Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Stor perdelerde devrim yapacak buluş ilköğretim öğrencilerinden geldi.
“Bu Benim Eserim” yarışmasında, icadıyla patent almaya hak kazanan Ahmet Uyanık ve Sencer Yazıcı isimli iki ilköğretim öğrencisi, ortam sıcaklığına göre kendi kendine kapanan stor perde için patent başvurusunda bulundu.
Özellikle yaz aylarında mobilyaların güneş ışığına maruz kalarak renklerini kaybetmesi sorunundan yola çıkan öğrenciler; ortam ışığına göre açılıp kapanabilen ve bunu termostat ile sağlayan stor perdeyi icat ettiler. Patent başvurusu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan “Bu Benim Eserim” yarışmasında patent sponsoru olarak görev alan Adres Patent firması tarafından ücretsiz olarak gerçekleştirildi.
Üsküdar Rauf Orbay İlköğretim Okulu öğrencilerinden Sencer Yazıcı ile Ahmet Uyanık, Fen ve Teknoloji Öğretmenleri Yasemin Özkan rehberliğinde gerçekleştirdiği 'Mobilya Dostu' isimli çalışma ile 'Bu Benim Eserim' yarışmasında bölge finaline kalmış ve 183 okul içerisinde patent almaya hak kazanan 15 okuldan biri olmuştu. Mobilyaların güneş ışığından zarar görmemesi mantığından yola çıkan öğrencilerin akıllı stor perde buluşunun faydalı model başvurusu Adres Patent tarafından yapıldı.
Annelerinin sorununa çözüm ararken buluş yaptılar
Öğrencilerin projelerine rehberlik eden öğretmenleri Yasemin Özkan, "Öğrencilerimizin buluş, annelerinin yazın tatile gittiklerinde açık kalan perdeler yüzünden mobilyaların renklerinin solmasından şikâyetçi olmalarından ortaya çıktı. Buluşlarının patent almaya uygun olması ise beklenmedik bir sevinç oldu" dedi.
Buluş üretime dökülecek
Öğrencilerin ailelerinin akıllı stor perdeyi biraz daha geliştirdikten sonra üretime dökmeyi planladıklarını dile getiren Özkan, "Aileler projeyi geliştirdikten sonra firmalarla görüşüp üretilmesini sağlayacaklar" açıklamasında bulundu.
Genç buluşçu sayımızı arttırmalıyız
Akıllı stor patent başvurusunun tescil sponsoru Adres Patent Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Alkan ise konuyla ilgili olarak, "Toplumun ilk ve orta öğretim döneminde buluş yapma bilinciyle yetiştirilmesi teknoloji üretimini kendi yapan bir ülke olmanın birinci koşulu. Bu tip projeler öğrencilerin araştırmacı bakış açısını geliştirmekte. Genç buluşçu sayımızın artması patent sayımızın dünya standartlarına ulaşmasının birinci koşuludur" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Stor perdelerde devrim yapacak buluş ilköğretim öğrencilerinden geldi.
“Bu Benim Eserim” yarışmasında, icadıyla patent almaya hak kazanan Ahmet Uyanık ve Sencer Yazıcı isimli iki ilköğretim öğrencisi, ortam sıcaklığına göre kendi kendine kapanan stor perde için patent başvurusunda bulundu.
Özellikle yaz aylarında mobilyaların güneş ışığına maruz kalarak renklerini kaybetmesi sorunundan yola çıkan öğrenciler; ortam ışığına göre açılıp kapanabilen ve bunu termostat ile sağlayan stor perdeyi icat ettiler. Patent başvurusu, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan “Bu Benim Eserim” yarışmasında patent sponsoru olarak görev alan Adres Patent firması tarafından ücretsiz olarak gerçekleştirildi.
Üsküdar Rauf Orbay İlköğretim Okulu öğrencilerinden Sencer Yazıcı ile Ahmet Uyanık, Fen ve Teknoloji Öğretmenleri Yasemin Özkan rehberliğinde gerçekleştirdiği 'Mobilya Dostu' isimli çalışma ile 'Bu Benim Eserim' yarışmasında bölge finaline kalmış ve 183 okul içerisinde patent almaya hak kazanan 15 okuldan biri olmuştu. Mobilyaların güneş ışığından zarar görmemesi mantığından yola çıkan öğrencilerin akıllı stor perde buluşunun faydalı model başvurusu Adres Patent tarafından yapıldı.
Annelerinin sorununa çözüm ararken buluş yaptılar
Öğrencilerin projelerine rehberlik eden öğretmenleri Yasemin Özkan, "Öğrencilerimizin buluş, annelerinin yazın tatile gittiklerinde açık kalan perdeler yüzünden mobilyaların renklerinin solmasından şikâyetçi olmalarından ortaya çıktı. Buluşlarının patent almaya uygun olması ise beklenmedik bir sevinç oldu" dedi.
Buluş üretime dökülecek
Öğrencilerin ailelerinin akıllı stor perdeyi biraz daha geliştirdikten sonra üretime dökmeyi planladıklarını dile getiren Özkan, "Aileler projeyi geliştirdikten sonra firmalarla görüşüp üretilmesini sağlayacaklar" açıklamasında bulundu.
Genç buluşçu sayımızı arttırmalıyız
Akıllı stor patent başvurusunun tescil sponsoru Adres Patent Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Alkan ise konuyla ilgili olarak, "Toplumun ilk ve orta öğretim döneminde buluş yapma bilinciyle yetiştirilmesi teknoloji üretimini kendi yapan bir ülke olmanın birinci koşulu. Bu tip projeler öğrencilerin araştırmacı bakış açısını geliştirmekte. Genç buluşçu sayımızın artması patent sayımızın dünya standartlarına ulaşmasının birinci koşuludur" diye konuştu.
Son Güncelleme: Pazar, 05 Şubat 2012 18:25
Gösterim: 4542
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT Çocuk kanalında cips ve gazlı içecek reklamlarını yasakladıklarını söyledi.
İletişim Fakülteleri Dekanları'nın katılımıyla gerçekleştirilen 'Yeni Medya Düzeni, Haklar ve Sorumluluklar' başlıklı toplantısının üçüncüsü Bursa'da yapıldı. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Tr. Ümit Atabek'in oturum başkanlığını yaptığı panelde, BYEGM Genel Müdürü Murat Karakaya, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Arık, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı katıldı.
Panelde, TRT'nin çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Müdür İbrahim Şahin, göreve geldiğinde 4 kanalla yayın yapan TRT'nin şu an 14 kanala ulaştığını kaydetti. Son dakika haberleri kamu kurumlarından 20 dakika önce kendilerine gelmesine karşın, diğer kanallardan 20 dakika sonra yayınlandığını vurgulayan Şahin, ilk yaptıkları işin kanalları bölerek yayın daireleri kurmak olduğunu ifade etti.
Anadolu Üniversitesi ile yapılan işbirliğinden övgüyle söz eden Şahin, burada Radi Hoca karakteri ile de kendileriyle dalga geçtiklerini dile getirdi. Radi Hoca'yı kendisine benzeten Şahin, "Biraz da orada kendimizle dalga geçiyoruz. Radi Hoca'yı biraz da kendime benzettiğim için beğeniyorum. Radi Hoca orada bütün programları izliyor ve ardından eleştiriyor. Biz olabildiğince kendimizden başlayıp eleştiriyoruz. Leyla Mecnun'da elektrik parasını eleştirdik. 20 senedir yöntem nasılsa aynısı devam ediyor.
Niye şimdi gündeme geldi anlamadık. Leyla Mecnun'da TRT payı görüyor, bu nerden çıktı ben izlemiyorum" diyor. Aslında orada ince bir dalga geçme vardı" dedi.
Cips ve gazlı içecek reklamı yasak
Şahin, TRT Çocuk'un yayınları hakkında, "Göreve geldiğimizde ilk kurduğumuz kanal çocuk kanalıdır. Göreve geldiğimizden beri çocuk kanalından hiç şikayet almadık. TRT Çocuk kanalları ilk 10'a program sokuyorlar ki bu çok büyük bir başarı. Eskiden ilk 100'e girsek sevinirdik. Reklam gelirleri de yukarı çıktı https://edmedicom.com. Reklam da seçicilik getirdi. Gazlı içecekleri, cipsleri yasakladık. Bu sektörel bir ahlaki yapı getirdi. Bu gidişattan çok memnunuz" diye konuştu.
2008 yılında TRT'nin 30 trilyon reklam geliri olduğunu hatırlatan Şahin, 2011 yılında bu rakamı 113.6 milyon liraya çıkarttıklarını ifade etti. Şahin, "2011 yılı TRT'nin içerik yılı oldu. İkinci bir dönem atanmayacağımı düşünerek 4 yılsonunda TRT bir çıkış yapsın oranda ayrılalım dedik. TRT'nin kanalları bir anda izlenme oranında yukarıya çıktı. Kanal koordinatörleri programlar konusunda kavga etmeye başladı. 'O programı vermem', ' O program benim' gibi tartışmaya başladılar. Bu çok iyi oldu" dedi.
Çalışanlara yurtdışında eğitim
Göreve geldiğinde TRT'nin 160 saat yayın yaparken şu an 312 saat yayın yaptığını ve günde 670 program döndüğünü anlatan Şahin, yurt dışına eğitim için personel gönderilmesini eleştirenlere de şu cevabı verdi:
"TRT'de ortalama 2 bin civarında eğitim alan vardı, biz 2011'de 10 bin 854 arkadaşımızı eğitimden geçirdik. 2012'nin ilk ayında bir ayda 786 arkadaşımız 68 farklı eğitimden geçmişler. Bu gerçekten övündüğümüz bir konu. 'TRT şu kadar şahsı yurt dışına eğitime göndermiş' bizi eleştirdiler. Aslında o rakam az, daha fazla insanı göndermemiz lazım. Şu anda 88 arkadaşımız yurt dışında eğitim alıyor."
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, TRT Çocuk kanalında cips ve gazlı içecek reklamlarını yasakladıklarını söyledi.
İletişim Fakülteleri Dekanları'nın katılımıyla gerçekleştirilen 'Yeni Medya Düzeni, Haklar ve Sorumluluklar' başlıklı toplantısının üçüncüsü Bursa'da yapıldı. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Tr. Ümit Atabek'in oturum başkanlığını yaptığı panelde, BYEGM Genel Müdürü Murat Karakaya, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Arık, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı katıldı.
Panelde, TRT'nin çalışmaları hakkında bilgi veren Genel Müdür İbrahim Şahin, göreve geldiğinde 4 kanalla yayın yapan TRT'nin şu an 14 kanala ulaştığını kaydetti. Son dakika haberleri kamu kurumlarından 20 dakika önce kendilerine gelmesine karşın, diğer kanallardan 20 dakika sonra yayınlandığını vurgulayan Şahin, ilk yaptıkları işin kanalları bölerek yayın daireleri kurmak olduğunu ifade etti.
Anadolu Üniversitesi ile yapılan işbirliğinden övgüyle söz eden Şahin, burada Radi Hoca karakteri ile de kendileriyle dalga geçtiklerini dile getirdi. Radi Hoca'yı kendisine benzeten Şahin, "Biraz da orada kendimizle dalga geçiyoruz. Radi Hoca'yı biraz da kendime benzettiğim için beğeniyorum. Radi Hoca orada bütün programları izliyor ve ardından eleştiriyor. Biz olabildiğince kendimizden başlayıp eleştiriyoruz. Leyla Mecnun'da elektrik parasını eleştirdik. 20 senedir yöntem nasılsa aynısı devam ediyor.
Niye şimdi gündeme geldi anlamadık. Leyla Mecnun'da TRT payı görüyor, bu nerden çıktı ben izlemiyorum" diyor. Aslında orada ince bir dalga geçme vardı" dedi.
Cips ve gazlı içecek reklamı yasak
Şahin, TRT Çocuk'un yayınları hakkında, "Göreve geldiğimizde ilk kurduğumuz kanal çocuk kanalıdır. Göreve geldiğimizden beri çocuk kanalından hiç şikayet almadık. TRT Çocuk kanalları ilk 10'a program sokuyorlar ki bu çok büyük bir başarı. Eskiden ilk 100'e girsek sevinirdik. Reklam gelirleri de yukarı çıktı https://edmedicom.com. Reklam da seçicilik getirdi. Gazlı içecekleri, cipsleri yasakladık. Bu sektörel bir ahlaki yapı getirdi. Bu gidişattan çok memnunuz" diye konuştu.
2008 yılında TRT'nin 30 trilyon reklam geliri olduğunu hatırlatan Şahin, 2011 yılında bu rakamı 113.6 milyon liraya çıkarttıklarını ifade etti. Şahin, "2011 yılı TRT'nin içerik yılı oldu. İkinci bir dönem atanmayacağımı düşünerek 4 yılsonunda TRT bir çıkış yapsın oranda ayrılalım dedik. TRT'nin kanalları bir anda izlenme oranında yukarıya çıktı. Kanal koordinatörleri programlar konusunda kavga etmeye başladı. 'O programı vermem', ' O program benim' gibi tartışmaya başladılar. Bu çok iyi oldu" dedi.
Çalışanlara yurtdışında eğitim
Göreve geldiğinde TRT'nin 160 saat yayın yaparken şu an 312 saat yayın yaptığını ve günde 670 program döndüğünü anlatan Şahin, yurt dışına eğitim için personel gönderilmesini eleştirenlere de şu cevabı verdi:
"TRT'de ortalama 2 bin civarında eğitim alan vardı, biz 2011'de 10 bin 854 arkadaşımızı eğitimden geçirdik. 2012'nin ilk ayında bir ayda 786 arkadaşımız 68 farklı eğitimden geçmişler. Bu gerçekten övündüğümüz bir konu. 'TRT şu kadar şahsı yurt dışına eğitime göndermiş' bizi eleştirdiler. Aslında o rakam az, daha fazla insanı göndermemiz lazım. Şu anda 88 arkadaşımız yurt dışında eğitim alıyor."
Son Güncelleme: Pazartesi, 06 Şubat 2012 13:05
Gösterim: 2832
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile “Yeni Anayasa Çalışmasında Çocuk Görüşü Çalıştayı”na katılan çocuk temsilcilerini kabul etti
Kabulde çocuklar adına konuşan Amasya Çocuk Hakları Temsilcisi Mirkan Özdemir, 81 ildeki 162 çocuğu temsilen burada olduklarını söyleyerek, yeni Anayasa'da çocukların görüşlerinin de yer almasını istediklerini ifade etti. Afyonkarahisar Çocuk Hakları temsilcisi Şevval İrem Lafçı ise çocuk hakları komitelerinin 2000'de kurulduğunu anımsatarak, her ilde eğitim verdiklerini belirtti.
Kabulde konuşan Bakan Fatma Şahin, UNICEF ile dün çocukların anayasaya katılımı ve çocuk gözüyle anayasadaki beklentilerin neler olduğu konusunda bir toplantı yaptıklarını anımsattı.
Cinsiyet eşitliğine bakarak bir kız bir erkek çocuğu buraya getirdiklerini belirten Şahin, anayasanın herkesin katılımı ile yapılması gerektiğini söyledi. Şahin, ''Çocuk bakış açısının, çocuk sorunlarını ve hakkını koruyacak şekilde anayasaya damgasını vurmasını arzu ediyoruz'' diye konuştu. Şahin, çocukların, kendi sorunlarını kendilerinin çözeceği bir anayasa istediklerini ifade etti. Çocuk işçiliğini azaltacak tedbirlerin alınması ve çocukların sigara ve içki gibi zararlı alışkanlıklardan korunması gerektiğine işaret eden Şahin, çocuk tecavüzü ve tacizi ile ilgili hem koruyucu tedbirlerin hem de cezai yaptırımların daha da artırılacağı yeni bir anayasa bakışını önemsediklerini söyledi.
(haberturk navigera över till den här sidan.com)
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ile “Yeni Anayasa Çalışmasında Çocuk Görüşü Çalıştayı”na katılan çocuk temsilcilerini kabul etti
Kabulde çocuklar adına konuşan Amasya Çocuk Hakları Temsilcisi Mirkan Özdemir, 81 ildeki 162 çocuğu temsilen burada olduklarını söyleyerek, yeni Anayasa'da çocukların görüşlerinin de yer almasını istediklerini ifade etti. Afyonkarahisar Çocuk Hakları temsilcisi Şevval İrem Lafçı ise çocuk hakları komitelerinin 2000'de kurulduğunu anımsatarak, her ilde eğitim verdiklerini belirtti.
Kabulde konuşan Bakan Fatma Şahin, UNICEF ile dün çocukların anayasaya katılımı ve çocuk gözüyle anayasadaki beklentilerin neler olduğu konusunda bir toplantı yaptıklarını anımsattı.
Cinsiyet eşitliğine bakarak bir kız bir erkek çocuğu buraya getirdiklerini belirten Şahin, anayasanın herkesin katılımı ile yapılması gerektiğini söyledi. Şahin, ''Çocuk bakış açısının, çocuk sorunlarını ve hakkını koruyacak şekilde anayasaya damgasını vurmasını arzu ediyoruz'' diye konuştu. Şahin, çocukların, kendi sorunlarını kendilerinin çözeceği bir anayasa istediklerini ifade etti. Çocuk işçiliğini azaltacak tedbirlerin alınması ve çocukların sigara ve içki gibi zararlı alışkanlıklardan korunması gerektiğine işaret eden Şahin, çocuk tecavüzü ve tacizi ile ilgili hem koruyucu tedbirlerin hem de cezai yaptırımların daha da artırılacağı yeni bir anayasa bakışını önemsediklerini söyledi.
(haberturk navigera över till den här sidan.com)
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Şubat 2012 15:15
Gösterim: 2404
Van'ın Gevaş ilçesinde 2011-2012 eğitim döneminin ilk yarıyılı bugün tamamlanırken, öğrenciler buruk da olsa karne sevinci yaşadı.
Atatürk İlköğretim Okulu'nda düzenlenen karne dağıtım programına katılan Kaymakam Yusuf Güni, böyle bir günde öğrencilerle beraber olmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek tüm öğrencilere ikinci dönemde başarılar diledi. Konuşmasında, yeni yapılacak olan Atatürk İlköğretim Okulu'nun 2012-2013 eğitim öğretim yılında hazır olması için çalışmaların başlatıldığını belirten Kaymakam Güni, “İnşallah gelecek yıl karnelerimizi, içinde konferans salonu olan yeni Atatürk İlköğretim Okulu binamızda, velilerimizin ve öğrencilerimizin bir arada olduğu bir törenle vereceğiz” dedi.
Pazartesi tekrar ders başı
İlçe Milli Eğitim Müdürü Sait Bulduk ise yaptığı konuşmada, “Bugün öğrencilerimizin karnelerini dağıtacağız. Pazartesi günü tekrar ders başı yapacağız. İkinci dönemde geri kalan eksik derslerimizi de hafta sonu cumartesi günleri 6 saat olmak üzere ders yaparak açığımızı kapatacağız. Diğer kardeşlerimizle aynı yarış içerisinde olduğumuzu unutmayacağız. Biraz daha fazla çalışacağız. Yarıyıl tatili tüm öğretmen ve öğrencilerimize hayırlı olsun” dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Van'ın Gevaş ilçesinde 2011-2012 eğitim döneminin ilk yarıyılı bugün tamamlanırken, öğrenciler buruk da olsa karne sevinci yaşadı.
Atatürk İlköğretim Okulu'nda düzenlenen karne dağıtım programına katılan Kaymakam Yusuf Güni, böyle bir günde öğrencilerle beraber olmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek tüm öğrencilere ikinci dönemde başarılar diledi. Konuşmasında, yeni yapılacak olan Atatürk İlköğretim Okulu'nun 2012-2013 eğitim öğretim yılında hazır olması için çalışmaların başlatıldığını belirten Kaymakam Güni, “İnşallah gelecek yıl karnelerimizi, içinde konferans salonu olan yeni Atatürk İlköğretim Okulu binamızda, velilerimizin ve öğrencilerimizin bir arada olduğu bir törenle vereceğiz” dedi.
Pazartesi tekrar ders başı
İlçe Milli Eğitim Müdürü Sait Bulduk ise yaptığı konuşmada, “Bugün öğrencilerimizin karnelerini dağıtacağız. Pazartesi günü tekrar ders başı yapacağız. İkinci dönemde geri kalan eksik derslerimizi de hafta sonu cumartesi günleri 6 saat olmak üzere ders yaparak açığımızı kapatacağız. Diğer kardeşlerimizle aynı yarış içerisinde olduğumuzu unutmayacağız. Biraz daha fazla çalışacağız. Yarıyıl tatili tüm öğretmen ve öğrencilerimize hayırlı olsun” dedi.
Son Güncelleme: Cuma, 03 Şubat 2012 19:23
Gösterim: 2251
Uzmanlara göre çocuklar zorla değil dans ederek daha kolay okuma yazma öğreniyor.
Birinci dönem okuma yazmayı öğrenemeyen, öğrenmede güçlük çeken minikler; ses, müzik, ışık ve ritim eşliğinde, beş duyuyu çalıştıran öğrenme metodu sayesinde daha çabuk ve kolay okuma ve yazma öğrenebiliyorlar.
Psikolog İnci Özkoray; öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin farklı metodlarla öğrenebileceğini, bu metodları uygulayan uzmanların sabrının, sevgisinin ve empatisinin yeterli olduğunu belirtti.
Her çocuğun öğrenme şekli farklı
Öğrenme güçlüğünün bir kusur ya da eksiklik olmadığını belirten İnci Özkoray; “Her çocuk aynı yöntemle öğrenecek diye bir kural yok, farklı öğrenme metodları kullanılarak bu sorun ortadan kaldırılabilir” dedi.
Özel olarak hazırlanmış egzersizler sayesinde çocuklar ses ve görüntü farklılıklarını ayırt etmeyi, hafıza, yönelme ve beden farkındalığını kazanmayı öğreniyorlar. Algı fonksiyonlarını düzelterek okuma-yazma öğrenme sürecinde cesurca yerlerini alıyorlar.
5 duyuyu hitap eden öğrenme metodu
Özkoray; farklı öğrenme metodlarından biri olan 5 duyuyu çalıştıran bu yöntemin; ses, müzik ve ışık eşliğinde öncelikle hece farkındalığı yarattığını belirtiyor. Hece farkındalığını yapılan tekrarlarla ses ve ışık uyarıcıları ile beyne yerleştirdiklerini, müziğin yanında dramayı da kullanarak okumayı pekiştirdiklerini vurguluyor. Harflerin ve sayıların ritmik beden hareketleri ile canlandırıldığını, bu çalışmanın parmakları hazırladığını ve yazmayı kolaylaştırdığını belirtti. Özkoray; ünlü müzik eğitimcisi Wolfgang Löscher’in “Dinleme Oyunları” adlı kitabından alıntı yaparak şöyle diyor; “Yazıya geçişte müzik eşliğinde çalıştırılan minik parmaklar kalemleri dansettirerek bir ritm oluşturuyor ve yazı yazma kolaylaşıyor. Bedenin ritim alması ile kalem kullanımı kolaylaşıyor ve yazmayı öğrenmek bir problem olmaktan çıkıp çocuğun bütün akademik hayatını etkileyici zevkli bir faaliyete dönüşüyor.
Psikolog İnci Özkoray; en önemli becerinin duyulan sesleri sembollere yansıtılabilmek, yani harfleri oluşturulabilmek olduğunu belirtiyor. Duyuların işitsel – görsel – dokunsal işbirliği ile okuma zorluğunun üstesinden gelinebileceğini, bu güçlü işbirliğinin okuma yazma becerisinin (Literacy) kazanılmasında vazgeçilmez olduğunu belirtiyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: İlköğretim ve Liseler
Uzmanlara göre çocuklar zorla değil dans ederek daha kolay okuma yazma öğreniyor.
Birinci dönem okuma yazmayı öğrenemeyen, öğrenmede güçlük çeken minikler; ses, müzik, ışık ve ritim eşliğinde, beş duyuyu çalıştıran öğrenme metodu sayesinde daha çabuk ve kolay okuma ve yazma öğrenebiliyorlar.
Psikolog İnci Özkoray; öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin farklı metodlarla öğrenebileceğini, bu metodları uygulayan uzmanların sabrının, sevgisinin ve empatisinin yeterli olduğunu belirtti.
Her çocuğun öğrenme şekli farklı
Öğrenme güçlüğünün bir kusur ya da eksiklik olmadığını belirten İnci Özkoray; “Her çocuk aynı yöntemle öğrenecek diye bir kural yok, farklı öğrenme metodları kullanılarak bu sorun ortadan kaldırılabilir” dedi.
Özel olarak hazırlanmış egzersizler sayesinde çocuklar ses ve görüntü farklılıklarını ayırt etmeyi, hafıza, yönelme ve beden farkındalığını kazanmayı öğreniyorlar. Algı fonksiyonlarını düzelterek okuma-yazma öğrenme sürecinde cesurca yerlerini alıyorlar.
5 duyuyu hitap eden öğrenme metodu
Özkoray; farklı öğrenme metodlarından biri olan 5 duyuyu çalıştıran bu yöntemin; ses, müzik ve ışık eşliğinde öncelikle hece farkındalığı yarattığını belirtiyor. Hece farkındalığını yapılan tekrarlarla ses ve ışık uyarıcıları ile beyne yerleştirdiklerini, müziğin yanında dramayı da kullanarak okumayı pekiştirdiklerini vurguluyor. Harflerin ve sayıların ritmik beden hareketleri ile canlandırıldığını, bu çalışmanın parmakları hazırladığını ve yazmayı kolaylaştırdığını belirtti. Özkoray; ünlü müzik eğitimcisi Wolfgang Löscher’in “Dinleme Oyunları” adlı kitabından alıntı yaparak şöyle diyor; “Yazıya geçişte müzik eşliğinde çalıştırılan minik parmaklar kalemleri dansettirerek bir ritm oluşturuyor ve yazı yazma kolaylaşıyor. Bedenin ritim alması ile kalem kullanımı kolaylaşıyor ve yazmayı öğrenmek bir problem olmaktan çıkıp çocuğun bütün akademik hayatını etkileyici zevkli bir faaliyete dönüşüyor.
Psikolog İnci Özkoray; en önemli becerinin duyulan sesleri sembollere yansıtılabilmek, yani harfleri oluşturulabilmek olduğunu belirtiyor. Duyuların işitsel – görsel – dokunsal işbirliği ile okuma zorluğunun üstesinden gelinebileceğini, bu güçlü işbirliğinin okuma yazma becerisinin (Literacy) kazanılmasında vazgeçilmez olduğunu belirtiyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Şubat 2012 11:28
Gösterim: 3722

