Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Kudüs Üniversitesi tarafından Başbakan Erdoğan'a, ''İnsan ve Toplum Bilimleri Fahri Doktora'' unvanı verildi.
Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, El Kudüs Üniversitesi'nin İsrail tarafından tanınmayan diplomalarının, Türkiye tarafından tanındığını belirterek, ''Bırakın tanımasınlar önemli değil, ne ki İsrail? Hiç önemli değil'' dedi.
Kudüs giderse başka Kudüs yoktur olmayacaktır
El Kudüs Üniversitesi rektörünü, Kudüs'ü bin yıldan daha fazla tarihini ve bugün ise sıkıntı ve zulmü en iyi bilen şahsiyetlerden biri olarak gördüğünü belirten Erdoğan, ''Sizlerden beklentimiz gittiğiniz her yerde, katıldığınız her uluslararası toplantı ve konferanslarda bıkmadan usanmadan gördüklerinizi yaşadıklarınızı anlatmanızdır'' diye konuştu.
Kudüs'ün her geçen gün uluslararası toplumun kayıtsız duruşu önünde işgalcinin kontrolüne doğru kayıp gittiğini vurgulayan Erdoğan, ''Kudüs giderse başka Kudüs yoktur olmayacaktır. Bunu gördüğünüz herkese anlatınız. Sözlerinizin geniş kesimlerce kabul göreceğine ve bir gün uluslararası camiayı yattığı bu uykudan uyandıracağına eminim'' dedi.
Erdoğan, beşeri bilimler alanında şahsına tevdi edilen fahri doktora unvanının bugüne kadar aldığı benzer unvanlar arasında en anlamlısı olduğunu kaydetti.
Filistin, Kudüs olmadan bir anlam ifade etmez
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin halkının Türkiye'nin verdiği desteği asla unutmayacağını belirterek, ''Filistin ile kucaklaşmadan kendini mutlu hissetmeyen Türkiye'den sesleniyorum; Filistin Kudüs olmadan, başkenti Kudüs olmadan bir anlam ifade etmez. İsrail'in işgali ne kadar ilerlerse ilerlesin biz davamıza devam edeceğiz'' dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Kudüs Üniversitesi tarafından Başbakan Erdoğan'a, ''İnsan ve Toplum Bilimleri Fahri Doktora'' unvanı verildi.
Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, El Kudüs Üniversitesi'nin İsrail tarafından tanınmayan diplomalarının, Türkiye tarafından tanındığını belirterek, ''Bırakın tanımasınlar önemli değil, ne ki İsrail? Hiç önemli değil'' dedi.
Kudüs giderse başka Kudüs yoktur olmayacaktır
El Kudüs Üniversitesi rektörünü, Kudüs'ü bin yıldan daha fazla tarihini ve bugün ise sıkıntı ve zulmü en iyi bilen şahsiyetlerden biri olarak gördüğünü belirten Erdoğan, ''Sizlerden beklentimiz gittiğiniz her yerde, katıldığınız her uluslararası toplantı ve konferanslarda bıkmadan usanmadan gördüklerinizi yaşadıklarınızı anlatmanızdır'' diye konuştu.
Kudüs'ün her geçen gün uluslararası toplumun kayıtsız duruşu önünde işgalcinin kontrolüne doğru kayıp gittiğini vurgulayan Erdoğan, ''Kudüs giderse başka Kudüs yoktur olmayacaktır. Bunu gördüğünüz herkese anlatınız. Sözlerinizin geniş kesimlerce kabul göreceğine ve bir gün uluslararası camiayı yattığı bu uykudan uyandıracağına eminim'' dedi.
Erdoğan, beşeri bilimler alanında şahsına tevdi edilen fahri doktora unvanının bugüne kadar aldığı benzer unvanlar arasında en anlamlısı olduğunu kaydetti.
Filistin, Kudüs olmadan bir anlam ifade etmez
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin halkının Türkiye'nin verdiği desteği asla unutmayacağını belirterek, ''Filistin ile kucaklaşmadan kendini mutlu hissetmeyen Türkiye'den sesleniyorum; Filistin Kudüs olmadan, başkenti Kudüs olmadan bir anlam ifade etmez. İsrail'in işgali ne kadar ilerlerse ilerlesin biz davamıza devam edeceğiz'' dedi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 10:01
Gösterim: 1403
ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER, TÖDER'den yapılan ortak basın açıklamasında, özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasının, ülkenin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacağı belirtildi.
Açıklamada, son zamanlarda özel dershanelerin varlığının tartışma konusu yapılmasının, buradaki yönetici, öğretmen ve diğer çalışanlarla öğrenciler üzerinde ciddi kaygılar oluşturduğu belirtildi.
Başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Hong Kong, Tayvan gibi birçok gelişmiş ülkede, farklı isimler altında özel dershaneciliğin yapıldığının ileri sürüldüğü açıklamada, ABD'deki okulların, özel dershanelerden yer yer eğitim hizmeti satın aldığı belirtildi. Açıklamada, Uzak Doğu ülkelerinde dershaneye gitme oranının yüzde 50'lerde, Türkiye'de ise yüzde 8 olduğu bilgisine yer verildi.
Açıklamada, Türkiye'de 4 bine yakın özel dershanenin, özel okula gidemeyen, özel ders alamayan 1,5 milyon dar gelirli ve orta halli ailenin çocuğuna hizmet verdiği ifade edilerek, dershanelerin 50 binden fazlası öğretmen olmak üzere 100 bini aşkın çalışana istihdam sağladığı kaydedildi.
Dershaneleri kapatmak yerine buralardaki birikimden yararlanılması gerektiğinin savunulduğu açıklamada, ''Aksi takdirde öğrencilerin eğitime erişimini yaygınlaştıran, okul dışı zamanlarını kontrollü bir şekilde geçirmesini sağlayan dershaneler yerine, bu talebi kaçak, kontrolsüz, merdiven altı oluşumların karşılayacağı kesindir'' ifadesine yer verildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuk, tutarız. Özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılması, biliyoruz ki ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacaktır. Bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin kapılarını kapamayacaklarına inanıyoruz.''
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖZ-DE-BİR, GÜVENDER, TÖDER'den yapılan ortak basın açıklamasında, özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılmasının, ülkenin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacağı belirtildi.
Açıklamada, son zamanlarda özel dershanelerin varlığının tartışma konusu yapılmasının, buradaki yönetici, öğretmen ve diğer çalışanlarla öğrenciler üzerinde ciddi kaygılar oluşturduğu belirtildi.
Başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, Yunanistan, Güney Kore, Japonya, Hong Kong, Tayvan gibi birçok gelişmiş ülkede, farklı isimler altında özel dershaneciliğin yapıldığının ileri sürüldüğü açıklamada, ABD'deki okulların, özel dershanelerden yer yer eğitim hizmeti satın aldığı belirtildi. Açıklamada, Uzak Doğu ülkelerinde dershaneye gitme oranının yüzde 50'lerde, Türkiye'de ise yüzde 8 olduğu bilgisine yer verildi.
Açıklamada, Türkiye'de 4 bine yakın özel dershanenin, özel okula gidemeyen, özel ders alamayan 1,5 milyon dar gelirli ve orta halli ailenin çocuğuna hizmet verdiği ifade edilerek, dershanelerin 50 binden fazlası öğretmen olmak üzere 100 bini aşkın çalışana istihdam sağladığı kaydedildi.
Dershaneleri kapatmak yerine buralardaki birikimden yararlanılması gerektiğinin savunulduğu açıklamada, ''Aksi takdirde öğrencilerin eğitime erişimini yaygınlaştıran, okul dışı zamanlarını kontrollü bir şekilde geçirmesini sağlayan dershaneler yerine, bu talebi kaçak, kontrolsüz, merdiven altı oluşumların karşılayacağı kesindir'' ifadesine yer verildi.
Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Başından beri yasal statüleriyle milli eğitim sistemimiz içinde yer alan dershanelerin kurucuları olarak biz de ülkemizin yararını, menfaatlerini, eğitimimize faydalı olanı her şeyin önünde tuttuk, tutarız. Özel dershaneler konusunun sektörle, eğitim yöneticileriyle tartışılması, biliyoruz ki ülkemizin ve herkesin yararına uygun yeni seçenekler sağlayacaktır. Bu konuda başta Sayın Başbakanımız olmak üzere konuya taraf yöneticilerimizin kapılarını kapamayacaklarına inanıyoruz.''
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 09:54
Gösterim: 1987
Tecavüz mağdurunun üç kardeşi okula alınmadı
Sakarya’nın Hendek İlçesi’nde tecavüz mağduru 13 yaşındaki Ö.D.’nin ilköğretim öğrencisi 3 kardeşinin, nakledildikleri okula 'diğer velilerin istemediği' söylenerek alınmadığı ileri sürüldü. Ailenin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
İlköğretim öğrencisi 13 yaşındaki Ö.D., geçen mart ayında tecavüze uğradığı için intihara kalkıştı. Aile, Ö.D.'ye tecavüzle suçlanan sanıkların yakınlarının da aynı okulda olması nedeniyle, bu öğretim yılında 6'ncı sınıf öğrencisi 12 yaşındaki G.D., 4'ncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki G.D. ve birinci sınıf öğrencisi olan 7 yaşındaki S.D.'nin naklini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de görüşünü alarak başka bir okula istedi. İkisi kız 3 kardeş, kayıt işlemlerinin ardından formalarını giyip dün okula gittiklerinde, iddiaya göre okul müdürü "Sizi aileler istemiyor" diyerek içeri almadı.
Çocuklarının okula alınmadığını öğrenince okula giden baba F.D.'nin girişimi de sonuçsuz kaldı. Okul önlükleriyle kapıdan döndürülen çocuklarıyla ne yapacağını şaşıran F.D., "Benim çocuklarımın günahı ne? Çocuklarımı nerede okutayım" diyerek tepki gösterdi. F.D. bu gelişme üzerine şikâyette bulundu.
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlatırken, olayın intikal ettirildiği Sakarya Valisi Mustafa Büyük de , "Böyle bir şey olamaz. Gereken incelemeyi yaparız" dedi.
Suçlanan okul müdürü ise devlet memuru olduğunu açıklama yapmayacağını söylemekle yetindi.
4 SANIKTAN 2'Sİ TUTUKLU
Sakarya’nın Hendek ilçesinde geçen mart ayında 13 yaşındaki Ö.D.'nin, 4 kişinin tecavüzüne uğradığı ileri sürüldü. Tecavüz suçlamasıyla tutuklanan 22 yaşındaki M.A. 19 yaşındaki O.S., 19 yaşındaki C.B. ve 17 yaşındaki E.S. tutuklandı. Bu kişilerden O.S. ile M.A.'nin bir hafta sonra tahliye edilmesi üzerine Ö.D. intihara kalkıştı.(hürriyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Tecavüz mağdurunun üç kardeşi okula alınmadı
Sakarya’nın Hendek İlçesi’nde tecavüz mağduru 13 yaşındaki Ö.D.’nin ilköğretim öğrencisi 3 kardeşinin, nakledildikleri okula 'diğer velilerin istemediği' söylenerek alınmadığı ileri sürüldü. Ailenin şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı.
İlköğretim öğrencisi 13 yaşındaki Ö.D., geçen mart ayında tecavüze uğradığı için intihara kalkıştı. Aile, Ö.D.'ye tecavüzle suçlanan sanıkların yakınlarının da aynı okulda olması nedeniyle, bu öğretim yılında 6'ncı sınıf öğrencisi 12 yaşındaki G.D., 4'ncü sınıf öğrencisi 10 yaşındaki G.D. ve birinci sınıf öğrencisi olan 7 yaşındaki S.D.'nin naklini İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün de görüşünü alarak başka bir okula istedi. İkisi kız 3 kardeş, kayıt işlemlerinin ardından formalarını giyip dün okula gittiklerinde, iddiaya göre okul müdürü "Sizi aileler istemiyor" diyerek içeri almadı.
Çocuklarının okula alınmadığını öğrenince okula giden baba F.D.'nin girişimi de sonuçsuz kaldı. Okul önlükleriyle kapıdan döndürülen çocuklarıyla ne yapacağını şaşıran F.D., "Benim çocuklarımın günahı ne? Çocuklarımı nerede okutayım" diyerek tepki gösterdi. F.D. bu gelişme üzerine şikâyette bulundu.
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlatırken, olayın intikal ettirildiği Sakarya Valisi Mustafa Büyük de , "Böyle bir şey olamaz. Gereken incelemeyi yaparız" dedi.
Suçlanan okul müdürü ise devlet memuru olduğunu açıklama yapmayacağını söylemekle yetindi.
4 SANIKTAN 2'Sİ TUTUKLU
Sakarya’nın Hendek ilçesinde geçen mart ayında 13 yaşındaki Ö.D.'nin, 4 kişinin tecavüzüne uğradığı ileri sürüldü. Tecavüz suçlamasıyla tutuklanan 22 yaşındaki M.A. 19 yaşındaki O.S., 19 yaşındaki C.B. ve 17 yaşındaki E.S. tutuklandı. Bu kişilerden O.S. ile M.A.'nin bir hafta sonra tahliye edilmesi üzerine Ö.D. intihara kalkıştı.(hürriyet)
Son Güncelleme: Cuma, 21 Eylül 2012 14:18
Gösterim: 2109
DEÜ Rektörlüğü, jeofizik mühendisliğindeki tuhaf uygulamaya soruşturma açıyor: Başörtülü öğrenciler içeri giremez!
YÖK'ün başörtülü öğrencilerin derslere alınması yönündeki talimatına rağmen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Jeofizik Mühendisliği'nde farklı bir uygulamaya gidildi.
Okulun kapısına asılan bazı kanun maddeleri delil gösterilerek, başörtülülerin içeriye alınmayacağı hakaretvari bir ifadeyle duyuruldu.
Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Rahmi Pınar'ın imzasıyla asılan yazılarda, eski kanunların geçerli olduğu belirtilirken uymayanların cezalandırılacağı, uymanın ise bir çağdaşlık gereği olduğu ifade edildi. Başörtülü öğrenciler ise açıkça aşağılandıklarını, çağdaşlık kılık kıyafetle özdeşleştirilerek dinî inançlarından dolayı kendilerine yafta yapıştırılmak istendiğini kaydetti. Prof. Dr. Pınar, izinli olduğu için açıklama yapmazken Dekan Ercüment Yalçın, konunun bilgileri dışında cereyan ettiğini söyledi. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün ise, "Hâlâ bilim insanlarının böyle şeylerle uğraşmasını kabul edemem. Gerekli inceleme ve soruşturmayı hemen başlatacağım." dedi. Bölümün kapısına asılan yazının kendilerini de son derece rahatsız ettiğini aktaran öğretim üyeleri de, üniversitenin adının bu tür yasakçı çıkışlarla anılmasından üzüntü duyduklarını söyledi.
Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Rahmi Pınar'ın imzasıyla kapıya asılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "2012-2013 eğitim ve öğretim yılı 1 Ekim 2012 tarihinde başlayacaktır. Her ders yılı başında sorun olan KILIK-KIYAFET ile ilgili tüm yasa ve yönetmelikler ekteki yazı ile sizlere duyurulmaktadır. Bu yasalara göre "baş açık, saçlar düzgün taranmış ve toplanmış olur. Kurum içinde baş örtülmez" (yasadan aynen alınmıştır). Yasaya uymayanlar hakkında cezai hükümler bulunmaktadır. Söz konusu bu yasa değişmemiştir ve yürürlüktedir. Çağdaş insan, "yasalara uyan insandır." Öğrencilerimizin, konuyu dikkate alarak, eğitim yuvasında, eğitimlerini sürdürmeleri ve başarılı olmalarını dilerim."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
DEÜ Rektörlüğü, jeofizik mühendisliğindeki tuhaf uygulamaya soruşturma açıyor: Başörtülü öğrenciler içeri giremez!
YÖK'ün başörtülü öğrencilerin derslere alınması yönündeki talimatına rağmen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Jeofizik Mühendisliği'nde farklı bir uygulamaya gidildi.
Okulun kapısına asılan bazı kanun maddeleri delil gösterilerek, başörtülülerin içeriye alınmayacağı hakaretvari bir ifadeyle duyuruldu.
Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Rahmi Pınar'ın imzasıyla asılan yazılarda, eski kanunların geçerli olduğu belirtilirken uymayanların cezalandırılacağı, uymanın ise bir çağdaşlık gereği olduğu ifade edildi. Başörtülü öğrenciler ise açıkça aşağılandıklarını, çağdaşlık kılık kıyafetle özdeşleştirilerek dinî inançlarından dolayı kendilerine yafta yapıştırılmak istendiğini kaydetti. Prof. Dr. Pınar, izinli olduğu için açıklama yapmazken Dekan Ercüment Yalçın, konunun bilgileri dışında cereyan ettiğini söyledi. DEÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Füzün ise, "Hâlâ bilim insanlarının böyle şeylerle uğraşmasını kabul edemem. Gerekli inceleme ve soruşturmayı hemen başlatacağım." dedi. Bölümün kapısına asılan yazının kendilerini de son derece rahatsız ettiğini aktaran öğretim üyeleri de, üniversitenin adının bu tür yasakçı çıkışlarla anılmasından üzüntü duyduklarını söyledi.
Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Rahmi Pınar'ın imzasıyla kapıya asılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "2012-2013 eğitim ve öğretim yılı 1 Ekim 2012 tarihinde başlayacaktır. Her ders yılı başında sorun olan KILIK-KIYAFET ile ilgili tüm yasa ve yönetmelikler ekteki yazı ile sizlere duyurulmaktadır. Bu yasalara göre "baş açık, saçlar düzgün taranmış ve toplanmış olur. Kurum içinde baş örtülmez" (yasadan aynen alınmıştır). Yasaya uymayanlar hakkında cezai hükümler bulunmaktadır. Söz konusu bu yasa değişmemiştir ve yürürlüktedir. Çağdaş insan, "yasalara uyan insandır." Öğrencilerimizin, konuyu dikkate alarak, eğitim yuvasında, eğitimlerini sürdürmeleri ve başarılı olmalarını dilerim."
Son Güncelleme: Cumartesi, 22 Eylül 2012 12:07
Gösterim: 1826
Galatasaray Üniversitesi'nde akademisyenler isyan etti: Sebahat Tuncel'in veto yemesi tek olay değil. Konferans başkanlarının değiştirilmesi istendi. Akit gazetesinin haberiyle başka bir toplantı engellendi
Galatasaray Üniversitesi Eğitim-Sen İşyeri Temsilciliği tarafından yapılan açıklama şöyle:
Galatasaray Üniversitesi’nde son zamanlarda art arta gerçekleşen vahim akademik özgürlük ihlalleri üzerine duyduğumuz rahatsızlığı kamuoyuyla paylaşma gereği hissediyoruz. İsveç ve Türkiye’de benzer alanlarda deneyimli kadınlar ile kadın kurumlarını buluşturmak, ekonomik ve politik katılım, eşitsizlik, şiddetle mücadele ve kadın-erkek eşitliğinin inşası pratiklerine dayalı somut deneyimleri paylaşmak amacıyla Filmmor, GSÜ-MEDİAR, KADER ve Mor Çatı tarafından düzenlenen ve 5-6 Ekim'de üniversitede yapılacağı duyurulan ‘Cinsiyet Eşitliğinin İnşası, İsveç-Türkiye Deneyimleri Konferansı’ programı ve katılımcıları üniversite rektörlüğüne çok önceden bildirildi ve rektörlük tarafından onaylandı. Üniversite Rektörlüğü 17 Eylül 2012 tarihinde Sebahat Tuncel’in konferans katılımcıları arasından çıkarılmasını talep etti, aksi halde konferansın iptal edileceğini bildirdi. Konferans düzenleme komitesi kararın ayrımcılık içerdiğine dikkat çekerek Sebahat Tuncel’i program dışı bırakmayı kabul etmediği için Rektörlük konferansa yer tahsisi konusundaki iznini iptal etti.
Toplumsal Araştırmalar Merkezi bünyesinde Adalet Bakanlığı’nın izni ile yürütülen « Türkiye’de Kadın Suçluluğu ve Cezaevinde Kadın Olmak » konulu araştırma projesi kapsamında Toplumsal Araştırmalar Merkezi ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği tarafından Doğuş, Bilgi, Maltepe ve Sabancı Üniversitelerinin, Meclis’te gurubu bulunan siyasi partilerin, cezaevi üzerine çalışan sivil toplum örgütlerinin ve medya temsilcilerinin de katılımıyla 3-4 Ekim 2012 tarihlerinde düzenlenmesi planlanan ve izni aylar önce alınan ‘Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetiminde Sivil Toplumun ve Üniversitelerin Rolü"2 konulu toplantı Üniversite Rektörlüğü’nün 6 Eylül 2012 tarihinde Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, ve Doç. Dr. Levent Korkut’tan oluşan oturum başkanlarının değiştirilmesi talebi ve bu talep yerine getirilmediği taktirde toplantının yapılmasına izin verilmeyeceği yönündeki beyanı üzerine iptal edildi.
Bundan birkaç ay önce ise, Merkezi Londra’da bulunan Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) 28 Nisan 2012 tarihinde yapılması öngörülen ‘Çatışmalarda Medyanın Rolü’ başlıklı kapalı toplantı için Galatasaray Üniversitesi’nden yer talep etti. Üniversite, çeşitli partilerden milletvekillerinin, akademisyenlerin, yazarların katılımcı olacağı toplantı için yer tahsis etmeyi kabul etti. Ancak Akit gazetesinin söz konusu toplantıyı ‘PKK toplantısı’ olarak lanse eden haberinden sonra Galatasaray Üniversitesi Rektörü gazeteyi arayarak toplantının ve DPI’nin bu bağlantısını bilmediğini ve toplantıya katılmayacağını bildirdi. Bunun üzerine düzenleyiciler tarafından toplantı yerinin değiştirilmesi kararlaştırıldı. Galatasaray Üniversitesi internet sitesinde toplantının üniversite kampüsünde yapılmasının söz konusu olmadığını belirten bir duyuru yayınlandı.
Biz Galatasaray Üniversitesi çalışanları olarak Rektörlük makamının üniversitede yapılması planlanan bu üç etkinlikteki keyfi ve ayrımcılık içeren tavrının akademik özgürlüğümüzü kısıtlayan bir nitelik taşıdığını düşünüyor ve idarenin bu tutumunu kınıyoruz. Çağdaş ve demokratik bir üniversite anlayışına yakışmayan bu tarz olayların tekrarlanmaması için üniversite idaresinin katılımcıların siyasi görüşü, etnik kimliği gibi unsurlardan hareketle bilimsel faaliyetlerimize müdahale etmekten bir an önce vazgeçmesini diliyoruz. Üniversitede özgür düşünceye ve farklı görüşlerin tartışılmasına, sadece bilimin ve üniversitenin değil, toplumun da ihtiyacı olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Akademik özgürlüklerimizden taviz vermeyeceğimizi ve bilimsel faaliyetlerimize gelecek her türlü engellemeye karşı kararlılıkla mücadele edeceğimizi belirtiriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. “(radikal)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Galatasaray Üniversitesi'nde akademisyenler isyan etti: Sebahat Tuncel'in veto yemesi tek olay değil. Konferans başkanlarının değiştirilmesi istendi. Akit gazetesinin haberiyle başka bir toplantı engellendi
Galatasaray Üniversitesi Eğitim-Sen İşyeri Temsilciliği tarafından yapılan açıklama şöyle:
Galatasaray Üniversitesi’nde son zamanlarda art arta gerçekleşen vahim akademik özgürlük ihlalleri üzerine duyduğumuz rahatsızlığı kamuoyuyla paylaşma gereği hissediyoruz. İsveç ve Türkiye’de benzer alanlarda deneyimli kadınlar ile kadın kurumlarını buluşturmak, ekonomik ve politik katılım, eşitsizlik, şiddetle mücadele ve kadın-erkek eşitliğinin inşası pratiklerine dayalı somut deneyimleri paylaşmak amacıyla Filmmor, GSÜ-MEDİAR, KADER ve Mor Çatı tarafından düzenlenen ve 5-6 Ekim'de üniversitede yapılacağı duyurulan ‘Cinsiyet Eşitliğinin İnşası, İsveç-Türkiye Deneyimleri Konferansı’ programı ve katılımcıları üniversite rektörlüğüne çok önceden bildirildi ve rektörlük tarafından onaylandı. Üniversite Rektörlüğü 17 Eylül 2012 tarihinde Sebahat Tuncel’in konferans katılımcıları arasından çıkarılmasını talep etti, aksi halde konferansın iptal edileceğini bildirdi. Konferans düzenleme komitesi kararın ayrımcılık içerdiğine dikkat çekerek Sebahat Tuncel’i program dışı bırakmayı kabul etmediği için Rektörlük konferansa yer tahsisi konusundaki iznini iptal etti.
Toplumsal Araştırmalar Merkezi bünyesinde Adalet Bakanlığı’nın izni ile yürütülen « Türkiye’de Kadın Suçluluğu ve Cezaevinde Kadın Olmak » konulu araştırma projesi kapsamında Toplumsal Araştırmalar Merkezi ve Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği tarafından Doğuş, Bilgi, Maltepe ve Sabancı Üniversitelerinin, Meclis’te gurubu bulunan siyasi partilerin, cezaevi üzerine çalışan sivil toplum örgütlerinin ve medya temsilcilerinin de katılımıyla 3-4 Ekim 2012 tarihlerinde düzenlenmesi planlanan ve izni aylar önce alınan ‘Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetiminde Sivil Toplumun ve Üniversitelerin Rolü"2 konulu toplantı Üniversite Rektörlüğü’nün 6 Eylül 2012 tarihinde Prof. Dr. Ahmet İnsel, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, ve Doç. Dr. Levent Korkut’tan oluşan oturum başkanlarının değiştirilmesi talebi ve bu talep yerine getirilmediği taktirde toplantının yapılmasına izin verilmeyeceği yönündeki beyanı üzerine iptal edildi.
Bundan birkaç ay önce ise, Merkezi Londra’da bulunan Demokratik Gelişim Enstitüsü (DPI) 28 Nisan 2012 tarihinde yapılması öngörülen ‘Çatışmalarda Medyanın Rolü’ başlıklı kapalı toplantı için Galatasaray Üniversitesi’nden yer talep etti. Üniversite, çeşitli partilerden milletvekillerinin, akademisyenlerin, yazarların katılımcı olacağı toplantı için yer tahsis etmeyi kabul etti. Ancak Akit gazetesinin söz konusu toplantıyı ‘PKK toplantısı’ olarak lanse eden haberinden sonra Galatasaray Üniversitesi Rektörü gazeteyi arayarak toplantının ve DPI’nin bu bağlantısını bilmediğini ve toplantıya katılmayacağını bildirdi. Bunun üzerine düzenleyiciler tarafından toplantı yerinin değiştirilmesi kararlaştırıldı. Galatasaray Üniversitesi internet sitesinde toplantının üniversite kampüsünde yapılmasının söz konusu olmadığını belirten bir duyuru yayınlandı.
Biz Galatasaray Üniversitesi çalışanları olarak Rektörlük makamının üniversitede yapılması planlanan bu üç etkinlikteki keyfi ve ayrımcılık içeren tavrının akademik özgürlüğümüzü kısıtlayan bir nitelik taşıdığını düşünüyor ve idarenin bu tutumunu kınıyoruz. Çağdaş ve demokratik bir üniversite anlayışına yakışmayan bu tarz olayların tekrarlanmaması için üniversite idaresinin katılımcıların siyasi görüşü, etnik kimliği gibi unsurlardan hareketle bilimsel faaliyetlerimize müdahale etmekten bir an önce vazgeçmesini diliyoruz. Üniversitede özgür düşünceye ve farklı görüşlerin tartışılmasına, sadece bilimin ve üniversitenin değil, toplumun da ihtiyacı olduğunu hatırlatmak istiyoruz.
Akademik özgürlüklerimizden taviz vermeyeceğimizi ve bilimsel faaliyetlerimize gelecek her türlü engellemeye karşı kararlılıkla mücadele edeceğimizi belirtiriz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. “(radikal)
Son Güncelleme: Cuma, 21 Eylül 2012 13:41
Gösterim: 1941

