banner

‘Oyun’un eğitimdeki önemi




Eğitim, istenilen amaçlara göre insan davranışlarının planlı olarak geliştirilmesi ve değiştirilmesi için belli ilkeler doğrultusunda çeşitli teknikleri gerektirmektedir. Öğrenmeyi etkileyen etmenlerin birbirleriyle olan ilişkisinden kaynaklanan sistematik gelişmeler, çocuk eğitiminde önemli basamaklar teşkil etmektedir. Bu çerçevede çocuğun en ciddi uğraşı olan oyunu ele aldığımızda bilişsel, duyuşsal ve psiko-motor alanlarda öğrenmenin en doğal ortamı olduğunu görmekteyiz. Bu süreçte çocuk pek çok şeyi kendi kendine deneyerek öğrenmekte, kendinde gizil bir güç olarak var olan yeteneklerini geliştirmektedir. Aynı zamanda yetişkinin müdahelesi olmaksızın birçok çatışmalarını ve sorunlarını ilgili duyguları bastırılmadan yaşama fırsatı bulabilmektedir.

Oyun çocuğun gelişiminde belli süreçler içinde önemli rol oynar; kişilik yapısının gelişimi, hayallerinin ve beklentilerinin dramatize edilmesi, sosyal gelişimi, iletişimi, etkileşimi vb. bu süreçlerin yaşanmasında çocukların kolay etki altında kaldıkları, çevreden gelen uyarılara anında tepki gösterdikleri ve olayları birbirinden bağımsız olarak değerlendirdikleri bilinmektedir. Olumlu sonuç elde ettikleri deneyimleri tekrarlayıp neticede bu deneyimlerinden edindikleri bilgileri özümleyerek benlik kavramlarını geliştirirler. Bu doğrultuda oyun yaratıcı ve ifade edici bir ortam olarak çocukların kendi güdülerini, duygularını, fantazilerini gerçekleştirmeleri, çelişkilerini ve korkularını yaşamaları için önemli bir ortam oluşturmaktadır.

Çocuğun yetişkinden farkı

Çocuk kendini ifade ederken yetişkinlerden çok farklı yollar kullanır. Çocuk yaşantıları anlaşılmaz ve karmaşık olup yetişkinlerin iletişim şemalarına benzer tarzda değildir. Yetişkinlerin ön yargıları, kalıp düşünceleri, değerleri, tabuları çocuk dünyasında yer almaz. Bu nedenle yetişkin çocuğun deneyimlerini tam olarak değerlendiremez. Yetişkinlerin çocuğu anlayabilmesi için kendi tutum ve değerlerini bir kenara itip çocuğun davranışlarını yakından gözlemlemesi gerekir. Çocuk kavramlardan çok kendi vücut öğelerini ifade etme aracı olarak kullanır. Bu bedensel tepkiler, müzik ve ritmik hareket, drama, pandomim etkinliklerinde doğaçlama olarak ortaya çıkar. Çocuğun sözel ifadelerinin anlamı, kendi dünyasında yarattığı karmaşık öznel yaşantısından kaynaklanır. Yetişkin, çocuğun söylediklerini, onun hangi istek, ilgi ve gereksinimden kaynaklandığını belirli bir bağlam içinde değerlendirdiği süre anlayabilir. Örneğin tek bir sözcük çocuk için birçok duygu ve olaylar dizisini temsil edebilir. Çocuk oyun içinde korkularını en açık biçimde ortaya koyar, bir sorununu yansıtır ya da sadece ‘öyleymiş gibi’ bir olayı canlandırır. Canlandırdığı olaylar kendisiyle ilgili olmayabilir, ordan burdan duyduğu, gördüğü olayların bir karışımı olabilir. Bu senaryolar gerçeği yansıtmaktan uzak olup farklı şemaların birleşimiyle yeni kavramların gelişimine hizmet etmektedir. Bu oyun ortamı, çocuğun bilişsel ve kişilik dinamiğini oluşturması sürecinde deneme-yanılma ve sınama yoluyla araştırma, alıştırma özelliği taşır ve yaşanmış olayların organize edilmesi ve özümlenmesi olanağını doğurur. Bu ortamdaki davranışlar yetişkinlerin müdahelesi olmadan kendi gelişim düzeyinde özgürce yer aldığı için eğlendirici, zevk verici ve stres azaltıcı özellikler taşır.

Oyun ve Etkin Öğrenme

Günümüzde eğitimciler, etkin öğrenmenin insan potansiyelinin bütünüyle gelişebilmesi için temel teşkil ettiğini ve gelişimsel açıdan uygun öğrenme durumları sağlayarak etkin öğrenmenin en verimli şekilde gerçekleşeceği görüşündedirler.Bu doğrultuda oyun bütün gelişim alanlarını destekleyen çocuk merkezli genel çerçeve programı etkili öğrenme ortamını oluşturmaktadır. Oyun ortamında gördüğümüz tekrar davranışlarıyla çocuk, ancak kendi zihinsel yapılarının el verdiği kadarı ile özümleyebildiği bilgilerden yola çıkarak kendi gerçeklik yapılarını oluşturur. Bu gerçeklik yapıları, yeni deneyimler ve farklı bakış açılarıyla etkileşimler aracılığı ile değişime uğrar ve zihinde  yeniden yapılanır.

Etkin öğrenme dört boyutta ele alınabilir (Hohmann&Weikart 2000):

1.Nesnelerle doğrudan deneyim kazanma: Etkin öğrenme materyal ile oyuncak  kullanımına dayanır.

2.Yapılan hareketler üzerinde düşünme: Burada etkin öğrenme hem etki yaratmak hem de ortaya çıkan davranışları anlama, yorumlama, kavramlaştırma yoluyla bilişsel alandaki etkinliğini içermektedir.Çocuklarda kavram ve düşünce bir anlamda hareket yoluyla gelişmektedir.

3.İçten güdümlü keşfetme/üretme isteği: Çocuğun içten güdümlü olarak onu sorular sormaya, amaçları araştırmaya, deney yapmaya, zihninde yeni yapılar oluşturmaya yöneltir.

4.Problem çözme: Çocuklar amaçları doğrultusunda beklenmedik sonuçlar, engeller ile karşılaştıklarında mevcut bilgileri ile olası varsayımlarını birleştirerek yeni bilgilere ve çözümlere gidecek öğrenme ve gelişim sürecine girerler.

Oyunun Gelişim Alanlarına Etkileri

Farklı gelişim alanlarındaki kazanımlar, çocuğun kapasitesinin en üst seviyeye çıkarılmasına olanak verir. Çocuk bu kazanımlar sayesinde yaşam deneyimleriyle yeteneklerini geliştirir. Oyunun etki alanlarını şu şekilde açıklayabiliriz:

a.Öğrenme alanı: Çocuğun bilinmeyenleri kendisi için anlaşılır duruma getirmesi, çevresini tanıması, beceri kazanmasıdır.

b.Yaratıcılık alanı: Çocuk oyun sürecinde çevresinde gördüklerini tekrarlama ve diğer kişilerin davranışlarını taklit etmekle kalmayıp bu etkinliklere kendiliğinden de birşeyler katma, onları değiştirme davranışları da gösterir.

c.Problem çözme ve uzlaşma alanı: Oyun ortamında bir araya gelen farklı yetenek ve becerilere sahip çocukların seçkisiz şekilde ortak etkinliklerde bulunmasını sağlar. Oyunda ortaya çıkan kişilik özelliklerine ve becerilere bağlı çatışmalar bencilliğe ve küsmelere yol açabilir. Çocuk aile çevresinden gelen psikososyal özelliklerini davranışlarına yansıtır. Oyun bu gibi kişisel davranışların demokratik sosyal yaşam için gerekli uyum sürecinden geçmesine ve uzlaşma stratejilerinin geliştirilmesine imkan verir. Çocuğun işbirliği, hoşgörü, sırasını bekleme, takdir etme, paylaşma, yardımlaşma, yönetme eşgüdüm içinde çalışma gibi toplumsal özellikler kazanmasını destekler. Karşılaşılan sorunların üstesinden gelebilmek için birlikte karar verme, hareket etme, sonuca yönelik olumlu davranışlar sergileme bilinci yine sosyal oyun ortamında kazanılır.

d.Ruhsal sağlık alanı: Oyuna katılan çocuk, yaptığı etkinliklerle bir iş yapmanın, bir ürün ortaya çıkarmanın sevincini ve gururunu taşır. Bu psikolojik durum onun başka işlere el atma, güçlükleri yenme, risk alma, sorun çözme tutumları geliştirmesine destek olur. Çocuğun benliği açısından ruhsal deneyimler ve kazanımlar üç alanda ele alınabilir: a) duygusal ve kişilik gelişim alanı; kendini sevme ve denetleme, neler yapabileceğini bilme, çalışma disiplini, kendini yeniden yaratma, kendini ifade etme, kişisel ve toplumsal alışkanlıklar, b) cinsel kimlik alanı; toplumsal yaşamda cinsel rolünü, bu rollerden beklentileri, giyim kuşam şeklini, anne babasıyla özdeşleşme sürecini oyuna yansıtır, c) ahlak ve vicdan gelişim alanı; isteklerini gerçekleştirirken bunların toplum beklentilerine bağlı olarak ne derece kabul edilebilir olduğunu, ne şekilde ifade edeceğini ve uzlaşmanın rolünü kavrar. Kendi kararlarını verebilmeyi ve sonuçlarına katlanmayı öğrenir. Bu şekilde duygusal dengesini kurabilen, vicdanını kontrol edebilen, iç denetim uygulayabilen, kendini sevebilen bir kişilik geliştirebilir.

e.Toplumsal ve kültürel gelişim alanı: Çocuğun yaşadığı kültürle bağlarının geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi oyun içinde mümkün olabilir. Toplumsal yaşamda gereken selamlaşma, güler yüzlü olma, olumlu tutum sergileme, başkalarının hakkına saygı gösterme gibi görgü kuralları oyun ortamında pekiştirilir.

Eğitsel oyun grupları, oyun sürecinin değerini ortaya koyması açısından önemlidir. Çocuk dehşet veren korkularını, saldırganlık duygularını ortaya dökerken aynı zamanda savunma mekanizmalarını da geliştirir. Oyunun önemli işlevlerinden biri de düzenleyici bir mekanizma oluşudur. Çocuk kendine acı veren duygularını göstermeye çalışırken uyum sağlayıcı bir davranış ortaya çıkar. Bu süreçte çocuk fiziksel ve sosyal çevresini kontrol altına alır, başka bir deyişle bu alanlarda beceri kazanmış olur.

Oyunun yaratıcı bir etkinlik olma özelliği de vardır. Olayları farklı bir açıdan ele alma, dikkatini farklı bir noktaya yoğunlaştırma, farklı düşünceler arasında yeni ilişkiler keşfetme, yeni düzenlemeler yapma etkinliğe dinamik ve güdüleyici özellikler katar. Olaylarda ve kurguda yaptığı değişiklikler ve bileşimler onun özgün ve farklı ifadeler yaratmasına temel teşkil eder. Anlaşılmaz ve karmaşık olayları kendi bilişsel seviyesine uygun şekilde çözümler ve kendince anlamlı hale getirir.

Oyun Etkinliklerinde Dikkate Alınması Gereken Eğitsel Stratejiler

•Çocuğa stresini ifade şansı verilirken, davranışlarının etkileri geribildirim yoluyla kendine yansıtılmalıdır. Bu şekilde çocuk zamanla yaptığı davranışlarının sorumluluğunu almasını öğrenir.

•Yetişkinin çocukla iletişiminde tutarsız bir tutum içinde olması olumsuz sonuçlar doğurabilir. Oysa tutarlı bir tutum çocuğun yetişkine güven duymasını sağlar .

•Yetişkin sosyo-dramatik oyunlarda çocukların yaşıtlarıyla kaynaşmalarına yardımcı olabilir.

•Yetişkin çocuğun isteği üzerine oyuna katıldığı durumlarda, fikir vermekle, model olmakla ve ipuçları vermekle oyunu destekler, genişletebilir, ayrıntılarla zenginleştirebilir ve oyunun uzun süre devamını sağlayabilir. Bu şekilde çocuğun sorunlarına çözüm getirmesine, çok yönlü düşünebilmesine olanak veren, yaratıcı seçenekler sunan, esnek ortamlar yaratılır.

•Yetişkin gözlemlediği çocuğun diğer çocuklarla oynarken yaşadığı duyguları çocuğa yansıtarak, çocuğun sosyal uyumsuzluğuna ve korkularına yoğunlaşabilir.

•Sosyo-dramatik oyunda çocuk özgürdür. Sosyal kurallara özen gösterilmekle beraber önceden belirlenmiş sonu belli olan senaryolar yoktur. Oyunun akışı çocukların doğaçlama ifadelerine bağlıdır.

•Çocuk, doğru ve yanlışlarıyla kabul edildiğini gördüğünde kendi dünyasında rahat etmeye başlar, etkin olabileceğini görür. Bu yaklaşım ona güven kazandırır, karşılaştığı olayları sağlıklı bir şekilde algılar, çözümler getirmeyi dener.

•Kabul edildiğini hisseden, kendine duyarlı yetişkinlerle iletişime giren çocuk duyguları hakkında konuşmayı ve akranlarıyla paylaşmayı öğrenir.

•Çocuklardaki hayal gücü, duygusal yapılarında var olan yaşam enerjisi, başarıya odaklı olmaları onların özgürce hareket etmeleri ve yaratıcı olmaları için yeterli bir zemin teşkil etmektedir.

Çocuklara bu anlayışla yaklaşıldığında eğitimciler ve yetişkinlerin, onları kendi dünyalarında özgür bırakmaları gerekir. İstenmeyen davranışları karşısında ceza uygulamak, baskıcı davranmak, aşağılamak, korkutmak, katı disiplin uygulamak eğitici yöntemler olmayıp, bilakis istenmeyen davranışları körükleyen ve kalıcılığa yol açan olumsuz tepkilerdir. Oyun ortamını desteklemek, uygun materyal ve konular sağlayarak rehberlik etmek yetişkinlerin eğitmen olarak katkıda bulunabilecekleri davranışlardır.

Prof. Dr. Müzeyyen Sevinç

Yeditepe Üniversitesi

Eğitim Fakültesi

Eğitim Bilimleri Bölümü

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.