banner
banner
banner

Dr. Ali Akdoğan: Öğrenmeyi yeniden tanımlıyoruz




Uluslararası bir program (IB-PYP)’yi uygulayan Taşk Koleji, eğitim felsefesinin odağına ‘sorgulama’yı koyan bir okul. Taş Koleji Genel Müdürü Dr. Ali Akdoğan ile, okulun eğitim modelinin ayrıntılarını ve başarısının altında yatan olguları konuştuk.

ali_akdoganYeni eğitim – öğretim dönemine nasıl hazırlandınız? Yönetici ve çalışanlarınıza yönelik hangi eğitimler gerçekleştirildi?

Yeni eğitim-öğretim yılına her zaman yaptığımız gibi okul uygulamalarına ilişkin çok boyutlu toplantılar, planlamalarla, ‘eleştirel bakış açısını’ da mutlaka gözeterek hazırlandık. ‘Eleştirel bakış açısı’ bir eğitim kurumunun yapısal düzenlemesinde ve özellikle ortaya koyduğu vizyonunda çok önemli, zengin bir kavramdır. Hatta bu, her şeyin üstündedir. Şunu da eklemekte sakınca yok ki, kendi kendini eleştirel bir gözle değerlendirebilen nadir kurumlardanız. Bu konuda, eğitim ve hatta destek ekiplerimizle birlikte yıllar içinde önemli bir bakış açısı geliştirdiğimizi söyleyebilirim. Uluslararası bir program (IB-PYP) yürüttüğümüz için daha dikkatli, titiz olmamız gerektiğinin de ayrıca farkındayız. Yaptığımız her işi işlevsel boyutlarını göz önünde bulundurarak yapmaya, eleştirilerin üzerinde durmaya da gayret ediyoruz; telaşa düşmeden, sakince. Taş Okul, Türkiye’nin dünyaya merakla ve titizlikle sorgulayarak bakan yüzü. Bundan dolayı, yürütmekte olduğumuz programın önemli güncellemeleri, ince ayarları ve uygulamada karşılaşabieceğimiz sorunları minimuma indirmek için özverili çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bunun yanında, kavramsal anlama, sınıf iklimi, öğrenme güçlükleri, iş güvenliği, ilkyardım gibi konularda da eğitimler alıyoruz. Yaptığımız, takip ettiğimiz ya da planladığımız tüm projelerin, çalışmaların ve tartışmaların merkezinde çocuk olmasına özellikle dikkat ediyoruz. Yıllardır yapmakta olduğumuz Veli Sempozyumu’nun sloganı şu: ‘Öğrenmeyi Birlikte, Yeniden Tanımlıyoruz.’ Gerçekten de öyle, bazı şeylerin yeniden tanımlanmasına, sürekli güncellenmesine ihtiyaç var. Yeni eğitim-öğretim yılına bu önemli ve olmazsa olmaz güncellemelerle giriyoruz.

TAŞ KOLEJE EK BİNA

Taş Koleji olarak 2018 – 2019 döneminde öne çıkan gündem maddeleriniz neler olacak? Bu eğitim – öğretim döneminde ilk defa göreceğimiz uygulamalarınız olacak mı?
Bu yıl kampüsümüzde yeni bir binamız var. Haliyle, mekanda önemli bir düzenleme oldu. İki şube olan hazırlık sınıflarımızı da üçe çıkardık. Dolayısıyla okula biraz daha fazla öğrenci kabulü oldu. Bunun yanında çağdaş gelişmelere uygun bir teknoloji tasarım atölyesi, ikinci bir sanat atölyesi ve kütüphane de açtık. Amacımız her bir yeri öğrenme ortamı olan okul yerleşiminden olabilecek maksimum verimi almak. LGS hazırlık çalışmalarımız Ağustos ayında başladı. Geçtiğimiz dönemde, yeni düzenlenen bir sınavla yüzleştik fakat bu sınavda da başarıyı zirveye taşıdık. Bu tamamen iyi planlama, mesai harcama ve sonuçları dikkatli bir şekilde değerlendirme ile gerçekleşti. Her zamanki gibi eleştirel bakış açımızı da tüm planlamalara yaydık. Uluslararası IB-PYP programının LGS ile ilişkisi, LGS’ye (bundan önce TEOG’a) katkısı konularında da önemli verilere ulaştık diyebilirim. Çalışmalarımız gösteriyorki hazırlık sınıflarından 6. Sınıflara kadar yürüttüğümüz PYP, bakış açısı ve program olarak LGS’ye giren öğrencilerimizi besleyen ve düşünme becerilerini destekleyen bir programdır. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Zaten okulların amacı öğrencide düşünme becerilerini geliştirmek olmalıdır. Unutulmamalıdır ki okul bilinmeyene yolculuğu cesaretlendiren sıradışı ve hareketli bir mekanizmadır. Bu ‘sıradışılığı ve hareketliliği‘ mutlaka göz önünde bulundurarak, her yıl, motivasyonumuzu da üst düzeyde tutarak, iyi bir hazırlık evresi geçiriyoruz

‘SORGULAMA’ TÜM YAPININ BELİRLEYİCİSİ
Eğitimde niteliği artırmak için hangi alanlara eğileceksiniz?
Bu alanlarda neler yapacaksınız?
Eğitimde niteliği artırmak için, ‘dünyanın baktığı yere, dünyanın ulaştığı büyük fikre’ bakmamız şart. Dünyayla entegre olmak böyle bir şey. İçi oldukça dolu bir söylem. Bu söylemi destekleyecek her şey bizim gündemimizdedir. Bakarız, ortaya koyar, titizlikle tartışırız. Teknolojiyi, sanatı, sosyal bilimleri, başka bir dili ve bunların uzantılarını inceleriz. Disiplinler tek başlarına pek bir şey ifade etmez. Bunun yerine, yürütmekte olduğumuz PYP’nin de altını çizdiği gibi ‘disiplinler üstü’ olarak ele alırız kavramları. Öğrencilerin tek tek derslerle boğuşması yerine üzerinde durduğu kavramla, ‘nitelikli soruyla’ haşır neşir olması daha anlamlı. Yani ‘sorgulama’ tüm yapının belirleyicisi. Sorgulamaya dayanmayan hiç bir sistem başarıya ulaşamaz. Sorgulanabilirliği olan kavramlar üzerinde çalışmak, fikir üretmek, tartışmak, bir üst fikre ulaşmada, hatta eyleme geçmede oldukça etkilidir. Eğitimde niteliği artırmak için olmazsa olmazımızın ‘sorgulama’ kavramı olduğu muhakkak. Aynı şekilde, teknolojiyi, teknoloji hakkında varolan bilgiyi bu çerçevede ele alıyoruz. Teknolojiyi kullanarak disiplinlerarası bağlantıyı olabildiğince derinleştiriyoruz. Her bir disiplinin ayrı ayrı değil de bağlantılı olarak, disiplinler üstü olarak kavranması bu anlamda önemli. Çocuğun gerçek hayatta karşılaşacağı her hangi bir durum karşısında nasıl hareket edeceği, nasıl tedbirler alacağı, nasıl bir planlama yapacağı bu kapsamda karşımıza çıkan ilk soru. Ayrıca iyi bir soru, çünkü okul dediğimiz bu mekanizma gerçek hayat ile ilişki kurmak durumunda. Bunu yapabildiği ölçüde başarılı ve etkin. Dolayısıyla, eğitimde niteliği artırma ‘alanlarla’ ilgili bir söylem değil, ‘alanlarüstü’ bir yaklaşımdır. En azından diğer kurumlarda da böyle olması beklenir. Çocuğun bilgiyi kompartımanlara ayrılmış bir şekilde görmesi yerine içinde serbestçe dolaşabildiği, o kompartımandan diğerine gidip geldiği, hatta yönetim bölümüne de rahatlıkla geçebildiği bir trenin içinde ‘anlaması’ durumu anlamlı ve niteliklidir.

Öğrencilerinizi yeni dönemde sanatta, sporda ve kültürde neler bekliyor? Bu alanlarda katılacağınız ulusal ve uluslararası etkinlik ve yarışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Önceden de söylediğim gibi disiplinler birbirinden ayrı ayrı gözükse de aslında tek bir şeye, çocuğun anlamasına hizmet ediyorlar. Bu ‘anlama’ durumu basit bir şey değil. Örneğin, ‘sınıf gösterileri’ adı altında gerçekleştirdiğimiz sahne programları tüm öğrencilerin sahne deneyimi yaşamasını sağlıyor. Her sınıf bir PYP teması seçiyor ve bu konuda müzik, drama, dans, film gibi unsurlar içeren bir sahne programı hazırlıyor. Her öğrenci sahnede eşit rol alıyor. Tecrübe kazanıyorlar, birbirlerinden öğreniyorlar, öğrendiklerini, anladıklarını bir sonraki yıla aktarıyorlar. Kimse çocuklardan bir virtüöz olmasını ya da en iyi tirat yapmasını beklemiyor. Fakat her çocuk kendi yapabileceğinin en iyisini yapmayı tecrübe ediyor. Ve bu durum çocuklardaki özgüveni mutlaka artırıyor. Sınıf gösterilerinin yanında özel günlerimiz ve haftalarımız var; MaRtematik Günleri, Fentastik Bilim Günleri, Sosyal Bilimler ve Mizah Haftası, Yabancı Diller Haftası, Kitap Fuarı, Satranç Günleri, Sanata Genç Bakış Sergisi, Cambridge English Sınavları, Spor Günleri…Bunlar tek tek kompartımanlar olarak gözükse de her özel hafta belli bir temayı işliyor ve bu anlamda PYP’yi de destekliyor. Sporda da oldukça başarılı bir okuluz. Okul sonrası çalışmalarımızla öğrencilerimizi turnuvalara hazırlıyoruz. Beden sağlığının akıl ve ruh sağlığıyla doğru orantılı bir ilişki var kuşkusuz. Spor alanlarını olabildiğince farklılaştırmaya çalışıyoruz. Basketbolun yanında eskrim sporuyla da uğraşıyoruz mesela. Fakat şunu unutmamak gerekir ki organize olmamış, iyi planlanmamış bir spor yaklaşımı fayda yerine zarar getirir. Bunun bilincinde olarak spora ilişkin her bir ayrıntıyı titizlikle planlıyoruz. PYP’nin içinde yer alan ‘portfolyo sunumları’ çocuklarımızın gelişimlerini aileleri ile paylaşabilmeleri için uzun planlamalarla tasarlanıyor. Sunumlarda spor da sanat da başlı başına yer alıyor ve diğer disiplinlerle bağlantılarına vurgu yapılıyor. Kültürel anlamda yine PYP bakış açısıyla kurgulanan şehir içi ve şehir dışı geziler öğrencilerimizin gerçek hayat deneyimlerini artırıyor. Yine bu geziler için mutlaka ön değerlendirme ve geribildirim çalışmaları yapılıyor. Bu anlamda, yine PYP kapsamında okulumuza konuk ettiğimiz isimler öğrencilerimizle ‘yakın temasta’ paylaşımlarda bulunuyor ve deneyimlerini onlarla paylaşıyorlar. Konuklarımıza bizden bir parça, ‘öğrencilerimizin ürettiği bir seramik çalışması’ hediye ediyoruz. Böylece yapılan sunuma da bir anlamda manevi bir değer biçiyoruz.

Teknoloji alanında öne çıkan robotics, yapay zeka, endüstri 4.0 vb alanlarda yeni eğitim – öğretim döneminde hangi çalışmaları gerçekleştireceksiniz?
Yeni eğitim-öğretim yılında daha önce de bahsettiğim gibi yeni bir teknoloji tasarım yapılanmasıyla giriyoruz. Yeni bir oluşum, yeni düşünce, ileriye bakabilme…Bu zaten PYP’nin öngördüğü bir durum. Teknolojiyi öğrenmek, teknolojiye ait bilgiyi öğrenmek ve teknoloji aracılığıyla öğrenmek PYP’nin yapısında ve teknoloji yaklaşımında belirlenmiş. Bizim bu konuda iki referansımız var, birincisi Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngörüleri ve PYP’nin yapılandırılmış sistemi. Bakanlığın zaman zaman biz eğitimcilerin fikirlerini alması, bizlere danışması ve bizimle birlikte çalışması önemli bir unsur. Bu iyi niyetli ve kapsamlı bakış açısını her zaman takdir ediyoruz. Şurası kesin ki çocuklarımız bundan yirmi yıl sonra şu an bizlerin uğraştığı çoğu şeyle uğraşmayacak. Hatta şu an bizi meşgul eden bir çok unsur yirmi yıl sonra yok olacak. Dolayısıyla geleceği tasarlayacak bireylere de bu anlamda ihtiyaç var. Bir çok iş insanlar tarafından yapılmayacak. Makineler daha da artacak. Bunun yazılım, kodlama ya da mühendisliğini şimdiden öngörüyor olabilmemiz lazım. Teknoloji vasıtası ile öğrenme yanında teknolojinin diline, teknolojiye ait evrensel bilgiye de hakim olmamız şart. Bunu yaparken aşırıya da kaçmamalıyız. Bu bir şov değil. Bu tam anlamıyla doğru okuma ile ilgili. İçinde bulunulan durumun doğru okunması ve asıl önemlisi ‘anlamın oluşması’ için dikkatli bir strateji izliyoruz. Hiç bir zaman reklama ihtiyaç duymadık. Kurucumuz merhum Tarık Akan da böyle bir insan değildi. Uğraşmakta olduğumuz şeylerin reklamını yapmayız. Ama eğitimin çktısını da göstermek isteriz. Bu anlamda öğrencilerimizin bir eğitim öğretim yılı içinde kaç kitap okumuş oldukları bizim ‘reklam’ konumuz olabilir. Bununla da gurur duyarız. Fakat bunun yanında, ‘teknolojinin’ reklamı anlamsızdır. Ya da okul alanlarının reklamı da en az onun kadar anlamsız ve spekülatiftir. Ne yazık ki bu konuda bir çok olumsuz örnek görüyoruz. Okul mekânla sınırlı bir şey değil. Ya da, mekân okulu gösteren, tanımlayan bir şey değil.

Yeni eğitim – öğretim yılı başlarken veli, öğrenci ve öğretmenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Bayramdan sonra öğretmen arkadaşlarımız okula geldiler ve onlarla geleneksel bir başlangıç kahvaltısı yaptık. İlk konuşmamda öğretmen arkadaşlarıma şunu söyledim: Okulda yaptığınız her ne olursa olsun çocuk için yaptığınızı unutmayın. Çocuklar sizi örnek alırlar; bu yüzden her adımınızı bu anlamda atın…İşini sevmeyen bir insan o işi iyi bir şekilde yapamaz. İlk önce yaptığımız işi seveceğiz ve bu işin sonuçlarını uzun vadede, en az yirmi yıl sonra göreceğimizi de bilelim. Öğretmenlik hemen sonuç alınacak bir uğraş değil. Bu yüzden sabır gerektiriyor. Öğrencilere tavsiyem eleştirel bakmaları ve sorgulamaları. Sorgulanmayan her bilgi işlevsiz olarak kalır kafamızda. Değersizdir de, çünkü o bilgiye siz anlam katmamışsınızdır. Ve tabii, dünyaya bakmalarını öneririm. Yaşadığımız yer önemli ve değerlidir evet, ama bir anlamda da dünyada yaşadığımızı, onun bir parçası olduğumuzu unutmayalım. Burada dünyayı bizi çevreleyen doğa, sistemler, ülkeler, diller, topluluklar ve yapılar olarak ele almak lazım. Velilere de büyük görev düşüyor. Şunu unutmasınlar ki okul, anne babanın çocuğunu bırakıp işine gücüne gittiği bir bakımevi değil. Veli evde de bir duruş ve anlayış sergilenmeli. Bu yüzden okul, öğrenci ve veli ayrılmaz üçlüdür. Veli okulla işbirliği içinde olmalı. Ve tabii veli de ‘okulu, sistemi, uygun bir yaklaşımla‘ sorgulamalı.

ZİYA SELÇUK HOCA ŞU AN BiR MEMLEKETİN
GELECEĞİNİ TANZİM ETMEYE ÇALIŞIYOR

Eğitim dünyasından Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak atandı. Bir eğitimci olarak yeni bakandan neler bekliyorsunuz?
Sayın bakanımız Ziya Selçuk, eğitim alanından; başarılı, tecrübeli ve ileriyi gören bir kişiliği var. Yüzü dünyaya dönük ve çok önemli işler yapacağına inanıyorum. Bunun yanında, geleneğimize de hakim olması, yaptığı iş her ne olursa olsun, severek yapması, onu bir bürokrattan çok vatanını, insanlarını seven, onları yüceltmek için çaba harcayan bir kişilik olarak yansıtıyor. Toplumun hemen her kesiminden, daha önce hiç görmediğimiz kadar olumlu bir bakış var Ziya Selçuk Hoca’ya. Fakat işinin zor olduğunu da hepimiz biliyoruz. Ziya Selçuk Hoca şu an bir memleketin geleceğini tanzim etmeye çalışıyor. Biz kendisine ve ekibine güveniyoruz. Olumsuz olarak gördüğümüz bir çok şeyin zamanla düzeltileceğine inanıyoruz.

KENDİMİZLE YARIŞIYORUZ
Öğrencilerin ulusal sınavlara hazırlıkları yönündeki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?
LGS geçen yıl karşılaştığımız bir sistem olmasına rağmen asıl amacın, yani seçme işleminin dışında bir durumu da göstermiyor. Evet bir takım dezavantajları da var fakat bu konuda hazırlıklıyız. PYP sistem olarak öğrencilerin sorgulamasına hizmet eden, bu konuda cesaretlendiren bir yaklaşım sağlıyor. PYP sistematiği ile yetişmiş çocuklar da yorumlama, ilişkilendirme ve sonuca ulaşmada başarılılar. Nitekim, geçtiğimiz LGS’de almış olduğumuz puanlar da bunu gösteriyor. Öğrencilerimiz iyi okullara yerleştiler. Önümüzdeki yıl için de kararlı bir şekilde çalışmalarımıza başladık. Öğrencilerimizin almış oldukları eğitime, sorgulama yaklaşımlarına ve analiz etme becerilerine güveniyoruz. Bu arada, sektörel olarak düşündüğümüzde, amacımız kimseyle yarışmak değil fakat kendi kendimizle bir yarış ortaya koymamız da doğal. Bu anlamda, baktığımız yer Mustafa Kemal Atatürk‘ün baktığı yerdir, bu kuşku götürmez. İlerici, çağdaş ve kendi kendisiyle barışık bireyler yetiştiriyoruz. Ve normal bir çalışma neyi gerektiriyorsa onu yapıyoruz, evet, ama yanına bir de inancı ekliyoruz. Bu inanç bizi biz yapan değerlere bağlı bir gençliğin başarabileceğine ilişkin inançtır. Taşıdığımız değerler ve bakış açımızın bizi var ettiğini de biliyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.