Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezinde olduğu gibi parçacık hızlandırıcıları kullanılarak araştırma yapılacak "Türk Hızlandırıcı Merkezi" (THM) projesinde son aşamaya geçildi.

omer_yasar_cernMerkez, Kalkınma Bakanlığı desteği, Ankara Üniversitesi koordinatörlüğü ve 12 üniversitenin iş birliğiyle Ankara'da kurulacak. Hızlandırıcı teknolojisini Türkiye'ye taşımayı hedefleyen ve 2006’da başlatılan proje kapsamında oluşturulan merkezde, parçacık fiziği ve nükleer fizik başta olmak üzere pek çok alanda ileri teknoloji araştırmaları yürütülecek.
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü ve Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Öğretim Üyesi, Türk Hızlandırıcı Merkezi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ömer Yavaş, hızlandırıcı teknolojileri ve uygulamalarının eğitimden sağlığa, güvenlikten enerjiye, uzaydan savunmaya, biyoteknolojiden nanoteknolojiye, iletişimden ulaşıma kadar birçok tekniği ve imkanı insanoğlunun kullanımına sunduğunu söyledi.

 "100 milyon liralık yatırım"
Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar kapsamında, fizibilite, genel tasarım ve teknik tasarım aşamalarının tamamlandığını, ilk elektron hızlandırıcısı ve ışınım tesisi hedefinin yakalandığını belirten Yavaş, "Bu çalışmaları son 10 yılda 12 üniversiteden yaklaşık 150 araştırmacıyla yürüttük. Kurmakta olduğumuz elektron hızlandırıcısı ve lazer tesisini önümüzdeki 1,5-2 yıl içerisinde Ankara Üniversitesi Gölbaşı Kampüs alanı içinde araştırmacıların hizmetine sunmayı hedefliyoruz." diye konuştu.
Şu anda kurulumunu sürdürdükleri tesiste yaklaşık 100 milyon liralık bir yatırımın söz konusu olduğunu anlatan Yavaş, "Bunun yıllık işletim ve cari giderleri de 8-10 milyon lira civarında olabilir ama dünyanın en büyük merkezinde en büyük hızlandırıcının ve dedektör sistemlerinin (CERN-LHC) yaklaşık 10 yılda 15 milyar dolara yakın bir maliyetle kurulduğunu dikkate alacak olursak bizim Türkiye için geliştirdiğimiz milyar elektronvolt enerjili büyük ölçekli 4 tesisin her birinin maliyetinin birkaç yüz milyon lira boyutunda olması çok anlaşılabilir olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu. 

CERN'e tam üyelik
Yavaş, CERN'in 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 12 Avrupa ülkesince kurulan, şu anda dünyanın en büyük parçacık fiziği, hızlandırıcı ve araştırma merkezi olduğunu belirtti. Türkiye'nin CERN'de 1961 yılında gözlemci üye olduğunu hatırlatan Yavaş, şunları kaydetti: "Türkiye’nin CERN ile ortaklık anlaşması yapması, bu alanda ülkemizin önünü açan bir hamle olmuştur. Türk Hızlandırıcı Merkezi'nin hayata geçirilmesi ülkemizdeki bilim ve teknoloji algısını kökünden etkileyecek ve ileri noktalara taşıyacaktır."


> Yerli CERN'de son aşamaya gelindi

Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezinde olduğu gibi parçacık hızlandırıcıları kullanılarak araştırma yapılacak "Türk Hızlandırıcı Merkezi" (THM) projesinde son aşamaya geçildi.

omer_yasar_cernMerkez, Kalkınma Bakanlığı desteği, Ankara Üniversitesi koordinatörlüğü ve 12 üniversitenin iş birliğiyle Ankara'da kurulacak. Hızlandırıcı teknolojisini Türkiye'ye taşımayı hedefleyen ve 2006’da başlatılan proje kapsamında oluşturulan merkezde, parçacık fiziği ve nükleer fizik başta olmak üzere pek çok alanda ileri teknoloji araştırmaları yürütülecek.
Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü ve Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Öğretim Üyesi, Türk Hızlandırıcı Merkezi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ömer Yavaş, hızlandırıcı teknolojileri ve uygulamalarının eğitimden sağlığa, güvenlikten enerjiye, uzaydan savunmaya, biyoteknolojiden nanoteknolojiye, iletişimden ulaşıma kadar birçok tekniği ve imkanı insanoğlunun kullanımına sunduğunu söyledi.

 "100 milyon liralık yatırım"
Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar kapsamında, fizibilite, genel tasarım ve teknik tasarım aşamalarının tamamlandığını, ilk elektron hızlandırıcısı ve ışınım tesisi hedefinin yakalandığını belirten Yavaş, "Bu çalışmaları son 10 yılda 12 üniversiteden yaklaşık 150 araştırmacıyla yürüttük. Kurmakta olduğumuz elektron hızlandırıcısı ve lazer tesisini önümüzdeki 1,5-2 yıl içerisinde Ankara Üniversitesi Gölbaşı Kampüs alanı içinde araştırmacıların hizmetine sunmayı hedefliyoruz." diye konuştu.
Şu anda kurulumunu sürdürdükleri tesiste yaklaşık 100 milyon liralık bir yatırımın söz konusu olduğunu anlatan Yavaş, "Bunun yıllık işletim ve cari giderleri de 8-10 milyon lira civarında olabilir ama dünyanın en büyük merkezinde en büyük hızlandırıcının ve dedektör sistemlerinin (CERN-LHC) yaklaşık 10 yılda 15 milyar dolara yakın bir maliyetle kurulduğunu dikkate alacak olursak bizim Türkiye için geliştirdiğimiz milyar elektronvolt enerjili büyük ölçekli 4 tesisin her birinin maliyetinin birkaç yüz milyon lira boyutunda olması çok anlaşılabilir olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu. 

CERN'e tam üyelik
Yavaş, CERN'in 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 12 Avrupa ülkesince kurulan, şu anda dünyanın en büyük parçacık fiziği, hızlandırıcı ve araştırma merkezi olduğunu belirtti. Türkiye'nin CERN'de 1961 yılında gözlemci üye olduğunu hatırlatan Yavaş, şunları kaydetti: "Türkiye’nin CERN ile ortaklık anlaşması yapması, bu alanda ülkemizin önünü açan bir hamle olmuştur. Türk Hızlandırıcı Merkezi'nin hayata geçirilmesi ülkemizdeki bilim ve teknoloji algısını kökünden etkileyecek ve ileri noktalara taşıyacaktır."


Son Güncelleme: Pazar, 17 Nisan 2016 16:28

Gösterim: 1347

Ülkelerindeki savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye’ye göç eden yabancı akademisyenler için hayata geçirilen Yabancı Akademisyen Bilgi Sistemi'ne ilk iki günde 5 bine yakın başvuru yapıldı.

 

yekta_saracYÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK'ün ülkelerindeki savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye’ye göç eden yabancı akademisyenler için hayata geçirdiği Yabancı Akademisyen Bilgi Sistemi'ne (YABSİS) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de ilk olan bu çalışmayı, 11 Nisan Pazartesi günü hayata geçirdiklerini belirten Saraç, Başbakanlıkla işbirliği yapılarak hayata geçirilen uygulama ile savaş gibi olumsuz nedenlerle Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan akademisyen ve araştırmacıların veri tabanını oluşturarak ihtiyaç halinde mesleklerini Türkiye'nin ilgili mevzuatı çerçevesinde icra etmelerine imkan sağlamayı amaçladıklarını anlattı.

 

"Müracaat sayısı tahminlerimizi aştı"
Saraç, başvuru sayısının ilk iki günde 5 bine yaklaştığını, pek çok ülkeden akademisyenlerin sisteme öz geçmişlerini yüklediğini belirtti. YABSİS'e başvurularda ilk sırada Suriye uyruklu akademisyenlerin yer aldığına dikkati çeken Saraç, şöyle konuştu: "Suriye uyruklu bin 200'e yakın bir müracaat var. Irak'tan 150 başvuru, Mısır'dan 31 başvuru geldi. Ülke içinde herhangi bir karışıklığın olmadığı ülkelerden, Afrika, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinden de CV'lerini yükleyen akademisyenler bulunuyor. Bu bizim şevkimizi arttırıyor, projenin sonuç üretici bir çalışma olduğuna dair inancımızı pekiştiriyor. İki günlük bir sürede bu kadar yoğun bir ilginin oluşması bizler için teşvik edici bir unsur oldu. Müracaat sayısı tahminlerimizi aştı."
Öz geçmiş sayısında, ilerleyen haftalarda büyük bir artış olmasını beklediklerini vurgulayan Saraç, "Amacımız sadece savaş gibi nedenlerle ülkelerinde mesleklerini icra edemeyen, bilime katkı sağlayamayan akademisyenleri ülkemize cezbetmek değil, aynı zamanda yükseköğretimimizi bölge için bir cazibe merkezi haline getirmek ve geniş çerçevede bu çalışmayı sürdürmek." dedi.


> 5 bin yabancı akademisyen YÖK'e başvurdu

Ülkelerindeki savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye’ye göç eden yabancı akademisyenler için hayata geçirilen Yabancı Akademisyen Bilgi Sistemi'ne ilk iki günde 5 bine yakın başvuru yapıldı.

 

yekta_saracYÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, YÖK'ün ülkelerindeki savaş ve iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye’ye göç eden yabancı akademisyenler için hayata geçirdiği Yabancı Akademisyen Bilgi Sistemi'ne (YABSİS) ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de ilk olan bu çalışmayı, 11 Nisan Pazartesi günü hayata geçirdiklerini belirten Saraç, Başbakanlıkla işbirliği yapılarak hayata geçirilen uygulama ile savaş gibi olumsuz nedenlerle Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan akademisyen ve araştırmacıların veri tabanını oluşturarak ihtiyaç halinde mesleklerini Türkiye'nin ilgili mevzuatı çerçevesinde icra etmelerine imkan sağlamayı amaçladıklarını anlattı.

 

"Müracaat sayısı tahminlerimizi aştı"
Saraç, başvuru sayısının ilk iki günde 5 bine yaklaştığını, pek çok ülkeden akademisyenlerin sisteme öz geçmişlerini yüklediğini belirtti. YABSİS'e başvurularda ilk sırada Suriye uyruklu akademisyenlerin yer aldığına dikkati çeken Saraç, şöyle konuştu: "Suriye uyruklu bin 200'e yakın bir müracaat var. Irak'tan 150 başvuru, Mısır'dan 31 başvuru geldi. Ülke içinde herhangi bir karışıklığın olmadığı ülkelerden, Afrika, Ortadoğu ve Balkan ülkelerinden de CV'lerini yükleyen akademisyenler bulunuyor. Bu bizim şevkimizi arttırıyor, projenin sonuç üretici bir çalışma olduğuna dair inancımızı pekiştiriyor. İki günlük bir sürede bu kadar yoğun bir ilginin oluşması bizler için teşvik edici bir unsur oldu. Müracaat sayısı tahminlerimizi aştı."
Öz geçmiş sayısında, ilerleyen haftalarda büyük bir artış olmasını beklediklerini vurgulayan Saraç, "Amacımız sadece savaş gibi nedenlerle ülkelerinde mesleklerini icra edemeyen, bilime katkı sağlayamayan akademisyenleri ülkemize cezbetmek değil, aynı zamanda yükseköğretimimizi bölge için bir cazibe merkezi haline getirmek ve geniş çerçevede bu çalışmayı sürdürmek." dedi.


Son Güncelleme: Perşembe, 14 Nisan 2016 11:45

Gösterim: 1754

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri, 23 Mart'ta Beytepe Yerleşkesi'nde 4 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin, bütün öğrencilerini, "üniversite öğrencisine yakışan bir itidale" çağırdı.

 

hacettepe_universitesiBeytepe Yerleşkesi'nde bir araya gelen bir grup öğretim üyesi adına yapılan açıklamada, 23 Mart 2016'da Beytepe Yerleşkesi'nde 4 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan üzüntü verici bir olayın cereyan ettiği ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu olay karşısında biz, farklı siyasi ve felsefi görüşlere mensup öğretim üyeleri olarak, her türlü şiddet olayını ve başkalarına zarar vermeyi hedefleyen her türlü girişimi, eğitim, öğretim ve araştırma ortamını temelden sakatlayan, özünde üniversiteyi ayakta tutan değer olan düşünce ve ifade özgürlüğünü zehirleyen bir faaliyet olarak mahkum ediyor, her öğrencimizin değerine olan inancımızı vurgulayarak ve hiçbirinin zarar görmesine rıza göstermeyeceğimizi beyan ederek, bütün öğrencilerimizi üniversite öğrencisine yakışan bir itidale davet ediyoruz."


> Hacettepe'de öğrencilere çağrı

Hacettepe Üniversitesi öğretim üyeleri, 23 Mart'ta Beytepe Yerleşkesi'nde 4 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan olaylara ilişkin, bütün öğrencilerini, "üniversite öğrencisine yakışan bir itidale" çağırdı.

 

hacettepe_universitesiBeytepe Yerleşkesi'nde bir araya gelen bir grup öğretim üyesi adına yapılan açıklamada, 23 Mart 2016'da Beytepe Yerleşkesi'nde 4 öğrencinin yaralanmasıyla sonuçlanan üzüntü verici bir olayın cereyan ettiği ifade edildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Bu olay karşısında biz, farklı siyasi ve felsefi görüşlere mensup öğretim üyeleri olarak, her türlü şiddet olayını ve başkalarına zarar vermeyi hedefleyen her türlü girişimi, eğitim, öğretim ve araştırma ortamını temelden sakatlayan, özünde üniversiteyi ayakta tutan değer olan düşünce ve ifade özgürlüğünü zehirleyen bir faaliyet olarak mahkum ediyor, her öğrencimizin değerine olan inancımızı vurgulayarak ve hiçbirinin zarar görmesine rıza göstermeyeceğimizi beyan ederek, bütün öğrencilerimizi üniversite öğrencisine yakışan bir itidale davet ediyoruz."


Son Güncelleme: Çarşamba, 30 Mart 2016 11:57

Gösterim: 1793

ASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, ABD'de yaşayan doktoralı bilim insanlarını ASELSAN'a kazandırmak istediklerini söyledi.

 

aselsan_aykutASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, ASELSAN bünyesinde kurulan merkezin faaliyetlerini anlattı. ASELSAN'ın dünya ölçeğinde bir marka olmasını hedeflediklerini vurgulayan Koç, devam eden iş birliklerine yenilerini eklemek üzere, geçen hafta ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen Türk-Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenleri Derneği (TASSA) Konferansı'na katıldıklarını söyledi.
ABD'de yaşayan doktora ve doktora sonrası çalışmalarını tamamlamış bilim insanlarına çağrıda bulunan Aykut Koç, "Onları ASELSAN'a kazandırmak istiyoruz. Şirketimizdeki araştırma fırsatları ve milli hedeflerimiz yurt dışında bulunan bilim insanlarını Türkiye'ye geri dönüşe teşvik ediyor." diye konuştu. Görüşmelerde şirketin faaliyet alanları, ileri teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri hakkında bilgi verdiklerini aktaran Koç, Türk bilim insanlarının ASELSAN'a gösterdiği ilgiden çok memnun olduklarını ifade etti.


> ASELSAN ABD'de 'doktoralı' avında

ASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, ABD'de yaşayan doktoralı bilim insanlarını ASELSAN'a kazandırmak istediklerini söyledi.

 

aselsan_aykutASELSAN Araştırma Merkezi Akıllı Veri Analitiği Bölümü Müdürü Aykut Koç, ASELSAN bünyesinde kurulan merkezin faaliyetlerini anlattı. ASELSAN'ın dünya ölçeğinde bir marka olmasını hedeflediklerini vurgulayan Koç, devam eden iş birliklerine yenilerini eklemek üzere, geçen hafta ABD'nin Chicago kentinde düzenlenen Türk-Amerikan Bilim Adamları ve Akademisyenleri Derneği (TASSA) Konferansı'na katıldıklarını söyledi.
ABD'de yaşayan doktora ve doktora sonrası çalışmalarını tamamlamış bilim insanlarına çağrıda bulunan Aykut Koç, "Onları ASELSAN'a kazandırmak istiyoruz. Şirketimizdeki araştırma fırsatları ve milli hedeflerimiz yurt dışında bulunan bilim insanlarını Türkiye'ye geri dönüşe teşvik ediyor." diye konuştu. Görüşmelerde şirketin faaliyet alanları, ileri teknoloji ve Ar-Ge faaliyetleri hakkında bilgi verdiklerini aktaran Koç, Türk bilim insanlarının ASELSAN'a gösterdiği ilgiden çok memnun olduklarını ifade etti.


Son Güncelleme: Pazartesi, 11 Nisan 2016 13:59

Gösterim: 1313

Siirt Üniversitesi Veteriner Fakültesinde, öğrencilere verilen ödevlerle çeşitli hayvan türlerine ait kemik ve iskeletlerin yer aldığı anatomi laboratuvarı oluşturuldu.

siirt_laboratuvar2014 yılında öğrenci kabulüne başlanan fakültede, anatomi eğitiminin "olmazsa olmazı" olarak nitelendirilen bir laboratuvar oluşturulması için öğrencilerden de destek istendi. Verilen ödev kapsamında öğrenciler de memleketlerinde çeşitli hayvan türlerine ait kemiklerle iskeletler buldu. Öğrencilerin buldukları buzağı, eşek, domuz, kedi, köpek ve bıldırcın gibi hayvanlara ait kemikleri birleştirerek oluşturdukları 15 iskelet ile yüzlerce kemiğin inceleme amaçlı yer aldığı laboratuvar, veteriner eğitimine önemli katkılar sunuyor.

Buldukları iskeletleri getirdiler
Veteriner Fakültesi öğrencisi Mehmet Orhan, üniversiteye bir laboratuvar kazandırmaya katkı sundukları için mutlu olduklarını söyledi. "Ödev olarak Nevşehir'de bir domuza ait kemikleri toplayarak, arkadaşlarımla birleştirip iskelet oluşturduk. Okulumuza bir domuz iskeleti kazandırdık." diyen Orhan, iskeletin son derece başarılı bir çalışma olduğunu anlattı. Mecit Tumur da Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde büyük uğraşlar sonucunda tilki iskeleti bulduğunu dile getirerek, iskeleti laboratuvara getirdiğini belirtti. Fas'tan veteriner hekim olmak amacıyla Siirt'e geldiğini anlatan Moussaab Zarhouti ise Diyarbakır'da bulduğu tavşan kemiklerini Siirt'te arkadaşlarıyla iskelete dönüştürdüklerini aktardı. Gamze Çevik de çevrede buldukları kemiklerle çeşitli iskeletler ortaya çıkardıklarını, bu sayede içerisinde kemik ve iskeletlerin bulunduğu bir anatomi laboratuvarı oluştuğunu kaydetti.

"Öğrencilerimizin katkısını önemsiyoruz"
Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Şındak, laboratuvarda çok sayıda hayvan türüne ait kemiklerin yanı sıra buzağı, eşek, domuz, kedi, köpek ve bıldırcın gibi hayvanlara ait iskeletlerinin de yer aldığını vurgulayarak, anatomi laboratuvarını zenginleştirme çalışmalarının sürdüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Şındak, şöyle dedi: "Anatomi laboratuvarı, veteriner eğitiminde temel bilimler bölümünün altyapısını oluşturuyor ve veteriner hekim yetişmesinde büyük önem taşıyor. Çünkü, biz sadece hayvan sağlığıyla değil, aynı zamanda tür analizlerinin yapılmasında da bu laboratuvardan edindiğimiz bilgileri kullanıyoruz. Temel bilimlerin neredeyse temelini oluşturacak bu laboratuvarın oluşturulmasında öğrencilerimizin katkısını önemsiyor ve takdirle karşılıyoruz."

> Öğrenciler ödevleriyle laboratuvar kurdu

Siirt Üniversitesi Veteriner Fakültesinde, öğrencilere verilen ödevlerle çeşitli hayvan türlerine ait kemik ve iskeletlerin yer aldığı anatomi laboratuvarı oluşturuldu.

siirt_laboratuvar2014 yılında öğrenci kabulüne başlanan fakültede, anatomi eğitiminin "olmazsa olmazı" olarak nitelendirilen bir laboratuvar oluşturulması için öğrencilerden de destek istendi. Verilen ödev kapsamında öğrenciler de memleketlerinde çeşitli hayvan türlerine ait kemiklerle iskeletler buldu. Öğrencilerin buldukları buzağı, eşek, domuz, kedi, köpek ve bıldırcın gibi hayvanlara ait kemikleri birleştirerek oluşturdukları 15 iskelet ile yüzlerce kemiğin inceleme amaçlı yer aldığı laboratuvar, veteriner eğitimine önemli katkılar sunuyor.

Buldukları iskeletleri getirdiler
Veteriner Fakültesi öğrencisi Mehmet Orhan, üniversiteye bir laboratuvar kazandırmaya katkı sundukları için mutlu olduklarını söyledi. "Ödev olarak Nevşehir'de bir domuza ait kemikleri toplayarak, arkadaşlarımla birleştirip iskelet oluşturduk. Okulumuza bir domuz iskeleti kazandırdık." diyen Orhan, iskeletin son derece başarılı bir çalışma olduğunu anlattı. Mecit Tumur da Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde büyük uğraşlar sonucunda tilki iskeleti bulduğunu dile getirerek, iskeleti laboratuvara getirdiğini belirtti. Fas'tan veteriner hekim olmak amacıyla Siirt'e geldiğini anlatan Moussaab Zarhouti ise Diyarbakır'da bulduğu tavşan kemiklerini Siirt'te arkadaşlarıyla iskelete dönüştürdüklerini aktardı. Gamze Çevik de çevrede buldukları kemiklerle çeşitli iskeletler ortaya çıkardıklarını, bu sayede içerisinde kemik ve iskeletlerin bulunduğu bir anatomi laboratuvarı oluştuğunu kaydetti.

"Öğrencilerimizin katkısını önemsiyoruz"
Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nihat Şındak, laboratuvarda çok sayıda hayvan türüne ait kemiklerin yanı sıra buzağı, eşek, domuz, kedi, köpek ve bıldırcın gibi hayvanlara ait iskeletlerinin de yer aldığını vurgulayarak, anatomi laboratuvarını zenginleştirme çalışmalarının sürdüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Şındak, şöyle dedi: "Anatomi laboratuvarı, veteriner eğitiminde temel bilimler bölümünün altyapısını oluşturuyor ve veteriner hekim yetişmesinde büyük önem taşıyor. Çünkü, biz sadece hayvan sağlığıyla değil, aynı zamanda tür analizlerinin yapılmasında da bu laboratuvardan edindiğimiz bilgileri kullanıyoruz. Temel bilimlerin neredeyse temelini oluşturacak bu laboratuvarın oluşturulmasında öğrencilerimizin katkısını önemsiyor ve takdirle karşılıyoruz."

Son Güncelleme: Salı, 29 Mart 2016 12:58

Gösterim: 1445


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.