Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

İstanbul'da bazı bölgelerde okulların depreme karşı güçlendirilmesi sürecinde yeniden inşa edilen 100'ün üzerinde ilköğretim okuluna su arıtma sistemi kuruldu.

İstanbul’da öğrenciler temiz su içecekBöylece öğrenciler özel olarak kurulan musluklardan temiz su içebiliyor. Yeni yapılacak okulların şartnamesine dahil edilen 'Su arıtma tesisi' projesi 2010 yılında uygulamaya alındı. Yetkililerden alınan bilgiye göre projenin bir diğer nedeni de olası bir depremde okulların her anlamda kullanıma hazır olması. Okulun zemin kısmına kurulan sistem, her kata su servis ediyor. Böylece her katın koridorlarında su içme alanı bulunuyor. Öğrencilerde su almak için kantinin yolunu tutmuyor. Öyle ki, minik öğrenciler teneffüs aralarında, oyundan yorulup nefes almak istediğinde elini musluğa dayayıp suyunu içiyor yada suluğunu arıtılmış suyla dolduruyor.

2. sınıf öğrencisi Edanur Demir, "Oyundan yorulduğumuz zaman kantine inip su almak zorunda kalıyorduk. Şimdi sınıfımızın hemen yanına bulunan musluklardan su içiyoruz. Pet şişe suya da para vermiyoruz" diyor. 3. sınıf öğrencisi Mert Albayrak ise "Suya verdiğim para bana kaldı. Onunla kendime çikolata alıyorum" diyor. Velilerin bir kısmı çocuğunun arıtılan suyu kullanmasını isterken bir kısmı da çocuğunun pet şişe su kullanımına devam etmesini istiyor. Okul müdürleri ise çocukların hallerinden memnun olduğunu söylüyor. 2010 yılından bu yana İstanbul'da 100'e yakın okul bu proje kapsamına dâhil edilerek inşa edildi. Sistemin toplam maliyeti ise 5 bin lira civarında. İhaleyi kazanarak okulu yapan müteahhitler su arıtma tesisini yapacak firmayı da belirliyor. Cihazın bakımı 3 ayda bir yapılıyor ve sistem, yenilenen okullarda okul aile birliği tarafından yapılıyor.

(haber7)

> İstanbul’da öğrenciler temiz su içecek

İstanbul'da bazı bölgelerde okulların depreme karşı güçlendirilmesi sürecinde yeniden inşa edilen 100'ün üzerinde ilköğretim okuluna su arıtma sistemi kuruldu.

İstanbul’da öğrenciler temiz su içecekBöylece öğrenciler özel olarak kurulan musluklardan temiz su içebiliyor. Yeni yapılacak okulların şartnamesine dahil edilen 'Su arıtma tesisi' projesi 2010 yılında uygulamaya alındı. Yetkililerden alınan bilgiye göre projenin bir diğer nedeni de olası bir depremde okulların her anlamda kullanıma hazır olması. Okulun zemin kısmına kurulan sistem, her kata su servis ediyor. Böylece her katın koridorlarında su içme alanı bulunuyor. Öğrencilerde su almak için kantinin yolunu tutmuyor. Öyle ki, minik öğrenciler teneffüs aralarında, oyundan yorulup nefes almak istediğinde elini musluğa dayayıp suyunu içiyor yada suluğunu arıtılmış suyla dolduruyor.

2. sınıf öğrencisi Edanur Demir, "Oyundan yorulduğumuz zaman kantine inip su almak zorunda kalıyorduk. Şimdi sınıfımızın hemen yanına bulunan musluklardan su içiyoruz. Pet şişe suya da para vermiyoruz" diyor. 3. sınıf öğrencisi Mert Albayrak ise "Suya verdiğim para bana kaldı. Onunla kendime çikolata alıyorum" diyor. Velilerin bir kısmı çocuğunun arıtılan suyu kullanmasını isterken bir kısmı da çocuğunun pet şişe su kullanımına devam etmesini istiyor. Okul müdürleri ise çocukların hallerinden memnun olduğunu söylüyor. 2010 yılından bu yana İstanbul'da 100'e yakın okul bu proje kapsamına dâhil edilerek inşa edildi. Sistemin toplam maliyeti ise 5 bin lira civarında. İhaleyi kazanarak okulu yapan müteahhitler su arıtma tesisini yapacak firmayı da belirliyor. Cihazın bakımı 3 ayda bir yapılıyor ve sistem, yenilenen okullarda okul aile birliği tarafından yapılıyor.

(haber7)

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 11:43

Gösterim: 2197

Çocuğunuz için okul seçim zamanı geldiğinde aklınızı en çok meşgul eden sorulardan biri “Acaba en iyi okul hangisi?” olabilir. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat, bu konuda en akılcı yolun öncelikle çocuğunuzun ihtiyaçlarını belirlemek olduğunu söylüyor.

ogretmenAnne-babalar için oldukça önemli olan “doğru okul seçiminde” nelere dikkat edilmesi konusunda önemli ipuçları veren DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat şöyle devam ediyor: “Çocuklarımızın hayatına sokacağımız profesyoneller konusunda her zaman en iyisini ararız. Doğumunu kime yaptırayım? Hangi hastane daha iyidir? Çocuk doktoruna kime başlasak? İyi bir dadı nereden bulabilirim? Bu, en iyiyi bulma yolunda kafamızı meşgul eden sorulardandır. Kuşkusuz bu süreçlerin en önemlilerinden biri de okul seçimidir. Araştırmaya başladığımızda çevremizdeki herkes konunun uzmanıdır: ‘Özel okula ne gerek var, biz devlet okulunda okuduk da ne oldu? En iyi öğretmen Sibel Hanım onun sınıfına vermeye çalış… En iyi okul eve en yakın okuldur… Seninki zaten Ocak doğumlu bir sene erken gitsin hem de Ayşe Hanım’ın sınıfına verebilirsin böylece…’ Bu iyi niyetli önerilerin yanında bir de okulları gezmeye başladığınızda, duyduklarınız kafanızın iyice karışmasına ve en iyi okulu seçme konusundaki endişelerinizin artmasına neden olur.”

Bu süreçte izlenecek en akılcı yolun kendi beklentilerinizi ve çocuğunuzun ihtiyaçlarını doğru belirleyerek bir liste oluşturmak olduğunu söyleyen Fırat, bu listede olması ve cevaplanması gereken en önemli soruları sıralıyor…

“Okul Öncesi Eğitim Kurumu Seçimi
Benimsedikleri özel bir eğitim sistemi var mı? Eğitim materyalleri yeterli mi? Eğitim materyalleri ve oyuncaklar tahta, kumaş, keçe gibi sağlıklı malzemelerden mi yapılmış yoksa plastik oyuncaklar mı ağırlıkta? Çocuğun sosyal alanını destekleyecek spor ve sanat dersleri yeterli mi? Bu dersleri veren kişilerin eğitimleri uygun mu? Sınıf içindeki öğretmenlerden en az bir tanesi üniversite mezunu mu? Okulun psikoloğu çocukları ne sıklıkla gözlemliyor? Milli Eğitim Bakanlığı’na mı Sosyal Hizmetler’e mi bağlı faaliyet gösteriyorlar? Okul gezilerinde çocuklara kimler refakat ediyor? Çocuk sayısı ile öğretmen sayısı orantılı mı? Yabancı dil dersini veren eğitimcinin uyruğu nedir? Tuvalet eğitimi veriyorlar mı? Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor? Veli profili nasıl? Güvenliği nasıl sağlıyorlar? Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor?

İlköğretim Kurumu Seçimi
Bu yıl birinci sınıfı okutacak öğretmenlerin eğitim ve deneyim durumları nelerdir? Yabancı dil derslerini veren öğretmenlerin uyruğu nedir? Dersler ve teneffüsler kaçar dakika? Blok ders uygulaması var mı? İlk yılda ödev veriyor, sınav yapıyorlar mı? Her yıl öğretmen değişimi oluyor mu yoksa ilk beş yılı aynı öğretmenle mi okuyorlar? Her yıl sınıftaki öğrenciler karıştırılıyor mu? Dersler ve teneffüsler kaçar dakika? Blok ders uygulaması var mı? İlk yılda ödev veriyor, sınav yapıyorlar mı? Her yıl öğretmen değişimi oluyor mu yoksa ilk beş yılı aynı öğretmenle mi okuyorlar? Her yıl sınıftaki öğrenciler karıştırılıyor mu yoksa ilköğretim sonuna kadar sınıflar sabit mi? Her sınıftan kaç şube var? Spor ve sanat derslerindeki öğretmenlerin mezuniyet durumları nedir? Okulun mezunları eğitimlerine hangi okullarda devam ediyorlar? Rehberlik biriminde kaç öğretmen var ve öğrencilerle ne sıklıkla görüşüyorlar? Sınıflar kaç kişilik? Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor? Veli profili nasıl? Güvenliği nasıl sağlıyorlar? Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor?

Çocuğunuzu iyi tanımak; hangi okulda mutlu olacağına karar vermek en önemlisi…
Yukarıdaki soruları, aile olarak, bir okuldan beklentilerinize ve çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre revize edebilir, eklemeler veya çıkarmalar yapabilirsiniz. Burada önemli olan çocuğunuzu iyi tanımak ve ne tarz bir okulda daha mutlu ve başarılı olacağını belirlemektir. Örneğin, hareketli bir çocuğun sınıf ve okul mevcudunun az olduğu butik bir okula gitmesi daha uygun iken dil becerisi yaşının ilerisinde gelişen bir çocuğun; yabancı dilin ön planda olduğu vakıf okullarını tercih etmesi daha uygun olabilir. Çocuğunuzu yol tutuyorsa evinize yakın bir okul seçmenizde fayda vardır. Dikkat veya öğrenme sorunları yaşayan bir çocuğun akademik beklentileri çok yüksek, tam gün bir okula gitmesindense yarım gün eğitim veren ve çocuğun sahip olduğu diğer güçlü yönlerin üzerine eğilebilecek bir okula gitmesi daha mutlu olmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak, tanıdığınız bir ailenin çok memnun kaldığı okul, siz ve çocuğunuz için hiç de uygun olmayabilir. Kendi ihtiyaç ve beklentilerinizi somut bir şekilde belirleyerek yapacağınız okul ziyaretleri ve alacağınız bilgilerle bir değerlendirme oluşturarak bu konuda en doğru kararı verebilirsiniz.”

> Doğru okulu seçerken sorulacak sorular

Çocuğunuz için okul seçim zamanı geldiğinde aklınızı en çok meşgul eden sorulardan biri “Acaba en iyi okul hangisi?” olabilir. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat, bu konuda en akılcı yolun öncelikle çocuğunuzun ihtiyaçlarını belirlemek olduğunu söylüyor.

ogretmenAnne-babalar için oldukça önemli olan “doğru okul seçiminde” nelere dikkat edilmesi konusunda önemli ipuçları veren DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarından Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat şöyle devam ediyor: “Çocuklarımızın hayatına sokacağımız profesyoneller konusunda her zaman en iyisini ararız. Doğumunu kime yaptırayım? Hangi hastane daha iyidir? Çocuk doktoruna kime başlasak? İyi bir dadı nereden bulabilirim? Bu, en iyiyi bulma yolunda kafamızı meşgul eden sorulardandır. Kuşkusuz bu süreçlerin en önemlilerinden biri de okul seçimidir. Araştırmaya başladığımızda çevremizdeki herkes konunun uzmanıdır: ‘Özel okula ne gerek var, biz devlet okulunda okuduk da ne oldu? En iyi öğretmen Sibel Hanım onun sınıfına vermeye çalış… En iyi okul eve en yakın okuldur… Seninki zaten Ocak doğumlu bir sene erken gitsin hem de Ayşe Hanım’ın sınıfına verebilirsin böylece…’ Bu iyi niyetli önerilerin yanında bir de okulları gezmeye başladığınızda, duyduklarınız kafanızın iyice karışmasına ve en iyi okulu seçme konusundaki endişelerinizin artmasına neden olur.”

Bu süreçte izlenecek en akılcı yolun kendi beklentilerinizi ve çocuğunuzun ihtiyaçlarını doğru belirleyerek bir liste oluşturmak olduğunu söyleyen Fırat, bu listede olması ve cevaplanması gereken en önemli soruları sıralıyor…

“Okul Öncesi Eğitim Kurumu Seçimi
Benimsedikleri özel bir eğitim sistemi var mı? Eğitim materyalleri yeterli mi? Eğitim materyalleri ve oyuncaklar tahta, kumaş, keçe gibi sağlıklı malzemelerden mi yapılmış yoksa plastik oyuncaklar mı ağırlıkta? Çocuğun sosyal alanını destekleyecek spor ve sanat dersleri yeterli mi? Bu dersleri veren kişilerin eğitimleri uygun mu? Sınıf içindeki öğretmenlerden en az bir tanesi üniversite mezunu mu? Okulun psikoloğu çocukları ne sıklıkla gözlemliyor? Milli Eğitim Bakanlığı’na mı Sosyal Hizmetler’e mi bağlı faaliyet gösteriyorlar? Okul gezilerinde çocuklara kimler refakat ediyor? Çocuk sayısı ile öğretmen sayısı orantılı mı? Yabancı dil dersini veren eğitimcinin uyruğu nedir? Tuvalet eğitimi veriyorlar mı? Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor? Veli profili nasıl? Güvenliği nasıl sağlıyorlar? Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor?

İlköğretim Kurumu Seçimi
Bu yıl birinci sınıfı okutacak öğretmenlerin eğitim ve deneyim durumları nelerdir? Yabancı dil derslerini veren öğretmenlerin uyruğu nedir? Dersler ve teneffüsler kaçar dakika? Blok ders uygulaması var mı? İlk yılda ödev veriyor, sınav yapıyorlar mı? Her yıl öğretmen değişimi oluyor mu yoksa ilk beş yılı aynı öğretmenle mi okuyorlar? Her yıl sınıftaki öğrenciler karıştırılıyor mu? Dersler ve teneffüsler kaçar dakika? Blok ders uygulaması var mı? İlk yılda ödev veriyor, sınav yapıyorlar mı? Her yıl öğretmen değişimi oluyor mu yoksa ilk beş yılı aynı öğretmenle mi okuyorlar? Her yıl sınıftaki öğrenciler karıştırılıyor mu yoksa ilköğretim sonuna kadar sınıflar sabit mi? Her sınıftan kaç şube var? Spor ve sanat derslerindeki öğretmenlerin mezuniyet durumları nedir? Okulun mezunları eğitimlerine hangi okullarda devam ediyorlar? Rehberlik biriminde kaç öğretmen var ve öğrencilerle ne sıklıkla görüşüyorlar? Sınıflar kaç kişilik? Yemek okulda mı hazırlanıyor, dışarıdan mı geliyor? Veli profili nasıl? Güvenliği nasıl sağlıyorlar? Okul servis hizmetini bir şirket mi yoksa bireyler mi üstleniyor?

Çocuğunuzu iyi tanımak; hangi okulda mutlu olacağına karar vermek en önemlisi…
Yukarıdaki soruları, aile olarak, bir okuldan beklentilerinize ve çocuğunuzun ihtiyaçlarına göre revize edebilir, eklemeler veya çıkarmalar yapabilirsiniz. Burada önemli olan çocuğunuzu iyi tanımak ve ne tarz bir okulda daha mutlu ve başarılı olacağını belirlemektir. Örneğin, hareketli bir çocuğun sınıf ve okul mevcudunun az olduğu butik bir okula gitmesi daha uygun iken dil becerisi yaşının ilerisinde gelişen bir çocuğun; yabancı dilin ön planda olduğu vakıf okullarını tercih etmesi daha uygun olabilir. Çocuğunuzu yol tutuyorsa evinize yakın bir okul seçmenizde fayda vardır. Dikkat veya öğrenme sorunları yaşayan bir çocuğun akademik beklentileri çok yüksek, tam gün bir okula gitmesindense yarım gün eğitim veren ve çocuğun sahip olduğu diğer güçlü yönlerin üzerine eğilebilecek bir okula gitmesi daha mutlu olmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak, tanıdığınız bir ailenin çok memnun kaldığı okul, siz ve çocuğunuz için hiç de uygun olmayabilir. Kendi ihtiyaç ve beklentilerinizi somut bir şekilde belirleyerek yapacağınız okul ziyaretleri ve alacağınız bilgilerle bir değerlendirme oluşturarak bu konuda en doğru kararı verebilirsiniz.”

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Mart 2012 11:21

Gösterim: 5152

Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan, imam hatiplerle normal liseler arasındaki farkı kaleme aldı.
ahme_hakan_coskunUzun zamandır gözlemliyorum İmam-hatip dendiğinde olaya yabancı tiplerin akıllarına Pakistan’daki yeraltı medreseleri falan geliyor. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” derler. Onun için yazdım bunları.
İmam-hatiplerin normal okullardan bir farkı yoktur.
Bugünlerde “Açıldı/açılacak” diye gürültü koparılan orta kısımlarına bir bakalım:
Normal okullarda hangi dersler varsa, imam-hatiplerin orta kısmında da aynı dersler var.
Tek fark şurada:
Arapça ve Kuran dersleri…
Yani?
Orta kısımlarının açılmasıyla bir şeylerin elden gitmesi falan söz konusu değil.
AYNI DERSLER OKUTULUYOR
İmam-hatiplerin lise kısımları için de aynı şeyler söz konusu…
Normal okullarda hangi dersler okutuluyorsa…
İmam-hatip lisesinde de aynı dersler var.
Tek fark şurada:
Arapça, Kuran, Hadis, Tefsir, Kelam gibi derslere de yer veriliyor.
ONLAR DA HABABAM
İmam-hatip liseleriyle ilgili temel bilgileri sıralayalı:
BİR: Öğretmenler, düz liseye giden öğretmenlerle aynı. Yani ‘sizin fizikçi’ bir süre sonra ‘bizim fizikçi’ olabiliyor. Tıpkı ‘sizin İngilizcecinin’, bir süre sonra ‘bizim İngilizceci’ olabilmesi gibi…
İKİ: Milli Güvenlik dersi imam-hatipte de vardı. Beniz zamanımda Milli Güvenlik dersine gelen asker kişi için kapıda “Dikkaaat” çekilirdi.
ÜÇ: İnkılap tarihi de, imam-hatipte de en önemli dersler arasındadır.
DÖRT: Beden eğitimi dersi, bando takımı, 19 mayıs gösterilerine katılım falan… Hepsi ama hepsi imam-hatipte de vardır.
BEŞ: Herkes kendi sınıfını ‘Hababam sınıfı’ gibi görür ya… İmam-hatiplerde de durum değişmez. İmam-hatipli de kendi sınıflarını biraz öyle görürler.
ALTI: İmam-hatiplerde de görüş ayrılıkları vardır. Milliyetçiler, nurcular, akıncılar, radikaller, ortadan gidenler, aykırılar, liberaller, ehli dünya takılanlar, asiler… Tamam, ‘komünist’ ya da ‘ateist’ yoktur ama sonuçta bin türlü kafa vardır.
YEDİ: Durun bir dakika! Komünist ya da ateist yoktur dedim ama bazen ‘komünist edebiyatçı’ ya da ‘ateist felsefeci’ hocalar düşer imam-hatiplere… Onlarda kalenderlikleriyle öğrencinin gözdesi oluverirler. Böyle örnekler çoktur.
SEKİZ: Bu okullar da normal teftişten geçer. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettiş gelir, sınıfa girer, sorular sorar falan… Yani normal okullar hangi denetimden geçiyorsa, bu okullar da o denetimden geçer.
ÖNCE BİL SONRA BİLDİR
“Kişi bilmediğinin düşmanıdır” derler.
Uzun zamandır gözlemliyorum:
İmam-hatip dendiğinde olaya süper yabancı tiplerin akıllarına Türban yetiştiren ‘Pakistan’daki yeraltı medreseleri’ falan geliyor.
Durumu açıklığa kavuşturmak için yazdım bunları.
Çünkü…
Önce bilmek, ardından görüş bildirmek gerekir.
Bilmeden bildirilen görüşse düşmanlığın pekişmesine, inadın artmasına, paranoyanın çoğalmasına yol açar.
FARKI ATMOSFERİNDE
Ama şunu söylemeden de geçemem:
İmam-hatiplerle normal liseler arasında esaslı bir fark vardır.
O fark da yaydıkları atmosferdir.
İmam-hatip liselerinde…
İnceden bir dini hava, inceden bir İslam ahlakı esintisi vardır.
“İlle de imam-hatip… İlle de imam-hatip” diye tutturanlar da aslında bu atmosfere hsata olmaktadırlar.
Yani esas cevaplamamız gereken soru şudur:
Bir memlekette iki farklı atmosfer yayan okul tipinin bulunmasının zararı var mıdır, yok mudur?
Meseleye buradan başlarsak daha faydalı bir tartışma yapmış oluruz.

> İmam-hatiplerle ilgili temel bilgiler

Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan, imam hatiplerle normal liseler arasındaki farkı kaleme aldı.
ahme_hakan_coskunUzun zamandır gözlemliyorum İmam-hatip dendiğinde olaya yabancı tiplerin akıllarına Pakistan’daki yeraltı medreseleri falan geliyor. “Kişi bilmediğinin düşmanıdır” derler. Onun için yazdım bunları.
İmam-hatiplerin normal okullardan bir farkı yoktur.
Bugünlerde “Açıldı/açılacak” diye gürültü koparılan orta kısımlarına bir bakalım:
Normal okullarda hangi dersler varsa, imam-hatiplerin orta kısmında da aynı dersler var.
Tek fark şurada:
Arapça ve Kuran dersleri…
Yani?
Orta kısımlarının açılmasıyla bir şeylerin elden gitmesi falan söz konusu değil.
AYNI DERSLER OKUTULUYOR
İmam-hatiplerin lise kısımları için de aynı şeyler söz konusu…
Normal okullarda hangi dersler okutuluyorsa…
İmam-hatip lisesinde de aynı dersler var.
Tek fark şurada:
Arapça, Kuran, Hadis, Tefsir, Kelam gibi derslere de yer veriliyor.
ONLAR DA HABABAM
İmam-hatip liseleriyle ilgili temel bilgileri sıralayalı:
BİR: Öğretmenler, düz liseye giden öğretmenlerle aynı. Yani ‘sizin fizikçi’ bir süre sonra ‘bizim fizikçi’ olabiliyor. Tıpkı ‘sizin İngilizcecinin’, bir süre sonra ‘bizim İngilizceci’ olabilmesi gibi…
İKİ: Milli Güvenlik dersi imam-hatipte de vardı. Beniz zamanımda Milli Güvenlik dersine gelen asker kişi için kapıda “Dikkaaat” çekilirdi.
ÜÇ: İnkılap tarihi de, imam-hatipte de en önemli dersler arasındadır.
DÖRT: Beden eğitimi dersi, bando takımı, 19 mayıs gösterilerine katılım falan… Hepsi ama hepsi imam-hatipte de vardır.
BEŞ: Herkes kendi sınıfını ‘Hababam sınıfı’ gibi görür ya… İmam-hatiplerde de durum değişmez. İmam-hatipli de kendi sınıflarını biraz öyle görürler.
ALTI: İmam-hatiplerde de görüş ayrılıkları vardır. Milliyetçiler, nurcular, akıncılar, radikaller, ortadan gidenler, aykırılar, liberaller, ehli dünya takılanlar, asiler… Tamam, ‘komünist’ ya da ‘ateist’ yoktur ama sonuçta bin türlü kafa vardır.
YEDİ: Durun bir dakika! Komünist ya da ateist yoktur dedim ama bazen ‘komünist edebiyatçı’ ya da ‘ateist felsefeci’ hocalar düşer imam-hatiplere… Onlarda kalenderlikleriyle öğrencinin gözdesi oluverirler. Böyle örnekler çoktur.
SEKİZ: Bu okullar da normal teftişten geçer. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan müfettiş gelir, sınıfa girer, sorular sorar falan… Yani normal okullar hangi denetimden geçiyorsa, bu okullar da o denetimden geçer.
ÖNCE BİL SONRA BİLDİR
“Kişi bilmediğinin düşmanıdır” derler.
Uzun zamandır gözlemliyorum:
İmam-hatip dendiğinde olaya süper yabancı tiplerin akıllarına Türban yetiştiren ‘Pakistan’daki yeraltı medreseleri’ falan geliyor.
Durumu açıklığa kavuşturmak için yazdım bunları.
Çünkü…
Önce bilmek, ardından görüş bildirmek gerekir.
Bilmeden bildirilen görüşse düşmanlığın pekişmesine, inadın artmasına, paranoyanın çoğalmasına yol açar.
FARKI ATMOSFERİNDE
Ama şunu söylemeden de geçemem:
İmam-hatiplerle normal liseler arasında esaslı bir fark vardır.
O fark da yaydıkları atmosferdir.
İmam-hatip liselerinde…
İnceden bir dini hava, inceden bir İslam ahlakı esintisi vardır.
“İlle de imam-hatip… İlle de imam-hatip” diye tutturanlar da aslında bu atmosfere hsata olmaktadırlar.
Yani esas cevaplamamız gereken soru şudur:
Bir memlekette iki farklı atmosfer yayan okul tipinin bulunmasının zararı var mıdır, yok mudur?
Meseleye buradan başlarsak daha faydalı bir tartışma yapmış oluruz.

Son Güncelleme: Pazar, 11 Mart 2012 15:44

Gösterim: 2574

‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisinin ‘Osman’ı Emir Berke Zincidi, Alman yapımı bir filmde başrol oynamaya hazırlanıyor. Bu yaz çekilecek filmde minik oyuncu, ‘Harry Potter’a benzer bir hayal kahramanını canlandıracak.

kucuk_osman

> 'Küçük Osman' Almanya’da başrol oynayacak

‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’ dizisinin ‘Osman’ı Emir Berke Zincidi, Alman yapımı bir filmde başrol oynamaya hazırlanıyor. Bu yaz çekilecek filmde minik oyuncu, ‘Harry Potter’a benzer bir hayal kahramanını canlandıracak.

kucuk_osman

Son Güncelleme: Pazartesi, 12 Ağustos 2024 18:05

Gösterim: 2487

Tasarımcı John Locke, insanların daha çok kitap okuması gerektiği fikrinden yola çıkarak, New York’ta Phonebooks adlı bir proje geliştirdi.
telefon_kutuphaneTelefon kulübelerine eklemlenen kitaplıklarla, insanların kitap alıp, yerine yenilerini koyacakları ideal bir işleyiş hayal ettiğini söyleyen tasarımcı, yerleştirdiği kitaplıklardan birinin hayal ettiği şekilde işlev gördüğünü, fakat diğerinin kitap raflarıyla birlikte çalındığını söyledi.

(Sabah)

> Dünyanın en ilginç kütüphanesi

Tasarımcı John Locke, insanların daha çok kitap okuması gerektiği fikrinden yola çıkarak, New York’ta Phonebooks adlı bir proje geliştirdi.
telefon_kutuphaneTelefon kulübelerine eklemlenen kitaplıklarla, insanların kitap alıp, yerine yenilerini koyacakları ideal bir işleyiş hayal ettiğini söyleyen tasarımcı, yerleştirdiği kitaplıklardan birinin hayal ettiği şekilde işlev gördüğünü, fakat diğerinin kitap raflarıyla birlikte çalındığını söyledi.

(Sabah)

Son Güncelleme: Pazar, 11 Mart 2012 13:34

Gösterim: 2492


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.