Okul öncesi yaşamsal değere sahip




Okul öncesi eğitimi konusunda akademisyenlere ve uygulayıcılara disiplinlerarası bir platform sunmayı amaçlayan Uluslararası Okul Öncesi Eğitimi Konferansı’nda, okul öncesi eğitimi alan çocukların, yaşamları boyunca okumaya istekli olduğu, zihinsel becerilerin geliştiği ve erken yaşta elde ettikleri kazanımların yaşam boyu sürdüğünü yansıtan görüşler paylaşıldı.

İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi ve Kültür Eğitim Kurumları işbirliğinde düzenlenen “Uluslararası Okul Öncesi Eğitimi Konferansı: Disiplinlerarası Katkı, Kuram ve Uygulama Deneyimleri” ile okul öncesi eğitimin önemi konusunda uzman kişiler ve akademisyenler tarafından ele alındı. Kongreye, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Şimşek, yurt dışından gelen davetli konuşmacılar ve öğretmen adayları katıldı.

EĞİTİM ÜLKELERİN EN KARLI YATIRIM ARACI

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Kültür Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hasan Şimşek, bugün dünyada Güney Kore, ABD gibi ülkelerde yükseköğretim çağ nüfusunun yani 18-22 yaş arası gençlerin yüzde 60’ının; Finlandiya, İrlanda, İsveç, İngiltere gibi bazı ülkelerde ise yükseköğretim çağ nüfusunun yüzde 50’sinin yükseköğretime erişim fırsatı elde ettiğini, bu oranların gün geçtikçe ve hızla artmakta olduğunu belirtti.

Eğitimin bütün uluslar için en karlı ve verimli yatırım araçlarının başında yer aldığını söyleyen Prof. Dr. Hasan Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Dünya ülkelerinin yükseköğretimde çağ nüfusunun tamamını okullaştırma yarışının arkasında çok açık bir hesap var. 1950’lilerden beri ekonomistler eğitimin hem ülkelerin hem bireyin refahına yaptığı katkıyı para cinsinden ölçebilmektedirler. 2000’lerden beri ise bu her açıdan verimli ve karlı yatırım alanı, okula başlama yaşının öncesini de yani 6-7 yaşın öncesini de eğitim politikalarının kapsamı alanını içine almaya başlamıştır. Dünyanın pek çok ülkesinde okula başlama yaşı aşağı çekilirken 3-5 yaş arası çocukların da örgün eğitim kapsamına alınması politikası ivme kazanmaktadır. Bu alanda bazı uluslar gerçekten çok mesafe aldılar ve 3-5 yaş arası çocukların yüzde 90’ını okullaştırmayı başardılar. Bu konuda OECD ortalaması yüzde 70’tir. Ne yazık ki Türkiye okul öncesi eğitimde bu kadar hızlı mesafe kaydeden ülkeler arasında değil. Tam tersine Türkiye bu konuda son yıllarda ivme de kaybetti.”

Okul öncesi eğitimin önemi hakkında bazı görüşlerden örnekler sunan Prof. Dr. Şimşek, şunları söyledi: “ERG Araştırma Koordinatörü Alper Dinçer’e göre son 3 yılda okul öncesi eğitimde okullaşma oranlarında bir geriye gidiş söz konusu. Bu düşüşün nedeni, 4+4+4 sistemi ve 5 yaşa çekilen okula başlama yaşı nedeniyle ortaya çıkan derslik açığının okul öncesine ayrılacak dersliklerle telafi edilmesinde yatmaktadır. Nobel ödüllü ekonomist James Heckman’a göre okul öncesi eğitime yatırım 1’e 17 veren ya da yüzde 18 kar getiren bir yatırımdır. Bu oran eğitim kademelerinde içinde en yüksek getiri oranıdır. Dahası PISA sonuçlarına göre okul öncesi eğitime katılan çocuklar, katılmayanlara oranlara PISA sınavlarında OECD çapında ortalama 12 puan avantaj elde etmektedirler.”

BİREYLERİN YETİŞMESİNDE OKUL ÖNCESİNİN PAYI BÜYÜK

Akademik kariyerinde lisans, yüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrencilerle temas içinde bulunduğunu ve hala da temas içinde bulunmaya devam ettiğini söyleyen İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, öğrencilerinin bugünlerine bir çocukluk hayalinden geçerek geldiğini çok iyi bildiğini, ilgi alanları, dünyayı algılama biçimleri, mesleki disiplinleri, merak ve keşif duyguları olmak üzere daha pek çok özelliğin temellerinin okul öncesi dönemde atıldığını ifade etti. Prof. Dr. Demir, bunu kendi yaşamından tecrübe ettiğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti: “Biz 3 kardeşiz. Eğitime çok önem veren bir ailede büyüdük. Paylaşmayı kardeşlerimle öğrendim. Öğrenmek, eğlenmek ve oyun oynamanın bir parçasıydı. Ancak anaokulu tüm o çocukluk anılarım içinde çok farklıydı. Hafızamda okul öncesi eğitiminin ilk çağrışımı öğretmenlerin şefkati, paylaşım ve yeni arkadaşlıklardı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; aile sevgiyi ve ilgiyi sınırsız verebilir. Ancak bilgiyi, disiplini, paylaşımı, benlik ve birlik duygusunu dengelemeyi bireye kazandıran okul öncesi eğitimdir. Kendini tanıyan ve ne istediğini bilen bireylerin yetişmesinde okul öncesi eğitim payı tartışmasız çok büyük.”

OKUL ÖNCESİ YAŞAMSAL DEĞERE SAHİP

İstanbul Kültür Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver ise, yaptığı açılış konuşmasında ülkemizdeki okul öncesi eğitim alanındaki gelişmelere değinerek Kültür Koleji anaokulları ve Kültür2000 Koleji anaokullarının kuruluşundan bahsetti. Çocuğun bilişsel, sosyal, psikomotor ve dil gelişimi için okul öncesi eğitimin yaşamsal bir değere sahip olduğunu vurgulayan Dr. Bakar Akıngüç Günver, “Bireyin okullaşma sürecine ilk hazırlandığı yer okul öncesidir. Okullaşma ise birey için sorumluluk, disiplin, bir takımın üyesi olmak, aidiyet geliştirmek, kendini ifade etmek gibi çok önemli nitelikleri içeren özel bir süreçtir. Mütevelli Heyet Başkanı kimliğimin ötesinde bir eğitim yöneticisi olarak okul öncesi eğitimi akademik başarının tamamına hatta yaşamdaki duruşa etki edecek kadar önemli olduğuna inanıyorum” diye konuştu.

BÜTÜN GÖSTERGELER ÖĞRETMENİ İŞARET EDİYOR

İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız, “Milli Eğitim olarak bu projenin sadece bir katılımcı olarak değil ama daha doğrusu buradan ortaya çıkacak sonuçları paylaşmak, uygulamak, genelleştirmek ve taşıyıcısı olmak da istiyoruz” dedi. Erken çocukluk eğitimi konusunda söylenebilecek çok sözün olduğunu söyleyen Dr. Muammer Yıldız, “Şunu çok iyi farkettik ki dünyanın en iyi müfredatını, en iyi ders araç gereçlerini, teknolojik donanımlarını, enstrüman olan neyi getirirseniz getirin, neyi ortaya koyarsanız koyun, esas olan insan unsurudur. O da her bütün göstergeler öğretmeni işaret ediyor. O yüzden öğretmenlerimizin bu tür çalışmalara ilgileri, alakaları ve kendilerini geliştirme, entelektüel birikimlerini paylaşma noktasındaki gayretleri, çabaları bizim için değerlidir. Bu kongre de ona fırsat veriyor. Bu çabalar boşuna olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

İstanbul’da bu yıl itibariyle ‘hiçbir çocuk geride kalmasın’ sloganıyla okul öncesi ile ilgili bir çalışma başlattıklarını belirten Dr. Muammer Yıldız, düzenlenen bu kongreyi, yaptıkları çalışmanın bir parçası olarak görüp buradan çıkacak bulguları değerlendirme noktasında gayret içerisinde olacaklarını sözlerine ekledi.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM ANAHTAR NİTELİĞİNDE

“Erken Çocukluk Eğitimi” başlıklı sunumuyla kongreye davetli konuşmacı olarak katılan Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, okul öncesi eğitiminin, hem insan gelişimi hem de toplumsal gelişimi için anahtar konumda olduğunun altını çizdi. Okul öncesi eğitimin geniş bir alanı olduğunu ve çeşitli düzeylerde ele alınabileceğini söyleyen Prof. Dr. Çiğdem Kağıtçıbaşı, konuyu önce makro düzey, daha sonrasında mikro düzeye indirgeyerek yaptığı çalışmalardan örnekler vereceğini aktardı.

Çiğdem Kağıtçıbaşı, dünyada global bir bakış açısıyla çok önemli bir sosyal değişim olan kentleşmenin özellikle gelişmekte olan ülkelerde birinci derecede toplumları değiştirdiğini söyleyerek, bu toplumsal değişimin etkisine değindi: “1990 yılında gelişmekte olan ülkelerin kırsal nüfusunun kentsel nüfusa oranla iki misli kadar fazla olduğu görülüyor. 10 yıl sonrasında ise kentsel nüfus, kırsal nüfusu geçiyor. Kentsel yaşam tarzlarıyla birlikte gençlerden özellikle talep edilen beceriler değişiyor. Geleneksel kır toplumunda çok farklı öğrenme, öğretme ve öğrenme yolları var. İçerikleri var. Kentsel topluma girildiğinde bunların müthiş değiştiğini görüyoruz ve tabi özellikle de okul eğitimi ve okulda öğretilen bilişsel temelli ve bilimsel temelli eğitim çok önemli oluyor.”

ERKEN YAŞTA DESTEK ALANLAR İLERİ DÜZEYDELER

Buradan yola çıkarak, kentleşmeyle gelişen çocuğun yetiştiği çevreye de bakılabileceğini dile getiren Prof. Dr. Kağıtçıbaşı, konuyla ilgili olarak Erken Destek Projesi çalışmasından elde ettiği bulguları katılımcılarla paylaştı. 22 yıl süren Erken Destek Projesi’nde, aile düzeyinde çocuktan beklenen yetkinliklerin nasıl ortaya konabileceğini ele aldıklarını söyleyen Çiğdem Kağıtçıbaşı, “Çocuğa erken yaşta özellikle destek olunması lazım. Gerçekten de 0-6 yaş arasında özellikle çocuğun beyin gelişimi en hızlı olan bir evrededir. Çocuğun öğrenmesi en üst düzeydedir. Dolayısıyla küçük yaşlarda çocuğa destek olunursa o çocuk okula gittiğinde okuldan daha çok yararlanır. Bu sebeple biz aileler için de aileye destek konusuna eğildik ve proje kapsamında anneleri eğittik” dedi. Kağıtçıbaşı, projeden elde ettiği şu bulguları aktardı:

“İlk araştırma 1982-86 yılları arasında oldu. Çocuklar 3 ve 5 yaşlarında iki ayrı gruptan oluşuyordu. 4 yıl süren ilk araştırmanın birinci yılında çocukların ve ailelerin durumları saptandı. Daha sonraki 2 yıl içinde anne eğitimi programı uygulandı. Son yılda da çocuklar 7-9 yaşlarında olduklarında da okula gidiyorlardı. Onların okul başarıları ve genel olarak da zihinsel gelişmeleri ölçülüp saptandı. Çocukların bir kısmı eğitim veren okul öncesi kurumlarına gidiyorlardı. Bir kısmı ise sadece bakım sağlayan eğitimi olmayan, eğitim vermeyen okul öncesi eğitim kurumlarına katılıyorlardı. Arkasından 2 takip araştırmaları yapıldı. Fakat bu takip araştırmalarından önce zaten orijinal araştırmanın dördüncü yılında çok açık bir şekilde gördük ki okul öncesi yaşta erken destek alan çocuklar daha ileri düzeydeydiler.

Araştırmamızın 10. yılında yani çocuklar 13-15 yaşlarına geldiklerinde 1. takip araştırmasını yaparak kazanımların devam edip etmediğini görmek istedik. O zamanlar zorunlu eğitim 5 yıldı. Düşük sosyo-ekonomik gelir düzeylerinde birçok çocuk özellikle okulda başarılı olmayanlar ilkokuldan sonra çalışmaya başlıyor. Başarılı olanlarsa eğitimlerine devam ediyorlar. Anne eğitimi almış olan grupta yer alan çocukların yüzde 85’in üzerinde bir oran okula devam ediyordu. Bu oran, anne eğitimi almamış grupta, yüzde 65’in biraz üstündeydi. Bu durum, özellikle ekonomistlerin söylediği gibi okullaşma düzeyi aslında insanların sosyal mobiliteleri ve tabi toplumların gelişmesi için daha önce de birinci derecede önemli olduğu sonucunu yansıtıyor.

ERKEN YAŞTA DESTEK YAŞAM BOYU ETKİ EDİYOR

Her ne kadar riskli olsa da, erken kazanımların gerçekten yaşam boyu diyebileceğimiz katkılar yapıp yapmadığını öğrenmek için bu sefer 2. takip araştırmasını gerçekleştirdik. Çocuklar 25-27 yaşlarına gelmişti. Bu 2. takip araştırmasının bulgusuna göre, erken eğitimden yararlanmış olan genç yetişkinlerin birçok bakımdan diğerlerine göre hala çok ileride olduğu ortaya çıkıyordu. Bu gençlerin okullaşma süreleri daha uzun ve üniversiteye gidiyorlar. Mesleki konumları daha yüksek oluyor. Okumaya daha istekli oluyorlar. Bu bize, erken yaştaki desteğin, eğitimin aslında yaşam boyu bir etkisi olduğunu gösteriyor.”

Avrupa’da çocukların okul öncesi eğitime katılım oranlarının yüzde 90-100’lerde olduğunu, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasında da en geride yer aldığını anımsatan Prof. Dr. Kağıtçıbaşı, “Aslında bu bir adalet ve adaletsizlik sorunudur. Çünkü pek çok araştırma da bunu gösteriyor, düşük eğitim ve gelir düzeylerindeki ailelerin çocukları aslında çok geriden başlıyorlar. Geriden başladıkları için de başarıyı yakalayamıyorlar. Türkiye’nin PISA sonuçları çok düşündürücü. Çünkü en üst başarı gösteren grupla en alt başarı gösteren grup arasında müthiş fark var. Yani iyi okullara özellikle özel okullara giden çocukların başarısı çok üst düzeyde. Yani bu bir adaletsizliktir. Bu adaletsizliğin aslında çözümü erken yaşta başlar” diyerek konuşmasını sürdürdü.

Okul öncesi eğitime yapılan katkının, çok yüksek bir şekilde beyin gelişimine etki ettiğini, aynı zamanda topluma getiri oranının da yüksek olduğunu söyleyen Çiğdem Kağıtçıbaşı, daha sonraki okullaşmaya yapılan yatırımın okul sonrası, okul, daha ileri yaşlardaki yatırımın, ulusal sermayesine getiri oranının çok daha düşük olduğunu belirterek, “Bunun için ekonomik olarak da yani toplumsal gelişme ve ekonomik gelişme olarak bakıldığında da; insan gelişimi, birey gelişimi olarak da bakıldığında; okul öncesi eğitimin katkısının çok büyük olduğunu bilmek ve bu bilgiyi yaymak, kamuoyu oluşturmak gerekiyor” dedi.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.