Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü kabil edildi.

tbmmGenel Kurul'da ''Temel Kanun'' olarak görüşülen tasarının kabul edilen maddelerine göre, ''Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu''nun adı, ''Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'' olarak değiştiriliyor.

Sendika ve konfederasyonlar, zorunlu organlar dışında organlar kurabilecek, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası kuruluş kurabilecek, amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilecek ve üyelikten çekilebilecek.

Devle Personel Başkanlığı'nın bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, en çok üyeye sahip 3 konfederasyon genel başkanı ve Devlet Personel Başkanı'ndan oluşan ''Kamu Personeli Danışma Kurulu'' oluşturulacak.

İş yerlerinde yapılan tespite göre, kamu görevlilerinden en çok üye kaydetmiş sendika, iş yeri sendika temsilcisi seçmeye yetkili olacak. İş yerindeki kamu görevlisi sayısı 200'e kadarsa 1, 201-600 arasında ise en çok 2, 601-1000 arasında ise en çok 3, 1001-2000 arasında ise en çok 4, 2000'den fazla ise en çok 5 iş yeri sendika temsilcisi seçilebilecek.

Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerde il ve ilçe temsilciliği kurulabilecek.

Sendika yöneticilerine tanınan bazı güvencelerden sendika temsilcileri de yararlanabilecek. Sendika yönetim kurullarına seçilenlerin aylıksız izin hakkından yararlanabilmeleri için öngörülen 30 gün içinde başvurma şartı kaldırılıyor.

Toplu sözleşme kapsamı ve tarafları

Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevzuat hükümleri dikkate alınarak, kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları, diğer mali ve sosyal hakları kapsayacak.

Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerli olacak.

> Memur tasarısının 1. bölümü kabul edildi

TBMM Genel Kurulu'nda, Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın birinci bölümü kabil edildi.

tbmmGenel Kurul'da ''Temel Kanun'' olarak görüşülen tasarının kabul edilen maddelerine göre, ''Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu''nun adı, ''Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'' olarak değiştiriliyor.

Sendika ve konfederasyonlar, zorunlu organlar dışında organlar kurabilecek, tüzüklerinde gösterilen amaçlarını gerçekleştirmek üzere uluslararası kuruluş kurabilecek, amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilecek ve üyelikten çekilebilecek.

Devle Personel Başkanlığı'nın bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, en çok üyeye sahip 3 konfederasyon genel başkanı ve Devlet Personel Başkanı'ndan oluşan ''Kamu Personeli Danışma Kurulu'' oluşturulacak.

İş yerlerinde yapılan tespite göre, kamu görevlilerinden en çok üye kaydetmiş sendika, iş yeri sendika temsilcisi seçmeye yetkili olacak. İş yerindeki kamu görevlisi sayısı 200'e kadarsa 1, 201-600 arasında ise en çok 2, 601-1000 arasında ise en çok 3, 1001-2000 arasında ise en çok 4, 2000'den fazla ise en çok 5 iş yeri sendika temsilcisi seçilebilecek.

Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerde il ve ilçe temsilciliği kurulabilecek.

Sendika yöneticilerine tanınan bazı güvencelerden sendika temsilcileri de yararlanabilecek. Sendika yönetim kurullarına seçilenlerin aylıksız izin hakkından yararlanabilmeleri için öngörülen 30 gün içinde başvurma şartı kaldırılıyor.

Toplu sözleşme kapsamı ve tarafları

Toplu sözleşme; kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevzuat hükümleri dikkate alınarak, kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları, diğer mali ve sosyal hakları kapsayacak.

Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden iki mali yıl için geçerli olacak.

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Nisan 2012 09:59

Gösterim: 1585

Başbakan Erdoğan, "YGS kaldırılacak, dershaneler kapatılacak ya da özel okullara dönüşecek" dedi. Dershanelerin özel okula dönüşümü çok kolay değil. Özel okulların dolma kapasitesi yüzde 42, ayrıca dershane binaları da fiziki açıdan okul olmaya müsait değil.

Tabii ki burada Sayın Başbakan'ın ne demek istediğini doğru anlamalıyız. YGS hemen kalkmayacak ve dershaneler yarın kapatılmayacak. Yeni sistem, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 4+4+4 modeliyle gerçekleşecek. Beklenen gelişmeler ise şöyle: Lise ve üniversitelerde kalite eşitlenecek. Lise sonda olgunluk sınavı olacak. Mesleki ve teknik liseler teşvik edilecek. Üniversite giriş sınavları yılda birkaç kez randevuyla yapılacak. Bu 6 radikal kararla da dershanelere ve giriş sınavlarına gerek kalmayacak. Bence, böyle bir çalışmanın altyapısı kısa vadede değil, orta vadede hazırlanabilir.

Dershaneler neden değil, sonuçtur

Bir eğitimci olarak Sayın Başbakan'ın sözlerinden son derece memnun oldum. Ancak mantığa vurduğumuzda, şu sistemde dershanelerin kaldırılması imkânsız. Çünkü öncelikle seçmeli sınav sisteminden kurtulmak lazım. Üniversite sınavının kaldırılıp, dershanelerin kapatılacağı Kenan Evren ve Tansu Çiller dönemlerinde de söylendi, ancak durum ortada. Dolayısıyla dershanelere ihtiyaç duyan eğitim sistemini düzeltmek gerekiyor. Bu da uzun zaman ister. Tabii ki dershaneler kaldırılsın, vakıf ya da devlet üniversitelerinin sayısı artırılsın. Ancak üniversiteler eşit kalitede değil. Bu sebepten sınav kalktığında kaliteli üniversitelerde yığılma olacak.

Değişikliğe eğitimci olarak baktığımda duygularım, siyasiler gibi olmuyor. Bence seçme sınavları kalkmaz. Çünkü öğrencinin başarısına göre değerlendirme objektif değil, sübjektif olur. Önceki yıllarda da bu tür değerlendirmenin olumsuzluklarını yaşadık. Burada verilecek eğitim önemlidir. Lise sonda, lise konularından oluşan olgunluk sınavı yapılmalı. Ayrıca üniversiteye giriş sınavı teke inmeli. Dershaneler bir neden değil, sonuçtur. Üniversiteler öğrencisini sınavsız nasıl alacak? Eğer okullar arasında kalite farkı varsa, en doğru seçim sınavdır. Onu da doğru ve hakça yapmamız gerekir.

Kurulduğu günden itibaren, AK Parti'nin eğitimle ilgili çalışmalarını objektif gözle yakından izledim. Doğru bulduklarımı destekledim. Doğru olmayanları da dozuna dikkat ederek sonuna kadar eleştirdim. AK Parti'nin eğitimle ilgili çalışmalarındaki artı ya da eksi görüşlerinize saygı duyuyorum. Ancak doğruların kefesi bence ağır basıyor.

Sayın Başbakan'ın ileriye dönük böyle bir hedef belirlemesi, ülke açısından güzel bir niyet. Ancak kısa vadede gerçekleşecek bir adım değil.

> Üniversiteye girişte dershane sürprizi

Başbakan Erdoğan, "YGS kaldırılacak, dershaneler kapatılacak ya da özel okullara dönüşecek" dedi. Dershanelerin özel okula dönüşümü çok kolay değil. Özel okulların dolma kapasitesi yüzde 42, ayrıca dershane binaları da fiziki açıdan okul olmaya müsait değil.

Tabii ki burada Sayın Başbakan'ın ne demek istediğini doğru anlamalıyız. YGS hemen kalkmayacak ve dershaneler yarın kapatılmayacak. Yeni sistem, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 4+4+4 modeliyle gerçekleşecek. Beklenen gelişmeler ise şöyle: Lise ve üniversitelerde kalite eşitlenecek. Lise sonda olgunluk sınavı olacak. Mesleki ve teknik liseler teşvik edilecek. Üniversite giriş sınavları yılda birkaç kez randevuyla yapılacak. Bu 6 radikal kararla da dershanelere ve giriş sınavlarına gerek kalmayacak. Bence, böyle bir çalışmanın altyapısı kısa vadede değil, orta vadede hazırlanabilir.

Dershaneler neden değil, sonuçtur

Bir eğitimci olarak Sayın Başbakan'ın sözlerinden son derece memnun oldum. Ancak mantığa vurduğumuzda, şu sistemde dershanelerin kaldırılması imkânsız. Çünkü öncelikle seçmeli sınav sisteminden kurtulmak lazım. Üniversite sınavının kaldırılıp, dershanelerin kapatılacağı Kenan Evren ve Tansu Çiller dönemlerinde de söylendi, ancak durum ortada. Dolayısıyla dershanelere ihtiyaç duyan eğitim sistemini düzeltmek gerekiyor. Bu da uzun zaman ister. Tabii ki dershaneler kaldırılsın, vakıf ya da devlet üniversitelerinin sayısı artırılsın. Ancak üniversiteler eşit kalitede değil. Bu sebepten sınav kalktığında kaliteli üniversitelerde yığılma olacak.

Değişikliğe eğitimci olarak baktığımda duygularım, siyasiler gibi olmuyor. Bence seçme sınavları kalkmaz. Çünkü öğrencinin başarısına göre değerlendirme objektif değil, sübjektif olur. Önceki yıllarda da bu tür değerlendirmenin olumsuzluklarını yaşadık. Burada verilecek eğitim önemlidir. Lise sonda, lise konularından oluşan olgunluk sınavı yapılmalı. Ayrıca üniversiteye giriş sınavı teke inmeli. Dershaneler bir neden değil, sonuçtur. Üniversiteler öğrencisini sınavsız nasıl alacak? Eğer okullar arasında kalite farkı varsa, en doğru seçim sınavdır. Onu da doğru ve hakça yapmamız gerekir.

Kurulduğu günden itibaren, AK Parti'nin eğitimle ilgili çalışmalarını objektif gözle yakından izledim. Doğru bulduklarımı destekledim. Doğru olmayanları da dozuna dikkat ederek sonuna kadar eleştirdim. AK Parti'nin eğitimle ilgili çalışmalarındaki artı ya da eksi görüşlerinize saygı duyuyorum. Ancak doğruların kefesi bence ağır basıyor.

Sayın Başbakan'ın ileriye dönük böyle bir hedef belirlemesi, ülke açısından güzel bir niyet. Ancak kısa vadede gerçekleşecek bir adım değil.

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Nisan 2012 09:49

Gösterim: 2455

Milli Eğitim Bakanlığı, Kuran-ı Kerim ve Peygamber’in Hayatı seçmeli derslerinin ortaokul ve liselerde nasıl okutulacağını ana hatlarıyla açıkladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki eğitim-öğretim yılında uygulanmaya başlanması planlanan 4+4+4 kesintili zorunlu eğitim yasasına ilişkin çalışmalara başladı. Yasada yer alan ve tartışma yaratan, ortaokul ve liselerde Kuran-ı Kerim ve Peygamber’in Hayatı’nın seçmeli ders olarak nasıl okutulacağı başta olmak üzere, bu konudaki merak edilen soruların yanıtlarını Bakanlık yetkilileri açıkladı. Kamuoyunda özellikle bu seçmeli derslere ilişkin asılsız iddia ve endişeler olduğunu savunan yetkililer, “15 milyon öğrenci içinde bu dersleri seçmeli olarak alacak öğrenci sayısı abartıldığı kadar çok olmayacak” dediler. Yetkililerin verdiği bilgiye göre yeni sistem özetle şöyle işleyecek:

* Bu iki ders kaçıncı sınıftan itibaren verilecek?

Mevcut sistemde ilköğretim 4’üncü sınıftan lise 4’üncü sınıfa kadar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi zorunlu olarak verilmeye devam edecek. Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı, yeni sistemde ikinci kademe olan 5’inci sınıftan başlayarak, lise sona kadar seçmeli ders olarak alınabilecek.

KURAN TAŞINMAYACAK

* Öğrenciler bu dersleri nasıl seçecek?

Öğrencilerin mevcut sistemde de olduğu gibi Fen, Sosyal, Türkçe, Matematik, Din, Dil ağırlıklı hazırlanan seçmeli ders havuzundan istedikleri dersi almak için dilekçe yazmaları yeterli olacak.

* Kuran dersinde kız öğrenciler için başörtüsü zorunluluğu olacak mı?

Mevcut sistemde İmam Hatip Liseleri’nde eğitim gören kız öğrenciler Kuran derslerinde başörtüsü kullanıyor. Yeni sistemde, seçmeli olarak Kuran dersi alan kız öğrenciler başörtüsü takabilecekler. Zorunlu olmayacak, tercihe bırakılacak.

* Kuran dersi öncesi abdest alınacak mı? Abdesthaneler açılacak mı?

Hayır. Öğrencilerin bu derste abdest alma zorunluluğu yok. Kuran dersi de diğer dersler gibi bir ders olacak. Normal sınıflarda bu ders verilecek.

* Öğrenciler okula Kuran-ı Kerim getirecek mi?

Hayır. Milli Eğitim Bakanlığı, dili sadeleştirilmiş, Türkçe mealinin yer aldığı, alfabelerin öğretildiği, surelerin yer aldığı Kuran Dersi Kitabı hazırlayacak. Diğer ders kitaplarında olduğu gibi Kuran dersinin kitabı da Bakanlık tarafından bu dersi seçen öğrencilere ücretsiz dağıtılacak.

MELELER DERS VERMEYECEK

* Seçmeli bu iki dersi kim verecek?

Bu dersleri mevcut Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri verecek. Şu an yaklaşık 13 bin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni var. Kuran-ı Kerim bilen bu öğretmenler seçmeli dersleri verecekler. Mele ya da imamların bu derslere gireceği iddiaları kesinlikle doğru değil.  

* Diğer inançlarla ilgili de dersler olacak mı?

Evet. Öğrencilere, inançları ve peygamberlerinin anlatıldığı dersler verilmesi planlanıyor. Örneğin Hıristiyanlık için Hz. İsa ve Hıristiyanlığın anlatıldığı bir program hazırlanacak. Alevi öğrenciler için de saz dersi, semah ve cem törenlerinin uygulanmasına ilişkin seçmeli ders programı yapılacak.

* Farklı din derslerini kim verecek?

Milli Eğitim Bakanlığı, seçilen dersle ilgili formasyon sahibi uzmanları belirleyecek. Bakanlığın belirlediği kişiler o inancın dersini verebilecek.

* Bu derslere sınıf açılabilmesi için en az kaç öğrenci olması gerekiyor?

Mevcut sistemde de en az 10 öğrenci bir dersi seçmeli olarak almak isterse sınıf açılabiliyor. Yeni sistemde eğer bir okulda o seçmeli ders için sınıf açacak kadar öğrenci yoksa, ortak bir okul belirlenip çevre okullardan sınıf mevcudunu oluşturacak kadar öğrenci biraraya getirilip, o seçmeli ders için ayrı bir sınıf açılması planlanıyor.

* Gelecek eğitim-öğretim yılına yetişecek mi?

Program ve müfredat oluşturulmasına ilişkin çalışmalar başladı. 2012- 2013 eğitim öğretim yılında yeni sisteme geçilip geçilmeyeceğine Bakanlar Kurulu karar verecek.

> 10 soruda KUR’AN dersi

Milli Eğitim Bakanlığı, Kuran-ı Kerim ve Peygamber’in Hayatı seçmeli derslerinin ortaokul ve liselerde nasıl okutulacağını ana hatlarıyla açıkladı.

Milli Eğitim Bakanlığı, önümüzdeki eğitim-öğretim yılında uygulanmaya başlanması planlanan 4+4+4 kesintili zorunlu eğitim yasasına ilişkin çalışmalara başladı. Yasada yer alan ve tartışma yaratan, ortaokul ve liselerde Kuran-ı Kerim ve Peygamber’in Hayatı’nın seçmeli ders olarak nasıl okutulacağı başta olmak üzere, bu konudaki merak edilen soruların yanıtlarını Bakanlık yetkilileri açıkladı. Kamuoyunda özellikle bu seçmeli derslere ilişkin asılsız iddia ve endişeler olduğunu savunan yetkililer, “15 milyon öğrenci içinde bu dersleri seçmeli olarak alacak öğrenci sayısı abartıldığı kadar çok olmayacak” dediler. Yetkililerin verdiği bilgiye göre yeni sistem özetle şöyle işleyecek:

* Bu iki ders kaçıncı sınıftan itibaren verilecek?

Mevcut sistemde ilköğretim 4’üncü sınıftan lise 4’üncü sınıfa kadar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi zorunlu olarak verilmeye devam edecek. Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı, yeni sistemde ikinci kademe olan 5’inci sınıftan başlayarak, lise sona kadar seçmeli ders olarak alınabilecek.

KURAN TAŞINMAYACAK

* Öğrenciler bu dersleri nasıl seçecek?

Öğrencilerin mevcut sistemde de olduğu gibi Fen, Sosyal, Türkçe, Matematik, Din, Dil ağırlıklı hazırlanan seçmeli ders havuzundan istedikleri dersi almak için dilekçe yazmaları yeterli olacak.

* Kuran dersinde kız öğrenciler için başörtüsü zorunluluğu olacak mı?

Mevcut sistemde İmam Hatip Liseleri’nde eğitim gören kız öğrenciler Kuran derslerinde başörtüsü kullanıyor. Yeni sistemde, seçmeli olarak Kuran dersi alan kız öğrenciler başörtüsü takabilecekler. Zorunlu olmayacak, tercihe bırakılacak.

* Kuran dersi öncesi abdest alınacak mı? Abdesthaneler açılacak mı?

Hayır. Öğrencilerin bu derste abdest alma zorunluluğu yok. Kuran dersi de diğer dersler gibi bir ders olacak. Normal sınıflarda bu ders verilecek.

* Öğrenciler okula Kuran-ı Kerim getirecek mi?

Hayır. Milli Eğitim Bakanlığı, dili sadeleştirilmiş, Türkçe mealinin yer aldığı, alfabelerin öğretildiği, surelerin yer aldığı Kuran Dersi Kitabı hazırlayacak. Diğer ders kitaplarında olduğu gibi Kuran dersinin kitabı da Bakanlık tarafından bu dersi seçen öğrencilere ücretsiz dağıtılacak.

MELELER DERS VERMEYECEK

* Seçmeli bu iki dersi kim verecek?

Bu dersleri mevcut Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri verecek. Şu an yaklaşık 13 bin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni var. Kuran-ı Kerim bilen bu öğretmenler seçmeli dersleri verecekler. Mele ya da imamların bu derslere gireceği iddiaları kesinlikle doğru değil.  

* Diğer inançlarla ilgili de dersler olacak mı?

Evet. Öğrencilere, inançları ve peygamberlerinin anlatıldığı dersler verilmesi planlanıyor. Örneğin Hıristiyanlık için Hz. İsa ve Hıristiyanlığın anlatıldığı bir program hazırlanacak. Alevi öğrenciler için de saz dersi, semah ve cem törenlerinin uygulanmasına ilişkin seçmeli ders programı yapılacak.

* Farklı din derslerini kim verecek?

Milli Eğitim Bakanlığı, seçilen dersle ilgili formasyon sahibi uzmanları belirleyecek. Bakanlığın belirlediği kişiler o inancın dersini verebilecek.

* Bu derslere sınıf açılabilmesi için en az kaç öğrenci olması gerekiyor?

Mevcut sistemde de en az 10 öğrenci bir dersi seçmeli olarak almak isterse sınıf açılabiliyor. Yeni sistemde eğer bir okulda o seçmeli ders için sınıf açacak kadar öğrenci yoksa, ortak bir okul belirlenip çevre okullardan sınıf mevcudunu oluşturacak kadar öğrenci biraraya getirilip, o seçmeli ders için ayrı bir sınıf açılması planlanıyor.

* Gelecek eğitim-öğretim yılına yetişecek mi?

Program ve müfredat oluşturulmasına ilişkin çalışmalar başladı. 2012- 2013 eğitim öğretim yılında yeni sisteme geçilip geçilmeyeceğine Bakanlar Kurulu karar verecek.

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Nisan 2012 10:14

Gösterim: 3181

Hükümetin, özel eğitim kurumlarında okuyan öğrenciler için kişi başına bin 500 lira destek vermeye hazırlanması, özel okul yöneticilerini sevindirdi. Yasayla özel okul sayısının ikiye katlanması bekleniyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dershaneleri kaldırıp, özel okulları teşvik edeceklerini açıklamasından sonra harekete geçen Milli Eğitim ve Maliye Bakanlığı, "Özel Eğitim Kurumlarına Teşvik Yasası"nın taslağını hazırladı. Taslağa göre, özel okulda okuyan her öğrenciye bin 500 lira destek verilecek. Bu yasanın, 500 bin yeni öğretmene de istihdam yaratması bekleniyor. Yasa taslağı ile ilgili olarak Özel Okullar Birliği Genel Başkanı Cem Gülan, özel eğitim kurumlarının desteklenmesinin devletin üzerindeki eğitim yükünü azaltacağını belirterek, şöyle konuştu: "Özel okulların eğitim içindeki payı yüzde 3'ü geçmiyor. Oysa Rusya'da bu oran yüzde 10'ları buluyor. Hükümetin öğrenci başına bin 500 lira ayırması, özel okulların oranının artmasının yanında 500 bin öğretmene istihdam yaratır. Büyük kentlerde öğrenci ücretleri yüksek olduğu için pek bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum. Anadolu'da ise özel okulların ücretleri 5-6 bin lira kadar. Bu nedenle bu bölgelerde oran artar. Okul sayısı ikiye katlanır." Bilfen Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Öztürk de, "Devlet destek vererek özel okulda okuyan öğrenci oranını yüzde 3'ten yüzde 50'ye çıkarmayı hedefliyor. Bu destek, kısa vadede devlet okullarının yükünü azaltır. Türkiye'de yaklaşık 2 bin 750 özel okul var. Bu okullarda, 1 milyon öğrencilik kapasiteye sahip olmalarına rağmen, 430 bin öğrenci eğitim görüyor. Öğrenci başına bin 500 lira destek özellikle Anadolu'da mevcut olan 200 bin öğrenci sayısını, 350 bine çıkarır. Benim önerim, devletin özel okullardan vergi almayarak ücretsiz öğrenci okutması yönünde" açıklamasında bulundu.

SENDİKA DESTEĞİ

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) ise özel okullara yapılacak teşvikle öğretmen açığının da kapanacağına dikkat çekti. DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, "4+4+4 kademeli eğitim modeliyle birlikte özel okulların önündeki engeller kaldırılmalı, teşvikler getirilmeli. Bu kurumlar, eğitimde lokomotif güç olarak kullanılmalı ve tüm okullar içindeki payı yüzde 2'lerden 10'lara yükseltilmelidir" dedi.

340 BİN AÇIK VAR

Bakanlık verilerine göre, özel okullarda bir öğretmene 8.2 öğrenci düşerken, bu oran resmi okullarda 22.4'e çıkıyor. Özel okullardaki öğretmen sayısı geçen yıl 50 bin 853'tü. Bu öğretmenler devlette çalışmış olsaydı, 1 milyar 525 milyon 590 bin lira yıllık ücret ödenecekti. Özel okulların bu kadar geniş bir istihdam yükü alması, hükümetin teşvik kararını almasında en önemli etken oldu. Yapılan hazırlığa göre özel okullar, sadece boş kontenjanlarını doldurması halinde 50 bin öğretmen istihdam edilecek. Halen yaklaşık 440 bin öğrencisi bulunan özel okulların bakanlık verilerine göre mevcut toplam öğrenci kapasitesi 780 bin 656. Hükümetin vereceği teşvikle birlikte, özel okulların öğrenci sayısının her yıl için yüzde 20 artması; kısa vadede 2 milyona, uzun vadede 7-8 milyona kadar yükseltilmesi planlanıyor.
Yaşar özay (Sabah) 

> Teşvik, özel okulların sayısını ikiye katlıyor

Hükümetin, özel eğitim kurumlarında okuyan öğrenciler için kişi başına bin 500 lira destek vermeye hazırlanması, özel okul yöneticilerini sevindirdi. Yasayla özel okul sayısının ikiye katlanması bekleniyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, dershaneleri kaldırıp, özel okulları teşvik edeceklerini açıklamasından sonra harekete geçen Milli Eğitim ve Maliye Bakanlığı, "Özel Eğitim Kurumlarına Teşvik Yasası"nın taslağını hazırladı. Taslağa göre, özel okulda okuyan her öğrenciye bin 500 lira destek verilecek. Bu yasanın, 500 bin yeni öğretmene de istihdam yaratması bekleniyor. Yasa taslağı ile ilgili olarak Özel Okullar Birliği Genel Başkanı Cem Gülan, özel eğitim kurumlarının desteklenmesinin devletin üzerindeki eğitim yükünü azaltacağını belirterek, şöyle konuştu: "Özel okulların eğitim içindeki payı yüzde 3'ü geçmiyor. Oysa Rusya'da bu oran yüzde 10'ları buluyor. Hükümetin öğrenci başına bin 500 lira ayırması, özel okulların oranının artmasının yanında 500 bin öğretmene istihdam yaratır. Büyük kentlerde öğrenci ücretleri yüksek olduğu için pek bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum. Anadolu'da ise özel okulların ücretleri 5-6 bin lira kadar. Bu nedenle bu bölgelerde oran artar. Okul sayısı ikiye katlanır." Bilfen Okulları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Öztürk de, "Devlet destek vererek özel okulda okuyan öğrenci oranını yüzde 3'ten yüzde 50'ye çıkarmayı hedefliyor. Bu destek, kısa vadede devlet okullarının yükünü azaltır. Türkiye'de yaklaşık 2 bin 750 özel okul var. Bu okullarda, 1 milyon öğrencilik kapasiteye sahip olmalarına rağmen, 430 bin öğrenci eğitim görüyor. Öğrenci başına bin 500 lira destek özellikle Anadolu'da mevcut olan 200 bin öğrenci sayısını, 350 bine çıkarır. Benim önerim, devletin özel okullardan vergi almayarak ücretsiz öğrenci okutması yönünde" açıklamasında bulundu.

SENDİKA DESTEĞİ

Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) ise özel okullara yapılacak teşvikle öğretmen açığının da kapanacağına dikkat çekti. DES Genel Başkanı Gürkan Avcı, "4+4+4 kademeli eğitim modeliyle birlikte özel okulların önündeki engeller kaldırılmalı, teşvikler getirilmeli. Bu kurumlar, eğitimde lokomotif güç olarak kullanılmalı ve tüm okullar içindeki payı yüzde 2'lerden 10'lara yükseltilmelidir" dedi.

340 BİN AÇIK VAR

Bakanlık verilerine göre, özel okullarda bir öğretmene 8.2 öğrenci düşerken, bu oran resmi okullarda 22.4'e çıkıyor. Özel okullardaki öğretmen sayısı geçen yıl 50 bin 853'tü. Bu öğretmenler devlette çalışmış olsaydı, 1 milyar 525 milyon 590 bin lira yıllık ücret ödenecekti. Özel okulların bu kadar geniş bir istihdam yükü alması, hükümetin teşvik kararını almasında en önemli etken oldu. Yapılan hazırlığa göre özel okullar, sadece boş kontenjanlarını doldurması halinde 50 bin öğretmen istihdam edilecek. Halen yaklaşık 440 bin öğrencisi bulunan özel okulların bakanlık verilerine göre mevcut toplam öğrenci kapasitesi 780 bin 656. Hükümetin vereceği teşvikle birlikte, özel okulların öğrenci sayısının her yıl için yüzde 20 artması; kısa vadede 2 milyona, uzun vadede 7-8 milyona kadar yükseltilmesi planlanıyor.
Yaşar özay (Sabah) 

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Nisan 2012 09:30

Gösterim: 2572

Sedat Ergin’in Hürriyet Gazetesi’ndeki eğitim yazısı.

Sedat ErginTBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda 11 Mart tarihinde olaylı bir şekilde kabul edilen 4+4+4 yasa teklifinin dokuzuncu maddesinde ilköğretimin 4 yıllık ikinci kademesinde yönlendirmeyi mümkün kılan şu ifadeler yer alıyordu:

“İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullardan oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.”

MHP’DEN ÖNEMLİ HAMLE

Bu metinde açıkça din dersinin adı geçmese de, Milli Eğitim Bakanlığı’nın oluşturacağı seçmeli din dersi programlarıyla İmam Hatip’lerin orta bölümlerinin yeniden ihya edilmesinin amaçlandığı üzerinde herkes hemfikirdi.

Geçen çarşamba günü (28 Mart) yasa teklifi üzerinde TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında söz alan Ankara MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin şu sözleri yeni bir durum yarattı: 

“İmam hatip liselerinin orta bölümünün açılmasını biz MHP olarak gerekli ve zorunlu görüyoruz, ancak dinini öğrenmesi ve bilmesi her Müslüman Türk çocuğunun hakkıdır. Bu nedenle bütün öğrencilerin seçmeli olarak Kuran-ı Kerim’i, Yüce Peygamberimizin hayatını, hafızlık derslerini ve İslami bilgileri öğrenmesini zorunlu görüyor ve bunu savunuyoruz. Kuran-ı Kerim’in seçmeli ders olarak konulmasının bakanların ya da yönetmeliklerin inisiyatifine bırakılmaması ve bizzat 9’uncu maddede açıkça ‘Seçmeli ders olarak, öncelikli olarak Kuran-ı Kerim ve ilmihal olmak üzere diğer seçmeli dersler’ şeklinde ifade edilmesi doğru olacaktır. Kuran-ı Kerim, sıradan seçmeli bir ders kimliğine indirilemez. Onun için bu böyle olmalıdır.”

Bu çıkış, MHP’nin son zamanlarda yaptığı en önemli siyasi hamlelerden biriydi. Ertesi günü (29 Mart) TBMM Genel Kurulu yasa teklifini kaldığı yerden görüşmeye başladığında Başkan Vekili Sadık Yakut, dokuzuncu madde üzerinde değişiklik önergelerinin verildiğini belirterek, önce AK Parti’nin önergesini okuttu.

MHP-AK PARTİ ÖNERGELER SAVAŞI

Bu önerge, Milli Eğitim Komisyonu’nun yukarı alıntı yaptığımız dokuzuncu maddesini büyük ölçüde koruyor, ancak şu eklemeyi içeriyordu:

“Ortaokul ve liselerde, Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur.”

Daha sonra MHP’li Mehmet Şandır ve arkadaşlarının verdiği önerge okundu. Önergede şöyle deniliyordu: “İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kuran-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

MHP metninin AK Parti önergesinden tek önemli farklılığı ilköğretimi 4+4 yerine 5+3 şeklinde kademelendirmiş olmasıdır. Gelgelelim görüşmeler sırasında AK Parti kanadı önergenin reddedilmesi yönünde oy kullanmıştır. Kısa bir süre sonra AK Parti’nin önergesi görüşülmüş ve oylanarak kabul edilmiştir. MHP’liler AK Parti’nin önergesi üzerinde iktidar partisiyle birlikte oy kullanmıştır.

YA DİĞER DİNLERE MENSUP VATANDAŞLAR?

Bu haliyle söz konusu ifadenin metne girmesinin önemli ölçüde MHP’nin yaptığı hamlenin sonucu olduğunu söylemek mümkündür.

Tutanaklar okunduğunda CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yapılan bu eklemeye önemli bir eleştiri getirdiği görülüyor. “Ben, Kuran-ı Kerim’e inanıyorum, iman ediyorum” diye söze giriyor Özel ve devam ediyor:

“Hazreti Muhammed benim de peygamberim, ben de Müslüman’ım ama bu bir kanun metni. Kanun metninde, bir devletin bütün vatandaşlarını kapsayacak olan bir kanun metninde, bir peygambere ‘Peygamberimiz’ derseniz o ülkede yaşayan diğer dinlere mensup olan tüm vatandaşlarınıza karşı çok büyük bir eksiklik ve kusur işlemiş olursunuz. Bu, çok önemli bir hatadır ve çok yanlış bir iştir.”

Yasa metninde kullanılan bu ifade, laikliğin en önemli unsurlarından biri olan devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gereği açısından sorunlu gözüküyor.

(Sedat Ergin-hürriyet)

> Yasada azınlıklar rencide edildi mi?

Sedat Ergin’in Hürriyet Gazetesi’ndeki eğitim yazısı.

Sedat ErginTBMM Milli Eğitim Komisyonu’nda 11 Mart tarihinde olaylı bir şekilde kabul edilen 4+4+4 yasa teklifinin dokuzuncu maddesinde ilköğretimin 4 yıllık ikinci kademesinde yönlendirmeyi mümkün kılan şu ifadeler yer alıyordu:

“İlköğretim kurumları; dört yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullardan oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.”

MHP’DEN ÖNEMLİ HAMLE

Bu metinde açıkça din dersinin adı geçmese de, Milli Eğitim Bakanlığı’nın oluşturacağı seçmeli din dersi programlarıyla İmam Hatip’lerin orta bölümlerinin yeniden ihya edilmesinin amaçlandığı üzerinde herkes hemfikirdi.

Geçen çarşamba günü (28 Mart) yasa teklifi üzerinde TBMM Genel Kurulu’nda yapılan görüşmeler sırasında söz alan Ankara MHP Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin şu sözleri yeni bir durum yarattı: 

“İmam hatip liselerinin orta bölümünün açılmasını biz MHP olarak gerekli ve zorunlu görüyoruz, ancak dinini öğrenmesi ve bilmesi her Müslüman Türk çocuğunun hakkıdır. Bu nedenle bütün öğrencilerin seçmeli olarak Kuran-ı Kerim’i, Yüce Peygamberimizin hayatını, hafızlık derslerini ve İslami bilgileri öğrenmesini zorunlu görüyor ve bunu savunuyoruz. Kuran-ı Kerim’in seçmeli ders olarak konulmasının bakanların ya da yönetmeliklerin inisiyatifine bırakılmaması ve bizzat 9’uncu maddede açıkça ‘Seçmeli ders olarak, öncelikli olarak Kuran-ı Kerim ve ilmihal olmak üzere diğer seçmeli dersler’ şeklinde ifade edilmesi doğru olacaktır. Kuran-ı Kerim, sıradan seçmeli bir ders kimliğine indirilemez. Onun için bu böyle olmalıdır.”

Bu çıkış, MHP’nin son zamanlarda yaptığı en önemli siyasi hamlelerden biriydi. Ertesi günü (29 Mart) TBMM Genel Kurulu yasa teklifini kaldığı yerden görüşmeye başladığında Başkan Vekili Sadık Yakut, dokuzuncu madde üzerinde değişiklik önergelerinin verildiğini belirterek, önce AK Parti’nin önergesini okuttu.

MHP-AK PARTİ ÖNERGELER SAVAŞI

Bu önerge, Milli Eğitim Komisyonu’nun yukarı alıntı yaptığımız dokuzuncu maddesini büyük ölçüde koruyor, ancak şu eklemeyi içeriyordu:

“Ortaokul ve liselerde, Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur.”

Daha sonra MHP’li Mehmet Şandır ve arkadaşlarının verdiği önerge okundu. Önergede şöyle deniliyordu: “İlköğretim kurumları; beş yıl süreli ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur. Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine açık, Kuran-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”

MHP metninin AK Parti önergesinden tek önemli farklılığı ilköğretimi 4+4 yerine 5+3 şeklinde kademelendirmiş olmasıdır. Gelgelelim görüşmeler sırasında AK Parti kanadı önergenin reddedilmesi yönünde oy kullanmıştır. Kısa bir süre sonra AK Parti’nin önergesi görüşülmüş ve oylanarak kabul edilmiştir. MHP’liler AK Parti’nin önergesi üzerinde iktidar partisiyle birlikte oy kullanmıştır.

YA DİĞER DİNLERE MENSUP VATANDAŞLAR?

Bu haliyle söz konusu ifadenin metne girmesinin önemli ölçüde MHP’nin yaptığı hamlenin sonucu olduğunu söylemek mümkündür.

Tutanaklar okunduğunda CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yapılan bu eklemeye önemli bir eleştiri getirdiği görülüyor. “Ben, Kuran-ı Kerim’e inanıyorum, iman ediyorum” diye söze giriyor Özel ve devam ediyor:

“Hazreti Muhammed benim de peygamberim, ben de Müslüman’ım ama bu bir kanun metni. Kanun metninde, bir devletin bütün vatandaşlarını kapsayacak olan bir kanun metninde, bir peygambere ‘Peygamberimiz’ derseniz o ülkede yaşayan diğer dinlere mensup olan tüm vatandaşlarınıza karşı çok büyük bir eksiklik ve kusur işlemiş olursunuz. Bu, çok önemli bir hatadır ve çok yanlış bir iştir.”

Yasa metninde kullanılan bu ifade, laikliğin en önemli unsurlarından biri olan devletin tüm inançlara eşit mesafede durması gereği açısından sorunlu gözüküyor.

(Sedat Ergin-hürriyet)

Son Güncelleme: Çarşamba, 04 Nisan 2012 08:58

Gösterim: 2044


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.