Bahçeşehir Üniversitesi dersleri iş dünyası ile belirliyor




“Üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesinde lokomotif etken, birbirini dinleyen ve karşılıklı ihtiyaçları analiz ederek buna uygun çıktılar sunan bir yapının gelişmesi olacaktır” diyen Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şenay Yalçın, CO-OP Programını oluşturarak öğrencileri çalışma hayatına hazırladıklarını söylüyor. Prof. Dr. Yalçın, bu programın içeriklerini iş dünyası ile ortak hazırladıklarını ve derslerin birebir sektör temsilcileri tarafından verildiğini belirtiyor.

senay_yalci_bauBahçeşehir Üniversitesi’nin üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesine yönelik izlediği stratejiler hakkında bilgi verir misiniz?

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) olarak Türkiye’de ilk defa başlattığımız CO-OP – “Kampüsüm İşyerim” programı ile üniversite-sanayi işbirliğinin gerçek manada hayata geçmesini sağladık. “CO-OP” (Cooperative Education) üniversite-iş dünyası işbirliğine dayalı bir eğitim modelidir.

CO-OP, öğrencinin lisans eğitimi sırasında bir iş yerinde çalışmasına dayalı bir eğitimdir. Burada amaç; eğitim ile çalışma hayatını bütünleştirmektir. CO-OP Eğitimi’yle çalışma hayatına hazırlanan öğrenciler bu sayede mezun olduktan sonra iş yerindeki öğrenme süresini en aza indirirler. CO-OP kesintisiz bir çalışmadır ve tek bir iş yerinde tamamlanır. CO-OP çalışmasının süresi en az 3 ay, en fazla 9 aydır. BAU’nun CO-OP aracılığıyla 1500 yurtiçi ve 150 yurtdışı olmak üzere 1650 şirketle anlaşması bulunuyor.

2 BİN KURUMLA ANLAŞMALIYIZ

Sanayi dünyasından hangi kurumlarla işbirliği içerisindesiniz? Birlikte çalışmada bulunacağınız kurumları seçerken neleri dikkate alıyorsunuz?

Öğrencilerimizin mezun olduktan sonra profesyonel hayata adım atacakları hemen her sektöre ilişkin şirketlerle işbirliği içerisindeyiz. Hızlı tüketimden enerjiye, medyadan otomotive kadar geniş bir yelpazede 2 bine yakın kurumla anlaşmamız mevcut. Burada temel amaç, öğrencilerimizi gelecekte çalışmak istedikleri alan ve sektörün lider şirketleriyle henüz üniversitede iken buluşturabilmek.

Sanayi temsilcilerinin sizden beklentileri genellikle neler oluyor? Sanayi temsilcilerin görüşleri doğrultusunda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz? Mesela ders programlarınızı sanayinin istediği şekilde değiştiriyor musunuz?

CO-OP Modeli altında hayata geçirdiğimiz bir diğer fonksiyon da Markalı Dersler... CO-OP Eğitim Modeli’nin Türkiye’de yükseköğretim sistemine getirdiği en özgün yeniliklerden biri olan Markalı Ders kavramında firmaların kendi alan, ürün, hizmet ve uygulamaları konusunda nitelikli işgücü yetiştirmek için Bahçeşehir Üniversitesi’nde kendi markalarıyla açtıkları dersler yer almakta. Firmalar uygulamaya dönük olan bu derslerin içeriklerini sektörel ihtiyaçlarına göre hazırlıyorlar. Bu dersler birebir sektör temsilcileri tarafından veriliyor. Öğrenciler markalı dersleri seçmeli ders olarak alıyor ve kredi kazanıyorlar. Markalı dersler, alanda altyapı gerektirdiği için sadece ilgili bölüm veya bölümlerin altında CO-OP kodu ile açılıyor ve sadece o bölümlerin 3. ve 4. sınıf öğrencileri tarafından seçilebiliyor.

Bu derslerin arasında öğrencilerin kişisel gelişimine ağırlık veren, iş yaşam pratiğine odaklı dersler de yer alıyor. Tüm bölümlerden öğrencilerin seçebilecekleri ve her dönem tekrar edilen kişisel gelişim dersleri, öğrencilerin özgüvenlerini artırmak, kişisel ilişkilerini ve iletişim becerilerini geliştirmek ve bilgiyi nasıl kullanacaklarına rehberlik etmek üzere tasarlandılar.

Özetle ders programlarımızı sanayinin istediği şekilde değiştirmek yerine, derslerin içeriğini sanayi ile ortak hazırlıyoruz denilebilir. Dersin sonunda başarılı olan öğrenciler bir de ilgili kurumun imzasının da yer aldığı sertifikaya sahip oluyorlar.

FARKIMIZ ÖĞRENCİLERİMİZE YURTDIŞI DENEYİMİ KAZANDIRMAK

Öğrencilerinize staj ve mezuniyet sonrası iş bulmalarına yardımcı olmak adına hangi kurumlarla işbirliği içindesiniz? Bu kurumlar ne gibi özelliklere sahip elemanlar arıyor?

Üniversitemiz bünyesinde yer alan kariyer geliştirme merkezimiz öğrencilerimize hem öğrencilikleri süresince hem de mezun olduktan sonra iş deneyimi yaşamaları konusunda destek oluyor. Farklılık yaratmaya çalıştığımız alan ise öğrencilerimize mutlaka uluslararası deneyim kazandıracak kapılar açabilmek. Berlin, Roma, Silikon Vadisi ve Washington DC’de yer alan kendi kampüslerimizde açtığımız programlarla öğrencilerimize yurtdışı deneyimi yaşama olanağı sunuyoruz. Bu da her öğrencimize kendi alanındaki dünya devi şirket ve markaları merkezlerinde inceleme ve staj yapma fırsatı sağlıyor. İşbirliği içerisinde olduğumuz şirketler de kendi kriterlerine göre dönem dönem bizlerden mezun ve öğrenci istihdamına yönelik taleplerde bulunuyor. Özellikle BARC adını verdiğimiz ve yalnızca mezunlarımıza yönelik projeler geliştiren birimimiz, eğitimini tamamlamış öğrencilerimize kariyer desteği sunuyor.

Ülkemizde üniversite sanayi işbirliği neden gelişmiyor? Bu işbirliğinin gelişmesi için hangi çalışmalar yapılmalıdır? Siz bugüne kadar bu gelişime katkı sağlamak için hangi projelere imza attınız?

Üniversite-sanayi işbirliğinin gelişmesinde lokomotif etken, birbirini dinleyen ve karşılıklı ihtiyaçları analiz ederek buna uygun çıktılar sunan bir yapının gelişmesi olacaktır. Sanayinin hangi yetkinlik ve kazanımlara ihtiyaç duyduğunu dinleyerek ve buna uygun modeller geliştirerek işbirliğini istenen seviyeye çıkartabilirsiniz. Sektörü dinlemeyen, ihtiyaçlarını göz ardı eden bir eğitim-öğretim modelinin etkinliği uzun süreli değildir. Bu sebeple Markalı Derslerimizin içeriğini birebir sektör temsilcilerinin istek ve önerileri doğrultusunda oluşturuyoruz. Kendi alanında uzman ve lider şirketlerin yöneticileri henüz lisans seviyesindeki öğrencilerimize kampüsümüzde bir ya da iki dönem ders veriyorlar. Bu da henüz üniversite sıralarındayken öğrencilerimizin iş dünyasıyla ve elbette güncel bilgilerle tanışmasına olanak sağlıyor.

ÜNİVERSİTELERİN TEMEL GÖREVİ SANAYİNİN İHTİYACINI KARŞILAMAK

Üniversite-sanayi işbirliğinin önemi nedir? Bu projelerin artması ülkemize neler kazandırır?

Her alanda süratli bir değişimin yaşandığı günümüzde ülkeler kendi refah seviyelerini yükseltmek istemekte ve bu çerçevede eğitim, sağlık ve ekonomi alanlarında gelişme mücadelesi vermektedir. Bu mücadelenin ana öğesini ve kalkınmanın temelini hiç şüphesiz teknoloji üretebilen ve bilgiye sahip olan yüksek seviyede eğitilmiş toplumlar oluşturmaktadır. Bilgiye sahip olmak ve bu bilgiyi teknoloji üretimine dönüştürebilmek için de üniversitelere ve sanayiye önemli görevler düşer.

Üniversitelerin temel görevi bir yandan eğitim ve öğretim hizmetleri sunmak, diğer yandan da temel ve uygulamalı alanlarda araştırma yapmaktır. Araştırmaların çoğunluğunu da temel araştırmalar, bir kısmını ise uygulamalı araştırmalar oluşturur. Burada temel amaç yürütülen uygulamalı araştırmalarla sanayinin problemlerine pratik çözümler getirmek olmalıdır. Diğer bir ifadeyle üniversiteler bir yandan yaptıkları eğitim-öğretim faaliyetleri ile sanayinin ihtiyaç duydukları Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) personelini yetiştirmekte, diğer yandan da araştırma yaparak sanayinin ihtiyaç duyacağı alanlarda bilgi üretmeye çalışmaktadır. Bu ve benzer projelerin artması ilk başta da sözünü ettiğimiz refah seviyesinin istenen düzeylere erişmesine öncülük edecektir.

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.