banner

‘Özel Okul Sektörüyle İlgili Gerçekleri Anlatmalı Yanlışları Düzeltmeliyiz'




Ümit KALKO - Eğitim Girişimcisi / TÖDER Yönetim Kurulu Üyesi 

umit_kalko_ocak_2024

“Özel okullar, devletin eğitim ile ilgili hedeflediği plan ve programların niteliğinin artırılmasına yardımcı olmaktadır. Devlet desteğiyle oluşturulacak esnek finansal modeller ile fiyatlandırma politikalarını revize edip, daha geniş bir öğrenci kitlesine hitap etmek, maddi olarak daha az güçlü ailelere yönelik stratejiler oluşturmak gerekiyor. Öğrenci başına teşvik uygulamasının tekrardan geri getirilmesinin, boş olan 1 milyon 600 bin kontenjanımızın doldurulmasına büyük katkısı olacaktır. Ayrıca talebin artması için KDV oranının tekrar %1 olarak düzenlenmesi de kapasite fazlalığıyla baş etmedeki en önemli hususlardan biri olarak en üst sırada yerini alıyor. Bunları sağlayabilmek için özel öğretimin tüm ilgili taraflarını kolektif bir yapıya kavuşturarak iş ve güç birliği sağlamalı; sektöre itici ve geliştirici, denetleyici ve koruyucu bir yapı kazandıracak faaliyetlerde bulunmalıyız.”

Özel okul sektöründe bir arz - talep dengesizliği olduğu görülüyor. Bu durumu nelere bağlıyorsunuz? Özel okullarda var olan kapasite fazlalığı nasıl değerlendirilebilir? Bu konuda önereceğiniz modeller var mı?
Özel okullar; daha nitelikli eğitim, fiziki şart, teknolojik imkanlar, sanat ve spor gibi farklı beceri alanlarında yapılan aktiviteler, akademik başarı, öğretimde farklı yöntem ve tekniklerin kullanılması, yabancı dil eğitimi ve olumlu okul iklimi gibi avantajlar sağladığı için tercih edilmektedir.
Özel okulların 3 milyon öğrenci kontenjanı bulunmaktadır. Şu an Türkiye genelinde 1 milyon 578 bin 233 öğrenci özel okullarda okuyor. Boş kontenjanları olan okulların yeni öğrenci kayıt edebilmeleri için, sundukları eğitime veli tarafından güven duyulması çok önemlidir. Çünkü öğrenci başarısını, gelişimini ve mutluluğunu misyon edinmiş özel okullar talep görmeye devam etmektedir. Bu konuda da okulların öncelikle hedef kitleye özel eğitim programları, kültürel, sanat ve spor olanakları, dünya vatandaşı olma gibi diğer okullardan farklılaştıkları alanları daha iyi tanıtarak rekabet avantajları oluşturmaları gerekiyor. Farklı eğitim modellerine yer vermek önemli; hibrit eğitim platformları, inovatif çalışmalar, uzaktan öğrenme, esnek sınıf düzenleri okulların tercih edilebilirliğini artırıyor. Günümüzde okulların iş dünyası ile iş birlikleri kurarak özel okulların cazibesini artırmaları da önem arz ediyor. Örneğin; şirketlerle staj programları veya bölgesel olarak düzenlenecek etkinlikler eğitim kurumlarına değer katıyor.
Özel okullar, devletin eğitim ile ilgili hedeflediği plan ve programların niteliğinin artırılmasına yardımcı olmaktadır.Günümüzdeki ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda özel okulları tercih etmek isteyen ailelelerin finansal gerekçeler nedeniyle bunu yapamadıklarını söylemek mümkündür. Bu da özel okulların hedefledikleri kontenjanların dolmamasına, devlet okullarının ise kontenjan fazlalığından dolayı istenen niteliğe ulaşamamasını sağlamaktadır. Devlet desteğiyle oluşturulacak esnek finansal modeller ile fiyatlandırma politikalarını revize edip, daha geniş bir öğrenci kitlesine hitap etmek, maddi olarak daha az güçlü ailelere yönelik stratejiler oluşturmak gerekiyor. Öğrenci başına teşvik uygulamasının tekrardan geri getirilmesinin, boş olan 1 milyon 600 bin kontenjanımızın doldurulmasına büyük katkısı olacaktır. Ayrıca talebin artması için KDV oranının tekrar %1 olarak düzenlenmesi de kapasite fazlalığıyla baş etmedeki en önemli hususlardan biri olarak en üst sırada yerini alıyor.

Türkiye’de kısa, orta ve uzun vadede özel okulculuk nasıl bir yöne doğru yol alacak? Öngörü ve değerlendirmeleriniz nelerdir? Sektörün büyümesi için neler yapılmalı?
Türkiye’de özel okulculuk sektöründe, önümüzdeki 1-2 yıllık kısa vadede dijital dönüşüm ve teknolojiye entegrasyonun etkili olacağı görülüyor. Eğitimde dijitalleşme hızla artıyor. Kısa vadede bu becerilerle ilgili inovatif çalışmaların da eğitim sürecine daha etkin bir şekilde entegre olması gerekiyor. 2000’lerin başındaki gündemlerle yapılan eğitim öğretim çalışmalarından uzaklaşıp, teknoloji yerlisi olan çocuklarımıza hitap edecek eğitim modellerine yönelmeliyiz.
Önümüzdeki 3 -5 yıllık süreçte eğitim modellerinin ve içeriklerin esnek ve yenilikçi hale geleceğini öngörüyoruz. Yine bu süreçte globalleşen proje, girişimcilik, iş dünyası ile bağlantılar sağlanarak mesleki programların ve iş birliklerinin sağlanması konusunda yönelimlerin olacağını biliyoruz.
Uzun vadede baktığımızda ise; teknolojinin içine doğup büyüyen öğrencilerimizin ihtiyaçlarına daha iyi uyacak şekilde mikro sertifikaları kapsayan ve farklılaştırılmış eğitim modellerinin geliştirilmesi önemlidir. Özellikle sanal ve artırılmış gerçeklik, yapay zekâ gibi teknolojilerin eğitim süreçlerinde daha etkili bir şekilde yer alacağını, ayrıca özel okulların eğitim sistemi içindeki payının artarak eğitimde kalitenin lokomotifi haline geleceğini öngörüyoruz.
Özel öğretimin tüm ilgili taraflarını kolektif bir yapıya kavuşturarak iş ve güç birliği sağlamalı; sektöre itici ve geliştirici, denetleyici ve koruyucu bir yapı kazandıracak faaliyetlerde bulunmalıyız.

 

Özel okullardaki öğretmen maaşları ile devlet okullarında görev yapan öğretmen maaşlar arasında ciddi farklar oluşmaya başladı. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Türkiye'de özel okullardaki öğretmen maaşları ile devlet okullarında görev yapan öğretmen maaşları arasındaki belirgin farklar, eğitim sektöründeki dinamikler ve finansman kaynaklarındaki çeşitlilikle ilişkilidir. Devlet okullarının, devlet bütçesinden finanse edildiği ve kamusal hizmet görevi üstlendiği düşünüldüğünde, devlet okullarındaki öğretmen maaşlarının daha yüksek olması anlaşılır bir durumdur.
Bu farklılıkların başlıca sebepleri arasında devlet okullarının geniş öğrenci kitlesine hizmet vermesi, devlet bütçesinden sağlanan kaynaklar, eğitim altyapısının genişletilmesi gibi kamu hizmeti odaklı hedefleri bulunmaktadır. Öte yandan, özel okullar genellikle öğrenci ücretleri, bağışlar ve sponsorluklar gibi özel kaynaklarla finanse edildiğinden, bu okulların öğretmen maaşları devlet okullarına kıyasla daha düşük olabilir.
Şu an Türkiye’deki özel okullarda 195 bin 63 öğretmen çalışmaktadır. Eğitim sektörü ile ilgili politikalarda, okul kurucularının mali yükünü azaltmak için öğretmen maaşlarından alınan SGK vergi yükünün azaltılması ya da kaldırılması öğretmen maaşlarındaki farklılıkları dengelemeye yönelik ciddi bir adım olacaktır. Özel okullardan her yıl alınan ruhsat harcının kaldırılması ve elektrik, su, doğal gaz maliyetinin tarifelerinde ayrıcalık yapılması da hayatta ve ayakta kalmak için önemli adımlar olacaktır. Eğitim sistemi içindeki bu tür dengeler, genel eğitim kalitesini, öğretmenlere ve öğrencilere eşit fırsatlar sunma amacını gözetmelidir.

KÖKLÜ BİR EĞİTİM REFORMU ŞART!
Yeni yıl ile birlikte özel okulların 2024-2025 eğitim ücretleri gündeme geldi. Şu an ülkenin gündeminde sıkılıkla bu haberleri görüyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Öncelikle Özel okulların devletimize katkılarından bahsetmemiz gerekiyor. Özel okullar öğrencilere farklı öğrenme ihtiyaçlarına uygun seçenekler sunarak genel eğitim kalitesini artırmaktadır. Özel okullar ve kamu okulları arasında rekabet yaratır. Rekabet, okulları daha iyi hale getirmek ve yenilikçi eğitim yöntemleri geliştirmek için bir teşviktir. Bu durum, eğitim sisteminin genel kalitesini yükseltmektedir. Özel okulların açılması, öğretmenlere ve eğitim personeline daha fazla istihdam olanağı sağlayarak eğitim sektöründe çalışanlara daha fazla iş imkânı yaratır. Özel okullar, ekonomik bir sektör olarak kabul edilir. Bu okulların faaliyetleri, yerel ekonomiye katkıda bulunur, yerel işletmelere müşteri sağlar ve istihdam yaratır. En önemlisi özel okulların varlığı, devletin eğitim bütçesinden bir kısmının özel sektör tarafından karşılanmasına olanak tanır. Bu, devletin diğer alanlarda kaynakları daha etkili kullanmasına yardımcı olmaktadır.
Özel okulların eğitim ücretlerinin gündemde olduğu bu dönemdeki tartışmalar genellikle ekonomik durum, aile bütçeleri, eğitim kalitesi, eşitsizlik ve erişilebilirlik gibi birçok faktöre dayanıyor. Aileler, çocuklarının kaliteli bir eğitim almasını sağlamak isterken, aynı zamanda bu eğitimin maliyetinin de düşük olmasını bekliyor. Fakat özel okul maliyetleri birçok faktöre bağlı olarak değişiyor. Öğretmen ve Personel Maaşları bizim gider kalemlerimizin %70’ini oluşturmaktadır. 2 yıl öncesinde asgari ücret 2.800 TL iken günümüzde 17.002 TL olmuştur. Fakat biz eğitim ücretlerine 2 sene önce %36 bu senede %65 zam yapabildik. Bu sektörümüz için sürdürülebilir bir durum değildir. Öğretmen ve Personel maaşlarının yanında modern ve güvenli bir öğrenme ortamı sağlamak için gerekli altyapı yatırımları ve düzenli bakım maliyetleri özel okul bütçesini büyük ölçüde etkilemektedir.
Durum değerlendirmesi yaptığımızda bizim eğitim ücretlerine yaptığımız zam bir gündem sebebi değildir, artan maliyetlerin bir sonucudur. Ülkemizde her şey zamlanırken özel okulların fiyatlarının acımasızca eleştirilmesini doğru bulmuyorum. Bu durumda özel okulların bir algı operasyonuna ihtiyacı var. Sosyal medya ve basında sadece özel okullar hakkında yapılan kötü yorumlar yayınlanıyor. Değerinin üzerinde ücret talep eden tüccarlarmışız gibi lanse ediliyoruz. Hâlbuki özel okul kurucuları şu an kar etmeyi bırakın sürdürülebilir bir zararı bile kabullenmiş durumdayız. Bizim fedakârlıklarımız haksızca itham edilmekte ve farklı bir algı operasyonu yürütülmektedir. Bu yanlış algı yönetimiyle topyekûn mücadele etmemiz gerekiyor. Tüm özel okul derneklerinin, sektör çalışanlarının, paydaşların özel okulların ücretleri ile ilgili cevap hakkını kullanarak her mecrada haklı sebeplerimizi ifade etmeye çağırıyorum.

Son yıllarda eğitim sektöründe de franchise sisteminin ağırlık kazandığını görüyoruz. Sizin de temsil ettiğiniz kurumlar bu modeli uyguluyor. Bu sistemi özel okulculuk açısından değerlendirebilir misiniz?
Özel okullar için franchise sistemi, yeni okul açmak isteyen girişimcilere tanınan bir fırsattır. Bu sistem sayesinde girişimciler, uzun yılların deneyimine sahip bir kurumun marka, eğitim modeli ve yönetim sisteminden yararlanır. Franchise veren kurumun deneyimi ve desteği, markayı tercih eden okul veya kursun kurumsallaşma sürecini hızlandırır. Bu, yeni bir okul veya kursun hızlı bir şekilde etkin ve organize bir yapıya kavuşmasını sağlar.
Marka sahibi kurum, franchise sistemi aracılığıyla pazar payını genişletir. Bu, daha fazla öğrenciye ulaşma ve daha geniş bir coğrafyada etkin olma imkanı sağlar. Sisteme yeni dahil olan kurumun başarılı olması için franchise veren kurumların çok güçlü genel merkezi olması gerekir. Bir sisteme dahil olmak belirli bir yatırım gerektirir. Tabii franchise sürecinde belirli bir ücret ödemek ve belirli standartları karşılamak da zorunluluktur. Bunun için franchise veren kurumun güçlü bir markaya ve etkili bir eğitim modeline sahip olması, başarı için temel bir faktördür. Eğitim programları, yönetim konularındaki danışmanlığı ve sürekli iletişimi ile etkin destek sağlaması gerekir.
Franchise alan kurumların eğitim kadrosu, deneyimli ve nitelikli kişilerden oluşmalıdır. Bu, öğrenci başarısını artırmak açısından kritik bir öneme sahiptir. Doğru stratejilerle ve dikkatli bir şekilde franchise modeli uygulandığında, sektörün gelişimi için büyük katkı sağlamaktadır.

ÖZEL OKULLARDA GELİR – GİDER DENGESİ SAĞLANMALI!
Türkiye’de oluşan şartları dikkate alarak, özel okul sektörünü önümüzdeki günlerde nelerin beklediği konusunda düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Özellikle son 3 yıldır Türkiye’de yaşanan enflasyon tüm sektörlerde olduğu gibi özel okul sektörünü de olumsuz yönde etkilemiştir. Ayrıca, özel okul ücret artış oranları için MEB tarafından (2022-2023 Eğitim Öğretim Dönemi için %36, 2023-2024 Eğitim Öğretim Dönemi için %65 ) yasal sınır belirlenmesi bu sorunların artmasına neden olmuştur. Özel okullarda gelir gider dengesi bozulmuş olup, kurumların sürdürülebilirliği tehlikeye girmiştir.
Özel okulların kaliteli eğitim vermeye devam etmesi ve sürdürülebilirliği için, gelir gider dengesinin tekrardan sağlanması gerekmektedir. Özel okul gelirleri açısından, kayıt ücret artış oranlarının mevcut Özel Okul Yönetmeliği doğrultusunda yapılması, farklı bir yasal sınırlandırma getirilmemesi gerekmektedir. Özel okul giderleri açısından; özel okullardan alınan %10 KDV’nin alınmaması, Personel SGK giderlerinin devlet tarafından karşılanması gibi özel okulları destekleyici çalışmaların yapılması gerekmektedir.
Özel okullar Ocak 2024 itibarıyla, Eylül 2024-Haziran 2025 tarihleri arasında verilecek eğitim hizmeti için kayıt almaya başlamıştır. Asgari ücretin bir önceki yıla göre %100 oranında arttığını düşünürsek, özel okullarında kayıt ücretlerini minimum %100 arttırması elzemdir.
Sonuç olarak; özel okullarda gelir gider dengesi sağlanmadığı takdirde, bu sorun eğitim kalitesini olumsuz yönde etkileyecektir ve kurum kapanmalarını beraberinde getirecektir. Özel okulların ayakta kalabilmesi ve özel okullarda kaliteli eğitim hizmeti verilebilmesi için devletimizin gerekli desteği sağlayacağını ümit ediyoruz.

İYİ YÖNETİLEN BİR FRANCHISE MODELİ
ULUSAL EKONOMİYE CİDDİ KATKI SAĞLAR
Franchise uygulamaları açısından dikkat edilmesi gereken noktalar neler? Bu model uzun vadede sektöre neler katacak?
Franchise uygulamasına başlamak isteyen işletme için dikkate alınması gereken belli kriterler vardır. Bu kriterler uzun vadeli başarı ve sürdürülebilirlik açısından kritik öneme sahiptir. Franchise sistemi, genellikle bir markanın başarı öyküsünü tekrarlamaya dayanır. Bu nedenle, franchise olarak verilecek işletmenin marka değeri ve tanınırlığı çok önemlidir. Güçlü bir markanın, potansiyel velinin dikkatini çekmede ve güven oluşturmada katkısı çok fazladır. Franchise veren işletmenin, işletmeler arasında tutarlılık sağlayacak sıkı operasyonel standartlara sahip olması önemlidir.
Franchise veren kurumlar, yeni girişimcilere mentorlük etmeli ve sürekli destek sağlamalıdır. Kurum sahiplerine, işletme modelini anlamaları ve etkin bir şekilde yönetmeleri konusunda yardımcı olacak eğitim programları sunmaları, başarıları konusunda teşvik etmeleri önemlidir. Girişimciler genellikle finansal açıdan istikrarlı bir iş ararlar. Bu nedenle, franchise sistemi sağlayan işletmenin finansal durumunun da güçlü olması ve kârlı bir işletme modeli sunması önemlidir. Franchise veren kurum, potansiyel pazarları ve uygun yerleri dikkatlice analiz etmelidir. Başarılı bir yer seçimi, işletmenin başarısını önemli ölçüde etkiler.
Uzun vadeli bir franchise modeli, kurumun hızla büyümesini destekler, franchise kurumlarına inovatif katkılar sağlayan yeni yaklaşımlar geliştirebilir, yeni kurumların açılmasıyla istihdama ve yerel ekonomiye katkıda bulunur. Marka yeterince yaygınlaştığında, markanın bilinirliğini artırır ve güçlenmesini sağlar. Dikkatlice planlanmış ve iyi yönetilen bir franchise modeli, ulusal ekonomiye de ciddi katkı sağlar.

ÜMİT KALKO’DAN EĞİTİMDE GELECEK ÖNGÖRÜLERİ;
 2000’lerin başındaki gündemlerle yapılan eğitim öğretim çalışmalarından uzaklaşıp, teknoloji yerlisi olan çocuklarımıza hitap edecek eğitim modellerine yönelmeliyiz.
 Sanal ve artırılmış gerçeklik, yapay zekâ gibi teknolojilerin eğitim süreçlerinde daha etkili bir şekilde yer alacağını, ayrıca özel okulların eğitim sistemi içindeki payının artarak eğitimde kalitenin lokomotifi haline geleceğini öngörüyoruz.
 Önümüzdeki 3 -5 yıllık süreçte eğitim modellerinin ve içeriklerin esnek ve yenilikçi hale geleceğini öngörüyoruz. Yine bu süreçte globalleşen proje, girişimcilik ve iş dünyası ile bağlantılar sağlanarak mesleki programların ve iş birliklerinin sağlanması konusunda yönelimlerin olacağını biliyoruz.


YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.