Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Arı okulları, öğrencilerine dünyayı sorgulayan doğru değerlendirmeler yapabilecek zihinsel beceriler kazandırmayı ve bu becerileri alışkanlığa dönüştürmeyi hedefliyor.
Bu amaçla 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren 3.sınıf öğrencileri ile “Dostluk, adalet, eşitlik, sorumluluk vb.” kavramlar üzerinde tartışılarak başlanan “Haklarımız-Sorumluluklarımız” temalı felsefe projesi yürütülüyor.
Öğrenciler bilim eğitimi kapsamında sınıf öğretmenleri, sınıf öğretmenleri koordinatörü, ARGEM uzmanları ve yöneticilerinin rehberliğinde hazırladıkları “Haklarımız ve Sorumluluklarımız” adlı felsefe projelerini velilerinin beğenisine sunuyor.
Proje kapsamında Arılı öğrenciler “hak, adalet, eşitlik, sorumluluk” konularında bilimsel araştırma basamaklarını anket ve görüşme yöntemiyle uygularken edindikleri bilgileri poster formatında hazırlıyor ve bu bilimsel etkinliği başarılı sunumlar gerçekleştirerek tamamlıyorlar. Ayrıca insan hakları ve çocuk hakları bildirgelerini de inceleyen küçük filozoflar araştırdıkları kavramların yer aldığı kendi sınıf bildirgelerini oluşturuyor ve “Filozof Çocuğun Demokrasi Bahçesi”nde sergiliyorlar.
Öğrenciler, proje sonunda eleştirel ve yaratıcı düşünme, etik, sorgulama gibi becerilerin yanında felsefenin sorumluluk, adalet, mutluluk, doğruluk, yaşamın anlamı gibi konular üzerine düşündürdüğünü, hayatla ilgili pek çok soru sordurduğunu kavrarken yaptıkları tüm çalışmaları da proje sunum günlerinde velileri ve arkadaşları ile paylaşıyorlar.
Sunumların ardından veliler, öğrencilerin emek ve özverileriyle hazırlandıkları projeler ile ilgili duygu ve düşüncelerini notlara dökerek paylaşıyorlar. Bu proje ile ilgili veliler tarafından yazılan birbirinden etkileyici notlar, hem Arı Okullarında yürütülen projelere inancı ve desteği yansıtıyor hem de öğrencileri geleceğin araştırma becerileri donanmış ile bireyler olmaları yönünde yüreklendiriyor.
Proje boyunca edindikleri bilgi ve deneyimleri günlük yaşamlarına yansıtan ve kazanıma dönüştüren Arılı öğrenciler; felsefenin, demokratik davranışların gelişmesine katkıda bulunduğunu, kararlarının adil olup olmadığı konusunda, kendilerini ve başkalarını sorgulayabildiklerini de fark ediyor, sınıf içindeki sorunlara çözüm ararken farklı bakış açıları geliştirebiliyorlar.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Arı okulları, öğrencilerine dünyayı sorgulayan doğru değerlendirmeler yapabilecek zihinsel beceriler kazandırmayı ve bu becerileri alışkanlığa dönüştürmeyi hedefliyor.
Bu amaçla 2013-2014 eğitim öğretim yılından itibaren 3.sınıf öğrencileri ile “Dostluk, adalet, eşitlik, sorumluluk vb.” kavramlar üzerinde tartışılarak başlanan “Haklarımız-Sorumluluklarımız” temalı felsefe projesi yürütülüyor.
Öğrenciler bilim eğitimi kapsamında sınıf öğretmenleri, sınıf öğretmenleri koordinatörü, ARGEM uzmanları ve yöneticilerinin rehberliğinde hazırladıkları “Haklarımız ve Sorumluluklarımız” adlı felsefe projelerini velilerinin beğenisine sunuyor.
Proje kapsamında Arılı öğrenciler “hak, adalet, eşitlik, sorumluluk” konularında bilimsel araştırma basamaklarını anket ve görüşme yöntemiyle uygularken edindikleri bilgileri poster formatında hazırlıyor ve bu bilimsel etkinliği başarılı sunumlar gerçekleştirerek tamamlıyorlar. Ayrıca insan hakları ve çocuk hakları bildirgelerini de inceleyen küçük filozoflar araştırdıkları kavramların yer aldığı kendi sınıf bildirgelerini oluşturuyor ve “Filozof Çocuğun Demokrasi Bahçesi”nde sergiliyorlar.
Öğrenciler, proje sonunda eleştirel ve yaratıcı düşünme, etik, sorgulama gibi becerilerin yanında felsefenin sorumluluk, adalet, mutluluk, doğruluk, yaşamın anlamı gibi konular üzerine düşündürdüğünü, hayatla ilgili pek çok soru sordurduğunu kavrarken yaptıkları tüm çalışmaları da proje sunum günlerinde velileri ve arkadaşları ile paylaşıyorlar.
Sunumların ardından veliler, öğrencilerin emek ve özverileriyle hazırlandıkları projeler ile ilgili duygu ve düşüncelerini notlara dökerek paylaşıyorlar. Bu proje ile ilgili veliler tarafından yazılan birbirinden etkileyici notlar, hem Arı Okullarında yürütülen projelere inancı ve desteği yansıtıyor hem de öğrencileri geleceğin araştırma becerileri donanmış ile bireyler olmaları yönünde yüreklendiriyor.
Proje boyunca edindikleri bilgi ve deneyimleri günlük yaşamlarına yansıtan ve kazanıma dönüştüren Arılı öğrenciler; felsefenin, demokratik davranışların gelişmesine katkıda bulunduğunu, kararlarının adil olup olmadığı konusunda, kendilerini ve başkalarını sorgulayabildiklerini de fark ediyor, sınıf içindeki sorunlara çözüm ararken farklı bakış açıları geliştirebiliyorlar.
Son Güncelleme: Cuma, 19 Ocak 2018 15:11
Gösterim: 2330
Okul öncesi eğitimde “Dünya Benim Oyun Alanım” mottosuyla faaliyetlerini sürdüren Mektebim, oyunu öğrencilerin ortak dili haline getirerek öğrenmeyi kalıcı kılıyor. Anaokulu Koordinatörü Büşra Zeyneb Yasan, uyguladıkları eğitim modelini ve Mektebim’de oyunun eğitim planlamasındaki yerini anlattı.
Günümüzde eğitimde öğrenme ortamları ve metotlarında değişimler yaşanıyor. Bu değişimlerden biri de eğitimde oyunun kullanımı. Mektebim Eğitim Kurumları eğitim süreçlerinde oyundan nasıl yararlanıyor? Programlarında oyunu nasıl uyguluyor?
Bizler Mektebim eğitimcileri olarak, çocuğun bulunduğu yaş dönemine özgü oyun özelliklerini göz önünde bulundurarak, oyun zamanlarını, etkinliklerini planlar ve uygularız. Çünkü çocukların oyunları, bulundukları yaşa göre değişiklik gösterir. Mektebim eğitimcileri, oyunları eğitim programları içinde planlarken; çocukların gelişim düzeylerine, cinsiyet ve yaşlarına, sosyo-ekonomik düzeylerine, etkinliklerin süresine, bireysel ya da gruba yönelik olmasına ve oyunun oynanacağı ortam ve materyallere dikkat ederler. Eğitimcilerimiz, bu etkinlikleri ve dersleri program gereği bireysel, küçük grup ve büyük grup etkinlikleri olarak planlarken; yapılandırılmış (grup oyunlarımız), yarı yapılandırılmış (Sanart Kids ve İnovasyon dersimiz) ile ya da yapılandırılmamış(Serbest oyun saatlerimiz) oyunlardan yararlanırlar.
ÖĞRENCİLERİN GELİŞİM ALANLARI OYUNLARLA DESTEKLENİYOR
Hangi derslerde oyundan faydalanıyorsunuz ve bu oyunlardan örnekler aktarabilir misiniz? Oyunla eğitim hangi sınıftan başlayıp hangi sınıfa kadar devam ediyor?
Eğitsel oyunlar, öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan etkinliklerdir.
Oyunlar öğrencilere neşeli ve rahat bir ortam sağlamakta, sınıf içi çalışmalara da değişiklik getirmektedir. Eğitsel oyunlarla derste konular, ilgi çekici duruma getirilebilir, en pasif öğrencilerin bile bu etkinliklere katılmaları sağlanabilir.
Eğitimcilerimiz, sınıf içinde eğitsel oyunlardan başarılı bir şekilde yararlanabilmek için dikkatli ve titiz bir hazırlık yaparlar. Her öğretmen, her oyuna bir ders saatinin beş ya da on dakikasını ayırmalı ve genellikle bu etkinliklere dersin ortasında ya da sonunda yer vermelidir.
Mektebim öğrencileri İnovasyon, Sanart Kids, Matematik, Beden Eğitimi gibi tüm dersleri oyunla öğrenir. Bunun yanı sıra yapılan Bahar Şenlikleri, festivaller, partiler, yarışmalar ve özel kutlamalarda öğrencilerimiz için tasarlanmış olan oyun aktiviteleri ile öğrencilerimizin tüm gelişim alanlarını destekliyoruz.
ÖĞRENME SÜRECİNDE OYUN ÜÇ FARKLI ŞEKİLDE UYGULANIYOR
Oyunla eğitim çalışmasında, hangi oyunun nasıl ve ne şekilde uygulanacağına nasıl karar veriliyor? Oyunların seçiminde öğretmenler ne derece etkin?
Öğrenme, içsel bir süreçtir. Öğretmenler, öğretme ile ilgili olarak yaklaşımlarını bilginin direkt aktarılmasından, fikirlerin, konuların eleştirel analizine ve yapılandırılmasına doğru değiştirmeye başlamıştır. Öğrencinin özellikleri dikkate alınarak tasarlanmış bir ortamda hem öğrencilerin öğrenmesi kolaylaşmakta hem de hatırlama düzeyleri yükselmektedir. Bu amaçla öğretmenler oyun tabanlı öğrenmeyi tercih etmektedirler. Mektebim’de eğitim ve öğrenme sürecinde oyun üç farklı şekilde uygulanır.
Öğrencilerimiz,
Yapılandırılmamış oyunlarla; kendi seçtikleri oyunlarla, kendi istedikleri şekilde oynarlar. Oyun aracılığıyla karar verme yetisi gelişirken öğrenmeyi gerçekleştirirler.
Yarı yapılandırılmış oyunlarla; hem öğretmen hem de kendisi tarafından başlatılan, daha çok kendilerinin aktif olduğu yaratıcılıklarını gelişir.
Yapılandırılmış oyunlar ise kuralları önceden belirlenmiş ve bu belirlenen kurallar çerçevesinde çocuklar gruplar oluşturarak oyunlarını oynarlar.
Eğitim ve öğrenmede oyunu ön plana çıkaran uygulamalar ve modeller neler? Ayrıca eğitim ve öğrenmede oyunun ne kadar kullanılması gerekiyor? Belli sınırları var mı? Siz oyunla eğitime okullarınızda ne kadarlık bir zaman ayırıyorsunuz?
Eğitim ve öğretim planlanırken bazı eğitim kuramları ve yaklaşımlarından yararlanılır. Dünyadaki önemli bilim insanlarından bir kaçının oyun üzerine söylediklerini şöyle sıralayabiliriz;
• S. Freud: Yasak dürtülerin kabul edilebilir şekilde ifadesi ve yaşantılar üzerinde kontrol sağlanarak kaygı düzeyini en aza indirmek (kişilik gelişim – sosyal, duygusal)
•J. Piaget: Genel bilişsel gelişim sürecinde uyum sağlayıcı mekanizma (bilişsel gelişim – zihinsel, sosyal)
•E. Erikson: Çevreyle etkileşim sonucunda kazanılan becerilerle iç ve dış çelişkilerin çözümlenmesi (psikososyal gelişim – duygusal, sosyal)
•Bandura: Gözlemleyerek öğrenme, sadece taklit davranışı olmayıp, olayların bilişsel olarak içselleştirilmesiyle bilgi kazanma (sosyal öğrenme – bilişsel, sosyal)
•L. Kohlberg: Çocuğun zihinsel gelişimine paralel olarak ahlak kavramlarının gelişimi (bilişsel ahlak gelişimi – bilişsel, sosyal )
Görüldüğü üzere, yukarıda sıralanan ve dünyadaki eğitimcilerin kabul ettiği bilimsel temellere dayanan bu kuramları geliştiren bilim insanları, oyunun çocuğa çok yönlü yararlarını kabul etmektedirler. Oyun, çocuğa pek çok yaşamsal deneyim kazandırmanın yanı sıra çocuğu sosyal-duygusal, zihinsel ve bedensel olarak besler. Eğitim ve öğrenmenin tüm basamaklarında kullanılan oyunun kullanım sıklığı ve sınırları, belirli prensipler izlenerek belirlenir. Eğitim programları gereği oyunun kavramlar ve kazanımları sağlamak amacıyla planlandığı, çocuk tarafından isteyerek ve severek oynandığı, günlük eğitim akışına sadık kalındığı ve çocuğun gelişimini engelleyen planlama eksikleri bulunmadığı sürece oyun, çocukların eğitiminde istenildiği kadar kullanılabilir. Çocukların merak duygularını gidermesi, yani öğrenebilmesi için dokunmayı, sormaya, taklit etmeye, deneyimlemeye, tadına bakmaya, konuşmaya ihtiyacı vardır. Oyun bütün bu ihtiyaçların giderilebilmesi için en iyi araçtır. Yani çocukların en önemli işi olan oyunun, öğrenmede sınırları yoktur, her şeyi oyunlaştırarak öğretebiliriz. Böylelikle öğrencilerimiz eğlenirken kalıcı öğrenmeyi de sağlarız.
Eğitimde oyunun kullanmaya ne zaman başlanılmalı? Hangi sınıftan/hangi yaştan itibaren çocuğa oyunla eğitim verilmelidir? Oyunla gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler hangi farklılıkları yaşıyorlar?
Oyun, insan hayatının her evresinde var olan bir etkinliktir. Oyun, insan hayatının her evresinde var olan bir etkinlik olmakla birlikte yaşamın ilk yıllarında çocuğun yaşadığı dünyayı tanıması, sevgilerini, kıskançlıklarını, mutluluklarını, düşmanlıklarını, iç çatışmalarını, hayallerini, düşüncelerini ifade edebilmesi için en uygun “dil” olarak kabul edilmektedir.
Oyunun insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. Oyun insanın her döneminde insanın gelişmesinde farklı etkilere sahiptir. Çocuklar için farklı, bebekler için farklı, ilköğretim çağı için farklı… Fakat oyunu sadece çocuklar için düşünmemiz gerekli. Mesela üniversite öğrencilerini ele alırsak bilgisayarda oynadığı oyunlardan, basketbol, futbol oyunlarına kadar farklı türde oyunlar vardır. Kısaca oyunun şekli farklı olsa da insanın her döneminde insanın hayatına büyük etkisi vardır. Mektebim, anaokulundan liseye kadar tüm öğrencilerine oyunla öğrenme olanağı sağlar. Her yaş için oyun çeşidi ve oyun oynama sıklığı değişiklik gösterir. Böylece, Mektebim olarak öğrencilerimize bilgiyi kalıcı hale getirmek için, yaparak, yaşayarak, deneyimleyerek öğretmeyi amaç ediniyoruz.
AİLELER ÇOCUKLARINA EĞİTİCİ OYUNLAR VE MATERYALLER ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?
Oyuncak seçimi oldukça önemlidir aslında. Seçilecek oyuncak;
• Çocuğun yaşına, ilgisine, becerisine ve içinde bulunduğu gelişimsel döneme uygun olmalıdır.
• Oyuncaklar çok karmaşık olmamalı ve dayanıklı olmalı.
• Çocuğun tek başına oynayabileceği oyuncaklar olmalı.
• Oyuncaklar beceriyi artıracak özellikte olmalıdır. Bu nedenle basit karmaşığa doğru oyuncak tercihi yapılmalıdır.
• Oyuncak alınırken çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapılmamalı.
• Alınan oyuncaklar çok yönlü olmalıdır. Bu amaçla kasları çalıştıran, hayal gücünü artıran, yaratıcığı geliştiren oyuncaklar tercih edilmelidir.
• Çocuğun yaşına uygun oyuncak alınmalıdır. Basit oyuncaklar çocuğun çabuk sıkılmasını, karmaşık oyuncaklar ise özgüveninin azalmasına neden olur.
• Alışverişe gitmeden önce alınacak oyuncak kararlaştırılmalıdır.
• Bakım onarım ve temizlenmesi kolay olmalıdır.
• Paylaşma duygusunu geliştirici olmalıdır.
• Yapı ve işleyiş bakımından çabuk anlaşılır olmalıdır.
• Çocuğun merak ve ilgisini çekebilmelidir.
• Çocuğun hoşuna gidebilecek renkte ve şekilde olmalıdır.
• Oyuncakların büyüklüğü onun bedensel özelliğine göre seçilmelidir.
• Sökülebilir tarzda olmalıdır. Oyuncağını böylece kırmadan merakını giderebilir.
• Çocuğun sağlığını (psikolojik ve fizyolojik sağlığı)bozucu olmamalıdır.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Okul öncesi eğitimde “Dünya Benim Oyun Alanım” mottosuyla faaliyetlerini sürdüren Mektebim, oyunu öğrencilerin ortak dili haline getirerek öğrenmeyi kalıcı kılıyor. Anaokulu Koordinatörü Büşra Zeyneb Yasan, uyguladıkları eğitim modelini ve Mektebim’de oyunun eğitim planlamasındaki yerini anlattı.
Günümüzde eğitimde öğrenme ortamları ve metotlarında değişimler yaşanıyor. Bu değişimlerden biri de eğitimde oyunun kullanımı. Mektebim Eğitim Kurumları eğitim süreçlerinde oyundan nasıl yararlanıyor? Programlarında oyunu nasıl uyguluyor?
Bizler Mektebim eğitimcileri olarak, çocuğun bulunduğu yaş dönemine özgü oyun özelliklerini göz önünde bulundurarak, oyun zamanlarını, etkinliklerini planlar ve uygularız. Çünkü çocukların oyunları, bulundukları yaşa göre değişiklik gösterir. Mektebim eğitimcileri, oyunları eğitim programları içinde planlarken; çocukların gelişim düzeylerine, cinsiyet ve yaşlarına, sosyo-ekonomik düzeylerine, etkinliklerin süresine, bireysel ya da gruba yönelik olmasına ve oyunun oynanacağı ortam ve materyallere dikkat ederler. Eğitimcilerimiz, bu etkinlikleri ve dersleri program gereği bireysel, küçük grup ve büyük grup etkinlikleri olarak planlarken; yapılandırılmış (grup oyunlarımız), yarı yapılandırılmış (Sanart Kids ve İnovasyon dersimiz) ile ya da yapılandırılmamış(Serbest oyun saatlerimiz) oyunlardan yararlanırlar.
ÖĞRENCİLERİN GELİŞİM ALANLARI OYUNLARLA DESTEKLENİYOR
Hangi derslerde oyundan faydalanıyorsunuz ve bu oyunlardan örnekler aktarabilir misiniz? Oyunla eğitim hangi sınıftan başlayıp hangi sınıfa kadar devam ediyor?
Eğitsel oyunlar, öğrenilen bilgilerin pekiştirilmesini ve daha rahat bir ortamda tekrar edilmesini sağlayan etkinliklerdir.
Oyunlar öğrencilere neşeli ve rahat bir ortam sağlamakta, sınıf içi çalışmalara da değişiklik getirmektedir. Eğitsel oyunlarla derste konular, ilgi çekici duruma getirilebilir, en pasif öğrencilerin bile bu etkinliklere katılmaları sağlanabilir.
Eğitimcilerimiz, sınıf içinde eğitsel oyunlardan başarılı bir şekilde yararlanabilmek için dikkatli ve titiz bir hazırlık yaparlar. Her öğretmen, her oyuna bir ders saatinin beş ya da on dakikasını ayırmalı ve genellikle bu etkinliklere dersin ortasında ya da sonunda yer vermelidir.
Mektebim öğrencileri İnovasyon, Sanart Kids, Matematik, Beden Eğitimi gibi tüm dersleri oyunla öğrenir. Bunun yanı sıra yapılan Bahar Şenlikleri, festivaller, partiler, yarışmalar ve özel kutlamalarda öğrencilerimiz için tasarlanmış olan oyun aktiviteleri ile öğrencilerimizin tüm gelişim alanlarını destekliyoruz.
ÖĞRENME SÜRECİNDE OYUN ÜÇ FARKLI ŞEKİLDE UYGULANIYOR
Oyunla eğitim çalışmasında, hangi oyunun nasıl ve ne şekilde uygulanacağına nasıl karar veriliyor? Oyunların seçiminde öğretmenler ne derece etkin?
Öğrenme, içsel bir süreçtir. Öğretmenler, öğretme ile ilgili olarak yaklaşımlarını bilginin direkt aktarılmasından, fikirlerin, konuların eleştirel analizine ve yapılandırılmasına doğru değiştirmeye başlamıştır. Öğrencinin özellikleri dikkate alınarak tasarlanmış bir ortamda hem öğrencilerin öğrenmesi kolaylaşmakta hem de hatırlama düzeyleri yükselmektedir. Bu amaçla öğretmenler oyun tabanlı öğrenmeyi tercih etmektedirler. Mektebim’de eğitim ve öğrenme sürecinde oyun üç farklı şekilde uygulanır.
Öğrencilerimiz,
Yapılandırılmamış oyunlarla; kendi seçtikleri oyunlarla, kendi istedikleri şekilde oynarlar. Oyun aracılığıyla karar verme yetisi gelişirken öğrenmeyi gerçekleştirirler.
Yarı yapılandırılmış oyunlarla; hem öğretmen hem de kendisi tarafından başlatılan, daha çok kendilerinin aktif olduğu yaratıcılıklarını gelişir.
Yapılandırılmış oyunlar ise kuralları önceden belirlenmiş ve bu belirlenen kurallar çerçevesinde çocuklar gruplar oluşturarak oyunlarını oynarlar.
Eğitim ve öğrenmede oyunu ön plana çıkaran uygulamalar ve modeller neler? Ayrıca eğitim ve öğrenmede oyunun ne kadar kullanılması gerekiyor? Belli sınırları var mı? Siz oyunla eğitime okullarınızda ne kadarlık bir zaman ayırıyorsunuz?
Eğitim ve öğretim planlanırken bazı eğitim kuramları ve yaklaşımlarından yararlanılır. Dünyadaki önemli bilim insanlarından bir kaçının oyun üzerine söylediklerini şöyle sıralayabiliriz;
• S. Freud: Yasak dürtülerin kabul edilebilir şekilde ifadesi ve yaşantılar üzerinde kontrol sağlanarak kaygı düzeyini en aza indirmek (kişilik gelişim – sosyal, duygusal)
•J. Piaget: Genel bilişsel gelişim sürecinde uyum sağlayıcı mekanizma (bilişsel gelişim – zihinsel, sosyal)
•E. Erikson: Çevreyle etkileşim sonucunda kazanılan becerilerle iç ve dış çelişkilerin çözümlenmesi (psikososyal gelişim – duygusal, sosyal)
•Bandura: Gözlemleyerek öğrenme, sadece taklit davranışı olmayıp, olayların bilişsel olarak içselleştirilmesiyle bilgi kazanma (sosyal öğrenme – bilişsel, sosyal)
•L. Kohlberg: Çocuğun zihinsel gelişimine paralel olarak ahlak kavramlarının gelişimi (bilişsel ahlak gelişimi – bilişsel, sosyal )
Görüldüğü üzere, yukarıda sıralanan ve dünyadaki eğitimcilerin kabul ettiği bilimsel temellere dayanan bu kuramları geliştiren bilim insanları, oyunun çocuğa çok yönlü yararlarını kabul etmektedirler. Oyun, çocuğa pek çok yaşamsal deneyim kazandırmanın yanı sıra çocuğu sosyal-duygusal, zihinsel ve bedensel olarak besler. Eğitim ve öğrenmenin tüm basamaklarında kullanılan oyunun kullanım sıklığı ve sınırları, belirli prensipler izlenerek belirlenir. Eğitim programları gereği oyunun kavramlar ve kazanımları sağlamak amacıyla planlandığı, çocuk tarafından isteyerek ve severek oynandığı, günlük eğitim akışına sadık kalındığı ve çocuğun gelişimini engelleyen planlama eksikleri bulunmadığı sürece oyun, çocukların eğitiminde istenildiği kadar kullanılabilir. Çocukların merak duygularını gidermesi, yani öğrenebilmesi için dokunmayı, sormaya, taklit etmeye, deneyimlemeye, tadına bakmaya, konuşmaya ihtiyacı vardır. Oyun bütün bu ihtiyaçların giderilebilmesi için en iyi araçtır. Yani çocukların en önemli işi olan oyunun, öğrenmede sınırları yoktur, her şeyi oyunlaştırarak öğretebiliriz. Böylelikle öğrencilerimiz eğlenirken kalıcı öğrenmeyi de sağlarız.
Eğitimde oyunun kullanmaya ne zaman başlanılmalı? Hangi sınıftan/hangi yaştan itibaren çocuğa oyunla eğitim verilmelidir? Oyunla gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler hangi farklılıkları yaşıyorlar?
Oyun, insan hayatının her evresinde var olan bir etkinliktir. Oyun, insan hayatının her evresinde var olan bir etkinlik olmakla birlikte yaşamın ilk yıllarında çocuğun yaşadığı dünyayı tanıması, sevgilerini, kıskançlıklarını, mutluluklarını, düşmanlıklarını, iç çatışmalarını, hayallerini, düşüncelerini ifade edebilmesi için en uygun “dil” olarak kabul edilmektedir.
Oyunun insan hayatında çok önemli bir yeri vardır. Oyun insanın her döneminde insanın gelişmesinde farklı etkilere sahiptir. Çocuklar için farklı, bebekler için farklı, ilköğretim çağı için farklı… Fakat oyunu sadece çocuklar için düşünmemiz gerekli. Mesela üniversite öğrencilerini ele alırsak bilgisayarda oynadığı oyunlardan, basketbol, futbol oyunlarına kadar farklı türde oyunlar vardır. Kısaca oyunun şekli farklı olsa da insanın her döneminde insanın hayatına büyük etkisi vardır. Mektebim, anaokulundan liseye kadar tüm öğrencilerine oyunla öğrenme olanağı sağlar. Her yaş için oyun çeşidi ve oyun oynama sıklığı değişiklik gösterir. Böylece, Mektebim olarak öğrencilerimize bilgiyi kalıcı hale getirmek için, yaparak, yaşayarak, deneyimleyerek öğretmeyi amaç ediniyoruz.
AİLELER ÇOCUKLARINA EĞİTİCİ OYUNLAR VE MATERYALLER ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİ?
Oyuncak seçimi oldukça önemlidir aslında. Seçilecek oyuncak;
• Çocuğun yaşına, ilgisine, becerisine ve içinde bulunduğu gelişimsel döneme uygun olmalıdır.
• Oyuncaklar çok karmaşık olmamalı ve dayanıklı olmalı.
• Çocuğun tek başına oynayabileceği oyuncaklar olmalı.
• Oyuncaklar beceriyi artıracak özellikte olmalıdır. Bu nedenle basit karmaşığa doğru oyuncak tercihi yapılmalıdır.
• Oyuncak alınırken çocuklar arasında cinsiyet ayrımı yapılmamalı.
• Alınan oyuncaklar çok yönlü olmalıdır. Bu amaçla kasları çalıştıran, hayal gücünü artıran, yaratıcığı geliştiren oyuncaklar tercih edilmelidir.
• Çocuğun yaşına uygun oyuncak alınmalıdır. Basit oyuncaklar çocuğun çabuk sıkılmasını, karmaşık oyuncaklar ise özgüveninin azalmasına neden olur.
• Alışverişe gitmeden önce alınacak oyuncak kararlaştırılmalıdır.
• Bakım onarım ve temizlenmesi kolay olmalıdır.
• Paylaşma duygusunu geliştirici olmalıdır.
• Yapı ve işleyiş bakımından çabuk anlaşılır olmalıdır.
• Çocuğun merak ve ilgisini çekebilmelidir.
• Çocuğun hoşuna gidebilecek renkte ve şekilde olmalıdır.
• Oyuncakların büyüklüğü onun bedensel özelliğine göre seçilmelidir.
• Sökülebilir tarzda olmalıdır. Oyuncağını böylece kırmadan merakını giderebilir.
• Çocuğun sağlığını (psikolojik ve fizyolojik sağlığı)bozucu olmamalıdır.
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Aralık 2017 13:10
Gösterim: 1864
Fikret Yüksel Vakfı'nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği First Robotics Competitions (FRC)'nin Turkish Off-Season Turnuvası’nda Avrupa Sınav Koleji şampiyon oldu.
Fikret Yüksel Vakfı'nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği First Robotics Competitions (FRC)'nin Turkish Off-Season Turnuvası’na Türkiye genelinde 54 seçkin lise katıldı. İstanbul Ataşehir Ülker Sports Etkinlik Salonunda gerçekleşen yarışma 3 gün sürdü. Yarışmaya katılan liseli gençler en iyi olmak için kıyasıya mücadele ettiler. Yarışmaya bu yıl ikinci kez katılan Avrupa Sınav Koleji öğrencileri 54 okul arasından ilk 8’e kalmayı başardılar. Büyük bir mücadeleyle geçen final müsabakalarında rakiplerini geride bırakan Avrupa Sınav Koleji Eurobotics takımı Türkiye şampiyonluğunu elde etmiştir. 2017 yılı Türkiye birincisi olan Eurobotics Takımı, daha önceki yarışmalarda da dereceye girmiş, Türkiye’de Rookie Ödülünü, Amerika’da ise Team Spirit Award ödülünü ülkemize kazandırmıştır. Bilim, teknoloji, inovasyon ve mühendislik alanında 2018 yılında Amerika’da düzenlenecek yarışmada ülkemizi temsil edecek Avrupa Sınav Koleji Eurobotics takımına başarılar diliyoruz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Fikret Yüksel Vakfı'nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği First Robotics Competitions (FRC)'nin Turkish Off-Season Turnuvası’nda Avrupa Sınav Koleji şampiyon oldu.
Fikret Yüksel Vakfı'nın bu yıl üçüncüsünü düzenlediği First Robotics Competitions (FRC)'nin Turkish Off-Season Turnuvası’na Türkiye genelinde 54 seçkin lise katıldı. İstanbul Ataşehir Ülker Sports Etkinlik Salonunda gerçekleşen yarışma 3 gün sürdü. Yarışmaya katılan liseli gençler en iyi olmak için kıyasıya mücadele ettiler. Yarışmaya bu yıl ikinci kez katılan Avrupa Sınav Koleji öğrencileri 54 okul arasından ilk 8’e kalmayı başardılar. Büyük bir mücadeleyle geçen final müsabakalarında rakiplerini geride bırakan Avrupa Sınav Koleji Eurobotics takımı Türkiye şampiyonluğunu elde etmiştir. 2017 yılı Türkiye birincisi olan Eurobotics Takımı, daha önceki yarışmalarda da dereceye girmiş, Türkiye’de Rookie Ödülünü, Amerika’da ise Team Spirit Award ödülünü ülkemize kazandırmıştır. Bilim, teknoloji, inovasyon ve mühendislik alanında 2018 yılında Amerika’da düzenlenecek yarışmada ülkemizi temsil edecek Avrupa Sınav Koleji Eurobotics takımına başarılar diliyoruz.
Son Güncelleme: Cuma, 15 Aralık 2017 11:42
Gösterim: 2161
Bilfen Anaokulları Koordinatör Yardımcısı Uzm.Psikolog Hande Kızılöz oyunun birleştirici ve iyileştirici bir gücü olduğuna dikkat çekerek, eğitim – öğretim sürecinde oyundan nasıl yararlandıklarını anlattı. “Legonun bir terapi yöntemi olarak kullanıldığı 21. yüzyılda, eğitim-öğretim içerisinde oyun sınırsız olmalıdır.” diyen Kızılöz okulöncesinde başarının tekrar, oyun ve etkinlik seçiminin ortak bileşeni olarak ortaya çıktığını dile getirdi.
Bilfen Eğitim Kurumları olarak eğitim süreçlerinde Oyun’dan nasıl yararlanıyorsunuz? Programlarınızda Oyun uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Çocuğu merkeze alan eğitim kurumları çocukların kendileri için en önemli bilgi kaynağı olduğunu bilirler. Bu sebeple çocuğu merkeze alarak program geliştiren bir kurum “oyun”u çocuğun sembolik dili kabul eder ve iletişim dili olarak kullanır. İletişim dilinden kastım uzmanlarca dengelenmesi ve sıklıkla kontrol edilmesi gereken özel ve anlamlı bir dil aslında. Programın hedefleriyle öğrencinin ihtiyacının örtüştüren materyal seçimi ve materyallerin amacına uygun bir şekilde kullanılması eğitim sürecinin vazgeçilmez başarı anahtarlarıdır. Bütün bunları planlarken öğrencinin sınıf içinde ve sınıf dışında ihtiyacı olan serbest oyun zamanını da dikkate alarak öğretmene yer açmak gerekir. Ek olarak özellikle okul öncesi dönemde çocuğa söylediğiniz her kelime önemli ve anlamlıdır. Kelimelerden cümleler yaratmak çocuk için çözülmesi gereken bir şifredir. Şifreyi çocuğa, değiştirmeden, her gün farklı oyunlarla iletirseniz çocuğun öğrenmesi kaçınılmazdır. Aslında okulöncesinde başarı; tekrar, oyun ve etkinlik seçiminin ortak bileşenidir.
OYUN ÇOCUĞUN KENDİNİ TANIMASI EN BÜYÜK GÜÇTÜR
Eğitim ve öğrenmede Oyun’un kattığı faydalar neler?
Oyunun birleştirici ve iyileştirici bir gücü vardır. Oyun içerisinde çocuk sadece sınıf arkadaşlarıyla bir arada hareket edebilmeyi değil, kazanmayı ve kaybetmeyi de deneyimler. Örneğin; erken çocukluk döneminde çocuğun dil gelişimini desteklemek adına pipet kullanımı önerilmektedir. Bu bilgiye sahip olan bir öğretmen öğrencisini desteklemek için onun eline pipet verip “Bunu 5 dakika boyunca üflemelisin!” derse bir etkisi olmayacaktır. Ancak pipeti üfleyerek patlamış mısırları kendi belirlediği bitiş noktasına götürmesini isterse çocuğun dakikalarca pipetle üfleme etkinliği yapmasına olanak sağlamış olacaktır. Hatta oyunu öğrencilerini masaya oturtmak için bir araç olarak kullanabilir ve masada küçük gruplar halinde ortada duran patlamış mısırı pipet üfleyerek hareket ettirme yarışı düzenleyebilir. Bir diğer yanıyla oyun çocuğun kendini tanıması için elindeki en büyük güçtür. Örneğin; sokakta gördüğü köpekten korkan bir çocuk köpek taklidi yapabilir. Böylece saldırgan olduğunu düşündüğü bir köpeği sakin ve sevimli bir hayvana dönüştürerek korkusu ile yüzleşebilir. Oyun bu yanıyla sadece oyuncak bebek ya da arabalardan ibaret değildir ve çocuğun gelişim alanlarının bütününü destekler.
Oyun ile gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler hangi farklılıkları yaşıyorlar?
Bir yetişkin olarak, sadece duygularınızın ve isteklerinizin kontrolü altında olduğunuz zamanları anımsamak zor bir süreçtir. Bu yanıyla çocukların dünyası anlaşılmaz gelebilir. Unutulmaması gereken; yetişkin ve çocuk dünyasının en önemli farklılığı zamanla kazanılan akıl yürüterek karar verme yetisinden gelmektedir. Oyunu iletişim dili olarak kullanan kurumlarda en büyük farklılık bu yetinin kazanılmasında ortaya çıkmaktadır. Çocuk oyun içerisinde edindiği rollerle tercih yapabilmeyi, sevdikleri ve sevmediklerini ayırt edebilmeyi öğrenir. Yaşadığı dünyayı oyun ile deneyimler. Oyun sadece çocuğu desteklemek için kullanılan bir yöntem değil, yetişkinin çocuğu anlaması ve anlamlandırması için kullanılan temel bir değerlendirme aracıdır. Anlaşıldığını hisseden çocuk kendine güvenerek ve yeterliliklerinin farkında olarak yetişir.
EĞİTİM-ÖĞRETİM İÇERİSİNDE OYUN SINIRSIZ OLMALIDIR
Eğitim ve öğrenmede Oyun ne kadar kullanılmalı, sınırları ne olmalı?
Legonun bir terapi yöntemi olarak kullanıldığı 21. yüzyılda, eğitim-öğretim içerisinde oyun sınırsız olmalıdır. Çocuğun ihtiyaç alanları ve güçlü yanları ile sınırı çizen yine çocuğun kendisidir. Bu sebeple öğretmen öğrencisini çok iyi tanımalı ve desteklemek istediği alana uygun materyaller sunmalıdır. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuğun yapamadığı durumlarla oyun içerisinde yüzleşmesi çok önemlidir. Çünkü çocuk ismini veremediği bu duyguyla bildiği bir dilde tanışır, yani oyun içerisinde. Bu yanıyla yapılandırıcı oyun çocuk için oldukça faydalıdır. Bunun yanı sıra çocuğa kendini keşfetmesi için bir alan yaratılmalı ve serbest oyun oynamasına izin verilmelidir. Ancak bu denge öğretmen tarafından tutulmalıdır. Gün içerisinde çocuk yönlendiren olduğu kadar, yönlenen konumunda da bulunması gerekmektedir.
ANNE-BABA EVDE OYUN İLE FARK YARATABİLİR Mİ?
Elbette, bu deneyim sadece okulda değil, evde de desteklenmelidir. Okul - aile iş birliği kaçınılmazdır. Anne-babalar günlük hayatın akışına çocuklarını dâhil ederek mucizeler yaratabilir. Örneğin; ebeveyn ev içerisinde çocuğu ile birlikte alışveriş listesi hazırlayabilir. Market kataloğu, makas, not kâğıdı ve yapıştırıcı bu fark için yeterlidir. Anne-babanın ihtiyaç olarak belirlediği nesneleri çocuğun katalog içerisinden bulması ve not listesine keserek yapıştırması istenebilir. Bunu yaparken çocuğun yönergeye uygun hareket etmesi, gruplama yapabilmesi ve ince motor kaslarını çalıştırması beklenmektedir. Günlük hayat içerisinde farkındalık oluşturan bu etkinliğin ardından ebeveyn çocuğu ile markete gidebilir ve eksik olan ürünü çocuğundan bulmasını isteyebilir. Bu sayede çocuğunun birçok uyaran arasında seçili olan öğeye odaklanma becerisini, yani dikkatin bir alt alanını, geliştirmesine yardımcı olabilir.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Bilfen Anaokulları Koordinatör Yardımcısı Uzm.Psikolog Hande Kızılöz oyunun birleştirici ve iyileştirici bir gücü olduğuna dikkat çekerek, eğitim – öğretim sürecinde oyundan nasıl yararlandıklarını anlattı. “Legonun bir terapi yöntemi olarak kullanıldığı 21. yüzyılda, eğitim-öğretim içerisinde oyun sınırsız olmalıdır.” diyen Kızılöz okulöncesinde başarının tekrar, oyun ve etkinlik seçiminin ortak bileşeni olarak ortaya çıktığını dile getirdi.
Bilfen Eğitim Kurumları olarak eğitim süreçlerinde Oyun’dan nasıl yararlanıyorsunuz? Programlarınızda Oyun uygulamalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
Çocuğu merkeze alan eğitim kurumları çocukların kendileri için en önemli bilgi kaynağı olduğunu bilirler. Bu sebeple çocuğu merkeze alarak program geliştiren bir kurum “oyun”u çocuğun sembolik dili kabul eder ve iletişim dili olarak kullanır. İletişim dilinden kastım uzmanlarca dengelenmesi ve sıklıkla kontrol edilmesi gereken özel ve anlamlı bir dil aslında. Programın hedefleriyle öğrencinin ihtiyacının örtüştüren materyal seçimi ve materyallerin amacına uygun bir şekilde kullanılması eğitim sürecinin vazgeçilmez başarı anahtarlarıdır. Bütün bunları planlarken öğrencinin sınıf içinde ve sınıf dışında ihtiyacı olan serbest oyun zamanını da dikkate alarak öğretmene yer açmak gerekir. Ek olarak özellikle okul öncesi dönemde çocuğa söylediğiniz her kelime önemli ve anlamlıdır. Kelimelerden cümleler yaratmak çocuk için çözülmesi gereken bir şifredir. Şifreyi çocuğa, değiştirmeden, her gün farklı oyunlarla iletirseniz çocuğun öğrenmesi kaçınılmazdır. Aslında okulöncesinde başarı; tekrar, oyun ve etkinlik seçiminin ortak bileşenidir.
OYUN ÇOCUĞUN KENDİNİ TANIMASI EN BÜYÜK GÜÇTÜR
Eğitim ve öğrenmede Oyun’un kattığı faydalar neler?
Oyunun birleştirici ve iyileştirici bir gücü vardır. Oyun içerisinde çocuk sadece sınıf arkadaşlarıyla bir arada hareket edebilmeyi değil, kazanmayı ve kaybetmeyi de deneyimler. Örneğin; erken çocukluk döneminde çocuğun dil gelişimini desteklemek adına pipet kullanımı önerilmektedir. Bu bilgiye sahip olan bir öğretmen öğrencisini desteklemek için onun eline pipet verip “Bunu 5 dakika boyunca üflemelisin!” derse bir etkisi olmayacaktır. Ancak pipeti üfleyerek patlamış mısırları kendi belirlediği bitiş noktasına götürmesini isterse çocuğun dakikalarca pipetle üfleme etkinliği yapmasına olanak sağlamış olacaktır. Hatta oyunu öğrencilerini masaya oturtmak için bir araç olarak kullanabilir ve masada küçük gruplar halinde ortada duran patlamış mısırı pipet üfleyerek hareket ettirme yarışı düzenleyebilir. Bir diğer yanıyla oyun çocuğun kendini tanıması için elindeki en büyük güçtür. Örneğin; sokakta gördüğü köpekten korkan bir çocuk köpek taklidi yapabilir. Böylece saldırgan olduğunu düşündüğü bir köpeği sakin ve sevimli bir hayvana dönüştürerek korkusu ile yüzleşebilir. Oyun bu yanıyla sadece oyuncak bebek ya da arabalardan ibaret değildir ve çocuğun gelişim alanlarının bütününü destekler.
Oyun ile gerçekleştirilen eğitimlerde öğrenciler hangi farklılıkları yaşıyorlar?
Bir yetişkin olarak, sadece duygularınızın ve isteklerinizin kontrolü altında olduğunuz zamanları anımsamak zor bir süreçtir. Bu yanıyla çocukların dünyası anlaşılmaz gelebilir. Unutulmaması gereken; yetişkin ve çocuk dünyasının en önemli farklılığı zamanla kazanılan akıl yürüterek karar verme yetisinden gelmektedir. Oyunu iletişim dili olarak kullanan kurumlarda en büyük farklılık bu yetinin kazanılmasında ortaya çıkmaktadır. Çocuk oyun içerisinde edindiği rollerle tercih yapabilmeyi, sevdikleri ve sevmediklerini ayırt edebilmeyi öğrenir. Yaşadığı dünyayı oyun ile deneyimler. Oyun sadece çocuğu desteklemek için kullanılan bir yöntem değil, yetişkinin çocuğu anlaması ve anlamlandırması için kullanılan temel bir değerlendirme aracıdır. Anlaşıldığını hisseden çocuk kendine güvenerek ve yeterliliklerinin farkında olarak yetişir.
EĞİTİM-ÖĞRETİM İÇERİSİNDE OYUN SINIRSIZ OLMALIDIR
Eğitim ve öğrenmede Oyun ne kadar kullanılmalı, sınırları ne olmalı?
Legonun bir terapi yöntemi olarak kullanıldığı 21. yüzyılda, eğitim-öğretim içerisinde oyun sınırsız olmalıdır. Çocuğun ihtiyaç alanları ve güçlü yanları ile sınırı çizen yine çocuğun kendisidir. Bu sebeple öğretmen öğrencisini çok iyi tanımalı ve desteklemek istediği alana uygun materyaller sunmalıdır. Özellikle erken çocukluk döneminde, çocuğun yapamadığı durumlarla oyun içerisinde yüzleşmesi çok önemlidir. Çünkü çocuk ismini veremediği bu duyguyla bildiği bir dilde tanışır, yani oyun içerisinde. Bu yanıyla yapılandırıcı oyun çocuk için oldukça faydalıdır. Bunun yanı sıra çocuğa kendini keşfetmesi için bir alan yaratılmalı ve serbest oyun oynamasına izin verilmelidir. Ancak bu denge öğretmen tarafından tutulmalıdır. Gün içerisinde çocuk yönlendiren olduğu kadar, yönlenen konumunda da bulunması gerekmektedir.
ANNE-BABA EVDE OYUN İLE FARK YARATABİLİR Mİ?
Elbette, bu deneyim sadece okulda değil, evde de desteklenmelidir. Okul - aile iş birliği kaçınılmazdır. Anne-babalar günlük hayatın akışına çocuklarını dâhil ederek mucizeler yaratabilir. Örneğin; ebeveyn ev içerisinde çocuğu ile birlikte alışveriş listesi hazırlayabilir. Market kataloğu, makas, not kâğıdı ve yapıştırıcı bu fark için yeterlidir. Anne-babanın ihtiyaç olarak belirlediği nesneleri çocuğun katalog içerisinden bulması ve not listesine keserek yapıştırması istenebilir. Bunu yaparken çocuğun yönergeye uygun hareket etmesi, gruplama yapabilmesi ve ince motor kaslarını çalıştırması beklenmektedir. Günlük hayat içerisinde farkındalık oluşturan bu etkinliğin ardından ebeveyn çocuğu ile markete gidebilir ve eksik olan ürünü çocuğundan bulmasını isteyebilir. Bu sayede çocuğunun birçok uyaran arasında seçili olan öğeye odaklanma becerisini, yani dikkatin bir alt alanını, geliştirmesine yardımcı olabilir.
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Aralık 2017 13:03
Gösterim: 2650
Bu yıl Fizik ve Kimya alanlarında Nobel Ödülü’ne layık görülen profesörlerle Stockholm’de röportaj yapacak olan Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, İsveç Kraliyet Ailesi’nin davetlisi olarak da 10 Aralık’ta gerçekleşecek Nobel Ödül Törenine katılacaklar.
Kültür Eğitim Kurumları (Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji) öğrencileri, İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Fizik ve Kimya alanlarında Nobel Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Barry Barish ve Prof. Dr. Joachim Frank ile röportaj yapmak üzere 8 Aralık Cuma günü İsveç’in Stockholm kentine gidiyor.
Nobel ödüllü profesörlerle Türkiye’den ilk röportajı gerçekleştirme ayrıcalığını yakalayan öğrenciler, ayrıca İsveç Kraliyet Ailesi’nin davetlisi olarak 10 Aralık Pazar günü Stockholm’de gerçekleşecek Nobel Ödül Törenine de katılacaklar.
Nobel Ödül Törenine misafir olacaklar
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nin, gençlerin geleceğine entelektüel bir yatırım olarak tasarladığı üç günlük organizasyonda öğrenciler, Nobel ödüllü bilim insanlarıyla okul dergileri için yüz yüze röportaj gerçekleştirecek, ardından İsveç Kraliyet Bilim Akademisi’nin düzenlediği Nobel Ödül Törenine misafir olarak katılacaklar.
“Nobel Ödüllerinin İnsanlık İçin Önemi ve Nobel Farkındalığı Haftası” kapsamında Stockholm’e giden Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, Prof. Dr. Frank ve Prof. Dr. Barish ile özel görüşme yapacak, Nobel Müzesini ve Nobel Konser Salonunu gezdikten sonra da Stockholm Büyükelçiliği’ni ziyaret edecekler.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Bu yıl Fizik ve Kimya alanlarında Nobel Ödülü’ne layık görülen profesörlerle Stockholm’de röportaj yapacak olan Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, İsveç Kraliyet Ailesi’nin davetlisi olarak da 10 Aralık’ta gerçekleşecek Nobel Ödül Törenine katılacaklar.
Kültür Eğitim Kurumları (Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji) öğrencileri, İsveç Kraliyet Bilim Akademisi tarafından Fizik ve Kimya alanlarında Nobel Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Barry Barish ve Prof. Dr. Joachim Frank ile röportaj yapmak üzere 8 Aralık Cuma günü İsveç’in Stockholm kentine gidiyor.
Nobel ödüllü profesörlerle Türkiye’den ilk röportajı gerçekleştirme ayrıcalığını yakalayan öğrenciler, ayrıca İsveç Kraliyet Ailesi’nin davetlisi olarak 10 Aralık Pazar günü Stockholm’de gerçekleşecek Nobel Ödül Törenine de katılacaklar.
Nobel Ödül Törenine misafir olacaklar
Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji’nin, gençlerin geleceğine entelektüel bir yatırım olarak tasarladığı üç günlük organizasyonda öğrenciler, Nobel ödüllü bilim insanlarıyla okul dergileri için yüz yüze röportaj gerçekleştirecek, ardından İsveç Kraliyet Bilim Akademisi’nin düzenlediği Nobel Ödül Törenine misafir olarak katılacaklar.
“Nobel Ödüllerinin İnsanlık İçin Önemi ve Nobel Farkındalığı Haftası” kapsamında Stockholm’e giden Kültür Koleji ve Kültür2000 Koleji öğrencileri, Prof. Dr. Frank ve Prof. Dr. Barish ile özel görüşme yapacak, Nobel Müzesini ve Nobel Konser Salonunu gezdikten sonra da Stockholm Büyükelçiliği’ni ziyaret edecekler.
Son Güncelleme: Çarşamba, 06 Aralık 2017 16:06
Gösterim: 2102

