiz bir ortam, bilgisayar ve internet bağlantısına erişim, internet hızı ve okullardaki dijital araç yeterliliği gibi birçok konu ele alındı. Eğitimin çeşitli ülkelerde krize karşı verdiği tepkilerin de incelendiği bu raporda, eğitim sistemi ve örgüt liderlerinin, mevcut gerekli sosyal tecrit döneminde, alternatif yöntemlerle, eğitimin devamı için planlar geliştirmelerini öneriyor.
ORTAK GÖRÜŞ ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİNİN SAĞLIĞI
Rapora göre; ülkeler, tüm dünyayı saran COVID-19 salgını krizi süresince verilen hükümet kararlarından en önemli konular öğrenciler için akademik öğrenmenin sağlanması, bireysel çalışma yetenekleri açısından eksikliği olan öğrencilerin desteklenmesi, öğrencilerin sağlıklı olmalarının sağlanması, öğretmenlere profesyonel destek sağlanması ve öğretmenlerin sağlıklı olmasının sağlanması, öğretmenlere tıbbi yardım sağlanması.
Katılımcıların bu süreçte alınması ve ölçülmesi en zor olan konuya verdiği öğrenciler için akademik öğrenmenin devamlılığının sağlanması, bireysel çalışma yetenekleri açısından eksikliği olan öğrencilerin desteklenmesi, öğrenci öğreniminin ölçülmesinde devamlılık ve güvenilirliğin sağlanması, öğrenci öğrenimini desteklemeleri için ailelere destek sağlanması ve öğrencilerin ve öğretmenlerin sağlıklı olmalarının sağlanması yanıtı çıktı.
EN ZORLAYICI ALAN TEKNOLOJİYE ERİŞİM
Anketlerden çıkan bir diğer sonuç ise; eğitim açısından en zorlayıcı olarak değerlendirilen alanlar arasında teknolojik altyapının ulaşılabilirliği, öğrencilerin ruhsal sağlığının ele alınması, dijital olan ve olmayan aktivitelerin doğru bir şekilde dengelenmesi ve teknolojik altyapının yönetilmesi. Rapora göre; Avusturya, İzlanda, Makao (Çin), Yeni Zelanda, Birleşik Krallık ve Birleşik Devletlerde bilgisayar-öğrenci oranı 1.25 veya daha yüksek iken Arnavutluk, Brezilya, Yunanistan, Kosova, Karadağ, Fas, Türkiye ve Vietnam’da her dört öğrenciye bir veya daha az bilgisayar düşüyor.
Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 98 ülke ile yapılan anketler ve görüşmeler sonucu ülkelerin eğitim ihtiyaçlarının ve ortaya çıkan yanıtların değerlendirmesine dayanan raporu, OECD Eğitim Direktörü Andreas Schleicher ve Harvard Üniversitesi Eğitim Fakültesi profesörlerinden Fernando Reimers hazırladığı raporda COVID-19 salgına karşı eğitim alanında alınması gereken tedbirlere yönelik bir kontrol listesinin bazı maddeleri ise şöyle:
1. COVID-19 pandemisine yönelik eğitimin göstereceği yaklaşımı, geliştirme ve uygulama sorumluluğunu alacak bir çalışma ekibi ya da yönetim komitesi oluşturun.
2. Sosyal mesafe uygulamasının etkin olduğu dönemde uygulanmak üzere çalışma ekibi üyeleri arasında sık ve düzenli iletişimi sağlayacak bir program geliştirin.
3. Stratejiyi yönlendirecek ilkeleri tanımlayın. Örneğin: öğrencilerin ve personelin sağlığını korumak, akademik öğrenmeyi sağlamak, öğrencilere ve fakülteye duygusal destek sağlamak.
4. Halk sağlığı yetkilileri ile koordinasyon mekanizmaları oluşturun böylece eğitim hareketleri eşzamanlı olur, halk sağlığı hedef ve stratejilerinin geliştirilmesine yardımcı olur.
5. Eğitim verme yöntemlerinin aksadığını göz önüne alarak, öğretim program hedeflerini yeniden önceliklendirin. Sosyal uzaklaşma döneminde neler öğrenilmesi gerektiğini tanımlayın.
6. Sosyal uzaklaşma dönemi sona erdiğinde, kaybedilen öğrenme süresini geri kazanmak için uygulanabilirlik belirleyin.
7 Eğitim verme araçlarını tanımlayın. Bu araçlar; mümkünse etkileşim için en çok değişkenlik ve fırsat sağladığı için online öğrenmeyi içermelidir. Eğer bütün öğrencilerin gerekli cihazları veya bağlantıları yoksa bunları onlara sağlamanın yollarını arayın..
8. Öğretmenlerin; mümkünse doğrudan yönlendirme veya kendi kendine öğrenebilmeleri için rehberlik yoluyla; öğrencilerin yeni durumda öğrenmelerini etkili bir şekilde yönlendirip desteklemeleri için rollerini ve beklentileri açıkça tanımlayın.
9. Öğretim program hedefleri, stratejileri, önerilen faaliyetler ve ek kaynaklar hakkında öğretmenler, öğrenciler ve veliler ile iletişim kurmak için bir web sitesi oluşturun.
10. Online eğitim stratejisi mümkün değilse, alternatif eğitim verme yöntemleri geliştirin.
11. Alternatif eğitim planı uygulanırken en savunmasız öğrenciler ve aileler için yeterli desteği sağlayın.
12. Ortak öğrenme ve refahı artırmak için öğrenciler arasındaki iletişim ve iş birliğini geliştirin.
13. Öğretmen ve ebeveynlerin yeni eğitim yönteminde, öğrencileri destekleyebilmeleri için mesleki gelişim hemen mekanizması oluşturun.
14. Zorunlu olduğu takdirde kullanılmak üzere uygun öğrenci değerlendirme süreçleri tanımlayın.
15. Terfi ve mezuniyet için uygun süreçleri tanımlayın.
16. Gerektiğinde, düzenleyici çerçeveyi; online eğitimi ve diğer yöntemleri uygulanabilir kılacak, öğretmen özerkliğini ve iş birliğini destekleyecek şekilde gözden geçirin.
Son Güncelleme: Salı, 28 Nisan 2020 15:04
Gösterim: 764
Twitter ve UNESCO, medya ve bilgi okuryazarlığı konusunda 2018'den bu yana birlikte çalışıyor. İki kuruluş, eğitimcilerin genç nesilleri, bilgileri eleştirel olarak analiz etme, çevrimiçi güvenliği uygulama ve dijital ayak izlerini kontrol etme becerileri ile donatmaları için bir kaynak olan Teaching and Learning Handbook’u geliştirmek üzere işbirliğine gitti.
Medya ve bilgi okuryazarlığı artık her zamankinden daha önemli, güvenilir kaynakları belirlemek ve iyi bir medya değerlendirmesi yapabilmek için. Ebeveynlerin evde eğitim vermesi ve çocukların evde ekran başında daha fazla zaman geçirmesi ile, gördüklerimize karşı eleştirel yaklaşımı sağlamak için ne yapmalıyız.
Twitter ve UNESCO’nun ortak hazırladığı kaynakta yer alan ve kişilerin çevrimiçi bilgilerle ilgili doğru rotayı belirlemesine yardımcı olmak amacıyla bu kaynakta yer alan bazı detaylar şöyle;
Gerçeği kurgudan ayırt etmenize yardımcı olacak sorular
Günümüzde, elimizdeki bilginin doğruluğunu kontrol etme ve doğrulama araçları parmaklarımızın ucunda. Eğitimcilerin öğrencilere, çevrimiçi bir şey okudukları zaman kendilerine sormaları için teşvik edebileceğiniz bazı sorular şöyle;
Kim?
Bunu söyleyen kim? Akademik, uzman bir ses mi? Menfaatleri var mı? Onlar bir avukat mı yoksa seçime katılan bir aday mı? Bağımsız ve objektif mi yoksa özneller mi? Hikaye birtakım kaynaklardan bahsediyor mu? Bu kaynaklar başka hikayelerde de görünüyor mu? Makaleyi kim yazdı? İsimleri atfedilmiş mi? Yazar veya web sitesini aradınız mı ve bu herhangi bir şüpheye yol açtı mı? Uzman veya veriler saygın bir kuruluştan mı geliyor?
Ne?
Ne söylemişler? Gündem ne? Bağlam ne? Bu ne tür bir hikaye? Tık tuzağı gibi mi görünüyor?
Nerede?
Bunu nerede söylemişler? Saygıdeğer bir kaynak mı? Hicivli bir web sitesi mi? Aleni öznel bir web sitesi mi? Bu hikaye başka nerede ele alınmış? Misyonunu belirlemek için web sitesinin ‘Hakkında’ bölümünü okudunuz mu?
Ne zaman?
Bunu ne zaman söylemişler? Ne zaman yayınlanmış?
Neden?
Bu neden söylenmiş? Neden zaman çizelgenizde şimdi görüyorsunuz? Bu eylemi teşvik etmek için mi?
Nasıl?
Nasıl yazılmış? Aşırı noktalama işaretleri veya büyük harf kullanımı var mı? Bir tık tuzağı başlığı var mı? ‘Medya / kuruluş / diğer bunu bilmenizi istemiyor’ gibi bir şey belirtiyor mu?
Öğrenme Aktiviteleri için Fikirler ve Aktiviteler
Bu soruları faaliyete geçirmek için eğitmenlerin öğrencilerle evde yapabileceğiniz bazı aktiviteler ise şunlar;
Pratik Gösterim
İnternet dolandırıcılığı, aldatmaca veya dezenformasyonun mevcut örneklerini gösterin ve onları nasıl tanıyabileceklerini açıklayın. Snopes.com veya FactCheck.org, çevrimiçi yanlış bilgi veya dolandırıcılık örneklerini inceleyebileceğiniz web siteleridir.
Dijital Dedektifler
Öğrencilerinizden birer 'sahte haber', spam veya dolandırıcılık örneği sunmalarını isteyin. Örneği ayrıntılı şekilde incelemelerini ve bunun dezenformasyon oluşturduğunu düşünmelerinin sebeplerini sunmalarını sağlayın. Lütfen dikkat ediniz: Bu aktivitenin yaşa uygun bir şekilde ve öğretmenlerinin ya da ebeveynlerinin gözetimi altında gerçekleştirilmesi önemlidir.
İddianızı destekleyin!
Bir öğrenci gerçeğe dair bir açıklamada bulunduğunda, bunun gerçek olduğunu nasıl bildiğini sorun. Onlardan gerçekleri araştırmalarını ve iddialarını desteklemek için bilgi ile geri dönüş yapmalarını isteyin. Bir şeyin 'ortak bilgi' olduğu iddiasının, kendi başına düşünüldüğünde doğru olduğu anlamına gelmediğini gösterin.
Dijital Ayak İzinizi Kontrol Etmek
Medya ve bilgi okuryazarı olmanın bir diğer önemli kısmı da dijital ayak iziniz ile ilgili farkındalığınızın olmasıdır - dijital cihazlarda geride bıraktığınız veriler. Bunu yapmak için, öğrencilerin veri koruma ve gizlilik hakları hakkında bilgi edinmeleri gerekir.
Dijital ayak izinizi değerlendirmek ve değiştirmek için yapabileceğiniz birkaç şey var:
Kendinizi arayın
Başkaları sizi çevrimiçi ortamda nasıl görüyor? Bir arama motorunda adınızı, kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi hızlı bir şekilde arayarak başkalarının sizi nasıl gördüğünü anlamak kolaydır. Görünen şey, olası işverenlerin, arkadaşların ve ya ailenin görmesini istemeyeceğiniz bir şeyse, materyali dijital ayak izinizden çıkarmak için harekete geçmek mümkün olabilir.
Gizlilik ayarlarınızı kontrol edin
Sosyal medyada, genellikle kitlenize karar vermek mümkündür. Örneğin, Twitter ile, ayarlarınızda profilinizi korumalı moda ayarlayabilirsiniz. Bu sadece, sizi takip etmesini ve paylaştıklarınızı görmesini onayladığınız kişilere izin verecektir.
Eski profilleri devre dışı bırakma veya silme
Bir hesap veya web sitesiyle işiniz bittiğinde profilinizi silmeyi veya devre dışı bırakmayı unutmayın. Eğer onu olduğu şekilde bırakırsanız, siz bilmeden bir saldırıya uğraması muhtemeldir. Bu, başka birinin eski hesabınızı kullanarak sizi taklit etmesine olanak verebilir.
Paylaşmadan önce düşünün
Çevrimiçi olarak herhangi bir şey söylemeden veya yapmadan önce, kendinize sormanız gereken birkaç soru vardır. Arkadaşlarınızın veya ailenizin söylediklerinizi görmesinden memnun olur muydunuz? Bir gazetenin ön sayfasında sizi alıntılamasından memnun olur muydunuz? Söylediklerim birine kasten zarar verecek mi? Daha önce belirtilen gizlilik ayarlarına ve platformun açıklığına bağlı olarak, çevrimiçi olarak söylediğiniz veya yaptığınız şeyin gerçek dünya üzerinde somut etkileri olabilir. Unutmayın! Siz bir Tweet’i silebiliyorken, bir başkası onun ekran görüntüsünü almış olabilir. Daima hatırlayın, iyilik ve cömertlik karşılıksızdır.
UNESCO’nun Medya ve Bilgi Okuryazarlığı programından son içerikler için @MILCLICKS’i takip edilebiliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Twitter ve UNESCO, medya ve bilgi okuryazarlığı konusunda 2018'den bu yana birlikte çalışıyor. İki kuruluş, eğitimcilerin genç nesilleri, bilgileri eleştirel olarak analiz etme, çevrimiçi güvenliği uygulama ve dijital ayak izlerini kontrol etme becerileri ile donatmaları için bir kaynak olan Teaching and Learning Handbook’u geliştirmek üzere işbirliğine gitti.
Medya ve bilgi okuryazarlığı artık her zamankinden daha önemli, güvenilir kaynakları belirlemek ve iyi bir medya değerlendirmesi yapabilmek için. Ebeveynlerin evde eğitim vermesi ve çocukların evde ekran başında daha fazla zaman geçirmesi ile, gördüklerimize karşı eleştirel yaklaşımı sağlamak için ne yapmalıyız.
Twitter ve UNESCO’nun ortak hazırladığı kaynakta yer alan ve kişilerin çevrimiçi bilgilerle ilgili doğru rotayı belirlemesine yardımcı olmak amacıyla bu kaynakta yer alan bazı detaylar şöyle;
Gerçeği kurgudan ayırt etmenize yardımcı olacak sorular
Günümüzde, elimizdeki bilginin doğruluğunu kontrol etme ve doğrulama araçları parmaklarımızın ucunda. Eğitimcilerin öğrencilere, çevrimiçi bir şey okudukları zaman kendilerine sormaları için teşvik edebileceğiniz bazı sorular şöyle;
Kim?
Bunu söyleyen kim? Akademik, uzman bir ses mi? Menfaatleri var mı? Onlar bir avukat mı yoksa seçime katılan bir aday mı? Bağımsız ve objektif mi yoksa özneller mi? Hikaye birtakım kaynaklardan bahsediyor mu? Bu kaynaklar başka hikayelerde de görünüyor mu? Makaleyi kim yazdı? İsimleri atfedilmiş mi? Yazar veya web sitesini aradınız mı ve bu herhangi bir şüpheye yol açtı mı? Uzman veya veriler saygın bir kuruluştan mı geliyor?
Ne?
Ne söylemişler? Gündem ne? Bağlam ne? Bu ne tür bir hikaye? Tık tuzağı gibi mi görünüyor?
Nerede?
Bunu nerede söylemişler? Saygıdeğer bir kaynak mı? Hicivli bir web sitesi mi? Aleni öznel bir web sitesi mi? Bu hikaye başka nerede ele alınmış? Misyonunu belirlemek için web sitesinin ‘Hakkında’ bölümünü okudunuz mu?
Ne zaman?
Bunu ne zaman söylemişler? Ne zaman yayınlanmış?
Neden?
Bu neden söylenmiş? Neden zaman çizelgenizde şimdi görüyorsunuz? Bu eylemi teşvik etmek için mi?
Nasıl?
Nasıl yazılmış? Aşırı noktalama işaretleri veya büyük harf kullanımı var mı? Bir tık tuzağı başlığı var mı? ‘Medya / kuruluş / diğer bunu bilmenizi istemiyor’ gibi bir şey belirtiyor mu?
Öğrenme Aktiviteleri için Fikirler ve Aktiviteler
Bu soruları faaliyete geçirmek için eğitmenlerin öğrencilerle evde yapabileceğiniz bazı aktiviteler ise şunlar;
Pratik Gösterim
İnternet dolandırıcılığı, aldatmaca veya dezenformasyonun mevcut örneklerini gösterin ve onları nasıl tanıyabileceklerini açıklayın. Snopes.com veya FactCheck.org, çevrimiçi yanlış bilgi veya dolandırıcılık örneklerini inceleyebileceğiniz web siteleridir.
Dijital Dedektifler
Öğrencilerinizden birer 'sahte haber', spam veya dolandırıcılık örneği sunmalarını isteyin. Örneği ayrıntılı şekilde incelemelerini ve bunun dezenformasyon oluşturduğunu düşünmelerinin sebeplerini sunmalarını sağlayın. Lütfen dikkat ediniz: Bu aktivitenin yaşa uygun bir şekilde ve öğretmenlerinin ya da ebeveynlerinin gözetimi altında gerçekleştirilmesi önemlidir.
İddianızı destekleyin!
Bir öğrenci gerçeğe dair bir açıklamada bulunduğunda, bunun gerçek olduğunu nasıl bildiğini sorun. Onlardan gerçekleri araştırmalarını ve iddialarını desteklemek için bilgi ile geri dönüş yapmalarını isteyin. Bir şeyin 'ortak bilgi' olduğu iddiasının, kendi başına düşünüldüğünde doğru olduğu anlamına gelmediğini gösterin.
Dijital Ayak İzinizi Kontrol Etmek
Medya ve bilgi okuryazarı olmanın bir diğer önemli kısmı da dijital ayak iziniz ile ilgili farkındalığınızın olmasıdır - dijital cihazlarda geride bıraktığınız veriler. Bunu yapmak için, öğrencilerin veri koruma ve gizlilik hakları hakkında bilgi edinmeleri gerekir.
Dijital ayak izinizi değerlendirmek ve değiştirmek için yapabileceğiniz birkaç şey var:
Kendinizi arayın
Başkaları sizi çevrimiçi ortamda nasıl görüyor? Bir arama motorunda adınızı, kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi hızlı bir şekilde arayarak başkalarının sizi nasıl gördüğünü anlamak kolaydır. Görünen şey, olası işverenlerin, arkadaşların ve ya ailenin görmesini istemeyeceğiniz bir şeyse, materyali dijital ayak izinizden çıkarmak için harekete geçmek mümkün olabilir.
Gizlilik ayarlarınızı kontrol edin
Sosyal medyada, genellikle kitlenize karar vermek mümkündür. Örneğin, Twitter ile, ayarlarınızda profilinizi korumalı moda ayarlayabilirsiniz. Bu sadece, sizi takip etmesini ve paylaştıklarınızı görmesini onayladığınız kişilere izin verecektir.
Eski profilleri devre dışı bırakma veya silme
Bir hesap veya web sitesiyle işiniz bittiğinde profilinizi silmeyi veya devre dışı bırakmayı unutmayın. Eğer onu olduğu şekilde bırakırsanız, siz bilmeden bir saldırıya uğraması muhtemeldir. Bu, başka birinin eski hesabınızı kullanarak sizi taklit etmesine olanak verebilir.
Paylaşmadan önce düşünün
Çevrimiçi olarak herhangi bir şey söylemeden veya yapmadan önce, kendinize sormanız gereken birkaç soru vardır. Arkadaşlarınızın veya ailenizin söylediklerinizi görmesinden memnun olur muydunuz? Bir gazetenin ön sayfasında sizi alıntılamasından memnun olur muydunuz? Söylediklerim birine kasten zarar verecek mi? Daha önce belirtilen gizlilik ayarlarına ve platformun açıklığına bağlı olarak, çevrimiçi olarak söylediğiniz veya yaptığınız şeyin gerçek dünya üzerinde somut etkileri olabilir. Unutmayın! Siz bir Tweet’i silebiliyorken, bir başkası onun ekran görüntüsünü almış olabilir. Daima hatırlayın, iyilik ve cömertlik karşılıksızdır.
UNESCO’nun Medya ve Bilgi Okuryazarlığı programından son içerikler için @MILCLICKS’i takip edilebiliyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Nisan 2020 11:16
Gösterim: 1063
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji, öğrencilerini, Nobel ödüllü bilim insanlarıyla buluşturuyor. “Nobel Söyleşileri” adlı altında gerçekleşecek canlı yayınlarda, Didier Queloz, Joachim Frank gibi bilim insanlarıyla buluşacak öğrenciler, Nobelli isimlere merak ettikleri tüm soruları sorabilecek.
Öğrencilerine daha önce, Nobel alan bilim insanlarıyla, yüz yüze ve e-posta yoluyla röportaj yapma imkânı sağlayan Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji, bu kez ünlü bilim insanlarını Instagram canlı yayınlarına konuk ediyor. İçinde bulunulan süreçte öğrencileri cesaretlendirmek ve motive etmek için düzenlenen “Nobel Söyleşileri” 27 Nisan Pazartesi günü başlıyor.
Kültür Koleji’nin Instagram hesabı üzerinden yapılacak canlı yayınlarda, 2019 Nobel Fizik Ödülü sahibi Didier Queloz, 2019 Kimya Ödülü sahibi M. Stanley Whittingham, 2017 Nobel Kimya Ödülü sahibi Joachim Frank gibi isimler yer alacak. 30 dakika sürecek ve İngilizce gerçekleşecek yayınlarda öğrenciler, merak ettikleri tüm soruları bilim insanlarına yönelterek onlarla röportaj yapma şansı bulacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji, öğrencilerini, Nobel ödüllü bilim insanlarıyla buluşturuyor. “Nobel Söyleşileri” adlı altında gerçekleşecek canlı yayınlarda, Didier Queloz, Joachim Frank gibi bilim insanlarıyla buluşacak öğrenciler, Nobelli isimlere merak ettikleri tüm soruları sorabilecek.
Öğrencilerine daha önce, Nobel alan bilim insanlarıyla, yüz yüze ve e-posta yoluyla röportaj yapma imkânı sağlayan Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji, bu kez ünlü bilim insanlarını Instagram canlı yayınlarına konuk ediyor. İçinde bulunulan süreçte öğrencileri cesaretlendirmek ve motive etmek için düzenlenen “Nobel Söyleşileri” 27 Nisan Pazartesi günü başlıyor.
Kültür Koleji’nin Instagram hesabı üzerinden yapılacak canlı yayınlarda, 2019 Nobel Fizik Ödülü sahibi Didier Queloz, 2019 Kimya Ödülü sahibi M. Stanley Whittingham, 2017 Nobel Kimya Ödülü sahibi Joachim Frank gibi isimler yer alacak. 30 dakika sürecek ve İngilizce gerçekleşecek yayınlarda öğrenciler, merak ettikleri tüm soruları bilim insanlarına yönelterek onlarla röportaj yapma şansı bulacak.
Son Güncelleme: Cumartesi, 25 Nisan 2020 14:09
Gösterim: 1015
Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, "Evinizi bir an önce okula dönüştürün. Öğrenmeye ilgisi azalan ve aileleri tarafından öğrenmeye motive edilmeyen öğrencileri gelecekte daha sıkıntılı günler bekliyor".
Bugün tam bir aydır öğrenciler okuldan uzak. 13 Mart günü öğrenciler bir haftalık ara tatile girdi. 23 Martta uzaktan eğitimin çalışmaları başladı. Virüsün her geçen gün giderek yaygınlaşması nedeniyle okulların kapalı olduğu süre uzatıldı. Bu günden sonra da okulların ne zamana kadar kapalı kalacağını tahmin etmek oldukça zor. Belki mayıs ayıda evde geçecek.
23 Martta başlanan uzaktan eğitime ilgi günler geçtikçe azalmaya başlandı. Öğrenmeye ilgisi azalan ve aileleri tarafından öğrenmeye motive edilmeyen öğrencileri gelecekte daha sıkıntılı günlerin beklediği açık bir gerçek. Eğitime, öğrenmeye verilen ara uzadıkça yeniden öğrenmeye başlamak için çok daha büyük çaba gerekecek.
Öğrencilerin zorunlu olarak evde oldukları bu sürede ruh beden sağlıklarının korunması, onları öğrenmeye, araştırmaya ve okumaya yöneltmekle mümkün olacaktır. Aksi halde doğası gereği hareketli ve meraklı olan çocukları evde tutmak havalar güzelleştikçe daha zor olacaktır. Bu günlerde öğrenme motivasyonunu kaybeden öğrencileri gelecek eğitim-öğretim yılında derse başlatmak çok daha zor olacaktır. Bu konuda anne ve babalara önemli görevler düşüyor. Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, önerilerini maddeler halinde sıraladı;
Çocuğunun eğitimini destekleyecek her ebeveynin yapması gerekenler;
- Evinizin bir odasını okul ortamına dönüştürün. Bu oda öğrencinin uzaktan eğitim derslerini rahatça izleyeceği, televizyon veya bilgisayarın olduğu bir oda olmalı.
- Öğrenci çalışmaları mutlaka bir masada yapmalı, koltukta oturarak, yatarak veya yere uzanarak öğrencinin derse odaklanması dolayısıyla öğrenmesi mümkün değildir.
- Öğrenci çalıştığı sürece odasına girilip çıkılmamalı, diğer odalardan öğrencinin ilgisini dağıtacak sesler (tv, radyo,yüksek sesle konuşma vb.) gelmemelidir.
- Öğrencinin çalışmalarının aksamaması için, sabah 8.30'da kahvaltısını yapmış olarak uzaktan eğitim çalışmalarına başlaması, gün içinde yapması gereken çalışmaları aksatmaması ve okul döneminde ki gibi belirli saatlerde yatıp kalkması sağlanmalıdır.
- Günün belirlenen bir saatinde aile fertlerinin birlikte yapacağı etkinlikler çocukların kendilerine olan güven duygularını güçlendirecektir.
- Öğrencinin aile fertlerinden biri olarak günlük görevlerini yerine getirme sorumluluğu vermeyi ihmal etmeyin.
Ebeveynler çocuklarının eğitimi önemsemez, çocuğun çalışmalarına saygı göstermez ve onu öğrenmeye motive etmezlerse en düzenli çalışan öğrenciler bile bir süre sonra derslerden uzaklaşmaya başlayacaklardır.
Sevgili anne babalar, unutmayın çocuklarınızın ruh ve beden sağlığı ile birlikte eğitiminden de öncelikle siz sorumlusunuz ki, bu korona günlerinde onların ruh ve beden sağlığını korumak ilgilerini öğrenmeye yöneltmekle mümkün olacaktır. Bu günlerde aklınızdaki tek şeyin aile fertlerinin sağlığı olduğunu biliyorum. Ama hepimiz çocuklarınıza vereceğiniz en büyük mirasın eğitim olduğunu da biliyoruz. Bu günler geçip her şey normale döndüğünde eğitim adına boşa geçen bu günleri getirme şansınız olmayacak. Üstelik her geçen günle birlikte çocuğunuzun huysuzluğu, disiplinsizliği ve eğitime ilgisi daha da azalacak. Siz siz olun çocuğunuzu geleceğe hazırlamayı ihmal etmeyin.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, "Evinizi bir an önce okula dönüştürün. Öğrenmeye ilgisi azalan ve aileleri tarafından öğrenmeye motive edilmeyen öğrencileri gelecekte daha sıkıntılı günler bekliyor".
Bugün tam bir aydır öğrenciler okuldan uzak. 13 Mart günü öğrenciler bir haftalık ara tatile girdi. 23 Martta uzaktan eğitimin çalışmaları başladı. Virüsün her geçen gün giderek yaygınlaşması nedeniyle okulların kapalı olduğu süre uzatıldı. Bu günden sonra da okulların ne zamana kadar kapalı kalacağını tahmin etmek oldukça zor. Belki mayıs ayıda evde geçecek.
23 Martta başlanan uzaktan eğitime ilgi günler geçtikçe azalmaya başlandı. Öğrenmeye ilgisi azalan ve aileleri tarafından öğrenmeye motive edilmeyen öğrencileri gelecekte daha sıkıntılı günlerin beklediği açık bir gerçek. Eğitime, öğrenmeye verilen ara uzadıkça yeniden öğrenmeye başlamak için çok daha büyük çaba gerekecek.
Öğrencilerin zorunlu olarak evde oldukları bu sürede ruh beden sağlıklarının korunması, onları öğrenmeye, araştırmaya ve okumaya yöneltmekle mümkün olacaktır. Aksi halde doğası gereği hareketli ve meraklı olan çocukları evde tutmak havalar güzelleştikçe daha zor olacaktır. Bu günlerde öğrenme motivasyonunu kaybeden öğrencileri gelecek eğitim-öğretim yılında derse başlatmak çok daha zor olacaktır. Bu konuda anne ve babalara önemli görevler düşüyor. Oğuzkaan Koleji Yönetim Kurulu Üyesi ve Eğitim Koordinatörü Hatice Yılmaz, önerilerini maddeler halinde sıraladı;
Çocuğunun eğitimini destekleyecek her ebeveynin yapması gerekenler;
- Evinizin bir odasını okul ortamına dönüştürün. Bu oda öğrencinin uzaktan eğitim derslerini rahatça izleyeceği, televizyon veya bilgisayarın olduğu bir oda olmalı.
- Öğrenci çalışmaları mutlaka bir masada yapmalı, koltukta oturarak, yatarak veya yere uzanarak öğrencinin derse odaklanması dolayısıyla öğrenmesi mümkün değildir.
- Öğrenci çalıştığı sürece odasına girilip çıkılmamalı, diğer odalardan öğrencinin ilgisini dağıtacak sesler (tv, radyo,yüksek sesle konuşma vb.) gelmemelidir.
- Öğrencinin çalışmalarının aksamaması için, sabah 8.30'da kahvaltısını yapmış olarak uzaktan eğitim çalışmalarına başlaması, gün içinde yapması gereken çalışmaları aksatmaması ve okul döneminde ki gibi belirli saatlerde yatıp kalkması sağlanmalıdır.
- Günün belirlenen bir saatinde aile fertlerinin birlikte yapacağı etkinlikler çocukların kendilerine olan güven duygularını güçlendirecektir.
- Öğrencinin aile fertlerinden biri olarak günlük görevlerini yerine getirme sorumluluğu vermeyi ihmal etmeyin.
Ebeveynler çocuklarının eğitimi önemsemez, çocuğun çalışmalarına saygı göstermez ve onu öğrenmeye motive etmezlerse en düzenli çalışan öğrenciler bile bir süre sonra derslerden uzaklaşmaya başlayacaklardır.
Sevgili anne babalar, unutmayın çocuklarınızın ruh ve beden sağlığı ile birlikte eğitiminden de öncelikle siz sorumlusunuz ki, bu korona günlerinde onların ruh ve beden sağlığını korumak ilgilerini öğrenmeye yöneltmekle mümkün olacaktır. Bu günlerde aklınızdaki tek şeyin aile fertlerinin sağlığı olduğunu biliyorum. Ama hepimiz çocuklarınıza vereceğiniz en büyük mirasın eğitim olduğunu da biliyoruz. Bu günler geçip her şey normale döndüğünde eğitim adına boşa geçen bu günleri getirme şansınız olmayacak. Üstelik her geçen günle birlikte çocuğunuzun huysuzluğu, disiplinsizliği ve eğitime ilgisi daha da azalacak. Siz siz olun çocuğunuzu geleceğe hazırlamayı ihmal etmeyin.
Son Güncelleme: Çarşamba, 15 Nisan 2020 13:54
Gösterim: 1367

