banner
banner
banner

Erkek egemen üniversite yönetimleri ve kadın akademisyenler




Erkek egemen üniversite yönetimleri ve kadın akademisyenler

Giriş

Türkiye’de kadın istihdamı daha çok hizmet sektöründe yoğunlaşmaktadır. Hizmet sektöründe istihdam edilen kadınların ağırlıkla eğitim sektöründe yoğunlaştığı ve bunu da sağlık sektörünün ve onu da turizm ve finans sektörünün takip ettiği gözlenmektedir. (Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü: 2013 Kadın Raporu, s.16)…” Türkiye’de akademik yaşamda kadın istihdam oranları oldukça yüksek düzeydedir. Bugün ülkemizde üniversitelerde kadın öğretim elemanı oranı yaklaşık %41,1’dir. Bu kapsamda, profesörler içerisinde kadın oranı %28,2, doçentler içerisinde kadın oranı %46,9, öğretim görevlileri içerisinde kadın oranı %38,8’dir (TÜİK, 2011-2012).

Kadının akademik yaşamdaki payının artması, özellikle akademik hayatta ücretlerin diğer mesleklere ve özel sektördeki kalifiye elemanlara göre göreli olarak düşmesi ve mesleki itibarın giderek aşınması 1980 sonrası dönemden günümüze kadar olan döneme denk gelmektedir. Günümüzde kadın akademisyenlerin toplam akademik personel içindeki %41,1 oranı pek çok gelişmiş batı ülkesinden daha iyi bir noktaya işaret etmektedir. Ancak burada vurgulamalıyız ki, bu araştırmada da irdeleme konusu yapılan akademik hayatta yönetici konumdaki kadınların göstergelerine bakıldığında ise durum oldukça üzücüdür ve akademisyen kadınların istihdam oranı ve yönetici kadın oranı arasında ciddi bir asimetri olduğu maalesef gözlenmektedir. Bu konuyla ilgili çalışmamızın ayrıntıları aşağıda sunulmuş olup, oldukça dikkate şayandır.

Üniversite Yönetiminde Kadın Ağırlığı

Bu çalışmada; üniversite yönetimlerinde ve karar alma mekanizmalarında kadın akademisyenlerin ne kadar yer alabildiği, daha doğru bir deyimle yönetimde ne kadar yer verildiği olabildiğince araştırma konusu yapılacaktır. Araştırmada yöntem olarak 1 Mart tarihinde internet üzerinden YÖK listesi esas alınarak tüm kamu üniversitelerinin web siteleri taranmıştır. YÖK’ün listesinde 104 kamu üniversitesi bulunmaktadır. Bunlar içerisinde İzmir Kâtip Çelebi ve Uşak Üniversitelerinin farklı zamanlarda yapılan denemelere rağmen web sitelerine erişim sağlanamamıştır. Listede öğrencisi görünmeyen Abdullah Gül, Adana Bilim ve Teknoloji, Ankara Sosyal Bilimler ve Türk Alman üniversiteleri araştırma kapsamına alınmamıştır. Ayrıca genel seçimler dolayısıyla istifaların tam olarak web sitelerindeki listelere yansıtılıp yansıtılmadığı da bilinmemektedir. Üniversite web sitelerinin güncel olduğu varsayımı altında tam tarama işlemimiz gerçekleştirilmiş olup, tüm yöneticilerin kurul üyesi olduğu üniversitelerde en üst kurul olan üniversite senatoları taramada esas alınmıştır. Bir hayli oyalayıcı olan ve sabır isteyen bu tarama işlemiyle birlikte Mart başı itibarıyla bu çalışmanın konusu olan yönetimdeki cinsiyet dağılımıyla ilgili kanaatimizce çok çarpıcı ve düşündürücü olan aşağıda vereceğimiz sonuçlara ulaşılmıştır. Bundan sonra belirlenecek olan üniversite politikalarına ışık tutması ümidiyle tarama sonucu elde ettiğimiz bulguları okuyucunun takdirine sunuyor ve yararlı olmasını diliyoruz.

Öncelikle üniversitelerin en üst yönetim birimi olan YÖK’ün üyelerinin cinsiyet dağılımına bakarak konuya giriş yapmak doğru olacaktır. 2547 Sayılı yasada YÖK üyeleri: Cumhurbaşkanı tarafından öncelikle başarılı profesörlerden yedi, Bakanlar Kurulunca üst düzeydeki Devlet görevlileri veya emeklileri arasından yedi, Üniversitelerarası Kurulca, Kurul üyesi olmayan profesör öğretim üyelerinden seçilen yedi, kişiden oluşur demektedir. 2015 Mart başı itibariyle YÖK sitesine erişim yapıldığında, eksik olduğu anlaşılan 17 kurul üyesinden sadece ikisinin kadın öğretim üyesinden oluştuğu gözlenmektedir. On kişiden oluşan denetim kurulu üyelerinin ise tamamı erkek üyeden oluşmaktadır.

Yine 2015 Mart başı itibariyle tüm kamu üniversiteleri sitelerinde yapılan tarama ile yönetim yapılarına ilişkin aşağıdaki tespitlere ulaşılmıştır: Daha önce de vurgulandığı üzere taramada üniversitelerin senatoları incelemeye esas alınmıştır. Bunun yanında idari yönetim amiri olan ve aynı zamanda üniversite işleyişinde önemli bir makam olan üniversite genel sekreterlerinin cinsiyet dağılımına da bakılmıştır. 2547 sayılı yasanın 14. maddesinde üniversite senatolarının oluşumu “Senato, rektörün başkanlığında, rektör yardımcıları, dekanlar ve her fakülteden fakülte kurullarınca üç yıl için seçilecek birer öğretim üyesi ile rektörlüğe bağlı enstitü ve yüksekokul müdürlerinden teşekkül eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Üniversite senatoları üniversite yöneticilerinin hepsini içinde barındıran, karar alma süreçlerinin en üst belirleyicisi olan yönetsel kurullardır. Taramada ulaşılan sonuçlar ise şunlardır:

-              Öncelikle taranan 100 kamu üniversitesinden yalnızca beşinde (Boğaziçi, Dicle, Düzce, Giresun ve Nevşehir Hacı Bektaş Üniversitesi) kadın rektör vardır.

-              Üniversitelerde rektör yardımcıları rektör tarafından üç, açık öğretimi olan üniversitelerde beş kişiye kadar beş yıllığına atanmaktadırlar. Ancak bazı yeni kurulan üniversitelerde bir ya da iki rektör yardımcısı ile yönetim sürdürülmektedir. Rektör yardımcıları ile ilgili yapılan taramada ise tespit edilen 245 rektör yardımcısından 234’ü erkek, 11’i kadın öğretim üyesinden oluşmaktadır. Bu yönetim kademesinde kadın ağırlığına bakıldığında oranın ise 0,04 olduğu gözlenmektedir.

-              Yine üniversite yönetimlerinde rektör, rektör yardımcılarından sonra üçüncü kademede önemli bir yönetim görevi olan fakülte yöneticileri olan dekanların cinsiyet dağılımına bakınca da şu sonuca ulaşılmaktadır: Araştırmamıza konu olan 100 kamu üniversitesinde toplam 918 Fakültenin -gerek asaleten gerekte vekaleten hep birlikte ele alındığında- 823 erkek, 95 kadın öğretim üyesi yöneticisi olduğu gözlenmiştir. Buradaki ağırlık ise 0,10 dur.

-              Üniversitelerin idari personelinin üst amiri olarak işlerin işleyiş ve koordinasyonunu sağlama sorumluluğu olan üniversite genel sekreterlerinin cinsiyet dağılımına bakıldığında ise; taranan 100 üniversiteden sadece 10 üniversitede kadın genel sekreter olduğu gözlenmiştir. Kadın genel sekreterlere ise, bir iki istisna hariç genelde köklü üniversitelerde rastlanmaktadır.

Taramada dikkati çeken diğer gözlem ve tespitler işe şu şekilde genel olarak başlıklandırılabilinir:

-              Altı kamu üniversitemizin yönetiminde hiç kadın yönetici ve senatör bulunmamaktadır.

-              Ayrıca pek çok üniversitenin senatosunda da; ya fakülte temsilcisi olarak, ya yüksekokul ve enstitü müdürü olarak bir ya da birkaç kadın senatör sembolik olarak bulunmaktadır. Yani aktif idari görevlerde kadınlara üniversitelerin ezici bir çoğunluğunda yer verilmemektedir. Kısacası 20-30 kişilik senatoların ezici bir çoğunluğunda sadece bir iki kadın senatörün yer aldığı ve ezici bir çoğunlukla erkek akademik personelden oluştuğu dikkati çekmektedir.

-              Kadınların yönetici olarak yer aldığı alanlar ise ağırlıkla; güzel sanatlar, sağlık hizmetleri, turizm, iletişim ve yabancı diller gibi alanlar olduğu gözlenmektedir. Tıp, teknik alanlar, mühendislik, ilahiyat ve İİBF gibi toplumsal işbölümünün erkek egemen kıldığı alanlarda birkaç istisna dışında hemen hemen hiç kadın yönetici yoktur.

-              Günümüzde üniversitelerdeki kadın akademisyen ağırlığı %41,1 olmasına rağmen, rektör düzeyinde %5, rektör yardımcısı düzeyinde %4, fakülte dekanları düzeyinde %10’luk temsil göstergeleri ciddi bir a-simetriye ve kadınların yönetimdeki temsil kabiliyetindeki eksikliğe işarettir. Özellikle üniversitelerin ezici bir çoğunluğunda, -özellikle de yeni kurulan üniversitelerde- bu üç kademede de kadın yönetici hemen hemen hiç yoktur. Hele bazı üniversitelerde hiç kadın temsilcinin (senatörün) olmaması, hele ki o üniversitelerin %30-%40 aralığında kadın akademisyeni olduğu düşünülürse, bu durum kabul edilir bir durum değildir. Ayrıca bu üniversitelerimizde ve senatolarında sembolik olarak bir-iki kadın senatörün olduğu çoğunlukla yeni kurulan diğer üniversitelerimizde kadın akademisyenlerimizin karar verme süreçlerine katılamadığı, yönetimde temsil edilmedikleri ve yönetime kadın akademisyenlerin yaşadığı sorunların yansıtılamadığına işaret etmektedir.

Sonuç

Üniversiteler ve akademisyenler toplumda öncülük etmesi gereken ve toplumların gelişmesinin vesilesi olması gereken toplumdaki önemli aktörlerdir. Pek çok açıdan bu misyonu üniversitelerimizin hakkıyla taşıyıp taşımadığına sorguyla baktığımız günümüzde, aslında akademik yaşamda kadın erkek akademisyen eşitliği açısından da çok sorunlu yapılar olduğu basit bir yönetim kademelerine ilişkin listelerin taranmasıyla rahatlıkla gözlenmiştir. Kadın akademisyenlerin ne kadar hakkaniyet ve liyakat ilkesi çerçevesinde üniversite yönetimlerinde ve karar alma mekanizmalarında yer alabildiklerine bakıldığında 21. yy Türkiye’sine yakışmayan bir tablo ile karşılaşmaktayız maalesef. Kısaca aynı meşakkatli süreçlerden geçen kadın akademisyenlerin karşı cins karşısında yönetimde ve çeşitli akademik alanlarda eşit şanslarının olup olmadığı, bu günkü Türkiye’nin üniversite yönetim yapılarına bakıldığında başka bir sorguya gerek olmaksızın kendini göstermektedir. Daha fazla yoruma gerek görmeksizin bu çalışmanın bulgularını okuyucunun ve karar vericilerin takdirine sunmak en uygun yol olarak tercih edilmiştir.

Prof. Dr. Gülen ELMAS ARSLAN

Hitit Üniversitesi

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat  Bölümü

Kaynakça

-              DPT ve DÜNYA BANKASI, Türkiye’de Kadınların İşgücüne Katılımında Son Dönemde Gözlenen Eğilimler, Çalışma Raporu Sayı 2, 2010, Ankara.

-              ELMAS, G.,  (2014), “Türkiye’de Çalışan Kadın Olmak ve Kadın Akademisyenler,”, Akademik Bülten, Gazi Üniversiteli Öğ. Üye. Derneği Yayını, Cilt:12, No.1, Mayıs 2014, ss.36-40.

-              KADININ STATÜSÜ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ, Kadın Raporu 2013, 2014, Ankara.

-              TÜİK, İstatistik Göstergeler 1929-2014.

-              www.yok.gov.tr

-              Üniversitelerin Web Sayfaları

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.