banner
banner
banner

Kadınlara açık mektup…




Kadınlara açık mektup…

Geleceğimizi yetiştiren Değerli Kadınlarımız,

En değerli kaynağımız olan o güzel özgürce yaşamınızı kimler için ya da kimin ilkeleri ile sürdürüyorsunuz? Neden ya da niçin sorularını sorup cevap aldınız mı hiç? Hiç düşündünüz mü acaba, istemediğiniz halde nelere katlandığınızı ya da çok isteyip de yaşayamadığınız şeylerin neler olduğunu?  Siz düşünmediyseniz de sizlerin adına ben düşünüyor ve yazıyorum. Lütfen sizler de okuyun. Elbette satırlar arasında size ait bir şeyler de bulacaksınız.

Gülen tüm yüzler güzeldir; ağlayan gözler ise, yüreğinizdeki sevginin çağlayanıdır.

Günümüzde insana en acı veren şey büyük bir çarkın küçük bir dişlisi olmak, bir robot gibi yaşamak, toplumun benimsediği ve beklediği rolleri asla “ben” olamadan üstlenmek.

Özgürlüklerinizden vazgeçmek mutlu olmanın en garantili, en rahat yolu gibi görünür başlangıçta. Ama zaman ilerledikçe siz bir şeylerden vazgeçtikçe taleplerin bitmediğini arttığını göreceksiniz. Herkes gibi hareket etmediğiniz zaman yalnız kalmaktan, reddedilmekten, etiketlenmekten korktunuz. Bütün bunları göze alıp kendiniz olamadınız, değil mi?

Başkaları istemedi diye acaba kaç kez hayallerinizden, arzularınızdan vazgeçtiniz, bir düşünün. Onu ver, bunu ver, şunu ver derken kendinize ait hayatta neyiniz kaldı biliyor musunuz?

Kadınların daha modern bir ortamda yaşadıkları düşüncesi mevcut olmakla birlikte bu günümüz koşullarında  doğru değil. Aslında kadının yaşamında hiçbir şey tam anlamıyla değişmemiş, sadece şekil değiştirmiş durumda. Kadının üzerindeki baskı farklı tekniklerle ama aynı kararlılıkla devam ediyor. Kadınlar ister üniversite mezunu olsun ya da olmasın, ister çalışıyor olsun ya da olmasın, ister maddi özgürlüğü olsun ya da olmasın hala kendileri olamamakta.

Bilmiyorum, bir işiniz var mıdır? Yönetici misiniz veya değil misiniz?

Ama ben biliyorum ki insanlar, ilk önce kendilerinin yöneticisi olmalıdır.

İşinizde ve yaşamınızda birileri bir şeyler mi dayatıyor? Bu dayatmanın karşısında siz bunu sineye mi çekiyorsunuz?      Size sunulan seçeneklerin dışında sizin de bir seçeneğiniz yok mu? Ya da gerek görmüyorsunuz da var olan seçeneklerden birini mi seçiyorsunuz? Herhalde öyle oluyor.

Arkadaşlarınızı, işinizi, yaşam tarzınızı hatta giyim tarzınızı bile siz belirleyemiyorsunuz, kendinizden fedakarlık ederek aileniz, çevreniz kısaca toplum nasıl bir kalıp istiyorsa kimliğinizi, kişiliğinizi, benliğinizi, duygularınızı, düşüncelerinizi bir kenara atıp o kalıba giriyorsunuz. Peki mutlu olabiliyor musunuz? Hayır, çünkü siz kendiniz olamadınız, kendinize bile yabancı bir başkası oldunuz. Bu yeni kimliği; aklınız kabul etse duygularınız kabul etmedi, duygularınız kabul etse aklınız kabul etmedi. Başkalarını mutlu ettiniz ama, içinizdeki o çatışmanın sesini dindiremediniz değil mi? Bunları düşünürken özgürlüğünüz, kişiliğiniz; size sadece size ait olan tüm değerleriniz de sizi tek tek terk etti.

Değerli Dostlarım, ’özgür birey’’ dedik, ‘’özgür iş yaşamı’’ dedik. İsterseniz biraz da hepimizin genelde yaşadığı ama seslendiremediğimiz sevgilerimiz veya aşklarımızla ilgili özgürlüklerimizden yazalım.

Hiç kimseyi ya da hiçbir şeyi düşünmeden çok sevdiğiniz bir arkadaşınızla, bir dostunuzla sadece ve sadece o anı yaşayabiliyor musunuz? Kendinize, arkadaşınıza ve o ilişkiye olan saygınızı göstermek için, o anı kendinize ayırabiliyor musunuz? Pek zannetmiyorum. Çünkü siz özgür bir birey değilsiniz,  özgürce düşünüp düşündüklerinizi özgürce yaşayabilseydiniz eğer, öncelikli seçenekleriniz çok daha farklı olacaktı.  Bu düşüncemde yanılıyor olabilirim.

Zaman geçiyor, yaş ilerliyor. Bir gün aklınıza yaşamınızdan geriye doğru bir dönüp bakmak geliyor. Görüyor, hissediyor, anlıyorsunuz ki sizi hayata bağlayan, size ait ne varsa, o mutlu etmeye çalıştığınız kişiler tarafından sömürülüp bitirilmiş. Bu cümlemin sonunda sizden şöyle bir ses geldiğini hissediyorum: Bizim yaşamımızda bize bir şey kalmadı mı? Tabiî ki kaldı. Size kalan sadece ve sadece fotokopisi çekilmiş çizgileri pek belli olmayan bir hayat... Derine dalıp bir düşünün... Birçok kişinin katkılarıyla oluşmuş asla size ait olmayan, aslında kime ait olduğu da belli olmayan bir hayat...

Özgür olmanın sorumluluğunu alabilme cesareti gösteremezseniz yaşadığınız hayat asla size ait olmayacaktır. Ya özgürlüğünüz için mücadele edip hayatınızın iplerini elinize alacaksınız ya da özgürlüğünüzden vazgeçip ipleri başkalarının ellerine vereceksiniz. Aksi halde zaman zaman ipi tutanlar değişse de ipin ucundaki yönetilen hep siz olacaksınız.

Sevgili Dostlarım, özgürlük anlamında kendimi de sorguluyorum. Acaba ben de özgürce düşünüp özgürce yaşayabiliyor muyum? Herhalde cevabı vermek de bana düşüyor. Ama hiç zannetmiyorum. Ben sadece yaşayamadığımız gerçekleri yansıtmaya çalışıyorum.

Müsaade ederseniz yazımı şöyle bitirmek istiyorum. Bir başkasını mutlu etmek istiyorsanız, bunu kendiniz mutlu olacaksanız yapın. Aksi takdirde yaptığınızın lügatlarda yeri yoktur.

Yaşantınızda; gülerken, ağlarken, severken, üzülürken hep önce kendiniz düşünün. Kendiniz mutlu değilseniz ve özgürce düşünemiyorsanız başkalarına vereceğiniz bir şeyiniz yok demektir.

Bence attığınız her adımda, yaptığınız her işte başkaları “Ne der?”  diye düşünmeyin. Başkalarını mutlu etmenin yollarını arayana kadar kendi mutluluğunuzu ön plana çıkarın. Çünkü kendine güvenen, kendini mutlu hisseden, çevrelerine daima pozitif değerler kazandıran insanlar özgür insanlardır

Herkesi mutlu etmeye çalışmak, kendiniz dahil herkesi mutsuz kılmak demektir. Unutmayalım.

Bu yazıda yazdıklarımdan dolayı beni yanlış anlamanızı istemem. Hayatınızı yaşarken kendinizi başkalarından soyutlayarak yaşayın, demiyorum. O zaman yaşamın bir anlamı ve tadı olmaz. Benim söylemek istediğim, sizin bu toplumu oluşturan, özgürce düşünen, konuşan ve yaşayan bireyler olduğunuzu hissetmenizdir. Bu değerler, sizi tüm kötülüklerden koruyacaktır. Çünkü siz varsınız, değerlisiniz. Yaşıyor ve yaşatıyorsunuz.

Kısacası, her zaman tribünde değil; zaman zaman da sahaya inin. Kendi hayatınızı kendiniz kurup kendiniz yaşayın ki geriye dönüp düşündüğünüzde keşkelerle dolu cümleler olmasın. “İyi ki yaşadım!” cümlesi, hayat hikâyenizin tamamı olsun.

Hayatınıza “keşke”ler değil, “iyi ki”ler hakim olsun.

Hepinize yaşam boyu özgürce düşünme, konuşma, yaşama şansının verilmesini diliyorum.

Yusuf TAVUKÇUOĞLU

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Yusuf Tavukçuoğlu - Türkiye Özel Okullar Birliği Eş Başkan

16.Haz.2015

Takım Oyunu

Mesleğiniz ne olursa olsun kendinizi daima bir satıcı olarak görün. Bazen bir simit, bazen bir daire, bazen de bilginizi satarsınız. Bunu yaparken kesinlikle bir mevki...

13.May.2015

Okul öncesi anne-baba eğitiminin önemi

Meslek edinirken uzun yıllar eğitim görür ve mesleğimizde nasıl daha iyi olabiliriz kaygısıyla  çabalarız. Mesleğimiz için büyük bir emek, zaman ve para harcarız. Gün gelir anne-baba...

12.Mar.2015

Kadınlara açık mektup…

Kadınlara açık mektup… Geleceğimizi yetiştiren Değerli Kadınlarımız, En değerli kaynağımız olan o güzel özgürce yaşamınızı kimler için ya da kimin ilkeleri ile sürdürüyorsunuz? Neden ya da niçin...

16.Oca.2015

Ölçme değerlendirmede özel okulların farkı

Gerek fiziksel konumları gerekse personeli ve uyguladıkları eğitim öğretim sistemleri ile özel okullarımız, Türk milli eğitiminde bir dönüm noktası ve olumlu bir seçenek olarak kabul...

15.Ara.2014

İyi öğretmen iyi gelecek

Eğitim ve öğretimin en önemli olgusu, öğretmenlik mesleğini yapacak insanların seçiminden başlayarak, onlara verilecek eğitim ve öğretime kadar her şeyin düşünülerek yatırımların yapılması gerektiği olgusudur. Öğretmenlik...

05.Ara.2014

Sevgi eken bahçıvanlar: Öğretmenler

Değerli Öğretmen Arkadaşlarım; Mutluluk, hoşgörü, güven, dürüstlük insanların hep beraber çalışarak kazanmaları gereken değerlerdir. Ancak günümüz şartlarında insanların dünya ile olan iş bağlantıları büyümüş, aşırı düşünceden...

14.Eki.2014

Son Fırsat!

Hayatımın büyük bir bölümünü ülkenin geleceği olan gençleri Cumhuriyet’in değerlerine bağlı bir birey olarak hazırlamanın uğraşısına adadım. Ülkemin en önemli sektörü olan eğitim sektöründe değişik alanlardan...

11.Eyl.2014

Tatil bitti

Değerli Okurlarım, 2014-2015 eğitim öğretim yılı, olumlu çalışmaların yanında bir takım eksikleri ve yanlışlarıyla başlamıştır. Şimdilik eksikleri ve yeni sistemin yanlışlarını da bir tarafa bırakıp olumlu...

07.Tem.2014

Nasıl bir toplum?

Hepimiz zaman zaman şikayet ederiz. Hak yemek, evlat, eş, iş, çalışma prensipleri gibi… Peki ne istediğimizi biliyor muyuz? Gerçekten istediğimizi alabilmek için yapılması gerekenleri yapıyor...

09.Haz.2014

Bir öğretim yılı daha bitiyor…

Ülkemizin geleceği, hazinesi olan sevgili gençlerimizi; birbirini seven, sayan, sorumluluk duygusu gelişmiş bireyler olarak yetiştirmek adına büyük emek harcadığımız ve bunu yaparken de mutluluk duyduğumuz...

12.May.2014

21 Haziran’da sınavları tartışıyoruz…

Türk Milli Eğitim sistemimizin önemli bir parçası olan özel okullarımızın kalitesinden ödün vermeden ortaya koydukları eğitim ve öğretim imkânlarıyla gençlerimizin her alanda daha iyi yetişmeleri...

10.Nis.2014

Toplumsal merkezli eğitim modeli

Birbirini seven, birbirine saygı duyan, bireysellikten, kısır çekişmelerden, şikâyet etmekten uzak, kendini seven, kendine saygı duyan, toplumla paylaşmayı ve bütünleşmeyi yakalayarak, toplum olarak her anlamda...

11.Mar.2014

Sevgili Gençler;

Sizler geleceğin sahibi, yaşamın umudusunuz. İleri görüşlüsünüz. Edindiğiniz evrensel düşüncelerle ülkenizin geleceğine güç katıyorsunuz. Bu nedenle geleceğinize güvenli ve sağlam adımlar atıyorsunuz. Geleceği yaşamak, aklını doğru...

14.Şub.2014

Başarı nedir ya da ne değildir?

Mutluluk insanın ortak gayesidir. Herkes mutlu olmak için uğraşır. Kendisine sevdiklerine ve çevresine daha mutlu bir hayat sağlamak düşüncesiyle çabalar durur. Günümüzün modern yaşamının karmaşası içersinde insanların...

yusuf-tavukcuoglu

Yusuf Tavukçuoğlu - Türkiye Özel Okullar Birliği Eş Başkanı


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.