Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Ahmet Hakan, Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde Başbakan Erdoğan’ın partisinin Kızılcahamam’daki kampında üniversite öğrencilerinin yurt sorunlarına ilişkin yaptığı “Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu ters” açıklamasına tepki gösterdi.

Hakan, yazısında “Hangi yetkiyle ev basacaksınız?  Devletin üniversitede okuyan yetişkin bireylerin hayatlarına karışma hakkı var mı? Eğer varsa hangi yetkiye, hangi yasaya, hangi tüzüğe göre var? ‘Bir şekilde denetim yapılacak’ diyorsunuz. O ‘bir şekil’ nasıl bir şekil olacak? Sabaha karşı öğrenci evlerine şafak baskınları mı düzenlenecek?” diye sordu.

İşte Ahmet Hakan'ın bugünkü yazısı;

Hangi yetkiyle ev basacaksınız?

ZAMAN gazetesinin haberine göre...

Başbakan Erdoğan şöyle demiş:

“Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu

ters... Bunun bir şekilde denetimi yapılacak”.

*

Soruyorum:

-Devletin üniversitede okuyan yetişkin bireylerin hayatlarına karışma hakkı var mı?

-Eğer varsa hangi yetkiye, hangi yasaya, hangi tüzüğe göre var?

-“Bir şekilde denetim yapılacak” diyorsunuz. O “bir şekil” nasıl bir şekil olacak?

-Sabaha karşı öğrenci evlerine şafak baskınları mı düzenlenecek?

-Bu baskınlara polis kameraları eşlik edecek mi?

-Televizyonlar “İşte aynı evde kalan kızlı erkekli üniversite öğrencileri” diye haberler mi verecek?

-Diyelim ki daldınız evlere ve “Eller yukarı” diyerek öğrencileri teslim aldınız, o gençleri hangi suç isnadıyla karakola çekeceksiniz?

-Öğrencileri hangi yasaya göre yargılayacaksınız?

-Eğer cep telefonlarına sehven bir şeyler yüklemeyecekseniz mahkemede ortaya ne türden bir “savcı mütalaası” çıkacak?

-Öğrenciler “Biz imam nikâhlıyız” dediklerinde paçayı “bir şekilde” kurtaracaklar mı?

-Diyelim ki imam nikâhlı olanlar “bir şekilde” yırttı... Peki imam nikâhlı olup olmadıkları neye göre belirlenecek? İmam şahit mi olacak?

*

Pardon.

Bir şey daha soracağım:

“Bu ülkede yaşam tarzları benim teminatım altındadır” denilirken...

Kastedilen böyle bir şey miydi?

NOT: Bu yazı yazıldıktan sonra Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’dan soru üzerine Hürriyet’e bir açıklama geldi. Akdoğan, “Ev, otel, yurt, pansiyon statüsünde olmayan yerler var ve bunlar öğrenci barındırmakta. Başbakan’ın sözleri bu tür yerlere yöneliktir” dedi ve ekledi: “Kız ve erkeklerin aynı evde kalmasına yönelik bir denetim söz konusu değil. Evleri nasıl kontrol edeceksin, yok böyle bir şey” dedi. Bülent Arınç da “Özel kiralanan evlerde kimlerin kaldığı ilgi alanımızda değil” açıklaması yaptı. Bu sözler önemli... Ama bundan daha da önemlisi Başbakan’ın çıkıp, “Bizim üniversite çağına gelmiş yetişkin insanların hayatlarına müdahale gibi bir derdimiz olmaz, olamaz... Zaten buna yetkimiz ve hakkımız da yok. Bize ne evlerde nasıl kalacakları? Bu bizim işimiz mi? Bunların alayı yalandır, uydurmadır” diye haykırmasıdır. Ancak böyle bir haykırışın ardından yanda sorduğum soruların tamamı geçersiz kalacaktır.

> Başbakan’ın yurt açıklamasına tepki: Hangi yetkiyle...

Ahmet Hakan, Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde Başbakan Erdoğan’ın partisinin Kızılcahamam’daki kampında üniversite öğrencilerinin yurt sorunlarına ilişkin yaptığı “Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu ters” açıklamasına tepki gösterdi.

Hakan, yazısında “Hangi yetkiyle ev basacaksınız?  Devletin üniversitede okuyan yetişkin bireylerin hayatlarına karışma hakkı var mı? Eğer varsa hangi yetkiye, hangi yasaya, hangi tüzüğe göre var? ‘Bir şekilde denetim yapılacak’ diyorsunuz. O ‘bir şekil’ nasıl bir şekil olacak? Sabaha karşı öğrenci evlerine şafak baskınları mı düzenlenecek?” diye sordu.

İşte Ahmet Hakan'ın bugünkü yazısı;

Hangi yetkiyle ev basacaksınız?

ZAMAN gazetesinin haberine göre...

Başbakan Erdoğan şöyle demiş:

“Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakâr demokrat yapımıza bu

ters... Bunun bir şekilde denetimi yapılacak”.

*

Soruyorum:

-Devletin üniversitede okuyan yetişkin bireylerin hayatlarına karışma hakkı var mı?

-Eğer varsa hangi yetkiye, hangi yasaya, hangi tüzüğe göre var?

-“Bir şekilde denetim yapılacak” diyorsunuz. O “bir şekil” nasıl bir şekil olacak?

-Sabaha karşı öğrenci evlerine şafak baskınları mı düzenlenecek?

-Bu baskınlara polis kameraları eşlik edecek mi?

-Televizyonlar “İşte aynı evde kalan kızlı erkekli üniversite öğrencileri” diye haberler mi verecek?

-Diyelim ki daldınız evlere ve “Eller yukarı” diyerek öğrencileri teslim aldınız, o gençleri hangi suç isnadıyla karakola çekeceksiniz?

-Öğrencileri hangi yasaya göre yargılayacaksınız?

-Eğer cep telefonlarına sehven bir şeyler yüklemeyecekseniz mahkemede ortaya ne türden bir “savcı mütalaası” çıkacak?

-Öğrenciler “Biz imam nikâhlıyız” dediklerinde paçayı “bir şekilde” kurtaracaklar mı?

-Diyelim ki imam nikâhlı olanlar “bir şekilde” yırttı... Peki imam nikâhlı olup olmadıkları neye göre belirlenecek? İmam şahit mi olacak?

*

Pardon.

Bir şey daha soracağım:

“Bu ülkede yaşam tarzları benim teminatım altındadır” denilirken...

Kastedilen böyle bir şey miydi?

NOT: Bu yazı yazıldıktan sonra Başbakan’ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan’dan soru üzerine Hürriyet’e bir açıklama geldi. Akdoğan, “Ev, otel, yurt, pansiyon statüsünde olmayan yerler var ve bunlar öğrenci barındırmakta. Başbakan’ın sözleri bu tür yerlere yöneliktir” dedi ve ekledi: “Kız ve erkeklerin aynı evde kalmasına yönelik bir denetim söz konusu değil. Evleri nasıl kontrol edeceksin, yok böyle bir şey” dedi. Bülent Arınç da “Özel kiralanan evlerde kimlerin kaldığı ilgi alanımızda değil” açıklaması yaptı. Bu sözler önemli... Ama bundan daha da önemlisi Başbakan’ın çıkıp, “Bizim üniversite çağına gelmiş yetişkin insanların hayatlarına müdahale gibi bir derdimiz olmaz, olamaz... Zaten buna yetkimiz ve hakkımız da yok. Bize ne evlerde nasıl kalacakları? Bu bizim işimiz mi? Bunların alayı yalandır, uydurmadır” diye haykırmasıdır. Ancak böyle bir haykırışın ardından yanda sorduğum soruların tamamı geçersiz kalacaktır.

Son Güncelleme: Salı, 05 Kasım 2013 09:50

Gösterim: 1741

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in öğretim üyelerinin ücretlerinin düşük olduğu yönündeki açıklamasına katıldıklarını ancak sorunun çözümünün de Bakan Şimşek'in inisiyatifinde olduğunu söyledi.

Koncuk, yazılı açıklamasında, öğretim üyelerinin, özellikle 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ek ödeme uygulamasının dışında tutularak büyük bir mağduriyet yaşadıklarını savundu.

O dönemde yaklaşık 1,5 milyon kamu görevlisinin ek ödeme oranları artırılırken öğretmenler ve öğretim üyelerinin adeta unutulduğunu ifade eden Koncuk, şöyle konuştu:

"Dünyanın hemen her ülkesinde öğretmenler ve akademik personel en yüksek maaş alan çalışan kesimini oluşturmaktadır. Bu nedenle söz konusu personelin ücretlerinin bir an önce düzeltilmesi ve eğitim-öğretim camiasının sorunlarına çözüm getirilmesi öncelikli konudur. Sayın Bakan'ın sorunu kabul etmesi önemli bir gelişmedir. Ancak çözüm de Sayın Mehmet Şimşek'in iki dudağı arasındadır. Bu bakımdan Sayın Bakan bir talimatla öğretim üyelerinin ve öğretmenlerimizin ek ödemelerini artırmalı, öğretmen ve akademisyenlerle bu çerçevede ek ders veren tüm personelin ek ders ücretlerinin iki katına çıkarılmasını sağlamalıdır."

> Akademisyen ücretlerine zam talebi

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in öğretim üyelerinin ücretlerinin düşük olduğu yönündeki açıklamasına katıldıklarını ancak sorunun çözümünün de Bakan Şimşek'in inisiyatifinde olduğunu söyledi.

Koncuk, yazılı açıklamasında, öğretim üyelerinin, özellikle 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile getirilen ek ödeme uygulamasının dışında tutularak büyük bir mağduriyet yaşadıklarını savundu.

O dönemde yaklaşık 1,5 milyon kamu görevlisinin ek ödeme oranları artırılırken öğretmenler ve öğretim üyelerinin adeta unutulduğunu ifade eden Koncuk, şöyle konuştu:

"Dünyanın hemen her ülkesinde öğretmenler ve akademik personel en yüksek maaş alan çalışan kesimini oluşturmaktadır. Bu nedenle söz konusu personelin ücretlerinin bir an önce düzeltilmesi ve eğitim-öğretim camiasının sorunlarına çözüm getirilmesi öncelikli konudur. Sayın Bakan'ın sorunu kabul etmesi önemli bir gelişmedir. Ancak çözüm de Sayın Mehmet Şimşek'in iki dudağı arasındadır. Bu bakımdan Sayın Bakan bir talimatla öğretim üyelerinin ve öğretmenlerimizin ek ödemelerini artırmalı, öğretmen ve akademisyenlerle bu çerçevede ek ders veren tüm personelin ek ders ücretlerinin iki katına çıkarılmasını sağlamalıdır."

Son Güncelleme: Salı, 05 Kasım 2013 08:28

Gösterim: 1829

Başbakan Erdoğan, üniversite öğrencilerinin yurt sorunlarına dikkat çekerken, "Kız-erkek öğrenci aynı evde kalamaz. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Talimatını verdik, denetimi yapılacak" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerdeki yurt yetersizliği sorunlarına dikkat çekerken, “ Kız - erkek öğrenci aynı evde kalamaz. Talimatını verdik, denetimi yapılacak” dedi.

Başbakan Erdoğan, dün partisinin Kızılcahamam kampının son gününde yaptığı konuşmada, pek çok konunun yanı sıra üniversite öğrencilerin ‘yurt’ sorunlarına da değinirken ilginç bir ‘denetim’ hazırlığından söz etti.

‘Eğitimle ilgili birçok problem’ bulunduğunu söyleyen Erdoğan, özellikle yurtlarla ilgili aksaklıkların altını çizdi. Vakıfların daha çok yurt yapmasını teşvik edeceklerini söyleyen Erdoğan, yurt eksikliğinin yol açtığı sıkıntıları sayarken çarpıcı bir örnek verdi ve şöyle dedi:

“Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.”

“Gençler, pantolanla başbakan karşılandığını biliyor mu”

Türkiye’deki gençlerin geçmiş dönemde sermaye ve medyanın hükümet kurup indirdiğini ve kot pantolanlarla başbakan karşılanıp uğurlandığını bilip bilmediğini soran Erdoğan, salondakilerin “pijmayla” demesi üzerine de “Neyse sonra kendisi ‘Ben pijama giymedim kot pantolan giymiştim’ dedi. Biz onun dediğine burada saygı duyalım” ifadesini kullandı.

AK Parti döneminin Türkiye’ye neler kazandırdığını, neler kattığını, Türkiye’yi nereden alıp, nereye getirdiğini anlamak noktasında, gençlerin tecrübi bilgiye sahip olmadığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Esasen, muhalefet partilerinin durumu, bu gençlerimize az çok fikir veriyor. Geçmişin alışkanlıklarından vazgeçmeyen, eski Türkiye’nin siyasetini halen sürdüren, statükodan beslenen ve tamamen statik bir yapıya sahip olan muhalefet partileri, gençlerimizin AK Parti’yi anlamalarına, bir kıyas yapabilmelerine imkan tanıyor. Yine de teşkilat olarak, bu gençlerimize eski Türkiye ile yeni Türkiye’yi hep birlikte çok iyi anlatmak zorundayız. Nereden nereye geldiğimizi, bu süreç içinde hangi zorlukları yaşadığımızı, hangi engelleri aşarak Türkiye’yi bu seviyelere taşıdığımızı gençlerimize izah etmek durumundayız”

> Başbakan: Kız ve erkek öğrenci aynı evde olmaz

Başbakan Erdoğan, üniversite öğrencilerinin yurt sorunlarına dikkat çekerken, "Kız-erkek öğrenci aynı evde kalamaz. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Talimatını verdik, denetimi yapılacak" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversitelerdeki yurt yetersizliği sorunlarına dikkat çekerken, “ Kız - erkek öğrenci aynı evde kalamaz. Talimatını verdik, denetimi yapılacak” dedi.

Başbakan Erdoğan, dün partisinin Kızılcahamam kampının son gününde yaptığı konuşmada, pek çok konunun yanı sıra üniversite öğrencilerin ‘yurt’ sorunlarına da değinirken ilginç bir ‘denetim’ hazırlığından söz etti.

‘Eğitimle ilgili birçok problem’ bulunduğunu söyleyen Erdoğan, özellikle yurtlarla ilgili aksaklıkların altını çizdi. Vakıfların daha çok yurt yapmasını teşvik edeceklerini söyleyen Erdoğan, yurt eksikliğinin yol açtığı sıkıntıları sayarken çarpıcı bir örnek verdi ve şöyle dedi:

“Denizli ilinde şahit olduk. Yurtların yetersizliği beraberinde çeşitli sıkıntılar doğuruyor. Üniversite öğrencisi genç kız, erkek öğrenci ile aynı evde kalıyor. Bunun denetimi yok. Muhafazakar demokrat yapımıza bu ters. Vali Bey’e bunun talimatını verdik. Bunun bir şekilde denetimi yapılacak.”

“Gençler, pantolanla başbakan karşılandığını biliyor mu”

Türkiye’deki gençlerin geçmiş dönemde sermaye ve medyanın hükümet kurup indirdiğini ve kot pantolanlarla başbakan karşılanıp uğurlandığını bilip bilmediğini soran Erdoğan, salondakilerin “pijmayla” demesi üzerine de “Neyse sonra kendisi ‘Ben pijama giymedim kot pantolan giymiştim’ dedi. Biz onun dediğine burada saygı duyalım” ifadesini kullandı.

AK Parti döneminin Türkiye’ye neler kazandırdığını, neler kattığını, Türkiye’yi nereden alıp, nereye getirdiğini anlamak noktasında, gençlerin tecrübi bilgiye sahip olmadığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Esasen, muhalefet partilerinin durumu, bu gençlerimize az çok fikir veriyor. Geçmişin alışkanlıklarından vazgeçmeyen, eski Türkiye’nin siyasetini halen sürdüren, statükodan beslenen ve tamamen statik bir yapıya sahip olan muhalefet partileri, gençlerimizin AK Parti’yi anlamalarına, bir kıyas yapabilmelerine imkan tanıyor. Yine de teşkilat olarak, bu gençlerimize eski Türkiye ile yeni Türkiye’yi hep birlikte çok iyi anlatmak zorundayız. Nereden nereye geldiğimizi, bu süreç içinde hangi zorlukları yaşadığımızı, hangi engelleri aşarak Türkiye’yi bu seviyelere taşıdığımızı gençlerimize izah etmek durumundayız”

Son Güncelleme: Pazartesi, 04 Kasım 2013 13:25

Gösterim: 2052

Samsun’da devlet yurtlarında kalan bir grup öğrencinin ‘Gezi eylemlerine katıldıkları” gerekçesiyle yurttan atılmasını protesto eden öğrenciler Kredi Yurtlar Kurumu’nun Ankara’daki temsilciliğini işgal etti.

Radikal Gazetesi’nin haberine göre, Samsun’da devlete ait yurtlarda kalan bir grup öğrencinin ‘Gezi eylemlerine katıldıkları” gerekçesiyle yurttan atılmasını protesto eden Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) üyeleri, Kredi Yurtlar Kurumu’nun Ankara’daki temsilciliğini işgal etti. Binayı işgal eden Genç-Sen üyeleri, “yurttan atılan öğrenciler geri alınana kadar” eylemlerini bitirmeyeceklerini açıkladılar.

Öğrenciler işgal ettikleri binanın "Kambersiz düğün olmaz. Öğrenciler burada Tayyip nerede?" yazılı pankart sarkıttı.

Genç-Sen tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“AKP özel yaşama müdahale çabalarını ayrımcı politikalarla sürdürme peşinde. Alkol yasağından, tribünlere müdahalelerden, kürtaj yasağından ve ‘en az üç çocuk’ söylemlerine şimdi de üniversite öğrencilerini evlendirme çabaları başlamış durumda. Daha önce 4+4’lerle ve liselerde evlenen öğrenciler için yapılan düzenlemelerden sonra AKP şimdi de gözünü üniversitelilere dikti. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemelerle artık evlenen üniversite öğrencilerinin kredi geri ödeme zorunluluğu kaldırılacak, krediler bursa çevrilecek, evli üniversite öğrencileri için yurtlar ücretsiz kullanıma açılacak. Yüz binlerce öğrencinin yoksulluğun eşiğinde ve çoğu zamanda o eşiğin altında yaşadığı Türkiye’de evlenen öğrencilere geri ödemesiz burs verilmesinin tek amacı üniversitelileri genç yaşta evlendirme, sistem içi yaşama çekerek isyan potansiyellerini yok etme ve yeni ucuz iş gücü üretiminde yeni bir kanal açma çabasıdır. Şaibeli yurt atamalarının söz konusu olduğu bir durumda AKP tarafından evli öğrencilere yönelik ücretsiz yurt uygulaması barınma sorunu yaşayan öğrencileri evliliğe teşvik etme çabasından başka bir şey değildir. Düğün havalarını şimdiden çalmaya başlayan AKP iktidarını uyarıyoruz; kambersiz düğün olmaz! Öğrenci Gençlik Sendikası olarak AKP’nin bu ayrımcı politikalarına geçit vermeyeceğiz. Yoksul öğrencileri para zoruyla evlendirmeye çalışan AKP’ye izin vermeyeceğiz. Asıl düğün şimdi başlıyor." denildi.

> Öğrenciler, Kredi Yurtlar Kurumu'nu işgal etti

Samsun’da devlet yurtlarında kalan bir grup öğrencinin ‘Gezi eylemlerine katıldıkları” gerekçesiyle yurttan atılmasını protesto eden öğrenciler Kredi Yurtlar Kurumu’nun Ankara’daki temsilciliğini işgal etti.

Radikal Gazetesi’nin haberine göre, Samsun’da devlete ait yurtlarda kalan bir grup öğrencinin ‘Gezi eylemlerine katıldıkları” gerekçesiyle yurttan atılmasını protesto eden Öğrenci Gençlik Sendikası (Genç-Sen) üyeleri, Kredi Yurtlar Kurumu’nun Ankara’daki temsilciliğini işgal etti. Binayı işgal eden Genç-Sen üyeleri, “yurttan atılan öğrenciler geri alınana kadar” eylemlerini bitirmeyeceklerini açıkladılar.

Öğrenciler işgal ettikleri binanın "Kambersiz düğün olmaz. Öğrenciler burada Tayyip nerede?" yazılı pankart sarkıttı.

Genç-Sen tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“AKP özel yaşama müdahale çabalarını ayrımcı politikalarla sürdürme peşinde. Alkol yasağından, tribünlere müdahalelerden, kürtaj yasağından ve ‘en az üç çocuk’ söylemlerine şimdi de üniversite öğrencilerini evlendirme çabaları başlamış durumda. Daha önce 4+4’lerle ve liselerde evlenen öğrenciler için yapılan düzenlemelerden sonra AKP şimdi de gözünü üniversitelilere dikti. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yaptığı düzenlemelerle artık evlenen üniversite öğrencilerinin kredi geri ödeme zorunluluğu kaldırılacak, krediler bursa çevrilecek, evli üniversite öğrencileri için yurtlar ücretsiz kullanıma açılacak. Yüz binlerce öğrencinin yoksulluğun eşiğinde ve çoğu zamanda o eşiğin altında yaşadığı Türkiye’de evlenen öğrencilere geri ödemesiz burs verilmesinin tek amacı üniversitelileri genç yaşta evlendirme, sistem içi yaşama çekerek isyan potansiyellerini yok etme ve yeni ucuz iş gücü üretiminde yeni bir kanal açma çabasıdır. Şaibeli yurt atamalarının söz konusu olduğu bir durumda AKP tarafından evli öğrencilere yönelik ücretsiz yurt uygulaması barınma sorunu yaşayan öğrencileri evliliğe teşvik etme çabasından başka bir şey değildir. Düğün havalarını şimdiden çalmaya başlayan AKP iktidarını uyarıyoruz; kambersiz düğün olmaz! Öğrenci Gençlik Sendikası olarak AKP’nin bu ayrımcı politikalarına geçit vermeyeceğiz. Yoksul öğrencileri para zoruyla evlendirmeye çalışan AKP’ye izin vermeyeceğiz. Asıl düğün şimdi başlıyor." denildi.

Son Güncelleme: Pazartesi, 04 Kasım 2013 14:43

Gösterim: 1604

Fatih Çekirge, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde atanamadığı için hayatına son veren 33 yaşındaki Alim Koç’u yazdı.

“İyi bakın! Orada bir öğretmen ölüsü var tayini intihara çıkmış!”

Hürriyet Gazetesi Yazarı Fatih Çekirge, geçtiğimiz günlerde atanamadığı için yaşamına son veren beden eğitimi öğretmeni 33 yaşındaki Alim Koç’u köşesine taşıdı.

İşte Fatih Çekirge’nin bugünkü yazısı;

İyi bakın! Orada bir öğretmen ölüsü var tayini intihara çıkmış!

Âlim, sekiz yıl önce büyük umutlarla mezun olmuş...

Ve elinde öğretmenlik diplomasıyla baba evine dönmüştü.

Aydın Kuyucak...

Annesi yemekler yaptı. Baba emekli öğretmen. Oğluyla gurur duyuyor.

“Bizim oğlan da okudu öğretmen çıktı. Ekmeğini aldı eline...” diye geziyor kasabada.

Alim’in ilk günü kasabada gururla geçti. Omuzlar dik, baş dik. bakışlar dik.

Sonra günler geçmeye başladı. Sonra aylar.

Sonra yıllar...

Tayinden bir haber yok... Tayinden bir ses yok. “Olsun” dedi felçli babası, “Bekle, vardır bir hayır”... Âlim son bir gayret kapıları aşındırmaya, yazmaya başladı. Artık yaşı da gelmişti.

Sevse sevemiyor. Âşık olsa olamıyor.

Tam 8 yıl geçmişti. Bırak öğretmenliği, hayata direnecek hali kalmamıştı.

Beden öğretmeniydi.

Ama ne bedeni ne de ruhu kalmıştı.

Omuzlar çökmüş. Bakışlar düşmüştü...

Göz göze gelmek işkenceydi. Bakışlarını kaçırmak için neredeyse gözleri kapalı yürüyordu.

İlk gün gururla geldiği o koskoca baba evi. Küçülmüş kodese dönmüştü.

Âlim Koç artık 33 yaşındaydı. Yaşıtları çoluk çocuk sahibi olmuştu. Bayram ziyaretleri işkenceydi. Ve sanki yaşamıyordu.

Bir tayin umuduyla 8 yıl direnmişti.

Sonunda tükendi.

Ve bir sabah kalktı. Baktı aynaya.

Artık gözlerini kendi bakışlarından bile kaçırıyordu.

Çıktı evden. Berbere gitti. Bir jilet satın aldı.

Sonra tarlaya doğru yürüdü.

Bir ağacın dibine oturdu. Gökyüzüne baktı. Çıkardı jileti...

Kesti bileklerini.

6 gün sonra buldular öğretmen adayı Âlim’i...

Bir tek ders bile verememişti.

Ama bir hayat dersiydi intiharı.

Evet hiç istemesek de bazen...

Son ve kesin bir derstir intihar.

Teneffüsü yoktur.

Kâğıt kalem, kara tahta ve imtihan gerektirmez.

Son derstir. Zil de çalmaz.

Evet, intihar son derstir...

Geride kalanlara verilmek üzere.

Kalbin fedasıdır. Tebeşirsiz yazılır alınlara.

Önceki gün Âlim’in intiharını gören arkadaşlar araştırmış.

Bugüne kadar aylarca, yıllarca tayin bekleyen öğretmenlerden 34’ü intihar etmiş...

Umarım Âlim son olur...

O yüzden diyorum ki...

İyi bakın:

Orada bir öğretmen ölüsü var.

Tayini intihara çıkmış.

 

 

 

> ‘Orada bir öğretmen ölüsü var tayini intihara çıkmış!’

Fatih Çekirge, Hürriyet Gazetesi’ndeki bugünkü köşesinde atanamadığı için hayatına son veren 33 yaşındaki Alim Koç’u yazdı.

“İyi bakın! Orada bir öğretmen ölüsü var tayini intihara çıkmış!”

Hürriyet Gazetesi Yazarı Fatih Çekirge, geçtiğimiz günlerde atanamadığı için yaşamına son veren beden eğitimi öğretmeni 33 yaşındaki Alim Koç’u köşesine taşıdı.

İşte Fatih Çekirge’nin bugünkü yazısı;

İyi bakın! Orada bir öğretmen ölüsü var tayini intihara çıkmış!

Âlim, sekiz yıl önce büyük umutlarla mezun olmuş...

Ve elinde öğretmenlik diplomasıyla baba evine dönmüştü.

Aydın Kuyucak...

Annesi yemekler yaptı. Baba emekli öğretmen. Oğluyla gurur duyuyor.

“Bizim oğlan da okudu öğretmen çıktı. Ekmeğini aldı eline...” diye geziyor kasabada.

Alim’in ilk günü kasabada gururla geçti. Omuzlar dik, baş dik. bakışlar dik.

Sonra günler geçmeye başladı. Sonra aylar.

Sonra yıllar...

Tayinden bir haber yok... Tayinden bir ses yok. “Olsun” dedi felçli babası, “Bekle, vardır bir hayır”... Âlim son bir gayret kapıları aşındırmaya, yazmaya başladı. Artık yaşı da gelmişti.

Sevse sevemiyor. Âşık olsa olamıyor.

Tam 8 yıl geçmişti. Bırak öğretmenliği, hayata direnecek hali kalmamıştı.

Beden öğretmeniydi.

Ama ne bedeni ne de ruhu kalmıştı.

Omuzlar çökmüş. Bakışlar düşmüştü...

Göz göze gelmek işkenceydi. Bakışlarını kaçırmak için neredeyse gözleri kapalı yürüyordu.

İlk gün gururla geldiği o koskoca baba evi. Küçülmüş kodese dönmüştü.

Âlim Koç artık 33 yaşındaydı. Yaşıtları çoluk çocuk sahibi olmuştu. Bayram ziyaretleri işkenceydi. Ve sanki yaşamıyordu.

Bir tayin umuduyla 8 yıl direnmişti.

Sonunda tükendi.

Ve bir sabah kalktı. Baktı aynaya.

Artık gözlerini kendi bakışlarından bile kaçırıyordu.

Çıktı evden. Berbere gitti. Bir jilet satın aldı.

Sonra tarlaya doğru yürüdü.

Bir ağacın dibine oturdu. Gökyüzüne baktı. Çıkardı jileti...

Kesti bileklerini.

6 gün sonra buldular öğretmen adayı Âlim’i...

Bir tek ders bile verememişti.

Ama bir hayat dersiydi intiharı.

Evet hiç istemesek de bazen...

Son ve kesin bir derstir intihar.

Teneffüsü yoktur.

Kâğıt kalem, kara tahta ve imtihan gerektirmez.

Son derstir. Zil de çalmaz.

Evet, intihar son derstir...

Geride kalanlara verilmek üzere.

Kalbin fedasıdır. Tebeşirsiz yazılır alınlara.

Önceki gün Âlim’in intiharını gören arkadaşlar araştırmış.

Bugüne kadar aylarca, yıllarca tayin bekleyen öğretmenlerden 34’ü intihar etmiş...

Umarım Âlim son olur...

O yüzden diyorum ki...

İyi bakın:

Orada bir öğretmen ölüsü var.

Tayini intihara çıkmış.

 

 

 

Son Güncelleme: Pazartesi, 04 Kasım 2013 08:54

Gösterim: 1951

Diğer Makaleler...

  1. Eski Milli Eğitim Bakanı Baş’tan dershane açıklaması
  2. ‘Öğrencilerinizi sosyal paylaşım sitelerinden eklemeyin'
  3. Yeni kimlik kartlarıyla sürücü belgeleri 2014'te kullanılacak
  4. YURTKUR müdüründen 'Gezi' itirafı