banner
banner

Oyunlarla İngilizce




Prof. Dr. Cem Balçıkanlı / Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi ABD
Nurperi Cömert İğdigül / İngilizce Öğretmeni

cb_nprHaftanın son günü. Günün son dersi.
Çocuklar isteksiz, yorgun ve sıkılmışlar. Yapılan blok ders sırasında öğretmenin tüm gayesi öğrencilerin anlatılan konuları keyifli bir şekilde öğrenmelerini sağlamaktan başka bir şey değil.
Ders başlıyor… Kahkahalarla ve eğlenceyle geçen bir süre sonra sınıfın kapısı birden açılıyor… İçeriye Müdür Yardımcısı giriyor.
“Hocam ders bitti. Zil çaldı. İstiklal Marşı okundu, servisler gitti! Nasıl duymadınız? Çocuklar siz de mi duymadınız?” 
Zaman su gibi akıp gitmiş…
Öğretmeninin cevabı çok kısa ve nettir.
“Biz oyun oynuyorduk!”

OYUN NE İŞE YARAR?
Yukarıdaki çarpıcı anı, oyunun eğitimdeki yerini net bir şekilde gözler önüne seriyor. Oyunun büyüsüne kapılmak ve akışta kalmak tam da böyle bir şey olsa gerek. Yıllardır yapılan pek çok araştırma eğitim dünyasında oyunun sağladığı yararlara odaklanırken bize belki de en önemli çıkarımı yapmamıza olanak tanıyor.

“Biz oyunla öğreniyoruz.”
Yakından biliyoruz ki oyun mutlu bireylerin yetişmesini sağlıyor. Dahası oyunlar, kurallar bütününde oynandığı için bireylerin birbirlerine saygı duymalarını destekliyor. Öğrencilerin kazanılan oyundan zevk almaları, kaybettikleri zaman rakiplerine saygılı bir biçimde davranmaları, zamanı etkili bir biçimde kullanmaları, hızlı düşünüp çabuk karar almaları, birlikte düşünüp iş birliği içinde hareket etmeleri de oyunun en güzel kazanımları arasındadır. Oyunların özellikleriyle ilgili oluşturulan listelerin neredeyse tamamında öğrenme sürecine olumlu katkı sunabileceğine inanılan unsurlar bulunuyor. Bu unsurlar, oyunların kurallarının olduğuna, amaç ve hedefleri bünyesinde barındırdığına, geribildirim döngüsü ve kazanım odaklı olduğuna, içerisinde rekabet bulunduğuna ve bireylerin birbirleriyle bir etkileşim içinde olduğuna işaret ediyor. Oyun araştırmacısı kimliğinin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri’nde İllionis Üniversitesinde oyun, kültürel farkındalık ve erken çocukluk eğitimi konularında araştırmalar sürdüren Prof. Dr. Artin Göncü’nün oyunun önemine ilişkin yaptığı şu müthiş tespit defalarca okunmalıdır.
“Oyun oynayan çocuğun yetişkinlik provası yaptığını bilir ve oyunun önemini anlayabilirseniz sadece çocuğunuzu mutlu etmez onu daha iyi anlayabilirsiniz.”

DİL ÖĞRENİMİNDE OYUNLARIN ROLÜ NEDİR?
Dil öğrenimi emek, disiplin ve sabır isteyen bir süreçtir. Elbette bu süreçte birçok kişi endişe duyabilir. İstediğimiz gibi keyifli bir yolculuk yapmak ve bu endişeyi ortadan kaldırmak oyun ile mümkün olabilir. Hayatın her aşamasında oynanan oyunların bireylerin gelişimini nasıl derinden etkilediği iyi bilinen bir gerçektir. Oyunlar, öğrencilerin öğrenmek için çaba sarf etmelerine ve bu çabayı sürdürürken çok keyifli anlar yaşamalarına yardımcı olur. Öğrencilerin içsel motivasyonlarını arttırırken oyun içinde tün duygu ve duyularıyla yer almalarına imkân tanır. Bu sayede öğrencilere bütüncül bir öğrenme ortamı içerisinde doğal bir dil ortamı sunar. Birçok duyu bir arada kullanıldığından öğrenim somut bir şekilde gerçekleşir ki bu da deneyimden edinilen bilgileri kalıcı hale getirir. Ebeveynlik, eğitim ve insan davranışı gibi çeşitli konulardaki araştırmalarıyla bilinen Alfie Kohn, “Ödüllerle Cezalandırmak” isimli kitabında, çocukların kendilerini güvende hissederlerse risk alabileceklerini, soru sorabileceklerini, hata yapabileceklerini, güvenmeyi öğrenebileceklerini ve bu sayede sağlıklı bir şekilde büyüyebileceklerini ifade ediyor. Bu kazanımların sağlanmasında elbette oyunlar muazzam öğrenim araçlarıdır. Çünkü oyunlar  öğrenciler için duygularla birleşen anlamlı bir öğrenim fırsatı yaratır. Oyunun bizlere sağladığı bir diğer önemli yarar ise oyun içinde öğrencilerin hata yapmaktan korkmamalarıdır. Bu en az diğer faydalar kadar önemlidir zira hatalar dil öğrenim basamaklarının önemli ve gerekli süreçlerinden biridir. Çünkü hatalar doğruya ulaşmanın yoludur ve en kıymetli tecrübelerdir. En çok çekinilen durumlardan biri olması nedeniyle hata yapmak öğrencilerin hedef dilde konuşmalarını, yazmalarını ve derse dahil olmalarını engeller. Ancak oyunlar sayesinde öğrenciler hata yapmaktan korkmaz çünkü oyunlarzevklidir, adildir ve oyunlarda  tüm şartlar eşittir. Bu sayede öğrenciler dört dil becerisini cesurca kullanabilir, hatalarına takılmadan dilin en doğal haline maruz kalırlar. Oyunların önemli bir başka avantajı ise oyunlar birbirini tekrar eden kelime ve yapıları barındırdığından öğrenimin etkili ve kalıcı olmasıdır. Bu konudaki en çarpıcı araştırmalardan birinden Karyn Purvis söz ediyor. Araştırmada, beyinde yeni bir snaps yaratmak için yaklaşık 400 tekrar gerekirken oyun işin içine girdiğinde sadece 10 ila 20 arası tekrarın yeterli olduğu ortaya konuyor. Tüm bunların yanında oyun oynamak birçok pozitif hormonu aktivite ederken bu hormonlar sayesinde odaklanma, algılama ve yaratıcılık gibi becerilerimizi destekliyor.  Beynimizde salgılanan dopamin çocukların hayal güçleri uyarıp bireyi fiziksel aktivitelere motive ederken oksitosin insanlarla kuvvetli ilişkiler kurmalarını sağlıyor.
Yabancı dil sınıflarında oyunu bir öğretim yöntemi olarak ele almanın yararları üzerine çok sayıda araştırma bulunuyor. Bu araştırma bulgularını temel başlıklar altında toplamak gerekirse, oyunların duyuşsal, bilişsel yararları olduğu gibi sınıf dinamikleri açısından da sayısız fırsat sunduğu bilinmektedir. Duyuşsal anlamda, yabancı dil öğreniminde dil endişesi alanında yürütülen tüm çalışmalarda da belirtildiği üzere oyunlar öğrencilerin gerginliğini azaltmaktadır. Oynadıkları oyunlar aracılığıyla öğrencilerin öğrenmeye çalıştığı dille duygusal yakınlık kurduğu ve bu sayede de dile dair olumlu duygu geliştirdiğini biliyoruz. Ayrıca öğrencilerin dili yaratıcı bir şekilde kullanmasına olanak tanıdığı gibi iletişim dil öğretim yaklaşımlarının en önemli hedefi olan iletişimsel dil yetisinin gelişmesine katkıda bulunur. Bilişsel açıdan değerlendirdiğimizde ise, oyunların yabancı dil sınıflarında öğrenmeyi birçok anlamda desteklediğini araştırma bulgularıyla söylemek mümkündür. Hem öğrenilenleri anlamlı bir bağlam içinde sunması hem de öğrencilerin bu süreçten keyif alması öğrenilmeye çalışılan dilin iletişimsel boyutlarına odaklanılmasını sağlıyor. Bunun sonucu olarak da herkesin diline pelesenk olan ‘anlıyorum ama konuşamıyorum’ sendromu da zamanla popülerliğini yitirebilir belki. Zira öğrenciler oyun oynarken bir dersten çok daha farklı bir ortamın içinde olduklarını hissettikleri için dil yapılarını ve işlevlerini daha iletişimsel bir çerçevede içselleştirebilirler. Sınıf dinamikleri boyutunda ise öğretmenlerin doğru bir planlamayla bilgiyi aktarımından çok oyunların öğrenci temelli bir yaklaşımla kurgulandığı bir role bürünmesi elzemdir. Sınıf ortamında grup uyumunun oluşmasını mümkün kılan ikili veya grup halinde oynanabilecek oyunlarla da sosyal yapılandırmacı yaklaşımın en önemli ilkelerinden olan ‘iş birliği’ kavramını da desteklemektedir. Yabancı dil derslerinin bilinen rutin ders biçiminden biraz daha farklı olarak düşünülmesi gerekliliğinden hareketle oyunlar öğrencilerinin bu rutinden uzaklaşmalarına olanak tanıyabilir.

Son Söz
Bu yazının başında da değindiğimiz üzere oyunlar zamanın nasıl geçtiğini anlamadığımız büyülü bir atmosfer sunar. Diğer alanlarda olduğu gibi dil eğitiminde de bu büyülü atmosferin sağladığı yararlar saymakla bitmez. Yapay zekâ, robotik kodlama vb. kavramların da etkisiyle sayısız eğitim kuramı ve teorisi ileri sürülmektedir. Tüm bunlara rağmen varlığını etkin bir şekilde sürdüren oyun olmuştur. Bu değişim içinde insan doğasına yakından dokunan, insanların kendilerini en savunmasız ve öğrenmeye hazır hissettikleri oyunlar yabancı dil eğitiminde sıklıkla uygulanan yöntemlerdendir. Oyunların öğrenme ortamlarındaki etkilerini uzun soluklu araştırmalarıyla inceleyen ve bu alandaki en önemli isimlerden olan James Paul Gee oyunlarda örtük olarak da olsa var olan 36 öğrenme ilkesinin üzerinde durmaktadır. Oyunların bu öğrenme ilkelerini geliştirmede ve uyarlanabilir ortamları sağlamada son derece iyi olduğuna inanmaktadır. Elbette bunlar, çoğumuzun sınıfta uygulamak için çaba gösterdiğimiz ilkelerle doğrudan ilişkilidir. Oyun sadece öğrencilerin boş zamanlarını doldurdukları keyifli bir etkinlik değildir. Yabancı dil öğretmenlerinin oyunu bir öğretim yöntemi olarak değerlendirmesi ve bu minvalde hareket etmesi son derece elzemdir. Bu anlamda öğretmenin neyi ne kadarını ne sürede kazandıracağını çok iyi belirlemesi gerekir. Bu sayede alınan geri bildirimler öğrencileri başarıya götürür.
Uzun yıllardır İngilizce eğitiminde oyunların rolü üzerine pratik uygulamalar sunan Nurperi Cömert İğdigül tarafından kaleme alınan ve yakın zamanda raflardaki yerine alacak kitapta, dil öğrencilerinin öğrendiklerini fark etmeden öğrenme süreçlerini nasıl keyifli hale getirdiklerini gözler önüne süren pek çok oyun var. Özellikle oyuna ilişkin oluşan önyargıları kırmak ve hayatın bir parçası haline getirebilmek adına erken yaşta yabancı dil eğitiminin önemini ve bu noktada oyunun çocuklara sağladığı zihinsel, bilişsel ve dil gelişimi açısından faydalarına tanık olacağınız bu çalışmanın anlamlı katkılar sunacağına inanıyoruz.

OYUN ÖNERİLERİ
1) Tell me what?
Çocukluğumuzda oynadığımız ‘Nesi var?’ oyununu uyarlayarak keyifli bir İngilizce eğitsel oyun haline gelen bu oyunu ilkokul seviyesindeki öğrencilerinizle dilediğiniz sözcükleri pekiştirmek için oynayabilirsiniz. 
Hedef kelimelerimizin yiyecekler olduğunu düşünelim.
Elbette bu noktada özgürsünüz. Dilerseniz hayvanları kullanarak‘have/has got’ yapısını da destekleyebilirsiniz.)
Bir öğrenci seçiliyor ve dışarı gönderiliyor. O sırada sınıf bir yiyecek belirliyor ve dışarı gönderilen öğrenci tekrar sınıfa çağırılıyor.
;Dışarı çıkan öğrencinin seçilen yiyecek ile ilgili ‘Tell me what?’ cümlesi karşılığında sadece 3 bilgi edinebilme hakkı olduğundan seçtiği 3 arkadaşından bilgi alabilir. Edindiği bilgilerin ardından cevabı bilmesi içinse 1 dakikası var. 
Öğrencimiz aldığı cevaplara göre belirlenen yiyeceği bilmeye çalışır. 
Oyunu öğrenci sayınıza ve zaman planlamanıza göre 2 ya da 3 tur oynatabilir kazananlara sticker, rojet, sevdiği bir şarkıyı sınıfta çalıp dans edebilme, arkadaşlarına şarkı söyleyebilme hakkı gibi içsel motivasyonlarını destekleyecek ödüller verebilirsiniz.

Örnek:
Student : Tell me what?
Class: It is yellow.
Student :Tell me what?
Class: It is long.
Student : Tell me what?
Class: It’s a fruit. 
Student: A banana!

2) Pick and Make
Ortaokulda cümle dizimini öğretmek için tasarlanan bu keyifli oyunda öğrenciler kâğıda yazılmış sözcükleri pipetle toplayarak cümleler yaratıyor. Dikkat, odaklanma, düşünme becerileri, üretici/verici dili geliştiren ve hedef yapının birçok kelimeyi pekiştirerek desteklendiği dinamik bir oyundur.
İstediğiniz her yapı ile kullanabileceğiniz yelpazesi geniş olan bu oyundaki hedef yapının ‘Will’ olduğunu düşünelim. 
Küçük renkli kağıtlara farklı sözcük türlerinden oluşan kelimeler yazılır. 
Öğrenciler sınıf sayısına göre 2 ya da 3 gruba ayrılır. Her gruptan bir öğrenci sıra ile sözcüklerin olduğu masaya gelir ve sözcüklere on saniye boyunca bakar. 
Daha sonra bir kum saati  kullanarak 1 dakika içinde aklından karar verdiği sözcükleri toplamaya çalışır.  Ardından toplayabildiği sözcüklerle verilen yapı ile ilgili doğru ve anlamlı cümleler kurmaya çalışır. Doğru cümle yapabilen takımına puan kazandırır. 

Örnek:
Toplanan kelimelerin aşağıdaki sözcükler olduğunu varsayalım. 
She - play - game - in - the – garden.
She will play game in the garden. 

KAYNAKLAR
Gee, J. P. (2005). Learning by design: Good video games as learningmachines. E-learningand Digital Media, 2(1), 5-16.
Göncü, A. (2019). Oyunda Büyümek Çocuk Gelişimi Ve Eğitimine Sosyokültürel Bakış Koç Üniversitesi Yayınları.
Kohn, A. (1993). Ödüllerle Cezalandırmak. Görünmez Kitap: İstanbul
Qualls, L., &Purvis, K. (2020). The Connected Parent: Real-Life Strategies for Building Trust and Attachment. Harvest House Publishers.
https://bit.ly/3oAVZEY

https://bit.ly/33bRto0

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.