Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

TDV Genel Müdürü Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı kapsamında 14 ülkede 477 öğrenci ile yapılan mülakatlar sonrası 205 gurbetçi gencin Türkiye'de dini yükseköğrenim imkanı kazandığını söyledi.

ilahiyat egitimiTürkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel Müdürü İsmail Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı kapsamında 14 ülkede 477 öğrenci arasında yapılan mülakatlar sonrası 205 gurbetçi gencin Türkiye'de dini yükseköğrenim imkanı kazandığını söyledi.

Palakoğlu, yurt dışında yaşayan gençlere Türkiye'de yükseköğrenim imkanı sağlamak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 2006 yılında başlatılan eğitim ve burs programı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.

Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı'nda hedeflerinin başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ABD ve Avustralya gibi ülkelerde lise öğrenimi tamamlamış öğrencilerin Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde lisans düzeyinde dini eğitim almaları olduğunu dile getirdi.

205 kişi eğitim imkanı kazandı

İsmail Palakoğlu, "Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV koordinesinde yürütülen Uluslararası İlahiyat Programı’nda üniversiteler, yurt dışı birlik ve vakıflarımız ile din hizmetleri müşavirlik ve ataşeliklerimiz paydaş kurumlar olarak organizasyonda yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV, programa devam eden öğrencilere ayrıca rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunarak öğrencilerin uyum süreçlerini problemsiz olarak atlatmalarına ve eğitim süresince karşılaşabilecekleri yeni durumlarda birinci elden yardım alabilmelerine olanak sağlamaktadır. Bu yıl 14 ülkeden 477 öğrenci programa müracaat etti. Yaptığımız mülakatların ardından 205 kişi Türkiye'de eğitim imkanı kazandı."

Uluslararası İlahiyat Programı'nın Türkiye'de altı farklı ilahiyat fakültesinde devam ettiğini ve 744 öğrencinin Türkiye'de öğrenim gördüğünü vurgulayan Palakoğlu, en çok gurbetçi öğrencinin Almanya'dan geldiğini belirtti. Palakoğlu, 374 öğrencinin geldiği Almanya'yı 175 öğrenci ile Fransa, 62 öğrenci ile Belçika, 17 öğrenci ile ABD'nin takip ettiğini bildirdi.

TDV Genel Müdürü Palakoğlu, program dahilinde 2015'de 85 öğrencinin mezun olduğunu, toplamda mezun sayısının ise 273'ü bulduğunu kaydetti.

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından beslenme ve barınma imkanı sunulan öğrencilerin burslu statüde öğrenimlerini sürdürdüğünü vurgulayan Palakoğlu, "Gerek sosyal imkanlar ve gerekse fakülte derslerinin takviye edilmesi amacıyla öğrencilerimizin bulunduğu şehirlerde koordinasyon merkezleri oluşturularak da öğrenim hayatlarını en iyi biçimde sürdürebilmeleri için uygun ortamlar oluşturduk" diye konuştu.

Din hizmetleri alanında istihdam edilecekler

Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı öğrencilerinin ilahiyat fakültelerinin mevcut sistemi içinde öğrenim gördüğünü, programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin lisans diploması alacağını ifade etti.

Palakoğlu, diplomalarını alan öğrencilerin öncelikle geldikleri ülkelerde istihdam edilmesinin planlandığı bilgisini verdi ve görev almak isteyen mezunların Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan sınavlarla yurt dışında sözleşmeli din görevlileri olarak çalışma hayatına atılabileceğini sözlerine ekledi.

> Gurbetçi gençlere Türkiye'de ilahiyat eğitimi imkanı

TDV Genel Müdürü Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı kapsamında 14 ülkede 477 öğrenci ile yapılan mülakatlar sonrası 205 gurbetçi gencin Türkiye'de dini yükseköğrenim imkanı kazandığını söyledi.

ilahiyat egitimiTürkiye Diyanet Vakfı (TDV) Genel Müdürü İsmail Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı kapsamında 14 ülkede 477 öğrenci arasında yapılan mülakatlar sonrası 205 gurbetçi gencin Türkiye'de dini yükseköğrenim imkanı kazandığını söyledi.

Palakoğlu, yurt dışında yaşayan gençlere Türkiye'de yükseköğrenim imkanı sağlamak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 2006 yılında başlatılan eğitim ve burs programı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.

Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı'nda hedeflerinin başta Avrupa ülkeleri olmak üzere ABD ve Avustralya gibi ülkelerde lise öğrenimi tamamlamış öğrencilerin Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinde lisans düzeyinde dini eğitim almaları olduğunu dile getirdi.

205 kişi eğitim imkanı kazandı

İsmail Palakoğlu, "Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV koordinesinde yürütülen Uluslararası İlahiyat Programı’nda üniversiteler, yurt dışı birlik ve vakıflarımız ile din hizmetleri müşavirlik ve ataşeliklerimiz paydaş kurumlar olarak organizasyonda yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı ve TDV, programa devam eden öğrencilere ayrıca rehberlik ve danışmanlık hizmetleri sunarak öğrencilerin uyum süreçlerini problemsiz olarak atlatmalarına ve eğitim süresince karşılaşabilecekleri yeni durumlarda birinci elden yardım alabilmelerine olanak sağlamaktadır. Bu yıl 14 ülkeden 477 öğrenci programa müracaat etti. Yaptığımız mülakatların ardından 205 kişi Türkiye'de eğitim imkanı kazandı."

Uluslararası İlahiyat Programı'nın Türkiye'de altı farklı ilahiyat fakültesinde devam ettiğini ve 744 öğrencinin Türkiye'de öğrenim gördüğünü vurgulayan Palakoğlu, en çok gurbetçi öğrencinin Almanya'dan geldiğini belirtti. Palakoğlu, 374 öğrencinin geldiği Almanya'yı 175 öğrenci ile Fransa, 62 öğrenci ile Belçika, 17 öğrenci ile ABD'nin takip ettiğini bildirdi.

TDV Genel Müdürü Palakoğlu, program dahilinde 2015'de 85 öğrencinin mezun olduğunu, toplamda mezun sayısının ise 273'ü bulduğunu kaydetti.

Türkiye Diyanet Vakfı tarafından beslenme ve barınma imkanı sunulan öğrencilerin burslu statüde öğrenimlerini sürdürdüğünü vurgulayan Palakoğlu, "Gerek sosyal imkanlar ve gerekse fakülte derslerinin takviye edilmesi amacıyla öğrencilerimizin bulunduğu şehirlerde koordinasyon merkezleri oluşturularak da öğrenim hayatlarını en iyi biçimde sürdürebilmeleri için uygun ortamlar oluşturduk" diye konuştu.

Din hizmetleri alanında istihdam edilecekler

Palakoğlu, Uluslararası İlahiyat Programı öğrencilerinin ilahiyat fakültelerinin mevcut sistemi içinde öğrenim gördüğünü, programı başarıyla tamamlayan öğrencilerin lisans diploması alacağını ifade etti.

Palakoğlu, diplomalarını alan öğrencilerin öncelikle geldikleri ülkelerde istihdam edilmesinin planlandığı bilgisini verdi ve görev almak isteyen mezunların Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan sınavlarla yurt dışında sözleşmeli din görevlileri olarak çalışma hayatına atılabileceğini sözlerine ekledi.

Son Güncelleme: Cuma, 28 Ağustos 2015 10:35

Gösterim: 769

Türkiye Diyanet Vakfının Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencilerine yönelik Türkiye'deki 15 farklı merkezde düzenlenen mesleki eğitim programlarına bu yıl yaklaşık bin kursiyer katıldı.

tdv eğitim kampıTürkiye Diyanet Vakfının (TDV) Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencilerine yönelik mesleki eğitim programlarına bu yıl yaklaşık bin kursiyer katıldı.

TDV ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü arasında daha önce imzalanan eğitimde işbirliği protokolü çerçevesinde, Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencileri ile bakanlık personeline yönelik mesleki hazırlık kursu düzenledi.

Bu yıl yaklaşık bin kursiyerin katıldığı yaz eğitim programları, Van, Antalya, Bursa, Denizli, Kayseri, Manisa, Samsun, Ordu, İstanbul (iki merkez), Gaziantep, Kocaeli, Afyon, Rize, Erzurum olmak üzere toplam 15 merkezde düzenlendi. Programlar, 21 Ağustos'a kadar devam edecek.

Vakfın eğitim faaliyetleri ve yaz eğitim etkinliklerine ilişkin AA muhabirine bilgi veren TDV Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Tutkun, eğitim faaliyetlerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı, MEB, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, ilahiyat fakülteleri ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile işbirliği içinde sürdürüldüğünü belirtti.

Liderlik becerisine sahip bireyler yetiştirilmesi amaçlanıyor

Tutkun, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile TDV arasında yapılan eğitimde işbirliği protokolünü anımsatarak, bu yaz Anadolu imam hatip liseleri ve hafızlık öğrencilerine yönelik eğitim düzenlediklerini anlattı.

Düzenlenen yaz eğitim etkinlikleriyle Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerinin ilgi ve kabiliyetlerine göre, kendilerini geliştirecekleri akademik, mesleki, sanatsal, sportif, sosyal ve kültürel çalışmalar yapmalarının hedeflendiğini anlatan Tutkun, hafız öğrencilerin hafızlıklarının pekiştirilmesine katkı sağlanmasının, tarihi ve kültürel gezilerle öğrencilerde tarih ve medeniyet bilinci oluşturulmasının, liderlik becerisine ve evrensel değerlere sahip bireyler yetiştirilmesinin amaçlandığını da kaydetti.

Eğitim programlarına yaklaşık bin kursiyerin katıldığını bildiren Tutkun, kursiyerlerin yol masrafları, iaşe bedelleri, öğrencilere kitap yardımı, öğretim elemanı desteği ve ücretleri gibi konuların vakıf tarafından sağlandığını belirtti.

Misafir öğrencilere de eğitim desteği

Türkiye Diyanet Vakfının yurt dışında 10 ülkede, lise ve üniversite düzeyinde eğitim verdiğini de belirten Mustafa Tutkun, yurt dışında 9'u lise, 7'si ilahiyat fakültesi seviyesinde olmak üzere tüm ihtiyaçları vakıf tarafından karşılanan 16 eğitim kurumunun bulunduğunu ifade etti.

Tutkun, bu kapsamda Bulgaristan'da faaliyet gösteren dini eğitim kurumlarından Şumnu, Rusçuk ve Mestanlı ilahiyat liselerinde öğrenim gören 50 öğrencinin, Kadıköy ve Başakşehir imam hatip liselerine geldiğini söyledi. Tutkun, 15 gün sürecek bu eğitim kapsamında tüm masrafları karşıladıklarını söyledi.

Mustafa Tutkun, Bosna-Hersek İslam Birliği ile ilişkileri geliştirmek, karşılıklı tecrübeleri paylaşmak ve Türkiye'yi tanıtmak amacıyla, Bosna-Hersek İslam Birliği (Riyaset) Eğitim-Öğretim ve Bilim Dairesi Başkanlığı yöneticileri, medrese yöneticileri ile öğretmenlerden oluşan 40 kişilik grubun da 10-20 Ağustos günleri arasında İstanbul'u ziyaret edeceğini bildirdi.

> TDV’nin eğitim kampına bin kişi katıldı

Türkiye Diyanet Vakfının Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencilerine yönelik Türkiye'deki 15 farklı merkezde düzenlenen mesleki eğitim programlarına bu yıl yaklaşık bin kursiyer katıldı.

tdv eğitim kampıTürkiye Diyanet Vakfının (TDV) Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencilerine yönelik mesleki eğitim programlarına bu yıl yaklaşık bin kursiyer katıldı.

TDV ile Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Din Öğretimi Genel Müdürlüğü arasında daha önce imzalanan eğitimde işbirliği protokolü çerçevesinde, Anadolu imam hatip lisesi ve hafızlık öğrencileri ile bakanlık personeline yönelik mesleki hazırlık kursu düzenledi.

Bu yıl yaklaşık bin kursiyerin katıldığı yaz eğitim programları, Van, Antalya, Bursa, Denizli, Kayseri, Manisa, Samsun, Ordu, İstanbul (iki merkez), Gaziantep, Kocaeli, Afyon, Rize, Erzurum olmak üzere toplam 15 merkezde düzenlendi. Programlar, 21 Ağustos'a kadar devam edecek.

Vakfın eğitim faaliyetleri ve yaz eğitim etkinliklerine ilişkin AA muhabirine bilgi veren TDV Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Tutkun, eğitim faaliyetlerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı, MEB, Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler, ilahiyat fakülteleri ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile işbirliği içinde sürdürüldüğünü belirtti.

Liderlik becerisine sahip bireyler yetiştirilmesi amaçlanıyor

Tutkun, MEB Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile TDV arasında yapılan eğitimde işbirliği protokolünü anımsatarak, bu yaz Anadolu imam hatip liseleri ve hafızlık öğrencilerine yönelik eğitim düzenlediklerini anlattı.

Düzenlenen yaz eğitim etkinlikleriyle Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerinin ilgi ve kabiliyetlerine göre, kendilerini geliştirecekleri akademik, mesleki, sanatsal, sportif, sosyal ve kültürel çalışmalar yapmalarının hedeflendiğini anlatan Tutkun, hafız öğrencilerin hafızlıklarının pekiştirilmesine katkı sağlanmasının, tarihi ve kültürel gezilerle öğrencilerde tarih ve medeniyet bilinci oluşturulmasının, liderlik becerisine ve evrensel değerlere sahip bireyler yetiştirilmesinin amaçlandığını da kaydetti.

Eğitim programlarına yaklaşık bin kursiyerin katıldığını bildiren Tutkun, kursiyerlerin yol masrafları, iaşe bedelleri, öğrencilere kitap yardımı, öğretim elemanı desteği ve ücretleri gibi konuların vakıf tarafından sağlandığını belirtti.

Misafir öğrencilere de eğitim desteği

Türkiye Diyanet Vakfının yurt dışında 10 ülkede, lise ve üniversite düzeyinde eğitim verdiğini de belirten Mustafa Tutkun, yurt dışında 9'u lise, 7'si ilahiyat fakültesi seviyesinde olmak üzere tüm ihtiyaçları vakıf tarafından karşılanan 16 eğitim kurumunun bulunduğunu ifade etti.

Tutkun, bu kapsamda Bulgaristan'da faaliyet gösteren dini eğitim kurumlarından Şumnu, Rusçuk ve Mestanlı ilahiyat liselerinde öğrenim gören 50 öğrencinin, Kadıköy ve Başakşehir imam hatip liselerine geldiğini söyledi. Tutkun, 15 gün sürecek bu eğitim kapsamında tüm masrafları karşıladıklarını söyledi.

Mustafa Tutkun, Bosna-Hersek İslam Birliği ile ilişkileri geliştirmek, karşılıklı tecrübeleri paylaşmak ve Türkiye'yi tanıtmak amacıyla, Bosna-Hersek İslam Birliği (Riyaset) Eğitim-Öğretim ve Bilim Dairesi Başkanlığı yöneticileri, medrese yöneticileri ile öğretmenlerden oluşan 40 kişilik grubun da 10-20 Ağustos günleri arasında İstanbul'u ziyaret edeceğini bildirdi.

Son Güncelleme: Salı, 04 Ağustos 2015 14:34

Gösterim: 676

Yasemin Çiçekçisoy, PhD

yaseminEğitim sistemimiz maalesef ilköğretimden başlayarak sistemsel sıkıntıları mevcut. Her eğitim döneminde sistem ve müfredat değiştiriyoruz. Öğrenciler temel bilgi ve becerileri öğrenmeden bir bakıyorsunuz üniversiteden mezun olmuş, iş hayatında mücadele etmeye çalışıyor. Bu da toplumda güvensizlik ve huzursuzluk ortamının oluşmasına neden oluyor. Her geçen gün ekonomik ve sosyal şartlar zorlaşıyor. Para kazanmak eskisinden çok daha zor. Üniversite mezuniyeti yetmiyor, farklı beceri ve birikime sahip olmanız gerekiyor.

Tabiki herkes üniversite okumalı diye bir durum yok, ülkemizin ara eleman sıkıntısı malum. Mesleki eğitimlere verilen önem maalesef yok denilecek kadar az. Üniversite tercihlerinde Meslek Yüksek Okulları kontenjanlarının boş kaldığını görüyoruz. Oysa ki iki yıllık meslek eğitimleri iyi verildiği taktirde ülkedeki hizmet sektöründeki kalifiye eleman boşluğu kapatılabilir.

Vakıf Üniversitelerinde denetim artıyor…

Eğitim farklı kademelerden oluşur ve her kademede farklı kişisel ve sosyal getirileri vardır. Yükseköğretimdeki büyüme, yani öğrenci sayısının artışı, aynı zamanda kamu harcamalarında arttırmıştır. Bu sonucunda, üniversitelere müdahalesinin/denetiminin artmış, finansman kaynaklarının çeşitlenmesi ve özelleştirilmesi yoluna gidilmiştir. Dünyada yükseköğretim hizmetinin yarı kamusal mal olma özelliğinden dolayı, karma finansman yani hem devlet hem de özel kaynaklar tarafından karşılanmaktadır. Ekteki OECD raporunda ülkelerin yükseköğretim hizmet bedellerinin ortalamasını gösteriyor. Türkiye bu listeye alınmamış ama İngiltere ortalamasıyla aynı oranda olduğumuzu tahmin ediyorum. Şahsi fikrim, yükseköğretim hizmeti finansman yönteminin karma olmasıdır. Yükseköğretim pahalı bir hizmet ve bu hizmeti alan kişinin bedelini eğitim döneminde ya da mezun olduktan sonra uygun ödeme planı oluşturularak ödemelidir. Yükseköğretim hizmetini almış bir kişi sosyal statüsünü ve gelir artışının sürekliliğini sağlamaktadır. Dolayısıyla bu hizmetin finansmanına katkı sağlamalıdır. Bana göre eğitimin kalitesini arttırmanın da yolu, bu hizmetin karma finansman yapısına dönmesinden geçiyor. Sadece devlet finansmanıyla, verimli bir yükseköğretim sistemine ulaşamayız. Üniversite sanayi işbirlikleri güçlendirilmeli, öğrenci finansmanı ve devlet, bu hizmetin finansmanını ortak karşılamalıdır. Teknoloji üretmeliyiz…

Gelelim Vakıf Üniversitelerinin kapatılma süreçlerine. Türkiye’de 76 Vakıf Üniversitesi mevcut. 15 Temmuz’da yaşanılan darbe girişiminden sonra malum FETÖ örgütü ile bağı olan 15 üniversite Olağanüstü Hal kanunu ile kapatıldı. Bunların dışında bazı mali açıdan sıkıntı yaşayan, yolsuzluk yapılan üniversiteler ise garantör üniversitelere devredildi. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) önümüzdeki yıllarda özellikle mali denetimlerinin yoğunlaştırılacağı ve sıkıntı yaşanan kurumları bekletmeden kapatılacağı konuşuluyor. Öğrencileri ve üniversite çalışanlarını mağdur etmemek adına yapılan yönetim değişikliklerinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki akademik yıl yükseköğretim kurumları için zor bir yıl olacak. Yeni dönem hepimize hayırlı olsun.  

price_higher_education

 

> Eğitim ayrıcalık değil, haktır

Yasemin Çiçekçisoy, PhD

yaseminEğitim sistemimiz maalesef ilköğretimden başlayarak sistemsel sıkıntıları mevcut. Her eğitim döneminde sistem ve müfredat değiştiriyoruz. Öğrenciler temel bilgi ve becerileri öğrenmeden bir bakıyorsunuz üniversiteden mezun olmuş, iş hayatında mücadele etmeye çalışıyor. Bu da toplumda güvensizlik ve huzursuzluk ortamının oluşmasına neden oluyor. Her geçen gün ekonomik ve sosyal şartlar zorlaşıyor. Para kazanmak eskisinden çok daha zor. Üniversite mezuniyeti yetmiyor, farklı beceri ve birikime sahip olmanız gerekiyor.

Tabiki herkes üniversite okumalı diye bir durum yok, ülkemizin ara eleman sıkıntısı malum. Mesleki eğitimlere verilen önem maalesef yok denilecek kadar az. Üniversite tercihlerinde Meslek Yüksek Okulları kontenjanlarının boş kaldığını görüyoruz. Oysa ki iki yıllık meslek eğitimleri iyi verildiği taktirde ülkedeki hizmet sektöründeki kalifiye eleman boşluğu kapatılabilir.

Vakıf Üniversitelerinde denetim artıyor…

Eğitim farklı kademelerden oluşur ve her kademede farklı kişisel ve sosyal getirileri vardır. Yükseköğretimdeki büyüme, yani öğrenci sayısının artışı, aynı zamanda kamu harcamalarında arttırmıştır. Bu sonucunda, üniversitelere müdahalesinin/denetiminin artmış, finansman kaynaklarının çeşitlenmesi ve özelleştirilmesi yoluna gidilmiştir. Dünyada yükseköğretim hizmetinin yarı kamusal mal olma özelliğinden dolayı, karma finansman yani hem devlet hem de özel kaynaklar tarafından karşılanmaktadır. Ekteki OECD raporunda ülkelerin yükseköğretim hizmet bedellerinin ortalamasını gösteriyor. Türkiye bu listeye alınmamış ama İngiltere ortalamasıyla aynı oranda olduğumuzu tahmin ediyorum. Şahsi fikrim, yükseköğretim hizmeti finansman yönteminin karma olmasıdır. Yükseköğretim pahalı bir hizmet ve bu hizmeti alan kişinin bedelini eğitim döneminde ya da mezun olduktan sonra uygun ödeme planı oluşturularak ödemelidir. Yükseköğretim hizmetini almış bir kişi sosyal statüsünü ve gelir artışının sürekliliğini sağlamaktadır. Dolayısıyla bu hizmetin finansmanına katkı sağlamalıdır. Bana göre eğitimin kalitesini arttırmanın da yolu, bu hizmetin karma finansman yapısına dönmesinden geçiyor. Sadece devlet finansmanıyla, verimli bir yükseköğretim sistemine ulaşamayız. Üniversite sanayi işbirlikleri güçlendirilmeli, öğrenci finansmanı ve devlet, bu hizmetin finansmanını ortak karşılamalıdır. Teknoloji üretmeliyiz…

Gelelim Vakıf Üniversitelerinin kapatılma süreçlerine. Türkiye’de 76 Vakıf Üniversitesi mevcut. 15 Temmuz’da yaşanılan darbe girişiminden sonra malum FETÖ örgütü ile bağı olan 15 üniversite Olağanüstü Hal kanunu ile kapatıldı. Bunların dışında bazı mali açıdan sıkıntı yaşayan, yolsuzluk yapılan üniversiteler ise garantör üniversitelere devredildi. Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) önümüzdeki yıllarda özellikle mali denetimlerinin yoğunlaştırılacağı ve sıkıntı yaşanan kurumları bekletmeden kapatılacağı konuşuluyor. Öğrencileri ve üniversite çalışanlarını mağdur etmemek adına yapılan yönetim değişikliklerinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki akademik yıl yükseköğretim kurumları için zor bir yıl olacak. Yeni dönem hepimize hayırlı olsun.  

price_higher_education

 

Son Güncelleme: Cuma, 23 Eylül 2016 11:22

Gösterim: 18928

Sezen Aksu, Türk Eğitim Derneği'nin organizasyonuyla 7 Mart Çarşamba günü Ankara ATO Congressium’da şarkılarını Acoustic Band Fahir Atakoğlu eşliğinde burslu çocuklar için söyleyecek.

Sezen Aksu burslu çocuklar için konser verecekŞarkılarıyla gönüllerde taht kuran Sezen Aksu, bu kez burslu çocuklar yararına konser veriyor. Türk Eğitim Derneği’nin 10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye Kampanyası çerçevesinde düzenlenen konserin tüm geliri burslu çocuklara aktarılacak.

7 Mart Çarşamba günü Ankara ATO Congressium’da gerçekleşecek konserde Sezen Aksu’ya Acoustic Band Fahir Atakoğlu eşlik edecek. Konserin tüm geliri, Türk Eğitim Derneği’nin, iyi eğitim görmüş nesiller yetiştirme hedefini sürdürmek ve başarılı ama maddi imkânları yetersiz öğrencilere üniversite eğitimlerinin sonuna kadar burs sağlamak amacıyla başlattığı ‘10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye’ Kampanyası’na aktarılacak.

Biletinizi 0312 418 06 14 numaralı telefonu arayarak Türk Eğitim Derneği Genel Merkezi’nden ya da www.biletix.com adresinden alabilirsiniz.

> Sezen Aksu’dan burslu çocuklar için konser

Sezen Aksu, Türk Eğitim Derneği'nin organizasyonuyla 7 Mart Çarşamba günü Ankara ATO Congressium’da şarkılarını Acoustic Band Fahir Atakoğlu eşliğinde burslu çocuklar için söyleyecek.

Sezen Aksu burslu çocuklar için konser verecekŞarkılarıyla gönüllerde taht kuran Sezen Aksu, bu kez burslu çocuklar yararına konser veriyor. Türk Eğitim Derneği’nin 10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye Kampanyası çerçevesinde düzenlenen konserin tüm geliri burslu çocuklara aktarılacak.

7 Mart Çarşamba günü Ankara ATO Congressium’da gerçekleşecek konserde Sezen Aksu’ya Acoustic Band Fahir Atakoğlu eşlik edecek. Konserin tüm geliri, Türk Eğitim Derneği’nin, iyi eğitim görmüş nesiller yetiştirme hedefini sürdürmek ve başarılı ama maddi imkânları yetersiz öğrencilere üniversite eğitimlerinin sonuna kadar burs sağlamak amacıyla başlattığı ‘10.000 Genç Meşale Daha Aydınlık Türkiye’ Kampanyası’na aktarılacak.

Biletinizi 0312 418 06 14 numaralı telefonu arayarak Türk Eğitim Derneği Genel Merkezi’nden ya da www.biletix.com adresinden alabilirsiniz.

Son Güncelleme: Çarşamba, 15 Şubat 2012 14:10

Gösterim: 2682

Yasemin Çiçekçisoy / Uluslararası Eğitim Uzmanı

yaseminBir ülkenin gelişmişlik seviyesini yükseltmenin en kolay yolu, eğitime yatırım yapılmasıdır. Çağdaş refaha ve güçlü bir ekonomiye sahip olmanın en kolay yolu, eğitme yatırım yapmaktır. Eğitim hem kamu hem de özel sektör için kazançlı bir yatırımdır.
Türkiye eğitim harcamalarının GSMH’ya oranında, OECD ortalamasının altında pay ayırmaktadır. Ayrılan payın arttırılmasına acil olarak ihtiyaç var. Eğitim harcamalarının finansman kaynağının arttırılmasının bir yolu bulunmalı. Üniversite- Sanayi işbirlikleri bu noktada kritik önem taşıyor. Bunun yanı sıra yükseköğretim hizmetini alan öğrencilerden alınan katkı paylarının da arttırılabileceği son zamanların en önemli tartışma konularından. Hatırlarsanız yıllar önce İngiltere eğitimin finansmanında öğrenci katkılarının arttırılması için bir sistem oluşturulmuştu. Öğrenciler ortalığı yakıp yıkmıştı. Ancak neticede sistem yeniden düzenlenmiş, finansman kaynaklarına hizmet alan tarafından sağlanma oranı arttırılmıştı.
Hayat boyu öğrenim politikalarına ihtiyaç var
Türkiye’de eğitim ekonomisi yönelik hedefler konulmak zorundadır. Mevcut politika ve hedefler ihtiyacı karşılamaktan çok günü kurtarır durumda olduğunu biliyoruz. Bu hedefler okul öncesi eğitimden tutun da doktora sonrasına kadar uzanmalıdır.
AB’de yükseköğretimin finansmanı
AB ülkelerinde genel olarak yükseköğretim bir standarda bağlanamamıştır. Birlik üyelerinin farklı eğitim sistemi ve finansman modelleri olduğunu görüyoruz. Birlik, Bologna süreci ile birlikte eğitim sistemlerinin harmonizasyonu hedeflenmiş, ancak bu süreç ne kadar başarılı olmuştur, tartışılır. Şöyle bir inceleyecek olursak Finlandiya, İrlanda, Almanya, Fransa gibi ülkelerde yükseköğretim bedelsiz olarak sunulmakta olup, İtalya, Hollanda, Portekiz, Avusturya ve İngiltere gibi ülkelerde ise yükseköğretim yarı kamusal mal olarak kabul edilerek, öğrenci harçları arttırılarak finansman kaynağı olarak kullanılmaktadır. Öğrencilere uygun krediler verilerek finansmana katkıda bulunmaları sağlanır. Üniversite Sanayi işbirliği faaliyetleri yönünden Almanya ve Fransa oldukça aktif ülkelerdir. Özellikle Ar-Ge faaliyetleri, bu ülkelerde neredeyse tamamen sanayi tarafından finanse edilir. Türkiye’de maalesef üniversite-sanayi işbirlikleri etkin değil. Sanayiden maddi manevi destek almadan kalkınmanın gerçekleşmesi bana göre mümkün olamaz.

Ülke

Kamu finansmanının bağlı olduğu koşul

İsveç

Öğrenciler, krediler

Danimarka

Öğrencilerden toplanan krediler (taksimetre kuralı)

Belçika-Flandra

Yeni girenler; Kredi bursu; diploma (BA, MA, PhD)

Almanya

Önceki yılın bütçesi; öğrenci sayısı

Hollanda

Yeni girenler, diploma (BA, MA, PhD)

Finlandiya

Diploma sayısı (enstitü üzerinden kabul edilen)

Fransa

Giriş kriteri (personel, öğrenci)

İspanya

Öğrenciler ve (Valensiya bölgesinde) enstitüler tarafından belirlenen göstergeler

Kaynak: ESMU, 2010

"İçinde yaşadığımız yeniçağda, zenginlik bilginin ürünüdür. Bilgi, ekonominin başlıca hammaddesi ve en önemli ürünü haline gelmiş bulunuyor. Günümüzde zenginlik yaratmak için gerek duyulan sermaye varlıkları arazi, bedensel emek, imalat ve fabrikalar değildir. Bunların yerini bilgi almış durumdadır.” Thomas A.Stewart
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. twitter: @yccsoy

> Eğitime yatırım ülkeye yatırımdır

Yasemin Çiçekçisoy / Uluslararası Eğitim Uzmanı

yaseminBir ülkenin gelişmişlik seviyesini yükseltmenin en kolay yolu, eğitime yatırım yapılmasıdır. Çağdaş refaha ve güçlü bir ekonomiye sahip olmanın en kolay yolu, eğitme yatırım yapmaktır. Eğitim hem kamu hem de özel sektör için kazançlı bir yatırımdır.
Türkiye eğitim harcamalarının GSMH’ya oranında, OECD ortalamasının altında pay ayırmaktadır. Ayrılan payın arttırılmasına acil olarak ihtiyaç var. Eğitim harcamalarının finansman kaynağının arttırılmasının bir yolu bulunmalı. Üniversite- Sanayi işbirlikleri bu noktada kritik önem taşıyor. Bunun yanı sıra yükseköğretim hizmetini alan öğrencilerden alınan katkı paylarının da arttırılabileceği son zamanların en önemli tartışma konularından. Hatırlarsanız yıllar önce İngiltere eğitimin finansmanında öğrenci katkılarının arttırılması için bir sistem oluşturulmuştu. Öğrenciler ortalığı yakıp yıkmıştı. Ancak neticede sistem yeniden düzenlenmiş, finansman kaynaklarına hizmet alan tarafından sağlanma oranı arttırılmıştı.
Hayat boyu öğrenim politikalarına ihtiyaç var
Türkiye’de eğitim ekonomisi yönelik hedefler konulmak zorundadır. Mevcut politika ve hedefler ihtiyacı karşılamaktan çok günü kurtarır durumda olduğunu biliyoruz. Bu hedefler okul öncesi eğitimden tutun da doktora sonrasına kadar uzanmalıdır.
AB’de yükseköğretimin finansmanı
AB ülkelerinde genel olarak yükseköğretim bir standarda bağlanamamıştır. Birlik üyelerinin farklı eğitim sistemi ve finansman modelleri olduğunu görüyoruz. Birlik, Bologna süreci ile birlikte eğitim sistemlerinin harmonizasyonu hedeflenmiş, ancak bu süreç ne kadar başarılı olmuştur, tartışılır. Şöyle bir inceleyecek olursak Finlandiya, İrlanda, Almanya, Fransa gibi ülkelerde yükseköğretim bedelsiz olarak sunulmakta olup, İtalya, Hollanda, Portekiz, Avusturya ve İngiltere gibi ülkelerde ise yükseköğretim yarı kamusal mal olarak kabul edilerek, öğrenci harçları arttırılarak finansman kaynağı olarak kullanılmaktadır. Öğrencilere uygun krediler verilerek finansmana katkıda bulunmaları sağlanır. Üniversite Sanayi işbirliği faaliyetleri yönünden Almanya ve Fransa oldukça aktif ülkelerdir. Özellikle Ar-Ge faaliyetleri, bu ülkelerde neredeyse tamamen sanayi tarafından finanse edilir. Türkiye’de maalesef üniversite-sanayi işbirlikleri etkin değil. Sanayiden maddi manevi destek almadan kalkınmanın gerçekleşmesi bana göre mümkün olamaz.

Ülke

Kamu finansmanının bağlı olduğu koşul

İsveç

Öğrenciler, krediler

Danimarka

Öğrencilerden toplanan krediler (taksimetre kuralı)

Belçika-Flandra

Yeni girenler; Kredi bursu; diploma (BA, MA, PhD)

Almanya

Önceki yılın bütçesi; öğrenci sayısı

Hollanda

Yeni girenler, diploma (BA, MA, PhD)

Finlandiya

Diploma sayısı (enstitü üzerinden kabul edilen)

Fransa

Giriş kriteri (personel, öğrenci)

İspanya

Öğrenciler ve (Valensiya bölgesinde) enstitüler tarafından belirlenen göstergeler

Kaynak: ESMU, 2010

"İçinde yaşadığımız yeniçağda, zenginlik bilginin ürünüdür. Bilgi, ekonominin başlıca hammaddesi ve en önemli ürünü haline gelmiş bulunuyor. Günümüzde zenginlik yaratmak için gerek duyulan sermaye varlıkları arazi, bedensel emek, imalat ve fabrikalar değildir. Bunların yerini bilgi almış durumdadır.” Thomas A.Stewart
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. twitter: @yccsoy

Son Güncelleme: Pazartesi, 27 Haziran 2016 12:20

Gösterim: 2353


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.