Anafen okullarında hareketlilik yaşanıyor. Okulun tabelalarını indirdiği ve okuldaki masa, sandalye ve ekipmanları boşaltmaya başladığı bildirildi. Ataşehir Anafen'de tabelalar sökülürken, Çekmeköy Anafen'de ise okulun boşaltıldığı gözlendi.

Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Anafen okullarında hareketlilik yaşanıyor. Okulun tabelalarını indirdiği ve okuldaki masa, sandalye ve ekipmanları boşaltmaya başladığı bildirildi. Ataşehir Anafen'de tabelalar sökülürken, Çekmeköy Anafen'de ise okulun boşaltıldığı gözlendi.

Son Güncelleme: Cuma, 22 Temmuz 2016 12:25
Gösterim: 2243
Yabancı ve yerli yatırımcıların pazara yatırım yapması ile özel okul yatırımcılığının giderek büyüdüğünü belirten Okulkuran A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı M. Özgür Boza, okul kurulumunda ihtiyaç olan arsa, bina, yatırımcı, kurum ve kuruluşları Okulkuran çatısı altında birleştirerek yeni bir model ortaya koyduklarını söyledi.
Bugüne kadar 40’a yakın projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Boza, yeni projeleri “Anahtar Teslimi Okul” anlayışıyla yaptıklarını dile getirdi.
Son zamanlarda özel öğretim kurumlarının sayısında ciddi bir artış gözleniyor. Bu gelişmeye paralel olarak Okulkuran markasını da sektörde görmeye başladık. Öncelikle bize Okulkuran hakkında bilgi verebilir misiniz?
Okulkuran, adıyla da vurgulamaya çalıştığımız gibi tek işi okul kurmak olan bir şirket. Kurulacak okulun arsasından, öğrenci kabulüne kadar olan süreçte operasyonu üstleniyoruz. Okul kurmak lokasyon tespitinden başlayan, inşaat, tefrişat, tanıtım, öğrenci kabulü gibi ana basamakların çıkıldığı bir merdiven gibidir. Bu süreç birbirine bağlı ve bir öncekinin, kendisinden sonrakini doğurduğu, desteklediği bir operasyondur. Okul kuran tüm bu operasyonda profesyonel destek sunuyor. Şu ana kadar 40 a yakın okul operasyonunu gerek başından sonun kadar, gerek se de bize ihtiyaç olan basamaktan itibaren yürüttük. Kimisinin gayrimenkul, inşaat sürecinde, kimininse öğrenci alım ve tanıtım sürecinde güvendiği marka Okulkuran’dı. Bizim tek işimiz okul kurmak. İşimizde de tek isimiz.
ÖZEL OKULCULUK PROFESYONEL BİR ALAN
Genelde yerleşik ve tanınan marka okulların okul kurma süreçlerini kendilerinin yürüttüklerini biliyoruz. Bu trend değişiyor mu? Bu çerçevede sektöre getirdiğiniz yeni yaklaşımlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu anlayışı verdiğimiz hizmetle yıktığımızı düşünüyoruz. Her işi profesyonelleri yapmalı. Özel okulculuk artık profesyonel anlayışların üstlendiği bir alan, farklı bir işletmecilik. İşletmecilik tarafında elbette amaç kar etmek, kar edip yeni okullar kurmaktır. Yabancı ya da yerli yatırımcıların da pazara yatırım yapması ile Özel Okul Yatırımcılığı büyüdü. Tanınan markalarımızın ekonomik hedeflerinde yılda 10 – 12 okul açmak varken elbette bu operasyonları yürütecek bir birim kurmalı ya da ilk okulunu hatta ikinci okulunu açacak daha küçük ölçekli yeni kurumların da bu operasyonu yürütecek bir ekibe ihtiyacı var. Biz bu ihtiyacın her ikisini de karşılayacak profesyonel insanları ve kaynakları bir araya getirdik. Büyük markaların da, yeni başlayanların da bu profesyonel hizmet için birim istihdam etmesi gerekmiyor. Okul kurmayı amaçlayan kurum ya da kişiler tüm ihtiyaçlarını aynı çatı altında, Okulkuran çatısı altında zaten bulabiliyor. Ayrı ekiplere ya da istihdamlara ihtiyaçları yok. Gerek deneyimlerimizle gerekse de çalışmalarımızla okul kurulumunda ihtiyaç olan arsa, bina, yatırımcı, kurum ve kuruluşları Okulkuran çatısı altında birleştirdik. İstihdam edilmesi ihtiyaç olan bir birimden çok daha fazla kaynağa sahip olduğumuz için talep edene daha fazla seçenek sunabiliyoruz. Gayrimenkul Danışmanı değiliz. Aldığımız projeyi arsadan, inşaattan okul ruhsatına kadar hatta öğrenci kabulüne kadar “Anahtar Teslimi Okul” anlayışımızla bir proje kabul ediyoruz. Referanslarımızda da görebileceğiniz gibi büyük ve güçlü markalarla çözüm ortaklıkları gerçekleştirdik. Türkiye’nin önder eğitim kurumlarına bu hizmeti vermekten de gurur duyuyoruz. Belirttiğiniz gibi yerleşik markalar okul açma operasyonlarını kendileri yürütüyordu. Okulkuran da zaten o markaların operasyonlarını yürüten, deneyimli isimlerin bir araya geldiği rafine bir kuruluş.
ANAHTAR TESLİMİ OKUL SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?
“Anahtar teslimi okul” kavramı neyi ifade ediyor? Bu süreci baştan sona nasıl yönetiyorsunuz?
Biz gayrimenkul işi yapmıyoruz. Gayrimenkul da farklı bir alan. Bizim alanımız değil. Portföyümüzde okul arsasından, binasından başka da bir şey yok. Sadece okul arsa ve binaları var. Aracı kurum ya da kişilerle de çalışmıyoruz. Direk talep eden eğitim kurumu ve arz eden okul arsası, bina sahibi yatırımcıyı bir araya getiriyoruz. Portföyümüzdeki gayrimenkulün 3-5-10 sene sonraki okul halini düşünerek üzerinde çalışıyoruz.
* Lokasyon belirlendikten sonra inşaatını, tadilatını üstleniyoruz. Okul inşaatı farklıdır. Bu çalışmayı tek işi okul yapıları olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Kurumun tanıtım ve öğrenci kabulünü yürütüyoruz. Okul tanıtımı araba, şirket tanıtımından farklıdır. Bu çalışmayı tek işi okul tanıtımı olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Resmi onay sürecini tamamlıyoruz. Resmi onay süreci takvim ve önceki saydığım basamaklara bağlıdır. Bu çalışmayı tek işi okul mevzuatı olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Arsadan, öğrenci kabulüne kadar tek çatı altında, bu hizmeti veren profesyonel insanların birleşen güçlerini sunuyoruz.
* Unutulmamalıdır ki bu basamakların hepsi birbirine bağlıdır.
* Lokasyon doğru seçilmezse, öğrenci bulamazsınız.
* Bina doğru inşa edilemezse, ruhsat alamazsınız.
* Zamanı doğru kullanamazsanız, proje ölü doğar.
* Ölü doğan bir okul projesinin de canlanması çok zor hatta imkansızdır.
Tüm bu basamakları birbiriyle ilişkilendirmek ve ön görmek de deneyim ve profesyonellik gerektirir.
LOKASYON VE TALEP DOĞRU BELİRLENMELİ
Okul açmanın riskleri nelerdir? yatırım yapacaklara neler tavsiye edersiniz?
Okulların da diğer kendi aralarında farklı yönleri ve sunumları vardır. Eğitime bakışları farklıdır, hedefleri farklıdır, fiziki yapıları faklıdır. Bu renkliliktir. Her geçen gün de bu yelpaze genişlemeli. Önemli olan bu farklılığınızı doğru lokasyonda doğru kişilere sunabilmenizdir. Verdiğiniz hizmeti sunduğunuz yeri doğru seçebiliyor ve gelişen anlayışa, zamana göre de kendinizi güncelleyebiliyorsanız risk yok. Talebi doğru görmelisiniz, ilerideki taleplere göre kendinizi güncellemelisiniz ve hizmeti doğru yerde vermelisiniz.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Yabancı ve yerli yatırımcıların pazara yatırım yapması ile özel okul yatırımcılığının giderek büyüdüğünü belirten Okulkuran A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı M. Özgür Boza, okul kurulumunda ihtiyaç olan arsa, bina, yatırımcı, kurum ve kuruluşları Okulkuran çatısı altında birleştirerek yeni bir model ortaya koyduklarını söyledi.
Bugüne kadar 40’a yakın projeyi hayata geçirdiklerini ifade eden Boza, yeni projeleri “Anahtar Teslimi Okul” anlayışıyla yaptıklarını dile getirdi.
Son zamanlarda özel öğretim kurumlarının sayısında ciddi bir artış gözleniyor. Bu gelişmeye paralel olarak Okulkuran markasını da sektörde görmeye başladık. Öncelikle bize Okulkuran hakkında bilgi verebilir misiniz?
Okulkuran, adıyla da vurgulamaya çalıştığımız gibi tek işi okul kurmak olan bir şirket. Kurulacak okulun arsasından, öğrenci kabulüne kadar olan süreçte operasyonu üstleniyoruz. Okul kurmak lokasyon tespitinden başlayan, inşaat, tefrişat, tanıtım, öğrenci kabulü gibi ana basamakların çıkıldığı bir merdiven gibidir. Bu süreç birbirine bağlı ve bir öncekinin, kendisinden sonrakini doğurduğu, desteklediği bir operasyondur. Okul kuran tüm bu operasyonda profesyonel destek sunuyor. Şu ana kadar 40 a yakın okul operasyonunu gerek başından sonun kadar, gerek se de bize ihtiyaç olan basamaktan itibaren yürüttük. Kimisinin gayrimenkul, inşaat sürecinde, kimininse öğrenci alım ve tanıtım sürecinde güvendiği marka Okulkuran’dı. Bizim tek işimiz okul kurmak. İşimizde de tek isimiz.
ÖZEL OKULCULUK PROFESYONEL BİR ALAN
Genelde yerleşik ve tanınan marka okulların okul kurma süreçlerini kendilerinin yürüttüklerini biliyoruz. Bu trend değişiyor mu? Bu çerçevede sektöre getirdiğiniz yeni yaklaşımlar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Bu anlayışı verdiğimiz hizmetle yıktığımızı düşünüyoruz. Her işi profesyonelleri yapmalı. Özel okulculuk artık profesyonel anlayışların üstlendiği bir alan, farklı bir işletmecilik. İşletmecilik tarafında elbette amaç kar etmek, kar edip yeni okullar kurmaktır. Yabancı ya da yerli yatırımcıların da pazara yatırım yapması ile Özel Okul Yatırımcılığı büyüdü. Tanınan markalarımızın ekonomik hedeflerinde yılda 10 – 12 okul açmak varken elbette bu operasyonları yürütecek bir birim kurmalı ya da ilk okulunu hatta ikinci okulunu açacak daha küçük ölçekli yeni kurumların da bu operasyonu yürütecek bir ekibe ihtiyacı var. Biz bu ihtiyacın her ikisini de karşılayacak profesyonel insanları ve kaynakları bir araya getirdik. Büyük markaların da, yeni başlayanların da bu profesyonel hizmet için birim istihdam etmesi gerekmiyor. Okul kurmayı amaçlayan kurum ya da kişiler tüm ihtiyaçlarını aynı çatı altında, Okulkuran çatısı altında zaten bulabiliyor. Ayrı ekiplere ya da istihdamlara ihtiyaçları yok. Gerek deneyimlerimizle gerekse de çalışmalarımızla okul kurulumunda ihtiyaç olan arsa, bina, yatırımcı, kurum ve kuruluşları Okulkuran çatısı altında birleştirdik. İstihdam edilmesi ihtiyaç olan bir birimden çok daha fazla kaynağa sahip olduğumuz için talep edene daha fazla seçenek sunabiliyoruz. Gayrimenkul Danışmanı değiliz. Aldığımız projeyi arsadan, inşaattan okul ruhsatına kadar hatta öğrenci kabulüne kadar “Anahtar Teslimi Okul” anlayışımızla bir proje kabul ediyoruz. Referanslarımızda da görebileceğiniz gibi büyük ve güçlü markalarla çözüm ortaklıkları gerçekleştirdik. Türkiye’nin önder eğitim kurumlarına bu hizmeti vermekten de gurur duyuyoruz. Belirttiğiniz gibi yerleşik markalar okul açma operasyonlarını kendileri yürütüyordu. Okulkuran da zaten o markaların operasyonlarını yürüten, deneyimli isimlerin bir araya geldiği rafine bir kuruluş.
ANAHTAR TESLİMİ OKUL SÜRECİ NASIL İŞLİYOR?
“Anahtar teslimi okul” kavramı neyi ifade ediyor? Bu süreci baştan sona nasıl yönetiyorsunuz?
Biz gayrimenkul işi yapmıyoruz. Gayrimenkul da farklı bir alan. Bizim alanımız değil. Portföyümüzde okul arsasından, binasından başka da bir şey yok. Sadece okul arsa ve binaları var. Aracı kurum ya da kişilerle de çalışmıyoruz. Direk talep eden eğitim kurumu ve arz eden okul arsası, bina sahibi yatırımcıyı bir araya getiriyoruz. Portföyümüzdeki gayrimenkulün 3-5-10 sene sonraki okul halini düşünerek üzerinde çalışıyoruz.
* Lokasyon belirlendikten sonra inşaatını, tadilatını üstleniyoruz. Okul inşaatı farklıdır. Bu çalışmayı tek işi okul yapıları olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Kurumun tanıtım ve öğrenci kabulünü yürütüyoruz. Okul tanıtımı araba, şirket tanıtımından farklıdır. Bu çalışmayı tek işi okul tanıtımı olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Resmi onay sürecini tamamlıyoruz. Resmi onay süreci takvim ve önceki saydığım basamaklara bağlıdır. Bu çalışmayı tek işi okul mevzuatı olan ekiplerimiz yürütüyor.
* Arsadan, öğrenci kabulüne kadar tek çatı altında, bu hizmeti veren profesyonel insanların birleşen güçlerini sunuyoruz.
* Unutulmamalıdır ki bu basamakların hepsi birbirine bağlıdır.
* Lokasyon doğru seçilmezse, öğrenci bulamazsınız.
* Bina doğru inşa edilemezse, ruhsat alamazsınız.
* Zamanı doğru kullanamazsanız, proje ölü doğar.
* Ölü doğan bir okul projesinin de canlanması çok zor hatta imkansızdır.
Tüm bu basamakları birbiriyle ilişkilendirmek ve ön görmek de deneyim ve profesyonellik gerektirir.
LOKASYON VE TALEP DOĞRU BELİRLENMELİ
Okul açmanın riskleri nelerdir? yatırım yapacaklara neler tavsiye edersiniz?
Okulların da diğer kendi aralarında farklı yönleri ve sunumları vardır. Eğitime bakışları farklıdır, hedefleri farklıdır, fiziki yapıları faklıdır. Bu renkliliktir. Her geçen gün de bu yelpaze genişlemeli. Önemli olan bu farklılığınızı doğru lokasyonda doğru kişilere sunabilmenizdir. Verdiğiniz hizmeti sunduğunuz yeri doğru seçebiliyor ve gelişen anlayışa, zamana göre de kendinizi güncelleyebiliyorsanız risk yok. Talebi doğru görmelisiniz, ilerideki taleplere göre kendinizi güncellemelisiniz ve hizmeti doğru yerde vermelisiniz.
Son Güncelleme: Cuma, 15 Temmuz 2016 13:40
Gösterim: 2556
Başarı grafiğini her geçen gün yükselterek, her alanda önemli çalışmalara imza atan Mektebim, Öğrenci Koçluğu sistemi ile öğrencilerini yakından takip ederek, okul, öğretmen, öğrenci ve veli iletişimini sağlıyor. Başarılı okul ve öğrencilerin nasıl bu başarıyı elde ettiğini ve süreci aktaran Mektebim Okulları Akademik Kurul Başkanı Banu Gürün, öğrenciyi bireysel olarak tanımanın faydalarını anlattı.
Mektebim Okulları olarak birçok alanda başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Şampiyon okullar başarıyı nasıl yakalıyorlar?
Okullar için en önemli değerlerin başında pozitif okul iklimi kavramı geliyor. Pozitif okul iklimi oluşturmanın önemli bir parçası da her öğrenciyi iyi tanımak, güçlü ve geliştirilmesi gereken yanlarını bilmek ve her öğrencinin ihtiyacına uygun çözümler üretmek… Okulların görevi sadece akademik anlamda ya da sadece sosyal anlamda geliştiren kurumlar olmak değildir. Okullar, her öğrenciyi tüm bireysel özellikleriyle tanıyıp, onu farklı kılan özellikleri fark eden ve bu farklılıklara göre yönlendirme yapabildiği ölçüde sporda, sanatta, akademik çalışmalarda toplam başarıyı yakalayabiliyorlar. Biz de Mektebim olarak, Öğrenci Koçluğu sistemiyle çocuklarımızı bireysel olarak takip ediyoruz. Beslenmesinden, fiziksel gelişimine ve akademik çalışmalarına kadar bu süreçte koç öğretmenlerimiz gözlem yaparak öğrenci, aile ve okul arasında köprü vazifesi görüyorlar.
OKUL-AİLE-ÖĞRENCİ İLETİŞİMİ DOĞRU YÜRÜTÜLMELİ
Mektebim Okulları’na başarıyı getiren unsurlardan söz edebilir misiniz?
Başarının en önemli ve olmazsa olmaz kavramları disiplin ve ortak amaçlar doğrultusunda işbirliği ile çalışmaktır. Hedefi olmak, kendini tanımak ve elbette ki düzenli çalışma alışkanlığına sahip olmak gerek okul gerekse günlük yaşamda başarıyı getirmektedir. Bu noktada okulun üzerine düşen en önemli görev, okul-aile-öğrenci iletişimini doğru biçimde yapılandırmak ve yürütmekten geçiyor. Her veli, çocuğunun güçlü ve üzerinde çalışılması halinde performans gösterebileceği yönleri ile ilgili olarak okuldan düzenli bilgi almayı hak ediyor. Bu süreç, sağlıklı işlediğinde her öğrencinin farklı alanlarda başarı göstermesi söz konusu olabilir. Elbette ki, süreci takip ve düzenli geri bildirimde bulunmak son derece kritik…
Öğrencilerinizi yarışmalara nasıl hazırlıyorsunuz?
Hangi alan olursa olsun ki, bu alanlar spor, sanat ve akademik olabilir, sonuçta ciddi bir hazırlık süreci gerekiyor. Hazırlık sürecini planlarken önce ulaşılmak istenen hedef belirlendikten sonra hedefe ulaşmak için yapılması gerekenler çocuğun gerçekliğine uygun biçimde planlanmalı… Çocuğun mevcut yaşam düzenini aksatmadan, belirli bir sistematik dâhilinde oluşturulan programlar istenen sonucu veriyor. Belirli dönemlerde azalan motivasyonu güçlendirmek gerektiği için çocuğu bir bütün olarak ele alıp hem ailenin hem de okulun sürekli bilgi alışverişinde bulunması da sürecin doğru yönetimi açısından son derece önemli. Bizler belirlediğimiz akademik ve sosyo-kültürel takvim çerçevesinde hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Öğrencilerimizin ruhsal, fiziksel ve duygusal gelişimlerini destekleyecek, eksiklerini tamamlayacak yıl içi programlar oluşturarak süreci yakından takip ediyor ve velilerimizi bilgilendiriyoruz.
Öğrencileri nasıl yönlendiriyorsunuz?
Rutinde eğitim ve öğretim süreçleri sırasında öğrencilerin güçlendirilmesi gereken yönler hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin daha fazla görüş alanına girer. Ancak pekiştirilip tamamlanması gereken taraflar kadar hatta daha da önemli olan kısım, öğrencinin parlatılıp ortaya çıkartılması gereken yönlerinin keşfedilmesidir. Bazı durumlarda bu yönlerinde öğrencinin ve/ve ya ailesinin bile farkında olmadığı olabiliyor. Okulun asıl üstüne düşen her öğrenciyi tüm yönleriyle tanımak ve anlamak… Her öğrencinin ilgileri, beklentileri ve öncelikleri farklı. Okul, bu bilgileri sağlıklı biçimde anlayabilmek ve resmin bütününü görebilmek için öğrenci ve aileyle düzenli görüşmeler yaptığı gibi, öğrencinin tüm ders öğretmenlerinden de sürekli bilgi almak ve tam bir koordinasyonla ilerlemeli.
BAŞARI DİSİPLİNİ DE GETİRİYOR
Başarı, okulu ve öğrencileri nasıl etkiliyor?
Herhangi bir alanda performans gösteren öğrencinin, erken yaşlarda kazandığı çalışma disiplininin diğer tüm alanları da olumlu etkilediği bilimsel olarak gerçek… Zira çocuğun başarıya ulaşması için izlediği yolu, doğal olarak yaşamının diğer kısımlarına da transfer etmesiyle farklı alanlarda da başarı kazanması söz konusu oluyor. Belirli bir alanda başarıya ulaşmak için programlı, planlı, hedefli ve amaçlı çalışan öğrencide bu tavır alışkanlığa dönüşüyor. Ayrıca performans gösteren öğrencinin özsaygı düzeyi de yükseliyor ve bu da hem okul hem de gelecekteki yaşamını olumlu yönde etkiliyor. Farklı alanlarda başarılı öğrencilerin olduğu okullarda, başarıyı paylaşma ve destek olma gibi olumlu duygular sıkça yaşandığı gibi, disiplin sorunları da neredeyse yok sayılacak düzeye iniyor. Tüm bunların sonucunda ise okulunu bir yaşam alanı olarak gören öğrencilerin, okulu çözüm ortağı olarak benimseyen velilerin ve öğrenciyi bir bütün olarak ele alan öğretmenlerin oluşturduğu pozitif okul iklimi yaratılmış oluyor. Biz de Mektebim olarak başarıyı destekliyor ve süreç boyunca öğrencilerimizin yanında oluyoruz. Hemen hemen her alanda öğrencilerimiz önemli başarılara imza atıyor ve bizleri gururlandırıyorlar.
MEKTEBİM OKULLARININ FARK YARATAN ÖĞRENCİLERİ
Küçük ama Usta
2005 yılında Çorlu’da dünyaya gelen ve Mektebim Okulları Çorlu Kampüsünde eğitimine devam eden Ata Berk Mutlu, reklam filmleriyle başladığı oyunculuk kariyerine bugün Poyraz Karayel dizisiyle devam ediyor. Bu yıl En İyi Çocuk Oyuncu kategorisinde Altın Kelebek ödülüne layık görülen Ata Berk Mutlu, oyunculuk yaşamıyla birlikte eğitimini de en iyi şekilde sürdürüyor. Dersleri ve sınav sonuçları çok iyi olan Ata Berk Mutlu, küçük yaşta başladığı oyunculuk ile de önemli başarılara imza atıyor. Öğretmenlerini ve okulunu çok sevdiğini belirten Mutlu, oyunculuğa devam ederken üniversiteye gitmeyi ve göz doktoru olmayı planlıyor.
Altın Madalya Mektebim’in
Rusya, Çek Cumhuriyeti, Türkiye, Ukrayna, Kazakistan, Bulgaristan, Almanya, Kırgızistan, Tacikistan gibi ülkelerinden ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı XII. URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması’nda Coğrafya branş danışmanı Birol Yıldız ve İngilizce branş danışmanı Dilek Küçükyılmaz eşliğinde coğrafya alanında Mektebim Okulları Silivri Fen Lisesi öğrencisi Can Rüzgâr Mercan altın madalya, İzmir Çiğli Anadolu Lisesi öğrencileri, Sude Mert gümüş madalya, Bengisu Sıla Gürbüz bronz madalya kazanarak Ülkemizi başarıyla temsil etti.
GEF Global Education Festival’de Dünya Birinciliği
Her yıl İtalya Sanremo’da düzenlenen (GEF) Global Education Festival’e “Eğitimde Teknolojinin Yeri ve Çocuklar Arasındaki Eşitlik” konulu iki kısa film ile katılan Mektebim Silivri ve Çorlu Kampüsü öğrencileri, senaryo ve kurgusu tamamen kendilerine ait olan “All the Colors of the World” adlı kısa film projeleriyle Dünya Birinciliğine layık görüldü. Ülkelerini başarıyla temsil eden öğrenciler yeni projeleriyle farklı festivallerde yarışacaklar.
Engelleri aşarak Şampiyon oldu
Türkiye Binicilik Federasyonu ve Dila Atlı Spor Kulübü tarafından düzenlenen Pony Engel Atlama Türkiye Şampiyonası ve Teşvik Yarışmasında Mektebim Silivri Kampüsü 4. Sınıf öğrencisi Aygül Melis Köprülü, ferdi olarak katılarak Saga Des Londes isimli atla birinci oldu. 20’ye yakın profesyonel binicinin katıldığı finalde, birincilik ödülüne layık görülen ilkokul öğrencisi 9 yaşındaki Aygül Melis Köprülü, parkuru en kısa sürede tamamlayarak rakiplerini geride bıraktı.
Kanoda Türkiye’nin gururu
Adana’da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Seyhan Baraj Gölü Kano Kürek Tesisleri'nde gerçekleştirilen Okullararası Yıldız ve Gençler Durgunsu ve Deniz Kanosu Türkiye Şampiyonasında Mektebim Çukurova BİLFEN Okulları öğrencisi 14 yaşındaki Poyraz Güzel yıldızlar kategorisinde birincilik kupasının sahibi oldu. Adana'nın yanı sıra Sakarya, İzmir, Trabzon, Eskişehir, Sinop, Bursa ve Artvin 'den toplam 179 kız ve erkek sporcu katıldığı Türkiye şampiyonasında birinci olan Poyraz Güzel, mutluluğunu takım arkadaşları ile paylaştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Başarı grafiğini her geçen gün yükselterek, her alanda önemli çalışmalara imza atan Mektebim, Öğrenci Koçluğu sistemi ile öğrencilerini yakından takip ederek, okul, öğretmen, öğrenci ve veli iletişimini sağlıyor. Başarılı okul ve öğrencilerin nasıl bu başarıyı elde ettiğini ve süreci aktaran Mektebim Okulları Akademik Kurul Başkanı Banu Gürün, öğrenciyi bireysel olarak tanımanın faydalarını anlattı.
Mektebim Okulları olarak birçok alanda başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Şampiyon okullar başarıyı nasıl yakalıyorlar?
Okullar için en önemli değerlerin başında pozitif okul iklimi kavramı geliyor. Pozitif okul iklimi oluşturmanın önemli bir parçası da her öğrenciyi iyi tanımak, güçlü ve geliştirilmesi gereken yanlarını bilmek ve her öğrencinin ihtiyacına uygun çözümler üretmek… Okulların görevi sadece akademik anlamda ya da sadece sosyal anlamda geliştiren kurumlar olmak değildir. Okullar, her öğrenciyi tüm bireysel özellikleriyle tanıyıp, onu farklı kılan özellikleri fark eden ve bu farklılıklara göre yönlendirme yapabildiği ölçüde sporda, sanatta, akademik çalışmalarda toplam başarıyı yakalayabiliyorlar. Biz de Mektebim olarak, Öğrenci Koçluğu sistemiyle çocuklarımızı bireysel olarak takip ediyoruz. Beslenmesinden, fiziksel gelişimine ve akademik çalışmalarına kadar bu süreçte koç öğretmenlerimiz gözlem yaparak öğrenci, aile ve okul arasında köprü vazifesi görüyorlar.
OKUL-AİLE-ÖĞRENCİ İLETİŞİMİ DOĞRU YÜRÜTÜLMELİ
Mektebim Okulları’na başarıyı getiren unsurlardan söz edebilir misiniz?
Başarının en önemli ve olmazsa olmaz kavramları disiplin ve ortak amaçlar doğrultusunda işbirliği ile çalışmaktır. Hedefi olmak, kendini tanımak ve elbette ki düzenli çalışma alışkanlığına sahip olmak gerek okul gerekse günlük yaşamda başarıyı getirmektedir. Bu noktada okulun üzerine düşen en önemli görev, okul-aile-öğrenci iletişimini doğru biçimde yapılandırmak ve yürütmekten geçiyor. Her veli, çocuğunun güçlü ve üzerinde çalışılması halinde performans gösterebileceği yönleri ile ilgili olarak okuldan düzenli bilgi almayı hak ediyor. Bu süreç, sağlıklı işlediğinde her öğrencinin farklı alanlarda başarı göstermesi söz konusu olabilir. Elbette ki, süreci takip ve düzenli geri bildirimde bulunmak son derece kritik…
Öğrencilerinizi yarışmalara nasıl hazırlıyorsunuz?
Hangi alan olursa olsun ki, bu alanlar spor, sanat ve akademik olabilir, sonuçta ciddi bir hazırlık süreci gerekiyor. Hazırlık sürecini planlarken önce ulaşılmak istenen hedef belirlendikten sonra hedefe ulaşmak için yapılması gerekenler çocuğun gerçekliğine uygun biçimde planlanmalı… Çocuğun mevcut yaşam düzenini aksatmadan, belirli bir sistematik dâhilinde oluşturulan programlar istenen sonucu veriyor. Belirli dönemlerde azalan motivasyonu güçlendirmek gerektiği için çocuğu bir bütün olarak ele alıp hem ailenin hem de okulun sürekli bilgi alışverişinde bulunması da sürecin doğru yönetimi açısından son derece önemli. Bizler belirlediğimiz akademik ve sosyo-kültürel takvim çerçevesinde hazırlıklarımıza devam ediyoruz. Öğrencilerimizin ruhsal, fiziksel ve duygusal gelişimlerini destekleyecek, eksiklerini tamamlayacak yıl içi programlar oluşturarak süreci yakından takip ediyor ve velilerimizi bilgilendiriyoruz.
Öğrencileri nasıl yönlendiriyorsunuz?
Rutinde eğitim ve öğretim süreçleri sırasında öğrencilerin güçlendirilmesi gereken yönler hem ebeveynlerin hem de öğretmenlerin daha fazla görüş alanına girer. Ancak pekiştirilip tamamlanması gereken taraflar kadar hatta daha da önemli olan kısım, öğrencinin parlatılıp ortaya çıkartılması gereken yönlerinin keşfedilmesidir. Bazı durumlarda bu yönlerinde öğrencinin ve/ve ya ailesinin bile farkında olmadığı olabiliyor. Okulun asıl üstüne düşen her öğrenciyi tüm yönleriyle tanımak ve anlamak… Her öğrencinin ilgileri, beklentileri ve öncelikleri farklı. Okul, bu bilgileri sağlıklı biçimde anlayabilmek ve resmin bütününü görebilmek için öğrenci ve aileyle düzenli görüşmeler yaptığı gibi, öğrencinin tüm ders öğretmenlerinden de sürekli bilgi almak ve tam bir koordinasyonla ilerlemeli.
BAŞARI DİSİPLİNİ DE GETİRİYOR
Başarı, okulu ve öğrencileri nasıl etkiliyor?
Herhangi bir alanda performans gösteren öğrencinin, erken yaşlarda kazandığı çalışma disiplininin diğer tüm alanları da olumlu etkilediği bilimsel olarak gerçek… Zira çocuğun başarıya ulaşması için izlediği yolu, doğal olarak yaşamının diğer kısımlarına da transfer etmesiyle farklı alanlarda da başarı kazanması söz konusu oluyor. Belirli bir alanda başarıya ulaşmak için programlı, planlı, hedefli ve amaçlı çalışan öğrencide bu tavır alışkanlığa dönüşüyor. Ayrıca performans gösteren öğrencinin özsaygı düzeyi de yükseliyor ve bu da hem okul hem de gelecekteki yaşamını olumlu yönde etkiliyor. Farklı alanlarda başarılı öğrencilerin olduğu okullarda, başarıyı paylaşma ve destek olma gibi olumlu duygular sıkça yaşandığı gibi, disiplin sorunları da neredeyse yok sayılacak düzeye iniyor. Tüm bunların sonucunda ise okulunu bir yaşam alanı olarak gören öğrencilerin, okulu çözüm ortağı olarak benimseyen velilerin ve öğrenciyi bir bütün olarak ele alan öğretmenlerin oluşturduğu pozitif okul iklimi yaratılmış oluyor. Biz de Mektebim olarak başarıyı destekliyor ve süreç boyunca öğrencilerimizin yanında oluyoruz. Hemen hemen her alanda öğrencilerimiz önemli başarılara imza atıyor ve bizleri gururlandırıyorlar.
MEKTEBİM OKULLARININ FARK YARATAN ÖĞRENCİLERİ
Küçük ama Usta
2005 yılında Çorlu’da dünyaya gelen ve Mektebim Okulları Çorlu Kampüsünde eğitimine devam eden Ata Berk Mutlu, reklam filmleriyle başladığı oyunculuk kariyerine bugün Poyraz Karayel dizisiyle devam ediyor. Bu yıl En İyi Çocuk Oyuncu kategorisinde Altın Kelebek ödülüne layık görülen Ata Berk Mutlu, oyunculuk yaşamıyla birlikte eğitimini de en iyi şekilde sürdürüyor. Dersleri ve sınav sonuçları çok iyi olan Ata Berk Mutlu, küçük yaşta başladığı oyunculuk ile de önemli başarılara imza atıyor. Öğretmenlerini ve okulunu çok sevdiğini belirten Mutlu, oyunculuğa devam ederken üniversiteye gitmeyi ve göz doktoru olmayı planlıyor.
Altın Madalya Mektebim’in
Rusya, Çek Cumhuriyeti, Türkiye, Ukrayna, Kazakistan, Bulgaristan, Almanya, Kırgızistan, Tacikistan gibi ülkelerinden ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı XII. URFODU Uluslararası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması’nda Coğrafya branş danışmanı Birol Yıldız ve İngilizce branş danışmanı Dilek Küçükyılmaz eşliğinde coğrafya alanında Mektebim Okulları Silivri Fen Lisesi öğrencisi Can Rüzgâr Mercan altın madalya, İzmir Çiğli Anadolu Lisesi öğrencileri, Sude Mert gümüş madalya, Bengisu Sıla Gürbüz bronz madalya kazanarak Ülkemizi başarıyla temsil etti.
GEF Global Education Festival’de Dünya Birinciliği
Her yıl İtalya Sanremo’da düzenlenen (GEF) Global Education Festival’e “Eğitimde Teknolojinin Yeri ve Çocuklar Arasındaki Eşitlik” konulu iki kısa film ile katılan Mektebim Silivri ve Çorlu Kampüsü öğrencileri, senaryo ve kurgusu tamamen kendilerine ait olan “All the Colors of the World” adlı kısa film projeleriyle Dünya Birinciliğine layık görüldü. Ülkelerini başarıyla temsil eden öğrenciler yeni projeleriyle farklı festivallerde yarışacaklar.
Engelleri aşarak Şampiyon oldu
Türkiye Binicilik Federasyonu ve Dila Atlı Spor Kulübü tarafından düzenlenen Pony Engel Atlama Türkiye Şampiyonası ve Teşvik Yarışmasında Mektebim Silivri Kampüsü 4. Sınıf öğrencisi Aygül Melis Köprülü, ferdi olarak katılarak Saga Des Londes isimli atla birinci oldu. 20’ye yakın profesyonel binicinin katıldığı finalde, birincilik ödülüne layık görülen ilkokul öğrencisi 9 yaşındaki Aygül Melis Köprülü, parkuru en kısa sürede tamamlayarak rakiplerini geride bıraktı.
Kanoda Türkiye’nin gururu
Adana’da Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Seyhan Baraj Gölü Kano Kürek Tesisleri'nde gerçekleştirilen Okullararası Yıldız ve Gençler Durgunsu ve Deniz Kanosu Türkiye Şampiyonasında Mektebim Çukurova BİLFEN Okulları öğrencisi 14 yaşındaki Poyraz Güzel yıldızlar kategorisinde birincilik kupasının sahibi oldu. Adana'nın yanı sıra Sakarya, İzmir, Trabzon, Eskişehir, Sinop, Bursa ve Artvin 'den toplam 179 kız ve erkek sporcu katıldığı Türkiye şampiyonasında birinci olan Poyraz Güzel, mutluluğunu takım arkadaşları ile paylaştı.
Son Güncelleme: Perşembe, 23 Haziran 2016 16:37
Gösterim: 2677
37 yıl önce 57 öğrenci ve 3 kadrolu öğretmen ile lisan dershanesi olarak yola çıkan Diltaş, bugün 300’e yakın eğitim personeli ve 2 bin 700’ü aşan öğrenci sayısıyla 3 kampüste eğitim – öğretim veriyor. Diltaş’ın temellerini atan okulun kurucusu Ali Ataman, özel üniversit yasasının çıkmasıyla bu alana da gireceklerini belirterek, “Çocuklarımızın okul öncesi ile başlayan Diltaş’taki eğitimleri ilerleyen yıllarda “Diltaş Üniversitesi”nden mezuniyetiyle tamamlanacak.” diye konuşuyor.
Başarılarıyla adından söz ettiren, uygulamaları araştırılan, örnek alınan bir okul Diltaş. 37 yıl önce lisan dershanesi olarak eğitime başlayıp bugün Türkiye’nin en başarılı özel okulları arasında yer alan bir başarı hikayesi. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman ve tüm fertleriyle heyecanın, dinamiğin hiç azalmadığı bir aile. Konya Diltaş Eğitim Kurumlarını her yönüyle Ali Ataman’la konuştuk.
Eğitim sektörüne adım atışınızın hikayesini kısaca anlatır mısınız?
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunuyum. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra Konya Büyükşehir Belediyesinde çeşitli müdürlüklerde ve başkanlık kademelerinde devletimize hizmet edip emekli oldum. Ardından Konya’da 1980 yılında yabancı dil kursları vermek amacıyla Diltaş’ı kurduk. Daha o yıllarda kendimize bir hedef belirledik. Konya’mızın ve Türkiye’mizin “Eğitimde Önder”i olmak. 1987 yılına kadar yabancı dil ve üniversiteye hazırlık kursu olarak hizmet verdik. Başarılarımızla Konya’da ve Türkiye’de ismimizi duyurmaya başlamıştık. O dönemde Konya’da ciddi anlamda bir özel okul ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için Özel Diltaş Lisesi’ni açtık. 1987 yılından itibaren eğitim sektöründeki faaliyetlerimize Özel Diltaş Lisesiyle devam ettik. Sıradan bile sayılamayacak koşullarda sıra dışılığı gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. İlk yılımızda 57 öğrencimiz ve 3 kadrolu öğretmenimiz vardı. Bugün 3 kampüsümüzde 2 bin 700’ü aşan öğrenci sayısına ve 300’e yakın eğitim personeline ulaştık. Bizim için ne büyük mutluluk ki ilklerin kurumu olan Diltaş, bugün yeni yatırımlarıyla Türkiye’mizin “Eğitimde Önder”i olmaya devam etmektedir.
SINAVA DEĞİL BELENE’YE GİDİYORUZ DİYEN ÖĞRENCİNİN BAŞARISI
Diltaş başarısını nasıl sağladı?
Aslında bir anım var. Bu sorunun cevabı olabilir. Bir gün Fen Lisesi’nden bir öğrenci geldi. Okulumuza kayıt olmak istiyor. Ailesiyle birlikte idarecilerimizle görüşmüşler, benimle de tanışmak istemişler. Ona şunu söyledim: “Benim okulumda okuman için ilk başta okulun tüm kurallarına uyacaksın. Ben seni alırım ama bir yıl sonra istediğim notlar ve sınav başarısı gelmezse okuldan geri gönderirim.” Çocuk daha önce hiç böyle bir şey hiç duymamış. İki gün sonra geldi, şartlarınızı kabul ediyorum dedi ve eğitime başladı. Siz prensiplerinizi koyarsınız. Başarı için öğrenciler ve veliler de buna uyar. Çocukların ufak tefek haşarılıkları elbette olacaktır. Bunu büyük boyutlara çekmemelisiniz. 7 yıl öncesiydi. Lise son sınıf öğrencilerimizi üniversite sınavı hazırlık kampına götürüyorduk. Çocuk babasına “Biz sınava hazırlık kampına gitmiyoruz, adeta Belene’ye gidiyoruz.” demiş. Ama o çocuğumuz Türkiye 9.su oldu. Diltaş’ta her öğrenciye karşı koşulsuz sevgi ve fedakarlık vardır. Ama bu okulda disiplinden, kurallardan asla ödün verilmez. Bu bağlamda iyi bir yol tutturduğumuzu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra kadromuzda ciddi bir istikrar var. Şu an ki mevcut öğretim kadromuzun kurumlarımızda çalışma süresi ortalama 15 yılın üzerinde. Kendisini eğitim camiasında ispatlamış ve saygınlık gören bir ekiple çalışıyoruz. Velilerimize, öğrencilerimize ve çalışanlarımıza sıklıkla memnuniyet anketleri yapıyoruz. Bu anketlerin sonuçlarında ilk olarak güvenilir bir kurum olduğumuz ortaya çıkıyor. Bu bizim için en önemlisi. Sonuç olarak insanların en değerli varlıklarını emanet olarak alıyoruz. Bunun hakkını vermenin sorumluluğunu taşımak ve her an bunu hissetmek gerekiyor.
BUGÜNÜN ANNE-BABALARI ÇOCUKLARDAN KORKUYOR!
Aileleri nasıl yönlendiriyorsunuz?
Maalesef günümüzde anne ve baba çocuktan korkuyor. Ergenlik çağı vs. Bu ergenlik bize hiç vurmadı mı? Anne baba çocuğuyla arkadaş olacak. Bir yandan anne babalığın saygısını korumak suretiyle. Aileler evlatlarına yapamayacağı şeyleri asla vaat etmeyecek ya da söylemeyecek. Ölçün kadar konuşacaksın. Biz çocuklara karşı net değiliz. Bu çocuklar süper. Benim dönemimden, sonraki dönemlerden daha da süper. Ama biz onları işleyecek kapasitede değiliz. Biz çocuklardan geri kaldık. Yüzde 90 veli de maalesef çağın ve çocuğun gerisinde. Veli diyor ki benim zamanımda şöyleydi. Evet, senin zamanında öyleydi ama şimdi öyle değil. Bizler bu noktada öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle ve velilerimizle birlikte ortak bir şekilde hareket ediyoruz. Karşılıklı beklentilerimizi çok iyi bilip hedeflerimizi beraber saptıyoruz. Bu süreçte herkes de üstüne düşeni gerektiği gibi yapıyor. Sonunda da başarı elbette geliyor.
Siz de Diltaş gibi bir okulda eğitim almak ister miydiniz?
Hem de nasıl isterdim. Bizim eğitim hayatımız zorluklarla geçti. 5 buçuk yaşında annemi kaybettim. Bakacak kimse yok. O zaman babam okula verdi. Devamında rahmetli babam çağırdı. O da gazeteciydi. Mustafa Ataman. Hem hocam, hem babam, hem canım, hem ciğerim. “Bak oğlum” dedi. “Ben bir fikir işçisiyim. Ne olacağın belli olmaz. Hayat. İstikbalinin iyi olmasını isterim. Seni Ticaret Lisesi’ne göndereyim.” Ben aslında hukukçu olmak istiyordum. Nedenini sordum. “Ölürüm kalırım. Ticaret mezunları hemen defter tutmaya başlar sen de hayatını kurtarırsın.” dedi. Mantıklı geldi. Gazete, simit satarak, istasyonda karpuz atarak, biraz daha büyüyünce Muhacir Pazarı’nda patlıcan, domates satarak büyüdüm. Diltaş gibi bir okulda eğitim alsaydım her şey farklı olabilirdi.
Diltaş Eğitim Kurumlarında eğitim “Okul Öncesi” ile başlıyor ve üniversiteye kadar uzanıyor. Peki bize ilk adımdan yani “Okul Öncesi” eğitiminizden biraz bahseder misiniz?
Bilindiği üzere 0-6 yaş arasında çocukların zihinsel, duygusal, sosyal, bedensel gelişiminin % 70’i tamamlanmaktadır. Okul öncesi dönem olarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi ise çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıklarının, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve biçimlendiği dönemdir. Bu süreçte kazanılan davranış biçimleri, tüm yaşam boyunca devam etmektedir. İşte bizlerin okul öncesine verdiğimiz önem bu teorik süreçlerin ışığında başlar. Biz her kadememizde olduğu gibi okul öncesinde de “koşulsuz sevgi”yi temel eğitim felsefemiz olarak benimseriz. Bu noktadan sonra bir çocuğun gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yeteneklerini göz önüne alınır, sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişmelerini sağlamak amacıyla olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkartıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı eğitimcilerin etkin olduğu kaliteli bir okul öncesi eğitim programı sunulur. Böylece bu eğitim kademesine dahil olan çocuklarımız diğer çocuklara kıyasla gelecekte okul başarıları daha yüksek, sosyal ve duygusal, sözel, zihinsel, fiziksel gelişim açısından daha yetkin olduklarını görebilirsiniz.
DİLTAŞ ÜNİVERSİTESİ İLE HALKA TAMAMLANACAK
Hedef dediniz de Diltaş Eğitim Kurumlarının hedefi nedir?
Üniversite. En büyük hedefimiz bu. Üniversite kanununda özel üniversitelerle ilgili madde yayınlanırsa, özel üniversiteler yasallaşırsa biz özel üniversiteyi kurmaya hazırız. Özel üniversiteyi iki yıl içinde bitiririz. 10 yıl içinde de bu üniversiteyi Türkiye çapında başarılı bir üniversite yaparız. Bizim okullarımızda siyasete yer yok, ama idealler var. Milli manevi değerler var, vatanın bütünlüğü var. Yakın vadedeki hedefimiz de Konya’da 4. kampüsümüzü açarak Diltaş’ın 40. Yılında 4000 öğrencimizi Diltaş Ailesinin ferdi haline getirmektir.
Şöyle özetleyebiliriz; “Çocuklarımızın okul öncesi ile başlayan Diltaş’taki eğitimleri ilerleyen yıllarda “Diltaş Üniversitesi”nden mezuniyetiyle tamamlanacak.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
37 yıl önce 57 öğrenci ve 3 kadrolu öğretmen ile lisan dershanesi olarak yola çıkan Diltaş, bugün 300’e yakın eğitim personeli ve 2 bin 700’ü aşan öğrenci sayısıyla 3 kampüste eğitim – öğretim veriyor. Diltaş’ın temellerini atan okulun kurucusu Ali Ataman, özel üniversit yasasının çıkmasıyla bu alana da gireceklerini belirterek, “Çocuklarımızın okul öncesi ile başlayan Diltaş’taki eğitimleri ilerleyen yıllarda “Diltaş Üniversitesi”nden mezuniyetiyle tamamlanacak.” diye konuşuyor.
Başarılarıyla adından söz ettiren, uygulamaları araştırılan, örnek alınan bir okul Diltaş. 37 yıl önce lisan dershanesi olarak eğitime başlayıp bugün Türkiye’nin en başarılı özel okulları arasında yer alan bir başarı hikayesi. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ataman ve tüm fertleriyle heyecanın, dinamiğin hiç azalmadığı bir aile. Konya Diltaş Eğitim Kurumlarını her yönüyle Ali Ataman’la konuştuk.
Eğitim sektörüne adım atışınızın hikayesini kısaca anlatır mısınız?
Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunuyum. Üniversite eğitimimi tamamladıktan sonra Konya Büyükşehir Belediyesinde çeşitli müdürlüklerde ve başkanlık kademelerinde devletimize hizmet edip emekli oldum. Ardından Konya’da 1980 yılında yabancı dil kursları vermek amacıyla Diltaş’ı kurduk. Daha o yıllarda kendimize bir hedef belirledik. Konya’mızın ve Türkiye’mizin “Eğitimde Önder”i olmak. 1987 yılına kadar yabancı dil ve üniversiteye hazırlık kursu olarak hizmet verdik. Başarılarımızla Konya’da ve Türkiye’de ismimizi duyurmaya başlamıştık. O dönemde Konya’da ciddi anlamda bir özel okul ihtiyacı vardı. Bu ihtiyaca cevap verebilmek için Özel Diltaş Lisesi’ni açtık. 1987 yılından itibaren eğitim sektöründeki faaliyetlerimize Özel Diltaş Lisesiyle devam ettik. Sıradan bile sayılamayacak koşullarda sıra dışılığı gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. İlk yılımızda 57 öğrencimiz ve 3 kadrolu öğretmenimiz vardı. Bugün 3 kampüsümüzde 2 bin 700’ü aşan öğrenci sayısına ve 300’e yakın eğitim personeline ulaştık. Bizim için ne büyük mutluluk ki ilklerin kurumu olan Diltaş, bugün yeni yatırımlarıyla Türkiye’mizin “Eğitimde Önder”i olmaya devam etmektedir.
SINAVA DEĞİL BELENE’YE GİDİYORUZ DİYEN ÖĞRENCİNİN BAŞARISI
Diltaş başarısını nasıl sağladı?
Aslında bir anım var. Bu sorunun cevabı olabilir. Bir gün Fen Lisesi’nden bir öğrenci geldi. Okulumuza kayıt olmak istiyor. Ailesiyle birlikte idarecilerimizle görüşmüşler, benimle de tanışmak istemişler. Ona şunu söyledim: “Benim okulumda okuman için ilk başta okulun tüm kurallarına uyacaksın. Ben seni alırım ama bir yıl sonra istediğim notlar ve sınav başarısı gelmezse okuldan geri gönderirim.” Çocuk daha önce hiç böyle bir şey hiç duymamış. İki gün sonra geldi, şartlarınızı kabul ediyorum dedi ve eğitime başladı. Siz prensiplerinizi koyarsınız. Başarı için öğrenciler ve veliler de buna uyar. Çocukların ufak tefek haşarılıkları elbette olacaktır. Bunu büyük boyutlara çekmemelisiniz. 7 yıl öncesiydi. Lise son sınıf öğrencilerimizi üniversite sınavı hazırlık kampına götürüyorduk. Çocuk babasına “Biz sınava hazırlık kampına gitmiyoruz, adeta Belene’ye gidiyoruz.” demiş. Ama o çocuğumuz Türkiye 9.su oldu. Diltaş’ta her öğrenciye karşı koşulsuz sevgi ve fedakarlık vardır. Ama bu okulda disiplinden, kurallardan asla ödün verilmez. Bu bağlamda iyi bir yol tutturduğumuzu düşünüyoruz. Bunun yanı sıra kadromuzda ciddi bir istikrar var. Şu an ki mevcut öğretim kadromuzun kurumlarımızda çalışma süresi ortalama 15 yılın üzerinde. Kendisini eğitim camiasında ispatlamış ve saygınlık gören bir ekiple çalışıyoruz. Velilerimize, öğrencilerimize ve çalışanlarımıza sıklıkla memnuniyet anketleri yapıyoruz. Bu anketlerin sonuçlarında ilk olarak güvenilir bir kurum olduğumuz ortaya çıkıyor. Bu bizim için en önemlisi. Sonuç olarak insanların en değerli varlıklarını emanet olarak alıyoruz. Bunun hakkını vermenin sorumluluğunu taşımak ve her an bunu hissetmek gerekiyor.
BUGÜNÜN ANNE-BABALARI ÇOCUKLARDAN KORKUYOR!
Aileleri nasıl yönlendiriyorsunuz?
Maalesef günümüzde anne ve baba çocuktan korkuyor. Ergenlik çağı vs. Bu ergenlik bize hiç vurmadı mı? Anne baba çocuğuyla arkadaş olacak. Bir yandan anne babalığın saygısını korumak suretiyle. Aileler evlatlarına yapamayacağı şeyleri asla vaat etmeyecek ya da söylemeyecek. Ölçün kadar konuşacaksın. Biz çocuklara karşı net değiliz. Bu çocuklar süper. Benim dönemimden, sonraki dönemlerden daha da süper. Ama biz onları işleyecek kapasitede değiliz. Biz çocuklardan geri kaldık. Yüzde 90 veli de maalesef çağın ve çocuğun gerisinde. Veli diyor ki benim zamanımda şöyleydi. Evet, senin zamanında öyleydi ama şimdi öyle değil. Bizler bu noktada öğrencilerimizle, öğretmenlerimizle ve velilerimizle birlikte ortak bir şekilde hareket ediyoruz. Karşılıklı beklentilerimizi çok iyi bilip hedeflerimizi beraber saptıyoruz. Bu süreçte herkes de üstüne düşeni gerektiği gibi yapıyor. Sonunda da başarı elbette geliyor.
Siz de Diltaş gibi bir okulda eğitim almak ister miydiniz?
Hem de nasıl isterdim. Bizim eğitim hayatımız zorluklarla geçti. 5 buçuk yaşında annemi kaybettim. Bakacak kimse yok. O zaman babam okula verdi. Devamında rahmetli babam çağırdı. O da gazeteciydi. Mustafa Ataman. Hem hocam, hem babam, hem canım, hem ciğerim. “Bak oğlum” dedi. “Ben bir fikir işçisiyim. Ne olacağın belli olmaz. Hayat. İstikbalinin iyi olmasını isterim. Seni Ticaret Lisesi’ne göndereyim.” Ben aslında hukukçu olmak istiyordum. Nedenini sordum. “Ölürüm kalırım. Ticaret mezunları hemen defter tutmaya başlar sen de hayatını kurtarırsın.” dedi. Mantıklı geldi. Gazete, simit satarak, istasyonda karpuz atarak, biraz daha büyüyünce Muhacir Pazarı’nda patlıcan, domates satarak büyüdüm. Diltaş gibi bir okulda eğitim alsaydım her şey farklı olabilirdi.
Diltaş Eğitim Kurumlarında eğitim “Okul Öncesi” ile başlıyor ve üniversiteye kadar uzanıyor. Peki bize ilk adımdan yani “Okul Öncesi” eğitiminizden biraz bahseder misiniz?
Bilindiği üzere 0-6 yaş arasında çocukların zihinsel, duygusal, sosyal, bedensel gelişiminin % 70’i tamamlanmaktadır. Okul öncesi dönem olarak adlandırılan 0-6 yaş dönemi ise çocuğun öğrenmesinin en yoğun olduğu, temel alışkanlıklarının, zihinsel yeteneklerinin en hızlı geliştiği ve biçimlendiği dönemdir. Bu süreçte kazanılan davranış biçimleri, tüm yaşam boyunca devam etmektedir. İşte bizlerin okul öncesine verdiğimiz önem bu teorik süreçlerin ışığında başlar. Biz her kadememizde olduğu gibi okul öncesinde de “koşulsuz sevgi”yi temel eğitim felsefemiz olarak benimseriz. Bu noktadan sonra bir çocuğun gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yeteneklerini göz önüne alınır, sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişmelerini sağlamak amacıyla olumlu kişilik temellerinin atıldığı, yaratıcı yönlerinin ortaya çıkartıldığı, çocukların kendilerine güven duymalarının sağlandığı eğitimcilerin etkin olduğu kaliteli bir okul öncesi eğitim programı sunulur. Böylece bu eğitim kademesine dahil olan çocuklarımız diğer çocuklara kıyasla gelecekte okul başarıları daha yüksek, sosyal ve duygusal, sözel, zihinsel, fiziksel gelişim açısından daha yetkin olduklarını görebilirsiniz.
DİLTAŞ ÜNİVERSİTESİ İLE HALKA TAMAMLANACAK
Hedef dediniz de Diltaş Eğitim Kurumlarının hedefi nedir?
Üniversite. En büyük hedefimiz bu. Üniversite kanununda özel üniversitelerle ilgili madde yayınlanırsa, özel üniversiteler yasallaşırsa biz özel üniversiteyi kurmaya hazırız. Özel üniversiteyi iki yıl içinde bitiririz. 10 yıl içinde de bu üniversiteyi Türkiye çapında başarılı bir üniversite yaparız. Bizim okullarımızda siyasete yer yok, ama idealler var. Milli manevi değerler var, vatanın bütünlüğü var. Yakın vadedeki hedefimiz de Konya’da 4. kampüsümüzü açarak Diltaş’ın 40. Yılında 4000 öğrencimizi Diltaş Ailesinin ferdi haline getirmektir.
Şöyle özetleyebiliriz; “Çocuklarımızın okul öncesi ile başlayan Diltaş’taki eğitimleri ilerleyen yıllarda “Diltaş Üniversitesi”nden mezuniyetiyle tamamlanacak.”
Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Haziran 2016 12:13
Gösterim: 3123
Öğrenci odaklı bir eğitim anlayışını benimseyen ve sosyal ortam farkındalığı yüksek bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü Lise Müdürü Miray Şengül, öğrencilerini sosyal sorumluluk projelerinde de desteklediklerini söylüyor.
Her yıl iki kez öğrenci-öğretmen-veli işbirliği ile geliri çeşitli yardım kuruluşlarına bağışlanmak üzere düzenlenen kurum bünyesinde gerçekleştirilen kermeslerde Avrupa Koleji öğrencilerinin aktif görev aldıklarını ve öğrencilerin organizasyonun her sürecini kendilerinin yönlendirdiklerini ifade eden Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü Lise Müdürü Miray Şengül, “Avrupa Koleji Okulları’nda artık bir gelenek gibi sürdürülen bu yardımlaşma anlayışı her öğrenci ve öğretmenin ortak düşünme tarzı olmuştur. Bu şekilde empati kurabilen bireylerin yetiştirildiği kurum olma hedefini de gerçekleştirmek mümkün olabiliyor.” diye konuşuyor.
ENGELSİZ MATEMATİK GÖRME ENGELLİLERE IŞIK OLDU
Bu yaklaşımın ürünleri olarak nitelenebilecek iki örneği anlatan Şengül, ilk örneği “Matematiğe dokunmak hiç bu kadar anlamlı olmamıştı” diye insanı düşündüren bir serüven olarak nitelendiriyor.
Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü 6. sınıf öğrencileri Bernis Dila Ergül ve Ecehan Kekum’un, matematik öğretmenleri Gülşah Ekinci’ye farklı bir şeyler üretmek ve insanların hayatlarını değiştirmek istediklerini söylemeleriyle Engelsiz matematik projesinin ortaya çıktığını ifade eden Şengül, sonraki süreci şu sözlerle anlatıyor: “Bu çok iddalı bir hedefti. Onları yönlendirme konusunda profesyonel olan öğretmenlerinden biri “eğer görme engelli olsaydınız matematik derslerini nasıl algılardınız hiç düşündünüz mü?” sorusunu yöneltir öğrencilerine. İşte bu soru ilk kıvılcımdır. Buradan yola çıkan öğrenciler ve öğretmenleri görme engellilerin matematik öğrenmelerini kolaylaştırabilecek bir materyal yapmaya karar verirler. Başlangıçta bir proje yarışması hazırlığı olarak başlar çalışmaları. Tasarladıkları materyal uzun çalışmalardan sonra oluşur. Artık bu materyalin denenmesi gerekmektedir. Öğrencilerimiz ve öğretmenleri görme engellilerin eğitim aldığı bir okulu ziyaret ederler. Aldıkları tepkiler beklediklerinden daha olumludur. Bazı ekleme ve düzeltmeler yapmaları konusundaki tavsiyelerle okula dönerler. Büyük bir heyecanla materyallerini yeniden düzenlemeye başlarlar. Bu oluşuma okul ve aileler de destek vermektedir. Hedefledikleri yarışmaya katılıp ikincilik ödüllerini alırlar ancak artık amaçları derece değildir aslında. Onlar okullarının da desteğiyle görme engelli öğrencilere yardım edebilecekleri bir sosyal sorumluluk projesinin merkezindedirler artık. Küçücük yürekleriyle ortaya koydukları bu büyük çaba meyvelerini vermektedir. Projeleri görsel basının ilgisini çekmiş ve ana haber bültenlerinde öğrenciler ve öğretmenleri bu süreci tüm ülkeye anlatabilme fırsatını da yakalamışlardır. Bugünlerde materyallerini geliştirme çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu geliştirme çalışmalarını da Görme Engelliler Federasyonu ile yaptıkları görüşmeler doğrultusunda kurumun da desteği ile sürdürüyorlar.”
AVRUPA KOLEJİ OYUNCULARI GELİRİ BAĞIŞLIYOR
Diğer örnek ise Avrupa Anadolu Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu ve yardım amaçlı kurulan Tiyatro Kulübü olduğunu dile getiren Miray Şengül, Avrupa Koleji Okullarının sanata ve sosyal sorumluluk projelerine olan duyarlılığından yola çıkarak, katkıda bulunmak isteyen öğrencilerin bir araya gelerek Avrupa Koleji Oyuncuları adı altında oluşturduğu tiyatro kulübünün, 2014 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürdüğünü söylüyor.
Yıl içinde en az bir oyun olmak üzere performans hazırlayan öğrencilerin, sergiledikleri gösteri sonrası oyunun tüm gelirini bir yardım kuruluşuna bağışladıklarını belirten Şengül, kulüp faaliyetleri hakkında şu bilgileri veriyor: “Kulüp, oyunun konusunu güncel, eğitsel ve eleştirel olarak seçmeye özen gösteriyor. Şimdiye kadar küresel ısınma, çarpık kentleşme, sağlık sorunları gibi başlıklarda oyunlar oynayan grup, ulaştıkları kitleyi hem bilinçlendirme hem de çözüme katkıda bulunmalarını sağlama amacı güdüyor. Küresel ısınma ve muhtemel sonuçları üzerine hazırladıkları oyunda elde ettikleri tüm geliri TEMA vakfına bağışlarken, insan sağlığını konu alan oyunda ise LÖSEV’e katkıda bulunmuşlardır.”
Şengül, Tiyatro Kulübü’nün gönüllülük esasına göre tüm öğrencilere açık şekilde oluşturulduğunu, sanatta yetenekten ziyade çalışmanın ve azmin önemini farkında olan oyuncu öğrencilerin, emek verdiklerinde ortaya çıkan ürünü gördüklerindeki heyecan ve coşkuyu seyirciyle paylaşmaktan mutluluk duyduklarını ifade ettiklerini vurguluyor. İşbirliği içerisinde oyunun her aşaması ile ilgilenen oyuncuların, kostümden dekora her hazırlığı kendi önerileri doğrultusunda oluşturduklarını belirten Şengül, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Avrupa Koleji Oyuncuları çalışmalarına sene başında temel oyunculuk çalışmalarıyla başlıyor. Prodüksiyon çalışmasına geçmeden önce; fiziksel aksiyon çalışmaları, mekan tanımlama, olmayan nesnelerle ilişki kurma, ses ve diyafram egzersizleri gibi sahne çalışmalarının ardından partnerli güven alıştırmaları ve serbest doğaçlama çalışmaları yapılmaktadır. Tüm bu süreç boyunca öğrenciler hem sosyal iletişim becerilerini geliştirmiş hem de aidiyet duygusu kazanmış oluyorlar. Çalışması yapılan oyunlar farklı dönemlerde sergilenmektedir. Yıl sonu gösterileri, okumuzun yaz festivali ve 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü kapsamında düzenlenen şenliklerde hem okulumuz öğrencilerine yapılan sunumlarda hem de dışarıdan katım sağlanan açık gösterimlerde seyirci ile buluşturuluyor. Öğrencilerimiz, yaptıkları çalışmaları sahne sanatları üzerinden bir sosyal sorumluluk projesi haline getirip, bunu gelenekselleştirme ve devamlılığını sağlama konusunda kararlı olmaları bizleri mutlu ediyor.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Özel Okullar
Öğrenci odaklı bir eğitim anlayışını benimseyen ve sosyal ortam farkındalığı yüksek bireyler yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü Lise Müdürü Miray Şengül, öğrencilerini sosyal sorumluluk projelerinde de desteklediklerini söylüyor.
Her yıl iki kez öğrenci-öğretmen-veli işbirliği ile geliri çeşitli yardım kuruluşlarına bağışlanmak üzere düzenlenen kurum bünyesinde gerçekleştirilen kermeslerde Avrupa Koleji öğrencilerinin aktif görev aldıklarını ve öğrencilerin organizasyonun her sürecini kendilerinin yönlendirdiklerini ifade eden Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü Lise Müdürü Miray Şengül, “Avrupa Koleji Okulları’nda artık bir gelenek gibi sürdürülen bu yardımlaşma anlayışı her öğrenci ve öğretmenin ortak düşünme tarzı olmuştur. Bu şekilde empati kurabilen bireylerin yetiştirildiği kurum olma hedefini de gerçekleştirmek mümkün olabiliyor.” diye konuşuyor.
ENGELSİZ MATEMATİK GÖRME ENGELLİLERE IŞIK OLDU
Bu yaklaşımın ürünleri olarak nitelenebilecek iki örneği anlatan Şengül, ilk örneği “Matematiğe dokunmak hiç bu kadar anlamlı olmamıştı” diye insanı düşündüren bir serüven olarak nitelendiriyor.
Avrupa Koleji Kazlıçeşme Kampüsü 6. sınıf öğrencileri Bernis Dila Ergül ve Ecehan Kekum’un, matematik öğretmenleri Gülşah Ekinci’ye farklı bir şeyler üretmek ve insanların hayatlarını değiştirmek istediklerini söylemeleriyle Engelsiz matematik projesinin ortaya çıktığını ifade eden Şengül, sonraki süreci şu sözlerle anlatıyor: “Bu çok iddalı bir hedefti. Onları yönlendirme konusunda profesyonel olan öğretmenlerinden biri “eğer görme engelli olsaydınız matematik derslerini nasıl algılardınız hiç düşündünüz mü?” sorusunu yöneltir öğrencilerine. İşte bu soru ilk kıvılcımdır. Buradan yola çıkan öğrenciler ve öğretmenleri görme engellilerin matematik öğrenmelerini kolaylaştırabilecek bir materyal yapmaya karar verirler. Başlangıçta bir proje yarışması hazırlığı olarak başlar çalışmaları. Tasarladıkları materyal uzun çalışmalardan sonra oluşur. Artık bu materyalin denenmesi gerekmektedir. Öğrencilerimiz ve öğretmenleri görme engellilerin eğitim aldığı bir okulu ziyaret ederler. Aldıkları tepkiler beklediklerinden daha olumludur. Bazı ekleme ve düzeltmeler yapmaları konusundaki tavsiyelerle okula dönerler. Büyük bir heyecanla materyallerini yeniden düzenlemeye başlarlar. Bu oluşuma okul ve aileler de destek vermektedir. Hedefledikleri yarışmaya katılıp ikincilik ödüllerini alırlar ancak artık amaçları derece değildir aslında. Onlar okullarının da desteğiyle görme engelli öğrencilere yardım edebilecekleri bir sosyal sorumluluk projesinin merkezindedirler artık. Küçücük yürekleriyle ortaya koydukları bu büyük çaba meyvelerini vermektedir. Projeleri görsel basının ilgisini çekmiş ve ana haber bültenlerinde öğrenciler ve öğretmenleri bu süreci tüm ülkeye anlatabilme fırsatını da yakalamışlardır. Bugünlerde materyallerini geliştirme çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu geliştirme çalışmalarını da Görme Engelliler Federasyonu ile yaptıkları görüşmeler doğrultusunda kurumun da desteği ile sürdürüyorlar.”
AVRUPA KOLEJİ OYUNCULARI GELİRİ BAĞIŞLIYOR
Diğer örnek ise Avrupa Anadolu Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu ve yardım amaçlı kurulan Tiyatro Kulübü olduğunu dile getiren Miray Şengül, Avrupa Koleji Okullarının sanata ve sosyal sorumluluk projelerine olan duyarlılığından yola çıkarak, katkıda bulunmak isteyen öğrencilerin bir araya gelerek Avrupa Koleji Oyuncuları adı altında oluşturduğu tiyatro kulübünün, 2014 yılından bu yana faaliyetlerini sürdürdüğünü söylüyor.
Yıl içinde en az bir oyun olmak üzere performans hazırlayan öğrencilerin, sergiledikleri gösteri sonrası oyunun tüm gelirini bir yardım kuruluşuna bağışladıklarını belirten Şengül, kulüp faaliyetleri hakkında şu bilgileri veriyor: “Kulüp, oyunun konusunu güncel, eğitsel ve eleştirel olarak seçmeye özen gösteriyor. Şimdiye kadar küresel ısınma, çarpık kentleşme, sağlık sorunları gibi başlıklarda oyunlar oynayan grup, ulaştıkları kitleyi hem bilinçlendirme hem de çözüme katkıda bulunmalarını sağlama amacı güdüyor. Küresel ısınma ve muhtemel sonuçları üzerine hazırladıkları oyunda elde ettikleri tüm geliri TEMA vakfına bağışlarken, insan sağlığını konu alan oyunda ise LÖSEV’e katkıda bulunmuşlardır.”
Şengül, Tiyatro Kulübü’nün gönüllülük esasına göre tüm öğrencilere açık şekilde oluşturulduğunu, sanatta yetenekten ziyade çalışmanın ve azmin önemini farkında olan oyuncu öğrencilerin, emek verdiklerinde ortaya çıkan ürünü gördüklerindeki heyecan ve coşkuyu seyirciyle paylaşmaktan mutluluk duyduklarını ifade ettiklerini vurguluyor. İşbirliği içerisinde oyunun her aşaması ile ilgilenen oyuncuların, kostümden dekora her hazırlığı kendi önerileri doğrultusunda oluşturduklarını belirten Şengül, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Avrupa Koleji Oyuncuları çalışmalarına sene başında temel oyunculuk çalışmalarıyla başlıyor. Prodüksiyon çalışmasına geçmeden önce; fiziksel aksiyon çalışmaları, mekan tanımlama, olmayan nesnelerle ilişki kurma, ses ve diyafram egzersizleri gibi sahne çalışmalarının ardından partnerli güven alıştırmaları ve serbest doğaçlama çalışmaları yapılmaktadır. Tüm bu süreç boyunca öğrenciler hem sosyal iletişim becerilerini geliştirmiş hem de aidiyet duygusu kazanmış oluyorlar. Çalışması yapılan oyunlar farklı dönemlerde sergilenmektedir. Yıl sonu gösterileri, okumuzun yaz festivali ve 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü kapsamında düzenlenen şenliklerde hem okulumuz öğrencilerine yapılan sunumlarda hem de dışarıdan katım sağlanan açık gösterimlerde seyirci ile buluşturuluyor. Öğrencilerimiz, yaptıkları çalışmaları sahne sanatları üzerinden bir sosyal sorumluluk projesi haline getirip, bunu gelenekselleştirme ve devamlılığını sağlama konusunda kararlı olmaları bizleri mutlu ediyor.”
Son Güncelleme: Perşembe, 23 Haziran 2016 13:51
Gösterim: 6742