Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her konuda olduğu gibi dil öğrenmede de dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor. Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin ise İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter önerisinde bulunuyor.
Fiziksel sınırların anlam taşımadığı günümüzde kişisel dil ve iletişim becerileri artık dünyanın büyüklüğünü belirliyor. Dolayısıyla bir yabancı dil öğrenmek kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında. Yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin çekinmeyen ve atak kişiler olduğuna dikkat çeken Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor.
Bilimsel bilginin neredeyse tamamına yakını İngilizce üretilen günümüzde İngilizce eğitiminin neden çok gerekli olduğunu sadece bu neden dahi ortaya koymaya yetiyor. Dünyanın erişilebildiği ve anlaşılabildiği oranda büyük olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Yabancı Diller Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Ümit Söylemez, yabancı dilin kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında olduğuna dikkat çekiyor.
Bir kişinin dil öğrenmesinin mümkün olduğunun altını çizen Söylemez, her konuda olduğu gibi dil öğrenmede de dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu belirtiyor.
Güçlü bir öğrenme nedeni olmalı!
‘Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra kişinin kendine mutlaka güçlü bir öğrenme nedeni sağlaması ve bunu öncelikli hedef haline getirmesi gerekir’ diyen Söylemez, kişinin gerçekçi ve kısa vadeli hedeflere ulaştıkça bir sonraki aşama için kendinde çok daha büyük güç ve çalışma azmi bulacağını dile getiriyor.
Hata yapmaktan korkmayın!
Dil öğrenme aşamasında kişilerin hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini vurgulayan Ümit Söylemez, kimsenin emeklemeden yürüyemeyeceği gibi sınıfların emekleme, hatalar yapma, hatalarından öğrenme ortamı olduğunu belirtiyor. Söylemez, yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin ise bu konuda hiç çekinmeden atak davrananlar olduğu hatırlatmasında bulunuyor.
Dil öğrenmek isteyenlere önemli uyarılar
Söylemez dil öğrenmek isteyenlere de şu uyarılarda buluyor:
* En kolay nasıl öğrenirim değil, ‘en iyi nasıl öğrenirim’ in arayışı içinde olun.
* Yaşam boyu size hizmet edecek dil öğrenmede özenli ve gayretli olun.
* Her gün ve düzenli çalışın.
* Bir sonraki gün öğreneceklerinizin garantisi önceki günün birikimleri olduğunu unutmayın.
* Öğrendiğiniz dili ilgi alanlarınızla birleştirin. Öğrenme zevkli hale gelir, verim artar.
* Kendiniz için en uygun çalışma ve öğrenme yöntemlerini keşfedin.
* Kişisel farklılıklarınızın öğrenme tarzınıza yansıyacağının farkında olun.
* Yabancı dil hazırlık sınıfı asla bir kayıp yıl olarak değerlendirilmemeli.
* Dil öğrenmenin insan beyni üzerindeki olumlu etkilerini unutmayın.
İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter
Doç. Dr. Yakup Çetin ise İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter önerisinde bulunuyor.
Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin, küreselleşen dünya ile uyumlu olabilmek için dil öğrenmenin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu, ancak uzun yıllar verilen eğitimlerin yetersiz olduğu ve işe yaramadığını vurguladı.
Uzun yıllar süren İngilizce dersleri, özel kurslar, öğretmenlerden alınan eğitimden sonra bile "Konuşamıyorum" diye yakınan bir toplumuz. Türkiye ne yazık ki dil öğrenme konusunda ciddi bir emek harcıyor ancak başarılı olamıyor. Yabancı dil öğrenememenin farklı nedenleri var elbette. Hemen akla şu soru geliyor: İlkokuldan üniversiteye kadar devam eden yabancı dil serüveninde nerede sorun yaşıyoruz, doğru metotları kullanıyor muyuz? Uzmanlar İngilizce öğrenebilmek için 1000 kelime öğrenmenin yeterli olacağı görüşünde.
Ülkemizde dil öğrenme sorunu, hepimizin kabul ettiği bir durum. İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar insanların yakasını bırakmayan büyük ve kaygı verici de bir sorun aynı zamanda. Gelişen iletişim teknolojileri ve yakınlaşan toplumlar dil öğrenmeyi gerekli kılıyor. Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin, küreselleşen dünya ile uyumlu olabilmek için dil öğrenmenin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu ancak uzun yıllar verilen eğitimlerin yetersiz olduğu ve işe yaramadığını da vurguladı. Peki, bunun asıl sebebi ve çözüm yolları neler?
’11 YIL YABANCI DİL EĞİTİMİ GÖRÜP KONUŞAMAMAK AYIP’
Doç. Dr. Yakup Çetin, "Bugün yabancı dil öğretimi devlet okullarında ilköğretim 2. sınıfa kadar indi. Küçük yaşta yabancı dil öğrenme ve öğretmenin şüphesiz çok avantajları var. Ancak devlet okullarının çoğunda bunun başarıya ulaşması ne yazık ki pek mümkün değil. Nitekim öğrencilerimizin birçoğunun 11 yıl yabancı dil eğitiminden sonra anladıkları ve konuştukları ortada. ’What’s your name?’ sorusunu öğrencilerin cevaplama başarısı yüzde 100 iken ’How are you?’ sorusunu cevaplama başarısı yüzde 85, ’How old are you?’ sorusunu cevaplama başarısı yüzde 70 ve ’Where are you from?’ sorusunu ise cevaplama başarısı yüzde 65" dedi.
Doç. Dr. Yakup Çetin, devlet okullarında çalışan yabancı dil öğretmenlerinin her şey bir tarafa (okuma, dinleme, konuşma, yazma, dilbilgisi) sadece yabancı dile ait kelimeleri öğretmelerinin bile öğrencilere olumlu yansıyacağına değindi. Çetin, "Özellikle, İngilizcede en çok kullanılan 1000 kelimenin öğrencilere 11 yıl içinde öğretilmesi öğrencilere ileride çok şeyler kazandıracaktır" dedi.
’1000 KELİME ÖĞRENEN İNGİLİZCE ROMANI ANLAR’
Ünlü Dilbilimci Paul Nation’ın araştırmalarına göre İngiliz dilinde en sık geçen 1000 kelimenin öğrenilmesiyle veya öğretilmesiyle konuşmaların yüzde 84.3, romanların yüzde 82.3, gazetelerin yüzde 75.6 ve akademik metinlerin yüzde 73.5’ini anlamak mümkün. Bunun üstüne İngilizcede en çok kullanılan 2000 kelimeyi öğrenebilirsek veya öğretebilirsek aynı kaynakları anlama oranımız sırasıyla yüzde 90.3, yüzde 87.4, yüzde 80.3 ve yüzde 78.1 olacaktır. Bu doğrultuda ’Voice Of America’ haberlerini İngilizce’de en çok kullanılan 1500 kelimeyle vermektedir. Aynı haber kanalının sitesinde İngilizce’de en çok kullanılan 1500 kelimeyi bulmak mümkün.
Doç. Dr. Yakup Çetin, yabancı dil öğretmenlerinin sınıf ortamında İngilizce’de en çok kullanılan 1000 kelimeyi ve belli başlı yapılarını öğrencilerin öğrenme stiline (görsel, işitsel ve kinestetik) uygun bir şekilde çoklu zek? kuramı çerçevesinde eğlenceli yolla öğretmesi gerektiğini söyledi. MEB’in ise bu kelimelerin öğretilmesine yönelik kitaplar hazırlaması gerektiğine değindi.
Doç. Dr. Çetin, "Bunları hazırlamak için mutlaka uzmanlardan yardım almalıdır. Yılda 100 kelime (bu her bir dönem 50 kelime demektir) ve toplamda en çok kullanılan 1000 kelimeyi öğretebilirsek, öğrencilerimiz liseden mezun olduklarında İngilizcede konuşulanların ve yazılanların Paul Nation’ın tespit ettiği gibi yaklaşık %80 fazlasını anlayacaktır ve konuşacaktır. Bu da Türkiye’de yabancı dil adına çok şeyi değiştirecektir. Siz ne dersiniz, denemeye değmez mi?" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her konuda olduğu gibi dil öğrenmede de dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor. Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin ise İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter önerisinde bulunuyor.
Fiziksel sınırların anlam taşımadığı günümüzde kişisel dil ve iletişim becerileri artık dünyanın büyüklüğünü belirliyor. Dolayısıyla bir yabancı dil öğrenmek kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında. Yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin çekinmeyen ve atak kişiler olduğuna dikkat çeken Yrd.Doç. Dr. Ümit Söylemez, her şeyden önce kişinin güçlü bir öğrenme nedeninin olması gerektiğine vurgu yapıyor.
Bilimsel bilginin neredeyse tamamına yakını İngilizce üretilen günümüzde İngilizce eğitiminin neden çok gerekli olduğunu sadece bu neden dahi ortaya koymaya yetiyor. Dünyanın erişilebildiği ve anlaşılabildiği oranda büyük olduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Yabancı Diller Koordinatörü Yrd. Doç. Dr. Ümit Söylemez, yabancı dilin kişisel ve toplumsal gelişimin olmazsa olmazları arasında olduğuna dikkat çekiyor.
Bir kişinin dil öğrenmesinin mümkün olduğunun altını çizen Söylemez, her konuda olduğu gibi dil öğrenmede de dikkat edilmesi gereken hususların olduğunu belirtiyor.
Güçlü bir öğrenme nedeni olmalı!
‘Yabancı dil öğrenmeye karar verdikten sonra kişinin kendine mutlaka güçlü bir öğrenme nedeni sağlaması ve bunu öncelikli hedef haline getirmesi gerekir’ diyen Söylemez, kişinin gerçekçi ve kısa vadeli hedeflere ulaştıkça bir sonraki aşama için kendinde çok daha büyük güç ve çalışma azmi bulacağını dile getiriyor.
Hata yapmaktan korkmayın!
Dil öğrenme aşamasında kişilerin hata yapmaktan korkmamaları gerektiğini vurgulayan Ümit Söylemez, kimsenin emeklemeden yürüyemeyeceği gibi sınıfların emekleme, hatalar yapma, hatalarından öğrenme ortamı olduğunu belirtiyor. Söylemez, yabancı dili en kolay öğrenen kişilerin ise bu konuda hiç çekinmeden atak davrananlar olduğu hatırlatmasında bulunuyor.
Dil öğrenmek isteyenlere önemli uyarılar
Söylemez dil öğrenmek isteyenlere de şu uyarılarda buluyor:
* En kolay nasıl öğrenirim değil, ‘en iyi nasıl öğrenirim’ in arayışı içinde olun.
* Yaşam boyu size hizmet edecek dil öğrenmede özenli ve gayretli olun.
* Her gün ve düzenli çalışın.
* Bir sonraki gün öğreneceklerinizin garantisi önceki günün birikimleri olduğunu unutmayın.
* Öğrendiğiniz dili ilgi alanlarınızla birleştirin. Öğrenme zevkli hale gelir, verim artar.
* Kendiniz için en uygun çalışma ve öğrenme yöntemlerini keşfedin.
* Kişisel farklılıklarınızın öğrenme tarzınıza yansıyacağının farkında olun.
* Yabancı dil hazırlık sınıfı asla bir kayıp yıl olarak değerlendirilmemeli.
* Dil öğrenmenin insan beyni üzerindeki olumlu etkilerini unutmayın.
İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter
Doç. Dr. Yakup Çetin ise İngilizce için 1000 kelime öğrenin yeter önerisinde bulunuyor.
Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin, küreselleşen dünya ile uyumlu olabilmek için dil öğrenmenin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu, ancak uzun yıllar verilen eğitimlerin yetersiz olduğu ve işe yaramadığını vurguladı.
Uzun yıllar süren İngilizce dersleri, özel kurslar, öğretmenlerden alınan eğitimden sonra bile "Konuşamıyorum" diye yakınan bir toplumuz. Türkiye ne yazık ki dil öğrenme konusunda ciddi bir emek harcıyor ancak başarılı olamıyor. Yabancı dil öğrenememenin farklı nedenleri var elbette. Hemen akla şu soru geliyor: İlkokuldan üniversiteye kadar devam eden yabancı dil serüveninde nerede sorun yaşıyoruz, doğru metotları kullanıyor muyuz? Uzmanlar İngilizce öğrenebilmek için 1000 kelime öğrenmenin yeterli olacağı görüşünde.
Ülkemizde dil öğrenme sorunu, hepimizin kabul ettiği bir durum. İlkokuldan başlayarak üniversiteye kadar insanların yakasını bırakmayan büyük ve kaygı verici de bir sorun aynı zamanda. Gelişen iletişim teknolojileri ve yakınlaşan toplumlar dil öğrenmeyi gerekli kılıyor. Fatih Üniversitesi Yabancı Diller Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Yakup Çetin, küreselleşen dünya ile uyumlu olabilmek için dil öğrenmenin vazgeçilmez bir gereklilik olduğunu ancak uzun yıllar verilen eğitimlerin yetersiz olduğu ve işe yaramadığını da vurguladı. Peki, bunun asıl sebebi ve çözüm yolları neler?
’11 YIL YABANCI DİL EĞİTİMİ GÖRÜP KONUŞAMAMAK AYIP’
Doç. Dr. Yakup Çetin, "Bugün yabancı dil öğretimi devlet okullarında ilköğretim 2. sınıfa kadar indi. Küçük yaşta yabancı dil öğrenme ve öğretmenin şüphesiz çok avantajları var. Ancak devlet okullarının çoğunda bunun başarıya ulaşması ne yazık ki pek mümkün değil. Nitekim öğrencilerimizin birçoğunun 11 yıl yabancı dil eğitiminden sonra anladıkları ve konuştukları ortada. ’What’s your name?’ sorusunu öğrencilerin cevaplama başarısı yüzde 100 iken ’How are you?’ sorusunu cevaplama başarısı yüzde 85, ’How old are you?’ sorusunu cevaplama başarısı yüzde 70 ve ’Where are you from?’ sorusunu ise cevaplama başarısı yüzde 65" dedi.
Doç. Dr. Yakup Çetin, devlet okullarında çalışan yabancı dil öğretmenlerinin her şey bir tarafa (okuma, dinleme, konuşma, yazma, dilbilgisi) sadece yabancı dile ait kelimeleri öğretmelerinin bile öğrencilere olumlu yansıyacağına değindi. Çetin, "Özellikle, İngilizcede en çok kullanılan 1000 kelimenin öğrencilere 11 yıl içinde öğretilmesi öğrencilere ileride çok şeyler kazandıracaktır" dedi.
’1000 KELİME ÖĞRENEN İNGİLİZCE ROMANI ANLAR’
Ünlü Dilbilimci Paul Nation’ın araştırmalarına göre İngiliz dilinde en sık geçen 1000 kelimenin öğrenilmesiyle veya öğretilmesiyle konuşmaların yüzde 84.3, romanların yüzde 82.3, gazetelerin yüzde 75.6 ve akademik metinlerin yüzde 73.5’ini anlamak mümkün. Bunun üstüne İngilizcede en çok kullanılan 2000 kelimeyi öğrenebilirsek veya öğretebilirsek aynı kaynakları anlama oranımız sırasıyla yüzde 90.3, yüzde 87.4, yüzde 80.3 ve yüzde 78.1 olacaktır. Bu doğrultuda ’Voice Of America’ haberlerini İngilizce’de en çok kullanılan 1500 kelimeyle vermektedir. Aynı haber kanalının sitesinde İngilizce’de en çok kullanılan 1500 kelimeyi bulmak mümkün.
Doç. Dr. Yakup Çetin, yabancı dil öğretmenlerinin sınıf ortamında İngilizce’de en çok kullanılan 1000 kelimeyi ve belli başlı yapılarını öğrencilerin öğrenme stiline (görsel, işitsel ve kinestetik) uygun bir şekilde çoklu zek? kuramı çerçevesinde eğlenceli yolla öğretmesi gerektiğini söyledi. MEB’in ise bu kelimelerin öğretilmesine yönelik kitaplar hazırlaması gerektiğine değindi.
Doç. Dr. Çetin, "Bunları hazırlamak için mutlaka uzmanlardan yardım almalıdır. Yılda 100 kelime (bu her bir dönem 50 kelime demektir) ve toplamda en çok kullanılan 1000 kelimeyi öğretebilirsek, öğrencilerimiz liseden mezun olduklarında İngilizcede konuşulanların ve yazılanların Paul Nation’ın tespit ettiği gibi yaklaşık %80 fazlasını anlayacaktır ve konuşacaktır. Bu da Türkiye’de yabancı dil adına çok şeyi değiştirecektir. Siz ne dersiniz, denemeye değmez mi?" diye konuştu.
Son Güncelleme: Salı, 14 Ekim 2014 13:30
Gösterim: 1866
Dünyanın en zengini Bill Gates hangi kitapları okuyor?
Forbes dergisinin açıkladığı ''ABD'nin en zengin 400 kişisi'' listesinde Microsoft kurucusu ve eski CEO'su Bill Gates, bu yıl 21. defa listede ilk sırada yer aldı. İşte başucu kitaplarını sıralayan Gates'in listesi...
Dünyanın en zenginleri listesinde ilk sırada yer alan Microsoft kurucusu ve eski CEO'su Bill Gates hangi kitapları okuyor? İşte başucu kitaplarını sıralayan Gates'in listesi...
Tap Dancing to Work: Warren Buffett - 1966-2013
Yazar: Carol J. Loomis

Making the Modern World: Materials and Dematerialization
Yazar: Vaclav Smil

The Sixth Extinction: An Unnatural History
Yazar: Elizabeth Kolbert

Stress Test: Reflections on Financial Crises
Yazar: Timothy F. Geithner

The Better Angels of Our Nature: Why Violence Has Declined
Yazar: Steven Pinker

The Man Who Fed the World
Yazar: Leon Hesser

Business Adventures
Yazar: John Brooks

The Bully Pulpit: Theodore Roosevelt, William Howard Taft and the Golden Age of Journalism
Yazar: Doris Kearns Goodwin

The Rosie Project
Yazar: Graeme Simsion

Kaynak CNNTürk.com
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Dünyanın en zengini Bill Gates hangi kitapları okuyor?
Forbes dergisinin açıkladığı ''ABD'nin en zengin 400 kişisi'' listesinde Microsoft kurucusu ve eski CEO'su Bill Gates, bu yıl 21. defa listede ilk sırada yer aldı. İşte başucu kitaplarını sıralayan Gates'in listesi...
Dünyanın en zenginleri listesinde ilk sırada yer alan Microsoft kurucusu ve eski CEO'su Bill Gates hangi kitapları okuyor? İşte başucu kitaplarını sıralayan Gates'in listesi...
Tap Dancing to Work: Warren Buffett - 1966-2013
Yazar: Carol J. Loomis

Making the Modern World: Materials and Dematerialization
Yazar: Vaclav Smil

The Sixth Extinction: An Unnatural History
Yazar: Elizabeth Kolbert

Stress Test: Reflections on Financial Crises
Yazar: Timothy F. Geithner

The Better Angels of Our Nature: Why Violence Has Declined
Yazar: Steven Pinker

The Man Who Fed the World
Yazar: Leon Hesser

Business Adventures
Yazar: John Brooks

The Bully Pulpit: Theodore Roosevelt, William Howard Taft and the Golden Age of Journalism
Yazar: Doris Kearns Goodwin

The Rosie Project
Yazar: Graeme Simsion

Kaynak CNNTürk.com
Son Güncelleme: Perşembe, 02 Ekim 2014 14:59
Gösterim: 1683
Sporla uğraşan çocukların hafızasının daha güçlü, dikkatinin daha fazla olduğu belirlendi.
ABD'deki Illinois Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, ilk kez spor ve beyindeki beyaz madde arasında bağlantı bulunduğunu ortaya koydu. 9-10 yaşındaki bazı çocukların beyin görüntülerini inceleyen bilim adamları, spor yapanların beynindeki beyaz maddenin daha fazla ve yoğun olduğunu saptadı.
Beyaz maddenin beynin farklı bölgelerindeki bağlantıların güçlenmesini, dolayısıyla bilişsel becerilerin artmasını sağladığını vurgulayan bilim adamları, bir sonraki aşamada düzenli olarak yeni bir spor dalıyla uğraşmaya başlayan çocukların beynindeki beyaz maddenin artıp artmadığını inceleyecek.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Sporla uğraşan çocukların hafızasının daha güçlü, dikkatinin daha fazla olduğu belirlendi.
ABD'deki Illinois Üniversitesi'nden bilim adamlarının araştırması, ilk kez spor ve beyindeki beyaz madde arasında bağlantı bulunduğunu ortaya koydu. 9-10 yaşındaki bazı çocukların beyin görüntülerini inceleyen bilim adamları, spor yapanların beynindeki beyaz maddenin daha fazla ve yoğun olduğunu saptadı.
Beyaz maddenin beynin farklı bölgelerindeki bağlantıların güçlenmesini, dolayısıyla bilişsel becerilerin artmasını sağladığını vurgulayan bilim adamları, bir sonraki aşamada düzenli olarak yeni bir spor dalıyla uğraşmaya başlayan çocukların beynindeki beyaz maddenin artıp artmadığını inceleyecek.
Son Güncelleme: Perşembe, 21 Ağustos 2014 10:39
Gösterim: 925
Bilim adamları, kötü anıları güzel anılara çevirmeyi başardı.
"Nature" dergisinde yayımlanan araştırmada, laboratuvar ortamında fareler üzerinde yapılan testlerde beyindeki devrelerin suni olarak harekete geçirilmesiyle olumsuz anılar olumlu anılara dönüştürüldü.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Nöral Devre Genetiği Merkezi araştırmacıları, farelerin önce bir mekanla ilgili kötü anılar edinmesini sağladı. Daha sonra bellekte mekanla ilgili bilgileri kaydeden nöronlar farklı bir duygusal durumda yeniden uyarıldı. Böylece farelerin mekanla ilgili anıları, olumsuzdan olumluya çevrildi.
Duygusal anıların nasıl oluştuğu ve değiştiğine ışık tutan araştırma, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı.
Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Susumu Tonegawa, "Duygular, anılarımızla yakından ilişkilidir. Araştırmamız, anıların duygusal değerinin değiştirilebileceğini gösteriyor. Diyelim ki sokak ortasında saldırıya uğradınız ve çantanız çalındı. Olumsuz anılarınız yüzünden yeniden o sokağa gitmekten korkarsınız. Oysa şimdi bu tür travmalarla ilgili anıları değiştirebiliyoruz. Hatta bunun için söz konusu mekana bile gitmenize gerek yok. Her şey beynin içinde olup bitiyor" dedi.
Prof. Dr. Susumu, sözlerine şöyle devam etti:
"Önce farenin beyninde mekan anılarının kaydedildiği nöronları belirledik. Daha sonra fareye ufak elektrik şokları verirken optik bir kablo ile bu nöronları uyardık. Böylece farenin, söz konusu mekandan korkmasını sağladık. Şimdi de farenin mekanla ilgili olumsuz anılarını olumlu anılara çevirmeyi başardık. Bunun için de belirli bir yerde elektrik şoku verilen farelerin mekanla ilgili olumsuz anılarını yine optik kablolar aracılığı ile nöronları uyararak ve bu kez ödül vererek olumluya çevirdik."
Anıların değiştirilmesi, mekanlarla ilgili bilgilerin depolandığı hipokampus bölgesi ile duygusal tepkileri düzenleyen amigdala bölgesi arasındaki bağlantıların suni yöntemlerle uyarılması yoluyla sağlanıyor.
Araştırma, özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyon tedavisi için büyük önem taşıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Bilim adamları, kötü anıları güzel anılara çevirmeyi başardı.
"Nature" dergisinde yayımlanan araştırmada, laboratuvar ortamında fareler üzerinde yapılan testlerde beyindeki devrelerin suni olarak harekete geçirilmesiyle olumsuz anılar olumlu anılara dönüştürüldü.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) Nöral Devre Genetiği Merkezi araştırmacıları, farelerin önce bir mekanla ilgili kötü anılar edinmesini sağladı. Daha sonra bellekte mekanla ilgili bilgileri kaydeden nöronlar farklı bir duygusal durumda yeniden uyarıldı. Böylece farelerin mekanla ilgili anıları, olumsuzdan olumluya çevrildi.
Duygusal anıların nasıl oluştuğu ve değiştiğine ışık tutan araştırma, bilim dünyasında büyük heyecan yarattı.
Araştırmayı yöneten Prof. Dr. Susumu Tonegawa, "Duygular, anılarımızla yakından ilişkilidir. Araştırmamız, anıların duygusal değerinin değiştirilebileceğini gösteriyor. Diyelim ki sokak ortasında saldırıya uğradınız ve çantanız çalındı. Olumsuz anılarınız yüzünden yeniden o sokağa gitmekten korkarsınız. Oysa şimdi bu tür travmalarla ilgili anıları değiştirebiliyoruz. Hatta bunun için söz konusu mekana bile gitmenize gerek yok. Her şey beynin içinde olup bitiyor" dedi.
Prof. Dr. Susumu, sözlerine şöyle devam etti:
"Önce farenin beyninde mekan anılarının kaydedildiği nöronları belirledik. Daha sonra fareye ufak elektrik şokları verirken optik bir kablo ile bu nöronları uyardık. Böylece farenin, söz konusu mekandan korkmasını sağladık. Şimdi de farenin mekanla ilgili olumsuz anılarını olumlu anılara çevirmeyi başardık. Bunun için de belirli bir yerde elektrik şoku verilen farelerin mekanla ilgili olumsuz anılarını yine optik kablolar aracılığı ile nöronları uyararak ve bu kez ödül vererek olumluya çevirdik."
Anıların değiştirilmesi, mekanlarla ilgili bilgilerin depolandığı hipokampus bölgesi ile duygusal tepkileri düzenleyen amigdala bölgesi arasındaki bağlantıların suni yöntemlerle uyarılması yoluyla sağlanıyor.
Araştırma, özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve depresyon tedavisi için büyük önem taşıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 28 Ağustos 2014 14:14
Gösterim: 960
Yabancı dil öğrenmenin, beynin yaşlanmasını yavaşlattığı bildirildi.
Sonuçları "Annals of Neurology" dergisinde yayımlanan, Edinburgh Üniversitesi'nin yaptığı araştırma çerçevesinde, kentte doğan 262 kişiye 11 yaşındaki yapılan testlerin verileri kullanıldı ve benzer zeka testleri bu kişiler 70'li yaşlarındayken tekrarlandı.
2008-2010 yıllarında yapılan araştırmada, hepsi İngilizcenin yanı sıra en az bir dilde daha iletişim kurabilen bu kişilerin 70'li yaşlarında bilişsel yetilerinin ne ölçüde değiştiği incelendi.
Gruptaki 195 kişinin ikinci dili 18 yaşından önce, 65'inin ise 18 yaşından sonra öğrendiği belirtildi.
Araştırmanın bulguları, iki ya da daha fazla dil konuşanların, kendilerinden beklenenden çok daha iyi bilişsel yetilere sahip olduğunu ortaya koyarken, en güçlü etkilerin, genelde zeka ve okumada gözlendiği kaydedildi.
Yabancı dili yetişkinken öğrenenlerde de bu olumlu etkinin tespit edildiğine dikkati çekildi.
Edinburgh Üniversitesi Bilişsel Yaşlanma ve Epidemiyoloji Merkezi'nden doktor Thomas Bak, dikkat, odaklanma ve akıcılıkta gözlenen iyileşmenin, doğuştan gelen zekayla açıklanamayacağını ifade ederek "Araştırmamız, çift dilliliğinin, yetişkinlikte öğrenilse bile, yaşlanan beynin çıkarına olabileceğini gösteriyor" dedi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Bunları Biliyor musunuz
Yabancı dil öğrenmenin, beynin yaşlanmasını yavaşlattığı bildirildi.
Sonuçları "Annals of Neurology" dergisinde yayımlanan, Edinburgh Üniversitesi'nin yaptığı araştırma çerçevesinde, kentte doğan 262 kişiye 11 yaşındaki yapılan testlerin verileri kullanıldı ve benzer zeka testleri bu kişiler 70'li yaşlarındayken tekrarlandı.
2008-2010 yıllarında yapılan araştırmada, hepsi İngilizcenin yanı sıra en az bir dilde daha iletişim kurabilen bu kişilerin 70'li yaşlarında bilişsel yetilerinin ne ölçüde değiştiği incelendi.
Gruptaki 195 kişinin ikinci dili 18 yaşından önce, 65'inin ise 18 yaşından sonra öğrendiği belirtildi.
Araştırmanın bulguları, iki ya da daha fazla dil konuşanların, kendilerinden beklenenden çok daha iyi bilişsel yetilere sahip olduğunu ortaya koyarken, en güçlü etkilerin, genelde zeka ve okumada gözlendiği kaydedildi.
Yabancı dili yetişkinken öğrenenlerde de bu olumlu etkinin tespit edildiğine dikkati çekildi.
Edinburgh Üniversitesi Bilişsel Yaşlanma ve Epidemiyoloji Merkezi'nden doktor Thomas Bak, dikkat, odaklanma ve akıcılıkta gözlenen iyileşmenin, doğuştan gelen zekayla açıklanamayacağını ifade ederek "Araştırmamız, çift dilliliğinin, yetişkinlikte öğrenilse bile, yaşlanan beynin çıkarına olabileceğini gösteriyor" dedi.
Son Güncelleme: Pazartesi, 02 Haziran 2014 12:55
Gösterim: 797

