banner

Eğitim Sistemi mi yoksa Sistemin Eğitimi mi?




Kayhan Karlı - YÖM Okulları Kurucusu

kayhan_karliEğitim sistemi hakkında şu günlerde herkes 2023 vizyon belgesini konuşuyor. Bundan yaklaşık altı ay önce kadar eğitim sistemimiz hakkında bir küçük değerlendirme yazısı yazdığımı ve kapalı bir grupta paylaştığımı hatırladım. Bu belgenin kapsadığı ve kapsamadığı alanları konuşurken benim görüş ve önerilerimi de paylaşmak istedim.
Türkiye nüfusunun %16,9’u, 15-24 yaş arasında ve bu genç nüfusun %24’ü ne okuyor, ne de çalışıyor (TÜİK, 2016). Oysa bu gençler hem ülkenin geleceğini şekillendirecekler, hem de dünyanın… Oy verme yaşının da 18 olduğu göz önüne alındığında, bu oranların ne kadar önemli olduğu açıkça görülüyor. Özetle, bu gençler için acil bir eylem planı yapılmazsa, ülkemizin savrulmaya devam edeceğini söylemek abartılı olmayacaktır. Ülkemizde özellikle orta öğretim dönemi yani lise yılları tam anlamıyla boşa geçirilen yıllar haline geldi. Lise çağındaki çocuklara üniversiteye gitmek için lise diplomasının gereksiz olduğunu söylesek, büyük bir çoğunluğu liseye devam etmez. Bu dönemde okul talebi, veliler ve bir üst öğretime devam etmek isteyen gençlerden geliyor. Ancak yine de okul terk oranları ile açık liselere devam eden öğrencileri birlikte ele aldığımızda, okula olan talebin nasıl ortadan kalktığını görebiliriz. Eğitim sistemini ele alırken, gençlerin okul taleplerini artırmanın yolunu bulmanın öneminin, sınav sistemleriyle uğraşmaktan daha fazla olduğunun altını çizmek gerekir. Yapılan sınav sistemi değişiklikleri yoluyla gençlerin okula talebi oluşturulmaya çalışılıyor ancak bu durum yetişkinlerin gençleri tehdit etmesinden başka bir şey olmadığı için, gün geçtikçe gençlerde yetişkinlere karşı bir kızgınlık artarak büyüyor.

Gençler açısından bir diğer önemli nokta ise eğitim aldıktan sonra istihdam kapasitesinin artmamasıdır ki bu durum açıkça çaresizliklere yol açıyor. Özellikle alt ve orta gelir grubundaki anne-babalar, tarım toplumu ile bağları koptuğu ve şehirde yaşama tutunmaya çalıştıkları için, çocuklarının tek geleceğinin iyi eğitim olduğunu biliyor ve düşünüyorlar. Yine aynı grup için iyi eğitimin tarifi, iyi okulları kazandıran ve en sonunda istihdam yaratan okullar… Çünkü kendilerinden daha fazla ve daha iyi eğitim almazlarsa çocuklarının mevcut durumda kendilerinin yaptığı işleri dahi bulamayacağını açıkça görüyorlar. Diğer yandan teknolojinin hızlı gelişimi, sosyolojik olarak toplumları büyük bir hızla değiştiriyor. İnsan gücüne bağlı işler hızla yok olurken, bu işlerin pek çoğunu artık robotlar-programlı makineler yapıyor. Bir otomobil fabrikasında, bant sistemiyle seri üretim yapan her türlü üretim mekanında artık insan gücü yerine otomasyon ve robotlar devreye giriyor. Bu durum, eğitimin hem niteliğini, hem sürelerini, hem de yöntemlerini değişime zorluyor. Sınavlar üzerinden yapılan tartışma, güncel gündemi başka noktaya çevirerek esas sorunu göz ardı etmeye devam etmek demektir.

Beyin araştırmaları bize gösteriyor ki, 15 yaşından sonra gençlerin üst düzey düşünme becerilerinin gelişimi zirve yapmış oluyor. Bu nedenle de artık lise ve üniversite yıllarında bu gençlerin kişiliklerine saygı duymayı öğrenen yetişkinlerle ilişki kurmaya ihtiyaçları var. Bu dönemin en kritik gerçeği ise artık onlara öğretmeye çalışmanın çok fazla anlamı yok çünkü sadece içsel motivasyonla öğreniyorlar. İçsel motivasyon oluşturmanın üç temel gerekliliğinden ilki karar verme otonomisidir. Gençlerimize ne kadar karar verme otonomisi kazandırdığımız ve/veya okullarda bu durumun nasıl olduğunu düşününce, gençlerin okula olan taleplerinin kaybolmasını anlamak hiç de zor değil. TEOG ve üniversite seçme sınavlarında derece yapan, Tunceli vb. imkanları kısıtlı bölgelerden ve ailelerden gelen çocukların hepsinde bu içsel motivasyonu görebiliriz. Bu çocuklardan bazılarını özellikle basın röportajlarını okuduğumuzda, ebeveynlerinin onların içsel motivasyonunu geliştirecek şekilde davrandıklarını görmek şaşırtıcı gelmiyor.

Diğer yandan temel eğitim incelendiğinde, çağ nüfusunun kalabalıklağı yanında eğitimin kalitesini artırmak yerine sadece bir sınav sistemi üzerinden yapılan değişiklikler ve sistem tartışması yürütülüyor. Oysa ne bu tartışmalar, ne de tartışılanın kendisi eğitim sistemine hiçbir katkı sağlamayacaktır. Herkesin bildiği esas ve büyük sorun, okullarımız arasında nitelik farklarının uçurum haline gelmiş olduğudur. Her türlü sistem tartışmasının ötesinde, öncelikle okullarımız arasındaki nitelik farklarını en aza indirmeliyiz. 4+4+4 sistem değişikliği sonrası yaşanan temel sorunlardan biri ilkokulun kısalması ve erkene alınan okula başlama yaşı, çocukların olgunlaşma sürecini hızlanmaya zorluyor ki bu durum çocukların okuldan kopmasına neden oluyor. ERG ve TEGV’in birlikte hazırladığı 4+4+4 İzleme Raporu’nda, sistem değişikliği yaşanmadan önce (2011-2012 dönemi) 5. sınıfta okuyanlar ile yeni sistemde (2012-2013 dönemi) 5. sınıfta okuyan öğrenciler karşılaştırıldığında; akran zorbalığının % 30’a yakın artış gösterdiği, okulu bırakmayı düşünen öğrenci sayısının %5,6’dan %9,1’e yükseldiği sonuçlarıyla karşılaşıyoruz. Henüz hazır olmadan 5. sınıfı ortaokula dahil etmek hem ortaokulun niteliğini zorlamış hem de ilkokul için aceleci bir dayatma olmuştur. Beraberinde ortaokullarımızın kimliksizleşerek sadece liseye geçiş sınavları için bir okul türüne dönüşmüş ve pek çok il-ilçede yöneticiler yoluyla bu okullar dershaneler gibi çalışmaya zorlanmıştır. Bu durum veli kaygısıyla birleşince, bir kamuoyu baskısı haline gelmiştir. Oysa ortaokul yılları, çocukların gençlik yılları öncesinde sosyal ve duygusal becerilerini geliştirebilecekleri en önemli dönemdir. Bu dönemde geliştirilecek tutum ve beceriler, onların üst eğitim kurumlarındaki hem akademik başarıları hem de mesleki yönelim ve tercihlerini belirleyecektir. Bu nedenle bugün kimliksizleşmiş olan ortaokulların acilen program ve süreç yönetimi açısından ele alınması gerekmektedir.

Temel eğitim sisteminde bir diğer önemli alan, okul öncesi eğitimdir. Araştırmalar gösteriyor ki özellikle eleştirel düşünme, üst düzey düşünme becerilerinin en çok geliştiği 3-5 yaş dönemini çocuklar okulda geçirmeliler. Çocukların gerek akademik anlamda başarılı olması, gerekse sosyal-duygusal becerilerinin gelişmesi açısından okul öncesi eğitimin yadsınamaz bir önemi var. Prof. Dr. Mehmet Kaytaz’ın 2005 yılında AÇEV için hazırladığı okul öncesi eğitimde fayda maliyet analiziyle ilgili raporu bize bir kez daha gösteriyor ki, okul öncesi eğitimi alan çocuklarda sınıf tekrarı oranı düşüyor, bu çocukların üniversiteye devam etme ve yüksek maaşlı iş bulma oranları artıyor. Tüm bunlar hesaplandığında ise 1’e 7 kâr getiren bir yatırım ortaya çıkıyor! Yani okul öncesi alanına yapılan 1 TL’lik yatırım 7 TL olarak geri dönüyor. Okul öncesi eğitime yapılan yatırımın önemi bu kadar ortadayken, ülkemizde öğrenci başına yapılan harcamanın en düşük olduğu kademe okul öncesidir.

Okul öncesi eğitimde gelişmesi gereken alanlardan biri okullaşma oranlarıdır. Bu oranlara baktığımızda, ülkemizdeki durum hiç de iç açıcı değil. 2016-17 yılı verilerine göre, Türkiye genelinde okul öncesinde net okullaşma oranları 3-5 yaş için %36, 4-5 yaş için %46, 5 yaş için %59’dur. Okullaşma oranlarının düşük olmasının yanı sıra diğer bir sorun da okul öncesi eğitimin çoğunlukla öz bakım becerilerinin gelişimine yönelik bir alan olarak algılanması. Oysa ki bu dönemde beyindeki müthiş gelişimi de göz önünde bulundurarak, kaliteli bir okul öncesi eğitimde sosyal ve duygusal becerilerin gelişimine odaklanmak gerekir.

Özetlemek gerekirse, ne yapmalı sorusuna cevap olabilecek birkaç öneriyi şöyle sıralayabilirim:

1. Belediyeler ve yerel yönetimler aracılığıyla okul öncesi eğitim seferberliğine başlanmalı, bu kademedeki eğitimin sorumluluk ve koordinasyonunun yerel yönetimlere devredilmelidir.
2. Ülke genelinde sayıları bir milyona yaklaşan öğretmenlerimizin mesleki gelişimlerinin acil olarak sağlanması için ÖRAV | Öğretmen Akademisi Vakfı ve YÖM | Yenilikçi Öğrenme Merkezi vb. kurumlar oluşturulmalıdır.
3. Yerel farklılıklara göre gelişim ve izlemeyi sağlamak için, ülkeyi en az dört bölgeye ayırarak eğitim araştırma laboratuvarları oluşturmalı ve veri temelli uygulamalar geliştirmeliyiz.
4. Özellikle kentlileşen nüfusumuzun yeni dinamiklerini göz önünde bulundurarak, okulları sadece geleneksel anlamda okul olarak değerlendirmek yerine, bulunduğu mahallenin öğrenme merkezi haline getirecek şekilde yeniden yapılandırmak gerekir.
5. Okullarımızın bilişsel alanlara odaklanmasının yanı sıra, bireyin sosyal-duygusal gelişimi için de çalışması, bunu gözlem ve değerlendirme yoluyla velilerle paylaşması sağlanmalıdır. Okul binalarının, farklı amaçları gerçekleştirebilir ve geniş oyun alanları sağlar şekilde düşünülmesi gerekir.
6. Okullarda yöneticilik sorunu için acil bir yönetim ve liderlik akademisi oluşturulmalıdır. Bu yolla mevcut yöneticilerin gelişimi sağlanırken, yeni yetişeceklerin en az yüksek lisans düzeyinde bir eğitim alan kişilerden oluşması sağlanmalıdır.
7. Ortaokulun yapı ve sürecinin yeniden düzenlenmesi, geçiş döneminin çocuklar açısından verimli hale getirilmesi gerekir. Ortaokulun dört yıl olması mantıklıysa da +1 yılı ilkokul değil liseden almalıdır. Eğitim sistemi, okul öncesini de içine alacak şekilde, 1+5+4+3 şeklinde revize edilmelidir.
8. Lise eğitimi sıfırdan tasarlanmalıdır. Süre açısından 3 yıl son derece doğru olur ancak okul türleri açısından dikkatle ve az sayıda tür oluşturmak önemli olacaktır. Bu dönemdeki çocuklara neredeyse hiç karar aldırmayan mevcut yapı yerine, kademeli olarak ders programını öğrencinin oluşturabildiği seçme ve kredi modeli lise yıllarında daha uygun olacaktır. Örneğin öğrencilerin bir haftalık 36 saat ders programını yapılandırıp takip etmelerini dayatmak yerine, okulda bulundukları zamanı verimli kullanmak ve hatta okulun farklı mekanlarını kullanmak adına en azından 16 saatlik bölümünü kendi tercihlerine bırakabiliriz.
9. Lise yıllarında gençlere girişimcilik, sosyal girişimcilik ve liderlik gibi becerilerini geliştirecek bir ekosistem oluşturmak gerekir. Bu yolla yaratıcı fikirlerin erken yaşta istihdam yaratması sağlanabilir.
10. Herkes kod yazan olmayacak! Erken yaşlarda kodlama öğretmenin esas amacı olan algoritmik düşünme becerisini geliştirmeyi sadece kodlamayla değil farklı yollarla da geliştirelim. Eğilimi olan gençler ve çocuklar için dijital ekosistemi güçlendirerek yerel kod yazan sayılarımızı artıracak lise içinde atölyeler modeline geçiş yapmak gereklidir.
11. Özellikle ülkemizde eğitim hakkında velilerin talebi yok! Velilerin bilinçlenmesi için ulusal bir seferberlikle sadece sınavın değil esas olarak nitelikli okulların çocuklarımızın geleceğini değiştireceğini anlatarak talep etmeleri için motive edilmelidirler.
12. Arada kalmış genç işsizlerimize yol açarak sertifika programları yoluyla onları topluma hizmet noktasına taşımalıyız. Bu noktada okullarımızı öğrenme merkezleri haline getirmek işe yarayacaktır. Ayrıca atanamayan öğretmen adayları da bu projelerde değerlendirilebilir.
13. Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi, ortaokuldan başlayarak 21. yüzyıl becerilerini her okulun kendi modeli içinde kazandırması için bir inisiyatif verilmelidir.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.


Kayhan Karlı Yenilikçi Öğrenme ve Öğretme Merkezi Kurucusu

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
Önceki Sonraki

Eğitim Sistemi mi yoksa Sistemin Eğitimi…

Kayhan Karlı - YÖM Okulları Kurucusu Eğitim siste...

Ödev mi? Görev mi? Görev savma mı?

Kayhan Karlı / YÖM KurucusuOkul dönemi hızlı bir ş...

Müfredat değil ekosistem

Kayhan Karlı / YÖM Kurucusu Sonunda uzun ve hiç u...

Eğitim gerekli midir?

Kayhan Karlı / YÖM Kurucusu 15 Temmuz kalkışmasın...

Dünya´yı güzellik kurtaracak!

Kayhan Karlı / Yenilikçi Öğrenme ve Öğretme Merkez...

İlk söz: Eğitim Gerekli midir?

Kayhan Karlı / YÖM | Yenilikçi Öğrenme Merkez...

Odaklanmış öğrenenler oluşturmak için…

Kayhan Karlı / YÖM Kurucusu Son dönemde hem eğiti...

Atom Karınca öğretmenime saygıyla

Kayhan Karlı / Yenilikçi Öğrenme Merkezi Kurucusu ...

İnnovatif-Yenilikçi Okulların DNA´sı

Kayhan Karlı / Yenilikçi Öğrenme Merkezi Kurucusu ...

Öğrenme odaklı okul mekanları

Kayhan Karlı / Kurucu /Yenilikçi Öğrenme Merk...

Okullarımız Yeni Döneme Hazır mı?

Yeni bir eğitim dönemine hazırlıkların başladığı ş...

Tasarım Odaklı Düşünme Eğitimi Nasıl Dön…

Tasarım Odaklı Düşünme (TOD) bir anlayıştır. TOD,...

Hızla değişen dünyamızda öğretmenlik…

21. Yüzyıl geldi ve büyük bir hızla toplum yaşamı ...

Öğrencilerinizi harekete geçirebileceğin…

Seni ne motive eder? Kendimize belki de sormamız g...

Öğrenci merkezli ölçme-değerlendirme

Eğitim dünyamızda belki de en çok sınavlardan ve s...

Öğrencilerde üst biliş geliştirmek için …

Yeni bir döneme başlarken sınıflarda öğrenmenin ka...

Değerler eğitimi mi yoksa değerleri olan…

Kayhan Karlı, Şura'da tartışma konusu olan Değerle...

Dönüşümlü düşünme (2)

Aslında yaşamın içinde çok ihtiyacımız olan “Dönüş...

Dönüşümlü düşünmenin sınıflandırılması

Kayhan Karlı yazdı: Dönüşümlü düşünmenin sınıfland...

Sınıflarda üst düzey düşünme becerilerin…

Yeni bir eğitim ve öğretim yılına girdiğimiz bu ay...

Demokratik Toplum ve Eğitim

Bu yazıyı yazmak benim için oldukça zorlayıcı oldu...

21. yüzyılın okulu için yeni bir pozisyo…

Öğretmenlik mesleğinde deneyimin önemi, gerçekten ...

Son 10 yılda eğitimde neler yaşandı?

Artı eğitim’in onuncu yılına ulaşmış olmak gerçekt...

Meslektaş Çemberinde kendi çayını demle.…

Geçtiğimiz günlerde edsurge sitesinde bir yazıyı o...

Merak ve soru sorma becerileri…

Geçtiğimiz aylarda bir okulda öğrenme yoldaşlığı y...

Eğitimde İnovasyon yani Eğitinovasyon…

Son yıllarda inovasyon hakkında neredeyse tüm sekt...

Flipped Classroom yani Tersyüz Sınıflar

Ken Robinson kendisiyle yapılan bir röportajda ¨öğ...

Yaratıcı Düşünme Eğitimi...

Birçok ülke, okullarının yaratıcı düşünmeye verdiğ...

Okul temelli, iş ile bütünleşik mesleki …

Son dönemde pek çok ortamda okulda koçluk ve öğret...

Öğrencilerinize öğrenme yoldaşlığı yapab…

Yıllar içinde pek çok bilim insanı nasıl öğreniyor...

Öğretmenler Günü ve Ötesi…

Her yıl bu dönemde öğretmenler hatırlanır, yazılar...

Öğrencinin öğrenmesini geliştirmek için …

Son yıllarda eğitimcilerle her düzeyde çalışmaları...

Yeni liderlik...

Geleneksel liderler ve geçmişin liderliği 21. Yüzy...

Okullar için ‘özdeğerlendirme’ kriterler…

Bu ay  Özel Okulların özdeğerlendirmesi hakkı...

‘Karar almak aslında bir vazgeçmedir, te…

"Üniversite adayları, tam şu günlerde tercih liste...

ÖRAV’a ‘siyasi linç’ mi uygulanıyor?

Bu yazımda, uzun süredir yazmakta olduğum köşemi k...

Düşünme becerilerini artıran öğrenme ort…

Onca kalabalığın ve koşuşturmanın içinde kendi dün...

Sınıfı Yönetmek mi? Öğrenmeyi Yönetmek m…

Sınıfı Yönetmek mi? Öğrenmeyi Yönetmek mi? Öğ...

Okul neden değişecek!

Önümüzdeki yıllarda okul ve öğrenme süreçlerinin b...

Öğrenme ortamları tasarım mühendisi olar…

Bilgeliği üç yolla öğrenebiliriz; ilki yansıtma ki...

Eğitimde teknoloji entegrasyonunda öğret…

Etkili öğretmenler öğrencilerinin ilgisini çekmek ...

Türkiye Özel Okullar Birliği Eğitim Semp…

Her yıl olduğu gibi bu yılda Türkiye Özel Okullar ...

Ödev ve Motivasyon; Ev ödevinde işe yara…

Günümüzde pek çok öğrenci ev ödevi olarak verilen ...

Etkin Öğrenme...

Etkin öğrenme, hem öğretmenlerin hem de öğrenenler...

Öğretmenin Sınırı Yok Projesinden Öğrend…

Öğretmenin Sınırı Yok Projesinden Öğrendiklerimiz....

Sorular mı? Cevaplar mı?

“İyi öğretme sanatı, öğrencilerin ne olduğunu bild...

Mesleki Gelişimin sınıflara ve öğrenci b…

Son yıllarda okullarda meslektaşlarımızla yaptığım...

2050’ye Doğru Eğitim Sistemimiz

Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) rakamlarına göre,...

2030 Yılının Çalışanları Okullu Oluyor…

Bu yıl 4+4+4'le okula ilk adımını atan minikler 20...

Öğretmene Bonservis ve Sınav…

Eğitimcilerin tatilde oldukları Ağustos ayında yin...

Eylül 2011’den Eylül 2012’ye Bakış…

Bir eğitim yılını daha geride bıraktık. Tartışmala...

Öğrenme ve Liderlik Üzerine

Öğrenme ve Liderlik Enstitüsü’nün Gerekçesi ve Yap...

Öğretmenleri kim eğitecek?

Son günlerde herkes öğretmenlerin yetersizliği ve ...

Öğretmenin, öğrenci başarısına katkısı n…

Yeni Zellanda Auckland Üniversitesi’nde eğitim pro...

Bir öğretmeni büyük öğretmen yapan nedir…

“Her gerçeğin dört köşesi vardır. Bir öğretmen ola...

Ya bütün şıklar yanlışsa? Sokrat hizmet …

Öylesine bir dönem yaşıyoruz ki çocuklarımız maruz...

Kayhan Karlı: Dijital bilgelik yolculuğu…

Ocak ayının son haftasında Türkiye Özel Okullar Bi...

Mesleki Gelişim ama NASIL?

Bugünlerde pek çok kişi eğitim ile ilgili sorunlar...

Öğrenme yoldaşı kimdir?

Öğrenme yoldaşlığını, meslektaşların birlikte çıka...

Cumhuriyetin 100. yılında öğretmen profi…

Bu yıl okula başlayan yedi yaşındaki çocuklarımız ...

Bilmek, öğrenmek ve anlamak

Bugünlerde eğitimciler okulları ve kendilerini yen...

Okul ve öğrenme

Eğer öğrencilerimizi hayatlarının geri kalanı için...

Kayhan Karlı - Öğretmen Akademisi

Kayhan Karlı Yenilikçi Öğrenme ve Öğretme Merkezi Kurucusu


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.