Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2016 mali yılı itibarıyla tüm resmi pansiyonlu okullarda, elektronik bütçe (e-Bütçe) uygulamasına geçti.
MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan uygulamanın iş ve işlemleri büyük ölçüde hızlandırırken, şeffaf bir bütçeleme sistemini de ortaya koyduğu bildirildi.
e-Bütçe ile pansiyon gelir gider cetveli hazırlama ile ilgili bütün iş ve işlemler, elektronik ortama aktarılarak okulların ve Bakanlığın iş yükü hafifletildi.
Bu kapsamda, e-Bütçe, e-Pansiyonda kayıtlı bulunan öğrenci sayısı baz alınarak gerçekleştiriliyor. e-Bütçe’nin kullanımı ile temizlik, ulaştırma, jeneratör, revir-ecza, yangından korunma ve idari giderler, öğrenci başına belirlenen katsayı ve sabitlere göre belirlenmeye başladı. Bu kapsamda, ülke genelindeki tüm pansiyonlarda harcama kalemleri standarda bağlandı.
- Yeni sistem, bölgeler arası karşılaştırma yapma imkanı sağlıyor
Yakıt, elektrik ve su giderleri, gelir gider cetvelinden çıkarıldı. Pansiyonların elektronik ortamda fatura girişlerini yapıp ödeneklerini alabileceği bir sistem kullanılarak bağımsız aboneliği olan pansiyonların yakıt, elektrik ve su giderlerinin ne kadar tuttuğu tam olarak bilinebilir hale geldi.
Dolayısıyla öğrenci başına düşen yakıt, elektrik ve su tüketim miktarlarını hesaplama, bölgeler arası karşılaştırma yapma, tüketimi farklılık gösteren pansiyonları belirleme ve müdahale etme imkanı sağlandı.
e-Bütçe işlemleri ile şeffaf ve hızlı bir gelir gider cetveli hazırlama süreci başlatıldı. Öğrenci sayısına göre ödenek gönderildiğinden pansiyonlar arasındaki gelir dağılımı, tüm Türkiye'de adaletli bir şekilde yapılıyor.
Gelir gider cetvelinin elektronik ortamda hazırlanması ile pansiyonların yönetimini kolaylaştırma anlamında aşama kaydedildi. Raporlama ekranlarının kullanıma sunulmasıyla, pansiyonlar ile ilgili mali bilgilere ve tüketime yönelik istatistiki verilere erişme ve analiz yapma imkanı oluştu.
e-Bütçe uygulamasıyla uygulayıcıdan kaynaklanması muhtemel görünen hatalar da daha kolay şekilde ortadan kaldırılmış olacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 2016 mali yılı itibarıyla tüm resmi pansiyonlu okullarda, elektronik bütçe (e-Bütçe) uygulamasına geçti.
MEB Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan uygulamanın iş ve işlemleri büyük ölçüde hızlandırırken, şeffaf bir bütçeleme sistemini de ortaya koyduğu bildirildi.
e-Bütçe ile pansiyon gelir gider cetveli hazırlama ile ilgili bütün iş ve işlemler, elektronik ortama aktarılarak okulların ve Bakanlığın iş yükü hafifletildi.
Bu kapsamda, e-Bütçe, e-Pansiyonda kayıtlı bulunan öğrenci sayısı baz alınarak gerçekleştiriliyor. e-Bütçe’nin kullanımı ile temizlik, ulaştırma, jeneratör, revir-ecza, yangından korunma ve idari giderler, öğrenci başına belirlenen katsayı ve sabitlere göre belirlenmeye başladı. Bu kapsamda, ülke genelindeki tüm pansiyonlarda harcama kalemleri standarda bağlandı.
- Yeni sistem, bölgeler arası karşılaştırma yapma imkanı sağlıyor
Yakıt, elektrik ve su giderleri, gelir gider cetvelinden çıkarıldı. Pansiyonların elektronik ortamda fatura girişlerini yapıp ödeneklerini alabileceği bir sistem kullanılarak bağımsız aboneliği olan pansiyonların yakıt, elektrik ve su giderlerinin ne kadar tuttuğu tam olarak bilinebilir hale geldi.
Dolayısıyla öğrenci başına düşen yakıt, elektrik ve su tüketim miktarlarını hesaplama, bölgeler arası karşılaştırma yapma, tüketimi farklılık gösteren pansiyonları belirleme ve müdahale etme imkanı sağlandı.
e-Bütçe işlemleri ile şeffaf ve hızlı bir gelir gider cetveli hazırlama süreci başlatıldı. Öğrenci sayısına göre ödenek gönderildiğinden pansiyonlar arasındaki gelir dağılımı, tüm Türkiye'de adaletli bir şekilde yapılıyor.
Gelir gider cetvelinin elektronik ortamda hazırlanması ile pansiyonların yönetimini kolaylaştırma anlamında aşama kaydedildi. Raporlama ekranlarının kullanıma sunulmasıyla, pansiyonlar ile ilgili mali bilgilere ve tüketime yönelik istatistiki verilere erişme ve analiz yapma imkanı oluştu.
e-Bütçe uygulamasıyla uygulayıcıdan kaynaklanması muhtemel görünen hatalar da daha kolay şekilde ortadan kaldırılmış olacak.
Son Güncelleme: Cuma, 08 Ocak 2016 13:33
Gösterim: 1423
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, işitme engellilerle birebir iletişim kurmak amacıyla işaret dili eğitimi alıyor. Ramazanoğlu, "İngilizce, Arapça ve Almanca öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu düşündüm" dedi.
Toplumdaki engellilerin önemli bir kısmını işitme engellilerin oluşturması, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmek için işaret dili öğrenmenin önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, işaret dili eğitimi aldığını belirterek lisan öğrenmenin bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.
"Bir lisan, bir insan" deyişini hatırlatan Ramazanoğlu, ne kadar çok dil bilinirse o kadar çok insanla, farklı kültürlerle irtibata geçilebildiğini, bu şekilde ilişkilerin zenginleştiğini dile getirdi.
İşaret diliyle iletişim kuran bir engelli grubu bulunduğunu anlatan Ramazanoğlu, Bakanlık bünyesinde de engellilerle ilgili bütün yaşamsal destekleri verdiklerini söyledi.
Bakanlıkta işaret dili kursu verenlerden ders almaya başladığını aktaran Ramazanoğlu, şöyle devam etti:
"Zaman zaman ben de işitme engellilerle karşılaşıyorum. Anlamsız birtakım işaretlerle anlaşmaya çalışmaktansa karşımdakinin bana ne dediğini bilmek, ben de derdimi anlatmak için işaret dilini öğrenmek istedim. İngilizce, Arapça ve Almanca öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu düşündüm."
Ramazanoğlu, toplumda işaret dilini kullanan kişilere yardımcı olabilen insanların bulunmadığına dikkati çekerek "En kısa zamanda, ilk Bakanlar Kurulu'nda, kabinedeki işaret dili öğrenmek isteyen arkadaşlarıma teklifte bulunacağım. Öğrenmek isteyenlere Bakanlığımızdaki arkadaşlarımızın özel ders verebileceğini söyleyeceğim" diye konuştu.
Bakan Ramazanoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da işaret dili bildiğine işaret etti.
- "Hayatın içinde olabilecekleri yeni düzenlemeler yapıyoruz"
Engellilerin yaşam standartlarını artırmak için önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Ramazanoğlu, bu dönemde engellileri istihdama yöneltme ve hayat konforlarını artırma çalışmalarının olacağını söyledi.
Ramazanoğlu, "Engelsiz yaşam evleri yapacağız. Engelli vatandaşlar, bu evlerde günübirlik veya birkaç günlüğüne kalabilecekler. Aileler de sosyal hayatta daha fazla olabilecekler. Engelli vatandaşlarımızın evin değil hayatın içinde olabilecekleri yeni düzenlemeler yapıyoruz" diye konuştu.
- "İşaret dili kullananlarla iletişim halinde olunmalı"
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı işaret dili tercümanı Oya Tanyeli ise işaret dilinin öğrenilmesinin faydalı olduğunu belirterek "Neden insanlar İngilizce, Almanca öğreniyorlarsa işaret dilini de bunun için öğrenilmeli çünkü bu bir kültürün anlatımı. Bu, bir grup insanın kullandığı kendine ait bir ana dil. O insanlarla iletişim kurmak istiyorsak bu dili bilmek durumundayız."
Hiçbir dilin birkaç saat içinde öğrenilemeyeceğine ve doğru insanlardan eğitim alınması gerektiğine işaret eden Tanyeli, işaret dili kullananlarla da iletişim halinde olunmasının öneme değindi.
Tanyeli, işaret dili öğrenmek isteyenler için Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışmaları olduğunu aktardı.
Bakan Ramazanoğlu'na bir süredir ders verdiğini anlatan Tanyeli, "Bakanımız, bu konuda çok hevesli ve yetenekli. Bundan sonra da çok iyi devam edeceğine inanıyorum" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, işitme engellilerle birebir iletişim kurmak amacıyla işaret dili eğitimi alıyor. Ramazanoğlu, "İngilizce, Arapça ve Almanca öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu düşündüm" dedi.
Toplumdaki engellilerin önemli bir kısmını işitme engellilerin oluşturması, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmek için işaret dili öğrenmenin önemini bir kez daha gündeme getirdi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, işaret dili eğitimi aldığını belirterek lisan öğrenmenin bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.
"Bir lisan, bir insan" deyişini hatırlatan Ramazanoğlu, ne kadar çok dil bilinirse o kadar çok insanla, farklı kültürlerle irtibata geçilebildiğini, bu şekilde ilişkilerin zenginleştiğini dile getirdi.
İşaret diliyle iletişim kuran bir engelli grubu bulunduğunu anlatan Ramazanoğlu, Bakanlık bünyesinde de engellilerle ilgili bütün yaşamsal destekleri verdiklerini söyledi.
Bakanlıkta işaret dili kursu verenlerden ders almaya başladığını aktaran Ramazanoğlu, şöyle devam etti:
"Zaman zaman ben de işitme engellilerle karşılaşıyorum. Anlamsız birtakım işaretlerle anlaşmaya çalışmaktansa karşımdakinin bana ne dediğini bilmek, ben de derdimi anlatmak için işaret dilini öğrenmek istedim. İngilizce, Arapça ve Almanca öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu düşündüm."
Ramazanoğlu, toplumda işaret dilini kullanan kişilere yardımcı olabilen insanların bulunmadığına dikkati çekerek "En kısa zamanda, ilk Bakanlar Kurulu'nda, kabinedeki işaret dili öğrenmek isteyen arkadaşlarıma teklifte bulunacağım. Öğrenmek isteyenlere Bakanlığımızdaki arkadaşlarımızın özel ders verebileceğini söyleyeceğim" diye konuştu.
Bakan Ramazanoğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun da işaret dili bildiğine işaret etti.
- "Hayatın içinde olabilecekleri yeni düzenlemeler yapıyoruz"
Engellilerin yaşam standartlarını artırmak için önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten Ramazanoğlu, bu dönemde engellileri istihdama yöneltme ve hayat konforlarını artırma çalışmalarının olacağını söyledi.
Ramazanoğlu, "Engelsiz yaşam evleri yapacağız. Engelli vatandaşlar, bu evlerde günübirlik veya birkaç günlüğüne kalabilecekler. Aileler de sosyal hayatta daha fazla olabilecekler. Engelli vatandaşlarımızın evin değil hayatın içinde olabilecekleri yeni düzenlemeler yapıyoruz" diye konuştu.
- "İşaret dili kullananlarla iletişim halinde olunmalı"
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı işaret dili tercümanı Oya Tanyeli ise işaret dilinin öğrenilmesinin faydalı olduğunu belirterek "Neden insanlar İngilizce, Almanca öğreniyorlarsa işaret dilini de bunun için öğrenilmeli çünkü bu bir kültürün anlatımı. Bu, bir grup insanın kullandığı kendine ait bir ana dil. O insanlarla iletişim kurmak istiyorsak bu dili bilmek durumundayız."
Hiçbir dilin birkaç saat içinde öğrenilemeyeceğine ve doğru insanlardan eğitim alınması gerektiğine işaret eden Tanyeli, işaret dili kullananlarla da iletişim halinde olunmasının öneme değindi.
Tanyeli, işaret dili öğrenmek isteyenler için Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının çalışmaları olduğunu aktardı.
Bakan Ramazanoğlu'na bir süredir ders verdiğini anlatan Tanyeli, "Bakanımız, bu konuda çok hevesli ve yetenekli. Bundan sonra da çok iyi devam edeceğine inanıyorum" dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 08 Ocak 2016 11:43
Gösterim: 1221
Gelecek 3 yılda orta öğretim sınav döneminin Ramazan ayı ile çakışması nedeniyle İngiltere sınav kurulu, Müslüman öğrencilerin mağdur olmaması için yeni düzenlemeye gitti.
İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'daki sınav kurullarını temsil eden Nitelikler Ortak Kurulu'ndan (JCQ) yapılan açıklamada, 14-18 yaş grubundaki öğrencilerin girdiği, ortaöğretim genel sertifikası (GCSE) ve ileri düzey eğitim sertifikası (A-level) sınavlarının, önümüzdeki dönemde Ramazan ayıyla çakışmasının ülkedeki Müslüman gruplarla birlikte ele alındığı kaydedildi.
Oruç tutacak Müslüman öğrenciler gibi, çeşitli grupların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, GCSE matematik ve İngilizce gibi popüler ve kilit derslerin sınavlarının Razaman öncesine alınacağını ancak diğer bazı sınavların Ramazan'da yapılmaya devam edileceğini duyuran JCQ, "Mümkün olduğu sürece, birçok GCSE ve A-level derslerinin sınavları, Razaman ayı başlamadan düzenlenecek. Diğer sınavların ise sabah saatlerinde mi yoksa akşam üzeri mi düzenleneceği konusu da değerlendiriliyor" bilgisini paylaştı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Gelecek 3 yılda orta öğretim sınav döneminin Ramazan ayı ile çakışması nedeniyle İngiltere sınav kurulu, Müslüman öğrencilerin mağdur olmaması için yeni düzenlemeye gitti.
İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda'daki sınav kurullarını temsil eden Nitelikler Ortak Kurulu'ndan (JCQ) yapılan açıklamada, 14-18 yaş grubundaki öğrencilerin girdiği, ortaöğretim genel sertifikası (GCSE) ve ileri düzey eğitim sertifikası (A-level) sınavlarının, önümüzdeki dönemde Ramazan ayıyla çakışmasının ülkedeki Müslüman gruplarla birlikte ele alındığı kaydedildi.
Oruç tutacak Müslüman öğrenciler gibi, çeşitli grupların ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, GCSE matematik ve İngilizce gibi popüler ve kilit derslerin sınavlarının Razaman öncesine alınacağını ancak diğer bazı sınavların Ramazan'da yapılmaya devam edileceğini duyuran JCQ, "Mümkün olduğu sürece, birçok GCSE ve A-level derslerinin sınavları, Razaman ayı başlamadan düzenlenecek. Diğer sınavların ise sabah saatlerinde mi yoksa akşam üzeri mi düzenleneceği konusu da değerlendiriliyor" bilgisini paylaştı.
Son Güncelleme: Perşembe, 07 Ocak 2016 13:01
Gösterim: 1214
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı sahte diplomalarla müracaat edip, öğretmen olarak göreve başlamış 50-60 kişinin tespit edildiğini bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı sahte diplomalarla müracaat edip, öğretmen olarak göreve başlamış 50-60 kişinin tespit edildiğini bildirerek, "Muhtemelen bu çete veya çeteler, şubat atamaları için de bazı öğretmen adaylarına musallat olabilir. Çok ciddi paralarla, 30-40 bin lira alarak bu sahte diplomaların pazarlandığına dair bir duyum da geldi" açıklamasını yaptı.
Avcı, Habertürk Televizyonunda katıldığı bir programda, geçmiş öğretmen atama dönemlerinde bir sorunun karşılarına çıktığını belirterek, şu açıklamada bulundu:
"Bazı sahte diplomalarla müracaat edip öğretmen olan arkadaşlar olduğunu tespit ettik. Bazı üniversitelerin diplomalarını, hatta geçici mezuniyet belgelerini taklit ederek öğretmenliğe başvurmuş ve o diplomayı hakiki diploma gibi kabul ettirerek göreve başlamış 50-60 civarında, bunları tespit ettik. Bu soruşturmayı daha da derinleştiriyoruz.
Şubat ataması uyarısı
Bakan Avcı, bir soru üzerine, sahte diploma alanların özel öğretim gibi daha çok talep olan branşlarda görüldüğüne değinerek, "En çok hangi branşta ihtiyacımız varsa orada daha çok öğretmen alıyoruz. Dolayısıyla o branşlara yönelik böyle bir tezgah kurulmuş" dedi.
Şu ana kadar 50-60 dolayında somut tespitlerinin bulunduğunu bildiren Avcı, "Muhtemelen bu çete veya çeteler, şubat atamaları için de bazı öğretmen adaylarına musallat olabilir. Çok ciddi paralarla yani 30-40 bin lira alarak bu sahte diplomaların pazarlandığına dair bir duyum da geldi. Borç çekip ödeyen öğretmenler olduğunu arkadaşlarımız söylediler. Dolayısıyla öğretmen adaylarımız, sakın böyle şeylere tevessül etmesinler. Bu konuda çok ciddi bir çalışmamız var. Yazık olur" değerlendirmesini yaptı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı sahte diplomalarla müracaat edip, öğretmen olarak göreve başlamış 50-60 kişinin tespit edildiğini bildirdi.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, bazı sahte diplomalarla müracaat edip, öğretmen olarak göreve başlamış 50-60 kişinin tespit edildiğini bildirerek, "Muhtemelen bu çete veya çeteler, şubat atamaları için de bazı öğretmen adaylarına musallat olabilir. Çok ciddi paralarla, 30-40 bin lira alarak bu sahte diplomaların pazarlandığına dair bir duyum da geldi" açıklamasını yaptı.
Avcı, Habertürk Televizyonunda katıldığı bir programda, geçmiş öğretmen atama dönemlerinde bir sorunun karşılarına çıktığını belirterek, şu açıklamada bulundu:
"Bazı sahte diplomalarla müracaat edip öğretmen olan arkadaşlar olduğunu tespit ettik. Bazı üniversitelerin diplomalarını, hatta geçici mezuniyet belgelerini taklit ederek öğretmenliğe başvurmuş ve o diplomayı hakiki diploma gibi kabul ettirerek göreve başlamış 50-60 civarında, bunları tespit ettik. Bu soruşturmayı daha da derinleştiriyoruz.
Şubat ataması uyarısı
Bakan Avcı, bir soru üzerine, sahte diploma alanların özel öğretim gibi daha çok talep olan branşlarda görüldüğüne değinerek, "En çok hangi branşta ihtiyacımız varsa orada daha çok öğretmen alıyoruz. Dolayısıyla o branşlara yönelik böyle bir tezgah kurulmuş" dedi.
Şu ana kadar 50-60 dolayında somut tespitlerinin bulunduğunu bildiren Avcı, "Muhtemelen bu çete veya çeteler, şubat atamaları için de bazı öğretmen adaylarına musallat olabilir. Çok ciddi paralarla yani 30-40 bin lira alarak bu sahte diplomaların pazarlandığına dair bir duyum da geldi. Borç çekip ödeyen öğretmenler olduğunu arkadaşlarımız söylediler. Dolayısıyla öğretmen adaylarımız, sakın böyle şeylere tevessül etmesinler. Bu konuda çok ciddi bir çalışmamız var. Yazık olur" değerlendirmesini yaptı.
Son Güncelleme: Perşembe, 07 Ocak 2016 13:34
Gösterim: 2289
Milli Eğitim Bakanlığı, 15 ilde kurulacak izleme ekipleriyle başta kız çocukları olmak üzere okula devam problemi olan öğrencileri tespit ederek eğitime kazandıracak.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) 15 pilot ilde yürütülen "Özellikle Kız Çocuklarının Okula Devam Oranlarının Artırılması Projesi" kapsamında oluşturulacak izleme ekipleri, eğitime devam problemi olan öğrencileri tespit ederek okullu olmalarını sağlayacak.
MEB koordinesinde yürütülen ve Avrupa Birliğince (AB) desteklenen proje çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Muş, Bitlis, Siirt, Batman, Bingöl, Ağrı, Kars, Erzurum, Iğdır, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Van, Şırnak ve Hakkari'de okula devam problemi olan çocukların tespiti için izleme ekiplerinin kurulması kararlaştırıldı.
MEB Proje Koordinatörü Osman Yalçın, şunları kaydetti: "Bu ekipler, devam problemi olan çocukların ailelerini ziyaret edecek ve devamsızlık nedenlerini araştıracak. İllerde ve ilçelerde kurulan ekipler yine ziyaretlerde bulunarak, bu aileleri ikna edecek. Ailelere ayrıca öğretmenler, din adamları, sosyal vakıf temsilcileriyle ziyaretler gerçekleştirilecek, çocuklarının niçin eğitime devam etmesi gerektiği anlatılacak. Aileler eğitimin önemi hakkında bilgilendirilecek."
Osman Yalçın, yürütecekleri çalışmayla 3 bin 500 öğrenci ve 5 bin 500 ebeveyne ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı, 15 ilde kurulacak izleme ekipleriyle başta kız çocukları olmak üzere okula devam problemi olan öğrencileri tespit ederek eğitime kazandıracak.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) 15 pilot ilde yürütülen "Özellikle Kız Çocuklarının Okula Devam Oranlarının Artırılması Projesi" kapsamında oluşturulacak izleme ekipleri, eğitime devam problemi olan öğrencileri tespit ederek okullu olmalarını sağlayacak.
MEB koordinesinde yürütülen ve Avrupa Birliğince (AB) desteklenen proje çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki Muş, Bitlis, Siirt, Batman, Bingöl, Ağrı, Kars, Erzurum, Iğdır, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Van, Şırnak ve Hakkari'de okula devam problemi olan çocukların tespiti için izleme ekiplerinin kurulması kararlaştırıldı.
MEB Proje Koordinatörü Osman Yalçın, şunları kaydetti: "Bu ekipler, devam problemi olan çocukların ailelerini ziyaret edecek ve devamsızlık nedenlerini araştıracak. İllerde ve ilçelerde kurulan ekipler yine ziyaretlerde bulunarak, bu aileleri ikna edecek. Ailelere ayrıca öğretmenler, din adamları, sosyal vakıf temsilcileriyle ziyaretler gerçekleştirilecek, çocuklarının niçin eğitime devam etmesi gerektiği anlatılacak. Aileler eğitimin önemi hakkında bilgilendirilecek."
Osman Yalçın, yürütecekleri çalışmayla 3 bin 500 öğrenci ve 5 bin 500 ebeveyne ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.
Son Güncelleme: Perşembe, 07 Ocak 2016 11:12
Gösterim: 1801

