Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri için bir standart geliştirmeyi amaçladıklarını belirtti.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri için standart geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek, "Üniversite yöneticilerimizden bu standartlar doğrultusunda kütüphanelerini geliştirmelerini bekliyoruz. Bizler de mali ve mevzuat boyutlarında üzerimize düşeni yapacağız" dedi.
Çetinsaya, YÖK Konferans Salonunda düzenlenen "Üniversite Kütüphanelerini Yeniden Düşünmek" konferansının açılışındaki konuşmasında, bilgiye erişmek ve bilgiyi kullanıma sunmada kütüphanelerin büyük önem kazandığına işaret etti.
Üniversitelerin etkili bir bilgi alt yapısına sahip olmalarını ve bu alt yapıyı günün gereklerine göre sürekli güncellemelerini zorunlu gördüklerini belirten Çetinsaya, üniversite kütüphanelerinin de basılı ve elektronik formattaki bilgiyi sağlamaları, organize etmeleri ve mekandan bağımsız olarak 7 gün 24 saat hizmete sunmalarının, olağan hizmetler haline geldiğini söyledi.
"Türkiye'nin dünyada geldiği yerle üniversitelerin elektronik yayınlara erişiminde Türkiye yükseköğretim sisteminin bulunduğu yerin karşılaştırılması halinde rakamların mütevazı" olduğunu söyleyen Çetinsaya, "Bunları Türkiye üniversiteleri ve kütüphaneleri haketmiyor" dedi.
Çetinsaya, üniversite kütüphanelerinin, üzerinde herkesin mutabakat sağladığı standartlar doğrultusunda organize edilmesi gerektiğini belirterek, bunun için kütüphanelere yeterli mali kaynağın, nitelikli insan gücünün ve bilgi toplumunun gereklerine uygun mekanların sağlanması gerektiğine işaret etti.
YÖK'te üniversite kütüphaneleri masada
Prof. Dr. Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri üzerine YÖK bünyesinde "üniversite kütüphaneleri standartları" ile "akademik arşiv projesi-açık erişim projesi" üzerine çalışmalar yürüttüklerini bildirdi.
YÖK'te oluşturulan çalışma grubu tarafından hazırlanan "2023'e Doğru Türkiye'de Üniversite Kütüphaneleri Mevcut Durum, Sorunlar, Standartlar ve Çözüm Önerileri" başlıklı taslak raporda, yükseköğretim kurumlarının görüş ve önerileri doğrultusunda mükemmel hale getirilerek üniversite kütüphaneleri için bir standart geliştirmeyi amaçladıklarını kaydeden Çetinsaya, "Üniversite yöneticilerimizden bu standartlar doğrultusunda kütüphanelerini geliştirmelerini bekliyoruz. Bizler de mali ve mevzuat boyutlarında üzerimize düşeni yapacağız" dedi.
Denetleme Kurulu üyelerinden de yıllık rutin denetimlerde üniversite kütüphanelerinin bu standartlara uygun olup olmadığını denetlemelerini ve raporlamalarını istediklerini dile getiren Çetinsaya, çalışmaları yıllık raporlar halinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediklerini söyledi. Çetinsaya, "Yıllık raporlamalar ve sıralamaların, üniversite kütüphaneleri için teşvik edici olacağını ve üniversiteleri tatlı bir rekabete sokacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
1987 öncesi tezler de sisteme alınacak
Çetinsaya, ikinci çalışmaları olan "akademik arşiv projesi"yle Türkiye'de oluşturulan bilimsel çalışmaların her üniversitenin kurumsal arşivlerinde toplanması, uluslararası standartlara göre organize edilmesi ve araştırmacıların kullanımına açılmasının planlandığını bildirdi. Projeyle kurulan sistemlerin uluslararası sistemlere entegre edileceğini, böylece üniversitelerin araştırma ve yayım performanslarının izlenebileceğini aktardı.
Sistemin daha sonra YÖK'ün ortak veri tabanı YÖKSİS ile entegre edileceğini kaydeden Çetinsaya, şöyle konuştu:
"Böylece uluslararası standartlara uygun olarak üniversiteler tarafından bütün bilimsel çıktılarımız toplanacak. Öncelikle her üniversite kendi açık arşivini oluşturacak. YÖK bünyesinde kurulacak bir harmanlama veya genel bir arama motoru üzerinden bütün bu çıktıların toplu taraması yapılabilecek ve dünyayla paylaşılabilecek.
Tezlerin toplanmaya başladığı 1987'den sonra yazılan 350 binden fazla tez, bu sistem içerisinde yayımlanacak.Tezlerin yanı sıra Türkiye yükseköğretim tarihi boyunca yapılmış tüm çalışmalar ve makaleler ile yurt dışındaki Türk akademisyenler tarafından yazılan tezler de sisteme dahil edilecek. 1987 öncesi yapılmış 50 bin tezi de Tez Bankamıza katacağız. Şu ana kadar Türkiye üniversite tarihi boyunca yapılmış 400 bin dolayında tez olacak.
Araştırmacılarımızın birbirinden haberdar olması için devam eden tezleri de sisteme dahil edeceğiz. Bunun da ötesine geçiyoruz ve Türkiye üniversitelerinin tarihi boyunca yayınladıkları bütün kitaplar, yayınladıkları bütün dergiler ve bu dergilerdeki makaleler, tezler de dahil açık arşiv sistemine dahil edilecek. Üniversitelerdeki nadir eserler kolleksiyonlarını da ulusal açık arşiv motoruna dahil edilerek, bütün dünyanın istifadesine açmak istiyoruz."
Çetinsaya, rektörlerden ve kütüphane yöneticilerinden projeye sahip çıkmalarını istedi. Teknik ve alt yapı olarak herşeyin hazır olduğunu bildiren Çetinsaya, bundan sonra projenin eylülün sonuna kadar tamamlanmasını beklediklerini, ekimde projeyi Türkiye'ye ve dünyaya ilan edeceklerini belirtti.
Çetinsaya, "Artık görevin üniversitelerde olduğunu ilan ediyorum. Bu yaz kütüphaneciler için hem zor bir yaz olacak ama aynı zamanda Türkiye'nin ve kütüphaneciliğin yarınları için çok güzel bir yaz olacak" diye konuştu.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri için bir standart geliştirmeyi amaçladıklarını belirtti.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri için standart geliştirmeyi amaçladıklarını belirterek, "Üniversite yöneticilerimizden bu standartlar doğrultusunda kütüphanelerini geliştirmelerini bekliyoruz. Bizler de mali ve mevzuat boyutlarında üzerimize düşeni yapacağız" dedi.
Çetinsaya, YÖK Konferans Salonunda düzenlenen "Üniversite Kütüphanelerini Yeniden Düşünmek" konferansının açılışındaki konuşmasında, bilgiye erişmek ve bilgiyi kullanıma sunmada kütüphanelerin büyük önem kazandığına işaret etti.
Üniversitelerin etkili bir bilgi alt yapısına sahip olmalarını ve bu alt yapıyı günün gereklerine göre sürekli güncellemelerini zorunlu gördüklerini belirten Çetinsaya, üniversite kütüphanelerinin de basılı ve elektronik formattaki bilgiyi sağlamaları, organize etmeleri ve mekandan bağımsız olarak 7 gün 24 saat hizmete sunmalarının, olağan hizmetler haline geldiğini söyledi.
"Türkiye'nin dünyada geldiği yerle üniversitelerin elektronik yayınlara erişiminde Türkiye yükseköğretim sisteminin bulunduğu yerin karşılaştırılması halinde rakamların mütevazı" olduğunu söyleyen Çetinsaya, "Bunları Türkiye üniversiteleri ve kütüphaneleri haketmiyor" dedi.
Çetinsaya, üniversite kütüphanelerinin, üzerinde herkesin mutabakat sağladığı standartlar doğrultusunda organize edilmesi gerektiğini belirterek, bunun için kütüphanelere yeterli mali kaynağın, nitelikli insan gücünün ve bilgi toplumunun gereklerine uygun mekanların sağlanması gerektiğine işaret etti.
YÖK'te üniversite kütüphaneleri masada
Prof. Dr. Çetinsaya, üniversite kütüphaneleri üzerine YÖK bünyesinde "üniversite kütüphaneleri standartları" ile "akademik arşiv projesi-açık erişim projesi" üzerine çalışmalar yürüttüklerini bildirdi.
YÖK'te oluşturulan çalışma grubu tarafından hazırlanan "2023'e Doğru Türkiye'de Üniversite Kütüphaneleri Mevcut Durum, Sorunlar, Standartlar ve Çözüm Önerileri" başlıklı taslak raporda, yükseköğretim kurumlarının görüş ve önerileri doğrultusunda mükemmel hale getirilerek üniversite kütüphaneleri için bir standart geliştirmeyi amaçladıklarını kaydeden Çetinsaya, "Üniversite yöneticilerimizden bu standartlar doğrultusunda kütüphanelerini geliştirmelerini bekliyoruz. Bizler de mali ve mevzuat boyutlarında üzerimize düşeni yapacağız" dedi.
Denetleme Kurulu üyelerinden de yıllık rutin denetimlerde üniversite kütüphanelerinin bu standartlara uygun olup olmadığını denetlemelerini ve raporlamalarını istediklerini dile getiren Çetinsaya, çalışmaları yıllık raporlar halinde kamuoyuyla paylaşmayı hedeflediklerini söyledi. Çetinsaya, "Yıllık raporlamalar ve sıralamaların, üniversite kütüphaneleri için teşvik edici olacağını ve üniversiteleri tatlı bir rekabete sokacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
1987 öncesi tezler de sisteme alınacak
Çetinsaya, ikinci çalışmaları olan "akademik arşiv projesi"yle Türkiye'de oluşturulan bilimsel çalışmaların her üniversitenin kurumsal arşivlerinde toplanması, uluslararası standartlara göre organize edilmesi ve araştırmacıların kullanımına açılmasının planlandığını bildirdi. Projeyle kurulan sistemlerin uluslararası sistemlere entegre edileceğini, böylece üniversitelerin araştırma ve yayım performanslarının izlenebileceğini aktardı.
Sistemin daha sonra YÖK'ün ortak veri tabanı YÖKSİS ile entegre edileceğini kaydeden Çetinsaya, şöyle konuştu:
"Böylece uluslararası standartlara uygun olarak üniversiteler tarafından bütün bilimsel çıktılarımız toplanacak. Öncelikle her üniversite kendi açık arşivini oluşturacak. YÖK bünyesinde kurulacak bir harmanlama veya genel bir arama motoru üzerinden bütün bu çıktıların toplu taraması yapılabilecek ve dünyayla paylaşılabilecek.
Tezlerin toplanmaya başladığı 1987'den sonra yazılan 350 binden fazla tez, bu sistem içerisinde yayımlanacak.Tezlerin yanı sıra Türkiye yükseköğretim tarihi boyunca yapılmış tüm çalışmalar ve makaleler ile yurt dışındaki Türk akademisyenler tarafından yazılan tezler de sisteme dahil edilecek. 1987 öncesi yapılmış 50 bin tezi de Tez Bankamıza katacağız. Şu ana kadar Türkiye üniversite tarihi boyunca yapılmış 400 bin dolayında tez olacak.
Araştırmacılarımızın birbirinden haberdar olması için devam eden tezleri de sisteme dahil edeceğiz. Bunun da ötesine geçiyoruz ve Türkiye üniversitelerinin tarihi boyunca yayınladıkları bütün kitaplar, yayınladıkları bütün dergiler ve bu dergilerdeki makaleler, tezler de dahil açık arşiv sistemine dahil edilecek. Üniversitelerdeki nadir eserler kolleksiyonlarını da ulusal açık arşiv motoruna dahil edilerek, bütün dünyanın istifadesine açmak istiyoruz."
Çetinsaya, rektörlerden ve kütüphane yöneticilerinden projeye sahip çıkmalarını istedi. Teknik ve alt yapı olarak herşeyin hazır olduğunu bildiren Çetinsaya, bundan sonra projenin eylülün sonuna kadar tamamlanmasını beklediklerini, ekimde projeyi Türkiye'ye ve dünyaya ilan edeceklerini belirtti.
Çetinsaya, "Artık görevin üniversitelerde olduğunu ilan ediyorum. Bu yaz kütüphaneciler için hem zor bir yaz olacak ama aynı zamanda Türkiye'nin ve kütüphaneciliğin yarınları için çok güzel bir yaz olacak" diye konuştu.
Son Güncelleme: Salı, 10 Haziran 2014 13:10
Gösterim: 1205
Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı Yusuf Tavukçuoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve özel okulları A, B, C, D kategorilerine ayıracak yeni sistemle ilgili okulları sınıflandırmanın doğru olmadığını belirtti. TÖDER Başkanı Taşel ise, kaliteyi artıracağı için olumlu bulduğunu söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve özel okulları A, B, C, D kategorilerine ayıracak yeni sistem özel okulların kafasını karıştırdı.
Hürriet Gazetesi’nden Gönül Koca’ya açıklamalar yapan TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, sistemi okullarda kaliteyi arttıracağı için olumlu bulurken, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı Yusuf Tavukçuoğlu, değerlendirmeyi kimlerin yapacağının önemine değindi. Dernek başkanlarının görüşleri şöyle:
Okulları sınıflandırmak doğru bir şey değil
Yusuf Tavukçuoğlu (Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı): Bir ay önce Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bu konuyu görüşmek üzere bizi çağırdıklarında, eğitim öğretimin kendini yenileyen, he geçen gün değişimle çocuklarımıza yeni ve doğru şeyler vermeye çalışan bir sistem olduğunu düşündüğümüz için gidip katıldık toplantıya. Üç konu ele alındı dershanelerin dönüşümü, teşvikler ve 4 alanda okullarımızın belli kriterler altında değerlendirilerek notlandırılması. Tabii bu değerlendirmenin kimler tarafından, nasıl yapılacağı çok önemli. Örneğin A sınıfından bir okul öğrenciyi alıyor, çok fazla emek harcamadan aynı noktada bir üniversiteye yerleştiriyor. D kategorisindeki bir başka okul da öğrenciyi alıyor, çok emek harcayarak farklı bir noktaya taşıyorsa bunu nasıl ölçeceksiniz? Kurumu mu, süreci mi değerlendireceksiniz ve bu değerlendirmeyi kimler yapacak? Örneğin, okullara çocukların sağlığı ile ilgili konularda 10 puan, ibadethaneye 20 puan verilecek. Bu değerlendirme kriterleri de sorunlu ve daha çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Olimpik yüzme havuzu olan okullara 20 puan veriliyor, zaten İstanbul’da sadece 2-3 okulda olimpik yüzme havuzu var. Bana göre okullarımızı sınıflandırmamız çok da mantıklı değil.
Kaliteyi arttıracağı için olumlu bir sistem
İbrahim Taşel (TÖDER Başkanı): Öncelikle bu sistem hem teşviklerin daha adaletli dağıtılması, hem de Türkiye’de özel okulların kalitesini arttırmak amacıyla düşünüldü. O nedenle olumlu yanları daha fazla olacaktır. Özellikle okulların bu gruplandırmada daha iyi sonuç alabilmek için kendi kalitelerini arttırmak çabasına gireceklerini düşünüyorum. Bu nedenle olumlu bir durum. Ancak, bu puanlamanın çok adil yapılması, ölçülmesi çok zor olan süreçlerin çok dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu kriterler Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği ve 100’e yakın özel okul temsilcisinin katıldığı 5 günlük çalıştayla belirlendi. Sivil toplum kuruluşları bu çalıştaya başkanları düzeyinde katıldılar, ben de katıldım. Dolayısıyla buradaki puan kriterleri tartışıldı, en adil biçimde değerlendirme yapma çabası gösterildi. Eğer ileride aksayan, ölçülemeyen ya da puanı değiştirilmesi gerekenler varsa bunların da yeniden gözden geçirilmesi konusunda mutabık kaldık. Yani bu Milli Eğitim Bakanlığı’nın tek başına verdiği bir karar değil. Paydaşlarla tartışılarak alınmış bir karar. Bu akreditasyon kaliteyi arttırmak amacıyla olduğu için olumlu buluyorum. Okula dönüşen dershaneler D grubu içinde olacak çünkü onların standartları dershaneden dönüştükleri için normal özel okula uymaz. Dershaneler dünyanın en kaliteli eğitimini verse de ön kabulle D grubunda olacak, çünkü teşviklerden ona göre yararlansınlar diye.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı Yusuf Tavukçuoğlu, Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve özel okulları A, B, C, D kategorilerine ayıracak yeni sistemle ilgili okulları sınıflandırmanın doğru olmadığını belirtti. TÖDER Başkanı Taşel ise, kaliteyi artıracağı için olumlu bulduğunu söyledi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı ve özel okulları A, B, C, D kategorilerine ayıracak yeni sistem özel okulların kafasını karıştırdı.
Hürriet Gazetesi’nden Gönül Koca’ya açıklamalar yapan TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, sistemi okullarda kaliteyi arttıracağı için olumlu bulurken, Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı Yusuf Tavukçuoğlu, değerlendirmeyi kimlerin yapacağının önemine değindi. Dernek başkanlarının görüşleri şöyle:
Okulları sınıflandırmak doğru bir şey değil
Yusuf Tavukçuoğlu (Türkiye Özel Okullar Birliği Derneği Eşbaşkanı): Bir ay önce Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bu konuyu görüşmek üzere bizi çağırdıklarında, eğitim öğretimin kendini yenileyen, he geçen gün değişimle çocuklarımıza yeni ve doğru şeyler vermeye çalışan bir sistem olduğunu düşündüğümüz için gidip katıldık toplantıya. Üç konu ele alındı dershanelerin dönüşümü, teşvikler ve 4 alanda okullarımızın belli kriterler altında değerlendirilerek notlandırılması. Tabii bu değerlendirmenin kimler tarafından, nasıl yapılacağı çok önemli. Örneğin A sınıfından bir okul öğrenciyi alıyor, çok fazla emek harcamadan aynı noktada bir üniversiteye yerleştiriyor. D kategorisindeki bir başka okul da öğrenciyi alıyor, çok emek harcayarak farklı bir noktaya taşıyorsa bunu nasıl ölçeceksiniz? Kurumu mu, süreci mi değerlendireceksiniz ve bu değerlendirmeyi kimler yapacak? Örneğin, okullara çocukların sağlığı ile ilgili konularda 10 puan, ibadethaneye 20 puan verilecek. Bu değerlendirme kriterleri de sorunlu ve daha çalışılması gerektiğini düşünüyoruz. Olimpik yüzme havuzu olan okullara 20 puan veriliyor, zaten İstanbul’da sadece 2-3 okulda olimpik yüzme havuzu var. Bana göre okullarımızı sınıflandırmamız çok da mantıklı değil.
Kaliteyi arttıracağı için olumlu bir sistem
İbrahim Taşel (TÖDER Başkanı): Öncelikle bu sistem hem teşviklerin daha adaletli dağıtılması, hem de Türkiye’de özel okulların kalitesini arttırmak amacıyla düşünüldü. O nedenle olumlu yanları daha fazla olacaktır. Özellikle okulların bu gruplandırmada daha iyi sonuç alabilmek için kendi kalitelerini arttırmak çabasına gireceklerini düşünüyorum. Bu nedenle olumlu bir durum. Ancak, bu puanlamanın çok adil yapılması, ölçülmesi çok zor olan süreçlerin çok dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor. Bu kriterler Milli Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği ve 100’e yakın özel okul temsilcisinin katıldığı 5 günlük çalıştayla belirlendi. Sivil toplum kuruluşları bu çalıştaya başkanları düzeyinde katıldılar, ben de katıldım. Dolayısıyla buradaki puan kriterleri tartışıldı, en adil biçimde değerlendirme yapma çabası gösterildi. Eğer ileride aksayan, ölçülemeyen ya da puanı değiştirilmesi gerekenler varsa bunların da yeniden gözden geçirilmesi konusunda mutabık kaldık. Yani bu Milli Eğitim Bakanlığı’nın tek başına verdiği bir karar değil. Paydaşlarla tartışılarak alınmış bir karar. Bu akreditasyon kaliteyi arttırmak amacıyla olduğu için olumlu buluyorum. Okula dönüşen dershaneler D grubu içinde olacak çünkü onların standartları dershaneden dönüştükleri için normal özel okula uymaz. Dershaneler dünyanın en kaliteli eğitimini verse de ön kabulle D grubunda olacak, çünkü teşviklerden ona göre yararlansınlar diye.
Son Güncelleme: Salı, 10 Haziran 2014 09:58
Gösterim: 1985
MEB özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayıracak ve 5 yıldızlı oteller gibi yıldız verecek. Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak.
Hürriyeteğitim Editörü Nuran Çakmakçı’nın haberine göre, MEB özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayıracak ve 5 yıldızlı oteller gibi yıldız verecek. Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Öğretmene iyi maaş + 30 puan. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi D sınıfı. LYS’de başarıya + 35, ikramiye verene + 20 puan.
Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki günlerde özel okullarla ilgili önemli bir karara imza atıyor. Bakanlık, özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayırarak akredite edecek. Yani okullara 5 yıldızlı oteller gibi adeta yıldız verecek. Okullar, kriterleri e-okul üzerinden kendileri dolduracak, Bakanlık bunu valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla denetleyerek onaylayacak. Veliler, hangi okulun hangi kategoride olduğunu kurumun internet sayfasından görerek, karar verecek. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, yatılı lise, fen ve sosyal bilimler liseleri ile meslek liseleri buna göre gruplandırılacak. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi şimdiden belli: D sınıfı.
Tuvaletten 70 puan
Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Müdürü ulusal ve uluslararası çalışmalara katılanlar 10’ar puan alırken, öğretmen maaşı brüt 3500 TL’nin üzerinde olan okullar da 30 puan kazanacak. Maaşları zamanında ödeyen, ikramiye veren okullar da 20’şer puan alacak. TEOG (Temel eğitimden orta öğretime geçiş) için Türkiye ortalamasının üstünde puan alan her kategori için artı 10 puan, LYS’lerde başarılı olan 35 puanı kazanacak. Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulları 130, diğer okullar 70 puan alabilecek. Öğrencilerin öğrenme stillerine göre eğitim veren okullar 20 puan birden kazanacak.
Üst kategoriye teşvik var
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, karara son noktayı koymak üzere. Sayıştay ve Maliye Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler tamamlandı. Sıra kararın yayımlanmasında. Okullar; fiziki standartları, yönetim ve organizasyonları, eğitim öğretim süreçleri ve destek hizmetleri olmak üzere 4 başlıkta tasnif edilerek, kategorileştirilecek. Okullara teşvikler bu kategorilere göre yapılacak. Okulların kategorisine ait sertifikalar, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce düzenlenecek. Yeni okul açanlar Bakanlığın belirlediği kategorilere göre okul açacak. Halen var olanlar ise talep etmeleri halinde valilik ve kaymakamlıklara başvuru yapacak. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Valilik, okulların gruplarının belirlenmesi amacıyla 3 kişiden oluşan ekip görevlendirecek. Ekipte okulun üyesi olduğu özel eğitim kurumları derneğinin bir temsilcisi ile Genel Müdürlük’te denetim yetkisine sahip en az 2 personel ya da 2 maarif mütfettişi yer alacak. Oluşturulan ekipten bir kişi ekip sorumlusu olacak. İnceleme ekibi en geç 30 iş günü içinde inceleme raporu doğrultusunda okullara standart alanlarına göre A, B, C veya D grubu olarak sertifika verecek.
ÜST KATEGORİ İÇİN 3 AY
Özel Öğretim Kurumları derneğine üye olmayanlar okulların incelemelerinde Genel Müdürlük’te görevli 2 personel veya 2 müfettişi görevlendirecek. Sertifika alanlar isterlerse 3 ay sonra standart alanlarına göre değişiklik talep ederek, sertifikalarını değiştirmek için başvuruda bulunabilecek.
Ne, kaç puan
Bağımsız okul binası olan anaokulları 130, ilk, orta ve liseler 120 puan
Kütüphane: 50 puan
Beden eğitimi salonunu: 40 puan
Konferans salonu: 50 puan
Yemek salonu: 20 puan
Fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarı 20’şer puan
20 yıl üzeri okullar 10 puan alırken 11-20 yıl arası olanlar 6, 1-10 yıl olanlar ise 3 puan alacak.
Yüksek lisans yapmış eğitim personeli oranı yüzde 20’nin üzerinde olanlar: 20 puan
Yöneticileri proje alanlar 10 puan, uluslararası projelere katılanlar 15 puan
Öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlendiği çalışmalar yapan: 20 puan
Öğrencilerin gelişim ve ihtiyaçları ile bireysel özelliklerini tanımaya yönelik kararlar alan: 20 puan
Eğitim teknolojilerini kullanan ilkokullar 40, diğer okullar 20 puan
TEOG başarısı ortaokulda Türkiye ortalamasının üstü 5 eşit kademeye ayrılarak her kademe için artı 10 puan
Ölçme değerlendirme analiz rapoları: 30 puan
Öğrenci gözlem formları tutan: 40 puan
Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin ortaya çıkmasına yönelik çalışma yapan: 20 puan
Lisanslı sporcu öğrencisi yüzde 41 oranında olan: 20 puan
Okul spor takımı 5 ve üstünde olan: 20 puan
Okulda otomatik yangın söndürme sistemi olan: 12 puan
Z tipi yangın merdiven sistemi olan: 10 puan
3 ve daha fazla güvenlik görevlisini 24 saat sistemine göre çalıştıran: 25 puan
Okulda tam zamanlı doktor bulunduran: 25 puan
Her 350 metrekare kapalı alan için bir temizlik personeli çalıştıran: 20 puan
Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulunda 130, diğer okullarda 70 puan
Okul servis araçlarının yüzde 70’i 5 yaş altında olan: 20 puan
Gıda hizmeti sunma göreviyle çalışan personele gıda güvenirliği sağlanması, insan sağlığının korunması ve gıdaya bulaşmalarını engellenmesi amacıyla düzenleme anaokulunda 30, diğer okullarda 15 puan
Her ders öğretmenin kullanabileceği alanıyla ilgili eğitim materyali olan: 25 puan
Hangi okul, kaç puan
ÖZEL Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından verilen fiziksel standart alanlarına göre 1 yıllık geçici süre için A, B, C ve D grubu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleniyor. 1 yıllık süre içinde bu yönergelerde belirtilenler Genel Müdürlükçe/ maarif müfettişlerince yapılan denetim sonucunda düzenlenecek rapor doğrultusunda valiliğin uygun görüşü de dikkate alınarak okullara A, B, C ve D grubu sertifikları kurum açma izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile birlikte yeniden düzenleniyor.
A grubu okullar: 850-1000 puan
B grubu okullar: 700-849,99
C grubu okullar: 500-699,99
D grubu okullar: 499,99 ve altında puan alanlar
Vergide indirim geniş teşvik
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin çalışmayı şöyle anlattı: “Bu kategorileşme ile çeşitli kriterler önem derecesine göre puanlanarak 4 alt standart bakımından okula bir puan verilmesi ve vergi muafiyet ve indirimleri, bina destekleri ile eğitim ve öğretim desteğini de içine alacak geniş çapta bir teşvik sisteminin bu ayaklar üzerine oturtulması hedeflenmiştir. Bu şekilde yapılacak bir kategorileşme çalışması bir akredetitasyon sisteminin de ilk ayağını oluşturacak ve bu da özel okulların standartlarını yükseltme gayesi ile daha fazla çalışmaları, eğitim ve öğretim kalitesine önemli katkılar sağlamaları sonucunu doğuracaktır.”
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
MEB özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayıracak ve 5 yıldızlı oteller gibi yıldız verecek. Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak.
Hürriyeteğitim Editörü Nuran Çakmakçı’nın haberine göre, MEB özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayıracak ve 5 yıldızlı oteller gibi yıldız verecek. Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Öğretmene iyi maaş + 30 puan. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi D sınıfı. LYS’de başarıya + 35, ikramiye verene + 20 puan.
Milli Eğitim Bakanlığı önümüzdeki günlerde özel okullarla ilgili önemli bir karara imza atıyor. Bakanlık, özel okulları A, B, C ve D olmak üzere gruplara ayırarak akredite edecek. Yani okullara 5 yıldızlı oteller gibi adeta yıldız verecek. Okullar, kriterleri e-okul üzerinden kendileri dolduracak, Bakanlık bunu valilik ve kaymakamlıklar aracılığıyla denetleyerek onaylayacak. Veliler, hangi okulun hangi kategoride olduğunu kurumun internet sayfasından görerek, karar verecek. Anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, yatılı lise, fen ve sosyal bilimler liseleri ile meslek liseleri buna göre gruplandırılacak. Dershaneden dönüşerek okullaşanların kategorisi şimdiden belli: D sınıfı.
Tuvaletten 70 puan
Yüzme havuzu olanlar 30, ibadethanesi bulunanlar 20 puan kazanacak. Müdürü ulusal ve uluslararası çalışmalara katılanlar 10’ar puan alırken, öğretmen maaşı brüt 3500 TL’nin üzerinde olan okullar da 30 puan kazanacak. Maaşları zamanında ödeyen, ikramiye veren okullar da 20’şer puan alacak. TEOG (Temel eğitimden orta öğretime geçiş) için Türkiye ortalamasının üstünde puan alan her kategori için artı 10 puan, LYS’lerde başarılı olan 35 puanı kazanacak. Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulları 130, diğer okullar 70 puan alabilecek. Öğrencilerin öğrenme stillerine göre eğitim veren okullar 20 puan birden kazanacak.
Üst kategoriye teşvik var
Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri, karara son noktayı koymak üzere. Sayıştay ve Maliye Bakanlığı yetkilileri ile görüşmeler tamamlandı. Sıra kararın yayımlanmasında. Okullar; fiziki standartları, yönetim ve organizasyonları, eğitim öğretim süreçleri ve destek hizmetleri olmak üzere 4 başlıkta tasnif edilerek, kategorileştirilecek. Okullara teşvikler bu kategorilere göre yapılacak. Okulların kategorisine ait sertifikalar, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce düzenlenecek. Yeni okul açanlar Bakanlığın belirlediği kategorilere göre okul açacak. Halen var olanlar ise talep etmeleri halinde valilik ve kaymakamlıklara başvuru yapacak. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ve Valilik, okulların gruplarının belirlenmesi amacıyla 3 kişiden oluşan ekip görevlendirecek. Ekipte okulun üyesi olduğu özel eğitim kurumları derneğinin bir temsilcisi ile Genel Müdürlük’te denetim yetkisine sahip en az 2 personel ya da 2 maarif mütfettişi yer alacak. Oluşturulan ekipten bir kişi ekip sorumlusu olacak. İnceleme ekibi en geç 30 iş günü içinde inceleme raporu doğrultusunda okullara standart alanlarına göre A, B, C veya D grubu olarak sertifika verecek.
ÜST KATEGORİ İÇİN 3 AY
Özel Öğretim Kurumları derneğine üye olmayanlar okulların incelemelerinde Genel Müdürlük’te görevli 2 personel veya 2 müfettişi görevlendirecek. Sertifika alanlar isterlerse 3 ay sonra standart alanlarına göre değişiklik talep ederek, sertifikalarını değiştirmek için başvuruda bulunabilecek.
Ne, kaç puan
Bağımsız okul binası olan anaokulları 130, ilk, orta ve liseler 120 puan
Kütüphane: 50 puan
Beden eğitimi salonunu: 40 puan
Konferans salonu: 50 puan
Yemek salonu: 20 puan
Fizik, kimya ve biyoloji laboratuvarı 20’şer puan
20 yıl üzeri okullar 10 puan alırken 11-20 yıl arası olanlar 6, 1-10 yıl olanlar ise 3 puan alacak.
Yüksek lisans yapmış eğitim personeli oranı yüzde 20’nin üzerinde olanlar: 20 puan
Yöneticileri proje alanlar 10 puan, uluslararası projelere katılanlar 15 puan
Öğrencilerin öğrenme stillerinin belirlendiği çalışmalar yapan: 20 puan
Öğrencilerin gelişim ve ihtiyaçları ile bireysel özelliklerini tanımaya yönelik kararlar alan: 20 puan
Eğitim teknolojilerini kullanan ilkokullar 40, diğer okullar 20 puan
TEOG başarısı ortaokulda Türkiye ortalamasının üstü 5 eşit kademeye ayrılarak her kademe için artı 10 puan
Ölçme değerlendirme analiz rapoları: 30 puan
Öğrenci gözlem formları tutan: 40 puan
Öğrencilerin bilgi ve becerilerinin ortaya çıkmasına yönelik çalışma yapan: 20 puan
Lisanslı sporcu öğrencisi yüzde 41 oranında olan: 20 puan
Okul spor takımı 5 ve üstünde olan: 20 puan
Okulda otomatik yangın söndürme sistemi olan: 12 puan
Z tipi yangın merdiven sistemi olan: 10 puan
3 ve daha fazla güvenlik görevlisini 24 saat sistemine göre çalıştıran: 25 puan
Okulda tam zamanlı doktor bulunduran: 25 puan
Her 350 metrekare kapalı alan için bir temizlik personeli çalıştıran: 20 puan
Tuvalet temizliği ve temizlik malzemeleri istenilen şartlara uygun olan anaokulunda 130, diğer okullarda 70 puan
Okul servis araçlarının yüzde 70’i 5 yaş altında olan: 20 puan
Gıda hizmeti sunma göreviyle çalışan personele gıda güvenirliği sağlanması, insan sağlığının korunması ve gıdaya bulaşmalarını engellenmesi amacıyla düzenleme anaokulunda 30, diğer okullarda 15 puan
Her ders öğretmenin kullanabileceği alanıyla ilgili eğitim materyali olan: 25 puan
Hangi okul, kaç puan
ÖZEL Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından verilen fiziksel standart alanlarına göre 1 yıllık geçici süre için A, B, C ve D grubu kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı düzenleniyor. 1 yıllık süre içinde bu yönergelerde belirtilenler Genel Müdürlükçe/ maarif müfettişlerince yapılan denetim sonucunda düzenlenecek rapor doğrultusunda valiliğin uygun görüşü de dikkate alınarak okullara A, B, C ve D grubu sertifikları kurum açma izni, işyeri açma ve çalışma ruhsatı ile birlikte yeniden düzenleniyor.
A grubu okullar: 850-1000 puan
B grubu okullar: 700-849,99
C grubu okullar: 500-699,99
D grubu okullar: 499,99 ve altında puan alanlar
Vergide indirim geniş teşvik
Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin çalışmayı şöyle anlattı: “Bu kategorileşme ile çeşitli kriterler önem derecesine göre puanlanarak 4 alt standart bakımından okula bir puan verilmesi ve vergi muafiyet ve indirimleri, bina destekleri ile eğitim ve öğretim desteğini de içine alacak geniş çapta bir teşvik sisteminin bu ayaklar üzerine oturtulması hedeflenmiştir. Bu şekilde yapılacak bir kategorileşme çalışması bir akredetitasyon sisteminin de ilk ayağını oluşturacak ve bu da özel okulların standartlarını yükseltme gayesi ile daha fazla çalışmaları, eğitim ve öğretim kalitesine önemli katkılar sağlamaları sonucunu doğuracaktır.”
Son Güncelleme: Pazartesi, 09 Haziran 2014 10:53
Gösterim: 2532
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun, dershaneleri kapatan kanuna ilişkin hazırladığı mütalaada tartışmalı düzenlemenin Anayasa’nın 8 maddesine aykırı olduğunu belirtti.
AKP’nin 2007 yılındaki yeni Anayasa çalışmalarında görev alan Türkiye’nin saygın Anayasa hukukçularından Prof. Dr. Ergun Özbudun , dersaneleri kapatan kanunun Anayasa’nın 8 maddesine aykırı olduğunu belirtti. Anayasa’nın ‘ölçülülük’ ilkesini düzenleyen 13’üncü maddesine, ‘eğitim ve öğretim hakkını’ düzenleyen 42’nci maddesine, ‘çalışma ve sözleşme hürriyetini’ düzenleyen 48’inci maddesine doğrudan aykırı olduğunu kaydetti.
Özbudun, tartışmalı düzenlemenin Anayasa’nın 8 maddesine aykırılığını tespit etti. Dershaneleri kapatan düzenlemenin sırasıyla ‘Cumhuriyetin niteliklerini” düzenleyen 2’nci maddesine, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5’nci maddesine, temel hak ve hürriyetleri düzenleyen 13’üncü maddesine, mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci maddesine, hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ıncı maddesine, eğitim ve öğrenim hakkını düzenleyen 42’nci maddesine, çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48’inci maddesine ve çalışma hakkını düzenleyen 49’uncu maddesine aykırı olduğunu kaydetti.
Dönüşüm de aykırı
Yasadaki aykırılıkları detaylandıran Özbudun, Özel Öğretim Kurumları Kanunudan ‘dershane’ ibaresinin çıkarılması ile faaliyetine devam edecek olan özel kurslar için getirilen “Ortaöğretime ve yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak” şartının Anayasa’nın 2’nci, 13’üncü, 42’nci, 48’inci ve 49’uncu maddelerine aykırı olduğunu aktardı.
Özbudun, kanunun dershane ve etüt merkezindeki öğretmenlerin sözlü sınavla Milli Eğitim Bakanlığı’na alınmasına ilişkin hükmünün de Anayasa’nın 2’nci, 48’inci ve 49’uncu maddelerine aykırı olduğunu kaydetti. Yine kanunda dönüşümü tamamlamayan dershane ve etüt merkezlerinin 1 Eylül 2015 tarihiyle son bulmasını içeren hükmünde Anayasa’nın 2’nci, 5’inci, 13’üncü, 35’inci 42’nci ve 48’inci maddelerine aykırı olduğuna dikkat çekti.
Görev süresi
Özbudun, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 4 yıl ve daha fazla süreyle göre yapan okul müdürü ve yardımcılarının görev süresinin sona ereceğini hükme bağlayan geçici maddenin de Anayasa’nın 36’ıncı maddesine aykırı olduğunu ifade etti. Bir kamu görevlisinin görevine son verilmesinin idari bir işlem ile gerçekleştirilebileceğine dikkat çeken Özbudun, “Anayasanın hak arama hürriyetine ilişkin 36’ıncı maddesini ihlal etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2014 tarihli kararıyla HSYK Kanunu’na eklenen aynı nitelikteki hükümleri iptal etmiştir” dedi.
Mutlak yasak rejimi söz konusu olacaktır
Özbudun, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanabile-ceğini anlatan Anayasa maddesindeki “Sınırlamalar ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” hükmüne dikkat çekti. Bir hakkın kullanımında idari makamların rolü açısından üç durumun söz konusu olduğunu belirten Özbudun, birinde hakkın kullanımının idari makamın iznine ya da ruhsatına bağlı olması, ikincisinde bildirimle yetinilmesi, üçüncüsün ise hiçbir izin ve bildirim olmaksızın hürriyetin serbestçe kullanılması olduğuna işaret etti. ‘Dershaneleri kapatan’ kanunun iktidar çevrelerince açıkça ifade edilen amacı dershaneleri ortadan kaldırmak olduğuna göre, hükûmetin ret cevabı vereceği de muhakkak gibidir. Bu durumda, ölçülülük ilkesine tümüyle aykırı bir mutlak yasak rejimi söz konusu olacaktır”
Eğitim hakkı tamamen sınırlanamaz
Özbudun düzenlemenin Anayasa’nın ‘eğitim ve öğretim hakkı’nı düzenleyen 42’nci maddesine aykırı olduğunu vurguladı. “Devlet, biçimsel eğitim veren kamusal veya özel eğitim kurumlarını, eğitim hakkının özüne dokunmamak şartıyla, kanunla düzenleyebilir” diyen Özbudun, “Bunun dışındaki kursların ve öğrenim yerlerinin bu hükümlere tâbi tutulmasına imkân yoktur.
Dershanelerin kanun kapsamından çıkarılması, onların yasaklanmasına ya da tamamen takdirî bir ruhsat sistemine tâbi tutulmasına imkân vermez. Bu devlete ‘insanların maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak’ görevini veren Anayasanın 5’inci maddesine de aykırıdır” tespitinde bulundu.
Özbudun, AYM’nin 2011’de verdiği bir başka iptal kararını bu konuya örnek gösterdi. AYM’nin iptal gerekçesinde yer alan “Eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı belirlenirken, bunlar eğitim ve öğretim hakkını tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olamaz” tespitine vurgu yaptı.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kararı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) de temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabilmesi için ‘demokratik bir toplumda gerekli olma’ ve “Zorlayıcı bir sosyal ihtiyaca dayanması” gerektiğini belirten Özbudun, “Düzenlemenin bu iki şarta uygun olduğunu savunmak mümkün değil” dedi. Özbudun şöyle devam etti:
Sosyal eşitsizlikler
“Kanunun görüşmelerinde onun savunucuları bu konuda hiçbir inandırıcı kanıt ileri sürebilmiş değillerdir. Tam aksine, Türkiye gerçeğinde dershanelerin ‘zorlayıcı bir sosyal ihtiyaçtan’ kaynaklandığı kuşkusuzdur. Üniversitelere başvuranların sayısının, üniversite kontenjan-larının çok üstünde olması nedeniyle, yarışmacı nitelikte üniversite giriş sınavlarının yapılması zorunludur ve yakın gelecekte bu sistemin değişmesi ihtimali görülmemektedir.
Üniversiteye hazırlık kursları, bu sınavlarda daha başarılı bir sonuç almak isteyen öğrencilerin başvurabilecekleri en tabiî araç olarak görünmektedir. Söz konusu kurslara gösterilen rağbet de bunu kanıtlamaktadır. Dershanelerin kapatılması halinde, bu talepler özel öğretmenler tarafından, çok daha yüksek bir bedel karşılığında sağlanabilecek, böylece mevcut sosyal eşitsizlikler daha da artacaktır.”
Kaldırmayla değil teşvikle tedbir alınmalı
Prof. Özbudun, dershaneleri kapatan düzenlemenin Anayasa’nın 48’inci maddesinde yer alan “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” hükmüne de aykırı olduğunu belirtti.
Sınırlama vurgusu
Bu maddedeki önemli bir ayrıntıya dikkat çeken Özbudun, “Anayasasının 48’inci madde-sinde, temel hak ve hürriyetlerle ilgili pek çok maddenin aksine, “sınırlama” deyimine yer verilme-miş olması anlamlıdır” diyerek şöyle devam etti: “Maddenin ikinci fıkrasındaki ‘Devlet, özel teşebbüs-lerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır’ ifadesinden, devletin bu yönlendirmeyi yasak ve sınırlamalarla değil, teşvik tedbirleriyle yapacağı anlamı çıkmaktadır. ”
Kapatmanın da ötesinde müdahale
Özel teşebbüs hürriyetinin sınırlandırılabileceğine dikkat çeken Özbudun, bu sınırlamanın kamu yararı ile bireysel hak ve hürriyetler arasında ‘hakkaniyete uygun bir denge kuran’ ve bireysel hakkın özünü ortadan kaldırmayan bir sınırlama olması gerektiğine vurgu yaptı. Özdubun şöyle devam etti:
Orantısız müdahale
“Dershanelerin kapatılması ya da tamamen siyasi takdire dayanan ve ölçüleri belirlenmeyen bir ruhsat sistemine tâbi tutulması, hiçbir zorlayıcı sosyal ihtiyaçtan kaynaklanmayan, demokratik bir toplumda yeri olmayan, orantısız, ölçüsüz ve hakkın özünü ortadan kaldıran bir müdahaledir. Dershaneleri, özel eğitim kurumlarına ilişkin kanuni düzenlemenin kapsamı dışına çıkarmak, yasama organının takdir yetkisi içindedir. Ancak bu faaliyeti yasaklamak, bunun çok ötesine geçen bir müdahaledir.”
Siyasi yarar
Özbudun, tüm kamusal işlemlerin nihai amacının kamu yararını sağlamak olduğunu kaydetti. “Yalnız özel çıkarlar için veya belli kişilerin yararına olarak yasa kuralı konulamaz. Bu durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması halinde, söz konusu yasa kuralı Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı düşer ve iptali gerekir” diyen Özbudun, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
Toplumsal grubu cezalandırmak
“Kanunun gerekçesinden ve Kanun üzerindeki meclis görüşmelerinden, kanunun amacının kamu yararı olmayıp, Gülen Cemaati’ne bağlı dershaneleri kapatarak bu cemaati cezalandırmak gibi siyasi bir saik olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hükümet sözcülerinin bu cemaate yönelik ağır suçlamaları ve bizzat Sayın Başbakan’ın öğrenci velilerinden çocuklarını bu dershanelerden çekmelerini istemesi, izlenen amacın, kamu yararı olmayıp, bir toplumsal grubu cezalandırmak ve böylece iktidar partisi lehine siyasi bir yarar sağlamak gibi tamamen siyasi bir saik olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ilgili düzenlemenin amaç unsuru bakımından da denetlenip iptal edilmesi gerekir.”
BUGÜN GAZETESİ
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Anayasa hukukçusu Prof. Dr. Ergun Özbudun, dershaneleri kapatan kanuna ilişkin hazırladığı mütalaada tartışmalı düzenlemenin Anayasa’nın 8 maddesine aykırı olduğunu belirtti.
AKP’nin 2007 yılındaki yeni Anayasa çalışmalarında görev alan Türkiye’nin saygın Anayasa hukukçularından Prof. Dr. Ergun Özbudun , dersaneleri kapatan kanunun Anayasa’nın 8 maddesine aykırı olduğunu belirtti. Anayasa’nın ‘ölçülülük’ ilkesini düzenleyen 13’üncü maddesine, ‘eğitim ve öğretim hakkını’ düzenleyen 42’nci maddesine, ‘çalışma ve sözleşme hürriyetini’ düzenleyen 48’inci maddesine doğrudan aykırı olduğunu kaydetti.
Özbudun, tartışmalı düzenlemenin Anayasa’nın 8 maddesine aykırılığını tespit etti. Dershaneleri kapatan düzenlemenin sırasıyla ‘Cumhuriyetin niteliklerini” düzenleyen 2’nci maddesine, devletin temel amaç ve görevlerini düzenleyen 5’nci maddesine, temel hak ve hürriyetleri düzenleyen 13’üncü maddesine, mülkiyet hakkını düzenleyen 35’inci maddesine, hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ıncı maddesine, eğitim ve öğrenim hakkını düzenleyen 42’nci maddesine, çalışma ve sözleşme hürriyetini düzenleyen 48’inci maddesine ve çalışma hakkını düzenleyen 49’uncu maddesine aykırı olduğunu kaydetti.
Dönüşüm de aykırı
Yasadaki aykırılıkları detaylandıran Özbudun, Özel Öğretim Kurumları Kanunudan ‘dershane’ ibaresinin çıkarılması ile faaliyetine devam edecek olan özel kurslar için getirilen “Ortaöğretime ve yükseköğretime giriş sınavlarına hazırlık niteliğinde olmamak” şartının Anayasa’nın 2’nci, 13’üncü, 42’nci, 48’inci ve 49’uncu maddelerine aykırı olduğunu aktardı.
Özbudun, kanunun dershane ve etüt merkezindeki öğretmenlerin sözlü sınavla Milli Eğitim Bakanlığı’na alınmasına ilişkin hükmünün de Anayasa’nın 2’nci, 48’inci ve 49’uncu maddelerine aykırı olduğunu kaydetti. Yine kanunda dönüşümü tamamlamayan dershane ve etüt merkezlerinin 1 Eylül 2015 tarihiyle son bulmasını içeren hükmünde Anayasa’nın 2’nci, 5’inci, 13’üncü, 35’inci 42’nci ve 48’inci maddelerine aykırı olduğuna dikkat çekti.
Görev süresi
Özbudun, kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle 4 yıl ve daha fazla süreyle göre yapan okul müdürü ve yardımcılarının görev süresinin sona ereceğini hükme bağlayan geçici maddenin de Anayasa’nın 36’ıncı maddesine aykırı olduğunu ifade etti. Bir kamu görevlisinin görevine son verilmesinin idari bir işlem ile gerçekleştirilebileceğine dikkat çeken Özbudun, “Anayasanın hak arama hürriyetine ilişkin 36’ıncı maddesini ihlal etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 10 Nisan 2014 tarihli kararıyla HSYK Kanunu’na eklenen aynı nitelikteki hükümleri iptal etmiştir” dedi.
Mutlak yasak rejimi söz konusu olacaktır
Özbudun, temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanabile-ceğini anlatan Anayasa maddesindeki “Sınırlamalar ölçülülük ilkesine aykırı olamaz” hükmüne dikkat çekti. Bir hakkın kullanımında idari makamların rolü açısından üç durumun söz konusu olduğunu belirten Özbudun, birinde hakkın kullanımının idari makamın iznine ya da ruhsatına bağlı olması, ikincisinde bildirimle yetinilmesi, üçüncüsün ise hiçbir izin ve bildirim olmaksızın hürriyetin serbestçe kullanılması olduğuna işaret etti. ‘Dershaneleri kapatan’ kanunun iktidar çevrelerince açıkça ifade edilen amacı dershaneleri ortadan kaldırmak olduğuna göre, hükûmetin ret cevabı vereceği de muhakkak gibidir. Bu durumda, ölçülülük ilkesine tümüyle aykırı bir mutlak yasak rejimi söz konusu olacaktır”
Eğitim hakkı tamamen sınırlanamaz
Özbudun düzenlemenin Anayasa’nın ‘eğitim ve öğretim hakkı’nı düzenleyen 42’nci maddesine aykırı olduğunu vurguladı. “Devlet, biçimsel eğitim veren kamusal veya özel eğitim kurumlarını, eğitim hakkının özüne dokunmamak şartıyla, kanunla düzenleyebilir” diyen Özbudun, “Bunun dışındaki kursların ve öğrenim yerlerinin bu hükümlere tâbi tutulmasına imkân yoktur.
Dershanelerin kanun kapsamından çıkarılması, onların yasaklanmasına ya da tamamen takdirî bir ruhsat sistemine tâbi tutulmasına imkân vermez. Bu devlete ‘insanların maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak’ görevini veren Anayasanın 5’inci maddesine de aykırıdır” tespitinde bulundu.
Özbudun, AYM’nin 2011’de verdiği bir başka iptal kararını bu konuya örnek gösterdi. AYM’nin iptal gerekçesinde yer alan “Eğitim ve öğrenim hakkının kapsamı belirlenirken, bunlar eğitim ve öğretim hakkını tamamen ortadan kaldıracak nitelikte olamaz” tespitine vurgu yaptı.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kararı
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) de temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabilmesi için ‘demokratik bir toplumda gerekli olma’ ve “Zorlayıcı bir sosyal ihtiyaca dayanması” gerektiğini belirten Özbudun, “Düzenlemenin bu iki şarta uygun olduğunu savunmak mümkün değil” dedi. Özbudun şöyle devam etti:
Sosyal eşitsizlikler
“Kanunun görüşmelerinde onun savunucuları bu konuda hiçbir inandırıcı kanıt ileri sürebilmiş değillerdir. Tam aksine, Türkiye gerçeğinde dershanelerin ‘zorlayıcı bir sosyal ihtiyaçtan’ kaynaklandığı kuşkusuzdur. Üniversitelere başvuranların sayısının, üniversite kontenjan-larının çok üstünde olması nedeniyle, yarışmacı nitelikte üniversite giriş sınavlarının yapılması zorunludur ve yakın gelecekte bu sistemin değişmesi ihtimali görülmemektedir.
Üniversiteye hazırlık kursları, bu sınavlarda daha başarılı bir sonuç almak isteyen öğrencilerin başvurabilecekleri en tabiî araç olarak görünmektedir. Söz konusu kurslara gösterilen rağbet de bunu kanıtlamaktadır. Dershanelerin kapatılması halinde, bu talepler özel öğretmenler tarafından, çok daha yüksek bir bedel karşılığında sağlanabilecek, böylece mevcut sosyal eşitsizlikler daha da artacaktır.”
Kaldırmayla değil teşvikle tedbir alınmalı
Prof. Özbudun, dershaneleri kapatan düzenlemenin Anayasa’nın 48’inci maddesinde yer alan “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlarına uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır” hükmüne de aykırı olduğunu belirtti.
Sınırlama vurgusu
Bu maddedeki önemli bir ayrıntıya dikkat çeken Özbudun, “Anayasasının 48’inci madde-sinde, temel hak ve hürriyetlerle ilgili pek çok maddenin aksine, “sınırlama” deyimine yer verilme-miş olması anlamlıdır” diyerek şöyle devam etti: “Maddenin ikinci fıkrasındaki ‘Devlet, özel teşebbüs-lerin millî ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır’ ifadesinden, devletin bu yönlendirmeyi yasak ve sınırlamalarla değil, teşvik tedbirleriyle yapacağı anlamı çıkmaktadır. ”
Kapatmanın da ötesinde müdahale
Özel teşebbüs hürriyetinin sınırlandırılabileceğine dikkat çeken Özbudun, bu sınırlamanın kamu yararı ile bireysel hak ve hürriyetler arasında ‘hakkaniyete uygun bir denge kuran’ ve bireysel hakkın özünü ortadan kaldırmayan bir sınırlama olması gerektiğine vurgu yaptı. Özdubun şöyle devam etti:
Orantısız müdahale
“Dershanelerin kapatılması ya da tamamen siyasi takdire dayanan ve ölçüleri belirlenmeyen bir ruhsat sistemine tâbi tutulması, hiçbir zorlayıcı sosyal ihtiyaçtan kaynaklanmayan, demokratik bir toplumda yeri olmayan, orantısız, ölçüsüz ve hakkın özünü ortadan kaldıran bir müdahaledir. Dershaneleri, özel eğitim kurumlarına ilişkin kanuni düzenlemenin kapsamı dışına çıkarmak, yasama organının takdir yetkisi içindedir. Ancak bu faaliyeti yasaklamak, bunun çok ötesine geçen bir müdahaledir.”
Siyasi yarar
Özbudun, tüm kamusal işlemlerin nihai amacının kamu yararını sağlamak olduğunu kaydetti. “Yalnız özel çıkarlar için veya belli kişilerin yararına olarak yasa kuralı konulamaz. Bu durumun açık bir biçimde ve kesin olarak saptanması halinde, söz konusu yasa kuralı Anayasa’nın 2’nci maddesine aykırı düşer ve iptali gerekir” diyen Özbudun, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
Toplumsal grubu cezalandırmak
“Kanunun gerekçesinden ve Kanun üzerindeki meclis görüşmelerinden, kanunun amacının kamu yararı olmayıp, Gülen Cemaati’ne bağlı dershaneleri kapatarak bu cemaati cezalandırmak gibi siyasi bir saik olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hükümet sözcülerinin bu cemaate yönelik ağır suçlamaları ve bizzat Sayın Başbakan’ın öğrenci velilerinden çocuklarını bu dershanelerden çekmelerini istemesi, izlenen amacın, kamu yararı olmayıp, bir toplumsal grubu cezalandırmak ve böylece iktidar partisi lehine siyasi bir yarar sağlamak gibi tamamen siyasi bir saik olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, ilgili düzenlemenin amaç unsuru bakımından da denetlenip iptal edilmesi gerekir.”
BUGÜN GAZETESİ
Son Güncelleme: Salı, 10 Haziran 2014 09:35
Gösterim: 2381
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dershanelerin özel okula dönüşümünü öngören kanuna dayanılarak hazırlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmelik Taslağına göre, dershanelerden özel okula dönüşecek liselerin adı "temel lise" olacak.
MEB, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, 14 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Bakanlığa bağlı özel dershane ve özel etüt eğitim merkezlerinin özel okula dönüşümü çerçevesinde ilgili paydaşların görüşlerini de alarak yol haritası niteliğinde bir kılavuz hazırladı.
Özel okula dönüşmek için başvurular, 2 Haziran'dan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri'de (MEBBİS) oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden alınmaya başladı. Dönüşüm Programına dahil olmak isteyen ilk okulun Balıkesir'den başvuru yaptığı öğrenildi.
Bakanlık, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu'nda değişiklik öngören yasanın ardından Özel Eğitim Kurumları Yönetmelik taslağını da hazırladı.
Buna göre, dershaneden özel okula dönüşecekler için yapılacak işlemler için MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü bünyesinde Dönüşüm ve Teşvik Daire Başkanlığı oluşturuldu. Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul açabilecek.
Özel okula dönüşecek liselerin adı "temel lise" olacak. Temel liseler, haftada 20 saat yüz yüze, kalan saatlerde de sınav yapmak üzere sabahçı-öğlenci olmak üzere ikili öğretim yapabilecek. Özel okula dönüşen liselerde okul bahçesi ya da müstakil bina şartı aranmayacak.
Dershanelerden dönüşecek özel okullar, cumartesi günleri, kendi öğrencilerine takviye kursları düzenleyebilecek.
Teşvik için minimum sınıf kontenjanı 12
Yönetmelik taslağında, derslik başına düşen öğrenci sayısına göre teşvikler konusunda da bazı hususlara yer verildi.
Buna göre, öğrenci başı eğitim öğretim desteğinden faydalanmak için kanunda yer alan "derslikteki boş kontenjanlar" tanımlaması gereği, bir sınıfın minumum ve maksimum kontenjanları da belirlendi.
Teşvik için bir sınıfın minumum kontenjanının 12, maksimum kontenjanının da 24 olması gerekecek. Taslağa göre, özel okullar 12 kontenjanının altında da sınıf açabilecek. Ancak teşvik, 12 öğrenciden sonrasına verilecek.
Öğrenci teşviklerinin takibi için de modül hazırlanacak. Teşvik alacak özel okullara yerleştirmeler de bu modül üzerinden yapılacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından dershanelerin özel okula dönüşümünü öngören kanuna dayanılarak hazırlanan Özel Öğretim Kurumları Yönetmelik Taslağına göre, dershanelerden özel okula dönüşecek liselerin adı "temel lise" olacak.
MEB, dershanelerle ilgili düzenlemeleri de içeren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK'larda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un, 14 Mart'ta Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından Bakanlığa bağlı özel dershane ve özel etüt eğitim merkezlerinin özel okula dönüşümü çerçevesinde ilgili paydaşların görüşlerini de alarak yol haritası niteliğinde bir kılavuz hazırladı.
Özel okula dönüşmek için başvurular, 2 Haziran'dan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri'de (MEBBİS) oluşturulan Dönüşüm Programı Modülü üzerinden alınmaya başladı. Dönüşüm Programına dahil olmak isteyen ilk okulun Balıkesir'den başvuru yaptığı öğrenildi.
Bakanlık, dershanelerin özel okula dönüşümünü içeren Milli Eğitim Temel Kanunu'nda değişiklik öngören yasanın ardından Özel Eğitim Kurumları Yönetmelik taslağını da hazırladı.
Buna göre, dershaneden özel okula dönüşecekler için yapılacak işlemler için MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü bünyesinde Dönüşüm ve Teşvik Daire Başkanlığı oluşturuldu. Özel okula dönüşmek isteyen dershaneler, okul öncesi, ilkokul ve ortaokul açabilecek.
Özel okula dönüşecek liselerin adı "temel lise" olacak. Temel liseler, haftada 20 saat yüz yüze, kalan saatlerde de sınav yapmak üzere sabahçı-öğlenci olmak üzere ikili öğretim yapabilecek. Özel okula dönüşen liselerde okul bahçesi ya da müstakil bina şartı aranmayacak.
Dershanelerden dönüşecek özel okullar, cumartesi günleri, kendi öğrencilerine takviye kursları düzenleyebilecek.
Teşvik için minimum sınıf kontenjanı 12
Yönetmelik taslağında, derslik başına düşen öğrenci sayısına göre teşvikler konusunda da bazı hususlara yer verildi.
Buna göre, öğrenci başı eğitim öğretim desteğinden faydalanmak için kanunda yer alan "derslikteki boş kontenjanlar" tanımlaması gereği, bir sınıfın minumum ve maksimum kontenjanları da belirlendi.
Teşvik için bir sınıfın minumum kontenjanının 12, maksimum kontenjanının da 24 olması gerekecek. Taslağa göre, özel okullar 12 kontenjanının altında da sınıf açabilecek. Ancak teşvik, 12 öğrenciden sonrasına verilecek.
Öğrenci teşviklerinin takibi için de modül hazırlanacak. Teşvik alacak özel okullara yerleştirmeler de bu modül üzerinden yapılacak.
Son Güncelleme: Cumartesi, 07 Haziran 2014 14:14
Gösterim: 2731

