banner
banner
banner

Erken çocukluk döneminde ikinci / yabancı dil öğrenimi




Prof. Dr. Belma HAZNEDAR / Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü

belma_haznedarÇOCUKLUKTA DİL ÖĞRENİMİNİN TEMEL ÖZELLİKLERİ
Normal gelişim gösteren her çocuk, çevresinde yeterince duyabildiği/maruz kaldığı ve etkileşim içinde kullanma olanağı bulduğu tüm dilleri öğrenme kapasitesine sahiptir. Nörolojik olarak beynin, bir çocuğun öğrenebileceği dillerin sayısını sınırlaması söz konusu değildir. Tersine, öğrenme koşulları uygunsa, her çocuk iki, üç veya daha fazla dili öğrenebilir. Yapılan çalışmalar yeni doğan bir günlük bir bebeğin bile annesinin sesini aynı odada bulunan diğer kadın seslerinden ayırt edebildiğini göstermiştir. Aynı şekilde, bebek doğumu izleyen ilk birkaç ay içinde çevresinde konuşulan dili maruz kalmadığı diğer dillerden ayırt edebilir. Bu durum, bebeğin duyduğu dilin ezgisini (prozodisini), diğer bir deyişle o dilde seslerin nasıl birleştiğini ve bir ritim oluşturduğunu bildiğini gösterir. Tüm bu bulgular, çocukta dil işlemleme sürecinin çok erken evrelerde, hatta doğumdan önce başladığını göstermektedir.
Çocukların bir bölümü aile içinde anne babanın farklı dilleri konuşuyor olması nedeniyle birden fazla dile maruz kalırken, daha büyük bir bölümü ise adına ‘ardışık ikidillilik’ dediğimiz çocuğun anadilinin temel özelliklerini öğrendikten sonra (4 veya 4 yaşından sonra), yeni bir dil sistemi ile karşılaşma durumudur. Ülkemizde ve dünya genelinde gerek okul gerekse doğal ortamda yaygın olarak gerçekleşen ikinci dil öğrenme türü, ardışık ikidillilik örneğidir. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 200 ülkede 7000 dolayında dil konuşulduğu düşünüldüğünde, ikidilliliğin alabildiğine yaygın bir olgu olduğu görülebilir. Ancak burada hemen vurgulamak gereken önemli bir nokta, ikidilli veya çok dilli bireylerin dağarcığında bulunan tüm dilleri ve dil becerilerini aynı yetkinlikte kullanmalarını beklememek gerektiğidir. Bunun en önemli nedeni ise, ikidilli bireylerin her dildeki yeterlik düzeyinin o dilleri kullanma ihtiyacına, neden kullandığına ve dillere ne ölçüde maruz kaldıklarına göre birbirinden farklılıklar göstermesidir. Örneğin, bir dilde eğitim olanaklarına bağlı olarak okuryazarlık becerilerinin edinilmesiyle, birey o dili yazılı ve sözlü biçimde etkin kullanabilir, sonuç çıkarma ve değerlendirme gibi üst düzey bilişsel kazanımlar elde edebilir. Diğer dilin, ağırlıklı olarak ev ortamı ile sınırlı olduğu durumlarda ise, yazılı beceriler şöyle dursun, özellikle genç kuşaklarda sözlü dil becerilerinde bile sınırlılıklar görülebilir. Bu nedenle, dünyanın pek çok yerinde dengeli ikidillilik olarak nitelendirilen olgu, ikidilli bireylerde çoğu zaman ender karşılaşılan bir durumdur.
NEDEN ERKEN YAŞTA YABANCI DİL ÖĞRETİMİ?
Bilişsel, akademik ve kültürel kazanımlar
Beyin onu nasıl kullandığımıza bağlı olarak değişir ve şekil alır. Nasıl ki, bir müzisyenin beyin yapısı bir mimarın beyin yapısından farklı ise, iki veya üç dilli bir bireyin beyin yapısı da tek dilli bir bireyinkinden farklıdır. İki dili aynı anda, dikkatle ve değişen ortama göre uygun biçimde kullanma, beyinde bellek, problem çözme ve planlama gibi pek çok işlevi kontrol eden yönetsel yapılardan kontrol sisteminin aktif olarak kullanılmasını gerektirir. Bilimsel çalışmalar, erken yaşta yabancı dil öğretiminin doğru yöntem ve yaklaşımlarla yapıldığında, iyi sonuçlar verdiğini göstermiştir. Erken yaşta bir başka dili öğrenme, çocuğa bilgiyi algılamada, işlemede ve kullanmada zihinsel esneklik sağlarken, aynı anda iki dille uğraşıyor olması, çocuğa dikkati kontrol etme ile diller-üstü farkındalık gibi becerilerde üstünlük sağlamaktadır. Dahası, son yapılan çalışmalar birden fazla dil bilmenin bilişsel yararlarının sadece çocukluk dönemi ile sınırlı olmadığını, tersine yaşam boyu sürdüğünü göstermektedir.
Erken yaşta dil öğrenimi ayrıca çocuğun anadilinin de desteklendiği artırıcı ikidillilik ortamlarında, çocuğun akademik başarısına, bireysel ve sosyal gelişimine de olumlu katkılarda bulunmaktadır. Bu sayede çocuk erken yaşta farklı kültürleri tanımakta, kültürlerarası benzerlikleri ve farklılıkları görebilmekte, farklı kültürlere saygı ile yaklaşmayı öğrendiği gibi, karşılaştırmalar yaparak kendi kültürünü daha iyi tanıma olanağı bulmaktadır.
Erken yaşta yabancı dil öğrenimin özellikleri nelerdir?
Erken yaşta yabancı dil eğitiminde başarı, anlamlı dil öğretim yöntemlerinin benimsenmesi ve tüm öğrenim sürecini kapsayan uygun eğitim ortamlarının yaratılmasıyla mümkündür. Erken çocukluk dönemi soyut düşünme yetisinin henüz tam olarak şekillenmediği ve bu nedenle yapılan tüm etkinliklerin somut olarak öğrencinin yaparak, oynayarak, deneyerek öğrenmeyi gerçekleştirdiği yıllardır. Yabancı dilde öğretim ilk aşamalarda iletişime dayalı olmalıdır. Ancak, ilk evrelerde çocuk sessiz kalıyorsa buna saygı gösterilmeli ve zorlanmamalıdır. Sessiz dönem bazı çocuklarda haftalarca, bazılarında aylar sürebilir. Sessiz olarak nitelendirilen bu dönemde çocuğun dili öğrenmediğini düşünmek doğru değildir. Çocuk bu ilk evrelerde sınıfta öğretmenin sunduğu dili anlamaya çalışıyordur. Tıpkı anadilimizi öğrenirken olduğu gibi, ikinci bir dilde konuşma ve yazma gibi üretime dayalı beceriler her zaman anlamadan sonra gelişir. Yabancı dilin sadece birkaç saatle sınırlı olduğu sınıf ortamlarında bu sürenin daha uzun süreceği göz ardı edilmemelidir.
Yabancı dil öğreniminin ilk aşamalarında çocuğun anadilinin özellikleri görülebilir. Bu, doğal bir süreçtir çünkü adına ‘dillerarası etkileşim’ dediğimiz bu durum, çocuğun dağarcığında olan halihazırda var olan anadil ile yeni öğrenmeye başladığı dil arasında sürekli bir etkileşimin olduğunu gösterir.
İkinci bir dil öğrenirken pek çok dilsel özelliğin yavaş ve belli bir sıra ile öğrenildiği görülür. Dilde bazı özellikler diğerlerinden daha önce, bazıları ise daha geç öğrenilir. Kimi zaman diller arası farklardan (alfabe, yazı sistemi, cümle yapısı gibi) kaynaklanan nedenlerle basitmiş gibi görünen pek çok özelliğin ve yapının öğrenilmesi aylar, hatta yıllar alabilir. İngilizce’nin öğreniminden örnek verecek olursak, İngilizce’de sayıları 14 kadar olan ‘can, could, would, should’ gibi yardımcı fiiller bir çırpıda öğrenilen yapılar değildir. Gerek anlam gerekse örtüşen fonksiyonları nedeniyle, anadili İngilizce olan çocukların bile bu yapıları uzun sürede öğrendiği görülmektedir. Bu nedenle, Türkiye koşullarında özellikle ders saatlerinin haftada birkaç saatle sınırlı olduğu sınıf ortamında İngilizce öğrenen çocukların kısa bir sürede bu gibi yapıları ve işlevleri öğrenmesi beklenmemelidir.
Doğası gereği, yazılı ve sözlü bir iletişim aracı olan dilin öğrenimi süreklilik gerektirir. Bugünden yarına kısa sürede gerçekleşmez. Öğrenci dili yeterince duymaz ve kullanma olanağı bulamazsa gelişme sağlanamaz ve öğrendiklerini kısa sürede unutur. Yabancı dilin günlük ders programında düzenli ve sürekli biçimde yer alması gerekir. Devlet okullarında yabancı dil öğretimi için ayrılan haftada 2-4 saatlik süreler kesinlikle yeterli değildir. Bir yabancı dilde akademik anlamda dinleme, konuşma, okuma, yazma ve sözcük bilgisini içeren donanımın edinilmesi ve tüm bu becerilerin doğru ve akıcı bir biçimde kullanımı için yaklaşık 5-7 yıl süren düzenli ve etkin bir öğretim programına ihtiyaç vardır. Kullanılan öğretim malzemelerinde ve kitaplarda sunulan konu ve yapıların çocukların gelişim basamaklarına uygun olması gerekir. Dahası, öğretilen yabancı dilin hangi özellikleri daha erken öğreniliyorsa, öğretim programının ve buna bağlı olarak hazırlanan yabancı dil kitaplarının ve öğretim malzemelerinin buna uygun hazırlanması gerekir.
Özetlemek gerekirse, her çocuk birden fazla dili öğrenme kapasitesine sahiptir. Bunu sağlamak için çocuğun öğretilen dili yeterince duyma ve kullanma olanağının olması kadar, öğretilen dilin çocuğa anlamlı ortamlar içinde sunuluyor gerekir. Çocuğun bilişsel, psikolojik, sosyo-duygusal ve akademik olarak hangi yaşta neyi iyi yapabileceğini bilmekle ve söz konusu gelişimsel evrelere uygun olarak hazırlanan öğretim malzemeleri ve yöntemleriyle ülkemizde erken yaşta yabancı dil öğretimini başarmak mümkündür.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.