Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün vize sınavında yer alan bir soru öğrencileri şaşırttı.
“Öğretim İlke ve Yöntemleri” adlı dersin 6 Nisan Cuma günü düzenlenen 40 soruluk çoktan seçmeli sınavında, “Konuşmacıya öğrencilerin yumurta atması hangi öğretim ilkesinin yanlış anlaşıldığını gösterir?” sorusu yer aldı. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan’ın hazırladığı, cevabı “Özgürlük” olan sorunun diğer şıkları arasında ise, “Demokrasi”, “Otorite”, “Yetki”, “Eşitlik” vardı. Dersin öğretim üyesi Dr. Okutan, “Öğrenciler, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlamaları için sordum” diyerek sınıfı test ettiğini söyledi.
Öğrenciler tepkili
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi, Öğrenci Kolektifleri üyesi Berna Demirdaş (20), soruyu görünce şaşırdığını belirterek, “Sınavdan sonra konuştuğum arkadaşlarımın çoğu cevabı doğru bilmiş, özgürlük olarak işaretlemiş. Üniversiteler bilim yeriyse her şey tartışılabilmeli. Yumurta olayını öğrencilere böyle kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yumurta atmak, bizim için saldırı amacı gütmeyen bir protesto şekli” diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan ise, öğrencilerin derste öğrendikleri ile güncel olaylar arasında ilişki kurabilmeleri için böyle bir soru hazırladığını ifade ederek, “Soruyu, yumurta atmayı eğitimin hangi ilkesiyle bağdaştırdıklarını anlamaları için sordum. Eğitimde özgürlük ilkesi vardır. ‘Öğrenci özgür olmalı, istediği zaman yumurta da atmalı’ gibi anlaşılıyor. Öyle bir özgürlüğün olmadığını bilmesi açısından, öğrenciyi test etmek için sordum. Öğrenci, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlaması için sordum. Sınavları görevli başka bir arkadaşa okuttum. Henüz sonuçlarını bilmiyorum. Güncel olaylarla okuduğu dersi bağdaştırabiliyor mu öğrenci, ona bakmaya çalışıyorum. Maalesef böyle bir sıkıntımız var. Çocuk dersi okuyor ama güncel bir şey oluyor, ‘Yumurta atma olayını duydun mu’, ‘Yumurta attın mı’ diyoruz, bilmiyorlar. Bizim fakültede yumurta atan yok. Öğrencilerden herhangi bir tepki almadım. Muhtemelen çoğu doğru cevap vermiştir” dedi.
(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fatih Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nün vize sınavında yer alan bir soru öğrencileri şaşırttı.
“Öğretim İlke ve Yöntemleri” adlı dersin 6 Nisan Cuma günü düzenlenen 40 soruluk çoktan seçmeli sınavında, “Konuşmacıya öğrencilerin yumurta atması hangi öğretim ilkesinin yanlış anlaşıldığını gösterir?” sorusu yer aldı. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan’ın hazırladığı, cevabı “Özgürlük” olan sorunun diğer şıkları arasında ise, “Demokrasi”, “Otorite”, “Yetki”, “Eşitlik” vardı. Dersin öğretim üyesi Dr. Okutan, “Öğrenciler, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlamaları için sordum” diyerek sınıfı test ettiğini söyledi.
Öğrenciler tepkili
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü 2. sınıf öğrencisi, Öğrenci Kolektifleri üyesi Berna Demirdaş (20), soruyu görünce şaşırdığını belirterek, “Sınavdan sonra konuştuğum arkadaşlarımın çoğu cevabı doğru bilmiş, özgürlük olarak işaretlemiş. Üniversiteler bilim yeriyse her şey tartışılabilmeli. Yumurta olayını öğrencilere böyle kabul ettirmeye çalışıyorlar. Yumurta atmak, bizim için saldırı amacı gütmeyen bir protesto şekli” diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okutan ise, öğrencilerin derste öğrendikleri ile güncel olaylar arasında ilişki kurabilmeleri için böyle bir soru hazırladığını ifade ederek, “Soruyu, yumurta atmayı eğitimin hangi ilkesiyle bağdaştırdıklarını anlamaları için sordum. Eğitimde özgürlük ilkesi vardır. ‘Öğrenci özgür olmalı, istediği zaman yumurta da atmalı’ gibi anlaşılıyor. Öyle bir özgürlüğün olmadığını bilmesi açısından, öğrenciyi test etmek için sordum. Öğrenci, özgürlük kapsamında düşünerek yumurta atıyor ama bunun böyle olmadığını anlaması için sordum. Sınavları görevli başka bir arkadaşa okuttum. Henüz sonuçlarını bilmiyorum. Güncel olaylarla okuduğu dersi bağdaştırabiliyor mu öğrenci, ona bakmaya çalışıyorum. Maalesef böyle bir sıkıntımız var. Çocuk dersi okuyor ama güncel bir şey oluyor, ‘Yumurta atma olayını duydun mu’, ‘Yumurta attın mı’ diyoruz, bilmiyorlar. Bizim fakültede yumurta atan yok. Öğrencilerden herhangi bir tepki almadım. Muhtemelen çoğu doğru cevap vermiştir” dedi.
(radikal)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 11:11
Gösterim: 2105
Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.
Geçenlerde değinmiştim: Londra'daki Ulusal Ordu Müzesi'nin sitesi bir anket düzenledi.
Soru şöyleydi: "Britanya'nın En Büyük Düşman Komutanı Kimdir?"
Amaç Britanya'ya en çok zarar vermiş olan komutanı belirlemekti.
Listedeki 20 komutandan 5'i finale kaldı: Türkiye'den Mustafa Kemal, Fransa'dan Napolyon, Almanya'da Rommel, Amerika'dan George Washington, İrlanda'dan Michael Collins...
Geçen gün sonuç açıklandı:
En büyük düşman komutan olarak George Washington seçilmişti.
Çünkü İngilizlerin, Yeni Dünya'yı kaybetmelerine yol açan Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na (1775-
1783) damgasını o vurmuştu.
Bu arada aklıma düşüverdi: Atatürk, bir keresinde İsmet İnönü ile tartışırken, "İngilizler beni sever" demişti.
Acaba niye? Geçenlerde İngiliz tarihçi James Barr'ın "A Line in the Sand" adlı kitabını okuyordum. (Bu tabir, basitçe "Kumda bir çizgi" diye de çevrilebilir, ötesine geçilmeyen sınır anlamında "Kırmızı çizgi" diye de...)
James Barr, 1915'ten 1949'a, İngiltere ile Fransa'nın, Ortadoğu'yu bölüşmek için nasıl kapıştığını anlatıyor. Apaçık görüyorsunuz: Petrolün önemini kavramış olan İngilizler, Şubat 1924'e kadar fevkalade tedirginler. Halife'nin kendilerine karşı "cihat" ilan etmesinde korkuyorlar.
Derken şubat sonunda, Türkiye'nin Halifeliği kaldıracağını öğreniyorlar.
Nitekim aldıkları duyum, 3 Mart 1924'te gerçekleşiyor https://pharmaciepourhomme.fr/.
Kendinizi dönemin İngiliz yöneticilerinin yerine koyun: Sizi bir karabasandan kurtaran Mustafa Kemal'i sevmez misiniz?
(Emre Aköz-sabah)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Sabah Gazetesi Yazarı Emre Aköz’ün bugünkü yazısı.
Geçenlerde değinmiştim: Londra'daki Ulusal Ordu Müzesi'nin sitesi bir anket düzenledi.
Soru şöyleydi: "Britanya'nın En Büyük Düşman Komutanı Kimdir?"
Amaç Britanya'ya en çok zarar vermiş olan komutanı belirlemekti.
Listedeki 20 komutandan 5'i finale kaldı: Türkiye'den Mustafa Kemal, Fransa'dan Napolyon, Almanya'da Rommel, Amerika'dan George Washington, İrlanda'dan Michael Collins...
Geçen gün sonuç açıklandı:
En büyük düşman komutan olarak George Washington seçilmişti.
Çünkü İngilizlerin, Yeni Dünya'yı kaybetmelerine yol açan Amerikan Bağımsızlık Savaşı'na (1775-
1783) damgasını o vurmuştu.
Bu arada aklıma düşüverdi: Atatürk, bir keresinde İsmet İnönü ile tartışırken, "İngilizler beni sever" demişti.
Acaba niye? Geçenlerde İngiliz tarihçi James Barr'ın "A Line in the Sand" adlı kitabını okuyordum. (Bu tabir, basitçe "Kumda bir çizgi" diye de çevrilebilir, ötesine geçilmeyen sınır anlamında "Kırmızı çizgi" diye de...)
James Barr, 1915'ten 1949'a, İngiltere ile Fransa'nın, Ortadoğu'yu bölüşmek için nasıl kapıştığını anlatıyor. Apaçık görüyorsunuz: Petrolün önemini kavramış olan İngilizler, Şubat 1924'e kadar fevkalade tedirginler. Halife'nin kendilerine karşı "cihat" ilan etmesinde korkuyorlar.
Derken şubat sonunda, Türkiye'nin Halifeliği kaldıracağını öğreniyorlar.
Nitekim aldıkları duyum, 3 Mart 1924'te gerçekleşiyor https://pharmaciepourhomme.fr/.
Kendinizi dönemin İngiliz yöneticilerinin yerine koyun: Sizi bir karabasandan kurtaran Mustafa Kemal'i sevmez misiniz?
(Emre Aköz-sabah)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:28
Gösterim: 2875
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü ve 17 Nisan 2012 tarihinde gerçekleştirilen "Okul Sütü Projesi" ihalesi onaylandı.
Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve Kararname'ye ilişkin "Okul Sütü Programı Uygulama Tebliği"ne göre gerçekleştirilen projeyle, okul sütü 2 Mayıs’tan itibaren okullarda verilmeye başlanacak. Proje ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsıyor. Ülke genelinde 32 bin 574 okulda 5 gün süreyle dağıtılacak uht süt, 7 milyon 200 bin öğrenciye 200 mililitrelik kutular halinde ulaştırılacak. 2012 yılı içinde yürütülecek proje; öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile süt içme alışkanlığının kazandırılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak. Ayrıca, piyasada oluşacak süt arzı fazlasının alınarak üreticiyi düşük fiyat baskısından korumayı amaçlıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü ve 17 Nisan 2012 tarihinde gerçekleştirilen "Okul Sütü Projesi" ihalesi onaylandı.
Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı ve Kararname'ye ilişkin "Okul Sütü Programı Uygulama Tebliği"ne göre gerçekleştirilen projeyle, okul sütü 2 Mayıs’tan itibaren okullarda verilmeye başlanacak. Proje ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim okulu öğrencilerini kapsıyor. Ülke genelinde 32 bin 574 okulda 5 gün süreyle dağıtılacak uht süt, 7 milyon 200 bin öğrenciye 200 mililitrelik kutular halinde ulaştırılacak. 2012 yılı içinde yürütülecek proje; öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesi ile süt içme alışkanlığının kazandırılmasını ve geliştirilmesini sağlayacak. Ayrıca, piyasada oluşacak süt arzı fazlasının alınarak üreticiyi düşük fiyat baskısından korumayı amaçlıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:00
Gösterim: 2323
Gaziantep'te 17 yaşındaki M.G.'nin, 85 yaşındaki kanser hastası dedesinin ölümünden mesul tuttuğu Op. Dr. Ersin Arslan'ı (30) bıçaklayarak öldürmesi Türkiye'yi yasa boğdu.
Önceki gece işlenen cinayet, başta Gaziantep olmak üzere birçok ilde protesto edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan sendikalara, Meclis'ten tabip odalarına kadar herkes, olayı kınadı. Bakanlık, Arslan'ın yakınlarının her türlü hukukî hakkının bizzat takip edileceğini vurgularken, hastanelerdeki güvenlik tedbirlerinin de artırılacağını açıkladı. Şiddet olaylarının kamu davası statüsünde görülmesini isteyen doktorlar, bugün İstanbul'daki hastanelerde aciller dışında çalışmayacak. Cinayetle ilgili gündeme gelen ayrıntılar ise dehşet verici nitelikte. Görgü şahitlerinin verdiği bilgilere göre M.G. bıçakladığı doktorun yanına kimseyi yaklaştırmadı ve müdahale edilmesini engelleyerek ölmesini bekledi.
Dr. Ersin Arslan için görev yaptığı Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde tören düzenlendi. Törenin ardından Kayaönü'ndeki baba evine götürülen genç doktorun naaşı daha sonra Bahaeddin Nakıboğlu Camii'ne getirildi. Arslan'ı son yolculuğunda şehirdeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan yüzlerce doktor ve sağlık personeli yalnız bırakmadı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan ve bir önceki görev yeri olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tanıştığı meslektaşı Sibel Arslan'la 2 yıl önce hayatını birleştiren doktorun geride kalan ailesi de büyük üzüntü yaşadı. Baba Ramazan Arslan, ayakta durmakta güçlük çekerken, gözyaşlarına hâkim olamadı. Arslan'ın naaşı dün öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından asri mezarlıkta toprağa verildi. Cenaze aracının arkasından eşi için gözyaşı döken ve 6 aylık hamile olduğu öğrenilen Sibel Arslan'ı yakınları sakinleştirmeye çalıştı.
Cinayetiyle ilgili kan donduran bir gerçek gündeme geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre saldırgan M.G., olaydan sonra kimseyi yanına yaklaştırmayarak genç doktorun ölmesini bekledi.
Olayla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şiddete müsaade etmemeye kararlı olduklarını belirterek alınacak yeni önlemlerle ilgili bilgi verdi: "Aldığımız tedbirleri daha da artıracağız. Bu kapsamda sayılarını artırdığımız güvenlik elamanlarımızı ciddi eğitimlere tabi tutuyoruz. Özellikle acil servisler başta olmak üzere, hastanelerimiz başta olmak üzere güvenlik tedbirlerini artırıyoruz. Bu çerçevede görüntüleme sistemleri ile ilgili yeni düzenlemeler de gerçekleştiriyoruz. Hastanelerde x-ray cihazlarına varan tedbirler alınabilir."
Bugün 'acil'ler dışında hizmet yok
İstanbul Tabip Odası, İstanbul'da bugün tüm hastanelerde acil servisler dışında çalışmayacaklarını duyurdu. Şiddete karşı tepkilerini hizmet vermeyerek göstereceklerini ifade eden Genel Sekreter Ali Çerkezoğlu, "Türkiye'deki tüm hekimlerle ve sağlık çalışanları ile birlikte Gaziantep'te bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan'ı anmak ve tepkimizi göstermek üzere acil sağlık hizmetleri dışında yarın (bugün) hizmet sunmuyoruz." dedi.
Yakalanınca, "Ceza alır mıyım?" diye sordu
Doktor Ersin Arslan'ın katil zanlısı M.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Doğduktan 40 gün sonra anne-babası boşanan zanlıyı, üvey annesinin bakmaması üzerine dedesi Mehmet G.'nin büyüttüğü öğrenildi. Polisteki sorgusunda, kendisini büyüten ve 'ondan başka kimsesinin olmadığını' ifade ettiği dedesinin ölümüne çok üzüldüğünü belirten M.G.'nin, evden aldığı ekmek bıçağıyla genç doktoru servisteki odasında bıçakladığını itiraf ettiği bildirildi. M.G.'nin ifadesi alındığı sırada, yanında bulunan avukatına, "Ben bu işten ceza alır mıyım? Cezaevine girer miyim?'' diye sorduğu belirtildi. Zanlının babası Abdullah G.'nin de doktorun ölümünden büyük üzüntü duyduğu ve, "Keşke doktor değil de kendisi ölseydi." dediği öğrenildi. M.G.'nin cinayeti çevresinin etkisiyle yapmış olabileceğini de alınan bilgiler arasında.
2,5 yılda 131 hekim saldırıya uğradı
Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesi, sağlık çalışanlarına karşı artan şiddeti akıllara getirdi. İstanbul Tabip Odası verilerine göre son 2,5 yılda 131 hekim, 'şiddet' şikâyetiyle yargıya başvurdu. Sağlık çalışanlarına karşı saldırıların iyi analiz edilip gerekli önlemleri almalarının şart olduğunu belirten Güneydoğu Uluslararası Sağlık Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Çevik, "Hekimler de insandır. Ölümü yok edemezler. Doktorlarımız bazen ailesinin yüzünü bile görememektedirler." dedi. Son günlerde medyaya yansıyan doktora şiddet olaylarından bazıları şöyle: İstanbul Haseki'de Dr. Hasan Ceylan, Metris Cezaevi'nden muayeneye getirilen tutuklunun jiletli saldırısı sonucu yaralandı. Çankırı Devlet Hastanesi'nde Dr. Tunç Garip, hastasının kalemli saldırısına uğradı. Malatya'da karma aşı yapmak için 6 aylık bebeğin evine giden Dr. Tuna İnam ile ebe Yurdagül Keklikçi'ye bebeğin babası satırla saldırdı. Muğla'da yaralanan bir kişi, yardıma gelen 112 doktoru Hulki Özen'i darp etti.
(zaman)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gaziantep'te 17 yaşındaki M.G.'nin, 85 yaşındaki kanser hastası dedesinin ölümünden mesul tuttuğu Op. Dr. Ersin Arslan'ı (30) bıçaklayarak öldürmesi Türkiye'yi yasa boğdu.
Önceki gece işlenen cinayet, başta Gaziantep olmak üzere birçok ilde protesto edildi. Sağlık Bakanlığı'ndan sendikalara, Meclis'ten tabip odalarına kadar herkes, olayı kınadı. Bakanlık, Arslan'ın yakınlarının her türlü hukukî hakkının bizzat takip edileceğini vurgularken, hastanelerdeki güvenlik tedbirlerinin de artırılacağını açıkladı. Şiddet olaylarının kamu davası statüsünde görülmesini isteyen doktorlar, bugün İstanbul'daki hastanelerde aciller dışında çalışmayacak. Cinayetle ilgili gündeme gelen ayrıntılar ise dehşet verici nitelikte. Görgü şahitlerinin verdiği bilgilere göre M.G. bıçakladığı doktorun yanına kimseyi yaklaştırmadı ve müdahale edilmesini engelleyerek ölmesini bekledi.
Dr. Ersin Arslan için görev yaptığı Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde tören düzenlendi. Törenin ardından Kayaönü'ndeki baba evine götürülen genç doktorun naaşı daha sonra Bahaeddin Nakıboğlu Camii'ne getirildi. Arslan'ı son yolculuğunda şehirdeki devlet ve özel hastanelerde görev yapan yüzlerce doktor ve sağlık personeli yalnız bırakmadı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olan ve bir önceki görev yeri olan Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tanıştığı meslektaşı Sibel Arslan'la 2 yıl önce hayatını birleştiren doktorun geride kalan ailesi de büyük üzüntü yaşadı. Baba Ramazan Arslan, ayakta durmakta güçlük çekerken, gözyaşlarına hâkim olamadı. Arslan'ın naaşı dün öğle vakti kılınan cenaze namazının ardından asri mezarlıkta toprağa verildi. Cenaze aracının arkasından eşi için gözyaşı döken ve 6 aylık hamile olduğu öğrenilen Sibel Arslan'ı yakınları sakinleştirmeye çalıştı.
Cinayetiyle ilgili kan donduran bir gerçek gündeme geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre saldırgan M.G., olaydan sonra kimseyi yanına yaklaştırmayarak genç doktorun ölmesini bekledi.
Olayla ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, şiddete müsaade etmemeye kararlı olduklarını belirterek alınacak yeni önlemlerle ilgili bilgi verdi: "Aldığımız tedbirleri daha da artıracağız. Bu kapsamda sayılarını artırdığımız güvenlik elamanlarımızı ciddi eğitimlere tabi tutuyoruz. Özellikle acil servisler başta olmak üzere, hastanelerimiz başta olmak üzere güvenlik tedbirlerini artırıyoruz. Bu çerçevede görüntüleme sistemleri ile ilgili yeni düzenlemeler de gerçekleştiriyoruz. Hastanelerde x-ray cihazlarına varan tedbirler alınabilir."
Bugün 'acil'ler dışında hizmet yok
İstanbul Tabip Odası, İstanbul'da bugün tüm hastanelerde acil servisler dışında çalışmayacaklarını duyurdu. Şiddete karşı tepkilerini hizmet vermeyerek göstereceklerini ifade eden Genel Sekreter Ali Çerkezoğlu, "Türkiye'deki tüm hekimlerle ve sağlık çalışanları ile birlikte Gaziantep'te bıçaklanarak öldürülen Dr. Ersin Arslan'ı anmak ve tepkimizi göstermek üzere acil sağlık hizmetleri dışında yarın (bugün) hizmet sunmuyoruz." dedi.
Yakalanınca, "Ceza alır mıyım?" diye sordu
Doktor Ersin Arslan'ın katil zanlısı M.G., çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Doğduktan 40 gün sonra anne-babası boşanan zanlıyı, üvey annesinin bakmaması üzerine dedesi Mehmet G.'nin büyüttüğü öğrenildi. Polisteki sorgusunda, kendisini büyüten ve 'ondan başka kimsesinin olmadığını' ifade ettiği dedesinin ölümüne çok üzüldüğünü belirten M.G.'nin, evden aldığı ekmek bıçağıyla genç doktoru servisteki odasında bıçakladığını itiraf ettiği bildirildi. M.G.'nin ifadesi alındığı sırada, yanında bulunan avukatına, "Ben bu işten ceza alır mıyım? Cezaevine girer miyim?'' diye sorduğu belirtildi. Zanlının babası Abdullah G.'nin de doktorun ölümünden büyük üzüntü duyduğu ve, "Keşke doktor değil de kendisi ölseydi." dediği öğrenildi. M.G.'nin cinayeti çevresinin etkisiyle yapmış olabileceğini de alınan bilgiler arasında.
2,5 yılda 131 hekim saldırıya uğradı
Dr. Ersin Arslan'ın öldürülmesi, sağlık çalışanlarına karşı artan şiddeti akıllara getirdi. İstanbul Tabip Odası verilerine göre son 2,5 yılda 131 hekim, 'şiddet' şikâyetiyle yargıya başvurdu. Sağlık çalışanlarına karşı saldırıların iyi analiz edilip gerekli önlemleri almalarının şart olduğunu belirten Güneydoğu Uluslararası Sağlık Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Çevik, "Hekimler de insandır. Ölümü yok edemezler. Doktorlarımız bazen ailesinin yüzünü bile görememektedirler." dedi. Son günlerde medyaya yansıyan doktora şiddet olaylarından bazıları şöyle: İstanbul Haseki'de Dr. Hasan Ceylan, Metris Cezaevi'nden muayeneye getirilen tutuklunun jiletli saldırısı sonucu yaralandı. Çankırı Devlet Hastanesi'nde Dr. Tunç Garip, hastasının kalemli saldırısına uğradı. Malatya'da karma aşı yapmak için 6 aylık bebeğin evine giden Dr. Tuna İnam ile ebe Yurdagül Keklikçi'ye bebeğin babası satırla saldırdı. Muğla'da yaralanan bir kişi, yardıma gelen 112 doktoru Hulki Özen'i darp etti.
(zaman)
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 10:08
Gösterim: 1986
2004'ten bu yana ödeme yapmayan 623 bin mezun Maliye Bakanlığı'na bildirildi. Maliye, vergi daireleri aracılığıyla borçlulardan tahsilat yaparken, elektronik haciz yöntemiyle alınan para miktarı 100 milyon lirayı geçti.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, aralarında öğretim görevlileri, mühendisler ve doktorların bulunduğu 623 bin kişinin zamanında ödeme yapmadığı için haciz mektubu aldığını belirtti. Borçluların büyük bir kısmı sarı zarflı mektubun ardından vergi dairelerinde borcunu takside bağladı. Taksitlendirme yapmayanlara ise elektronik hacizle takip yapan Maliye Bakanlığı, öğrenim kredisi borçlusundan otomatik tahsilat yapıyor.
BORÇLULARI MALİYE'YE DEVRETTİ
Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürlüğü'nün borç tahsilatını aksatanları Maliye'ye devretmesiyle ortaya çıkan 623 bin rakamı burs sisteminin sağlıklı işlemesi için hayati önem taşıyor. Üniversite mezunlarının okurken kullandıkları krediler geri ödemeli olduğu için borcunu vermeyenler KYK'yı ciddi sıkıntıya sokuyor. Her ay 1 milyon 80 bin üniversite öğrencisine 260 lira öğrenim kredisi veren kurum, burs çarkında sıkıntı yaşanmaması için Maliye ile koordineli çalışıyor. Borçlular, Maliye Bakanlığı'na aktarılıyor. Ardından vergi daireleri aracılığıyla bankalara gönderilen elektronik haciz talimatıyla, hesaplara bloke konuluyor. Yapılan taksitlendirmeyle takside bölünen borçlar aylık olarak otomatik olarak kesiliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
2004'ten bu yana ödeme yapmayan 623 bin mezun Maliye Bakanlığı'na bildirildi. Maliye, vergi daireleri aracılığıyla borçlulardan tahsilat yaparken, elektronik haciz yöntemiyle alınan para miktarı 100 milyon lirayı geçti.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, aralarında öğretim görevlileri, mühendisler ve doktorların bulunduğu 623 bin kişinin zamanında ödeme yapmadığı için haciz mektubu aldığını belirtti. Borçluların büyük bir kısmı sarı zarflı mektubun ardından vergi dairelerinde borcunu takside bağladı. Taksitlendirme yapmayanlara ise elektronik hacizle takip yapan Maliye Bakanlığı, öğrenim kredisi borçlusundan otomatik tahsilat yapıyor.
BORÇLULARI MALİYE'YE DEVRETTİ
Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürlüğü'nün borç tahsilatını aksatanları Maliye'ye devretmesiyle ortaya çıkan 623 bin rakamı burs sisteminin sağlıklı işlemesi için hayati önem taşıyor. Üniversite mezunlarının okurken kullandıkları krediler geri ödemeli olduğu için borcunu vermeyenler KYK'yı ciddi sıkıntıya sokuyor. Her ay 1 milyon 80 bin üniversite öğrencisine 260 lira öğrenim kredisi veren kurum, burs çarkında sıkıntı yaşanmaması için Maliye ile koordineli çalışıyor. Borçlular, Maliye Bakanlığı'na aktarılıyor. Ardından vergi daireleri aracılığıyla bankalara gönderilen elektronik haciz talimatıyla, hesaplara bloke konuluyor. Yapılan taksitlendirmeyle takside bölünen borçlar aylık olarak otomatik olarak kesiliyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 19 Nisan 2012 09:49
Gösterim: 1761