Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Açık öğretim ortaokulu öğrencileri, "Türkçe" dersinden başarılı olmak kaydıyla, sınıfındaki tüm derslerinin aritmetik ortalaması en az 45 puan olduğunda en fazla 2 başarısız dersten muaf tutulacak.
Milli Eğitim Bakanlığınca, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Açık Öğretim Ortaokulu Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasında dair yönetmelikle ilgili bilgi verildi.
Buna göre, açık öğretim ortaokulu öğrencilerinin yıl sonu başarı puan ortalamalarına ilişkin öğrencilerin yararına bazı değişiklikler yapıldı. Eski yönetmelikte Türkçe dersi hariç en fazla 2 başarısız dersi bulunan öğrencilerin söz konusu başarısız derslerden muaf olabilmeleri için bulunduğu sınıfta yıl sonu başarı puanı ortalamasının 50 olması gerekiyordu. Yeni yönetmelikte ise bu ibare “aritmetik ortalamasının en az 45 puan” olması yönünde değiştirildi.
Buna göre binlerce açık öğretim ortaokulu öğrencisi, değişiklik sayesinde sınıf geçme ve mezun olma hakkından faydalanacak. 19 Ekim 2014 tarihinde yapılan 1. dönem sınav sonuçları yeni yönetmelikte belirlenen şarta göre değerlendirilip yayınlanacak.
Açık öğretim ortaokulunda kaydı donuk olan öğrenciler, 24 Kasım 2014'te başlayacak kayıt yenileme döneminde kayıtlarını "aktif" duruma getirerek yeni yönetmelikte tanınan haktan faydalanabilecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Açık öğretim ortaokulu öğrencileri, "Türkçe" dersinden başarılı olmak kaydıyla, sınıfındaki tüm derslerinin aritmetik ortalaması en az 45 puan olduğunda en fazla 2 başarısız dersten muaf tutulacak.
Milli Eğitim Bakanlığınca, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan Açık Öğretim Ortaokulu Yönetmeliğinde değişiklik yapılmasında dair yönetmelikle ilgili bilgi verildi.
Buna göre, açık öğretim ortaokulu öğrencilerinin yıl sonu başarı puan ortalamalarına ilişkin öğrencilerin yararına bazı değişiklikler yapıldı. Eski yönetmelikte Türkçe dersi hariç en fazla 2 başarısız dersi bulunan öğrencilerin söz konusu başarısız derslerden muaf olabilmeleri için bulunduğu sınıfta yıl sonu başarı puanı ortalamasının 50 olması gerekiyordu. Yeni yönetmelikte ise bu ibare “aritmetik ortalamasının en az 45 puan” olması yönünde değiştirildi.
Buna göre binlerce açık öğretim ortaokulu öğrencisi, değişiklik sayesinde sınıf geçme ve mezun olma hakkından faydalanacak. 19 Ekim 2014 tarihinde yapılan 1. dönem sınav sonuçları yeni yönetmelikte belirlenen şarta göre değerlendirilip yayınlanacak.
Açık öğretim ortaokulunda kaydı donuk olan öğrenciler, 24 Kasım 2014'te başlayacak kayıt yenileme döneminde kayıtlarını "aktif" duruma getirerek yeni yönetmelikte tanınan haktan faydalanabilecek.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Kasım 2014 20:10
Gösterim: 3036
ABD Kongresi’nde konuşan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, insanlığı savaşların değil eğitim zaferlerinin kurtaracağını söyledi
Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve BAU International University Kurucu Başkanı Enver Yücel, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nde düzenlenen ‘Yeni Ekonomide Eğitimin Rolü’ konulu panele konuşmacı olarak katıldı. İlk kez bir Türk üniversitesinin yer aldığı ve kongre üyeleri, akademisyenler, bürokratlar, düşünce kuruluşlarının temsilcileri, kongre çalışanları ile basın mensuplarının katıldığı toplantıda konuşan Enver Yücel, eğitimin ekonomik büyümenin ana belirleyicisi olduğuna dikkat çekti.
Yücel, “Ülkelerin ekonomik büyümesi sürecinde eğitimin önemli olmasının iki sebebi var. Öncelikle, kişilerin becerisi arttıkça genel olarak daha üretken olurlar ve kazandıkları ücret ve gelirleri artar. İkincisi ise, GSMH’larını artırmak isteyen her ülke için globalleşme, uluslararası pazarlarda etkili rekabet edebilecek yenilikçi ürün ve hizmetleri sunabilmesi demektir” dedi.
“EKONOMİK KRİZLERDEN BARIŞ KÜLTÜRÜ YOKSULLUĞUNA TEK ÇARE EĞİTİM”
Göç, salgın hastalıklar, terör, çevre kirliliği, siyasal ve ekonomik krizler gibi sayısısız olaylar içinde dünyanın acı çektiğini belirten Yücel, özellikle etik çerçevede yaşanan bölünmüş, parçalanmış bir dünyaya doğru gidiyor olma gerçeğine dikkat çekiyor. Yaşanan bu gelişmelerin insanları birbirinden uzaklaştırdığını, birbirine karşı duyarsız ve yabancı kıldığını, hatta düşman ettiğini belirten Yücel, “Tüm bu yaşananlar için asıl çare, bütün ülkelerin, hepimizin; sorunlar karşısındaki ortak çözüm paydamız olan eğitimdir. Bizler, ekonomik krizlerden barış kültürü yoksulluğuna kadar pek çok ortak dünya probleminin çözümünü, eğitimde aramaya başladık. Günümüzde herhangi bir sorun, nasıl bütün insanlığın sorunuysa bütün sorunların ortak temel çözümü de eğitimdir” dedi. Çözümde hemfikir olunduğunu ancak harekete geçmekte geç kalındığını belirten Enver Yücel, “Yenilikçilik ve girişimcilik ruhu taşıyan ve üretim temelli bir eğitim istiyoruz. Bu sayede ekonomiler kendilerini yenilesin, üretim bollaşsın istiyoruz. Bunlar yapılırken giderleri azaltacak, sorunları önleyecek; hastalığı hastalanmadan önleyecek tedbirler üretilmelidir. Üretim kadar tüketimin de yönü, sebebi, miktarı sorgulanmalıdır. Günümüzde eğitimden en büyük beklentimiz, insanların birlikte yaşama kültürüyle donanmış olmalarını sağlamaktır. Çünkü günümüzün sorunları bu noktada düğümlenmektedir” dedi.
“DERS KİTAPLARINDA DÜŞMANLIK DEĞİL DOSTLUK YER ALMALI”
Ülkelerini yönetmeye talip olan liderlerin hiçbirinin nefret ve ötekileştirme tutumu içinde olmaya hakkı olmadığını belirten Yücel, “Kin ve nefret söylemleri; belki onların ülkelerinde iktidar olmaları için işlerine yarayacaktır; fakat uzun vadede ülkelerini dünyadan koparacak ve insanlarının geleceğini karartacaktır. Liderler, ortak dünya dilini daha fazla kullanmalılar. Ders kitapları mutlaka temizlenmeli. Çocuklarımız; ülkelerinin kahramanları ile elbette övünebilirler ama okudukları kitaplarda düşmanlığı değil, dostluğu okusunlar; eğitimlerinde ortak yaşama, ortak geleceğe yönelik sağlam bir güven geliştirsinler. Kendi inançları ve özgürlükleriyle renklendirecekleri dünyayı ve hayatı; bütün insanlıkla uygar ilişkiler içinde paylaşmayı öğrensinler” dedi.
“SIĞINMACILAR SADECE TÜRKİYE’NİN SORUNU OLMAMALI”
Yaşanan olaylarla birlikte Türkiye’de 1 milyon 600 bin Suriyeli ve buna artı olarak Irak’tan gelen sığınmacıların da bulunduğunu belirten Yücel, tüm Avrupa’nın barındırdığı göçmen sayısının ise 400 bin lduğunu, bu örneğin bile yaşanan dramın boyutunu anlatmaya yettiğinin altını çizdi. Yücel, “Bahçeşehir Üniversitesi olarak, savaştan ülkemize sığınan çocuklar üzerinde bir araştırma yaptık. Sonuçlar içler acısı. Çocukların yaptığı her resim karesinde silah, kan, göz yaşları var. Bu çocuklar eğitilmelidir. 50 binin üzerinde üniversitede okuyacak veya üniversitesini bırakmış genç var. 600’ü aşkın öğretim üyesi üniversitesini bırakmak zorunda kalmış, ülkemize sığınmış. Türkiye’nin güvenli bölgelerinde üniversite yaşamlarının devamını sağlayacak bir eğitim girişimi öneriyorum. Takdir edersiniz ki bu konu sadece Türkiye’nin sorunu olmamalıdır” dedi.
“HALKLARIN ARASINA DÜŞMANLIK TOHUMU ATMAYA KİMSENİN HAKKI YOK”
Mescid-i Aksa’da yaşanan olaylara da değinen Enver Yücel, “1milyar 300 milyon insanın kutsal mekânı Mescid-i Aksa’da yapılanlar, bu insanları hiçe saymak ve onların inançlarıyla oynamak anlamına geliyor. Bunun bıraktığı nefreti yarın nasıl yok edeceğiz? Bunun yapılmasına neden olan emri verenler, bu olaylardan hangi kazancı umuyor olabilirler? Bu saldırganlığın bir medeniyete ait olduğu algısını yaratanlar, geleceğe neler bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Halklar kardeştir, onların arasına düşmanlık tohumları atmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu nedenle, Kudüs’te caminin içinde silahlarla insanları korkutanlar, bir medeniyetin temsilcisi olamazlar. Böylesi tutumların sorumlusu, suçlusu ne halklardır ne de medeniyetler. Ulusları temsil eden liderler, kendi toplumlarına olduğu kadar insanlığa ve tarihe karşı da sorumlu olduklarının bilinciyle hareket etmelidirler” dedi.
“İNSANLIĞI SAVAŞLAR DEĞİL EĞİTİM ZAFERLERİ KURTARACAK”
Dünyayı tehdit eden bu olayların başında, birlikte yaşam kültürünün yeterince içselleştirilememiş olması geldiğini belirten Yücel, “Umudumuz ve beklentimiz odur ki toplumlar bir gün, silahlanmaya ayrılan kaynaklarından daha fazlasını eğitimleri için talep edeceklerdir. İnsanlığı savaşların değil, ancak eğitim zaferlerinin kurtaracağını hiç unutmayacaklardır. Eğitim sorunları ile boğuşan her ülke, satın alacağı silahla kurtulamayacağını mutlaka anlayacak ve bu yolu terk edecektir. Bütün insanlar; insanlığın ortak değerlerinde buluşmayı, birbirlerine saygı duymayı öğrenecek ve başaracaktır. Bizim beklentimiz de çok daha fazlası değil: Çocuklarımız sağlık içinde büyüsünler, iyi eğitilsinler ve barış içinde yaşasınlar” dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ABD Kongresi’nde konuşan Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, insanlığı savaşların değil eğitim zaferlerinin kurtaracağını söyledi
Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve BAU International University Kurucu Başkanı Enver Yücel, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi’nde düzenlenen ‘Yeni Ekonomide Eğitimin Rolü’ konulu panele konuşmacı olarak katıldı. İlk kez bir Türk üniversitesinin yer aldığı ve kongre üyeleri, akademisyenler, bürokratlar, düşünce kuruluşlarının temsilcileri, kongre çalışanları ile basın mensuplarının katıldığı toplantıda konuşan Enver Yücel, eğitimin ekonomik büyümenin ana belirleyicisi olduğuna dikkat çekti.
Yücel, “Ülkelerin ekonomik büyümesi sürecinde eğitimin önemli olmasının iki sebebi var. Öncelikle, kişilerin becerisi arttıkça genel olarak daha üretken olurlar ve kazandıkları ücret ve gelirleri artar. İkincisi ise, GSMH’larını artırmak isteyen her ülke için globalleşme, uluslararası pazarlarda etkili rekabet edebilecek yenilikçi ürün ve hizmetleri sunabilmesi demektir” dedi.
“EKONOMİK KRİZLERDEN BARIŞ KÜLTÜRÜ YOKSULLUĞUNA TEK ÇARE EĞİTİM”
Göç, salgın hastalıklar, terör, çevre kirliliği, siyasal ve ekonomik krizler gibi sayısısız olaylar içinde dünyanın acı çektiğini belirten Yücel, özellikle etik çerçevede yaşanan bölünmüş, parçalanmış bir dünyaya doğru gidiyor olma gerçeğine dikkat çekiyor. Yaşanan bu gelişmelerin insanları birbirinden uzaklaştırdığını, birbirine karşı duyarsız ve yabancı kıldığını, hatta düşman ettiğini belirten Yücel, “Tüm bu yaşananlar için asıl çare, bütün ülkelerin, hepimizin; sorunlar karşısındaki ortak çözüm paydamız olan eğitimdir. Bizler, ekonomik krizlerden barış kültürü yoksulluğuna kadar pek çok ortak dünya probleminin çözümünü, eğitimde aramaya başladık. Günümüzde herhangi bir sorun, nasıl bütün insanlığın sorunuysa bütün sorunların ortak temel çözümü de eğitimdir” dedi. Çözümde hemfikir olunduğunu ancak harekete geçmekte geç kalındığını belirten Enver Yücel, “Yenilikçilik ve girişimcilik ruhu taşıyan ve üretim temelli bir eğitim istiyoruz. Bu sayede ekonomiler kendilerini yenilesin, üretim bollaşsın istiyoruz. Bunlar yapılırken giderleri azaltacak, sorunları önleyecek; hastalığı hastalanmadan önleyecek tedbirler üretilmelidir. Üretim kadar tüketimin de yönü, sebebi, miktarı sorgulanmalıdır. Günümüzde eğitimden en büyük beklentimiz, insanların birlikte yaşama kültürüyle donanmış olmalarını sağlamaktır. Çünkü günümüzün sorunları bu noktada düğümlenmektedir” dedi.
“DERS KİTAPLARINDA DÜŞMANLIK DEĞİL DOSTLUK YER ALMALI”
Ülkelerini yönetmeye talip olan liderlerin hiçbirinin nefret ve ötekileştirme tutumu içinde olmaya hakkı olmadığını belirten Yücel, “Kin ve nefret söylemleri; belki onların ülkelerinde iktidar olmaları için işlerine yarayacaktır; fakat uzun vadede ülkelerini dünyadan koparacak ve insanlarının geleceğini karartacaktır. Liderler, ortak dünya dilini daha fazla kullanmalılar. Ders kitapları mutlaka temizlenmeli. Çocuklarımız; ülkelerinin kahramanları ile elbette övünebilirler ama okudukları kitaplarda düşmanlığı değil, dostluğu okusunlar; eğitimlerinde ortak yaşama, ortak geleceğe yönelik sağlam bir güven geliştirsinler. Kendi inançları ve özgürlükleriyle renklendirecekleri dünyayı ve hayatı; bütün insanlıkla uygar ilişkiler içinde paylaşmayı öğrensinler” dedi.
“SIĞINMACILAR SADECE TÜRKİYE’NİN SORUNU OLMAMALI”
Yaşanan olaylarla birlikte Türkiye’de 1 milyon 600 bin Suriyeli ve buna artı olarak Irak’tan gelen sığınmacıların da bulunduğunu belirten Yücel, tüm Avrupa’nın barındırdığı göçmen sayısının ise 400 bin lduğunu, bu örneğin bile yaşanan dramın boyutunu anlatmaya yettiğinin altını çizdi. Yücel, “Bahçeşehir Üniversitesi olarak, savaştan ülkemize sığınan çocuklar üzerinde bir araştırma yaptık. Sonuçlar içler acısı. Çocukların yaptığı her resim karesinde silah, kan, göz yaşları var. Bu çocuklar eğitilmelidir. 50 binin üzerinde üniversitede okuyacak veya üniversitesini bırakmış genç var. 600’ü aşkın öğretim üyesi üniversitesini bırakmak zorunda kalmış, ülkemize sığınmış. Türkiye’nin güvenli bölgelerinde üniversite yaşamlarının devamını sağlayacak bir eğitim girişimi öneriyorum. Takdir edersiniz ki bu konu sadece Türkiye’nin sorunu olmamalıdır” dedi.
“HALKLARIN ARASINA DÜŞMANLIK TOHUMU ATMAYA KİMSENİN HAKKI YOK”
Mescid-i Aksa’da yaşanan olaylara da değinen Enver Yücel, “1milyar 300 milyon insanın kutsal mekânı Mescid-i Aksa’da yapılanlar, bu insanları hiçe saymak ve onların inançlarıyla oynamak anlamına geliyor. Bunun bıraktığı nefreti yarın nasıl yok edeceğiz? Bunun yapılmasına neden olan emri verenler, bu olaylardan hangi kazancı umuyor olabilirler? Bu saldırganlığın bir medeniyete ait olduğu algısını yaratanlar, geleceğe neler bıraktıklarının farkındalar mı acaba? Halklar kardeştir, onların arasına düşmanlık tohumları atmaya kimsenin hakkı yoktur. Bu nedenle, Kudüs’te caminin içinde silahlarla insanları korkutanlar, bir medeniyetin temsilcisi olamazlar. Böylesi tutumların sorumlusu, suçlusu ne halklardır ne de medeniyetler. Ulusları temsil eden liderler, kendi toplumlarına olduğu kadar insanlığa ve tarihe karşı da sorumlu olduklarının bilinciyle hareket etmelidirler” dedi.
“İNSANLIĞI SAVAŞLAR DEĞİL EĞİTİM ZAFERLERİ KURTARACAK”
Dünyayı tehdit eden bu olayların başında, birlikte yaşam kültürünün yeterince içselleştirilememiş olması geldiğini belirten Yücel, “Umudumuz ve beklentimiz odur ki toplumlar bir gün, silahlanmaya ayrılan kaynaklarından daha fazlasını eğitimleri için talep edeceklerdir. İnsanlığı savaşların değil, ancak eğitim zaferlerinin kurtaracağını hiç unutmayacaklardır. Eğitim sorunları ile boğuşan her ülke, satın alacağı silahla kurtulamayacağını mutlaka anlayacak ve bu yolu terk edecektir. Bütün insanlar; insanlığın ortak değerlerinde buluşmayı, birbirlerine saygı duymayı öğrenecek ve başaracaktır. Bizim beklentimiz de çok daha fazlası değil: Çocuklarımız sağlık içinde büyüsünler, iyi eğitilsinler ve barış içinde yaşasınlar” dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Kasım 2014 16:25
Gösterim: 1464
Taraf Gazetesi'nin haberine göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki oğlunu bakanlığa danışman olarak atadı. Hurriyet.com.tr'ye konuşan Enerji Bakanlığı yetkilileri ise Ünüvar'ın bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını danışman kadrosunda olmadığını söyledi.
Taraf Gazetesi'nin haberine göre Soma ve Ermenek’teki maden facialarıyla tartışılan Enerji Bakanlığı, ilginç bir atamaya imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki oğlunu bakanlığa danışman olarak atadı. Hurriyet.com.tr'nin ulaştığı Enerji Bakanlığı kaynakları ise Ünüvar'ın oğlu Alaattin Ünüvar'ın danışman değil bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını söyledi. Alaattin Ünüvar 2013 yılında üniversiteden mezun olmuştu.
Ermenek’te meydana gelen ve 18 işçinin yeraltında kalmasına yol açan maden kazası ile ilgili tartışmalar sürerken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ilginç bir atamaya imza attı. Ermenek’te 16 madenci yer altında kurtarılmayı beklerken Enerji Bakanı Yıldız; TBMM Sağlık, Aile ve Çalışma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar’ın enerji konusunda hiçbir tecrübesi olmayan oğlu Alaattin Ünüvar’ı, danışman olarak atadı. 25 yaşındaki Ünüvar’ın bugüne kadar tek tecrübesinin ise “AKP gençlik kolları üyeliği” olması dikkat çekti.
Atama Resmî Gazete’de
Alaattin Ünüvar’ın atama kararnamesi Resmî Gazete’nin dünkü sayısında yayımladı. Ünüvar; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın imzası ile atandı. Kararda Alaattin Ünüvar’ın Bakanlık Müşavirliği görevini yürüteceği kaydedildi. Ünüvar, kamuda üst düzey bürokratlara verilen 3600 ek gösterge üzerinden maaş alacak. Ünüvar, bu atamayla “memurluk sınavından” da muaf tutulmuş oldu.
Danışman değil müşavir
Hurriyet.com.tr'ye konuşan Enerji Bakanlığı yetkilileri Ünüvar'ın bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını danışman kadrosunda olmadığını söyledi. Bakanlık yetkilileri Ünivar'ın görev kapsamının henüz belirlenmediği bilgisini de verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Taraf Gazetesi'nin haberine göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki oğlunu bakanlığa danışman olarak atadı. Hurriyet.com.tr'ye konuşan Enerji Bakanlığı yetkilileri ise Ünüvar'ın bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını danışman kadrosunda olmadığını söyledi.
Taraf Gazetesi'nin haberine göre Soma ve Ermenek’teki maden facialarıyla tartışılan Enerji Bakanlığı, ilginç bir atamaya imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, TBMM Sağlık ve Çalışma Komisyonu Başkanı AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın 25 yaşındaki oğlunu bakanlığa danışman olarak atadı. Hurriyet.com.tr'nin ulaştığı Enerji Bakanlığı kaynakları ise Ünüvar'ın oğlu Alaattin Ünüvar'ın danışman değil bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını söyledi. Alaattin Ünüvar 2013 yılında üniversiteden mezun olmuştu.
Ermenek’te meydana gelen ve 18 işçinin yeraltında kalmasına yol açan maden kazası ile ilgili tartışmalar sürerken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, ilginç bir atamaya imza attı. Ermenek’te 16 madenci yer altında kurtarılmayı beklerken Enerji Bakanı Yıldız; TBMM Sağlık, Aile ve Çalışma Komisyonu Başkanı Necdet Ünüvar’ın enerji konusunda hiçbir tecrübesi olmayan oğlu Alaattin Ünüvar’ı, danışman olarak atadı. 25 yaşındaki Ünüvar’ın bugüne kadar tek tecrübesinin ise “AKP gençlik kolları üyeliği” olması dikkat çekti.
Atama Resmî Gazete’de
Alaattin Ünüvar’ın atama kararnamesi Resmî Gazete’nin dünkü sayısında yayımladı. Ünüvar; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın imzası ile atandı. Kararda Alaattin Ünüvar’ın Bakanlık Müşavirliği görevini yürüteceği kaydedildi. Ünüvar, kamuda üst düzey bürokratlara verilen 3600 ek gösterge üzerinden maaş alacak. Ünüvar, bu atamayla “memurluk sınavından” da muaf tutulmuş oldu.
Danışman değil müşavir
Hurriyet.com.tr'ye konuşan Enerji Bakanlığı yetkilileri Ünüvar'ın bakanlık müşaviri olarak atamasının yapıldığını danışman kadrosunda olmadığını söyledi. Bakanlık yetkilileri Ünivar'ın görev kapsamının henüz belirlenmediği bilgisini de verdi.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Kasım 2014 13:40
Gösterim: 1437
MEB, "elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu bildirdi.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), "elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğu bildirildi.
MEB tarafından yapılan yazılı açıklamada, bugün bir gazetede "Bakanlık, belgeleri tahrif ederek müdürleri başarısız gösterdi" manşetiyle yayımlanan haberle ilgili açıklama yapılmasına lüzum görüldüğü ifade edildi.
"Elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği iddiası tamamen asılsız olup, haber yalan ve iftiradan ibarettir" ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Haberde konu edilen şahsın sistemdeki puanlamasıyla mahkemeye ibraz edilen formdaki puanlaması 70.75 olup iki belge arasında her hangi bir farklılık bulunmadığı Bakanlığımız resmi kayıtlarında açıkça görülmektedir.
14 Kasım 2013 tarihinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitimde dönüşüm projesi olan eğitim sistemindeki reform çalışmalarını 'Eğitime Darbe Planı' manşetiyle duyuran söz konusu gazetenin yine bir 14 Kasım'da iftira ve yalandan ibaret bir haberi servis etmesi hiç şaşırtıcı olmamıştır.
Söz konusu gazetenin son bir yıllık müktesebatına bakıldığında her türlü basın etik ilkelerini ayaklar altına alarak yayımladığı haberlerin hemen hemen her gün bir başka kamu kurumu tarafından tekzip edildiği açıkça ortadadır."
MEB'in açıklamasında, "Hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla söz konusu yayın organını ve bu sistematik kampanyada kendilerine destek veren bütün paydaşlarını aklıselime ve sorumlu hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB, "elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğunu bildirdi.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB), "elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği" yönündeki iddiaların asılsız olduğu bildirildi.
MEB tarafından yapılan yazılı açıklamada, bugün bir gazetede "Bakanlık, belgeleri tahrif ederek müdürleri başarısız gösterdi" manşetiyle yayımlanan haberle ilgili açıklama yapılmasına lüzum görüldüğü ifade edildi.
"Elektronik bir sistem üzerinden gerçekleştirilen müdür puanlandırmalarında oynamalar yapıldığı ve mahkemeye ibraz edilen formlarda tahrifata gidildiği iddiası tamamen asılsız olup, haber yalan ve iftiradan ibarettir" ifadesine yer verilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Haberde konu edilen şahsın sistemdeki puanlamasıyla mahkemeye ibraz edilen formdaki puanlaması 70.75 olup iki belge arasında her hangi bir farklılık bulunmadığı Bakanlığımız resmi kayıtlarında açıkça görülmektedir.
14 Kasım 2013 tarihinde, Cumhuriyet tarihinin en büyük eğitimde dönüşüm projesi olan eğitim sistemindeki reform çalışmalarını 'Eğitime Darbe Planı' manşetiyle duyuran söz konusu gazetenin yine bir 14 Kasım'da iftira ve yalandan ibaret bir haberi servis etmesi hiç şaşırtıcı olmamıştır.
Söz konusu gazetenin son bir yıllık müktesebatına bakıldığında her türlü basın etik ilkelerini ayaklar altına alarak yayımladığı haberlerin hemen hemen her gün bir başka kamu kurumu tarafından tekzip edildiği açıkça ortadadır."
MEB'in açıklamasında, "Hukuki haklarımız saklı kalmak kaydıyla söz konusu yayın organını ve bu sistematik kampanyada kendilerine destek veren bütün paydaşlarını aklıselime ve sorumlu hareket etmeye davet ediyoruz" denildi.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Kasım 2014 16:11
Gösterim: 965
Öğrenciler, yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, öğrenim süresi 2 yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl; 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl; 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl; öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören tasarının 2. bölümü kabul edildi.
"Temel kanun" olarak iki bölümde ele alınan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Tasarı'da çok sayıda önerge verildi.
AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin ortak önergesiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurulmasına ilişkin düzenleme tasarıdan çıkarıldı.
Tasarının ikinci bölümünde kabul edilen diğer düzenlemeler şöyle:
Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırılmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi 2 yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl, öğrenim süresi 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl, öğrenim süresi 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl, öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak.
Hazırlık eğitim süresi azami 2 yıl olacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayıyla 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücreti ödenmemesi, kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilecek.
Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayıyla isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilmeyecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfını 2 yıl içinde başarı ile tamamlayamayan öğrencilerin programdan ilişiği kesilecek. İlişiği kesilen öğrenciler kendi yükseköğretim kurumlarında öğretim dili Türkçe olan eşdeğer bir programa kayıt yaptırabilecek. Ayrıca, bu öğrenciler kayıtlı olduğu yükseköğretim kurumunda eşdeğer program bulunmaması halinde talep etmeleri durumunda, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere kayıt yaptırdığı yıl itibarıyla, öğrencinin üniversiteye giriş puanının, yerleştirileceği programa kayıt yaptırmak için aranan taban puanından düşük olmaması şartıyla öğretim dili Türkçe olan programlardan birine merkezi olarak yerleştirilebilecek.
Ancak bu süreler sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilecek.
Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl, bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavına girme hakkı tanınacak.
İzledikleri programdan mezun olmak için gerekli bütün derslerden geçer not aldıkları halde yönetmeliklerinde başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not ortalamalarını sağlayamamaları sebebiyle ilişikleri kesilme durumuna gelen son dönem öğrencilerine not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri derslerden sınırsız sınav hakkı tanınacak.
Açılacak sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenci, sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılacak ve bu haktan yararlanamayacak. Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam edecek. Ancak bu öğrenciler, sınav hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamayacak. Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklarından yararlanmak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı olmayacak.
Diploma programlarının hazırlık sınıfı eğitimi hariç olmak üzere, 2 yıllık önlisans ve 4, 5 ve 6 yıllık lisans programlarından (açıköğretim programları hariç) bu süreler sonunda mezun olamayan öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası ile hesaplanarak alınacak.
Vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde...
Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde, YÖK gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde karar alacak.
Yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrencilerin öğrenim süreleri ve sınav haklarının yeniden düzenlenmesindeki azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmayacak.
Yükseköğretim kurumlarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 ay içinde başvuruda bulunmaları halinde yükseköğretim kurumunda açılmış program ve ders varsa takip eden eğitim öğretim yarı yılında, yoksa takip eden eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
31 Aralık'a kadar bildirecekler
Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmeyecek. Faaliyetlerini sona erdirmek isteyenler, 31 Aralık'a kadar bu konudaki iradelerini görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirecek ve en geç 31 Mayıs 2015'e kadar bu faaliyetleri sona erecek, çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek.
Bu öğretim üyelerinden belirtilen faaliyetlerinden dolayı görevi kötüye kullandıkları yargı kararıyla tespit edilenlerin, genel hükümlere göre sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, serbest meslek veya özel sağlık kuruluşlarında çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilecek.
Bu hükümler, GATA öğretim üyeleri hakkında da uygulanacak. Ancak bu öğretim üyelerine, üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek.
Yatay geçiş yapan öğrenciler
Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Kurulu, oda Genel kurullarınca iki yıllık bir dönem için seçilen delegeler ile tabii delege olan oda başkanlarından oluşacak.
Üniversitelerde yatay geçiş yapan öğrenciler, ikinci öğretim için öngörülen ücreti ödemek zorunda kalmayacak.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu üyesi olacak. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü kaldırılacak.
Dershaneler için düzenleme
Alkollü içki satılan yerler ile dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt merkezleri arasında en az 100 metre mesafe bulunmasına ilişkin yasal zorunluluk, söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü için 2018-2019 öğretim yılının bitimine kadar öngörülen geçiş sürecine mahsus olmak üzere uygulanmayacak.
14 ilde Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan belde ve köylerde istihdam edilen ebe ve hemşireler, haIen görev yaptıkları yerlerde çalışmaya ve mevzuatta kendileri için öngörülen haklardan aynı şekilde yararlanmaya devam edecek. Bu yerler için ihtiyaç olması halinde aynı usulle vekil ebe ve hemşire istihdam edilebilecek.
Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasına dair kanun hükümleri çerçevesinde sözleşmeli olarak çalışan tabipler, ihtiyaç halinde, istihdam edildikleri hizmet biriminde olmak kaydıyla, Kamu Hastane Birliklerinde hastane yöneticisi, başhekim ve başhekim yardımcısı pozisyonlarında görevlendirilebilecek. Bu görevlendirilmeden dolayı herhangi bir ödeme yapılmayacak.
TÜSEB'in 2014 ve 2015 yılı harcamaları, Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Sağlık Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Türkiye Kanser Enstitüsü ile Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü 6 ay içinde faaliyete geçirilecek. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü'nün kaldırıldığı tarihte devam eden iş ve işlemleri ile yürüttüğü projeler, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanacak.
Tasarının 2. bölümünün de kabulünün ardından komisyonun yerinde olmaması nedeniyle tasarının tümünün oylaması yapılamadı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşimi 18 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Öğrenciler, yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, öğrenim süresi 2 yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl; 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl; 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl; öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak
TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı kurulmasını öngören tasarının 2. bölümü kabul edildi.
"Temel kanun" olarak iki bölümde ele alınan Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'lerde Değişiklik Yapan Tasarı'da çok sayıda önerge verildi.
AK Parti, CHP, MHP ve HDP'nin ortak önergesiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi kurulmasına ilişkin düzenleme tasarıdan çıkarıldı.
Tasarının ikinci bölümünde kabul edilen diğer düzenlemeler şöyle:
Öğrenciler, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, kayıt olduğu programa ilişkin derslerin verildiği dönemden başlamak üzere, her dönem için kayıt yaptırıp yaptırılmadığına bakılmaksızın öğrenim süresi 2 yıl olan önlisans programlarını azami 4 yıl, öğrenim süresi 4 yıl olan lisans programlarını azami 7 yıl, öğrenim süresi 5 yıl olan lisans programlarını azami 8 yıl, öğrenim süresi 6 yıl olan lisans programlarını azami 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olacak.
Hazırlık eğitim süresi azami 2 yıl olacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayıyla 4 yıl üst üste katkı payı veya öğrenim ücreti ödenmemesi, kayıt yenilenmemesi nedeniyle öğrencilerin ilişikleri kesilebilecek.
Öğretim dili tamamen Türkçe olan programlarda mesleki yabancı dil dersleri dışında zorunlu yabancı dil hazırlık sınıfı açılamayacak. Ancak üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK'ün onayıyla isteğe bağlı olarak yabancı dil hazırlık sınıfı eğitimi verilebilecek. Hazırlık sınıfında başarılı olamayan öğrencilerin ilişikleri kesilmeyecek. Öğretim dili tamamen veya kısmen yabancı dil olan programların hazırlık sınıfını 2 yıl içinde başarı ile tamamlayamayan öğrencilerin programdan ilişiği kesilecek. İlişiği kesilen öğrenciler kendi yükseköğretim kurumlarında öğretim dili Türkçe olan eşdeğer bir programa kayıt yaptırabilecek. Ayrıca, bu öğrenciler kayıtlı olduğu yükseköğretim kurumunda eşdeğer program bulunmaması halinde talep etmeleri durumunda, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından bir defaya mahsus olmak üzere kayıt yaptırdığı yıl itibarıyla, öğrencinin üniversiteye giriş puanının, yerleştirileceği programa kayıt yaptırmak için aranan taban puanından düşük olmaması şartıyla öğretim dili Türkçe olan programlardan birine merkezi olarak yerleştirilebilecek.
Ancak bu süreler sonunda kayıtlı olduğu öğretim kurumundan mezun olabilmek için son sınıf öğrencilerine, başarısız oldukları bütün dersler için iki ek sınav hakkı verilecek.
Bu sınavlar sonunda başarısız ders sayısını beş derse indirenlere bu beş ders için üç yarıyıl, ek sınavları almadan beş derse kadar başarısız olan öğrencilere dört yarıyıl, bir dersten başarısız olanlara ise öğrencilik hakkından yararlanmaksızın sınırsız, başarısız oldukları dersin sınavına girme hakkı tanınacak.
İzledikleri programdan mezun olmak için gerekli bütün derslerden geçer not aldıkları halde yönetmeliklerinde başarılı sayılabilmeleri için öngörülen not ortalamalarını sağlayamamaları sebebiyle ilişikleri kesilme durumuna gelen son dönem öğrencilerine not ortalamalarını yükseltmek üzere diledikleri derslerden sınırsız sınav hakkı tanınacak.
Açılacak sınavlara, üst üste veya aralıklı olarak toplam üç eğitim-öğretim yılı hiç girmeyen öğrenci, sınırsız sınav hakkından vazgeçmiş sayılacak ve bu haktan yararlanamayacak. Sınırsız hak kullanma durumunda olan öğrenciler sınava girdiği ders başına öğrenci katkı payını/öğrenim ücretini ödemeye devam edecek. Ancak bu öğrenciler, sınav hakkı dışındaki diğer öğrencilik haklarından yararlanamayacak. Açık öğretim öğrencileri, öğrencilik haklarından yararlanmak kaydı ile bu sürelerle kısıtlı olmayacak.
Diploma programlarının hazırlık sınıfı eğitimi hariç olmak üzere, 2 yıllık önlisans ve 4, 5 ve 6 yıllık lisans programlarından (açıköğretim programları hariç) bu süreler sonunda mezun olamayan öğrencilerden, ilgili dönem için öngörülen katkı payı ya da öğrenim ücretinin yanı sıra kredi başına ödenecek katkı payı veya öğrenim ücreti; dersin alınacağı dönem için belirlenen kredi başına katkı payı veya öğrenim ücretinin yüzde elli fazlası ile hesaplanarak alınacak.
Vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde...
Eğitim-öğretim faaliyetlerini yürütmekle birlikte kurucu vakfa veya üçüncü şahıslara doğrudan ya da dolaylı kaynak aktardığı Maliye Bakanlığı'nın görüşü alınarak YÖK tarafından belirlenen nesnel ve ölçülebilir kriterlere göre tespit edilen vakıf yükseköğretim kurumları hakkında, verilen süre içerisinde aktarılan kaynağın vakıf yükseköğretim kurumuna iade edilmemesi halinde, YÖK gerektiğinde düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırma şeklinde tedbir niteliğinde karar alacak.
Yükseköğretim kurumlarında kayıtlı olan öğrencilerin öğrenim süreleri ve sınav haklarının yeniden düzenlenmesindeki azami sürelerin hesaplanmasında, daha önceki öğrenim süreleri dikkate alınmayacak.
Yükseköğretim kurumlarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ilişiği kesilen öğrenciler, ilişiklerinin kesildiği yükseköğretim kurumuna maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 5 ay içinde başvuruda bulunmaları halinde yükseköğretim kurumunda açılmış program ve ders varsa takip eden eğitim öğretim yarı yılında, yoksa takip eden eğitim öğretim yılında öğrenimlerine başlayabilecek.
31 Aralık'a kadar bildirecekler
Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olan öğretim üyelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında serbest meslek faaliyetinde bulunan veya özel sağlık kuruluşlarında çalışanlara, bu faaliyetlerini sona erdirinceye kadar üniversite ödeneği ve ek ödeme ödenmeyecek. Faaliyetlerini sona erdirmek isteyenler, 31 Aralık'a kadar bu konudaki iradelerini görevli oldukları kurum yönetimlerine bildirecek ve en geç 31 Mayıs 2015'e kadar bu faaliyetleri sona erecek, çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilecek. Bu süre içerisinde mali hakları ve ek ödemeleri tam olarak ödenecek.
Bu öğretim üyelerinden belirtilen faaliyetlerinden dolayı görevi kötüye kullandıkları yargı kararıyla tespit edilenlerin, genel hükümlere göre sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla, serbest meslek veya özel sağlık kuruluşlarında çalışma uygunluk belgesi veya izni iptal edilecek.
Bu hükümler, GATA öğretim üyeleri hakkında da uygulanacak. Ancak bu öğretim üyelerine, üniversite ödeneği ile sağlık hizmetleri tazminatı ödenmeyecek.
Yatay geçiş yapan öğrenciler
Türk Diş Hekimleri Birliği Genel Kurulu, oda Genel kurullarınca iki yıllık bir dönem için seçilen delegeler ile tabii delege olan oda başkanlarından oluşacak.
Üniversitelerde yatay geçiş yapan öğrenciler, ikinci öğretim için öngörülen ücreti ödemek zorunda kalmayacak.
Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu üyesi olacak. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü kaldırılacak.
Dershaneler için düzenleme
Alkollü içki satılan yerler ile dönüşüm programına alınan dershane ve öğrenci etüt merkezleri arasında en az 100 metre mesafe bulunmasına ilişkin yasal zorunluluk, söz konusu eğitim kurumlarının dönüşümü için 2018-2019 öğretim yılının bitimine kadar öngörülen geçiş sürecine mahsus olmak üzere uygulanmayacak.
14 ilde Büyükşehir Belediyesi ve 27 İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapan Kanun ile tüzel kişiliği kaldırılan belde ve köylerde istihdam edilen ebe ve hemşireler, haIen görev yaptıkları yerlerde çalışmaya ve mevzuatta kendileri için öngörülen haklardan aynı şekilde yararlanmaya devam edecek. Bu yerler için ihtiyaç olması halinde aynı usulle vekil ebe ve hemşire istihdam edilebilecek.
Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasına dair kanun hükümleri çerçevesinde sözleşmeli olarak çalışan tabipler, ihtiyaç halinde, istihdam edildikleri hizmet biriminde olmak kaydıyla, Kamu Hastane Birliklerinde hastane yöneticisi, başhekim ve başhekim yardımcısı pozisyonlarında görevlendirilebilecek. Bu görevlendirilmeden dolayı herhangi bir ödeme yapılmayacak.
TÜSEB'in 2014 ve 2015 yılı harcamaları, Maliye Bakanlığınca yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar Sağlık Bakanlığı bütçesinden karşılanacak.
Türkiye Kanser Enstitüsü ile Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü 6 ay içinde faaliyete geçirilecek. Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü'nün kaldırıldığı tarihte devam eden iş ve işlemleri ile yürüttüğü projeler, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından tamamlanacak.
Tasarının 2. bölümünün de kabulünün ardından komisyonun yerinde olmaması nedeniyle tasarının tümünün oylaması yapılamadı.
Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, birleşimi 18 Kasım Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.
Son Güncelleme: Cuma, 14 Kasım 2014 13:23
Gösterim: 3367

