banner
banner
banner

Okul öncesi dönemde yabancı dil eğitimi




Prof. Dr. Cem Balçıkanlı / Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Yabancı Diller Eğitimi Bölümü, İngiliz Dili Eğitimi ABD


cem_balcikanli"Bir çocuğun küçüklüğünde aldığı ilk intibalarbütün ömrünce devam eder."

Heinrich Schlimann

(İlk çocuklarının anaokulu seçimi konusunda son derece dikkatli olan genç bir çift müdürün odasındadır.)

Anne: Hocam, bizim çocuğumuzun yabancı dile karşı yeteneği var. Bunu biliyoruz. Hem babamız üç dil birden konuşuyor hem de ben hamileliğim esnasında pek çok İngilizce set tamamladım. Kızımızın İngilizce eğitimini çok önemsiyoruz.

Okul yöneticisi:Siz hiç merak etmeyin Ceylin Hanım. Okulumuzun en güçlü taraflarından biri yabancı dil eğitimi. Çift dilli bir sistemle çocuklarımızın hedef dile maruz kalma oranını artıyoruz bunu yaparken de çeşitli oyunlarla, eğlenceli etkinliklerle, el işi malzemeleriyle yapılan boyamalarla çocuğumuzun yabancı dile karşı olumlu duygu geliştirmesini sağlıyoruz.

Baba:Hocam, bu söyledikleriniz son derece önemli elbette. Ancak bizim aradığımız okul kızımızın ilkokul eğitimine başladığında İngilizce açısından bir probleminin kalmadığı bir okul. Yani yurtdışı seyahatine çıktığımızda kendi yemeğinin siparişini verebilirsin istiyoruz.

Yukarıdaki diyalog yaşanmadı. Ancak yaşanma ihtimali son derece yüksek. Herhangi bir okul yöneticisinin dijital çağın etkisiyle kısa sürede sonuca ulaşmak isteyen velilere yönelik yaptığı açıklamalar- bizim örneğimizdeki okul yöneticisi son derece tatmin edici açıklamalar yaptı- bu yazının ana temasını oluşturan okul öncesi dönemde yabancı dil eğitiminin temel amacını ve bu amaca ulaşmak için nelerin yapılması gerektiğini gözler önüne sermektedir. Ancak isterseniz okul öncesi dönemde yabancı dil eğitimiyle ilgili kısa süreli bir yolculuğa çıkacağımız bu yazıda bazı kavramların net olarak anlaşılması için biraz bilimsel yaklaşımlardan yardım alalım.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDEKİ ÖĞRENCİLERİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

İngilizcede “young learners” olarak isimlendirilen kavram doğumdan 13 yaşına kadar olan tüm öğrencileri kapsamaktadır. İlkokula başlama yaşının 69 aya çıkarılmasına yönelik düzenleme çerçevesinde okul öncesi dönemde eğitim alan tüm öğrencileri yabancı dil eğitimi literatüründe kullanıldığı haliyle “very young learners” olarak kabul ediliriz. Diğer bir deyişle; 0-6 yaş arasındaki dil öğrencileri “very young learners (çok küçük dil öğrencileri)” olarak kabul edilirken, 6 ile 13 yaş arasındaki çocukları “young learners” şeklinde yorumlanmaktadır.

Türkiye’de çocukların okul öncesi eğitime genellikle 3 yaştan sonra başlamasından dolayı bu döneme denk gelen dil öğrencilerimizin bilişsel, duyuşsal ve fiziksel özellikleri nelerdir? Bu konuda pek çok araştırma ve yayın bize genellikle şunu göstermektedir. Bilişsel gelişim açısından yönergeleri anlayıp uygulayabilirler. Dikkatlerini ilgilendikleri konuların ilginçliğine göre 5-15 dakika arasında yoğunlaştırabilirler. Sembolik düşünce sürecinin başlamasıyla birlikte problem çözme becerilerinde de bir gelişme göze çarpar. Sosyal-duygusal bağlamında incelediğimizde ise; paylaşma kavramını yeni yeni öğrendiklerinden dolayı oyun oynamaktan, akranları ile vakit geçirmekten keyif alırlar. Birlikte yaşadıkları kişilerin duygularını anlamaya ve buna uygun davranırlar. Kuralları anlamaya ve kurallara göre davranmaya istekli olurlar. Yine daha bağımsız hareket etmeye başladığı dönemin içindedirler. Motor gelişimlerine bakacak olursak; düz bir çizgide yürümekten tutun da çift ayak zıplamaya kadar topu istediği hedefe doğru atmaktan tutun da merdivenlerden yardımsız inip çıkmaya kadar pek çok hareketi yapabilirler. Çocuklar arasında farklılık göstermekle birlikte genel olarak okul öncesi eğitimde yabancı dil öğrenmeye çalışan öğrencilerin temel özelliklerini inceledikten sonra asıl odağımız olan dil gelişim süreçlerini mercek altına alalım.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE DİL GELİŞİMİ

Çocuklarda dil gelişimi literatürünü incelediğimizde bu dönemdeki çocukların cümle dönemine (32 aylık ve sonrası) denk geldiğini görmekteyiz. Bu dönemde artık önceki dönemlerde pek de önemsenmeyen dilbilgisi kuralları artık önemli hale gelmiştir. Çocuklar bu dönemde yetişkinlerin kurduğu cümleleri kurma yolunda bir yolculuğa çıkarlar. Ergenlik sürecine kadar gerek kelime gerekse dilbilgisi anlamında büyük gelişmeler gösterirlerken temel anlamda iletişim kurma noktasında herhangi bir sıkıntı yaşamazlar. Kendilerini son derece rahat ifade ederler. Zaman kavramının iyice oturmaya başladığı bu dönemde çocuklar geçmiş, şimdiki ve geniş zaman eklerini kullanırlar. 3 yaş civarında ne, kim türü soruları sormaya başlarken, 4 ve 5 yaşlarından itibaren dili daha doğru bir şekilde kullanmaya özen gösterirler. Kelime hazineleri sürekli gelişme gösterdiği dil oyunlarını da daha sık yapmaya başlarlar. 5/6 yaşlarına geldiklerinde ise birçok açıdan yetişkinlerin dil kullanımına benzerler. Olayları sırasıyla anlatmaktan tutun da aynı cümleyi farklı zamanlarda da ifade edebilirler. Çocuklar 6-7 yaşlarında birlikte yaşadıkları yetişkin gibi konuşurlar.

ÇOCUKLARA YABANCI DİL EĞİTİMİ

Bilişsel, sosyal ve duygusal, motor ve dil gelişimlerini dikkate alarak okul öncesi dönemde bulunan çocukların yabancı dil öğrenme süreçlerini yukarıda belirlenen ilkeler ışığında yürütmek gereklidir. Giriş kısmındaki diyalogda da görüldüğü gibi bu dönemde çocukların yabancı dile karşı olumlu duygu geliştirmesi en temel hedef olmalıdır. Pek çok ebeveynin düşündüğü gibi bu dönemlerde dilde çok büyük bir ilerleme beklemektense çocuğun hayatında veya daha dar anlamıyla etrafında olup bitenleri içselleştireceği bir yabancı dil eğitim süreci bu dönemin en önemli çıktılarından biridir. Kendisini ifade ederken kullandığı renkler, sayılar, hayvan isimleri, aylar, günler vb. yapıların çocuklara gelişimlerine uygun bir şekilde eğlenceli etkinliklerle bütüncül bir bakış açısıyla sunulması çocuklarda arzulanan olumlu duygunun gelişimini tetikler nitelikteki yaklaşımlardandır. Henüz soyut kavramlarının gelişmemiş olmasından dolayı dili oluşturan unsurları (dilbilgisi, kelime gibi) tek tek ayrıştırarak vermek yerine gündelik hayatta kullanabilecek dil parçacıklarının sunulması her zaman daha anlamlı sonuçlar doğuracaktır. Örneğin, what is your name? ifadesindeki her bir kelimenin ne anlama geldiğini öğrencilere sunmaktansa bu ifadenin geçtiği bir şarkıyı anlamlı tekrarlarla dinlemek daha uygun olacaktır. Çocuklar gelişim özellikleri gereği sevdikleri şarkıları pek çok kez dinleyerek bu dönemin en önemli unsurlarından biri olan “kaliteli dil girdisine maruz” kalacaklardır. Yabancı dil eğitiminde “input” olarak ifade edilen bu kavram, öğrenim sürecinde hedef dilde öğrencilerin duydukları herşey olarak tanımlanmaktadır. Bu yaş grubundaki çocukların şarkılarla, oyunlarla, el işi etkinlikleriyle, boyalamalarla, drama etkinlikleriyle ve yarışmalarla bol miktarda girdiye maruz kalması altyapının sağlam bir zemine dayanmasını sağlayacaktır. Bu dönemlerde çocuklardan hemen cümle kurması, tanımadığı insanlarla İngilizce iletişim kurması, izlediği bir çizgi filmdeki İngilizce bir kelimeyi söylemesini beklemek hiç gerçekçi değildir. Çocukların bu tür isteklere cevap vermiyor/veremiyor olmasının altında tahmin ettiğimizden çok daha fazla neden olabilir. Ancak en bilineni dil öğrenme sürecinin okul öncesi dönemde bol miktarda girdiye maruz kalınarak yoğun bir havuz oluşturulması ve bu havuzun ancak uygun şartlar sağlandığında çıktıya dönüşeceği gerçeğidir. Sabır, bu dönemde çocuklarından hızlı bir şekilde dil üretimi bekleyen dijital çağın velileri için anahtar kelimedir.

ÇOCUKLARLA NE TÜR ETKİNLİKLER YAPILMALI?

Oyunlar: Çocukların dünyayı keşfetme aracı olan oyunlar okul öncesi dönemde sıklıkla başvurulması gereken araçlardır. Oyunun kullanıldığı ortamlarda öğrenme için her zaman umudun olması gerekliliğine inanılan oyun felsefesine göre, çocukların yaş gruplarına göre planlanmış oyunlar hem eğlenceli hem de öğretici öğrenme deneyimleri sunar

Şarkılar: Bu dönemdeki çocukların bol miktarda dil girdisini alacağı yegâne araçlardan olan şarkıların etkili bir şekilde kullanıldığı takdirde mucizevi sonuçlar ürettiği iyi bilinmektedir. Çocukların sadece şarkı dinlemekle kalmayıp aynı zamanda şarkılardaki sözel girdiye fiziksel tepki vereceği etkinliklerle bu süreci yürütmek çocukların olumlu duyguları daha bu yaşlarda geliştirmelerini sağlar.

El işi etkinlikleri: Çocukların motor gelişimleriyle uyumlu bir şekilde planlanması gereken ve çocukların makas, uhu gibi araçları kullanarak maske, kukla gibi yabancı dil öğrenim sürecini eğlenceli ve anlamlı hale getirecek malzemeleri oluşturması beklenen bu tür etkinlikler bu dönemdeki çocukların son derece keyif aldığı anlar yaratır.

Boyama etkinlikleri: Çocukların her zaman yapmaktan keyif aldıkları boyama etkinliklerini küçük dil parçacıklarıyla ilişkilendirerek etkinlikler yürütmek de bu dönemdeki çocukların yabancı dil öğrenim sürecini desteklemektedir.

Drama etkinlikleri: Okul öncesi dönemdeki çocukların sınıf arkadaşlarıyla birlikte gerçek malzemeleri kullanarak rol oynama etkinliklerini yürütmesi ve bunları yaparken de risk alma konusunda desteklenmesi dil çıktısının oluşmasını mümkün kılmaktadır.

Hikâye anlatma: Okul öncesi dönemdeki çocukların hayatlarında son derece önemli bir yere sahip olan hikayeler yabancı dil öğrenim sürecinde etkili bir araçtır. Öğretmenlerle birlikte tekrarlar üzerine kurgulanarak yapılan bu etkinliklerde çocuklar hem öğrenme sürecine aktif katılım gösterirler hem de eğlenceli dakikalarla olumlu bir tutum geliştirirler.

Tekerlemeler: Özellikle kelimelerin doğru bir şekilde telaffuz edilmesini sağlama anlamında çok faydalı olan tekerlemeler ritim duygusuyla birlikte okul öncesi dönemdeki çocuklarda dilde otomatiklik kazandırması açısından çok kıymetlidir.

ÖĞRETMENLER, VELİLER VE OKUL YÖNETİCİLERİNE ÖNERİLER

Çocukların örgün eğitime hazırlandığı okul öncesi dönemde eğitimin ana bileşenleri olan okul yöneticilerinin, öğretmenlerin ve belki de eğitimin bir ekosistem olmasından dolayı da velilerin bu sürece bilimsel kuramlar ışığında yaklaşması gerekir.

Yabancı dil öğretmenleri; oyun sadece öğrencilerin boş zamanlarını doldurdukları keyifli bir etkinlik değildir. Oyunu bir öğretim yöntemi olarak değerlendirmeniz ve bu minvalde hareket etmeniz son derece elzemdir. Bu anlamda öğretmenin neyi, ne kadarını ne sürede kazandıracağınızı çok iyi belirlemeniz gerekir. Bu sayede alınan geri bildirimler öğrencileri başarıya götürür. Oyun her zaman öğrenmeyi desteklemeye ve bizi güdülemeye yönelik uygun fırsatlar sunmaya devam etmektedir. Çünkü oyun hayatın her aşamasında vardır ve var olacaktır. Oyunlarla, şarkılarla, eğlenceli yarışmalarla, boyama etkinlikleriyle ve öğrencilerin bol miktarda girdiye maruz bırakılacağı etkinlikleri uygulamaya çalışmalısınız. Bir deneyin buna benzer etkinlikler ile yabancı dil sınıfları öğrenciler için Charlie’nin Çikolata Fabrikası veya Alice’nin Harikalar Diyarına dönüşecektir.

Veliler;her ne kadar kendi öğrenme süreçlerinizi çocuklarınızla paylaşıp onların da benzer şeyleri yaşamasını isteseniz de unutmayın sizler farklı kuşakların temsilcilerisiniz. Sizin dönemde geçerli olan pek çok uygulama yıllar içinde değişip yerine yeni yaklaşımlar gelmiş olabilir. Çocuğunuz da farklı öğrenme stillerine sahip olduğunu düşünüp onun kendi öğrenme stratejilerini keşfetmesine yardımcı olmalısınız. Yabancı dil öğrenme sürecindeki bu keşif her zaman hızlı sonuçlar vermeyebilir. Sabırlı olmak zorundasınız. Çocuğunuzun okul öncesi dönemde doğru bir yönlendirilmeyle gerekli miktarda girdi alacağını aklınızdan çıkarmayın. Bu süreci desteklemek için de İngilizce şarkı, oyun, dinleme etkinlikleri ve ilgisi paralelindeki her türlü kaynağa erişimini sağlayınız/ İnternetteki kaliteli ve eğlenceli İngilizce öğretim kaynaklarını keşfetmek için öğretmeninize danışınız. Eğer eğlence yoksa öğrenme de yoktur.

Okul yöneticileri;okul öncesi dönemde yabancı dil öğrenme sürecini geçiren çocukların velilerini yönlendirmek son derece önemlidir. Her birinin kendi öğrenme deneyimlerinden yapacağı çıkarımlarını ve zaman zaman pek de gerçekçi olmayan beklentilerini sizlere aktarabilirler. Okul öncesi dönemde yabancı dil anlamındaki en büyük hedefin dile karşı olumlu tutum geliştirme olduğunu velilere söyleyerek velilerin bu süreci daha sakin ve ulaşılabilir hedeflerle geçirmelerine yardımcı olmanız eğitimin bütüncül bir biçimde ele alınması gerekliliği açısından elzemdir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.