banner
banner
banner

Üstün yetenekli çocuklarla ilgili yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri




Üstün yetenekli çocuklarla ilgili yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri

Üstün yetenekli çocuklarla ilgili ülkemizde giderek artan bir ilgi var. Bir yanıyla toplumsal farkındalık artarken, diğer yandan devletin de bu konuda çözüm arayışları içerisinde olduğu görülmektedir. Yasal düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor; kurumsal alternatifler geliştirilmeye çalışılıyor. Üstün yetenekli çocuklar ve bu çocukların tanılanması, eğitilmesi ve istihdam edilmesi ile ilgili sorunlar her geçen gün daha fazla gündemi meşgul eder hale geldi.

Bu çaba ve gelişmeler, bütün eksikliklerine rağmen olumlu olarak algılanabilir. Ancak, bu sürecin eksiklikler ve yetersizliklerle dolu olduğu da açık. Sonuçta, ülkemizde üstün yetenekli çocuklarla ilgili bilimsel bilgi ve kültür birikimi ne yazık ki çok zayıf. Buna bağlı olarak, ne politikacılar, ne eğitimciler ne de anne-babalar bu sorunu çözecek bir vizyona yeterince sahip değiller. Konuya sahip çıkanların çoğu da daha çok reklam pazarlama anlayışıyla hareket etmekte ve üstün yeteneklilerle ilgili geliştirdikleri tüm uygulamaları ticari bir ürün olarak görmektedirler.

Üstün yetenekli çocuklarla ilgili sorunların toplumsal boyutu olduğu gibi, okul, aile ve çocuk boyutu da bulunmaktadır. Kısacası, herkes için birçok bilinmezi içinde barındıran bu konu, bir sorun yumağı olarak karşımızda durmaktadır.

Toplum ve Devlet Açısından Yaşanan Sorunlar ve Öneriler

Bir toplumun en büyük sermayesi insan yeteneğidir. Devletlerin temel sorumluluklarından biri, eğitim aygıtını kullanarak toplum bireylerinin yeteneklerini açığa çıkarmak ve ülke için bir ekonomik değere dönüştürmektir. Şüphesiz ki, üstün özelliklere sahip bireyler, toplum için çok daha fazla katma değer üretme kapasitesine sahiptir. Devletin bu kapasiteleri etkin şekilde yöneterek ülkeyi geleceğe hazırlaması beklenir. Bu da, vizyonu güçlü bir bakış açısıyla hareket ederek yeteneklerin ve yeteneklilerin önünü açmakla mümkündür. Bu genel çerçevede temel olarak yapılması gerekenleri şöyle ifade edebiliriz:

•             Yetenekli çocukların keşfedilmesi, eğitilmesi ve istihdam edilmesi ile ilgili devlet politikaları geliştirilmelidir.

•             Yasal düzenlemelerle yapılacak çalışmalara meşruiyet kazandırılmalıdır.

•             Üniversitelerde üstün yeteneklilerle ilgili bölümlerin ve araştırma merkezlerinin kurulması desteklenmelidir.

•             Üstün yeteneklilerle ilgili uluslararası standartlarda araştırma çalışmaları desteklenmeli ve bu araştırma çalışmaları kurumlaştırılmalıdır.

•             Uluslararası kuruluşlarla bağlantılar kurulmasına öncülük ederek dünyada hangi çalışmalar yapılıyorsa ülkemizde de aynı çalışmaların yapılması sağlanmalıdır.

•             Anaokulundan başlayarak her öğretim kademesinde yetenekli çocuklara ihtiyaçlarına uygun bir eğitim alma imkanı sunulmalıdır. Bunun için de, alternatif eğitim kurumlarının açılmasına izin verilmelidir.

•             Yetenekli çocukların eğitimini üstlenecek kadroların yetiştirilmesi sağlanmalıdır. Bu kadroların istihdamı ile ilgili sorunlar da çözülmelidir.

Okul ve Öğretmen Açısından Yaşanan Sorunlar ve Öneriler

Üstün yetenekli çocuklarla ilgili sorunları en yoğun olarak okullar ve okullarda görev yapan yönetici ve öğretmenler yaşamaktadır. Bu çocukların okul ortamlarında yaşadıkları ve yaşattıkları sorunlar hem kendilerini hem de okuldaki süreçleri zora sokabilmektedir. Yaşanan sorunları özetlemek gerekirse şunları söylemek mümkündür:

Üstün zekalı ve özel yetenekli çocukların ilgi alanları geniştir. Bu nedenle, kafalarında çoğunlukla kendilerine özgü projeleri vardır. Sık sık kendi hayallerinin peşinde gitmek isterler. Kendi hayallerinin peşinde gitmek isterken de müfredat engeline takılıp kalırlar. Müfredat her ne kadar çerçeve olarak nitelendirilse de, belirli bir sınır çizdiğinden üstün zekalı ve özel yetenekli çocukların ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzaktır. Müfredatın doğrusal bir anlayışı vardır ve her şeyi sıraya koymuştur. Dolayısıyla, sırası gelen konu belirlenen zaman diliminde öğrenilir. Oysa, yetenekli çocuklar böylesine yapılandırılmış öğrenmelerden çok hoşlanmazlar. Aksine, ilgi ve heyecan duydukları konulara odaklanmayı severler. Bu da en fazla öğretmenin işini zorlaştırır. Öğretmenler, sık sık müfredat, sınıftaki diğer çocuklar ve üstün yetenekli çocuklar arasında sıkışıp kalırlar.

Bu çocukların diğer bir özelliği de klasik otoriteden hoşlanmıyor olmalarıdır. Kurallar ve sınıf düzeni ile ilgili bir sorun yaşamazlar aslında. Ancak, mantıksal temeli olmayan ya da nedenleri açıklanmayan yaptırımlar bu çocukların dünyasında karmaşaya yol açabilir. Genel olarak düşünsel yönden daha güçlü oldukları için sorgulayıcıdırlar. Bu nedenle, konulan kuralları da sorgularlar. Bir kural konduğunda nedenini anlamak ve ikna olmak isterler. Eğer bir öğretmen günlük akış içerisinde her konuda uzun açıklamalar yapmaktan çok hoşlanmıyorsa, o öğretmenin sınıfındaki üstün yetenekli çocuklarla bazı sorunlar yaşaması sürpriz olmayacaktır.

Okulların genel fiziki koşulları ve eğitim ortamları da üstün yetenekli çocuklar açısından pek ilgi çekici değildir. Sınıflar, koridorlar, atölyeler, laboratuvarlar, sanat atölyeleri vb. mekanlar ve eğitim materyalleri düşünüldüğünde, bırakın üstün yetenekli çocukları diğer çocuklar açısından da çok yetersizdir. Ayrıca, koridorlara konan görsellerin de çok merak uyandırıcı olduğunu söylemek mümkün değil. Genellikle tarihi kişiliklerin resimlerinden oluşan duvar koleksiyonları, “geçmişe odaklan” alt mesajını verir. Ancak, eğitimin, geçmişten daha çok geleceğe odaklanması gerektiğini de söylemek gerekir. Sonuçta, ilkokulda, ortaokulda eğitim gören çocukların yaklaşık 50 senelik bir gelecek yolculuğu yapacakları düşünülürse, okulların “gelecek odaklı” mesajlar vermesi gerektiği de daha iyi anlaşılır.

Okul yöneticilerinin okul ortamları ile ilgili yapabilecekleri gerek mevzuat gerekse ekonomik nedenlerle sınırlıdır. Ancak, ülke genelindeki okul gerçeği dikkate alınarak yine de üstün yetenekli çocuklar açısından şu tür düzenlemeler yapılabilir:

•             Koridorlarda, büyük bilim ve sanat insanlarının, icatların, evrenin, doğanın, sanatsal çalışmaların ürünlerini ve görsellerini koyarak çocukların zihinlerinde merak ve heyecan uyandırılmalıdır.

•             Okulda mümkünse, bir iki sınıfın özel olarak düzenlenmesine çalışılmalıdır. Bilim sınıfı, sanat sınıfı, uzay sınıfı vb. gibi düzenlenebilir. Bu sınıflarda, tamamen özgün bir ortam yaratılmalıdır. Hatta bu konuda, gönüllü uzman kişilerden destek alınarak sınıflar ilgi çekici ve etkileyici hale getirilmelidir.

•             Müfredatın çerçeve niteliği ön plana çıkarılarak, olabildiğince çocukların ilgi alanlarına yönelik ürünler geliştirmelerine projeler yapmalarına izin verilmelidir. Böylece, hem çocukların gelişimi daha fazla desteklenmiş olur hem de sınıf yönetimi ile ilgili riskler azaltılmış olur.

•             Öğretilecek konularla ilgili sınıf ortamına ilgi çekici ve gerçekçi ürün ve materyaller (toprak, deniz kabukları, ağaç parçaları, eşyalar, taş parçaları vb.) getirilerek ders işlenmelidir.

•             Çevrede ulaşma imkanı olmayan konularla ilgili olarak bilgisayar ve internet ortamındaki görseller ve videolardan sıkça yararlanılmalıdır.

•             Yakın çevrede gidilebilecek ilgi çekici yerler (hayvanat bahçesi, müze, doğal ortamlar, işyerleri vb.) varsa mümkün olduğunca geziler düzenlenmelidir.

•             Ekonomik açıdan uygun olabilecek ve temin edilme imkanı olan bazı araç-gereçlerin de (dürbün, pusula, uzaktan kumandalı helikopter, araba vb.) sınıfa ve okula getirilmesine izin verilmelidir. Bu tür araçların da derslerde olabildiğince çok kullanılmasına önem verilmelidir.

•             Sınıfta zaman zaman öğretilecek konuya uygun olarak düzenlemeler yapılmalıdır. Sıraların düzenini değiştirmek, olabilirse yerlere minderler koymak, kimi zaman daire şeklinde oturtmak vb. bu çocuklar açısından çok olumlu sonuçlar doğurur. Derslerin de bu farklı düzenlerde işlenmesi motivasyonu oldukça artırabilir.

•             Sınıfta ekonomik olmasına karşın etkili olabilecek ses sistemi kurulmalıdır. Böylece, zaman zaman müzik destekli dersler yapılması sağlanabilir. Ayrıca, çeşitli ses efektlerinden yararlanarak oldukça etkili bazı anlatımlar yapılabilir. Ünlü kişilerin konuşmaları dinletilebilir.

•             Zaman zaman derslere çeşitli uzmanlar getirilmeli ve onlardan daha derinlemesine bilgiler edinme imkanı sunulmalıdır. Bu konuda velilerden de destekler alınması çok anlamlı olur.

Aileler ve Çocuk Açısından Yaşanan Sorunlar ve Öneriler

Çocuğunun üstün zekalı ve özel yetenekli olduğunu öğrenen anne-babaların ilk tepkisi “Eyvah! Ben şimdi ne yapacağım?” şeklinde olmaktadır. Çocuğa yetemeyeceğine inanma, üstünlerle ilgili kulaktan dolma önyargılı düşünceler, geleceği adına kaygılar alıp başını gitmektedir. Bu kaygıların bir kısmı abartılı olsa da bir kısmı haklıdır.

Genel olarak bakıldığında, ailelerin bu konudaki en belirgin ve öncelikli sorunu, üstün yetenekli çocuklar hakkındaki bilgi eksikliğidir. Bu da çok doğaldır. Eksik bilgi nedeniyle, çocuğuna nasıl yaklaşacağını bilemeyen ebeveyn şaşkınlık içinde araştırma ve sorgulamalara başlar. Konuyla ilgili yarım yamalak bilgi edindikçe de çoğu zaman endişeleri daha da artar. Çocuğun her davranışına bir anlam yüklenmesi, çocuktan beklentilerin kontrolden çıkması, sürekli onun için bir şeyler yapma telaşına düşülmesi, çocuğun çocuk olduğunun unutulması, okula ve öğretmenlere ilgili ilgisiz her konuda sürekli tepki gösterilmeye başlanması hayatı bir hayli zorlaştırmaktadır.

Anne-babaların bazıları, çocuğun üstün olmasını bir aile prestijine çevirmektedir. Çoğu zaman aile çevresine bu konuda doğrudan ya da dolaylı reklam yapılır, çocuğa da üstün olduğu hissettirilir. Böylece, çocuğun benlik algısının ayarları ile oynanmış olur. Üstün özellikleri olduğunu hisseden çocukların bir kısmı bunu ilişkilerinde kullanmaya başlar. Çevresine karşı üstünlüğünü hissettiren ve buna bağlı olarak ilişki sınırlarını bencilce zorlayan bir tutum sergileyebilir. Üstün yetenekli çocukların bazıları da, üstün olduklarını öğrendikten sonra kendilerinden beklentilerini abartırlar. Böylece, “mükemmeliyetçilik” ve “hırs” gibi kişilik özellikleri güçlenir. Mükemmeliyetçi ve hırslı tutumları, çoğu zaman diğer sosyal ilişkilerini de riske sokar.

Üstün yetenekli çocukların yaşadıkları en hassas sorunlardan biri “asenkronizasyon” olarak ifade edilebilir. Kısaca, “gelişim alanlarının eş zamanlı gelişmemesi” olarak tanımlanabilecek olan asenkronizasyon çocuğun iç gerilimini artırabilir. Üstün yetenekli çocuklarda, bir gelişim alanı yaşından çok ileri düzeydeyken diğer bazı gelişim alanları eşit düzeyde olabilir. Bu da, üstün yetenekli çocuğun kendi iç dengelerini tutturması açısından zorluk yaratır.

Ailelerin de üstün yetenekli çocuklara yardımcı olabilmesi ve destek vermesi açısından bazı noktalara dikkat etmesi önemlidir:

•             Çocuğun üstünlüğünü, “insan” odaklı değil, “yetenek” odaklı olarak algılamalıdırlar. Dolayısıyla, çocuğun yeteneklerine hak ettiği değeri verip ilgiyi gösterirken, insan olarak başkalarından bir ayrıcalığı olmadığını da göstermelidirler.

•             Bu çocukların üstün özellikleri olsa da çocuk oldukları akıldan çıkarılmamalıdır. Dolayısıyla, her çocuğun temel sorumluluk ve alışkanlıklarının bu çocuklar için de geçerli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.

•             Okulla işbirliğine önem verilmelidir. Okulun işini kolaylaştıran ve okula destek veren bir anlayışla hareket edilmelidir. Gerekirse diğer velilerle de organize olarak okula nasıl destek verebilecekleri konusunda öneriler geliştirmelidirler.

•             Okulda ve sınıfta sadece kendi çocukları varmış gibi hareket etmemelidirler. Diğer çocukların da “değerlilik” ve “haklar” açısından kendi çocuğuyla aynı olduğunu unutmamalıdırlar. Bu nedenle okuldan istek ve beklentilerini bencilce bir duygu ile ortaya koymamalı, diğer çocuk ve aileleri de düşünerek empati ile ortaya koymalıdırlar.

•             Çevresindeki imkanları değerlendirerek, çocuğun yetenek, ilgi ve yönelimlerine uygun farklı destekler sağlamalıdırlar. Ancak, hangi konuda nasıl bir destek sunulacağını çocukla birlikte kararlaştırmalıdırlar. Çocuğu, istemediği şeylere zorlamak şeklinde bir uygulama yapmak doğru değildir.

Üstün yeteneklerle ilgili sorunlar devletin sağlayacağı bir zeminde, okulların yapacağı etkili uygulamalar ve ailelerin okulla ortak anlayışa dayalı yapacağı işbirliği ile çözülebilir. Bütün bu çabaların elitist bir yaklaşıma dayanmaması da son derece önemlidir. Sonuç olarak amaç, toplumdan izole olmuş elit bir tabaka yaratmak değil, topluma lokomotiflik yapacak çekici bir güç yaratmaktır. Bu ülkenin artık yetenekli beyinlerini kaybetmeye tahammülü yok.

Yrd. Doç. Dr. Oktay Aydın

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.