banner

Sözde 'yeni’ TEOG’un şifreleri




MEB’in Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş adıyla hazırladığı model çok dikkat çekici yönler içeriyor.  Her şeyden önce bu modelin adı çok zorlanarak uydurulmuş. Daha etkili ve yalın olması nedeniyle Ortaöğretime Geçiş Sistemi şeklinde bir adlandırma devam edebilirdi. 

Eğitimle ilgili tanımlamalar uluorta üretilemez. Kamuoyunda TEOG diye ifade edilen adlandırmada geçen “Temel Eğitim” kavramı, eğitim kademeleri için son yapılan ilkokul, ortaokul düzenlemesinin dayandığı felsefi, pedagojik ve sembolik çağrışımlarla da uyuşmamaktadır. Ortaöğretimin zorunlu olmasından sonra genellikle zorunlu olan ilk ve ortaokulları kapsayan kademe için kullanılan “Temel Eğitim” tabiri artık kullanılmasa yeridir. Çünkü anlamı eskisi gibi güçlü değil.    

Bu arada MEB’in yeni diye sunduğu TEOG ile ilgili ifada edilen mantık ve gerekçe Bakanlığın daha önce geliştirmiş olduğu OGES ile büyük ölçüde örtüşmektedir.    Bu da başka bir sorun. MEB’in inandırıcılığını tahrip eden bir sorun.

Ortaöğretime geçişle ilgili sözde yeni sisteme “yeni” demek çok zor görünmektedir. Bakanlığın bu konuyla web sayfasında (http://www.meb.gov.tr/duyurular/duyuruayrinti.asp?ID=10519) verdiği bilgilere bakılırsa TEOG ile 2007 yılında yine Bakanlığın basın toplantısı ile ilan ettiği OGES büyük ölçüde benzeşmektedir. TEOG’un bileşeni olarak yeni diye sunulan ortak sınava dair uygulama bile OGES geliştirildiği zaman 2007 yılında ders geçme ve sınav yönetmeliğinde en az bir sınavın ortak yapılmasıyla ilgili olarak yapılan değişiklikten uyarlanmış görünüyor.

İsterseniz bir bakalım…

Aşağıda eğitimde olup bitenleri doğru bir şekilde anlamak ve anlamlandırmak isteyenlere ışık tutar düşüncesiyle MEB’in son zamanlarda TEOG ve 2007 yılının yaz aylarında OGES ile ilgili kamuoyuna sunduğu bilgiler yer almaktadır.    

Ortaöğretime Geçiş Sistemi (OGES) bir milattır. TEOG’un ne olduğuna dair takdir, tekrar göz atarlar ve dikkatli bir şekilde karşılaştırırlarsa Bakanlık yetkililerinin ve eğitimcilerindir. 

TEMEL EĞİTİMDEN ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ

•             Eğitimin doğasında var olan değişim ve gelişime paralel olarak, ortaöğretime geçişe dair yeni uygulamanın işlevsel, sürdürülebilir ve esnek bir nitelik göstermesi büyük önem taşımaktadır.

•             Bu çerçevede, öğrenci, öğretmen ve okul arasındaki ilişkiyi güçlendirmeyi hedefleyen eğitim politikamızın gereği olarak, ortaöğretime geçiş uygulaması güncellenmiştir.

•             Yeni uygulamanın temel niteliği, öğrenci başarısını anlık bir performansa dayalı olarak değil, geniş bir zaman dilimine yayarak belirlemektir.

AMAÇLAR

•             Öğrenci, öğretmen ve okul ilişkisini güçlendirmek

•             Eğitim sürecinde öğretmenlerin ve okulun rolünü daha etkin kılmak

•             Ülke çapında müfredatın eş zamanlı uygulanmasını sağlamak

•             Sınav kaygısını sürece yayarak azaltmak

•             Öğretmenin meslekî performansını artırmak

•             Okul dışı eğitim kurumlarına yönelik ihtiyacı azaltmak

•             Öğretim programlarının uygulanmasını ve öğrenci kazanımlarını objektif bir şekilde izlemek ve değerlendirmek

•             Başarı değerlendirmesini sürece yaymak

•             Telafi imkanı sağlayarak tek sınavdan kaynaklanan olumsuzlukları azaltmak

•             Öğrencilerin okula devamsızlığını en aza İndirmek

•             Orta ve uzun vadede öğrencinin ders dışı sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif

Etkinliklerini değerlendirmek

UYGULAMA

•             2013 - 2014 eğitim - öğretim yılından başlayarak altı temel ders için 8 inci sınıfta öğretmen tarafından dönemsel olarak yapılan sınavlardan bir tanesi ortak olarak gerçekleştirilecek.

Ortak Sınavlar Kapsamındaki Dersler

Türkçe

Matematik

Fen ve Teknoloji

Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi

T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük

Yabancı Dil

•             Ortak sınavlar, her dönem iki yazılısı olan derslerden birincisi, üç yazılısı olan derslerden ise ikincisi olmak üzere, akademik takvime göre işlenen müfredatı kapsayacak şekilde yapılacak

•             Ortak sınavlar her dönem iki okul gününe yayılarak yapılacak, o günlerde sınav yapılacak okullarda ders işlenmeyecek

•             Sorular çoktan seçmeli (4 seçenekli) olacak Yanlış cevap sayısı doğru cevap sayısını etkilemeyecek

•             Ortak sınavlar orta ve uzun vadede açık uçlu soruları da içerecek hale dönüştürülecek

•             Öğrenciler ortak sınavlara olağanüstü haller ve özel durumlar dışında kendi okullarında girecek

•             Sınavda görevlendirilecek öğretmenler kendi okullarından farklı bir okulda görev yapacak

•             Geçerli bir mazereti sebebiyle ortak sınava giremeyen öğrenciler için önceden belirlenen bir hafta sonunda mazeret sınavı yapılacak

•             Mazeret sınavı, belirlenen sınav merkezlerinde yapılacak

TEOG ile ilgili bilgiler bundan ibaret. Şimdi yaklaşık yedi yıl öncesine gidelim. O zaman ilk kez ortaöğretime geçiş sistemi ele alınmış ve Türkiye’deki sınav sistemine dair merkezi sınavlardan çoklu sınavlara geçişi getirecek köklü bir paradigma değişimi niteliğinde adım atılmıştı.

Aşağıda da 2007 yılının yaz aylarında MEB tarafından köklü bir adım olarak geliştirilen OGES ile ilgili kamuoyuna yapılan duyuruda yer alan bilgilendirme (uygulamaya dair teknik bilgiler hariç) yer almaktadır.

ORTA ÖĞRETİME GEÇİŞ SİSTEMİ

OKS neden kaldırıldı?

 Mevcut OKS sistemi:

•             İlköğretim düzeyindeki eğitim ve öğretim sürecini olumsuz yönde etkilemektedir. Adı üzerinde ilköğretim temel eğitimdir. Çocuklarımızı hayata ve bir üst öğretim kurumuna hazırlaması esastır. Ama bugünkü yapıyla hayata hazırlama ayağı eksik kalmıştır.

•             Yenilenen ilköğretim müfredatı doğrultusunda Millî Eğitim Bakanlığı olarak ortaya koyduğumuz yeni eğitim vizyonuna uyum sağlayamamaktadır.

•             İçerdiği soruların ağırlığı belirli dersleri kapsamaktadır. Belirli derslerle örneğin yabancı dil dersleri ile ilgili sorular yer almamaktadır.

•             Öğrencileri belirli derslere yöneltmesi sebebi ile diğer derslere ve sosyal aktivitelere ilgiyi azaltmaktadır.

•             Öğrenci başarısını belli bir zaman diliminde ve tek sınavla ölçmesi sebebiyle telafisinin olmaması gibi bir çok olumsuzluğu da beraberinde getirmektedir.

•             OKS, ilköğretimi bitiren öğrencilerimizin tek hedefi haline gelmiş olması sebebiyle onların çok büyük boyutlarda kaygı ve stres yaşamalarına yol açmaktadır.

•             OKS’de öğrenciler anlık performanslarıyla değerlendirilmektedir. Oysa yeni ilköğretim müfredatımız sonucu değil süreci esas alan bir ölçme ve değerlendirme yöntemini zaruri kılmaktadır.

•             Eğitimde başarının yani niteliğin sadece bir final zamanına sıkıştırılarak ölçülmesi, öğrencilerimiz hakkında doğru olmayan haksız değerlendirmelerin yapılmasına neden olabilmektedir.

•             Okul dışı bilgi kaynaklarına erişim imkânı olmayan öğrenciler aleyhine fırsat eşitliğini bozmaktadır.

•             Aileleri dershanelere ve özel öğretmenlere yöneltmekte ve bu yüzden özellikle dar gelirli aileleri mali açıdan zorlamaktadır.

•             Öğrenci açısından kazanma ve kaybetmeyi sağlayan bir sınav olarak algılandığı için milyonlarca öğrencinin kendisine olan saygı ve güvenini yitirmesine neden olmaktadır.

•             Okul içi performansın önemini azaltmakta ve buna dayalı olarak da öğretmenlerin otoritesini düşürmekte, etki alanını daraltmakta ve okul disiplinini olumsuz yönde etkilemektedir.

•             Öğrencilerde olduğu gibi ailelerinde psiko-sosyal açıdan yoğun bir şekilde gerilimler yaşamalarına neden olmaktadır.

•             Ergenlik döneminin coğrafi bölgeler ve iklim farklılıkları nedeniyle değişik yaş gruplarında yaşanması; erginlik çağına 8 inci sınıfta giren öğrenciler açısından olumsuzluklara yol açmaktadır.

Orta öğretime Geçiş Sistemi:

Yeni İlköğretim Müfredatının paradigmaları doğrultusunda, öğrencilerimizin ilköğretimdeki performansını daha doğru bir şekilde ve çok yönlü olarak ölçen, ilköğretimde sürdürülen eğitim ve öğretimin temel ruhu ile bağdaşan ve ortaöğretim kurumlarına doğru bir şekilde geçiş için zemin sağlayan Orta Öğretime Geçiş sistemi  uygulamaya konmuştur.

Yeni geliştirilen sistem, öğrencilerimizin performansını sürece dayalı bir şekilde ve çok boyutlu olarak ölçmeye dayanmaktadır.

Bu sistemle,

1.            İlköğretim müfredatının başarılı bir şekilde uygulanmasını ve yeni müfredatın temel felsefesinin yerleşmesi sağlanacak.

2.            Okulda sunulan eğitim ve öğretim güçlendirilerek  daha anlamlı kılınacak.

3.            Ortaöğretime geçiş, tek bir sınava bağlanmadan, sürece dayalı ve objektif bir yerleştirme ile gerçekleştirilecek,

4.            İlköğretim okullarında, okulda gerçekleştirilen eğitim ve öğretime odaklı değerlendirme  yapabilmenin zemini hazırlanacak,

5.            Eğitim ve Öğretimde kaliteyi artırmak ve okul dışı eğitim faaliyetlerinin okul programlarıyla  destekli ve uyumlu hale gelmesi sağlanacak,

6.            Yeni sistemde, 6,7 , ve 8. sınıflarda yapılacak seviye belirleme sınavları ile öğrencinin süreç içindeki gelişimi değerlendirilecek,

7.            Okullar arasındaki niteliğe ve niceliğe dayalı farklılıkları gidermeye yönelik veriler elde edilecek,

8.              Ortaöğretim Yöneltme ve Davranış Puanı ile öğrencilerin 3 yıl sonunda yapılan gözlemlere dayalı olarak yetenek, ilgi ve isteklerine uygun alanlara yönelmeleri kolaylaştırılacak,

9.            Okul ve il eğitim yöneticilerine, öğretmenlerin yıllık olarak performanslarını gözlemlemeye yönelik veriler oluşturulacak,

10.          Öğrencilerin performans ve proje ödevlerini ortaöğretim kurumlarına yerleştirme sürecinde Davranış ve Yönlendirme Puanı ile Yıl Sonu Başarı Puanı yoluyla değerlendirilmiş olacak,

11.          Öğrenciler üzerindeki sınav kaygısının azaltılarak, öğrencinin sosyal ve kişisel gelişimine zaman ayırması sağlanacaktır.

Orta Öğretime Geçiş  Sisteminin (OGES) Yapısı;

                Sistem 3 ana unsurdan oluşmaktadır;

•             Seviye Belirleme Sınavları, (SBS)

•             Yılsonu Başarı Puanı, (YBP)

•             Yönlendirme ve Davranış Puanı. (YDP)

Seviye Belirleme Sınavları (SBS):

Her yıl haziran ayında öğretim yılı sonunda 6, 7 ve 8. sınıflarda, öğrencinin derslerden, o yılın müfredatında belirtilen kazanımları elde etme seviyesinin ölçüleceği sınavdır,

Bu Sınav, kesinlikle bir sıralama sınavı niteliğinde olmayıp, sadece öğrencinin  Türkçe, Matematik, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilgiler ve Yabancı Dil alanında sene içerisinde öğrendiği konulardan  kazanımlarını yoklayacak, güçlük derecesi yüksek olmayan, okuluna normal olarak devam eden her öğrencimizin üstesinden gelebileceği sorularla yapılacaktır.

TEOG ve OGES ile ilgili MEB’in yaptığı açıklamalar (uygulamaya dair teknik bilgiler hariç) bundan ibaret. OGES geliştirildiği zaman sistemi anlatmak için o zaman yazılar yazmış ve konferanslar vermiştim.  Aşağıda hem MEB yetkilileri, hem de ilgili eğitimciler için anlamlı ve katkı sağlayıcı olabilir düşüncesiyle bahsettiğim yazıların ve konferansların özünü teşkil eden kapsamlı bir değerlendirme yer almaktadır.

Okunursa ve ilişkilendirmeler yapılarak üzerinde düşünülürse; kademeler arası geçiş için yani ortaöğretime ve yükseköğretime geçiş için yapılan sınavlar, hatta okullardaki ölçme ve değerlendirme çalışmaları, Anadolu, fen liseleri ve dahası bugünün gündemi olan dershaneler için bile anlamlandırmalar yapmak aydınlatıcı olabilir.

EĞİTİMDE YENİ BİR ADIM:  ORTAÖĞRETİME GEÇİŞ MODELİ (1)

Prof. İrfan Erdoğan

Ülkemizde, ilköğretimden ortaöğretim kurum¬larına geçişte öğrenciler arasında 1970'li yıllara kadar herhangi bir yarış ve rekabet bulunmamak¬taydı. Temel eğitimden sonra devam edilecek okul türü, öğrenciler için yaşamsal önem taşıyan ve hayatın en önemli dönüm noktalarından biri sayılan olay durumuna gelmemişti. Ancak özel¬likle üniversitelere duyulan talebin artmasıyla birlikte ortaöğretim kurumları üniversitelere öğrenci gönderme başarısına dayalı olarak ayrışmaya başladı. Bu durum, üniversitelere öğrenci yerleştirmede başarılı olduğu düşünülen orta¬öğretim kurumlarına duyulan talebin artmasına neden oldu. Başlangıçta Fen ve Anadolu liseleri gibi okullara duyulan ilgi fazla olsa da bunların sayısı sınırlı olduğu için, diğer liseler olumsuz bir etiketlemeye maruz kalmaksızın, öğrencilerin mutlu bir şekilde eğitim ve öğretim gördüğü ku¬rumlar olma özelliğini sürdürdü.

Ortaöğretim kurumlarımızda durum bu şekilde devam ederken, üniversitelere öğrenci gönder¬mede başarıları ile dikkat çeken Fen ve Anadolu liselerinin sayılarının artırılmasının eğitim siste¬mimiz açısından çok yararlı olacağı düşünüldü ve yerel düzeylerdeki taleplerin de baskısıyla bu liselerin sayısı hızla artırılmaya başlandı. Sonuçta Fen ve Anadolu liselerinin sayıları 1300'lere da¬yandı ve ortaöğretim kurumları, bir kısım okulla¬rın çok tercih edildiği ve bir kısım okulların da id¬diasız okullar olarak damgalandığı ikili bir yapıya büründü. Özellikle 1998 yılından sonra YÖK'ün yaptığı kat sayı düzenlemesiyle ÖSS ham puan ortalamaları yüksek olan bu okullar daha da avantajlı konuma geldi. Tüm bunların etkisiy¬le özellikle son yıllar itibarıyla Fen ve Anadolu liseleri ile Genel ve Meslekî liselerin arasındaki makas iyice açıldı. Dolayısıyla ilköğretimi bitiren öğrencilerin gözünde bu okulları kazanabilmek, bir varlık yokluk meselesi hâline dönüştü.

Daha fazla beklenemezdi

İlköğretim ve ortaöğretimi kuşatan bu gelişme, her açıdan ürperticiydi. Öncelikle sayıları az iken çok seçkin birer eğitim kurumu olan Fen ve Anadolu liseleri, sayılarının çoğalmasıyla bir¬likte bu özelliğini kaybetti. Bunun yanı sıra daha önceden, ülkenin hangi ücra köşesinde olursa olsun, okulunu ve dersini önemseyen öğrenci¬lerin iddialarını sürdürebildikleri ve çalıştıkları zaman başarılı olabildikleri birer eğitim kurumu durumunda olan binlerce lise ve meslek lisesi, sıradanlaşarak "iddiasız" okullar hâline dönüştü. Üniversiteye uzanan yolda ortaöğretim kurum¬larının bu şekilde sınıflamaya dayalı bir yapıya dönüşmesinin yarattığı panik havasıyla 1980'li yıllara kadar sadece İstanbul ve Ankara gibi bü¬yük illerimizde az sayıda bulunan dershanelerin sayısı inanılmaz boyutlara ulaştı. Zamanla der-saneler okulların önüne geçmeye, ilköğretim kurumlarımızdaki eğitim-öğretim önemini yi¬tirmeye, 8. sınıfın sonunda düzenlenen OKS'yi kazanmak da öğrencilerimizin tek hedefi hâline gelmeye başladı. Tüm bu sebeplerle de OKS varlığını sürdürürken eğitimi iyileştirme adına yapılan bütün çalışmaların kalıcı bir etkisinin olmadığı da açık bir şekilde ortaya çıktı. Dola¬yısıyla ilköğretimden yükseköğretimin sonuna kadar 16 yıl süren eğitim öğretim sürecinin tam orta yerinde, 8 inci sınıfın sonunda yapılan, hem ilk sekiz yıllık temel eğitim dönemini bloke eden hem de sonraki ortaöğretim ve yükseköğretim dönemi için belirleyici unsur ve eşik hâline ge¬len OKS'nin masaya yatırılması bir zorunluluk olmuştu.

İşte eğitim sistemimizi derinden etkileyen ve başta müfredat yenileme olmak üzere, eğitimi iyileştirme adına yapılan birçok çalışmayı da âdeta anlamsız kılan bu problematik çerçevesin¬de yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi geçiştirildi.

Ana çerçeve

Yeni sistem çerçevesinde Fen ve Anadolu lisele¬rine girişte tek belirleyici kriter olan OKS kaldı¬rılmıştır. Sekiz yıllık başarının, yaklaşık iki saat süren tek oturumluk bir sınavla belirlenmesi; ilköğretimin özellikle 6, 7 ve 8'inci sınıflarında gerçekleştirilen eğitim ve öğretimin ihmal edil¬mesine yol açmaktaydı. Yeni sistemle birlikte öğrencilerin

(1) Bu başlık altında kaleme almış olduğum yazı 12 aralık 2007 tarihinde radikal /yorum sayfasında yayınlanmıştır.

ilköğretim sonundaki performansı; 6, 7 ve 8'inci sınıfların sonunda müfredat odaklı sınavlarla belirlenecek ve bu şekilde öğrencilerin bilhassa okuluna ve derslerine önem vermesi sağlanmış olacaktır. Ortaöğretime geçişte esas alınacak toplam puan hesaplanırken okuldaki bütün derslerden yıl boyunca alınan başarı pu¬anları yanında; öğrencilerin okula uyumu, öz bakımı, kendini tanıması, etkili iletişimi, sosyal etkileşimi ve değer bilinci, sorun çözmesi, sosyal faaliyetlere katılımı, takım çalışması ve sorumlu¬luk, verimli çalışma ve çevre duyarlılığı gibi davranış nitelikleri de dikkate alınacaktır. Buna göre 6,7 ve 8'inci sınıfların sonunda yapılan müfredat odaklı sınavlardan elde edilen puanların yüzde 70’i, öğrencilerin okuldaki tüm derslerden elde ettiği yıl sonu başarı puanlarının yüzde 25'i ve belirlenen davranış ölçütlerine dayalı olarak elde edilen davranış puanının yüzde 5'i toplanarak her sınıf için ortaöğretime yerleştirme puanı he¬saplanacaktır. Ayrıca bu üç sınıftaki performansa dayalı olarak elde edilecek olan ortaöğretime yer¬leştirme puanlarından 6'ıncı sınıfın yüzde 25'i, 7 inci sınıfın yüzde 35'i ve 8'inci sınıfın da yüzde 40'ı alınarak öğrencinin Genel Ortaöğretime Yerleştirme Puanı elde edilecektir. Böylece öğ¬renci hakkında, sadece anlık performansa dayalı değil, geniş bir zaman dilimine ve üretilen çok boyutlu performans göstergesine dayanan daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmış olacaktır. Bu şekilde oluşturulan yeni sistemde öğrencilerin, üç yıl boyunca okulda yapılan derslere motivas¬yonlarının devam etmesi ve temel eğitim niteliği taşıyan ilköğretim eğitiminin ruhuna uygun bir şekilde bütün derslerin önemsenmesi sağlana¬caktır. Ayrıca 6, 7 ve 8'inci sınıfların sonunda düzenlenecek olan müfredat odaklı merkezî sı¬navlarda yabancı dilden de soru sorulması, ülke¬mizde hep eleştiri konusu olan yabancı dil eğiti¬minin niteliğinin yükseltilmesi yönünde önemli bir adım teşkil edecektir.

Sadece seçmeye değil, sürece de katkı sağlanıyor

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi, öncelikli ola¬rak Fen ve Anadolu liselerine öğrenci seçmede daha doğru ve sağlıklı bir model ortaya koyarken, eğitim ve öğretimin diğer boyutlarına da katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda yeni sistem sayesinde ilköğretimdeki eğitim ve öğretim durumunun sınıflar, dersler, öğretmenler; okullar, il, ilçe ve bölgeler bazında değerlendirilmesi mümkün ola¬caktır. Bugüne kadar, ülkemizdeki ilköğretimin durumuyla ilgili olarak genel değerlendirmele¬rin ötesinde, fikir yürütülebilecek ve yeni poli¬tikalar geliştirmeye zemin teşkil edecek nitelikte ayrıntılı bir değerlendirme yapılamamıştır. Yeni sistemin hayata geçmesiyle birlikte ilköğretimin âdeta röntgeni çekilmiş olacaktır. Böylece yeni sistem sayesinde, ilköğretimde bundan sonra yapılacak bütün iyileştirme çalışmaları için çok yönlü ve ayrıntılı bir veri tabanı üretilmiş olacak¬tır. Yıllardan beri ölçme yapılmadan geliştirilme¬ye çalışılan alanlarda, bundan böyle yapılacak iyileştirme çalışmaları genellemelerle değil, çok yönlü saptamalara dayalı olarak ve daha bilinçli bir şekilde yürütülecektir. Dolayısıyla yeni Orta-öğretime Geçiş Sistemi ile birlikte Bakanlık bir anlamda kendi kendini mercek altına alacak bir mekanizma geliştirmiş olmaktadır.

Eğitimde hesap verebilirlik dönemi başlıyor

Eğitim sistemimizin en sorunlu yönlerinden biri de sistemin her boyutunda "hesap verebilir¬lik" mekanizmasının düşük olması ve hatta bazı uygulamalar için bu durumun hiç söz konusu olmamasıdır. Örneğin, şimdiki durumda, verimi ve başarısı düşük bir öğretmenin ve okul yöneti¬cisinin, bu eksikliklerinden dolayı her hangi bir yaptırımla veya başka bir davranışla karşılaşması söz konusu değildir. Böyle bir işleyişin ve kül¬türün olmaması nedeniyle şimdiye kadar OKS gibi merkezî sınavlarda öğrencilerin yaşadıkları başarısızlık, genelde öğrencilerin devam ettikleri okulla veya doğrudan öğretmenleri ile ilişkilendirilmemiştir. Çünkü OKS başarısı gerçekten de öğretmenle ve okulla pek fazla ilişkili değildi. Yeni sistemle birlikte öğrencilerin başarısı ya da başarısızlığı, öncelikle akla öğretmenlerini ve okulunu getirecektir. Çünkü yeni sistemde öğ¬rencinin başarısının değerlendirilmesinde temel ölçütler, okulda verilen müfredata dayalı eğitim-öğretimle ve öğretmenin niteliğiyle çok yakın¬dan ilgilidir.

Yeni sistem doğru okunmalıdır

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemim, eğitim sis¬temimizin şartlarını iyileştirmeye yönelik olarak şimdiye kadar yapılan okul, derslik ve öğretmen sayısını artırma, bütçe ve teknolojik altyapıdaki iyileştirme gibi çalışmalarla bir tutmamak ge¬rekir. Yeni sistemin bir ruhu ve felsefesi bulunmaktadır. Sınırları ve çerçevesi çok açık olarak belirlenmiştir. Temennileri değil, gerçekleşmesi mümkün olan amaçlan içeren bir yapıya sahip¬tir. Ayrıca yeni sistemle ortaya konan amaçlar, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği test edilebilir ni¬teliktedir.

Bu nedenle yeni sistemi, başta eğitimciler olmak üzere tüm kamuoyunun daha özenli bir şekilde ele alması gerekir. Tabi ki yeni sistemin daha faz¬la anlatılması gerekmektedir. Ancak yeni sistem kamuoyuna yukarıda örnek verdiğimiz iyileştir¬me çalışmalarından birisini tanıtır gibi yüzeysel tanıtım odaklı bilgilendirmelerle değil, daha de¬rin, felsefi ve bilimsel temeli olan açıklamalarla anlatılmalıdır.

Mevcut OKS'nin eğitim sistemine, çocuklarımı¬za verdiği zarar herkesçe kabul edilen bir gerçek olmasına rağmen yeni Ortaöğretime Geçiş Siste¬mine karşı çıkanlar, eğitimimizin OKS'nin yarat¬tığı tahribattan kurtulabilmesi için hiçbir açılım sunamamaktadır. Yapılan eleştiriler de dersane-ye yönelmenin artacağına dikkat çekmekle sınır¬lıdır. OKS bağlamında şu ana kadar yaşanan so¬runlar açık bir şekilde ortadayken hem bir çıkış yolu aramamak hem de bulunan yolu eleştirmek doğru değildir. OKS'nin yol açtığı sorun¬larla ve yeni geliştirilen sistemin mantığıyla ilgili ortaya konulan tezlere rağmen bazı eğitimcilerin ve bilhassa bazı eğitimbilimcilerin sağlam temel¬leri olan herhangi bir "karşı tez" oluşturamamaları, sadece "dershanelere yönelmenin artacağına" dikkat çeken sıradanlaşmış bir söylemi tekrar etmeleri düşündürücüdür. Eğitimle dolaylı ilgisi olan kişiler istisna tutulmak üzere eğitimcilerin ve eğitimbilimcilerin konuyu daha akılcı, bilim¬sel ve yöntemli olarak ele almaları gerekmekte¬dir.

Sistemin sınırları

OKS sadece Fen ve Anadolu liselerine öğrenci seçmek için yapılmaktaydı. Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemini, en geç iki yıllık bir geçiş döne¬minden sonra ortaöğretim kurumlarının tama¬mına geçişi tayin eden bir sistem olarak işletmek gerekir. Çünkü yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemi öğrencileri sadece seçme amacıyla geliştirilmiş bir sistem değildir. Yeni sistemde, öğrenci ba¬şarısının değişik unsurlar göz önünde bulundu¬rularak ve sürece dayalı bir şekilde belirlenmesi hedeflenmektedir. Yeni sistemin sadece Anadolu ve Fen liselerine öğrenci yerleştirmek için kul¬lanılması, sistemin uygulanması için çekilecek zahmete değecek nitelikte değildir. Ayrıca bu durum, yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin amacı ve temel felsefesiyle de örtüşmemektedir. Dolayısıyla yeni sistemle birlikte OKS'nin başka özellikleri gibi sadece Fen ve Anadolu liseleri¬ne öğrenci yerleştirmeyi sağlayan işlevi de sona ermelidir. Bu çerçevede yeni sistem, ilköğretimi tamamlayan öğrencilerin ortaöğretim kurumla-rının tamamına yerleştirilmesi için kullanılabi¬lecek şekilde geliştirilmelidir. Bu şekilde OKS paralelinde oluşan, "kazanılan okul" diye ayrıca¬lıklı bir niteliğe kavuşmuş olan okulların dışında kalan eğitim kurumlarının da "kazanılan" okul düzeyine yükselerek "iddiasız" okullar olmaktan kurtulabilmeleri sağlanmış olur.

OKS tamam, ya ÖSS!

Yeni sistem; ilköğretimden yükseköğretime ka¬dar 16 yıl süren eğitim ve öğretimin tam ortasın¬da yıllardır uygulanmakta olan LGS/OKS'nin her iki yarıya da zarar verdiği, yani ilk sekiz yılı bloke ettiği, ikinci sekiz yılın da âdeta biletini kestiği gerçeğinden hareketle Türk Eğitim Sis¬teminin yaşadığı tıkanmayı ortadan kaldıracak önemli ve köklü bir girişimdir. Ancak karşımız¬da bir de OKS'nin benzeri olan ÖSS sorunu var. ÖSS'nin de OKS gibi ortaöğretimi bloke eden ve yükseköğretime geçişi âdeta tek başına tayin eden bir eşik hâline geldiğini görmek gerekir. Bu nedenle yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin eğitim sistemimizde yaratacağı dönüşümün ta-mamlanması için ÖSS'nin de masaya yatırılması ve aynı mantık çerçevesinde yeni bir Yükseköğ¬retime Geçiş Sisteminin (YÖGES) geliştirilmesi gerekmektedir. (2)

((2)Yüksek Öğretime Geçiş Sistemi ile ilişkili olarak da bir sistem tasarlamıştık. Akşam Gazetesinde 6 Ağustos 2007 tarihinde yayınlanan taslakta daha sonraki yıllarda yüksek öğretime geçişle ilgili gündeme gelen ve hayata geçen birçok düşünce ve uygulama yer almaktadır.

İşte 4 Sınavlı Yeni Öss Sistemi

   Yeni sisteme göre, üniversiteye girişte artık tek değil, dört sınav uygulanacak. Yeni sisteme göre öğrenci­ler, 10, 11 ve 12'nci sınıfın sonunda,"olgunlaşma sınavı" adı verilen bir sınava girecek. Öss'nin uy­gulanmasına da bu sınavların ardından devam edi­lecek. Böylece öğrenciler, dört sınava girmiş olacak. Sistem oturduktan sonra zamanla öss'ye alterna­tif bir sistem haline getirilecek. Başlangıçta yılsonu sınavlarının yüzde 25, öss'nin yüzde 75 oranında etki etmesi planlanıyor. Yıl sonu sınavlarının etki oranının zamanla artırılması ve dört sınavın eşit hale getirilmesi düşünülüyor. Uygulamanın hızlan­ması ve sistemin altyapısının kurulması için, atana­cak yeni milli eğitim bakanı bekleniyor. 

  İirfan erdoğan başkanlığındaki milli eğitim ba­kanlığı talim terbiye kurulu, üniversiteye girişte uygulanacak yeni bir sistem hazırladı. Ösym ile de görüş alışverişinde bulunan başkanlık, ilk taslak ça­lışmayı tamamladı. Yeni sistemle, tartışmalı katsayı problemi de çözülecek. Buna göre, meslek liseleri, kendi alanlarındaki üniversitelerin 4 yıllık bölümle­rini katsayı engeli olmadan tercih edebilecek. Kendi alanı dışında tercih yapanlar için ise katsayı uygu­laması devam edecek.

Yeni sistemde meslek liseliler katsayı soruna yaşamayacak

  • 10, 11 ve 12'nci sınıfların sonunda, öğrencilerin yıl boyunca gördüğü beden eğitimi, müzik, resim dersleri dışındaki dersleri kapsayan bir sınav ya­pılacak. Bu sınavda öğrencilere, alanlarındaki ders ağırlıklarına göre soru sorulacak. Öğrenci­ler, yıl boyunca işledikleri tüm derslerden soru ile karşılaşacak.
  • Meslek lisesi öğrencileri, kendi alanlarıyla ilgili ek soru çözecek.
  • Bu sınavların soruları, meb ve ösym tarafından ortak olarak hazırlanacak. Olgunlaşma sınavla­rının ardından, öss'ye de girilecek. Olgunlaşma sınavlarından alınan puanların ortalamaları, öss puanına eklenecek. Puan yüzdeleri, ösym ile yapılacak toplantıyla netleşecek.
  • Olgunlaşma sınavı, iki güne yayılacak. Soru sa­yıları, haftalık ders saatinin 6 ile çarpılması ile tespit edilirken, haftada 6 saat matematik dersi veriliyorsa, sınavda 36 matematik sorusu olacak.
  • Meslek lisesi öğrencileri, temel alan derslerini ge­nel lise öğrencileri kadar yoğun almadıkları için, bu alanlarda 30-40 daha az soru ile karşılaşa­cak. Bu öğrenciler, kendi okudukları alanla ilgili olarak fazladan 30-40 soru çözerek, diğer genel liseliler ile eş seviyede soruyla karşılaşmış olacak. Örneğin, motor bölümünde okuyan öğrenci, bu alanda, imam hatip lisesi öğrencisi deyine kendi alanında soru çözecek.
  • Meslek liseleri öğrencileri, kendi alanlarıyla ilgili üniversite bölümlerini tercih ettiğinde, katsayı so­runu ile karşılaşmayacak. İmam hatip lisesi me­zunları ilahiyat fakültesini, iletişim meslek lisesi mezunları iletişim fakültesini, makine bölümü mezunları makine mühendisliği bölümlerini ter­cih edebilecek.
  • Sınavla, ortaöğretim sisteminin performans değerlendirmesi de yapılacak. Bakanlık, hangi sınıf­larda hangi alanlardaki ve hangi derslerde sıkıntı olduğunu görecek. Sınıflar, illere göre de değer­lendirilebilecek. Sınav, öss'den önce öğrencilerin başarı durumlarını tespit etmeyi de sağlayacak.

  Haber/Z.Kıvanç El/Akşam/6 Ağustos 2007

Söz öğretmende

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminde önemli bir yer tutan yüzde  25'lik okul puanlarının verilişinde objektif davranılamayacağı dile getirilmektedir. Bu durumda, yeni sistemle birlikte eğitim ve öğ¬retimin en önemli temellerinden biri olan ölçme ve değerlendirmenin doğru bir şekilde yapılabil¬mesini sağlayacak yeterlilikte mekanizma ve de¬ğerin olmadığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. Yeni sistemin uygulanması açısından meseleye bak¬mak bir tarafa, bu, eğitimimiz adına çok önemli bir sorundur. O zaman yeni sistemle ilgili olarak bu noktadan hareketle dile getirilen düşünceyi bir "saptama" ve sistemin iyi işleyebilmesi için de bir "uyarı" olarak görmek gerekmektedir.

Sistem geliştirilirken yapılan özenli araştırma, sorgulama ve çözümleme çalışmaları esnasında böyle bir sorunun gündeme gelmemesi düşü¬nülemezdi. Nitekim bilhassa okul başarısının önemli bir yer tuttuğu yeni sistemin başarılı bir şekilde uygulanabilmesi ve yeni sisteme geçil-mese bile eğitim ve öğretim adına daha nesnel bir değerlendirmeye katkı sağlayacağı belirle¬nen 100'lükpuan sistemine geçiş, ortak sınavlar ve sınavlarda çıkan soru dağılımıyla ilgili olarak yeni yönetmelik düzenlemeleri yapıldı.

 Bu süreçle ilgilenen kişilerin ve özellikle ilgili akademisyenlerin öncelikle çok yararlı olan bu uygulamalara benzer çözüm yollarını gösterebil¬mesi çok anlamlı olur.

Bu arada okulda yapılan değerlendirmelerin sübjektif olacağı ile ilgili olarak rahatça dile ge¬tirilen kaygıların, öncelikle okul idarecilerinin ve bir anlamda zan altında kalan öğretmenlerin göstermeleri gereken hassasiyetle önemli ölçüde giderilebileceği de unutulmamalıdır.

 Dolayısıyla yeni sistemle ilgili öngörülerin, bek¬lentilerin ve kuşkuların doğrulanması veya yan-lışlanmasıyla sona erecek olan sürecin, yukarıdan aşağıya yetkili kişiler, idareciler ve öğretmenler için de bir sınav niteliği taşıdığı bilinmelidir.

Sonuç

Sonuç olarak hem ilgili ve yetkili kişiler hem de kamuoyu bilmedir ki yaklaşık 30 yıl aradan son¬ra özellikle temel eğitimi bloke eden, okulun ve öğretmenin öğrencinin başarısında belirleyici ro¬lünü azaltan OKS'nin kaldırılarak yeni Ortaöğre¬time Geçiş Sisteminin (OGES) getirilmesi, Türk eğitim sistemi açısından bir dönüm noktasıdır.

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin uygula¬maya konulmasıyla birlikte eğitim ve öğretime bir canlılık ve hareket geldi. Nitekim özellik¬le ilköğretim ikinci kademedeki öğretmen ve öğrencilerin pozisyonlarını, şimdiye kadar ne yaptıklarını, bundan sonra ne yapmaları gerekti¬ğini kendi kendilerine sorgulamaya başladıkları gözlenmektedir. Öğrencilerin eğitim ve öğretim yolculuğunda yıllardan beri geri plana düşen okul idaresi ve öğretmenler, okulu ve dersleri daha belirleyici faktör hâline getiren yeni sistem¬le birlikte artık kendilerinin daha fazla sorumlu oldukları gerçeğini görmektedirler. Aynı şekilde öğrenciler ve veliler de eğitim ve öğretime ye¬rinde ve zamanında önem vermek için çaba sarf etmektedirler. Çünkü yeni sistem, eğitim ve öğ¬retim için gösterilen çabaların ertelenmemesini gerektirmektedir.

Okul idaresi ve öğretmenler, yeni sistemle birlik¬te anlam kazanan dersleri ve sınıfı dikkate alarak eğitim-öğretimin gereğini yapmak, sonra da hâlâ eksikleri varsa bunları ilave çalışmalarla tamam¬lamaya yoğunlaşmaktadırlar. Yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin yapısı müfredat odaklı bir çer¬çeve ile sınırlandırıldığı için öğrencinin başarısı artık okul ve ders ile ilişkilendirilmektedir ve okul idaresi ile öğretmenler de kendilerini öğ¬rencilerinin başarılı olması için gayret sarf etmek zorunda hissetmektedirler.

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRMEYLE İGİLİ DÜZENLEMELER (3)

Özellikle son yıllarda Talim ve Terbiye Kurulunun öncülüğü ile Türk Eğitim Sistemini iyileştirmeye yönelik birçok çalışma yapılmıştır. Bunların en önemlilerinden biri, ortaöğretime geçiş sistemi ile ilgili olarak yapılan düzenleme¬dir. Bu düzenleme hem ilköğretimin hem de or¬taöğretimde yapılan eğitimin kalitesini doğrudan etkileyecek olan bir çalışmadır. Ortaöğretime Geçiş Sistemi (OGES) adı altında gerçekleşti¬rilen değişiklik, ilköğretimden yükseköğretimin sonuna kadar 16 yıllık eğitim hayatının tam orta yerinde yapılan ve sistemin bütününü derinden etkileyen OKS'nin kaldırılmasını da içeren köklü bir reform niteliği taşımaktadır.

Yeni düzenlemeyle birlikte ilköğretim kurum¬larımızda işlenen derslerin daha fazla anlam ve önem kazanması, okullarımızın ise ortaöğretime yerleştirmede belirleyici temel unsur hâline gel¬mesi beklenmektedir. Bunun yanı sıra yenilenen müfredattan beklenen faydaların da artık daha somut ve kolay elde edileceği de umulmaktadır. Bu nedenlerle OKS'nin kaldırılarak yerine Orta¬öğretime Geçiş Sisteminin uygulamaya konma¬sını, eğitimi geliştirmek için hem bugüne kadar yapılan hem de bundan sonra yapılacak olan çalışmaların başarılı olmasını sağlayacak bir dö¬nüm noktası olarak görmek gerekir.

Yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemini sağlam bir zemine oturtmak için, başka çalışmalara da ihti¬yaç duyulmaktadır. Talim ve Terbiye Kurulu ola¬rak yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin sağlıklı bir şekilde uygulanabilmesine katkı sağlamak için 2007 yılı içinde çok önemli düzenlemeler yaptık. Bu düzenlemeler hem birbirini destekle¬mekte hem de kendi içinde bir bütünlük oluştur¬maktadır.

(3) Bu yazı da Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı iken 2007 yılının yaz aylarında TTKB web sayfasında yayınladığım bir değerlendirmeden alınmıştır. 

Bu çerçevede ilk olarak 2006 yılında ortaöğretim kurumlarında uygulamaya konulan 100'lük puan sistemi, bu yıl ilköğretim okullarında da uygu¬lanmaya başlandı. Bu şekilde yıllardan beri 100 üzerinden elde edilen puanların 5’lik sisteme dö¬nüştürülmesine dayalı olan notlandırma sistemi değiştirilerek, yerine 100 üzerinden yapılan de-ğerlendirmeyle elde edilen puanların, herhangi bir dönüştürme yapılmaksızın esas alınmasına dayanan puanlama sistemine geçildi. Böylece eğitim ve öğretimdeki ölçme ve değerlendirme süreci daha hassas duruma getirilerek objektiflik sağlandı, 5'lik not sisteminden kaynaklanan ada¬letsizlikler de minimuma indirildi.

Yapılan düzenlemeler sadece 100'lük sistemin uygulanmaya konulmasıyla sınırlı kalmamış, yeni Ortaöğretime Geçiş Sistemiyle birlikte daha faz¬la anlam ve önem kazanan okulda, derslere daya¬lı olarak elde edilen başarıların daha sağlıklı bir şekilde ölçülmesi ve değerlendirilmesi için başka düzenlemeler de yapılmıştır.

Öncelikle derslerin özelliğine göre; klasik türde yapılan yazılı sınavlardaki soru sayısının ilköğretimde 3'ten, ortaöğretimde 5'ten az olmaması; çoktan seçmeli, eşleştirmeli, kısa cevaplı, açık uçlu, doğru/yanlış, tamamlamalı ve benzeri sı¬nav türlerinde ise soru sayısının çok ve soruların kısa cevaplı olması, bir sınıfta/şubede bir günde yapılacak sınav sayısı ikiyi geçmemesi, sınavların süresinin bir ders saatini aşmaması esasları uygulamaya konula¬rak öğretimi yapılan kazanmalara ait bilgi ve be¬cerilerin tamamının, öğretildiği yöntemler doğ¬rultusunda ölçülmesine olanak sağlanmıştır.

Diğer taraftan, sınavlarda sorulacak soruların ko¬nulara göre dağılımı yapılırken soruların, ağırlık bir önceki yazılı sınavdan sonra işlenen konulara verilmek kaydıyla geriye doğru azalan bir oranda ve dönem başından beri işlenen konulardan se¬çilmesi esası getirilmiştir. Bu şekilde örneğin, bir önceki sınavdan sonra işlenen konular dikkate alınarak 3. sınav için 5 soru hazırlanmış ise, 1. sınav ile 2. sınav arası işlenen konular¬dan 3 soru ve 1. sınavın yapıldığı konulardan 1 soru hazırlanması; 20 sorunun sorulacağı 4. sınavda ise benzeri yöntemle hazırlanacak soruların sayısının bölümlerde yer alan konulara göre 11, 5, 3 ve 1 olarak belirlenmesi gibi esaslar uygulamaya konularak öğrencilerde; daha önce öğrenilen konular ile yeni konuların ilişkilendirilmesinin güçlendirilmesi, ön öğrenmeye dayalı kavramların birlikte kullanılması, derslerde iş¬lenmiş olan konuların bütününün birlikte değer¬lendirilerek öğrenmede dayanıklılığın güçlendi¬rilmesi ve unutmanın önlenmesine çalışılmıştır.

Öğrencilerimizin, ön öğrenmeye dayalı ders¬lerdeki başarı düzeylerinin diğerlerinden daha düşük olması, özellikle yapılan bu değişikliğin önemini daha da artırmaktır.

Ayrıca, ilk ve ortaöğretimde, öğretmenlerin iş birliğine, ortak değerlendirmelerine ve düzey belirlemelerine imkân vermek üzere, okul düze¬yinde görsel sanatlar, müzik, beden eğitimi, tekno¬loji ve tasarım dersleri dışındaki derslerde her dönem en az bir sınavın ortak düzenle¬mesi zorunlu hâle getirilmiştir. Bu sınavların so-nuçları hem dönem puanı ortalamasına katılacak hem de yapılacak kıyaslama ile varsa eksiklikleri ve farklılıkları ortaya çıkaracaktır. Bu bağlamda alınacak önlemlerle eksiklik ve farklılıklar asgari düzeye çekilirken, sınav sonuçları, rehberlik ve yönlendirmede veli ve öğretmenler için somut veriler olarak değerlendirilecektir. Ayrıca dü¬zenlenecek ortak sınavlar hem öğretmenler hem öğrenciler hem de okullar arasında tatlı bir re¬kabet ortamı oluşmasını sağlayacak, bu rekabet de okullarda yapılan eğitimin kalitesinin yüksel¬mesine yönelik çabalara zemin hazırlayacaktır.

Ortaöğretime Geçiş Sistemi çerçevesinde, hem okuldaki eğitimin hem de öğretmenlerin yapaca¬ğı ölçme ve değerlendirmenin öneminin daha da artırılmış olması göz önünde bulundurulduğun¬da, öğretmenlerimizin yapacağı ölçme ve değer¬lendirmede birlikteliği ve objektifliği sağlamada etkisi olacak olan ortak sınav uygulamasının ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. 

Yapılan değişiklikler kapsamında ayrıca öğrencinin dönemsel ve yıllık başarı durumu hakkında velileri bilgilendirmek ve öğrenci ge¬lişimlerini takip etmek amacıyla dönem sonla¬rında verilen karnenin yanı sıra ilköğretim 1, 2 ve 3 üncü sınıf öğrencilerine, Kasım ve Nisan ay¬larının ikinci haftasının son iş gününde "Öğrenci Gelişim Raporu" verilmesine de karar verildi.

Yukarıda belirttiğimiz değişikliklerin gerektirdi¬ği tutum ve davranışların, okul yöneticileri ve öğ¬retmenlerce özümsenerek uygulanması, öğrenci ve velilerin bu değişiklikler konusunda bilgilen¬dirilmesi büyük önem taşımaktadır. Yaptığımız değişiklikler ile ortaya koyduğumuz yöntemle¬rin, bütünlük içinde yürütülmesi durumunda, atılan küçük adımlarla eğitim ve öğretimin te¬sadüflere bırakılmayacak şekilde, standardı belli olan bir çerçeveye kavuşturulabileceği en kısa sürede görülecektir.

Sonuç olarak okulda sunulan eğitim ve öğretimi belirli bir standarda kavuşturmak amacıyla yuka¬rıda sıraladığımız düzenlemelerin yapılmış olma¬sı ve eğitim sistemimizi âdeta felç eden OKS'nin kaldırılarak yeni Ortaöğretime Geçiş Sisteminin hayata geçirilmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni sürecin, eğitimde bir hareketlilik ve dinamizm yarattığı görülmektedir. Bu durum, yeni siste¬min eğitim ve öğretimi geliştirmek için somut çözümlerin geliştirilmesini tetikleyecek şekilde güçlü ve işlevsel olduğunu ortaya koymaktadır. Nitekim, ilk ve ortaöğretim düzeyindeki eğitim ve öğretimin yapısının âdeta belirleyici unsuru hâline gelmiş olan OKS nedeniyle anlamı, gücü ve etkisi iyice azalan okulların, derslerin ve öğret¬menlerin, hak ettiği önemi ve gücü kazanacağı yeni bir dönemin başladığını hep birlikte göreceğiz.

Eğitim ve öğretim anlayışımız özellikle son yıl¬larda birçok yeni yaklaşım ve uygulama ile tanış¬tı. Hem niceliği hem de niteliği geliştirme adına çok önemli adımlar atıldı. Bilgisayar, projektör vb. araç gereçlerle eğitimin teknolojik altyapısı geliştirildi. İlköğretimde ve kısmen ortaöğretim¬de müfredatlar yenilendi. Bu doğrultuda öğret-men eğitimleri gerçekleştirildi. Yeni açılan okul¬larla ve dersliklerle eğitim ve öğretim ortamları zenginleştirildi. Bütün bu iyileştirmeleri eğitim ve öğretimi geliş¬tirmek için atılan köklü adımlar olarak görmek gerekir.

Bu gelişmelerin dışında özellikle 2000'li yıl¬lardan sonra eğitimle ilgili yeni ve iddialı söy¬lemler de gündeme geldi. Üniversitelerdeki eğitim bilimleri bölümlerinin yurt dışındaki ge¬lişmeleri yakından takip etmeleri ve Milli Eğitim Bakanlığının da ulusal ve uluslar arası düzeyde akademik çevrelerle olan etkileşimlerinin art¬ması sonucu birçok yeni kavram ve yaklaşım ko¬nuşulmaya başlandı. Bütün bu hareketliliğin bir ürünü olarak da çok sayıda yeni yayın ortaya çık¬tı. Aynı doğrultuda okullarda sürdürülen hizmet içi eğitim çalışmaları da canlandı. 

Bütün bu gelişmeleri eğitim ve öğretimimizi daha iyi noktalara taşıyabilecek teorik bir biri¬kim olarak görmek gerekir. Ancak bu birikimler eğitim ve öğretim uygulamalarına yansıdığı tak¬dirde daha da anlam kazanacaktır. 

Dolayısıyla eğitim ve öğretim yaklaşımlarının ha¬yata geçirilmesi üzerine odaklanmak gerekiyor. Böyle olursa eğitim ve öğretim için kabul görmüş olan söylemler çok kısa sürede pratiğe dönüşür. Aksi takdirde eğitim ve öğretimde doğrular sıkça ifade edilse de özdeki yanlışlar devam eder du¬rur. Nitekim öğrencilerin performansının, anlık değil sürece dayalı olarak sergilediği başarılara göre değerlendirilmesi gerektiği ilkesine rağmen bütün yetkililerin gözünün önünde olup biten OKS ve ÖSS uygulamalarında tek sınava dayalı sonuçlarla öğrencilerimizin performansı belir¬lenmedi mi! Bu bir yanlışsa sorumlunun kim olduğunu bulma arayışına girmek bir tarafa çö¬züm üretmede bu güne kadar beklemiş olan her düzeydeki bütün yetkililerin ve otoritelerin bir anlamda söylem düzeyinde kalmış olduklarını kabul ve itiraf etmek gerekir. 

Bu nedenle ideal bir eğitim ve öğretime kavuş¬mak için eğitimle ilgili karar mercilerinin ve eği¬timcilerin yaygın bir şekilde kabul görmüş olan ilke ve değerleri tekrar etmekle yetinmemeleri, bunların pratiğe dönüştürülmesi üzerinde yo¬ğunlaşmaları önem taşımaktadır. 

Bu düşünceyle üst düzeyde bir yetkili olarak kendimize, diğer karar mercilerine ve bilhassa eğitimcilere ve öğretmenlere demek istiyoruz ki; eğitim ve öğretimimizi iyileştirmek ve yeni ilke¬ler ışığında geliştirmek için daha temele inme¬miz gerekmektedir.

Prof. Dr. İrfan Erdoğan – Talim Terbiye Kurulu Eski Başkanı

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.


YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


PROF. DR. İRFAN ERDOĞAN

13.Ağu.2015

Türk Eğitim Sisteminin Son 13 Yılında Bir Parantez

Prof. Dr. İrfan Erdoğan / Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Türk eğitim sisteminin son on üç yıllık dönemi için tabi ki genel bir değerlendirme yapabilirim....

11.Ağu.2015

PROF. İRFAN ERDOĞAN: KOALİSYON PEDAGOJİSİ

Prof. Dr. İrfan ERDOĞAN / Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Ben bir eğitim bilimciyim, pratikte de öğretmenim. Bu bilinçle, şu sıralarda gündemde olan hükümetin nasıl ve...

06.Ara.2014

Ortaokulda seçmeli dersler değişiyor

Eski Talim Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, 19. Milli Eğitim Şurası’na ilişkin değerlendirme yaptı.  Erdoğan şunları söyledi; Şurada alınan kararlar kamuoyuna yansıyanlardan ibaret değil....

09.Eyl.2014

Eğitim can çekişiyor

Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, TEDXÇerkezkezköyED'de yaptığı konuşmada eğitim sistemiyle ve öğretmenlerle ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaştı. Öğretmenin her anın, her dersin,...

11.Haz.2014

Eğitimin son on yılı

Eğitim sistemimizin son on yılı için değerlendirme yapmak benim için hassas bir durum. Çünkü bu dönemin iki yıllık kısmında sorumluluklar aldım, inisiyatifler kullandım. Yaptıklarım ve...

07.Şub.2014

MEB’de kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine doğru

Bu yazıyı okumadan TTK’yı kapatmayın! MEB’de kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine doğru MEB, her şeye rağmen demokratik bir sistem gibi çalışan bir bakanlıktı. Talim ve Terbiye Kurulu...

18.Oca.2014

Milli Eğitim Bakanlığı operasyonel kaldı

Son iki yıldır eğitime dair yapılan ve tasarlanan iki düzenlemeyi önemli görüyorum. Öncelikle okulların ilk, orta ve lise şeklinde yapılanması önemli bir adımdı.  Son on...

09.Ara.2013

Sözde 'yeni’ TEOG’un şifreleri

MEB’in Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş adıyla hazırladığı model çok dikkat çekici yönler içeriyor.  Her şeyden önce bu modelin adı çok zorlanarak uydurulmuş. Daha etkili ve...

20.Kas.2013

Dershaneler de okullar da kapatılabilir!

MEB Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan, eğitimi yönetme konusunda performansı giderek düşen bakanlığın, dershaneleri kapatması halinde eğitimin bugünkünden daha iyi bir...

17.Tem.2013

Ortaöğretime geçiş sistemi bir faciaya doğru ilerliyor

Ortaöğretime öğrenci seçme karmaşası bir faciaya doğru ilerliyor Başa dönelim ve anlamaya çalışalım.  On beş yıl öncesine kadar az sayıda ayrıcalıklı sayılabilecek Fen ve Anadolu liseleri...

14.Ara.2012

Kalkınma planları sürecinde eğitim ve öğretmenlik

50 yıldır sürdürülen bir klasik: Beş Yıllık Kalkınma Planları Şu sıralarda 1961 Anayasası ile kurulan Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan Beş Yıllık Kalkınma Planlarının Onuncusu üzerinde...

27.Haz.2012

Eğitim Sistemi Düzelme Yolundayken Atılan Yanlış Adım

Prof. Dr. İrfan Erdoğan - Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı                           ...

01.Mar.2012

Eğitim sistemi düzelme yolunda

Prof. Dr. İrfan Erdoğan - Talim ve Terbiye Kurulu Eski Başkanı Bu yazıda okulların yapılanmasını düzenleyen yeni yasa tasarısını irdeleyeceğiz. Ancak önce kısa bir arka plan bilgisi...

21.Oca.2012

Kesintisiz Eğitim’ sistemi bozdu!

Millî Eğitim’de çözülmesi gereken en temel mesele 8 yıllık eğitim hususudur. Tecrübe gösterdi ki kesintisiz ilköğretim uygulaması her açıdan zararlı oldu.İşin kötüsü kesintisiz yapılanma bu...

Prof. Dr. İrfan Erdoğan
Prof. Dr. İrfan Erdoğan

Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.