banner
banner
banner

Yabancı dil bilmek ne demek?




Prof. Dr. Cem Balçıkanlı / Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi ABD 

cem_balcikanliYıllar önce bir devlet üniversitesinin Yabancı Diller Yüksekokulunda o zamanki adıyla okutman olarak görev yapıyordum. İngilizce Öğretmenliği ve İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencilerinin bulunduğu hazırlık programında yaptığımız üçüncü vizenin sonuçları açıklandıktan sonra bir öğrencim ofisime geldi. Bu tür ziyaretlerin konusu çoğunlukla açıklanan vize notunu beğenmemek ve kâğıtları bir daha inceleme talebi olur. Ancak bu seferki öyle değildi. Girdiği sınavdan aldığı notun 56 olduğunu söyleyen öğrencimin sormak istediği başka bir şeydi:

‘Hocam, üniversite sınavında 80 soru üzerinden 72 net yaptım. Yani İngilizcem iyi. Vizelerden önce işlediğimiz kitabı detaylıca çalışıyorum. Kelimelere bakıp bunları biliyorum diyorum, dil bilgisi konularını inceliyorum hepsinden eminim. Ancak bütün bunlara rağmen vizelerde istediğim başarıyı gösteremiyorum. Sizce ne yapmalıyım hocam?’

Aslında bu ne yapmalıyım sorusunun altında o kadar çok boyut vardı ki nasıl cevap vereceğim üzerine sayısız senaryo geçti zihnimden. En akla yatkın olanı, dil bilmenin sadece kelime ve dil bilgisinden ibaret olmadığı, dört dil becerisine odaklanmak gerektiğini söylemekti. Ben de öyle yaptım. İngilizce Öğretmenliği ve yabancı dille ilgili benzer bölümlerde okumak için hazırlanan öğrenciler doğal olarak Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından uygulanan Yabancı Dil Testinde (YDT) hangi tür sorular bulunuyorsa ona yönelik bir planlama yapıyorlardı. Pekâlâ ya YDT’de bulunan sorular dil bilmenin ana ölçütleri olan dört temel dil becerisi (okuma, dinleme, konuşma, yazma) üzerinden yapılsa bu ve benzeri sahneleri yaşar mıydık? Bu yazıda, üniversitelerin yabancı dille ilgili eğitim veren bölümlerinde okumak için öğrencilerin girmek zorunda olduğu YDT’nin yabancı dil bilme kavramıyla ne kadar örtüştüğünü ele alıp dört temel dil becerisini ölçen sınav modellerinin üzerinde duracağım. Belki de bu adımla herkesin diline pelesenk olan ‘Hocam biz niye yabancı dil öğrenemiyoruz?’ sorusuna da bir nebze de olsa bir çözüm önermiş oluruz.

Yabancı Dil Bilmek Ne Demektir?

İnsanlar dili iletişim kurmak, hayatlarını idame ettirmek için kullanırlar. Benzer şekilde yabancı dili de bir görevi yerine getirmek, var olan ilişkilerini sürdürmek, yeni ilişkiler kurmak ve belki de en önemlisi dilde var olmak/kendilerini ifade etmek amacıyla kullanırlar. Dört temel dil becerisi ışığında değerlendirdiğimizde ise, insanların o dilin etkin kullanıcısı olarak sayılabilmeleri için yabancı dilde okumaları, okuduklarını anlamaları, yazmaları, konuşmaları ve dinlediklerini anlayıp yorumlamaları gerekir. Diğer bir deyişle, kullanıcısı olduğu yabancı dilde, bir internet haberini okuyup haberin genel hatlarını anlamaları, en sevdikleri müzik grubunun turne programını bir epostayla grubun çevrim içi forumuna sormaları, kendilerini sosyal ortamda ifade etmeleri ve havaalanında bineceği uçağın kapısının değiştiğini duyuruda anlayıp ona göre hareket etmeleri beklenir. Bunları yerine getirebilen insanlar o yabancı dilde etkin dil kullanıcıları olarak anılırlar. Pekâlâ, o halde yanıtlamamız gereken soru şu: Biz üniversite sınavında yabancı dil sorularını yanıtlayarak yabancı dille ilgili bölümlere yerleştirilen öğrencileri belirlerken dört yıl boyunca eğitim görecekleri dili ne kadar bildiğini hangi yöntemle seçmeliyiz? Bu soruyu cevaplamadan önce isterseniz hali hazırda ÖSYM tarafından hazırlanan yabancı dil testindeki soru dağılımını inceleyelim.

Tablo 1: Yabancı Dil Testi (YDT) Soru Dağılımı

 

 

Soru Sayısı

1.

Dilbilgisi

10

2.

Cloze Test

5

3.

Cümle Tamamlama

8

4.

İngilizce-Türkçe Çeviri

6

5.

Türkçe-İngilizce Çeviri

6

6.

Anlamca Yakın Cümleyi Bulma

5

7.

Anlam Bütünlüğünü Sağlayacak Cümleyi Bulma

5

8.

Verilen Durumda Söylenecek İfadeyi Bulma

5

9.

Diyalog Tamamlama

5

10.

Anlam Bütünlüğünü Bozan Cümleyi Bulma

5

11.

Paragraf

15

 

2019 yılında yapılan YDT’de sorulan soruların dağılımına baktığımızda yukarıda değindiğim dil bilmek kavramını oluşturan dört dil becerisinden sadece okuma becerisinin ölçüldüğünü görebiliriz. Bu yabancı dil ölçme ve değerlendirme alan yazınındaki en temel kavramlardan biri olan kapsam geçerliliği anlamında testin son derece zayıf bir görüntüye sahip olduğuna işaret etmektedir. Zira diğer üç dil becerisinin ölçülmediği, sadece tek bir dil becerisiyle dil bilmenin eş değer düşünüldüğü böyle bir sınav dil bilen adayları ayırt etmede eksik kalmaktadır.

ÖSYM tarafından paylaşılan sayısal verilere göre 2019 yılında İngilizce YDT’ye toplam 106.363 aday katılmıştır. 24.619 standart sapma oranıyla ortalama puan 29.755 olmuştur. 80 puan üzerinden alınan bu ortalama puan arzulanandan uzaktır. Sınavın sadece okuma becerisini ölçmesinden hareketle diğer üç becerinin değerlendirilmeden bu kadar düşük bir ortalamaya sahip olan sınavın sonucuna göre üniversitelerin yabancı dille ilgili bölümlerinde eğitimlerine başlayacak öğrencilerin dil yeterliklerinin pek de istenen düzeyde olmadığı sonucuna ulaşabiliriz.

O halde ne yapmalıyız?

Yaklaşık olarak 100 ülkenin İngilizce yeterlik seviyelerini sıralayan İngilizce Yeterlik Endeksinde 2019 yılı sonuçlarına göre 79. sırada bulunan ülkemizin yabancı dil açısından durumu tatmin edici bir görüntü sergilememektedir. Buna ek olarak kamuoyunda herkesin “yabancı dil öğrenemiyoruz” algısına da sahip olduğundan hareketle bu olumsuz tabloları olumluya çevirmek için radikal adımlar atılmalıdır. Ülke olarak etkili bir yabancı dil eğitim politikamızın oluşturmaktan tutun da öğrencilerin örgün eğitim süresinde ve sonrasında dört dil becerisiyle ölçülmesine ve bu ölçmenin sonunda Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni (CEFR) ışığında uygulanacak bir sertifikasyon sistemine kadar çeşitli hamlelerle olumlu bir hava oluşturmak pekâlâ mümkün. Birçok başka nedenin de rol oynadığına inandığım Finlandiya, Kanada, Güney Kore, Singapur ve Hong Kong gibi eğitimde yüksek performans gösteren tüm okul sistemleri öğretmen seçimine ve eğitimine çok fazla yatırım yapıyor. Dolayısıyla öğretmen seçimi ve eğitimine yönelik atılacak adımlar istenen değişikliğe neden olabilir. Aşağıda önereceğim üç model, üniversite eğitimlerinde İngilizce ile ilgili bir bölümde eğitim görmek isteyen öğrencilerin dil bilmek kavramına uygun bir şekilde belirlenmesi sağlanabilir. Şimdi bu modellerin ne olduğuna bakalım.

Model 1:

Ana hatları (sınavın seviyesi, soru türleri, uygulanış biçimi, vb) MEB, ÖSYM ve YÖK (Yükseköğretim Kurulu) tarafından oluşturulacak bir kurul tarafından belirlenecek ve dört dil becerisini (okuma, dinleme, konuşma, yazma) ölçecek sınav, tüm adaylara uygulanır. Aday sayısının çok olması bu modelin uygulanmasını zorlayacak etkenlerin başında gelmektedir. ÖSYM tarafından yapılan tarihlendirme ışığında Cumartesi günü adaylar, okuma ve dinleme ile ilgili soruları yanıtlarken, Pazar günü de oluşturulacak komisyonlar marifetiyle yazma ve konuşma sınavları uygulanır. Her bir dil becerisinin ağırlığı %25 olacaktır.

Model 2:

Arzu edilen sınav her ne kadar sınava girecek tüm adayların birer gün arayla yabancı dil yeterliliklerini dört dil becerisine göre hazırlanmış sınavlarla (okuma, dinleme, yazma, konuşma) ölçmek olsa da, bu kadar çok sayıdaki adayın (2019 yılında 106.363 aday YDT’ye girdi.) özellikle konuşma ve yazma becerilerini ölçmek teknik nedenlerden dolayı pek mümkün olamayabilir. Bu noktada da sadece uygulama kolaylığı açısından ikinci bir model önerilmektedir. Bu modele göre, YDT’ye girecek adayların dil becerilerini ölçmek için iki aşamalı bir dil yeterlilik sınavı uygulamak mümkün olabilir.

Aşama 1:  İlgili uzmanların oluşturduğu kurulun belirleyeceği iki anlama becerisini (okuma ve dinleme) ölçecek sınav tüm adaylara uygulanır. İlk olarak adayların iki anlama becerisinin ölçülmesinin temel nedeni, aday sayısı fazla olduğu için, ölçmenin en pratik şekilde sürdürülmesi gerekliliğidir. Sınava giren tüm adaylar, ülke genelinde yapılan bu sınavdan belirli bir puan alırlarsa sınavın ikinci aşamasına girmeyi elde ederler.

Aşama 2: İlk aşamadan belirli bir puan alan adaylar, temel noktaları (sınavın seviyesi, soru türleri, uygulanış biçimi, değerlendirme vb) Aşama 1’de ifade edilen aynı kurulun belirlediği anlatma becerilerinden olan konuşma ve yazma sınavına girerler. Bu iki anlatma becerilerinin hangi yöntemlerle ölçüleceği, hangi değerlendirme ölçütlerinin kullanılacağı, sınavı değerlendirecek komisyonların tutarlı bir değerlendirme yapması için nasıl bir yol izleneceği gibi detaylar komisyon tarafından netleştirilir.

Bu iki beceriden oluşan sınavlardan belirli bir puan alan öğrenciler hem anlama becerileri (okuma ve dinleme) hem de anlatma becerilerinden (konuşma ve yazma) aldıkları puan ortalamalarının toplamıyla YDT’den aldıkları puanları belirlenmiş olur.

Model 3:

Yukarıdaki iki modelin uygulanması özellikle teknik nedenlerden dolayı mümkün olamayabilir. Bu noktada da arzu edilen birinci veya ikinci modele geçiş aşamasında kullanılabilecek üçüncü model uygulanabilir. Üçüncü model, dil bilmenin ölçütü olan dört temel dil becerisinden sadece okuma ve dinleme becerisine odaklanmaktadır. İfade ettiğim gibi sadece çok sayıdaki adayın okuma ve dinleme becerilerini ölçmek nispeten daha kolay olabileceği için, ÖSYM tarafından belirlenen tarihte adayların hepsi okuma ve dinleme becerilerinin değerlendirilmesine yönelik soruları yanıtlaması gerekmektedir.

Ne değişir?

Anadolu Liselerinde uygulanan etkili yabancı dil öğretimi süreçlerinin sonlandırılmasından bu yana yabancı dil öğretimi ve başarı ne yazık ki pek yan yana gelen kavramlar olmamıştır. Bu konuda ilgili alan yazında çeşitli araştırmalar yapılmaktadır. Öğrenci motivasyonu, yönetici algısı, fiziksel yetersizlikler, ölçme ve değerlendirmedeki tutarsızlıklar, ders kitapları ve benzeri tüm etkenler bir yana, araştırmalar bize öğretmen yeterliliklerinin bu tablonun oluşmasında en önemli etken olduğunu göstermektedir. Benzer şekilde yabancı dil öğretmenlerinin mesleki ihtiyaçları anlamındaki çalışmaların genel bir analizi yapıldığında da öğretmenlerin en çok dil yeterlilikleri bağlamında desteğe ihtiyaç duydukları görülmüştür. Bu genel çerçeveden hareketle şu anda uygulanmakta olan YDT’nin sadece okuma becerisine odaklanması ve diğer üç dil becerisiyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapmaması yukarıda çizdiğim manzaranın oluşmasındaki nedenlerden biridir. O halde önerilen üç modelin de dayanak noktasını oluşturan dil becerileri temelli bir sınav, bize sadece okuduğunu anlayan değil aynı zamanda okuduğu üzerine yorum yapan, dinlediğini yorumlayan, yazabilen ve en önemlisi de kendini rahatlıkla ifade edebilen öğrencilerin öğretmen olma sürecinde etkin bir şekilde belirlenmesine olanak tanıyabilir. Bu değişiklik önerisinin İngiliz Dili Eğitimi alanında çalışan bilim insanları, MEB’de görev yapan İngilizce öğretmenleri, İngilizce ile ilgili bölümlerde okuyan üniversite öğrencileri, MEB, ÖSYM ve YÖK yetkilileri tarafından tartışılmasının son derece önemli olduğuna inanıyorum.

KAYNAKLAR

Yükseköğretim Kurumları Sınavı, Yabancı Dil Testi Soru Dağılımı https://osym.gov.tr/ykspdf/ydt_ingilizce_yks_2019_web.pdf adresinden 14.02.2020 tarihinde erişim sağlanmıştır.

2019 Yükseköğretim Kurumları Sınavı, Yabancı Dil Testi Sayısal Verileri https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2019/YKS/sayisalbilgiler18072019.pdf adresinden 14.02.2020 tarihinde erişim sağlanmıştır.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.