banner
banner
banner

Herkesin yaptığını yapmamak




Okan Gürbüz – Forte Kültür Akademi Kurucusu

okan_gurbuz_forteDershanelerin kapanması ve özel okullara dönüşüm süreciyle birlikte eğitim sistemimizde zayıf kaldığımız konular daha çok gün yüzüne çıkmaya başladı. Okullarımızın fiziki yapıları, müfredat yetersizliği ve sınav sistemi derken iş TEOG efsanesinin kaldırılmasına kadar geldi. Tabi bu devrim niteliğindeki gelişmeler yıllarca akademik başarı oranı ve özellikle öğrencilerini lise veya üniversitelere yerleştirme oranları ile övünen pek çok özel eğitim kurumunu kara kara düşündürmeye başladı. Dershanelerden özel okula dönüşen temel liselere verilen sürenin de sonuna gelinmesi, durumu iyiden iyiye zorlaştırdı.

Aslında bu belirttiğim adımların hepsini oldukça önemli buluyorum. Zira bu adımlarla öğrenciler için gerçekten okul kavramına yakışan yapılara ve daha donanımlı eğitim modellerine dönüşüm olacağını düşünüyorum, ki bunun somut örneklerini görüyoruz. Özellikle kampüs okul yapısına geçiş ile birlikte özel eğitim kurumlarının öğrencilerine okul öncesi dönemden itibaren sunması gereken nitelikli ve nicelikli eğitim anlayışının zorunlu hale geleceğini umuyorum. Sadece akademik başarı ve eğitim modellerinin değil; öğrencilerin sosyal, fiziksel, kültürel, sportif ve sanatsal kazanımlarına yönelik eğitim programlarının da hayata geçeceğini düşünüyorum. Aslında bu konu özellikle özel eğitim kurumlarının yarışta fark yaratabilmeleri ve geri kalmamaları için zorunlu bir konudur. Köklü özel eğitim kurumlarının yanı sıra son 3 yılda pek çok yeni özel okul açıldığını gözlemliyoruz. Bu okulların hemen hemen hepsinde aynı konular gündemde… STEM, robotik, kodlama bugün pek çok özel eğitim kurumunun tanıtım broşürlerinde ilk sıraları alıyor. Dünya standartlarını yakalamak için son derece değerli olan ve hatta eğitim programlarımıza almakta oldukça geç kaldığımız bu önemli eğitim modellerinin yanında kültür sanat ve sportif eğitimlerde de önemli adımlar atmamız gerektiğine inanıyorum.

Özel eğitim alanında yeni kurumların açılması standartları yükseltecek olsa da özellikle bizim branşımız olan kültür sanat alanında daha ne kadar yol almamız gerektiğini gözler önüne sermektedir. Okullarımızda kültür sanat eğitimleri için gerekli fiziki alan ve materyallerden bu alanlarda eğitim verecek donanımlı öğretmen ihtiyacına kadar pek çok konuda ciddi adımlar atılması gerektiğini görüyoruz. Öğrencilerin sosyal yaşam ve eleştiri yeteneğinin olgunlaşması, geleneksel sanat becerileri ile kültürel miras kavramlarının oluşması, kendini ifade etme ve yaratıcılık olgularının ortaya çıkması, özgüven ve çoğumuzun göz ardı ettiği özsaygı özelliklerinin kazanılması, çevreye duyarlılık, sanatsal yaklaşım kavramlarının kazanımı gibi pek çok konuda önemli olan kültür sanat eğitimlerinin yeterli çerçevede verilmesi ve bunun okul öncesi dönemden itibaren standartlara oturtulması son derece önemlidir. Bu belirtmiş olduğum konularda ciddi adımlar atan özel eğitim kurumları olduğunu görmek alanımız adına oldukça önemli bir gelişmedir. Artık Dünyayı izleyen, takip eden ve anlamaya çalışan bir veli profili oluşmaya başladığını görüyoruz. Özel okulların sayısındaki artış ile eğitimin ticari bir boyut kazandığını ve buna bağlı olarak hizmet alan ile hizmeti sunan taraf arasında da karşılıklı olarak kaliteli hizmet alma ya da kaliteli hizmet sunabilme kaygısı olduğunu gözlemliyoruz. Bu durum başta da belirttiğim gibi eğitim standartlarında yeniliklere ve herkesin yaptığını yapmamak ya da sunmamak şeklinde bir kaygıyı da beraberinde getirmektedir. Eğitim kurumları artık bizim 20 sene evvel yaptığımız 23 Nisan kutlamalarını adeta bir festival havasında yapma gayreti içerisindeler. Bu önemli günleri ya da yıl sonu kapanış etkinliklerini pahalı prodüksiyonlar şeklinde profesyonel salonlarda yapıyorlar. Bu gelinen nokta kültür ve sanat adına son derece önemlidir. Okul öncesi dönem müzik eğitimlerinde Suziki, Orff, Kodaly. Carabo-Cone ve Dalcroze gibi metodları kullanan eğitim kurumlarımız bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda oldukça popüler olan yaratıcı drama eğitimlerini de eğitim programlarına dahil eden kurumlar olduğunu gözlemliyoruz.

Bu önemli adımlar kültür ve sanat alanında ne denli yol aldığımızın bir göstergesi diye düşünmekle birlikte halen almamız gereken oldukça yol olduğunu da düşünüyorum. Öğrenciler üzerinde bu kadar çok olumlu etkisi olan kültür sanat faaliyetlerinin veya derslerinin akademik müfredat içerisinde tamamlayıcı mı yoksa ayrı bir unsur olarak mı işlenmesi gerektiğini halen netleştirebilmiş değiliz. Bu alandaki derslerin ders saatlerinin yetersiz olması, kültür sanat alanında daha donanımlı eğitimler almamızın önündeki en büyük engellerden birisidir… Müfredat içerisindeki ders saati yetersizliği nedeniyle öğrencilerimizin bu alandaki derslere olan bakış açıları da ne yazık ki fizik ya da matematik derslerine verilen önem kadar kuvvetli olmuyor. Dolayısıyla bu alandaki öğretmenlerimize de bakış açısı aynı oranda zayıf kalabiliyor. Halbuki kültür sanat alanında eğitim almış öğretmenlerimizin matematik ya da biyoloji öğretmenlerimizden hiçbir farkı olduğunu düşünmüyorum. Hatta el becerisi, enstrüman becerisi ve yaratıcılık yönünden bir adım önde olduklarını bile söyleyebilirim. Bunun yanı sıra örnek işler ortaya koyan eğitim kurumları olmasına rağmen özellikle kültür ve sanat alanında “proje” kavramından uzak olan özel eğitim kurumlarımızın da olduğunu görüyoruz. Sahne performansı gerektiren kültür sanat etkinliklerinde basmakalıp şekilde her yıl aynı standartta yapılan işler yerine, ulusal ve uluslararası alanda ses getirecek örnek işler yapılabileceğine inanıyorum. Elbette bunlar ancak kültür ve sanat kavramlarının gerçek anlamda değerine ve gücüne inanan eğitim kurumları tarafından hayata geçirilebilecektir. Kaldı ki doğru planlanmış ve özellikle veli-öğrenci profili dikkate alınarak ortaya konmuş bir kültür sanat projesi kuruma olan aidiyet duygusundan, kurum öğrencilerinin eğitim yaşamları sırasında atacakları adımlara kadar pek çok konuda önemli rol oynayacaktır. Bu projeler aynı zamanda kurum çalışanlarının, velilerinin ve öğrencilerinin ortak sinerji yaratarak ortaya koyabileceği önemli paylaşımlar olacaktır. Kültür sanat alanındaki derslerin ders saati yetersizliği nedeniyle pek çok kurum yaz ve kış okulları kapsamında özel kurslarla ya da ücretsiz kulüp faaliyetleri ile bu açığı kapatmaya gayret etmektedirler. Bu noktada da doğru planlama, operasyon yönetimi ve uzman eğitmen kadrosunun bu eğitimleri vermesi ya da takip etmesi son derece önemlidir.

Forte Kültür Sanat Akademi olarak özel eğitim kurumlarının kültür sanat programlarının doğru şekilde oluşturulması, bu alanda örnek projelerin hayata geçirilmesi ve kurumların kaliteli akademik eğitim anlayışlarının yanı sıra kaliteli kültür ve sanat eğitim modellerine de sahip olması için çalışıyoruz. Yurt içi ve yurt dışı bağlantılarımız ile öğrencilerimizin yerel değerlere sahip bir şekilde evrensel değerleri görmesini ve özellikle yurt dışındaki kültür sanat projelerine katılım sağlamalarına da yardımcı oluyoruz.

YASAL UYARI:

Yayınlanan köşe yazısı ve haberlerin tüm hakları ESM Yayıncılığa aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.



Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.