Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

Kütüphaneciler Derneği’nin Kütüphaneler Haftası kapsamında Türkiye genelinde düzenlediği ''Kitabını alan meydana gelsin'' etkinliği Abdi İpekçi Parkı'nda yapıldı. Toplanan yaklaşık 150 kişi, 50 il ve ilçe merkezindeki kitapseverle aynı anda yarım saat kitap okudu.

Kitabını alan meydana geldiKütüphaneciler Derneği, her yıl mart ayının son pazartesi günü başlayan Kütüphaneler Haftası kapsamında, Türkiye genelinde ''Kitabını alan meydana gelsin'' sloganıyla etkinlik düzenledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından Abdi İpekçi Parkı'nda organize edilen etkinliğe Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinden Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyeleri ile öğrenciler, Okul Kütüphaneciliği Derneği üyeleri, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği üyeleri, Edebiyatçılar Derneği üyeleri, BUĞDAY Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyeleri, Çizgi Roman Okurları Platformu üyeleri, lise öğrencileri, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

Etkinliğe katılan yaklaşık 150 kişi, 50 il ve ilçe merkezindeki kitapseverle aynı anda yarım saat kitap okudu.

Türk Kütüphaneciler Derneği adına konuşan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Yılmaz, Türkiye'de ilk kez aynı anda yüzlerce kişinin, 50 il ve 50 ilçede yarım saat boyunca birlikte kitap okuduğunu belirterek, ''Özellikle dijital kültürün yoğun olarak yaşandığı bu dönemde, okumaya olan ilgiyi artırmak, farkındalık oluşturmak istedik'' dedi. Yılmaz, gelecek yıllarda etkinliği tekrarlamayı planladıklarını bildirerek, ''Kütüphane toplum için önemlidir, okumak toplum için önemlidir, okumak toplumu güçlendirir. Toplumu okuyarak güzelleştireceğimizi ve güçlendireceğimizi düşünüyoruz. Herkesi okumaya davet ediyoruz'' diye konuştu.

(AA)

> Kitabını alan meydana geldi

Kütüphaneciler Derneği’nin Kütüphaneler Haftası kapsamında Türkiye genelinde düzenlediği ''Kitabını alan meydana gelsin'' etkinliği Abdi İpekçi Parkı'nda yapıldı. Toplanan yaklaşık 150 kişi, 50 il ve ilçe merkezindeki kitapseverle aynı anda yarım saat kitap okudu.

Kitabını alan meydana geldiKütüphaneciler Derneği, her yıl mart ayının son pazartesi günü başlayan Kütüphaneler Haftası kapsamında, Türkiye genelinde ''Kitabını alan meydana gelsin'' sloganıyla etkinlik düzenledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından Abdi İpekçi Parkı'nda organize edilen etkinliğe Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinden Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü öğretim üyeleri ile öğrenciler, Okul Kütüphaneciliği Derneği üyeleri, Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği üyeleri, Edebiyatçılar Derneği üyeleri, BUĞDAY Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği üyeleri, Çizgi Roman Okurları Platformu üyeleri, lise öğrencileri, öğretmenler ve vatandaşlar katıldı.

Etkinliğe katılan yaklaşık 150 kişi, 50 il ve ilçe merkezindeki kitapseverle aynı anda yarım saat kitap okudu.

Türk Kütüphaneciler Derneği adına konuşan Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Yılmaz, Türkiye'de ilk kez aynı anda yüzlerce kişinin, 50 il ve 50 ilçede yarım saat boyunca birlikte kitap okuduğunu belirterek, ''Özellikle dijital kültürün yoğun olarak yaşandığı bu dönemde, okumaya olan ilgiyi artırmak, farkındalık oluşturmak istedik'' dedi. Yılmaz, gelecek yıllarda etkinliği tekrarlamayı planladıklarını bildirerek, ''Kütüphane toplum için önemlidir, okumak toplum için önemlidir, okumak toplumu güçlendirir. Toplumu okuyarak güzelleştireceğimizi ve güçlendireceğimizi düşünüyoruz. Herkesi okumaya davet ediyoruz'' diye konuştu.

(AA)

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 18:19

Gösterim: 1977

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesiyle dershanelere olan ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyeler ineceğini söyledi.

‘Öğrenciler üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak’AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesi halinde, dershanelere olan ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyelere ineceğini söyledi. Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Canikli, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Canikli, ''dershanelerin kaldırılması'' ile ilgili açıklamaların sorulması üzerine, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesi halinde dershanelere ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyeler ineceğini anlattı.

‘Öğrenciler üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak’

Canikli ''Bugüne kadar uygulanan ve dikte ettirilen kesintisiz eğitim sisteminde'' öğrencilerin eğilimlerine ve yeteneklerine göre eğitim imkanı verilmediğini savunarak, şöyle konuştu: ''Teklif kabul edildiği takdirde, teknik ve mesleki eğitimde ilerleme olacak. Birçok öğrenci üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak, kendi branşında devam etmek istiyorsa, sınavsız iki yılık yüksekokula gitme imkanı olacak. Ayrıca 4 yıllık lisans imkanını kullanmak isterse, avantajlı olarak buna devam etme imkanı var. Bütün bunlar dershaneye olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Ayrıca henüz olgunlaşmadı, üzerinde yapılan çalışma var; bir dönem uygulandı, o zaman ortaokul ve liselerde bitirme sınavı vardı, bu bir sonraki yükseköğretim için etkili olacak mekanizmalardı. Onlarla ilgili çalışma da var. Derste verilen eğitimle üniversiteye gidecek öğrencilerin seçilmesinin sağlanması... Hiç kimse dershaneye gitmediği zaman herkes eşit konumda olur, okulda verilen eğitimle yarışa katılabilirler. Ama bunun için hem okuldaki eğitimin hem üniversiteyle girişteki ağırlığının artırılması gerekir, hem de bir sınavla daha çok ağırlık verilerek okuldaki eğitimin öne çıkartılması sağlanacak. Çocuklar birinci 4'ten sonra kendi eğilimlerine yönlendirme imkanı bulursa, çok daha kaliteli eğitim alma imkanı ortaya çıkar. Dershane bağımlılığının ortadan kaldırılması için böyle bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yürürlüğe konulması gerekir. Şu andaki eğitim sistemiyle dershane bağımlılığı azaltılamaz. ''

     Dershane konusunun gündemlerine yeni gelmediğini, uzun yıllardır tartışıldığına işaret eden Canikli, ''Şu anki kesintisiz eğitim modeliyle bunun hayata geçirilmesi mümkün değil. CHP bu nedenle samimi değil. Şu anki modelle bunun yapılması gerçekçi değil. Dershane ihtiyacını büyük oranda besleyen model, şu anda uygulanan 8 yıllık kesintisiz eğitimdir. Velilerin 15-16 milyar lira kaynak ayırmasına neden olan eğitim modeli olduğu sürece, dershane ortadan kalkmaz. Saimim yaklaşım, seçeneğe dayalı eğitim modelini hayata geçirdikten sonra böyle bir modeli savunmaktır. Ama CHP gerçekçi olmayan, propaganda amaçlı, içi boş, altı doldurulmamış propaganda malzemesi olarak kullanıyor'' görüşünü dile getirdi.

(AA)

> Canikli: Dershanelere ihtiyaç kalmayacak

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesiyle dershanelere olan ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyeler ineceğini söyledi.

‘Öğrenciler üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak’AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesi halinde, dershanelere olan ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyelere ineceğini söyledi. Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Canikli, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Canikli, ''dershanelerin kaldırılması'' ile ilgili açıklamaların sorulması üzerine, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasıyla ilgili teklifin kabul edilmesi halinde dershanelere ihtiyacın büyük ölçüde azalacağını, minimum seviyeler ineceğini anlattı.

‘Öğrenciler üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak’

Canikli ''Bugüne kadar uygulanan ve dikte ettirilen kesintisiz eğitim sisteminde'' öğrencilerin eğilimlerine ve yeteneklerine göre eğitim imkanı verilmediğini savunarak, şöyle konuştu: ''Teklif kabul edildiği takdirde, teknik ve mesleki eğitimde ilerleme olacak. Birçok öğrenci üniversite eğitimi yerine iş hayatına atılacak, kendi branşında devam etmek istiyorsa, sınavsız iki yılık yüksekokula gitme imkanı olacak. Ayrıca 4 yıllık lisans imkanını kullanmak isterse, avantajlı olarak buna devam etme imkanı var. Bütün bunlar dershaneye olan ihtiyacı ortadan kaldırıyor. Ayrıca henüz olgunlaşmadı, üzerinde yapılan çalışma var; bir dönem uygulandı, o zaman ortaokul ve liselerde bitirme sınavı vardı, bu bir sonraki yükseköğretim için etkili olacak mekanizmalardı. Onlarla ilgili çalışma da var. Derste verilen eğitimle üniversiteye gidecek öğrencilerin seçilmesinin sağlanması... Hiç kimse dershaneye gitmediği zaman herkes eşit konumda olur, okulda verilen eğitimle yarışa katılabilirler. Ama bunun için hem okuldaki eğitimin hem üniversiteyle girişteki ağırlığının artırılması gerekir, hem de bir sınavla daha çok ağırlık verilerek okuldaki eğitimin öne çıkartılması sağlanacak. Çocuklar birinci 4'ten sonra kendi eğilimlerine yönlendirme imkanı bulursa, çok daha kaliteli eğitim alma imkanı ortaya çıkar. Dershane bağımlılığının ortadan kaldırılması için böyle bir düzenlemenin hayata geçirilmesi yürürlüğe konulması gerekir. Şu andaki eğitim sistemiyle dershane bağımlılığı azaltılamaz. ''

     Dershane konusunun gündemlerine yeni gelmediğini, uzun yıllardır tartışıldığına işaret eden Canikli, ''Şu anki kesintisiz eğitim modeliyle bunun hayata geçirilmesi mümkün değil. CHP bu nedenle samimi değil. Şu anki modelle bunun yapılması gerçekçi değil. Dershane ihtiyacını büyük oranda besleyen model, şu anda uygulanan 8 yıllık kesintisiz eğitimdir. Velilerin 15-16 milyar lira kaynak ayırmasına neden olan eğitim modeli olduğu sürece, dershane ortadan kalkmaz. Saimim yaklaşım, seçeneğe dayalı eğitim modelini hayata geçirdikten sonra böyle bir modeli savunmaktır. Ama CHP gerçekçi olmayan, propaganda amaçlı, içi boş, altı doldurulmamış propaganda malzemesi olarak kullanıyor'' görüşünü dile getirdi.

(AA)

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 17:45

Gösterim: 2437

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk üniversitelerinin yavaş yavaş belli bir başarıyı yakalamaya başladığını belirterek, "Bu tabi ki, üniversitelerin kendi asli görevlerine dönmeleriyle ilgili bir konudur aslında. Daha önce enerji, kaynaklar çok farklı şekilde harcanıyordu. Kendi aramızda sürtüşmelerle ve başka şeylere çok fazla odaklanıyorduk. Ve bütün gücümüz, zihnimiz, enerjimiz o işlere gidiyordu. Biz bir israf kaybıyla karşı karşıya olmamalıyız. İsraf kaybı hem maddi hem de gençlerin, çocuklarımızın zamanı itibariyledir. O bakımdan büyük bir imtihanla karşı karşıyayız."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü'nde rektörlerle buluştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rektörlerle biraraya geldiği öğle yemeğine ayrıca YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ve YÖK üyeleri de katıldı. Yemek öncesi bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 15-20 yıl önce rektörlerin sayısının bir masanın etrafında oturan kişi sayısı kadar olduğunu belirterek, "Şimdi bu salonda hepinizin Türkiye'deki üniversitlerin rektörleri olduğunu görünce Türkiye'nin kapasitesini, Türkiye'nin geldiği durumu bir kez daha gururla idrak ettim" diye konuştu.

Konuşmasının başlarında YÖK Başkanı Çetinsaya'ya ve rektörlere başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Gül, eğitim konusunun kendisi için çok önem verdiği bir konu olduğunu belirterek, "Üniversiteler söz konusu olunca Cumhurbaşkanı olarak tabi ki ayrı bir sorumluluğum da var. Dolayısıyla üniversitelerimizin başarılarını yakından takip ediyorum ve takip etmeye de çalışıyorum" dedi. Türkiye'deki üniversitelerin fiziki anlamda çok iyi bir seviyeye gelidiğini ifade eden Gül, 2015 yılında ulaşılması gereken hedefi Türkiye'nin 2010 yılında ulaştığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül ayrıca dünyanın birçok yerinde üniversitelere yeterli kaynak ayrılmadığını fakat Türkiye'de ise bunun tam tersi bir durum söz konusu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, gelecekte nasıl üniversiteler olması gerektiği noktasına değinerek şunları söyledi: "Nasıl üniversiteler olacak? Liselerin devamı şeklinde çocukların 4 sene daha vakit geçirdiği, biraz daha yeni çevre öğrendiği mekanlar mı olacak, yoksa akademik özgürlüğü, akamedik iklimi oluşturan ve gerçekten çocuk liseden ayrılıp üniversiteye geldiğinde üniversitede olduğunu hisseden ve mezun olduğunda onu tamamen değiştiren, topluma o şekilde sunan üniversiteler mi olacaksınız? Biz bir israf kaybıyla karşı karşıya olmamalıyız. İsraf kaybı hem maddi hem de gençlerin, çocuklarımızın zamanı itibariyledir. O bakımdan büyük bir imtihanla karşı karşıyayız."

ÜNİVERSİTELERDE NORMALLEŞME, BÜYÜK KAZANIM GETİRDİ

Üniversitelerin kalitesini artırıcı birçok tedbirin alınması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, Türk üniversitelerinin başarılarıyla dikkat çekmeye başladığını belirterek, "Bu tabi ki, üniversitelerin kendi asli görevlerine dönmeleriyle ilgili bir konudur aslında. Daha önce enerji, kaynaklar çok farklı şekilde harcanıyordu. Kendi aramızda sürtüşmelerle ve başka şeylere çok fazla odaklanıyorduk. Ve bütün gücümüz, zihnimiz, enerjimiz o işlere gidiyordu. Şimdi memnuniyetle gerçekten görüyorum; bu normalleşme Türkiye'ye çok büyük büyük kazanım getirmiştir ve önümüzdeki yıllarda bu yılların çalışmalarını, semereleri ortaya çıkacaktır. Ve çok daha fazla başarılar olacaktır" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin içine kapalı olduğuna dikkat çektiği konuşmasında "Türk üniversitelerinin en büyük noksanlığını, içe kapalılıkta görüyorum. Bu gerek yabancı öğretim üyesi, gerekse yabancı öğrenci açısından. Bu konuda bir kaç üniversitemiz var dışa daha çok açık olan. Ama onların da aslında öğrenci sayılarına ve öğretim üyesi sayılarına baktığımızda o da yeterli değil" diye konuştu.

Türkiye'ye yabancı öğrenci gelmesinin önünün açılması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Bunu artırmamız lazım. Bunun ekonomik boyutları falan farklı. Türkiye'de okuyan bir yabancı öğrenci ülkesine döndüğünde orada nasıl bir Türkiye elçisi olacaktır, bu ayrı. Yani bunlar çok büyük kazanımlar. Bunlar küçük paralarla ifade edilemeyecek kadar büyük kazanımlar" şeklinde konuştu.

"Türkiye aslında dışarıdan öğretim üyelerinin koşarak gelmek istediği bir ülke haline gelmesi gerekir" diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Bu hem kendi akademisyenlerimizin yurt dışındaki, yani beyin göçünü tersine döndürme açısından, hem de başka yine değerli beyinlerin Türkiye'ye getirilmesi açısından buna gayret sarf edilmeli. Buna özellikle rektörlerin uğraşması, takip etmesi bir nevi avcılık yapıp, gidip üniversitelerinize iyi hocaları getirmeniz gerekmektedir" dedi.

EĞİTİMDE SORUN ORTAÖĞRETİMDE BAŞLIYOR

Eğitimde problemin ilköğretimde başladığını, ortaöğretimde devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Çocuklarımızın maalesef çoğu, okullarda sadece vakit kaybediyor. Bunlar ölçülüyor, bunlarla ilgili çok çalışma var" dedi. Eğitim kalitesini artırmanan temel direğinin öğretmen olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, üniversitlerde de öğretim üyelerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül ayrıca, YÖK'ün şimdiden, Yeni Yüksek Öğretim Yasası'na kendisini hazırlamasını ve hazırlık yapmasını istedi.

Yemekte konuşan YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ise, davetten dolayı ve üniversitelerin gelişmesi için harcadığı çabalardan dolayı Cumhubaşkanı Abdullah Gül'e teşekkür etti.

> 'Eğitimde sorun ortaöğretimde başlıyor'

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türk üniversitelerinin yavaş yavaş belli bir başarıyı yakalamaya başladığını belirterek, "Bu tabi ki, üniversitelerin kendi asli görevlerine dönmeleriyle ilgili bir konudur aslında. Daha önce enerji, kaynaklar çok farklı şekilde harcanıyordu. Kendi aramızda sürtüşmelerle ve başka şeylere çok fazla odaklanıyorduk. Ve bütün gücümüz, zihnimiz, enerjimiz o işlere gidiyordu. Biz bir israf kaybıyla karşı karşıya olmamalıyız. İsraf kaybı hem maddi hem de gençlerin, çocuklarımızın zamanı itibariyledir. O bakımdan büyük bir imtihanla karşı karşıyayız."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü'nde rektörlerle buluştu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün rektörlerle biraraya geldiği öğle yemeğine ayrıca YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ve YÖK üyeleri de katıldı. Yemek öncesi bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 15-20 yıl önce rektörlerin sayısının bir masanın etrafında oturan kişi sayısı kadar olduğunu belirterek, "Şimdi bu salonda hepinizin Türkiye'deki üniversitlerin rektörleri olduğunu görünce Türkiye'nin kapasitesini, Türkiye'nin geldiği durumu bir kez daha gururla idrak ettim" diye konuştu.

Konuşmasının başlarında YÖK Başkanı Çetinsaya'ya ve rektörlere başarılar dileyen Cumhurbaşkanı Gül, eğitim konusunun kendisi için çok önem verdiği bir konu olduğunu belirterek, "Üniversiteler söz konusu olunca Cumhurbaşkanı olarak tabi ki ayrı bir sorumluluğum da var. Dolayısıyla üniversitelerimizin başarılarını yakından takip ediyorum ve takip etmeye de çalışıyorum" dedi. Türkiye'deki üniversitelerin fiziki anlamda çok iyi bir seviyeye gelidiğini ifade eden Gül, 2015 yılında ulaşılması gereken hedefi Türkiye'nin 2010 yılında ulaştığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül ayrıca dünyanın birçok yerinde üniversitelere yeterli kaynak ayrılmadığını fakat Türkiye'de ise bunun tam tersi bir durum söz konusu olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül, gelecekte nasıl üniversiteler olması gerektiği noktasına değinerek şunları söyledi: "Nasıl üniversiteler olacak? Liselerin devamı şeklinde çocukların 4 sene daha vakit geçirdiği, biraz daha yeni çevre öğrendiği mekanlar mı olacak, yoksa akademik özgürlüğü, akamedik iklimi oluşturan ve gerçekten çocuk liseden ayrılıp üniversiteye geldiğinde üniversitede olduğunu hisseden ve mezun olduğunda onu tamamen değiştiren, topluma o şekilde sunan üniversiteler mi olacaksınız? Biz bir israf kaybıyla karşı karşıya olmamalıyız. İsraf kaybı hem maddi hem de gençlerin, çocuklarımızın zamanı itibariyledir. O bakımdan büyük bir imtihanla karşı karşıyayız."

ÜNİVERSİTELERDE NORMALLEŞME, BÜYÜK KAZANIM GETİRDİ

Üniversitelerin kalitesini artırıcı birçok tedbirin alınması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, Türk üniversitelerinin başarılarıyla dikkat çekmeye başladığını belirterek, "Bu tabi ki, üniversitelerin kendi asli görevlerine dönmeleriyle ilgili bir konudur aslında. Daha önce enerji, kaynaklar çok farklı şekilde harcanıyordu. Kendi aramızda sürtüşmelerle ve başka şeylere çok fazla odaklanıyorduk. Ve bütün gücümüz, zihnimiz, enerjimiz o işlere gidiyordu. Şimdi memnuniyetle gerçekten görüyorum; bu normalleşme Türkiye'ye çok büyük büyük kazanım getirmiştir ve önümüzdeki yıllarda bu yılların çalışmalarını, semereleri ortaya çıkacaktır. Ve çok daha fazla başarılar olacaktır" değerlendirmesini yaptı.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin içine kapalı olduğuna dikkat çektiği konuşmasında "Türk üniversitelerinin en büyük noksanlığını, içe kapalılıkta görüyorum. Bu gerek yabancı öğretim üyesi, gerekse yabancı öğrenci açısından. Bu konuda bir kaç üniversitemiz var dışa daha çok açık olan. Ama onların da aslında öğrenci sayılarına ve öğretim üyesi sayılarına baktığımızda o da yeterli değil" diye konuştu.

Türkiye'ye yabancı öğrenci gelmesinin önünün açılması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Gül, "Bunu artırmamız lazım. Bunun ekonomik boyutları falan farklı. Türkiye'de okuyan bir yabancı öğrenci ülkesine döndüğünde orada nasıl bir Türkiye elçisi olacaktır, bu ayrı. Yani bunlar çok büyük kazanımlar. Bunlar küçük paralarla ifade edilemeyecek kadar büyük kazanımlar" şeklinde konuştu.

"Türkiye aslında dışarıdan öğretim üyelerinin koşarak gelmek istediği bir ülke haline gelmesi gerekir" diyen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Bu hem kendi akademisyenlerimizin yurt dışındaki, yani beyin göçünü tersine döndürme açısından, hem de başka yine değerli beyinlerin Türkiye'ye getirilmesi açısından buna gayret sarf edilmeli. Buna özellikle rektörlerin uğraşması, takip etmesi bir nevi avcılık yapıp, gidip üniversitelerinize iyi hocaları getirmeniz gerekmektedir" dedi.

EĞİTİMDE SORUN ORTAÖĞRETİMDE BAŞLIYOR

Eğitimde problemin ilköğretimde başladığını, ortaöğretimde devam ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Çocuklarımızın maalesef çoğu, okullarda sadece vakit kaybediyor. Bunlar ölçülüyor, bunlarla ilgili çok çalışma var" dedi. Eğitim kalitesini artırmanan temel direğinin öğretmen olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Gül, üniversitlerde de öğretim üyelerinin iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Gül ayrıca, YÖK'ün şimdiden, Yeni Yüksek Öğretim Yasası'na kendisini hazırlamasını ve hazırlık yapmasını istedi.

Yemekte konuşan YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ise, davetten dolayı ve üniversitelerin gelişmesi için harcadığı çabalardan dolayı Cumhubaşkanı Abdullah Gül'e teşekkür etti.

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 16:15

Gösterim: 2542

TBMM’de Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasını öngeren yasa teklifinin yasalaşması öncesinde Çocuk Vakfı bir açıklama yaptı. Çocuk Vakfı: “Temel eğitimle ilgili yasa önerisinin TBMM Genel Kurulu'nda müzakeresi ve yasalaşması sürecinde, TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ediyoruz''

Çocuk Vakfı, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasını öngören yasa önerisinin yasalaşması sürecinde, TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ettiklerini bildirdi. Vakıftan yapılan yazılı açıklamada, yasa teklifinin bu haftadan itibaren TBMM'de görüşülmeye başlanacağı hatırlatılarak, şu ifadelere yer verildi: ''Zorunlu temel eğitimin 1+4+4+4 yıl olarak düzenlenmesi amacıyla, gerek 18. Milli Eğitim Şurası'nda alınan karar, gerekse yasa önerisinin TBMM aşamasında görüşülmesi süreçlerinde çocuk görüşü alınmamış olmasını kaygıyla izliyoruz. Çocukla ilgili her konuda çocuğun görüşünün alınmasının çocuğa özgü haklardan biri olduğunu hatırlatmak isteriz. Türkiye'nin temel eğitim sisteminde yapısal değişikliğin bütün tarafların katılımı ve paydaşlığında sonuçlandırılması beklenirdi.''

     Açıklamada, okula başlama yaşının bir yıl erkene alınması yerine, bir yıl okul öncesi olmak üzere, çocukların büyüme ve gelişmelerine uygun şekilde kademelendirilecek zorunlu temel eğitimin 13 yıl olarak düzenlenmesinin desteklendiği belirtildi.

     Yasanın görüşülmesi sırasında çıkan olayların çok üzücü olduğu ve düzenlemenin, müfredatta yapılması gereken köklü değişikliği engelleyici ve erteleyici bir sarmala dönüştürülmemesi gerektiğinin de ifade edildiği açıklamada, ''Temel eğitimle ilgili yasa önerisinin TBMM Genel Kurulu'nda müzakeresi ve yasalaşması sürecinde TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ediyoruz'' görüşlerine yer verildi.

(AA)

> Çocuk Vakfı: 4+4+4 çocuğun yararlarını gözetmeli!

TBMM’de Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasını öngeren yasa teklifinin yasalaşması öncesinde Çocuk Vakfı bir açıklama yaptı. Çocuk Vakfı: “Temel eğitimle ilgili yasa önerisinin TBMM Genel Kurulu'nda müzakeresi ve yasalaşması sürecinde, TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ediyoruz''

Çocuk Vakfı, zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmasını öngören yasa önerisinin yasalaşması sürecinde, TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ettiklerini bildirdi. Vakıftan yapılan yazılı açıklamada, yasa teklifinin bu haftadan itibaren TBMM'de görüşülmeye başlanacağı hatırlatılarak, şu ifadelere yer verildi: ''Zorunlu temel eğitimin 1+4+4+4 yıl olarak düzenlenmesi amacıyla, gerek 18. Milli Eğitim Şurası'nda alınan karar, gerekse yasa önerisinin TBMM aşamasında görüşülmesi süreçlerinde çocuk görüşü alınmamış olmasını kaygıyla izliyoruz. Çocukla ilgili her konuda çocuğun görüşünün alınmasının çocuğa özgü haklardan biri olduğunu hatırlatmak isteriz. Türkiye'nin temel eğitim sisteminde yapısal değişikliğin bütün tarafların katılımı ve paydaşlığında sonuçlandırılması beklenirdi.''

     Açıklamada, okula başlama yaşının bir yıl erkene alınması yerine, bir yıl okul öncesi olmak üzere, çocukların büyüme ve gelişmelerine uygun şekilde kademelendirilecek zorunlu temel eğitimin 13 yıl olarak düzenlenmesinin desteklendiği belirtildi.

     Yasanın görüşülmesi sırasında çıkan olayların çok üzücü olduğu ve düzenlemenin, müfredatta yapılması gereken köklü değişikliği engelleyici ve erteleyici bir sarmala dönüştürülmemesi gerektiğinin de ifade edildiği açıklamada, ''Temel eğitimle ilgili yasa önerisinin TBMM Genel Kurulu'nda müzakeresi ve yasalaşması sürecinde TBMM üyelerini, çocuğun yüksek yararına uygun davranmaya ve aklıselimle hareket etmeye davet ediyoruz'' görüşlerine yer verildi.

(AA)

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 17:24

Gösterim: 3662

Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde unutulan tabut, öğrencilerin korkulu dakikalar yaşamasına neden olurken, polis ve güvenlik görevlileri alarma geçti.
Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde tabutu gören öğrenciler şok yaşadı. Bunun üzerine durum hemen polise bildirildi. Olay yerine çok sayıda polis ekibi ve üniversite güvenlik görevlileri sevk edildi. Tabutun etrafı güvenlik şeridiyle kapatılarak uzman ekiplerin gelmesi beklendi. Daha sonra olay yeri ekipleri gelerek tabutun etrafında incelemelerde bulundu. Bu sırada olan biteni öğrenciler adeta nefeslerini tutarak izledi.

 Daha sonra tabutun Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin bir çalışması olduğu öğretim görevlisinin olay yerine gelmesiyle ortaya çıktı. Bunun üzerine herkes derin bir nefes alırken, tabut öğrenciler tarafından fakülte içerisine taşındı.

 Öğretim görevlisi Mehmet Kavukçu, tabutun öğrenciler tarafından bahçede unutulduğunu belirterek, "Bu bir çalışma. İçerisinde ceset yok. İçerisinde cesede benzetilen süngerlerden yapılmış bir çalışma var." dedi. Tabut paniğinin sona ermesinin ardından polis ekipleri olay yerinden ayrıldı.

> Üniversitede tabut korkusu

Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde unutulan tabut, öğrencilerin korkulu dakikalar yaşamasına neden olurken, polis ve güvenlik görevlileri alarma geçti.
Güzel Sanatlar Fakültesi bahçesinde tabutu gören öğrenciler şok yaşadı. Bunun üzerine durum hemen polise bildirildi. Olay yerine çok sayıda polis ekibi ve üniversite güvenlik görevlileri sevk edildi. Tabutun etrafı güvenlik şeridiyle kapatılarak uzman ekiplerin gelmesi beklendi. Daha sonra olay yeri ekipleri gelerek tabutun etrafında incelemelerde bulundu. Bu sırada olan biteni öğrenciler adeta nefeslerini tutarak izledi.

 Daha sonra tabutun Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencilerinin bir çalışması olduğu öğretim görevlisinin olay yerine gelmesiyle ortaya çıktı. Bunun üzerine herkes derin bir nefes alırken, tabut öğrenciler tarafından fakülte içerisine taşındı.

 Öğretim görevlisi Mehmet Kavukçu, tabutun öğrenciler tarafından bahçede unutulduğunu belirterek, "Bu bir çalışma. İçerisinde ceset yok. İçerisinde cesede benzetilen süngerlerden yapılmış bir çalışma var." dedi. Tabut paniğinin sona ermesinin ardından polis ekipleri olay yerinden ayrıldı.

Son Güncelleme: Pazartesi, 26 Mart 2012 16:19

Gösterim: 2341


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.