Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Özel ortaöğretim kurumlarından resmi ortaöğretim kurumlarına nakil ve geçişler için başvuru süresi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 30 Eylül'e kadar uzatıldı.
Milli Eğitim Bakanlığınca illere gönderilen yazıyla özel ortaöğretim kurumlarından ayrılmak zorunda kalan ya da bırakılan öğrencilerin MEB'e bağlı resmi ortaöğretim kurumlarına nakil ve geçişlerinin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın onayıyla 2013-2014 ders yılı bitimine kadar il milli eğitim müdürlükleri tarafından e-okul sistemi üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi.
Yazıda, yaşanan süreçte nakil ve geçiş başvurusu yapamayan, süreçten sonradan haberdar olan veya eğitim ve öğretimin bölünmemesi için 2013-2014 ders yılının bitiminden sonra nakil olmak isteyen öğrencilerin bulunması nedeniyle başvuru süresinin uzatılması yönünde yazılı, sözlü ve elektronik ortamda talepler alındığı ifade edildi. Öğrencilerin mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla 2013-2014 ders yılı ile sınırlandırılan nakil ve geçiş başvuru süresinin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın onayıyla 30 Eylül 2014'e kadar uzatıldığı bildirildi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Özel ortaöğretim kurumlarından resmi ortaöğretim kurumlarına nakil ve geçişler için başvuru süresi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 30 Eylül'e kadar uzatıldı.
Milli Eğitim Bakanlığınca illere gönderilen yazıyla özel ortaöğretim kurumlarından ayrılmak zorunda kalan ya da bırakılan öğrencilerin MEB'e bağlı resmi ortaöğretim kurumlarına nakil ve geçişlerinin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın onayıyla 2013-2014 ders yılı bitimine kadar il milli eğitim müdürlükleri tarafından e-okul sistemi üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi.
Yazıda, yaşanan süreçte nakil ve geçiş başvurusu yapamayan, süreçten sonradan haberdar olan veya eğitim ve öğretimin bölünmemesi için 2013-2014 ders yılının bitiminden sonra nakil olmak isteyen öğrencilerin bulunması nedeniyle başvuru süresinin uzatılması yönünde yazılı, sözlü ve elektronik ortamda talepler alındığı ifade edildi. Öğrencilerin mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla 2013-2014 ders yılı ile sınırlandırılan nakil ve geçiş başvuru süresinin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın onayıyla 30 Eylül 2014'e kadar uzatıldığı bildirildi.
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Temmuz 2014 08:24
Gösterim: 1422
Adalet Bakanı Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın, soruların açıklanması konusunda çalışma yapılması için Milli Eğitim Bakanı Avcı'ya talimat verdiğini belirtti
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TEOG ve üniversite sınavlarındaki soruların açıklanması konusunda çalışma yapılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya talimat verdiğini söyledi.
Bozdağ, Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun Teklifi'nin TBMM Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinde, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın daha önce de dile getirdiği TEOG ve üniversite sınav sorularının gizli tutulmasından vazgeçilmesi talebiyle ilgili gelişme olup olmadığına ilişkin sorusu üzerine açıklama yaptı.
Yılmaz'ın sınav sorularının Bilgi Edinme Kanunu kapsamı dışında olmasına ilişkin eleştirilerini dile getirdiği konuyu Bakanlar Kurulu'na götürdüğünü ifade eden Bozdağ, "Müzakereye açıldı, değerlendirme yapıldı. Başbakanımız, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya konuyla ilgili çalışma talimatı verdi" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Adalet Bakanı Bozdağ, Başbakan Erdoğan'ın, soruların açıklanması konusunda çalışma yapılması için Milli Eğitim Bakanı Avcı'ya talimat verdiğini belirtti
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, TEOG ve üniversite sınavlarındaki soruların açıklanması konusunda çalışma yapılması için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'ya talimat verdiğini söyledi.
Bozdağ, Ceza Muhakemesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Hakkında Kanun Teklifi'nin TBMM Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinde, CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın daha önce de dile getirdiği TEOG ve üniversite sınav sorularının gizli tutulmasından vazgeçilmesi talebiyle ilgili gelişme olup olmadığına ilişkin sorusu üzerine açıklama yaptı.
Yılmaz'ın sınav sorularının Bilgi Edinme Kanunu kapsamı dışında olmasına ilişkin eleştirilerini dile getirdiği konuyu Bakanlar Kurulu'na götürdüğünü ifade eden Bozdağ, "Müzakereye açıldı, değerlendirme yapıldı. Başbakanımız, Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı'ya konuyla ilgili çalışma talimatı verdi" dedi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 16 Temmuz 2014 15:29
Gösterim: 2041
Danıştay, KPSS sınav kılavuzunda lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış memur adayların, sınavı kazandıktan sonra tercihlerinin “son günü itibariyle mahkemlerden kaza-i rüşt kararı almasını zorunlu hale getiren” ibarenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
Hürriyet Gazetesi’nden Mesut Hasan Benli’nin haberine göre; Danıştay, KPSS sınav kılavuzunda lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış memur adayların, sınavı kazandıktan sonra tercihlerinin “son günü itibariyle mahkemlerden kaza-i rüşt kararı almasını zorunlu hale getiren” ibarenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, kural olarak 18 yaşını dolduranlar memur olarak atanabiliyor. 18 yaşını doldurmayan, ama atamaya hak kazanan adaylar ise mahkemelerden “kazai rüşt kararı” (ergin kılınma) alarak ataması yapılabiliyor.
2013 KPSS Kılavuzuna göre, lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış bir memur adayı “tercih işlemlerinin son günü itibariyle kazai rüşt kararı” aldıktan sonra ataması gerçekleşebiliyor. Böylece adaylar tercih işlemlerinin son günü itibariyle “ergin kılındıklarına” ilişkin kararları alabilmeleri halinde tercih ettikleri kamu kurumlarına ataması gerçekleşiyor. Ancak memur adayları tercihlerin son gününde söz konusu kararları alabilmesi güç.
Ataması yapılmadı
Tokat’ta yaşayan lise mezunu ve 18 yaşından küçük bir genç, KPSS sınavını kazanarak Hakkari’ye sağlık memuru olarak yerleştirildi. Ancak gencin ataması yapılmadı. Gerekçe olarak da tercih işlemlerinin son günü itibariyle ergin kılındığına ilişkin kazai rüşt kararının olmaması gösterildi. Bunun üzerine aynı genç, KPSS 2013/1 tercih klavuzunda yer alan “Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir” şeklindeki ibarenin yürütmesini durdurulması ve iptal istemiyle Danıştay 12. Dairesi'ne dava açtı.
Kararlar yetişmiyor
Daire, söz konusu ibarenin yürürlüğünün durdurulmasına karar verdi. Kararda, davayı açan adayın “tercih işlemlerinin son günü itibariyle kazai rüşt kararı” bulunmaması nedeniyle atamasının yapılmamasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
“Devlet Memurları Kanunu’nda, kazai rüşt kararının en geç tercihlerin son gününe kadar alınması şeklinde bir şart bulunmadığı gibi, kazai rüşt kararı hukuk mahkemelerinin inisiyatifinde olan bir sürecin sonunda alındığından, bu kararın tercih işlemlerinin son günün yetiştirilmesi memur adaylarının elinde olmayabilecektir.”
Ne anlama geliyor
Davacının avukatları, lise mezunu ama 18 yaşındaki küçük memur adayların büyük bir bölümü mahkemelerden kazai rüşt kararı almakta geç kaldıkları için ya da böyle bir düzenlemeden evraklarının teslimi sırasında haberdar oldukları için atamaların gerçekleşmediğine dikkat çekerek, “Kimi zaman sadece bir haftadan ibaret tercih süresi içerisinde -halen yavaş işlemekte olan yargı sistemimizde- mahkemeden kaza-i rüşt kararı alınmasının da olanaklı olmuyor. Bu nedenle mağduriyetler yaşanmaktadır. Verilen karar ile birlikte artık adayların tercihlerini yaptıktan sonra atamalarının yapılması anına kadar söz konusu kararı alarak atanmasının yolu açılmış oldu.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Danıştay, KPSS sınav kılavuzunda lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış memur adayların, sınavı kazandıktan sonra tercihlerinin “son günü itibariyle mahkemlerden kaza-i rüşt kararı almasını zorunlu hale getiren” ibarenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
Hürriyet Gazetesi’nden Mesut Hasan Benli’nin haberine göre; Danıştay, KPSS sınav kılavuzunda lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış memur adayların, sınavı kazandıktan sonra tercihlerinin “son günü itibariyle mahkemlerden kaza-i rüşt kararı almasını zorunlu hale getiren” ibarenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, kural olarak 18 yaşını dolduranlar memur olarak atanabiliyor. 18 yaşını doldurmayan, ama atamaya hak kazanan adaylar ise mahkemelerden “kazai rüşt kararı” (ergin kılınma) alarak ataması yapılabiliyor.
2013 KPSS Kılavuzuna göre, lise mezunu ve 18 yaşını doldurmamış bir memur adayı “tercih işlemlerinin son günü itibariyle kazai rüşt kararı” aldıktan sonra ataması gerçekleşebiliyor. Böylece adaylar tercih işlemlerinin son günü itibariyle “ergin kılındıklarına” ilişkin kararları alabilmeleri halinde tercih ettikleri kamu kurumlarına ataması gerçekleşiyor. Ancak memur adayları tercihlerin son gününde söz konusu kararları alabilmesi güç.
Ataması yapılmadı
Tokat’ta yaşayan lise mezunu ve 18 yaşından küçük bir genç, KPSS sınavını kazanarak Hakkari’ye sağlık memuru olarak yerleştirildi. Ancak gencin ataması yapılmadı. Gerekçe olarak da tercih işlemlerinin son günü itibariyle ergin kılındığına ilişkin kazai rüşt kararının olmaması gösterildi. Bunun üzerine aynı genç, KPSS 2013/1 tercih klavuzunda yer alan “Kazai rüşt kararının tercih işlemlerinin son günü itibariyle alınmış olması gerekmektedir” şeklindeki ibarenin yürütmesini durdurulması ve iptal istemiyle Danıştay 12. Dairesi'ne dava açtı.
Kararlar yetişmiyor
Daire, söz konusu ibarenin yürürlüğünün durdurulmasına karar verdi. Kararda, davayı açan adayın “tercih işlemlerinin son günü itibariyle kazai rüşt kararı” bulunmaması nedeniyle atamasının yapılmamasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek, şöyle denildi:
“Devlet Memurları Kanunu’nda, kazai rüşt kararının en geç tercihlerin son gününe kadar alınması şeklinde bir şart bulunmadığı gibi, kazai rüşt kararı hukuk mahkemelerinin inisiyatifinde olan bir sürecin sonunda alındığından, bu kararın tercih işlemlerinin son günün yetiştirilmesi memur adaylarının elinde olmayabilecektir.”
Ne anlama geliyor
Davacının avukatları, lise mezunu ama 18 yaşındaki küçük memur adayların büyük bir bölümü mahkemelerden kazai rüşt kararı almakta geç kaldıkları için ya da böyle bir düzenlemeden evraklarının teslimi sırasında haberdar oldukları için atamaların gerçekleşmediğine dikkat çekerek, “Kimi zaman sadece bir haftadan ibaret tercih süresi içerisinde -halen yavaş işlemekte olan yargı sistemimizde- mahkemeden kaza-i rüşt kararı alınmasının da olanaklı olmuyor. Bu nedenle mağduriyetler yaşanmaktadır. Verilen karar ile birlikte artık adayların tercihlerini yaptıktan sonra atamalarının yapılması anına kadar söz konusu kararı alarak atanmasının yolu açılmış oldu.”
Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 14:47
Gösterim: 2564
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, dershanelerin özel okula dönüşümü programına ilişkin, "Biz Milli Eğitim Bakanlığıyız. Devlet dışında hiçbir topluluğu, kitleyi hedef ya da muhatap olarak almayız. Devlet otoritesine karşı çıkan gruplarla ilgili mücadeleyi ilgili kamu kurumları yapar" dedi.
Tekin, bir otelde düzenlenen "Milli Eğitim Bakanlığı Bölge İstişare Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, bakanlıklarının mesaisinin yılın 365 günü, 24 saat devam ettiğini, yaz aylarının ise en yoğun dönemleri olduğunu söyledi.
Bu sürede eğitim öğretim dönemi süresince yapılacakların planlaması ve altyapısını hazırladıklarını ifade eden Tekin, "Bugün de burada yıl içerisinde karşılaştığımız sorunlarla alakalı olarak ürettiğimiz çözüm önerilerini tartışmak ve yeni dönem karşımıza çıkabilecek potansiyel sorunlarla alakalı olarak ne tür çözüm önerileri üretebileceğimizi ortaya koymak için toplantı organize ettik" diye konuştu.
Tekin, burada bir gazetecinin "Dershanelerin kapanma süreci nasıl işliyor?" sorusuna, "Biz Milli Eğitim Bakanlığıyız. Devlet dışında hiçbir topluluğu, kitleyi hedef ya da muhatap olarak almayız. Devlet otoritesine karşı çıkan gruplarla ilgili mücadeleyi ilgili kamu kurumları yapar. Biz burada yapacağımız şey sadece şu; 1990'lı yılların başından itibaren Türkiye'de eğitim sisteminin ana problem kaynaklarından bir tanesi olarak dershaneler gösterilmiş. Bütün hükümetler çözüm üretmek için çaba sarf etmişler. Şimdi iş başında bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti de 2002 yılında kurulduğu günden beri bu konuyla ilgili olarak bir takvim ortaya koymuş. Biz şu anda bu takvimin içindeyiz" şeklinde yanıtladı.
Bu dönüşüm sürecinin geçen yıl başlatıldığını anımsatan Tekin, şunları kaydetti:
"Hiçbir grubun, yapının dershaneleri ya da okulları hedef değil. Biz sadece Türkiye'de eğitim niteliğini ve kalitesini yükseltecek adımlar atmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda dershane sektöründe hizmet veren girişimcilerden de şunu istiyoruz. 'Türkiye'nin eğitim açısında çok ciddi sorunu var. Ülkenin kaynaklarını optimum kullanalım. Bizim eğittiğimiz çocuklara siz ikinci kez kurs vermeyin. Buyurun beraber bu çocukları eğitelim. Eğer bunu yaparsanız, Türkiye'nin eğitim problemlerinin çözümü için elinizi taşın altına koyarsanız biz sizi teşvik edeceğiz. Buyurun dershane olarak yaptığınız şeyi okul olarak yapın' dedik. Bu çağrımıza sektörün büyük bir kısmı pozitif cevap verdi. Teşvik süreciyle dershaneleri özel okula dönüştürmeyi kabul ettiler."
"Biz milli eğitimin temel sorunlarını çözmeye çalışıyoruz"
Kendisini devletin, siyasal iktidarın, hükümetin üstünde gören, hükümetleri yıkacak güce sahip olduğuna inanan bir grubun, 'Siz, biz varken bize rağmen böyle bir karar alamazsınız. Size bu kararı aldırtmayız' dediğine dikkati çeken Tekin, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bu türden tehditlerle hükümetine karşı tehdit yöneten kişileri ciddiye almayacağını kaydetti.
Tekin, politikaları bu tür gruplardan bağımsız olarak yürüttüklerine vurgu yaparak, şöyle devam etti:
"Biz milli eğitimin temel sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Sektördeki kişilerle onlarca kez toplantı yaptık. Bu toplantılarda kendisine aşırı derecede güvenen ve kendisini kamu politikalarını etkileyen, belirleyen vesayetçi olarak tanımlayan bu grup haricindeki herkes çok pozitif katkı verdi, toplantılarımıza geldi, görüş beyan etti. Nasıl daha iyi yapabiliriz?" için bize katkı verdiler. Onlar, 'yaptırmayız' noktasındalar. Kendileri bilir. Biz gerekli görüşmeleri yaptık. Yasal süreç de başladı. Bu yıl dershaneler, dershane olarak faaliyetlerine devam edecek ama önümüzdeki eğitim-öğretim yılı sonu itibarıyla Türkiye'de artık dershane işletmeciliği kalmayacak. Özel okula dönüşmek isteyenler için akla hayale gelmedik teşvikler ve destekler söz konusu. Arazi, eğitim binası, öğrenci başına destek, vergi indirimleri desteği. Eğitime ayrılan kaynakları hep beraber, bu ülkenin geleceği için sağlıklı kullanmak durumundayız."
Toplantı daha sonra basına kapalı gerçekleşti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşarı Yusuf Tekin, dershanelerin özel okula dönüşümü programına ilişkin, "Biz Milli Eğitim Bakanlığıyız. Devlet dışında hiçbir topluluğu, kitleyi hedef ya da muhatap olarak almayız. Devlet otoritesine karşı çıkan gruplarla ilgili mücadeleyi ilgili kamu kurumları yapar" dedi.
Tekin, bir otelde düzenlenen "Milli Eğitim Bakanlığı Bölge İstişare Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, bakanlıklarının mesaisinin yılın 365 günü, 24 saat devam ettiğini, yaz aylarının ise en yoğun dönemleri olduğunu söyledi.
Bu sürede eğitim öğretim dönemi süresince yapılacakların planlaması ve altyapısını hazırladıklarını ifade eden Tekin, "Bugün de burada yıl içerisinde karşılaştığımız sorunlarla alakalı olarak ürettiğimiz çözüm önerilerini tartışmak ve yeni dönem karşımıza çıkabilecek potansiyel sorunlarla alakalı olarak ne tür çözüm önerileri üretebileceğimizi ortaya koymak için toplantı organize ettik" diye konuştu.
Tekin, burada bir gazetecinin "Dershanelerin kapanma süreci nasıl işliyor?" sorusuna, "Biz Milli Eğitim Bakanlığıyız. Devlet dışında hiçbir topluluğu, kitleyi hedef ya da muhatap olarak almayız. Devlet otoritesine karşı çıkan gruplarla ilgili mücadeleyi ilgili kamu kurumları yapar. Biz burada yapacağımız şey sadece şu; 1990'lı yılların başından itibaren Türkiye'de eğitim sisteminin ana problem kaynaklarından bir tanesi olarak dershaneler gösterilmiş. Bütün hükümetler çözüm üretmek için çaba sarf etmişler. Şimdi iş başında bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti de 2002 yılında kurulduğu günden beri bu konuyla ilgili olarak bir takvim ortaya koymuş. Biz şu anda bu takvimin içindeyiz" şeklinde yanıtladı.
Bu dönüşüm sürecinin geçen yıl başlatıldığını anımsatan Tekin, şunları kaydetti:
"Hiçbir grubun, yapının dershaneleri ya da okulları hedef değil. Biz sadece Türkiye'de eğitim niteliğini ve kalitesini yükseltecek adımlar atmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda dershane sektöründe hizmet veren girişimcilerden de şunu istiyoruz. 'Türkiye'nin eğitim açısında çok ciddi sorunu var. Ülkenin kaynaklarını optimum kullanalım. Bizim eğittiğimiz çocuklara siz ikinci kez kurs vermeyin. Buyurun beraber bu çocukları eğitelim. Eğer bunu yaparsanız, Türkiye'nin eğitim problemlerinin çözümü için elinizi taşın altına koyarsanız biz sizi teşvik edeceğiz. Buyurun dershane olarak yaptığınız şeyi okul olarak yapın' dedik. Bu çağrımıza sektörün büyük bir kısmı pozitif cevap verdi. Teşvik süreciyle dershaneleri özel okula dönüştürmeyi kabul ettiler."
"Biz milli eğitimin temel sorunlarını çözmeye çalışıyoruz"
Kendisini devletin, siyasal iktidarın, hükümetin üstünde gören, hükümetleri yıkacak güce sahip olduğuna inanan bir grubun, 'Siz, biz varken bize rağmen böyle bir karar alamazsınız. Size bu kararı aldırtmayız' dediğine dikkati çeken Tekin, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin bu türden tehditlerle hükümetine karşı tehdit yöneten kişileri ciddiye almayacağını kaydetti.
Tekin, politikaları bu tür gruplardan bağımsız olarak yürüttüklerine vurgu yaparak, şöyle devam etti:
"Biz milli eğitimin temel sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Sektördeki kişilerle onlarca kez toplantı yaptık. Bu toplantılarda kendisine aşırı derecede güvenen ve kendisini kamu politikalarını etkileyen, belirleyen vesayetçi olarak tanımlayan bu grup haricindeki herkes çok pozitif katkı verdi, toplantılarımıza geldi, görüş beyan etti. Nasıl daha iyi yapabiliriz?" için bize katkı verdiler. Onlar, 'yaptırmayız' noktasındalar. Kendileri bilir. Biz gerekli görüşmeleri yaptık. Yasal süreç de başladı. Bu yıl dershaneler, dershane olarak faaliyetlerine devam edecek ama önümüzdeki eğitim-öğretim yılı sonu itibarıyla Türkiye'de artık dershane işletmeciliği kalmayacak. Özel okula dönüşmek isteyenler için akla hayale gelmedik teşvikler ve destekler söz konusu. Arazi, eğitim binası, öğrenci başına destek, vergi indirimleri desteği. Eğitime ayrılan kaynakları hep beraber, bu ülkenin geleceği için sağlıklı kullanmak durumundayız."
Toplantı daha sonra basına kapalı gerçekleşti.
Son Güncelleme: Çarşamba, 16 Temmuz 2014 15:21
Gösterim: 1389
ÖSYM’den bugün basında çıkan, “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığının belirtildiği yazılı bir açıklama yapıldı.
ÖSYM, bugün bazı basın ve yayın organlarında yer alan “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” gibi başlıklarla yayınlanan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. ÖSYM’den yapılan açıklamada, basın yayın organlarında “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” gibi ciddiyetten uzak başlıkların ve buna bağlı olarak verilen haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, TBMM üyelerince verilen soru önergelerine yönelik sunulan cevaplarda olaya ilişkin olarak ÖSYM’ce uygulanan sınavlardan sonra soruların yayımlanmaya devam edilmesi halinde bir sınavda sorulan soruyu tekrar sormama ilkesi doğrultusunda hareket edildiğinden belli konulara yönelik olarak daha ayrıntılara inme riskinin olduğu dile getirildiği, bunun asla "soruların tükendiği", "soru üretilemediği" anlamı taşımayacağı açık olduğundan, bu türden ciddiyetten uzak ve uydurma başlıklarla verilen haberlere itibar edilmemesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “ÖSYM'nin tüm akademisyenlerin katkıları ile çok kapsamlı, ölçme kalitesi yüksek olan nitelikli sorulardan oluşan soru havuzuna sahip olduğu gerçeği kamuoyunun bilgisine sunulur.” İfadesi yer aldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
ÖSYM’den bugün basında çıkan, “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” başlıklı haberin gerçekleri yansıtmadığının belirtildiği yazılı bir açıklama yapıldı.
ÖSYM, bugün bazı basın ve yayın organlarında yer alan “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” gibi başlıklarla yayınlanan haberlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. ÖSYM’den yapılan açıklamada, basın yayın organlarında “ÖSYM’den İtiraf, Sorular tükendi” gibi ciddiyetten uzak başlıkların ve buna bağlı olarak verilen haberlerin gerçekleri yansıtmadığı, TBMM üyelerince verilen soru önergelerine yönelik sunulan cevaplarda olaya ilişkin olarak ÖSYM’ce uygulanan sınavlardan sonra soruların yayımlanmaya devam edilmesi halinde bir sınavda sorulan soruyu tekrar sormama ilkesi doğrultusunda hareket edildiğinden belli konulara yönelik olarak daha ayrıntılara inme riskinin olduğu dile getirildiği, bunun asla "soruların tükendiği", "soru üretilemediği" anlamı taşımayacağı açık olduğundan, bu türden ciddiyetten uzak ve uydurma başlıklarla verilen haberlere itibar edilmemesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada, “ÖSYM'nin tüm akademisyenlerin katkıları ile çok kapsamlı, ölçme kalitesi yüksek olan nitelikli sorulardan oluşan soru havuzuna sahip olduğu gerçeği kamuoyunun bilgisine sunulur.” İfadesi yer aldı.
Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 12:13
Gösterim: 1010

