banner

'8 yıl eğitim’ bin yıl sürebilir miydi?




Star Gazetesi yazarı Mustafa Karaalioğlu’nun bugünkü eğitim yazısı.

Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda yaşananlar bir ülkenin sahici değişiminin ancak ve ancak zihniyet ve demokrasi kültürüyle mümkün olduğunu gösteriyor. Gerisi mevzuat ve teferruattır...

Anlaşılan o ki, bütün kurumlar bir şekilde değişirken ve muhtemelen bir süre sonra anayasa da değişecekken, zihniyet en sona kalacaktır. Çünkü, zihniyet yani demokratik bir zihin yapısı bütün üniteleriyle demokrasiye güvenmekle mümkündür. Kritik anlarda, çatışma hallerinde karşı görüşü kabul etmek için demokrasiye güvenmek tek çaredir.

Meclis’teki görüntü her açıdan bunun çok uzağındaydı.

Eski Türkiye’den bir sahne yaşandı ve izleyenlerde bir arpa boyu yol gidilemediği duygusunu uyandırdı.

Konuşulan kanun temel eğitimin süresi ve yapısıyla ilgilidir. Dünyanın sonu değildir, eski alışkanlıkların sloganlaştırdığı gibi rejim meselesi de değildir. Daha çok mecburi eğitim de o eğitimin içinde imam hatip ve meslek eğitiminin özgürleşmesi de ülkeyi geri götürmez.

CHP’nin izlediği siyasetin açmazı da burada...

28 Şubat şartlarında dayatılmış ve sadece dindarlığı geriletmek, dindarları sistem dışına atmak ve de dolayısıyla toplumu tektipleştirmek maksadı güden bir kanunun devamında ısrar etmektedir. O kanun sadece eğitimi değil ondan daha çok siyasal ve toplumsal sistemi sembolize etmektedir. 28 Şubat’ın sistem ve toplumun bağrına sapladığı bir hançer misali...

28 Şubat, 15 yıla varmadan tarihe gömülmüşken, o anlayışın o darbe ikliminin toplumsal mühendislik dayatmaları bin yıl sürecek değildi. Bunu anlamamak ve ülkenin gidişatını bu gerçek bağlamında değerlendirmemek hayret verici bir analiz kabiliyetidir.

8 yıl kesintisiz eğitimi ne pahasına olursa olsun savunduğunuzda ve bunun için şimdiye dek hiçbir konuda göstermediğiniz bir şiddet siyasetini tatbik ettiğinizde verdiğiniz mesaj değişime direnmektir. Her şey eskisi gibi kalsın, çeşitlilik ve farklı anlayışlar eğitimde yer bulamasın diyorsunuz demektir.

Bunu dediğinizde de başka konularda takınır gibi göründüğünüz özgürlükçü tavır tabiatıyla inandırıcı olmaz.

12 yıl zorunlu eğitime itirazınız varsa bile 28 Şubat’la aranızda bir mesafe olması şarttır. Toplumla paylaşılabilir bir açıklamanız, bir pozisyonunuz vs. olması gerekir.

Olmazsa ve yoksa 28 Şubat darbesinin bir dayatmasını Cumhuriyet’in kazanımı hanesine yazdığınız anlaşılır. Onu muhafaza etmek için şiddete başvurmanız da hiçbir zaman siyasi üstünlük kurma perspektifiniz olmadığını gösterir.

Hatırlayalım... Kemal Kılıçdaroğlu daha iki gün önce, “AK Parti 28 Şubat’ın ürünüdür” diyerek umutsuz bir analize müracaat etmişti.

28 Şubat’a güvenen siyasetin sıkıştığı yerle, 28 Şubat’a direnen siyasetin genişleyen alanı zaten ortada...

Ama şimdi 28 Şubat’ın sembolü olan 8 yıl kesintisiz eğitim konusundaki tavırlar turnusol kağıdı gibi bütün ürünlerin rengini ortaya koyuyor.

İşte bu açıdan sadece CHP değil, MHP’nin sergilediği tavır da yine aynı gerekçeyle önemlidir.

Bir 28 Şubat dayatmasının takipçisi ve tarafı olmak siyasete kolay çıkmaz bir iz bırakır. Nasıl, 12 Eylül referandumunda CHP ile aynı safta kalmak MHP’ye fatura çıkardıysa 28 Şubat’çı bir işlemin ortağı olmak da aynı neticeyi doğurur.

O zaman ne olacağını uzun uzun anlatmaya gerek yok. Seçimlerin ortaya çıkardığı tablo faturanın bedelini zaten gösteriyor.

(Mustafa Karaalioğlu-star gazetesi)

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.