Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
2015-2016 eğitim-öğretim yılının törenlerle başladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, terör örgütü PKK ile bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerce "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Diyarbakır, Batman, Bingöl, Mardin, Siirt ve Şırnak'ta ilk ders zili çaldı.
2015-2016 eğitim-öğretim yılının törenlerle başladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, terör örgütü PKK ile bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerce "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Okulların bahçelerini dolduran öğrencilerin ve velilerin heyecanlı olduğu görüldü. Öğrenciler yaz tatili süresince ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı.
Diyarbakır
İlde yeni eğitim öğretim dönemi Yenişehir İlkokulunda düzenlenen törenle başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Adnan Hurata, törende yaptığı konuşmada, gerçekleştirilen hazırlıklarla kentteki okulların eğitim öğretime hazır hale getirildiğini söyledi.
Eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde başlaması için her türlü tedbiri aldıklarını vurgulayan Hurata, kentte son atamalarla bin 990 öğretmenin göreve başladığını belirtti.
Hurata, öğretmen konusunda fazla sıkıntının olmadığına işaret ederek, eğitim öğretimin kentte sağlıklı şekilde başladığını dile getirdi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da "boykot" kararı alındığı söylentisi olduğuna değinen Hurata, "Fakat bir destek bulamadı. Gördüğümüz gibi sıkıntı yok. Katılım olarak bize geri bildirimler geliyor. 'Boykota katılım yok' diyebiliriz" diye konuştu.
Velilerden Ensar Bilgin, okulların boykot edilmesi çağrısına bir anlam veremediklerini anlatarak, "Ortada hiçbir şey yokken neden çocuklarımız derslerinden geri kalıyor? Çocuklar okula gitmek istiyor. Vatandaştan ne isteniyor?" dedi.
Bilgin, okuma imkanı bulamadığını ancak çocuklarını okutmak istediğini belirtti.
Öğrenci velisi Sıddıka Karakaya ise terör olaylarının son bulmasını istediğini dile getirerek, "Okulların boykot edilmesini, çocukların okuldan ve eğitimden geri kalmasını istemiyoruz. Çocuğumun okulunu tamamlayıp meslek sahibi olmasını istiyorum fakat yaşamı zindan etmek istiyorlar. İstiyorlar ki; çocuklar eğitimden geri kalsın, okumasın" ifadelerini kullandı.
Siirt
Siirt'te yeni eğitim ve öğretim yılı Mehmetçik İlkokulunda düzenlenen törenle başladı.
Törende konuşan Vali Tutulmaz, ilde yaşayanların büyük çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğunu, bu nedenle eğitime büyük önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Çocukların iyi eğitimli olmasının toplumsal kalkınmaya vesile olacağını ifade eden Tutulmaz, "Bu doğrultuda da devlet olarak her türlü girişimde, çabada bulunmaktayız" dedi.
İl Milli Eğitim Müdürü Fethi Suay, geçen yıl 6-8 Ekim'de DAEŞ'i protesto bahanesiyle kentte bazı okulların yakıldığını hatırlatarak, bu yıl aynı sorunlarla eğitim-öğretime başlamamanın sevincini yaşadıklarını dile getirdi.
Suay, kentte 110 bin öğrenci ve 4 bin 500 öğretmenle eğitim ve öğretimin süreceğini aktararak, "İl genelinde 'boykot' söz konusu değil. Bu konuda da tüm tedbirler alındı, eğitim öğretimi aksatacak hiçbir durumla karşı karşıya değiliz" diye konuştu.
Velilerden Lokman Öneryıldız da 4 çocuğunu okula gönderdiğini ve çağrıya uymadıklarını bildirerek, okulların açılmasını sevinçle karşıladıklarını ifade etti.
Öğrenci velisi Mehmet Reşit Çakır ise barış ve huzurun ancak eğitimle sağlanabileceğini, bunun için de boykotu kabul etmediklerini ve çocukların eğitimsiz kalmasını doğru bulmadıklarını belirterek, olayların sona ermesinin, barışın ve huzurun ancak eğitimle sağlanabileceğini söyledi.
Batman
Atatürk İlkokulunda düzenlenen törende konuşan Vali Vekili Ertuğ Şevket Aksoy, yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diledi.
"Öz eleştiri yapmamız, çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Çocuklarımızı iyi eğitmiş olsaydık bugün ellerine molotof alıp atmazlar, suç oranı ve madde kullanımı bu kadar artmazdı" diyen Aksoy, şunları kaydetti:
"Evet iyi giden çok şey var ama bence bunlardan ziyade şapkamızı önümüze koyup, düşünüp 'Biz neyi nerede eksik veya yanlış yapıyoruz?' değerlendirmesini yapmalıyız. Öğretmeni, velisi, idarecisiyle el ele verip, 'Nasıl daha iyi insan yetiştirebiliriz?' diye faaliyet yürütmeliyiz."
Öğrencilere seslenen Aksoy, "Sizleri karmaşa içerisindeki ülkelerin fakir, huzursuz, savaşan mutsuz çocukları olarak görmek istemiyoruz" dedi.
İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çelik de Batman'da 708 okulda 4 bin 940 derslikte 169 bin 125 öğrencinin dersbaşı yaptığını, bunların 13 bininin ilk kez bu yıl eğitim öğretime başlayan çocuklar olduğunu vurguladı.
Törene Milli Eğitim Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Şaban Cengiz de katıldı.
Velilerden Murat Gümüş, eğitimi boykot etmenin kabul edilir yanı olmadığını belirterek, eğitimin her şeyden önemli olduğunu ve herkesin çocuklarını okula göndermesi gerektiğini anlattı.
Veli Habip Yürek ise dört çocuğunun da bugün okula başlamasından mutluluk duyduklarını, boykotu kabul etmediklerini söyledi.
Bingöl
Bingöl'de 412 okulda yaklaşık 60 bin 510 öğrenci, 3 bin 415 öğretmenle yeni eğitim öğretim yılına başladı.
Okullarda düzenlenen törenlerle sınıflarına geçen öğrencilere kitapları dağıtıldı. Kentte okulu boykot çağrısına ilgi gösterilmediği görüldü.
Mardin
Mardin'de Sakarya Aycan Çaltekin İlkokulunda düzenlenen törende öğrenciler şiirler okudu, yeni kayıt yapan öğrencilere çiçekler verildi. Bazı öğrencilerin ise heyecandan ağladıkları görüldü.
Vali Ömer Faruk Koçak, İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Şişman, Jandarma Alay Komutanı Albay Alaaddin Karsavuran, İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun, sınıflarına geçen öğrencilere kitap ve çeşitli hediyeler dağıttı.
Vali Koçak, yaptığı açıklamada, eğitimin temel amacının iyi bireyler yetiştirmek olduğunu söyledi.
Mardin'de bin okulda yaklaşık 10 bin öğretmen ile 203 bin öğrencinin eğitime başladığını ve kayıtların sürdüğünü aktaran Koçak, öğrencilerin iyi bireyler olarak yetişmesi için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini belirtti.
Koçak, terörün başta insanların yaşam haklarını ellerinden aldığını, bunu yanında eğitim, ekonomi gibi hayatın bütün unsurlarını etkilediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Mardin'de ve bölgemizde vatandaşımız artık bu teröre, 'yeter' diyor. Terörle ilgili tavrını açıkça ortaya koyuyor. İnsanların eğitim görmesini daha kaliteli hayat sürmelerini engelleyen bu faaliyetlere de prim vermemesi gayet tabiidir. Bundan dolayı da velilerimizi tebrik ediyorum. Çeşitli baskı ve engellemeler, hendek kazarak veya başka yollarla eğitimi de engellemeye çalışan terör örgütlerini tüm gücümüzle engelleyeceğiz."
Öğrenci velisi Nurettin Kavak da okulun boykot edilmesinin yanlış olduğunu, bunların cehaletten kaynaklandığını kaydetti.
İslam dininde de eğitime çok önem verildiğine dikkati çeken Kavak, "Boykota karşıyız. Kesinlikle eğitim, eğitim, eğitim diyoruz. Cehaleti yenmemiz için eğitim şart. Boykot ne, neyi boykot ediyoruz?" diye konuştu.
Şırnak
Şırnak'ta da 160 bin öğrenci, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla dersbaşı yaptı.
Terör örgütünün okullarda bir haftalık boykot çağrısına Şırnak'ta da uyulmazken, erken saatlerden itibaren okulun yolunu tutan öğrenciler, arkadaşlarıyla hasret giderdi.
Orgeneral Edip Başer İlkokulunda düzenlenen törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, kentte eğitim ve öğretimin sorunsuz başladığını söyledi.
"Şırnak'ta her 3 kişiden birini öğrenciler oluşturuyor" diyen Alagöz, kente yeni atanan 2 bin 16 öğretmenle öğretmen açığının kalmadığını söylemenin mümkün olduğunu aktardı.
Alagöz, Şırnak'ta eğitime 130 milyon liralık yatırım yapıldığını sözlerine ekledi.
Ağrı
Ağrı ve Iğdır'da 2015-2016 eğitim-öğretim yılı törenlerle başlarken, terör örgütü PKK ile bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Ağrı ve Iğdır'da yaz tatilinin ardından yeni eğitim-öğretim yılı için ilk ders zili çaldı. Sabah erken saatlerden itibaren velileri ile okullarının yolunu tutan öğrenciler, 3 ay süren yaz tatilinde ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle hasret gidermenin mutluluğunu yaşadı.
Eğitim-Bir Sen Ağrı Şube Başkanı Süleyman Gümüşer, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içinde 17 milyon öğrenci ile 900 bine yakın öğretmenin, bir anlamda kendi geleceklerini şekillendirecekleri bir sürece başladıklarını belirtti.
Yeni eğitim-öğretim yılının hem öğrenciler hem de öğretmenler için ağustos ayında yapılan toplu sözleşme ile beraber müjdeli bir başlangıç olduğunu kaydeden Gümüşer, öğrencilerin dershanelerden bağımsız, kendi okullarında öğretmenleriyle birlikte geleceklerini hazırlayacaklarını ifade etti.
Ülkenin birliğinin, dirliğinin temel harcı olan değerlerle buluşmayı sağlayacak müfredatın yavaş yavaş hayata geçtiği bir süreç içinde bulunulduğunu dile getiren Gümüşer şunları söyledi:
"Eminim ki bu süreçte çocuklarımız hem çocukluklarını yaşayacaklar hem de fıtratlarının kendilerinde saklı tuttuğu o güzelliği ortaya çıkaracak bir ortamı, iklimi yakalayacaklardır. Yaklaşık 13-14 yıllık bir süre içerisinde bu ülkenin insanları artık 'bu benim ülkem, bu benim devletim' diyebiliyor. Bu kaynaşma ve dayanışmayı sağlayan 'devletin milleti' değil, 'milletin devleti' algısının gün yüzüne çıktığı bir süreçte, insanlar artık bir arayış içerisine girme ihtiyacı hissetmiyor.
Ülke insanı boykutmuş, grevmiş artık bunlara bakmıyor. Ülkenin hele bölge açısından baktığımızda en ciddi problemi cehalettir. Bu cehalete 'dur' dememiz için, çocuklarımızın eline kalemi ve kollarına çantalarını takıp okula göndermemiz gerekiyor. Artık milletin devleti var. Yani bu ülkede yaşayan ne kadar insan varsa, bu devlet o insanların devletidir. Milletini kucaklayan böyle bir devlete insanlar sırtlarını dönmüyor, sahipleniyorlar."
Iğdır
Iğdır'da törenlerle açılan 2015-2016 eğitim öğretim yılının ilk ders gününde öğrencilerin ve velilerin heyecanlı olduğu görüldü.
Iğdır Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, PKK terör örgütünün eğitimi boykot çağrısına Iğdır'da uyulmadığını belirtti.
Kentteki 257 okulda 51 bin öğrenci ve 2 bin 800 öğretmen ile okulların hizmete açıldığını belirten Cırıt, "Okulların açılmasının ardından tüm öğretmen ve öğrencilerimiz okullara akın etti. Iğdır'da yaşanan bu güzel tablo hepimizi sevindirdi. An itibariyle görevli öğretmen ve öğrencilerimiz 2015-2016 eğitim ve öğretim yılına eksiksiz şekilde başlamış bulunmaktadır" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2015-2016 eğitim-öğretim yılının törenlerle başladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, terör örgütü PKK ile bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerce "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Diyarbakır, Batman, Bingöl, Mardin, Siirt ve Şırnak'ta ilk ders zili çaldı.
2015-2016 eğitim-öğretim yılının törenlerle başladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, terör örgütü PKK ile bazı sivil toplum kuruluşları ve siyasi partilerce "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Okulların bahçelerini dolduran öğrencilerin ve velilerin heyecanlı olduğu görüldü. Öğrenciler yaz tatili süresince ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadı.
Diyarbakır
İlde yeni eğitim öğretim dönemi Yenişehir İlkokulunda düzenlenen törenle başladı.
İl Milli Eğitim Müdürü Adnan Hurata, törende yaptığı konuşmada, gerçekleştirilen hazırlıklarla kentteki okulların eğitim öğretime hazır hale getirildiğini söyledi.
Eğitim öğretimin sağlıklı bir şekilde başlaması için her türlü tedbiri aldıklarını vurgulayan Hurata, kentte son atamalarla bin 990 öğretmenin göreve başladığını belirtti.
Hurata, öğretmen konusunda fazla sıkıntının olmadığına işaret ederek, eğitim öğretimin kentte sağlıklı şekilde başladığını dile getirdi.
Her yıl olduğu gibi bu yıl da "boykot" kararı alındığı söylentisi olduğuna değinen Hurata, "Fakat bir destek bulamadı. Gördüğümüz gibi sıkıntı yok. Katılım olarak bize geri bildirimler geliyor. 'Boykota katılım yok' diyebiliriz" diye konuştu.
Velilerden Ensar Bilgin, okulların boykot edilmesi çağrısına bir anlam veremediklerini anlatarak, "Ortada hiçbir şey yokken neden çocuklarımız derslerinden geri kalıyor? Çocuklar okula gitmek istiyor. Vatandaştan ne isteniyor?" dedi.
Bilgin, okuma imkanı bulamadığını ancak çocuklarını okutmak istediğini belirtti.
Öğrenci velisi Sıddıka Karakaya ise terör olaylarının son bulmasını istediğini dile getirerek, "Okulların boykot edilmesini, çocukların okuldan ve eğitimden geri kalmasını istemiyoruz. Çocuğumun okulunu tamamlayıp meslek sahibi olmasını istiyorum fakat yaşamı zindan etmek istiyorlar. İstiyorlar ki; çocuklar eğitimden geri kalsın, okumasın" ifadelerini kullandı.
Siirt
Siirt'te yeni eğitim ve öğretim yılı Mehmetçik İlkokulunda düzenlenen törenle başladı.
Törende konuşan Vali Tutulmaz, ilde yaşayanların büyük çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğunu, bu nedenle eğitime büyük önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Çocukların iyi eğitimli olmasının toplumsal kalkınmaya vesile olacağını ifade eden Tutulmaz, "Bu doğrultuda da devlet olarak her türlü girişimde, çabada bulunmaktayız" dedi.
İl Milli Eğitim Müdürü Fethi Suay, geçen yıl 6-8 Ekim'de DAEŞ'i protesto bahanesiyle kentte bazı okulların yakıldığını hatırlatarak, bu yıl aynı sorunlarla eğitim-öğretime başlamamanın sevincini yaşadıklarını dile getirdi.
Suay, kentte 110 bin öğrenci ve 4 bin 500 öğretmenle eğitim ve öğretimin süreceğini aktararak, "İl genelinde 'boykot' söz konusu değil. Bu konuda da tüm tedbirler alındı, eğitim öğretimi aksatacak hiçbir durumla karşı karşıya değiliz" diye konuştu.
Velilerden Lokman Öneryıldız da 4 çocuğunu okula gönderdiğini ve çağrıya uymadıklarını bildirerek, okulların açılmasını sevinçle karşıladıklarını ifade etti.
Öğrenci velisi Mehmet Reşit Çakır ise barış ve huzurun ancak eğitimle sağlanabileceğini, bunun için de boykotu kabul etmediklerini ve çocukların eğitimsiz kalmasını doğru bulmadıklarını belirterek, olayların sona ermesinin, barışın ve huzurun ancak eğitimle sağlanabileceğini söyledi.
Batman
Atatürk İlkokulunda düzenlenen törende konuşan Vali Vekili Ertuğ Şevket Aksoy, yeni eğitim öğretim yılının hayırlı olmasını diledi.
"Öz eleştiri yapmamız, çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Çocuklarımızı iyi eğitmiş olsaydık bugün ellerine molotof alıp atmazlar, suç oranı ve madde kullanımı bu kadar artmazdı" diyen Aksoy, şunları kaydetti:
"Evet iyi giden çok şey var ama bence bunlardan ziyade şapkamızı önümüze koyup, düşünüp 'Biz neyi nerede eksik veya yanlış yapıyoruz?' değerlendirmesini yapmalıyız. Öğretmeni, velisi, idarecisiyle el ele verip, 'Nasıl daha iyi insan yetiştirebiliriz?' diye faaliyet yürütmeliyiz."
Öğrencilere seslenen Aksoy, "Sizleri karmaşa içerisindeki ülkelerin fakir, huzursuz, savaşan mutsuz çocukları olarak görmek istemiyoruz" dedi.
İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Çelik de Batman'da 708 okulda 4 bin 940 derslikte 169 bin 125 öğrencinin dersbaşı yaptığını, bunların 13 bininin ilk kez bu yıl eğitim öğretime başlayan çocuklar olduğunu vurguladı.
Törene Milli Eğitim Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Şaban Cengiz de katıldı.
Velilerden Murat Gümüş, eğitimi boykot etmenin kabul edilir yanı olmadığını belirterek, eğitimin her şeyden önemli olduğunu ve herkesin çocuklarını okula göndermesi gerektiğini anlattı.
Veli Habip Yürek ise dört çocuğunun da bugün okula başlamasından mutluluk duyduklarını, boykotu kabul etmediklerini söyledi.
Bingöl
Bingöl'de 412 okulda yaklaşık 60 bin 510 öğrenci, 3 bin 415 öğretmenle yeni eğitim öğretim yılına başladı.
Okullarda düzenlenen törenlerle sınıflarına geçen öğrencilere kitapları dağıtıldı. Kentte okulu boykot çağrısına ilgi gösterilmediği görüldü.
Mardin
Mardin'de Sakarya Aycan Çaltekin İlkokulunda düzenlenen törende öğrenciler şiirler okudu, yeni kayıt yapan öğrencilere çiçekler verildi. Bazı öğrencilerin ise heyecandan ağladıkları görüldü.
Vali Ömer Faruk Koçak, İl Milli Eğitim Müdürü İbrahim Şişman, Jandarma Alay Komutanı Albay Alaaddin Karsavuran, İl Müftüsü Dursun Ali Coşkun, sınıflarına geçen öğrencilere kitap ve çeşitli hediyeler dağıttı.
Vali Koçak, yaptığı açıklamada, eğitimin temel amacının iyi bireyler yetiştirmek olduğunu söyledi.
Mardin'de bin okulda yaklaşık 10 bin öğretmen ile 203 bin öğrencinin eğitime başladığını ve kayıtların sürdüğünü aktaran Koçak, öğrencilerin iyi bireyler olarak yetişmesi için ellerinden gelen gayreti sarf edeceklerini belirtti.
Koçak, terörün başta insanların yaşam haklarını ellerinden aldığını, bunu yanında eğitim, ekonomi gibi hayatın bütün unsurlarını etkilediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"Mardin'de ve bölgemizde vatandaşımız artık bu teröre, 'yeter' diyor. Terörle ilgili tavrını açıkça ortaya koyuyor. İnsanların eğitim görmesini daha kaliteli hayat sürmelerini engelleyen bu faaliyetlere de prim vermemesi gayet tabiidir. Bundan dolayı da velilerimizi tebrik ediyorum. Çeşitli baskı ve engellemeler, hendek kazarak veya başka yollarla eğitimi de engellemeye çalışan terör örgütlerini tüm gücümüzle engelleyeceğiz."
Öğrenci velisi Nurettin Kavak da okulun boykot edilmesinin yanlış olduğunu, bunların cehaletten kaynaklandığını kaydetti.
İslam dininde de eğitime çok önem verildiğine dikkati çeken Kavak, "Boykota karşıyız. Kesinlikle eğitim, eğitim, eğitim diyoruz. Cehaleti yenmemiz için eğitim şart. Boykot ne, neyi boykot ediyoruz?" diye konuştu.
Şırnak
Şırnak'ta da 160 bin öğrenci, 2015-2016 eğitim-öğretim yılının başlamasıyla dersbaşı yaptı.
Terör örgütünün okullarda bir haftalık boykot çağrısına Şırnak'ta da uyulmazken, erken saatlerden itibaren okulun yolunu tutan öğrenciler, arkadaşlarıyla hasret giderdi.
Orgeneral Edip Başer İlkokulunda düzenlenen törende konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Ahmet Alagöz, kentte eğitim ve öğretimin sorunsuz başladığını söyledi.
"Şırnak'ta her 3 kişiden birini öğrenciler oluşturuyor" diyen Alagöz, kente yeni atanan 2 bin 16 öğretmenle öğretmen açığının kalmadığını söylemenin mümkün olduğunu aktardı.
Alagöz, Şırnak'ta eğitime 130 milyon liralık yatırım yapıldığını sözlerine ekledi.
Ağrı
Ağrı ve Iğdır'da 2015-2016 eğitim-öğretim yılı törenlerle başlarken, terör örgütü PKK ile bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının "eğitimin boykot edilmesi" çağrısı ilgi görmedi.
Ağrı ve Iğdır'da yaz tatilinin ardından yeni eğitim-öğretim yılı için ilk ders zili çaldı. Sabah erken saatlerden itibaren velileri ile okullarının yolunu tutan öğrenciler, 3 ay süren yaz tatilinde ayrı kaldıkları arkadaşları ve öğretmenleriyle hasret gidermenin mutluluğunu yaşadı.
Eğitim-Bir Sen Ağrı Şube Başkanı Süleyman Gümüşer, 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içinde 17 milyon öğrenci ile 900 bine yakın öğretmenin, bir anlamda kendi geleceklerini şekillendirecekleri bir sürece başladıklarını belirtti.
Yeni eğitim-öğretim yılının hem öğrenciler hem de öğretmenler için ağustos ayında yapılan toplu sözleşme ile beraber müjdeli bir başlangıç olduğunu kaydeden Gümüşer, öğrencilerin dershanelerden bağımsız, kendi okullarında öğretmenleriyle birlikte geleceklerini hazırlayacaklarını ifade etti.
Ülkenin birliğinin, dirliğinin temel harcı olan değerlerle buluşmayı sağlayacak müfredatın yavaş yavaş hayata geçtiği bir süreç içinde bulunulduğunu dile getiren Gümüşer şunları söyledi:
"Eminim ki bu süreçte çocuklarımız hem çocukluklarını yaşayacaklar hem de fıtratlarının kendilerinde saklı tuttuğu o güzelliği ortaya çıkaracak bir ortamı, iklimi yakalayacaklardır. Yaklaşık 13-14 yıllık bir süre içerisinde bu ülkenin insanları artık 'bu benim ülkem, bu benim devletim' diyebiliyor. Bu kaynaşma ve dayanışmayı sağlayan 'devletin milleti' değil, 'milletin devleti' algısının gün yüzüne çıktığı bir süreçte, insanlar artık bir arayış içerisine girme ihtiyacı hissetmiyor.
Ülke insanı boykutmuş, grevmiş artık bunlara bakmıyor. Ülkenin hele bölge açısından baktığımızda en ciddi problemi cehalettir. Bu cehalete 'dur' dememiz için, çocuklarımızın eline kalemi ve kollarına çantalarını takıp okula göndermemiz gerekiyor. Artık milletin devleti var. Yani bu ülkede yaşayan ne kadar insan varsa, bu devlet o insanların devletidir. Milletini kucaklayan böyle bir devlete insanlar sırtlarını dönmüyor, sahipleniyorlar."
Iğdır
Iğdır'da törenlerle açılan 2015-2016 eğitim öğretim yılının ilk ders gününde öğrencilerin ve velilerin heyecanlı olduğu görüldü.
Iğdır Milli Eğitim Müdürü Hakan Cırıt, AA muhabirine yaptığı açıklamada, PKK terör örgütünün eğitimi boykot çağrısına Iğdır'da uyulmadığını belirtti.
Kentteki 257 okulda 51 bin öğrenci ve 2 bin 800 öğretmen ile okulların hizmete açıldığını belirten Cırıt, "Okulların açılmasının ardından tüm öğretmen ve öğrencilerimiz okullara akın etti. Iğdır'da yaşanan bu güzel tablo hepimizi sevindirdi. An itibariyle görevli öğretmen ve öğrencilerimiz 2015-2016 eğitim ve öğretim yılına eksiksiz şekilde başlamış bulunmaktadır" diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Eylül 2015 17:22
Gösterim: 1157
Suriyeliler için özel eğitim veren kamplarda ve geçici eğitim merkezlerinde 190 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere yaklaşık 230 bin Suriyeli öğrenci, yeni eğitim-öğretim döneminde ders başı yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim alanlarının açılıp kapasitenin artırılmasıyla bu yılın sonuna kadar 370 bin öğrenciye eğitim-öğretim verilmesini hedefliyor.
Suriyeliler için özel eğitim veren kamplarda ve geçici eğitim merkezlerinde 190 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere yaklaşık 230 bin Suriyeli öğrenci, yeni eğitim-öğretim döneminde ders başı yaptı.
Altındağ İlçe Milli Eğitim Müdürü Şefika Biçer, ilçedeki Fatih Sultan Mehmet İlkokulu'nda da kayıtlı bin 100 öğrencinin ders başı yapması dolayısıyla okulda incelemelerde bulundu.
Biçer, Suriyelilere özel eğitim veren 34 kampta 85 bin, kamplar dışında kurulan 240 geçici eğitim merkezinde 105 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere toplam 230 bin Suriyeli öğrencinin Türkiye'de ders başı yaptığını bildirdi.
Altındağ ilçesinde 1. sınıftan 10. sınıfa kadar bin 700 Suriyeli öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Biçer, diğer okullarda da Suriyeli öğrencilerin kayıtlarının alındığını söyledi.
Yeni eğitim merkezlerinin açılmasıyla ilçede 2 bin 500 Suriyeli öğrencinin eğitim almasını hedeflediklerini kaydeden Biçer, öğrencilere Suriye'deki eğitim müfredatına uygun bir şekilde haftada 25 saatin 5 saatinde Türkçe dersi verildiğini ifade etti.
İlçedeki Suriyeli öğrencilerin Türkçe kitaplarının Ankara Valiliği, ders kitaplarının ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bastırıldığını kaydeden Biçer, doktor, avukat, mühendis gibi mesleklere sahip Suriyelilerin ise gönüllü öğretmen olarak görev yaptığını söyledi. Biçer, "Biz, Suriyelilere bir umut ışığı olmaya devam ediyoruz" dedi.
Fatih Sultan Mehmet İlkokulu Müdürü Hanifi Arslan ise okullarında Türk öğrencilerin, öğleden sonra ise Suriyeli öğrencilerin eğitim gördüğünü, Suriyeli öğrencilerle Türk öğrencilerin bir uyum sorunu yaşamadığını vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, yeni eğitim alanlarının açılıp kapasitenin artırılmasıyla bu yılın sonuna kadar 370 bin Suriyeli öğrenciye eğitim-öğretim verilmesinin hedeflendiğini bildirdi.
Osmaniye ve Hatay'da Suriyeli yetim öğrenciler ders başı yaptı
Osmaniye ve Hatay'da yaşayan Suriyeli öğrenciler eğitime başlamanın heyecanını yaşadı.
Osmaniye Konaklama Tesisleri'ndeki okulun müdürü Şahin Seyid Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl bin 64 öğrencinin okula başladığını söyledi.
Dünya Şehit Çocukları Vakfı tarafından Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'da açılan Dünya Şehit Çocukları Okulu'nda 650 Suriyeli yetim öğrenci ders başı yaptı.
Vakıf Başkanı İsmail Yıldırım okul bahçesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Suriyeli yetim çocuklara en en iyi eğitimi sunmak için çalıştıklarını belirtti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Suriyeliler için özel eğitim veren kamplarda ve geçici eğitim merkezlerinde 190 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere yaklaşık 230 bin Suriyeli öğrenci, yeni eğitim-öğretim döneminde ders başı yaptı. Milli Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim alanlarının açılıp kapasitenin artırılmasıyla bu yılın sonuna kadar 370 bin öğrenciye eğitim-öğretim verilmesini hedefliyor.
Suriyeliler için özel eğitim veren kamplarda ve geçici eğitim merkezlerinde 190 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere yaklaşık 230 bin Suriyeli öğrenci, yeni eğitim-öğretim döneminde ders başı yaptı.
Altındağ İlçe Milli Eğitim Müdürü Şefika Biçer, ilçedeki Fatih Sultan Mehmet İlkokulu'nda da kayıtlı bin 100 öğrencinin ders başı yapması dolayısıyla okulda incelemelerde bulundu.
Biçer, Suriyelilere özel eğitim veren 34 kampta 85 bin, kamplar dışında kurulan 240 geçici eğitim merkezinde 105 bin, devlet okullarında da 40 bin olmak üzere toplam 230 bin Suriyeli öğrencinin Türkiye'de ders başı yaptığını bildirdi.
Altındağ ilçesinde 1. sınıftan 10. sınıfa kadar bin 700 Suriyeli öğrencinin eğitim gördüğünü belirten Biçer, diğer okullarda da Suriyeli öğrencilerin kayıtlarının alındığını söyledi.
Yeni eğitim merkezlerinin açılmasıyla ilçede 2 bin 500 Suriyeli öğrencinin eğitim almasını hedeflediklerini kaydeden Biçer, öğrencilere Suriye'deki eğitim müfredatına uygun bir şekilde haftada 25 saatin 5 saatinde Türkçe dersi verildiğini ifade etti.
İlçedeki Suriyeli öğrencilerin Türkçe kitaplarının Ankara Valiliği, ders kitaplarının ise Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bastırıldığını kaydeden Biçer, doktor, avukat, mühendis gibi mesleklere sahip Suriyelilerin ise gönüllü öğretmen olarak görev yaptığını söyledi. Biçer, "Biz, Suriyelilere bir umut ışığı olmaya devam ediyoruz" dedi.
Fatih Sultan Mehmet İlkokulu Müdürü Hanifi Arslan ise okullarında Türk öğrencilerin, öğleden sonra ise Suriyeli öğrencilerin eğitim gördüğünü, Suriyeli öğrencilerle Türk öğrencilerin bir uyum sorunu yaşamadığını vurguladı.
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, yeni eğitim alanlarının açılıp kapasitenin artırılmasıyla bu yılın sonuna kadar 370 bin Suriyeli öğrenciye eğitim-öğretim verilmesinin hedeflendiğini bildirdi.
Osmaniye ve Hatay'da Suriyeli yetim öğrenciler ders başı yaptı
Osmaniye ve Hatay'da yaşayan Suriyeli öğrenciler eğitime başlamanın heyecanını yaşadı.
Osmaniye Konaklama Tesisleri'ndeki okulun müdürü Şahin Seyid Ahmed, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl bin 64 öğrencinin okula başladığını söyledi.
Dünya Şehit Çocukları Vakfı tarafından Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'da açılan Dünya Şehit Çocukları Okulu'nda 650 Suriyeli yetim öğrenci ders başı yaptı.
Vakıf Başkanı İsmail Yıldırım okul bahçesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, Suriyeli yetim çocuklara en en iyi eğitimi sunmak için çalıştıklarını belirtti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Eylül 2015 16:39
Gösterim: 1290
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yönetmelik değişikliğinde başkalarının özel hayatına müdahale anlamına gelebilecek çekimler veya paylaşımlar konusunun bulunduğuna işaret ederek, öğrencilere, "Sakın bu tür şeylere girmeyin" uyarısında bulundu.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde ilk ders zilini çalarak, 2015-2016 eğitim-öğretim yılını başlattığı törende, okulun laboratuvar ve atölyelerinde incelemelerde bulundu.
Bakan Avcı, daha sonra sınıfları gezerek öğrencilere, kitap, kalem ve silgiden oluşan hediyeler dağıttı. Bakan Avcı, bu sırada kitapların internet dışında güzel dünyalar yarattığını, kitap, kağıt ve kalemin her şeye rağmen işin esası olduğunu söyledi.
Bakan Avcı, gazetecilerin sosyal medyayla ilgili öğrencilerin dikkate alması gerekenlerin ne olduğunu sorması üzerine, bilişim teknolojileri ve internete bağlı cep telefonları gibi donanımların ufku açtığını, erişim alanını genişlettiğini, ancak çok bilinçli kullanılması gerektiğini vurguladı.
Aşırı kullanımın fiziksel olarak da sıkıntılar doğurduğuna işaret eden Bakan Avcı, zaman zaman göz problemlerine ve ilgi dağılmasına sebep olabildiğini belirtti.
Odaklanma süresi 3 dakikaya düştü
Bakan Avcı, son yapılan araştırmaların, özellikle internette çok fazla vakit geçiren gençlerin, çocukların bir konuya verimli bir şekilde odaklanma süresinin gittikçe düştüğünü ortaya koyduğunu aktardı. Kendi öğrenciliği döneminde bir konuya odaklanma süresinin 15 dakika dolayında olduğunu ancak şimdi bu sürenin 3 dakikaya kadar düştüğünü bildiren Avcı, şöyle devam etti:
"Lise ya da üniversite çağındaki öğrencilerimizin bir konuya odaklanma süresi 3 dakikayla sınırlı, 3 dakikadan sonra ilgi dağılıyor. Niye? Çünkü süreç çok hızlı akıyor. Televizyonlarda reklamlar 20-26 saniye. Dolayısıyla belli izleme ve odaklanma alışkanlıkları oluşuyor. Dolayısıyla kendi kendinizi denetleyebilecek yaşa geldiğiniz için yapabilirsiniz. Çocuklar yapamıyorlar ama siz kendi ilgilerinizi daha bilinçli bir hale getirebilirsiniz. Televizyon izleme sürelerinizi de internette kalma sürelerinizi de. Kitap okuma alışkanlığı da odaklanma yeteneğini artırıyor. Kitap, dikkati kendinde topluyor ama televizyon, internet öyle değil. Dağılıyorsunuz. O da zihinsel başarıları etkiliyor."
Bakan Avcı, görüntü alınan sınıfın özel hazırlanmış bir tanıtım sınıfı olmadığını belirterek, Türkiye’deki bütün okullarda bu sınıfta olduğu gibi ilk derste öğrencilerin kitaplarının sıraların üzerinde olduğunu vurguladı.
"Bu petrolü, doğalgazı olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitime verdiği önemi gösteriyor" ifadesini kullanan Avcı, kitapların da bunu sembolik olarak gösterdiğini söyledi.
Cep telefonunun beyinsel etkilerini henüz bilmiyoruz
"Yönetmelikte, cep telefonu disiplin cezasına neden oluyor. Bu konuda ailelere, öğrencilere bir tavsiyeniz olacak mı" sorusu üzerine Bakan Avcı, Türkiye'nin cep telefonu kullanımında İngiltere’yi ikiye katladığı yönündeki haberleri gördüğünü aktardı.
Telefonlarda, çok uzun konuşulduğunun altını çizen Avcı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Henüz cep telefonlarının bu kadar yakından kulağımıza dayanıp kullanılmasının ne tür beyinsel etkiler yaptığını bilmiyoruz. O bakımdan bu konularda çok ihtiyatlı olmakta fayda var. Çok zorunlu haller dışında telefonları uzun uzun kullanmamak gerekiyor. Sözü çok uzatarak, karşımızdakini meşgul ediyor olabiliriz. Karşımızdaki insan nezaketinden bir şey söylemiyor olabilir. Onun için telefonda en kısa sürede meramımızı anlatıp kapatmakta, çok fazla dedikodu için muhabbet için kullanmamakta fayda var.
SMS’ler de aynı şekilde. Oralarda da yazma yeteneğimiz büyük ölçüde köreliyor. Belli karakter sayısıyla yazmak zorunda olunduğu için kelimeleri olur olmaz kısaltıyoruz. Bunu yapmayalım. Bu bir süre sonra kelimenin gerçek yazımını unutmamız, imlanın bozulması anlamına gelebilir. SMS gönderdiğimiz zaman da Türkçe’nin kurallarına uygun yazımlara dikkat etmekte yarar var."
"Cep telefonu da olsa, tablet bilgisayar da olsa başka bilgisayar da olsa bunlar bir tür alettir. Adı üstünde araçtır. Bazı işleri daha kolay ve hızlı yapmak için işimize yarar ama çok aşırı kullanımda bazı yeteneklerimizin körelmesine yol açabilir" uyarısını yapan Bakan Avcı, bunun için bu cihazların çok dikkatli ve tutumlu kullanılması gerektiğini vurguladı.
"Model değiştireceğiz, her yeni modelden alacağız gibi şeylere de kapılmayın. Bu marka düşkünlüğü çok iyi bir şey değil" ifadelerini kullanan Avcı, bazı durumlarda yeni modellerin cazip hale getirilmesi için kullanılmayacak pek çok uygulama yüklendiğini, eski modellerin, yeni çıkan modellerden çok daha fonksiyonel olabildiğini söyledi.
Pek çok cep telefonunun fotoğraf çekme özelliğinin bulunduğuna işaret eden Avcı, tanımadığınız birinin fotoğrafını çekerken izin almanın temel bir nezaket kuralı olduğunu vurguladı.
Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Öyle, olur olmaz yolda, sokakta, parkta, vapurda, otobüste trende belli bir toplulukta tanımadığınız kişilerin iyi ya da kötü, gülünç veya ciddi görüntülerini izin almadan çekmek, hem nezakete aykırıdır, hem de gerektiğinde yargı konusu bile olabilecek bir suç olabilir. Mahremiyete tecavüz anlamına gelir. Onun için yakın arkadaşlar arasında bunları çok dikkatli kullanmak gerekir. Birbirinizin hoşlanmayacağı görüntülerini hem çekmeyin, hem de başkalarıyla paylaşmayın."
Bakan Avcı, yönetmelikte sınıfta cep telefonu kullanımına ve sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yapılan değişikliklere değinerek, "Yaptığımız değişiklikte başkalarının özel hayatına müdahale anlamına gelebilecek çekimler veya paylaşımlar konusu var. 'Ben çekmedim, arkadaşımdan aldım paylaştım' bu da kurtarmıyor. Sakın bu tür şeylere girmeyin. Kimsenin hoşlanmayacağı görüntülerini en yakın arkadaşınız da olsa çekmeyin, çektirmeyin ve paylaşmayın. Yani bu aletlerin sadece birer araç olduklarını bilerek bilinçli bir şekilde kullanmaya gayret edin" diye konuştu.
Ayşenur isimli bir kız öğrenci, çizdiği karakalem portresini Bakan Avcı’ya hediye etti. Bakan Avcı, gazetecilerin “gözlüğünüzün detaylarını bile atlamamış” sözleri üzerine, “Evet, hakikaten çok güzel olmuş” değerlendirmesini yaptı.
Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla düzenlenen törende öğrenciler, Türk Bayrakları taşıdı.
Bakan Avcı, törenin ardından okulun yanında bulunan Tarihi Roma Hamamı'nı gezdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, yönetmelik değişikliğinde başkalarının özel hayatına müdahale anlamına gelebilecek çekimler veya paylaşımlar konusunun bulunduğuna işaret ederek, öğrencilere, "Sakın bu tür şeylere girmeyin" uyarısında bulundu.
Milli Eğitim Bakanı Avcı, Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde ilk ders zilini çalarak, 2015-2016 eğitim-öğretim yılını başlattığı törende, okulun laboratuvar ve atölyelerinde incelemelerde bulundu.
Bakan Avcı, daha sonra sınıfları gezerek öğrencilere, kitap, kalem ve silgiden oluşan hediyeler dağıttı. Bakan Avcı, bu sırada kitapların internet dışında güzel dünyalar yarattığını, kitap, kağıt ve kalemin her şeye rağmen işin esası olduğunu söyledi.
Bakan Avcı, gazetecilerin sosyal medyayla ilgili öğrencilerin dikkate alması gerekenlerin ne olduğunu sorması üzerine, bilişim teknolojileri ve internete bağlı cep telefonları gibi donanımların ufku açtığını, erişim alanını genişlettiğini, ancak çok bilinçli kullanılması gerektiğini vurguladı.
Aşırı kullanımın fiziksel olarak da sıkıntılar doğurduğuna işaret eden Bakan Avcı, zaman zaman göz problemlerine ve ilgi dağılmasına sebep olabildiğini belirtti.
Odaklanma süresi 3 dakikaya düştü
Bakan Avcı, son yapılan araştırmaların, özellikle internette çok fazla vakit geçiren gençlerin, çocukların bir konuya verimli bir şekilde odaklanma süresinin gittikçe düştüğünü ortaya koyduğunu aktardı. Kendi öğrenciliği döneminde bir konuya odaklanma süresinin 15 dakika dolayında olduğunu ancak şimdi bu sürenin 3 dakikaya kadar düştüğünü bildiren Avcı, şöyle devam etti:
"Lise ya da üniversite çağındaki öğrencilerimizin bir konuya odaklanma süresi 3 dakikayla sınırlı, 3 dakikadan sonra ilgi dağılıyor. Niye? Çünkü süreç çok hızlı akıyor. Televizyonlarda reklamlar 20-26 saniye. Dolayısıyla belli izleme ve odaklanma alışkanlıkları oluşuyor. Dolayısıyla kendi kendinizi denetleyebilecek yaşa geldiğiniz için yapabilirsiniz. Çocuklar yapamıyorlar ama siz kendi ilgilerinizi daha bilinçli bir hale getirebilirsiniz. Televizyon izleme sürelerinizi de internette kalma sürelerinizi de. Kitap okuma alışkanlığı da odaklanma yeteneğini artırıyor. Kitap, dikkati kendinde topluyor ama televizyon, internet öyle değil. Dağılıyorsunuz. O da zihinsel başarıları etkiliyor."
Bakan Avcı, görüntü alınan sınıfın özel hazırlanmış bir tanıtım sınıfı olmadığını belirterek, Türkiye’deki bütün okullarda bu sınıfta olduğu gibi ilk derste öğrencilerin kitaplarının sıraların üzerinde olduğunu vurguladı.
"Bu petrolü, doğalgazı olmayan Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitime verdiği önemi gösteriyor" ifadesini kullanan Avcı, kitapların da bunu sembolik olarak gösterdiğini söyledi.
Cep telefonunun beyinsel etkilerini henüz bilmiyoruz
"Yönetmelikte, cep telefonu disiplin cezasına neden oluyor. Bu konuda ailelere, öğrencilere bir tavsiyeniz olacak mı" sorusu üzerine Bakan Avcı, Türkiye'nin cep telefonu kullanımında İngiltere’yi ikiye katladığı yönündeki haberleri gördüğünü aktardı.
Telefonlarda, çok uzun konuşulduğunun altını çizen Avcı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Henüz cep telefonlarının bu kadar yakından kulağımıza dayanıp kullanılmasının ne tür beyinsel etkiler yaptığını bilmiyoruz. O bakımdan bu konularda çok ihtiyatlı olmakta fayda var. Çok zorunlu haller dışında telefonları uzun uzun kullanmamak gerekiyor. Sözü çok uzatarak, karşımızdakini meşgul ediyor olabiliriz. Karşımızdaki insan nezaketinden bir şey söylemiyor olabilir. Onun için telefonda en kısa sürede meramımızı anlatıp kapatmakta, çok fazla dedikodu için muhabbet için kullanmamakta fayda var.
SMS’ler de aynı şekilde. Oralarda da yazma yeteneğimiz büyük ölçüde köreliyor. Belli karakter sayısıyla yazmak zorunda olunduğu için kelimeleri olur olmaz kısaltıyoruz. Bunu yapmayalım. Bu bir süre sonra kelimenin gerçek yazımını unutmamız, imlanın bozulması anlamına gelebilir. SMS gönderdiğimiz zaman da Türkçe’nin kurallarına uygun yazımlara dikkat etmekte yarar var."
"Cep telefonu da olsa, tablet bilgisayar da olsa başka bilgisayar da olsa bunlar bir tür alettir. Adı üstünde araçtır. Bazı işleri daha kolay ve hızlı yapmak için işimize yarar ama çok aşırı kullanımda bazı yeteneklerimizin körelmesine yol açabilir" uyarısını yapan Bakan Avcı, bunun için bu cihazların çok dikkatli ve tutumlu kullanılması gerektiğini vurguladı.
"Model değiştireceğiz, her yeni modelden alacağız gibi şeylere de kapılmayın. Bu marka düşkünlüğü çok iyi bir şey değil" ifadelerini kullanan Avcı, bazı durumlarda yeni modellerin cazip hale getirilmesi için kullanılmayacak pek çok uygulama yüklendiğini, eski modellerin, yeni çıkan modellerden çok daha fonksiyonel olabildiğini söyledi.
Pek çok cep telefonunun fotoğraf çekme özelliğinin bulunduğuna işaret eden Avcı, tanımadığınız birinin fotoğrafını çekerken izin almanın temel bir nezaket kuralı olduğunu vurguladı.
Bakan Avcı, şöyle konuştu:
"Öyle, olur olmaz yolda, sokakta, parkta, vapurda, otobüste trende belli bir toplulukta tanımadığınız kişilerin iyi ya da kötü, gülünç veya ciddi görüntülerini izin almadan çekmek, hem nezakete aykırıdır, hem de gerektiğinde yargı konusu bile olabilecek bir suç olabilir. Mahremiyete tecavüz anlamına gelir. Onun için yakın arkadaşlar arasında bunları çok dikkatli kullanmak gerekir. Birbirinizin hoşlanmayacağı görüntülerini hem çekmeyin, hem de başkalarıyla paylaşmayın."
Bakan Avcı, yönetmelikte sınıfta cep telefonu kullanımına ve sosyal medya paylaşımlarına ilişkin yapılan değişikliklere değinerek, "Yaptığımız değişiklikte başkalarının özel hayatına müdahale anlamına gelebilecek çekimler veya paylaşımlar konusu var. 'Ben çekmedim, arkadaşımdan aldım paylaştım' bu da kurtarmıyor. Sakın bu tür şeylere girmeyin. Kimsenin hoşlanmayacağı görüntülerini en yakın arkadaşınız da olsa çekmeyin, çektirmeyin ve paylaşmayın. Yani bu aletlerin sadece birer araç olduklarını bilerek bilinçli bir şekilde kullanmaya gayret edin" diye konuştu.
Ayşenur isimli bir kız öğrenci, çizdiği karakalem portresini Bakan Avcı’ya hediye etti. Bakan Avcı, gazetecilerin “gözlüğünüzün detaylarını bile atlamamış” sözleri üzerine, “Evet, hakikaten çok güzel olmuş” değerlendirmesini yaptı.
Yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla düzenlenen törende öğrenciler, Türk Bayrakları taşıdı.
Bakan Avcı, törenin ardından okulun yanında bulunan Tarihi Roma Hamamı'nı gezdi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Eylül 2015 14:44
Gösterim: 1965
Eskişehir'de mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için kurulan çadır sınıflarda, eğitim-öğretime başlandı.
Eskişehir'in Alpu ilçesinde, Anadolu Üniversitesi (AÜ), Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu ve Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen "Göç Okulu Projesi" kapsamında, mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için açılan çadır okulda ilk ders zil çaldı.
Proje Koordinatörü Handan Kaygusuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AÜ, BM Nüfus Fonu ve Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü projenin iki yıl süreceğini belirtti.
Bugünün, eğitim ve öğretimin ilk günü olması dolayısıyla anlam taşıdığını ifade eden Kaygusuz, şöyle konuştu:
"Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının da okula başladığı bir gün olması gerekirdi. Ne yazık ki, onlar kendi evlerinde değiller, anne babalarının çalıştığı tarladalar. Tarlada çalıştıkları için okula devam edemiyorlar. Bu projeyle tarım işçisi çocuklarımıza ve yetişkinlerimize eğitim veriyoruz. Çocuklarımız Milli Eğitim Bakanlığının atadığı 5 öğretmenden derslerini alıyor. Burası bir pilot okul. Buradaki deneyimlerimizle iki yıl sonunda Hatay, Konya ve Çukurova bölgesi gibi, Türkiye'nin 48 ilinde göç okulu kurmayı hedefliyoruz."
Konuşmaların ardından çocuklar, ders zilinin çalmasıyla çadırdan yapılan iki sınıfta eğitim ve öğretime başladı. Tarım işçilerinin 100 civarında çocuğu, çadır okuldan yararlanacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eskişehir'de mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için kurulan çadır sınıflarda, eğitim-öğretime başlandı.
Eskişehir'in Alpu ilçesinde, Anadolu Üniversitesi (AÜ), Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu ve Milli Eğitim Bakanlığınca yürütülen "Göç Okulu Projesi" kapsamında, mevsimlik tarım işçilerinin çocukları için açılan çadır okulda ilk ders zil çaldı.
Proje Koordinatörü Handan Kaygusuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AÜ, BM Nüfus Fonu ve Milli Eğitim Bakanlığının yürüttüğü projenin iki yıl süreceğini belirtti.
Bugünün, eğitim ve öğretimin ilk günü olması dolayısıyla anlam taşıdığını ifade eden Kaygusuz, şöyle konuştu:
"Mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarının da okula başladığı bir gün olması gerekirdi. Ne yazık ki, onlar kendi evlerinde değiller, anne babalarının çalıştığı tarladalar. Tarlada çalıştıkları için okula devam edemiyorlar. Bu projeyle tarım işçisi çocuklarımıza ve yetişkinlerimize eğitim veriyoruz. Çocuklarımız Milli Eğitim Bakanlığının atadığı 5 öğretmenden derslerini alıyor. Burası bir pilot okul. Buradaki deneyimlerimizle iki yıl sonunda Hatay, Konya ve Çukurova bölgesi gibi, Türkiye'nin 48 ilinde göç okulu kurmayı hedefliyoruz."
Konuşmaların ardından çocuklar, ders zilinin çalmasıyla çadırdan yapılan iki sınıfta eğitim ve öğretime başladı. Tarım işçilerinin 100 civarında çocuğu, çadır okuldan yararlanacak.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Eylül 2015 16:04
Gösterim: 1281
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, toplu sözleşme kazanımlarının pozitif etkisiyle başlayan bu yılın Milli Eğitim Bakanlığı’nda geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu, şura kararlarının uygulandığı, müfredatın öze dönüşe imkan ve fırsat verdiği bir eğitim öğretim yılı olmasını dilediğini söyledi.
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, 2015-2016 eğitim öğretim yılının, yaklaşık 17 milyonu aşkın öğrencinin ve 896 bin öğretmenin sınıflarla buluşmasıyla başladığını belirterek, “Toplu sözleşme kazanımlarının pozitif etkisiyle başlayan bu yılın Milli Eğitim Bakanlığı’nda geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu; şura kararlarının uygulandığı, müfredatın öze dönüşe imkan ve fırsat verdiği bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyoruz" dedi.
2015-2016 eğitim-öğretim yılının açılmasıyla ilgili bir açıklama yapan Selvi, açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Eğitim-öğretim, varlığın her anı, her alanıyla doğrudan ilişkili olması niteliğiyle, sürekli yenilenen, yenileyen, dinamik ve sürekli bir faaliyettir. Eğitim bilgilenmektir, beceri edinmektir. Ama formel olarak da disiplinli bir program içinde teorik ve pratik kavrayışların toplamını edinme çabasıdır.
Tüm eğitim-öğretim faaliyetlerinin kültür köklerine bağlı kalarak planlanması, bilgi çağının icaplarını ihmal etmeden geleceğe yönelme çabası bizi toplum olarak daha donanımlı, yetenekli ve güçlü kılacaktır. Bu da ancak zamanın değişen dinamiklerini, ilgi ve bilgi çeşitlerini, alanlarını, tarz ve yöntemlerini dikkatle izlemekle mümkündür. Var kalabilmek için bile hayatın ve insanın sürekli yenilenmesi mecburiyeti, statik değil dinamik, değişime ve değişkenlere hazırlıklı, esnek, canlı bir eğitim modelini kaçınılmaz kılmaktadır. Eğitimin asıl amacı, değişimi ve değişimle birlikte gelişen olgu ve kavramları zamanında anlamlandırmak, buna uygun davranışları sergileyebilmektir.
Okulu, öğretmen kadroları, öğrencisi, müfredatıyla bütün unsurlarının nitelikli olduğu bir eğitim sistemiyle ancak başarıya ulaşılır. Eğitim-Bir-Sen, kurulduğundan bugüne kadar bu hassasiyetleri gözeten arayışlar içinde olmuştur. Eğitimin tüm sorun ve sıkıntılarını bire bir yaşayan bir camia olarak meseleleri tartıştık, çözüm yolları ürettik, çözüm arayışlarına katkı verdik. Başta eğitimin toplumu değiştirme ve dönüştürmede güçlü, köklü etkisi olmak üzere, meselenin hayati öneminin bilincinde olarak, önerilerimizi, yönetim kademeleri ve kamuoyuyla paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz.
2015 yılı Ağustos ayı, 3. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine sahne olmuş; toplu sözleşmenin ilk gününde eğitim çalışanları iki müjde almıştır. Eşi özel sektörde çalışanlar için konulan 3 yıl sigortalılık şartı; teklifimiz ve ısrarımız üzerine Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’nın da çerçeve yönetmelik değişmeden inisiyatif kullanmasıyla ilk gün masada çözülmüştür. Birçok eğitim çalışanını huzursuz veya mağdur eden bu konunun çözüme kavuşmasında eğitimcilerden yana tavır koyan, yönetmeliğin düzenlenmesini beklemeden atama kılavuzunda konuyu çözüme taşıyan Sayın Bakan Nabi Avcı’ya bu konuda gösterdiği hassasiyet için eğitim çalışanları adına teşekkür ediyoruz. Bu yıl atanan yeni öğretmenlerimizi de kapsayarak yaklaşık 400 bin kamu çalışanına bir derece verilmesi de birilerinin provokasyon arayışlarının içinde olduğu ilk gün, Eğitim-Bir-Sen’in masada provokasyona müsaade etmeyen stratejik mücadelesi ve kararlı duruşu neticesinde provokasyoncuların değil çalışanların kazandığı gün olmuştur. Toplu sözleşme süreci baştan sona, hayır denilerek hep birlikte ayağa kalkılması gereken yerde “hayır”, kazanım elde edilen yerde “evet” denilerek, makul teklif, kararlı mücadele yöntemiyle herkesin kazandığı bir sürece dönüştürülmüştür. Neticesinde nöbet görevi için ücret ödenmesi, sınav görevlerinde ücret adaletsizliklerinin giderilmesi, hafta sonu kurslarında görevli memur ve hizmetlilere fazla mesai ücreti ödenmesi, YURTKUR ve üniversite yurtlarında çalışanlara fazla çalışma ücretinin yüzde 100 artırımlı ödenmesi, KYK sözleşmeli personeline de artırımlı fazla çalışma ücreti ödenmesi, Cuma namazı saatinde öğle tatili konusunda düzenleme yapılması kararı gibi eğitim çalışanları açısından önemli kazanımlar elde edilerek kronikleşen bazı sorunlar çözüme kavuşturulmuştur. Bu sorunların tartışıldığı komisyon toplantılarında Kamu İşveren Heyeti Karşısında çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla, Milli eğitim Bakanlığı bürokratlarına, KYK ve YÖK temsilcilerine eğitim çalışanları adına teşekkür ederiz.
Toplu sözleşme kazanımlarıyla birçok problemin kökten çözüldüğü yapıcı iklimin devamında eğitimin kalitesini artırmak, eğitim çalışanlarının daha verimli çalışmalarını sağlamak adına paydaşlarla müzakere edilerek yeni adımlar atılmalıdır. Daha önce Kurum İdari Kurul’unda (KİK) imza altına alınan kararlar bir an önce uygulamaya konulmalıdır.
Öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin yaşadıkları belirsizliğin ortadan kaldırılması, ek ders esaslarındaki adaletsizliklerin son bulacağı bir düzenlemenin yapılması, öğretmen açığının derhal kapatılması, eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme süreçlerinde yaşadıkları problemlerin giderilmesi, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sorunların nihayete erdirilmesi, yükseköğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması açısından 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde gerekli adımların atılması için Milli Eğitim Bakanlığı’na bazı önemli başlıklar altında çağrıda bulunuyoruz.
Karma eğitim mecburiyeti kaldırılmalıdır
1739 sayılı Temel Eğitim Kanunu’nda yer alan, “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır’ ibaresi değiştirilmeli, karma eğitim dayatması yerine, demokratik, veliye ve öğrenciye seçme hakkı tanıyan bir düzenleme yapılmalıdır.
Öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır
37 bin öğretmen ataması henüz gerçekleştirilmiş olmasına rağmen öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında bunun yeterli olmayacağı açıktır. Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin olmasıdır. İmkânlar zorlanarak, öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır.
Şûra kararları bir an evvel uygulanmalıdır
19. Milli Eğitim Şûrası’nda;
- Alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin kaldırılması,
- İlkokul 1, 2. ve 3. sınıflara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması,
- Ortaokulda hafızlık eğitimi alacak öğrenciler için ara verme süresinin 1 yıldan 2 yıla çıkarılması ve ara verilen sürelerde öğrencilere dışarıdan sınav hakkı verilmesi,
- Değerler eğitimine öğretim programlarında etkin bir şekilde sarmallık anlayışla yer verilmesi,
- Osmanlı Türkçesinin Anadolu İmam Hatip Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğerler liselerde ise seçmeli ders olarak okutulması,
- Ortaokullarda 5, 6 ve 7. sınıflarda birer saat rehberlik dersinin konulması gibi önemli kararlar alınmıştır. Bu kararlar başta olmak üzere Şûrada alınan tüm kararlar bir an evvel uygulanmalıdır.
Müfredat temelden değiştirilmelidir
4+4+4 eğitim sistemiyle istenen sonuçların elde edilebilmesi, insanımızın sahip olduğu ahlaki ve toplumsal değerlerin, müfredatın yeniden belirlenmesi noktasında öncelikle göz önüne alınması elzemdir. İnsan davranışlarını belirleme ve insan karakterini şekillendirme noktasında oynadığı çok önemli rol nedeniyle toplumun sahip olduğu değerlerin yeni nesle aktarılması, belirli bir düzen, iç tutarlılık ve bir sistem dâhilinde verilmesi gerekmektedir.
Öğrencilerimizin, öz güvene sahip, dürüst ve güvenilir, sorgulayıcı ve eleştirel düşünce yetenekleri gelişmiş, inisiyatif alabilen, rekabetçi, girişken ve iş birliğine açık, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı, toplumsal değerlerinin farkına varan ve buna sahip çıkan, doğal varlıklara ve çevreye karşı duyarlı, toplumsal ve kültürel çeşitliliğe saygılı, en az iki dil yeterliliğine sahip insanlar olarak yetiştirilmesi yeni müfredatın temel felsefesi olmalıdır.
Cuma Namazı vaktini içine alan öğle tatili düzenlenmesi hemen yapılmalıdır
Toplu sözleşme kazanımları içerisinde inanç ve vicdan hürriyeti kapsamında kamu çalışanlarına ibadetlerini daha rahat yapabilmeleri için imkân sağlayacak bu düzenleme Milli Eğitim Bakanlığı’nın konunun önemine binaen göstereceği hassasiyetle ocak ayı beklenmeden çözülmelidir. Sayın Bakan Nabi Avcı’nın 3 yıl sigortalılık şartında gösterdiği özveriyi bu konuda da göstererek eğitim çalışanlarının okulların açılmasıyla birlikte rahatça Cuma namazını kılabilmelerini sağlayacak bir adım atmasını bekliyoruz.
Kariyer basamaklarındaki çözümsüzlük çözüm olmamalıdır
2004 yılında kariyer basamaklarında yapılan yasal düzenleme, hedeflenen sonucu vermemiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının gereğinin yapılmaması, kariyer basamakları uygulamasındaki belirsizliği devam ettirmektedir. Tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on binlerce dava yerel mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra ise Danıştay kararıyla öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddedilmiştir. Yüz binlerce öğretmen mağdur durumdadır. Bu sorun, daha fazla zaman kaybedilmeden çözülmeli, çözümsüzlük çözüm olmamalıdır.
Ek ders esaslarındaki eşitsizlik giderilerek ders ücretleri artırılmalıdır
2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esasları, dokuz yıla yakın bir süredir uygulanmakta ve değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gerekli mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları çözüme kavuşturulmalıdır.
Yönetici görevlendirme yönetmeliği tadil edilmelidir
Yönetici görevlendirme yönetmeliğine açılan dava sonrası Danıştay’ın vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararı ile bazı mahkemelerin yönetici adayı değerlendirme ve görevlendirme süreçlerinde vermiş oldukları kararlar neticesi, yönetici görevlendirme uygulaması somut sonuçları görülüp nesnel ve objektif bir değerlendirme yapılamadan akamete uğratılmıştır. Bu kapsamda mahkeme kararları da dikkate alınmak suretiyle yönetici görevlendirme yönetmeliği yeniden ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, genel yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen’in de görüşünün alınması, hem yönetmeliğin eğitimciler arasında benimsenmesini, sahiplenilmesini sağlayacak hem de hukuken sağlam bir metin ortaya çıkarılmış olacaktır.
Okulların bütçe sorunu
Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle yaşanan problemlere köklü çözüm getirilmelidir. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunu; öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan en fazla zararı yine okul yönetimleri görmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına geçilmeli, okullarda tahsildarlık dönemi sona erdirilerek okullara bütçe verilmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarının emeğinin hamisi, insanımızın manevi değerlerinin hizmetçisi, dünya mazlumlarının yardımcısı hüviyetimizle; çözüm odaklı yaklaşımımız, mücadeleci, kültürel-akademik sendikacılığımızla yeni eğitim-öğretim yılında da eğitim adına, ülkemiz adına yeni şeyler söylemeye devam edeceğiz. Yeni eğitim-öğretim yılı eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize ve milletimize hayırlı olsun.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, toplu sözleşme kazanımlarının pozitif etkisiyle başlayan bu yılın Milli Eğitim Bakanlığı’nda geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu, şura kararlarının uygulandığı, müfredatın öze dönüşe imkan ve fırsat verdiği bir eğitim öğretim yılı olmasını dilediğini söyledi.
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi, 2015-2016 eğitim öğretim yılının, yaklaşık 17 milyonu aşkın öğrencinin ve 896 bin öğretmenin sınıflarla buluşmasıyla başladığını belirterek, “Toplu sözleşme kazanımlarının pozitif etkisiyle başlayan bu yılın Milli Eğitim Bakanlığı’nda geleceğe ilişkin sorumlulukların konuşulduğu; şura kararlarının uygulandığı, müfredatın öze dönüşe imkan ve fırsat verdiği bir eğitim-öğretim yılı olmasını diliyoruz" dedi.
2015-2016 eğitim-öğretim yılının açılmasıyla ilgili bir açıklama yapan Selvi, açıklamada şu ifadelere yer verdi:
Eğitim-öğretim, varlığın her anı, her alanıyla doğrudan ilişkili olması niteliğiyle, sürekli yenilenen, yenileyen, dinamik ve sürekli bir faaliyettir. Eğitim bilgilenmektir, beceri edinmektir. Ama formel olarak da disiplinli bir program içinde teorik ve pratik kavrayışların toplamını edinme çabasıdır.
Tüm eğitim-öğretim faaliyetlerinin kültür köklerine bağlı kalarak planlanması, bilgi çağının icaplarını ihmal etmeden geleceğe yönelme çabası bizi toplum olarak daha donanımlı, yetenekli ve güçlü kılacaktır. Bu da ancak zamanın değişen dinamiklerini, ilgi ve bilgi çeşitlerini, alanlarını, tarz ve yöntemlerini dikkatle izlemekle mümkündür. Var kalabilmek için bile hayatın ve insanın sürekli yenilenmesi mecburiyeti, statik değil dinamik, değişime ve değişkenlere hazırlıklı, esnek, canlı bir eğitim modelini kaçınılmaz kılmaktadır. Eğitimin asıl amacı, değişimi ve değişimle birlikte gelişen olgu ve kavramları zamanında anlamlandırmak, buna uygun davranışları sergileyebilmektir.
Okulu, öğretmen kadroları, öğrencisi, müfredatıyla bütün unsurlarının nitelikli olduğu bir eğitim sistemiyle ancak başarıya ulaşılır. Eğitim-Bir-Sen, kurulduğundan bugüne kadar bu hassasiyetleri gözeten arayışlar içinde olmuştur. Eğitimin tüm sorun ve sıkıntılarını bire bir yaşayan bir camia olarak meseleleri tartıştık, çözüm yolları ürettik, çözüm arayışlarına katkı verdik. Başta eğitimin toplumu değiştirme ve dönüştürmede güçlü, köklü etkisi olmak üzere, meselenin hayati öneminin bilincinde olarak, önerilerimizi, yönetim kademeleri ve kamuoyuyla paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz.
2015 yılı Ağustos ayı, 3. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerine sahne olmuş; toplu sözleşmenin ilk gününde eğitim çalışanları iki müjde almıştır. Eşi özel sektörde çalışanlar için konulan 3 yıl sigortalılık şartı; teklifimiz ve ısrarımız üzerine Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’nın da çerçeve yönetmelik değişmeden inisiyatif kullanmasıyla ilk gün masada çözülmüştür. Birçok eğitim çalışanını huzursuz veya mağdur eden bu konunun çözüme kavuşmasında eğitimcilerden yana tavır koyan, yönetmeliğin düzenlenmesini beklemeden atama kılavuzunda konuyu çözüme taşıyan Sayın Bakan Nabi Avcı’ya bu konuda gösterdiği hassasiyet için eğitim çalışanları adına teşekkür ediyoruz. Bu yıl atanan yeni öğretmenlerimizi de kapsayarak yaklaşık 400 bin kamu çalışanına bir derece verilmesi de birilerinin provokasyon arayışlarının içinde olduğu ilk gün, Eğitim-Bir-Sen’in masada provokasyona müsaade etmeyen stratejik mücadelesi ve kararlı duruşu neticesinde provokasyoncuların değil çalışanların kazandığı gün olmuştur. Toplu sözleşme süreci baştan sona, hayır denilerek hep birlikte ayağa kalkılması gereken yerde “hayır”, kazanım elde edilen yerde “evet” denilerek, makul teklif, kararlı mücadele yöntemiyle herkesin kazandığı bir sürece dönüştürülmüştür. Neticesinde nöbet görevi için ücret ödenmesi, sınav görevlerinde ücret adaletsizliklerinin giderilmesi, hafta sonu kurslarında görevli memur ve hizmetlilere fazla mesai ücreti ödenmesi, YURTKUR ve üniversite yurtlarında çalışanlara fazla çalışma ücretinin yüzde 100 artırımlı ödenmesi, KYK sözleşmeli personeline de artırımlı fazla çalışma ücreti ödenmesi, Cuma namazı saatinde öğle tatili konusunda düzenleme yapılması kararı gibi eğitim çalışanları açısından önemli kazanımlar elde edilerek kronikleşen bazı sorunlar çözüme kavuşturulmuştur. Bu sorunların tartışıldığı komisyon toplantılarında Kamu İşveren Heyeti Karşısında çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla, Milli eğitim Bakanlığı bürokratlarına, KYK ve YÖK temsilcilerine eğitim çalışanları adına teşekkür ederiz.
Toplu sözleşme kazanımlarıyla birçok problemin kökten çözüldüğü yapıcı iklimin devamında eğitimin kalitesini artırmak, eğitim çalışanlarının daha verimli çalışmalarını sağlamak adına paydaşlarla müzakere edilerek yeni adımlar atılmalıdır. Daha önce Kurum İdari Kurul’unda (KİK) imza altına alınan kararlar bir an önce uygulamaya konulmalıdır.
Öğretmenlerin kariyer basamaklarına ilişkin yaşadıkları belirsizliğin ortadan kaldırılması, ek ders esaslarındaki adaletsizliklerin son bulacağı bir düzenlemenin yapılması, öğretmen açığının derhal kapatılması, eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirme süreçlerinde yaşadıkları problemlerin giderilmesi, yönetici görevlendirme süreçlerinde mahkeme kararlarının doğurduğu sorunların nihayete erdirilmesi, yükseköğrenim öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması açısından 2015-2016 eğitim öğretim yılı içerisinde gerekli adımların atılması için Milli Eğitim Bakanlığı’na bazı önemli başlıklar altında çağrıda bulunuyoruz.
Karma eğitim mecburiyeti kaldırılmalıdır
1739 sayılı Temel Eğitim Kanunu’nda yer alan, “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır’ ibaresi değiştirilmeli, karma eğitim dayatması yerine, demokratik, veliye ve öğrenciye seçme hakkı tanıyan bir düzenleme yapılmalıdır.
Öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır
37 bin öğretmen ataması henüz gerçekleştirilmiş olmasına rağmen öğretmen ihtiyacı dikkate alındığında bunun yeterli olmayacağı açıktır. Eğitim sistemindeki reformları kalıcı kılacak olan, okullarda boş ders kalmaması ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin olmasıdır. İmkânlar zorlanarak, öğretmen açığı tamamen kapatılmalıdır.
Şûra kararları bir an evvel uygulanmalıdır
19. Milli Eğitim Şûrası’nda;
- Alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin kaldırılması,
- İlkokul 1, 2. ve 3. sınıflara da din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin konulması,
- Ortaokulda hafızlık eğitimi alacak öğrenciler için ara verme süresinin 1 yıldan 2 yıla çıkarılması ve ara verilen sürelerde öğrencilere dışarıdan sınav hakkı verilmesi,
- Değerler eğitimine öğretim programlarında etkin bir şekilde sarmallık anlayışla yer verilmesi,
- Osmanlı Türkçesinin Anadolu İmam Hatip Liseleri ve Sosyal Bilimler Liselerinde zorunlu, diğerler liselerde ise seçmeli ders olarak okutulması,
- Ortaokullarda 5, 6 ve 7. sınıflarda birer saat rehberlik dersinin konulması gibi önemli kararlar alınmıştır. Bu kararlar başta olmak üzere Şûrada alınan tüm kararlar bir an evvel uygulanmalıdır.
Müfredat temelden değiştirilmelidir
4+4+4 eğitim sistemiyle istenen sonuçların elde edilebilmesi, insanımızın sahip olduğu ahlaki ve toplumsal değerlerin, müfredatın yeniden belirlenmesi noktasında öncelikle göz önüne alınması elzemdir. İnsan davranışlarını belirleme ve insan karakterini şekillendirme noktasında oynadığı çok önemli rol nedeniyle toplumun sahip olduğu değerlerin yeni nesle aktarılması, belirli bir düzen, iç tutarlılık ve bir sistem dâhilinde verilmesi gerekmektedir.
Öğrencilerimizin, öz güvene sahip, dürüst ve güvenilir, sorgulayıcı ve eleştirel düşünce yetenekleri gelişmiş, inisiyatif alabilen, rekabetçi, girişken ve iş birliğine açık, içinde yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı, toplumsal değerlerinin farkına varan ve buna sahip çıkan, doğal varlıklara ve çevreye karşı duyarlı, toplumsal ve kültürel çeşitliliğe saygılı, en az iki dil yeterliliğine sahip insanlar olarak yetiştirilmesi yeni müfredatın temel felsefesi olmalıdır.
Cuma Namazı vaktini içine alan öğle tatili düzenlenmesi hemen yapılmalıdır
Toplu sözleşme kazanımları içerisinde inanç ve vicdan hürriyeti kapsamında kamu çalışanlarına ibadetlerini daha rahat yapabilmeleri için imkân sağlayacak bu düzenleme Milli Eğitim Bakanlığı’nın konunun önemine binaen göstereceği hassasiyetle ocak ayı beklenmeden çözülmelidir. Sayın Bakan Nabi Avcı’nın 3 yıl sigortalılık şartında gösterdiği özveriyi bu konuda da göstererek eğitim çalışanlarının okulların açılmasıyla birlikte rahatça Cuma namazını kılabilmelerini sağlayacak bir adım atmasını bekliyoruz.
Kariyer basamaklarındaki çözümsüzlük çözüm olmamalıdır
2004 yılında kariyer basamaklarında yapılan yasal düzenleme, hedeflenen sonucu vermemiştir. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararının gereğinin yapılmaması, kariyer basamakları uygulamasındaki belirsizliği devam ettirmektedir. Tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on binlerce dava yerel mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra ise Danıştay kararıyla öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddedilmiştir. Yüz binlerce öğretmen mağdur durumdadır. Bu sorun, daha fazla zaman kaybedilmeden çözülmeli, çözümsüzlük çözüm olmamalıdır.
Ek ders esaslarındaki eşitsizlik giderilerek ders ücretleri artırılmalıdır
2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esasları, dokuz yıla yakın bir süredir uygulanmakta ve değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gerekli mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları çözüme kavuşturulmalıdır.
Yönetici görevlendirme yönetmeliği tadil edilmelidir
Yönetici görevlendirme yönetmeliğine açılan dava sonrası Danıştay’ın vermiş olduğu yürütmenin durdurulması kararı ile bazı mahkemelerin yönetici adayı değerlendirme ve görevlendirme süreçlerinde vermiş oldukları kararlar neticesi, yönetici görevlendirme uygulaması somut sonuçları görülüp nesnel ve objektif bir değerlendirme yapılamadan akamete uğratılmıştır. Bu kapsamda mahkeme kararları da dikkate alınmak suretiyle yönetici görevlendirme yönetmeliği yeniden ele alınmalıdır. Bu doğrultuda, genel yetkili sendika Eğitim-Bir-Sen’in de görüşünün alınması, hem yönetmeliğin eğitimciler arasında benimsenmesini, sahiplenilmesini sağlayacak hem de hukuken sağlam bir metin ortaya çıkarılmış olacaktır.
Okulların bütçe sorunu
Okullara bütçe verilmemesi nedeniyle yaşanan problemlere köklü çözüm getirilmelidir. Okul yöneticilerinin eğitim liderliği yapmalarının önündeki en büyük engel olan okulların bütçe sorunu; öğretmeni, yöneticiyi ve veliyi karşı karşıya getirmekte, bundan en fazla zararı yine okul yönetimleri görmektedir. Merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına geçilmeli, okullarda tahsildarlık dönemi sona erdirilerek okullara bütçe verilmelidir.
Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarının emeğinin hamisi, insanımızın manevi değerlerinin hizmetçisi, dünya mazlumlarının yardımcısı hüviyetimizle; çözüm odaklı yaklaşımımız, mücadeleci, kültürel-akademik sendikacılığımızla yeni eğitim-öğretim yılında da eğitim adına, ülkemiz adına yeni şeyler söylemeye devam edeceğiz. Yeni eğitim-öğretim yılı eğitim çalışanlarına, öğrencilerimize ve milletimize hayırlı olsun.
Son Güncelleme: Pazartesi, 28 Eylül 2015 14:26
Gösterim: 1162

