Girişimciliğin adresi meslek yüksekokulları olmalı




Vakıf Meslek Yüksekokulları Birliği Başkanı ve Kavram Meslek Yüksekokulu Kurucusu Bahattin Durmuş, mesleki yeterliliği olmayan toplumların gelişemeyeceklerini vurgulayarak devletin meslek yüksekokullarını desteklemesi gerektiğini ifade ediyor.

2007 yılından bu yana mesleki eğitime yönelik açtığı programları büyük ilgi gören Kavram Meslek Yüksekokulu, öğrencilere kaliteli eğitim olanakları sunuyor. Vakıf Meslek Yüksekokulları Birliği Başkanı ve Kavram Meslek Yüksekokulu Kurucusu Bahattin Durmuş, mesleki yeterliliği olmayan toplumların gelişemeyeceklerini vurgulayarak devletin meslek yüksekokullarını desteklemesi gerektiğini ifade ediyor.

Ülkemizde mesleki eğitimi geliştirmeye yönelik yeni yeni adımlar atılmaya başlandı. Mesleki eğitimin ülkemizde geldiği nokta hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mesleki eğitim oran olarak tam istenilen noktada değil. Ama düşük bir oranda da olduğunu söyleyemeyiz. Gerek liselerde gerek meslek yüksekokullarında okuyan öğrenci sayısına baktığımız zaman işler fena değil. Ama mesleki eğitim etkin ve tam hakkıyla yapılabiliyor mu, doğru ürünü veriyor mu diye bakarsak kesinlikle yeterli değil. Etkili bir eğitim, uygulamalı bir eğitim ve mesleki eğitimi almış kişilerin -artık biz onlara öğrenci demiyoruz-, bir elemanın hemen iş yerine gittiği, diğer tabirle piyasaya girdiği, sanayi ya da ticaret hayatında yerini aldığı zaman üretici olabiliyor mu, üretken olabiliyor mu? Bu anlamda çok yeterli değil.

2000’li yıllardan bugüne Türkiye ekonomisinde bir büyüme söz konusu. Dolayısıyla iş dünyasında da bu büyümeyi görüyoruz. Buna paralel olarak iş dünyasının ihtiyaçlarını karşılayacak bir mesleki eğitim büyümesini görüyor muyuz?

Mesleki yeterliliği olmayan toplumlar gelişemezler. Hakikaten meslek alanında iyi eğitilmiş, bilgi ve beceriyle donatılmış eleman sayınız yeterli değilse gelişmede kasılırsınız. Buna somut örnek verelim; bilişim konusunda danışmanlık yapan bir arkadaşımız var. Onların bir toplantısında işittim. 100 binden fazla elemana acilen ihtiyaç var. Türkiye’de onca bilgisayar programcılığı eğitimi veriliyor. Bölümleri, meslek yüksekokulları ve fakülteleri var. Buna rağmen oralardan mezun olanlar yetmiyor. Nicelik olarak yetse bile nitelik olarak yetmiyor.

Türkiye’de yayıncılık müthiş gelişti. Benim de yayıncılık yapan şirketim var. Dizgi elemanı arıyoruz, yani kitabı, testi, sınavı dizecek, bir programda yazacak. Ama eleman bulamıyoruz. Bu sebeple grafik tasarım bölümündeki hocalarla görüştük, yayıncılık şirketimizdeki arkadaşlara eğitim vermeleri için. Böylece hem grafik tasarımı hem de dizgi yapabilen eleman olacaklar. Bu özelliklerinden dolayı daha çok aranan bir eleman olacaklar.

BÖLÜMLER BRANŞLARA AYRILMALI

Sadece üst başlık olarak koyduğumuz bir bölümü okumak yeterli değil öyleyse. Bölüm içerisinde değişik alanların olması mı gerekiyor?

Kesinlikle olması gerektiğini düşünüyorum. Hiç olmasa okulda okurken birinci derecede o işi bilen bir kişi olması gerektiğinden, gidip piyasada daha da uzmanlaşabilir. Makinenin başına, masaya oturduğunda hemen üretebilmeli. Sanayici hemen üretebilen, üretime katkı veren adam istiyor. Biz bunu çok iyi kavradık. Bizim desteğe ihtiyacımız var. İstenen elemanı yetiştirebilmemiz için okullarımızın desteklenmesine ihtiyaç var. Bu isteğimizi YÖK Başkanı’na ilettik. Bu okulların gelişimi için destek istedik, hükümete de müracaat edeceğiz. Ama önce YÖK’te bunu oluşturmamız gerekiyor. Dolayısıyla bu okulların küçümsenmemesi ve bu okulların kendilerine binalar yapabilmeleri, atölyeler kurabilmeleri için arsa tahsisleri yapılması gerekir. Devletin kullanılmayan binaları varsa tahsis edilmelidir. Bu bilinç düzeyinde eleman yetiştirilsin. Sadece bir eleman değil, girişimci gençler de yetiştirmek gerekiyor. Bu sebeple bu bağımsız meslek yüksekokulları girişimciliğin de adresi olmalıdır.

Lisans düzeyinde meslek elemanı yetiştirmek için meslek yüksekokulları 4 yıllık eğitim veremez mi?

Bazı meslekler vardır ki 3-4 yıl eğitim gerektirmektedir. Bu nedenle mesleklere göre 3-4 yıl da eğitim yapabileceğimiz bir yapı kazandırmak istiyoruz. O zaman üniversite kurma çabasından da vazgeçebiliriz. Aynı zamanda 3-4 yıllık da uygulamalı eğitim yapan yüksekokul olabiliriz. YÖK’ten bu yönde bir isteğimiz oldu. YÖK Başkanımızın ifade ettiği üzere bunun hukuki altyapısını oluşturmamız lâzım. Umarım kolay olur, olabileceğine de inanıyorum. Dolayısıyla bu okulların önü açılır. 2 yıllık Meslek Yüksekokulunu tercih eden öğrenci oradan 3. ve 4. yıla rahatlıkla geçebilir.

Mesleki eğitimin imajını düzelttiğimiz zaman mesleğin imajı da düzelecek gibi bir çıkarım yapabilir miyiz, yoksa mesleğin imajının düzeltilmesi meslekî eğitimi destekleyen bir unsura dönüşebilir mi?

Esasen ikisi de doğru, yani sonuçtan da gidebiliriz. Çok iyi eğitim almış ve uygulamayı da bilen birisi olarak yetişen kişi piyasaya girdiğinde başarılı olur, mesleği de iyi temsil eder ve tercih edilir. Bugün baktığımızda Türkiye’de birçok büyük holding sahiplerinin birçoğu ortaokul mezunudur. Bu kişiler bir de kurdukları işlerle bağlantılı eğitim almış olsalardı, başarıları, statüleri ve kazandıkları sermaye daha da büyük olurdu.

MYO MEZUNUNUN ASKERLİK SÜRESİ KISALMALI

Bu anlamda iş dünyası ile mesleki eğitim veren kurumların birbirine yaklaşmaları kolay olabilir. İş dünyası ile eğitim dünyasının birleşmesi konusunda Vakıf Meslek Yüksekokulları Birliği olarak ne planlıyorsunuz?

Biz daha çok iş dünyası, işverenler ve işletmelerle işbirliğimizi güçlendirerek ve bunu tek tek okullar olarak yapmaktayız. Bilişimcilerle ortak projelerimiz ve çalışmalarımız var. Aynı şekilde moda ve tasarımcıları, hazır giyim federasyonu, inşaat malzemeleri üretenler birliğiyle işbirliği içerisindeyiz. Öncelikle kurslar açıyoruz, sonrasında programını açacağız. İş dünyasında üreticilerle, sanayicilerle, ticaret yapanlarla işbirliği geliştirmekle birlikte eleman yetiştireceğiz. Program başkanı hocalarımız sanayicinin yanına gidiyor ve beraber yıllık program hazırlıyorlar. Bunu sağlıyoruz.

Ayrıca bu okulların öğrenciler tarafından tercih edilmeleri için maddi ve manevi yönden desteklenmesi gerekir. Manevi olarak mesleki eğitim alanın da askerlik süresinin kısaltılması gerekir. Genç, 4 yıllık okuyayım da az askerlik yapayım, diye fakülteye gitmek istiyor. Oysa ki meslek yüksekokulu mezunlarına daha çok ihtiyaç var. Yapacağımız birçok etkinlik buna yönelik olacaktır. Tek tek kendi okullarımızla birlikte bazı sosyal etkinlikler yaparak öğrencilerimize “iyi ki mesleki eğitimi tercih etmişim” dedirtmek istiyoruz. Bunu dedirttiğimiz an başarmış olacağız. Bu andan itibaren öğrencilerimiz arkadaşlarına okullarını tavsiye edecekler.

Mesleki eğitimin tercih edilmesini sağlayacak bir diğer unsur da girişimcilik. Mesleki eğitimden mezun olan bir öğrencinin kendi işini kurması bir model değil midir?

Girişimciliğin adresi bu okullar olmalıdır. Özellikle birçok meslekler var ki serbest çalışmaya uygun. Yani grafik tasarımı bitiren iyi yetişmiş bir eleman bu işi evinde yapar. Öyle başlar, büyütür, geliştirir. Sonra işler aldıkça yetiştirebileceği kadar yanına elemanlar alır. Halkla İlişkiler, Dış Ticaret veya Lojistik mezunu da bir işletmede eleman olabileceği gibi kendi işini, bürosunu kurup rahatlıkla bu hizmetleri verebilir. Dolayısıyla bu tür programlar bizim meslek yüksekokulumuzda ve birliğimize bağlı meslek yüksekokullarında var. Bunlar rahatlıkla kendi işlerini kurabilirler. Yani onlar yeni girişimler yapabilir, yeni işletmeler kurabilirler. İşveren olup, büyük sermaye edinip, yürür giderler.

Türkiye’nin her yerinde meslek yüksekokulları var. Her birisinde benzer müfredatlar okutuluyor. Siz bu benzerliği doğru buluyor musunuz?

Bugün Trabzon’da, Kars’ta Ardahan’da okuyan öğrencilerin büyük bir kısmı o yörenin çocukları değil. İstanbul’daki bir çocuk Trabzon’da okumaya gidebiliyor, Ankara’daki çocuk Kars’ta okuyabiliyor. Keşke o bölgenin çocuklarını yetiştiren bir yapı olsa. Yörenin özelliklerine göre orada ne yetiştirilebilir, ne üretilebilir; gerek zirai, gerek sınai, gerekse ticari olarak ne geliştirilebilirse ona yönelik programlar üretip, ona göre öğrenci yetiştirmek ve o yöre ile işbirliği sağlamak önemli.

UZAKTAN EĞİTİM UYGULAMASINI BAŞLATACAĞIZ

750 bin örgün, 750 bin uzaktan eğitim olmak üzere 1,5 milyon öğrenci var. Meslek yüksekokullarında uzaktan eğitim uygulaması nasıl oluyor?

Meslek yüksekokullarında uzaktan eğitim var. Şimdi biz de hazırlanıyoruz, bir kısmını uzaktan eğitimle bir kısmını yüz yüze yapabileceğimiz bazı programları gelecek öğretim yılında isteyeceğiz. Fakat öğrenci uygulamada iyi bir staj yaparak yetişmiyorsa, mezun olduktan sonra sanayici ya da işadamı ona yatırım yapmak ve zaman harcamak istemiyor. O sebeple okulla birlikte iş yaşamı içerisinde olanların iş bulma şansı daha yüksek.

Meslek yüksekokullarında birçok mesleğe yönelik eğitimler veriliyor. Türkiye’deki bu mesleki çeşitlilik yeterli midir?

Bana göre ciddi bir çeşitlilik var ama meslekler hızlı eskiyor, önemlerini kaybediyor. Yani hızlı bir değişim var. Mesleklerin ömrü eskisi kadar uzun değil. Okulumuz 2007 yılında öğrenci almaya başladı. Nihayetinde 6 öğretim yılı ders yaptık. Kurduğumuzdaki birçok program şimdi popüler değil. Öğrenciler tarafından tercih edilmiyor. Biz bölümü kapatmadık, ama sıfır kontenjan halinde bıraktık. Çok sayıda öğrenci meslekî eğitim alıyor. Niçin sanayici ve ticaret erbabı hala, kendi istediğim elemanı bulamıyorum, diyor. Çünkü iş yaşamından kopuk, daha çok teorik eğitim alıyor öğrenciler. İş yaşamı ile iç içe uygulamayı da bilen, uygulamanın içerisinde yetişmiş çocukların boşta kalması mümkün değil.

MYO’LARIN TERCİH EDİLMESİ İÇİN DEVLET DESTEK VERMELİ

Meslek yüksekokullarının desteklenmesi için YÖK Başkanı’na bir rapor ilettiğinizi ve bu raporda meslek yüksekokullarının 4 yıllık eğitim vermesi yönünde bir isteğiniz olduğunu belirttiniz. İlettiğiniz bu raporda başka hangi talepleriniz yer alıyordu?

Devlet bağımsız meslek yüksekokullarını hem bugünüyle desteklemeli, hem de öğrencilerini sanayi bölgelerinde kurulan meslek liselerinde okuyan öğrenciler gibi para yönünden desteklemelidir. Bunu da mutlaka sanayi bölgesinde kurulmuş olma şartı gözetmeden yapmalıdır. Zaten sayımız da az, bizler sanayi bölgelerinde de birimler kurarız. Kavram Meslek Yüksekokulu olarak biz, öyle bir hazırlık yapıyoruz. Dolayısıyla öğrenciler bizi tercih eder.

Türkiye’de mesleki eğitimi tercih eden çocukların yüzde 80’i orta alt gelir grubunun çocuklarıdır ve yaklaşık yüzde 38-40’ı bursludur. Dolayısıyla bu çocukların desteklenmesi lazım.

Mesleki eğitimin yükseköğretimde tercih edilmesi için de bir taraftan öğrenci, bir taraftan da veli teşvik edilmeli. Çünkü toplumda mesleki eğitim konusunda sanki hiçbir işe yaramayan, başaramayan çocuklara mesleki eğitim aldırılmış gibi yanlış bir algı var, ne yazık ki... Halbuki fevkalade başarılı, daha iyi puan alabilecek bir çocuğun bilinçle mesleki tercih yapabilmesi gerekir. Çocuğun kendisine ait bir mesleğinin olması çok önemli, kendi ayaklarının üstünde durabilmeli. Ondan sonra isterse okur, yüksek lisans da yapar.

Çok sayıda öğrenci meslekî eğitim alıyor. Niçin sanayici ve ticaret erbabı hala, kendi istediğim elemanı bulamıyorum, diyor. Çünkü iş yaşamından kopuk, daha çok teorik eğitim alıyor öğrenciler. İş yaşamı ile iç içe uygulamayı da bilen, uygulamanın içerisinde yetişmiş çocukların boşta kalması mümkün değil.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.