Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Cep telefonu operatörlerinin uzun süredir uyguladığı "Adil kullanım kotası" sistemi, ülkemiz internet servis sağlayıcıları tarafından da benimsenip, kullanıcıların internet bağlantı hızları 1Mbit gibi komik rakamlara düşürülünce tüketiciler ayağa kalktı.
"Adil kullanım kotası" uygulaması devreye alınmadan önce sözleşmesi yapılan tarifelerde bile kullanıcılara haber vermeksizin değişikliğe gidilirken, satılan "yüksek hızlı" internet bağlantıları da konulan bu kota ile işlevini yitirdi.
Özellikle Nisan ayında yaygınlaşan uygulama sonucunda, aylık kullanımında 50 GB kotanın üzerine çıkan kullanıcıların "ışık hızındaki" internet bağlantıları 1 Mbit hızına çekiliyor.
50 GB neden yetersiz?
Eğer 20 Mbit hızında internet bağlantınız varsa, bu saniyede yaklaşık 2.5 MB (megabayt) hızla dosya transfer edebileceğiniz anlamına geliyor.
Yani 1 dakika içerisinde 150 megabayt, 1 saat içerisinde de 9 gigabayt'a varan büyüklükte veri transferi yapabilir, dosya indirebilirsiniz.
50 gigabaytlık kotayı doldurmak içinse, (tarifenizde yazan transfer hızına tam ulaşamasanız da) 6-7 saat gibi bir süre boyunca dosya aktarımı yapmak yeterli olacaktır.
Uzaktan eğitim veren kurumların öğrencilerinin dersleri internet üzerinden videolar ve canlı bağlantılarla takip ettikleri, 720p çözünürlüğe sahip 5 dakikalık bir YouTube videosunun boyutunun 70 megabaytı aştığı göz önüne alındığında günde 2 saat video izleyerek bile 50 GB'lik "adil kullanım" kotasını aşmak mümkün. Eğer her gün girdiğiniz siteleri de ziyaret ederseniz, daha ayın ortasında kotanızı doldurabilirsiniz.
Kullanıcılar isyan ediyor!
Şirketlerin "adil kullanım kotasını" kendilerine haber vermeksizin devreye aldığını savunan kullanıcılar internet üzerinden örgütlenmeye başladılar.
Yalnızca 1 hafta önce tescil edilen www.dusukhizahayir.com adresinde başlatılan imza kampanyasına şu ana kadar katılan kullanıcı sayısı 18 bin 515'e ulaşırken, aynı amaçla Facebook üzerinde başlatılmış gruplar da bulunmakta.
Şirketlerden "adil kullanım kotası" uygulamalarını değiştirmelerini isteyen kullanıcılar, kotanın tamamen kaldırılmasındansa, daha mantıklı bir hale getirilebileceğini belirtiyorlar. Şu andaki uygulamada, tarifenizdeki internet bağlantı hızınıza bakılmaksızın kotanızı aştığınız anda hızını 1 Mbit'e çekiliyor. Bu da saniyede yaklaşık 125 kilobaytlık bir veri aktarım hızı demek.
Kullanıcılar, 50 GB gibi "komik" bir kota yerine 250 GB gibi bir kota uygulanmasını, kota aşımında da tarifede yer alan hıza göre internet bağlantı hızının düşürülmesini istiyorlar. Forumlarda ve çeşitli sitelerde yer alan önerilerde, 8 Mbit'lik tarifelerin kota aşımında hızlarının 2 Mbit'e, 16 Mbit'lik tarifelerin 4 Mbit'e düşürülerek daha "adil" bir kullanım sağlanabileceği vurgulanıyor.
İki saatte 1.400 imza!
Dusukhizahayir.com sitesinin kurucusu Egemen, TTNET'in adil kullanım kotasını protesto etmek amacıyla bu siteyi hazırladığını söylüyor ve süreci şöyle anlatıyor:
"Üyesi olduğum Donanimhaber forumlarında "adil kullanım kotası" konusu tartışılırken aklıma gelen bu fikri paylaştım. İnsanlardan gelen desteği görünce de, 5 saat gibi kısa bir süre içerisinde dusukhizahayir.com sitesini hazırlayarak yayına aldık. Daha ilk saatlerinde bin 400'ü aşkın kişi siteye gelip, "Adil kullanım kotası"na karşı imza verdi. Şu anda 20 bin imzaya yaklaşmış bulunuyoruz, hedefimiz ise 50 bin imza"
İtiraz edip, eski hızınıza kavuşabilirsiniz!
Eğer internet servis sağlayıcınızın "Adil kullanım kotası" uygulaması imzaladığınız sözleşmelerde yer almıyorsa, Tüketici Hakem Heyetlerine başvurarak eski internet hızınıza kavuşabilirsiniz. Şirketlerin "limitsiz" adı altında "limitli" tarife satarak tüketiciyi yanılttıklarını savunan kullanıcılar, "adil kullanım kotası" ibaresi bulunmayan sözleşmelerini ve bu uygulamaya itirazlarını içeren dilekçeyi bulundukları ilçelerde yer alan Tüketici Hakem Heyeti'ne verebiliyorlar.
Bu şekilde Tüketici Hakem Heyetlerine başvuran kullanıcılar, internet hızlarının eskiye döndüğünü ve "adil kullanım kotası" uygulamasından kurtulduklarının altını çiziyorlar.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Cep telefonu operatörlerinin uzun süredir uyguladığı "Adil kullanım kotası" sistemi, ülkemiz internet servis sağlayıcıları tarafından da benimsenip, kullanıcıların internet bağlantı hızları 1Mbit gibi komik rakamlara düşürülünce tüketiciler ayağa kalktı.
"Adil kullanım kotası" uygulaması devreye alınmadan önce sözleşmesi yapılan tarifelerde bile kullanıcılara haber vermeksizin değişikliğe gidilirken, satılan "yüksek hızlı" internet bağlantıları da konulan bu kota ile işlevini yitirdi.
Özellikle Nisan ayında yaygınlaşan uygulama sonucunda, aylık kullanımında 50 GB kotanın üzerine çıkan kullanıcıların "ışık hızındaki" internet bağlantıları 1 Mbit hızına çekiliyor.
50 GB neden yetersiz?
Eğer 20 Mbit hızında internet bağlantınız varsa, bu saniyede yaklaşık 2.5 MB (megabayt) hızla dosya transfer edebileceğiniz anlamına geliyor.
Yani 1 dakika içerisinde 150 megabayt, 1 saat içerisinde de 9 gigabayt'a varan büyüklükte veri transferi yapabilir, dosya indirebilirsiniz.
50 gigabaytlık kotayı doldurmak içinse, (tarifenizde yazan transfer hızına tam ulaşamasanız da) 6-7 saat gibi bir süre boyunca dosya aktarımı yapmak yeterli olacaktır.
Uzaktan eğitim veren kurumların öğrencilerinin dersleri internet üzerinden videolar ve canlı bağlantılarla takip ettikleri, 720p çözünürlüğe sahip 5 dakikalık bir YouTube videosunun boyutunun 70 megabaytı aştığı göz önüne alındığında günde 2 saat video izleyerek bile 50 GB'lik "adil kullanım" kotasını aşmak mümkün. Eğer her gün girdiğiniz siteleri de ziyaret ederseniz, daha ayın ortasında kotanızı doldurabilirsiniz.
Kullanıcılar isyan ediyor!
Şirketlerin "adil kullanım kotasını" kendilerine haber vermeksizin devreye aldığını savunan kullanıcılar internet üzerinden örgütlenmeye başladılar.
Yalnızca 1 hafta önce tescil edilen www.dusukhizahayir.com adresinde başlatılan imza kampanyasına şu ana kadar katılan kullanıcı sayısı 18 bin 515'e ulaşırken, aynı amaçla Facebook üzerinde başlatılmış gruplar da bulunmakta.
Şirketlerden "adil kullanım kotası" uygulamalarını değiştirmelerini isteyen kullanıcılar, kotanın tamamen kaldırılmasındansa, daha mantıklı bir hale getirilebileceğini belirtiyorlar. Şu andaki uygulamada, tarifenizdeki internet bağlantı hızınıza bakılmaksızın kotanızı aştığınız anda hızını 1 Mbit'e çekiliyor. Bu da saniyede yaklaşık 125 kilobaytlık bir veri aktarım hızı demek.
Kullanıcılar, 50 GB gibi "komik" bir kota yerine 250 GB gibi bir kota uygulanmasını, kota aşımında da tarifede yer alan hıza göre internet bağlantı hızının düşürülmesini istiyorlar. Forumlarda ve çeşitli sitelerde yer alan önerilerde, 8 Mbit'lik tarifelerin kota aşımında hızlarının 2 Mbit'e, 16 Mbit'lik tarifelerin 4 Mbit'e düşürülerek daha "adil" bir kullanım sağlanabileceği vurgulanıyor.
İki saatte 1.400 imza!
Dusukhizahayir.com sitesinin kurucusu Egemen, TTNET'in adil kullanım kotasını protesto etmek amacıyla bu siteyi hazırladığını söylüyor ve süreci şöyle anlatıyor:
"Üyesi olduğum Donanimhaber forumlarında "adil kullanım kotası" konusu tartışılırken aklıma gelen bu fikri paylaştım. İnsanlardan gelen desteği görünce de, 5 saat gibi kısa bir süre içerisinde dusukhizahayir.com sitesini hazırlayarak yayına aldık. Daha ilk saatlerinde bin 400'ü aşkın kişi siteye gelip, "Adil kullanım kotası"na karşı imza verdi. Şu anda 20 bin imzaya yaklaşmış bulunuyoruz, hedefimiz ise 50 bin imza"
İtiraz edip, eski hızınıza kavuşabilirsiniz!
Eğer internet servis sağlayıcınızın "Adil kullanım kotası" uygulaması imzaladığınız sözleşmelerde yer almıyorsa, Tüketici Hakem Heyetlerine başvurarak eski internet hızınıza kavuşabilirsiniz. Şirketlerin "limitsiz" adı altında "limitli" tarife satarak tüketiciyi yanılttıklarını savunan kullanıcılar, "adil kullanım kotası" ibaresi bulunmayan sözleşmelerini ve bu uygulamaya itirazlarını içeren dilekçeyi bulundukları ilçelerde yer alan Tüketici Hakem Heyeti'ne verebiliyorlar.
Bu şekilde Tüketici Hakem Heyetlerine başvuran kullanıcılar, internet hızlarının eskiye döndüğünü ve "adil kullanım kotası" uygulamasından kurtulduklarının altını çiziyorlar.
(milliyet)
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 16:36
Gösterim: 3293
Gençlerdeki depresyonla mücadele için bir bilgisayar oyunu geliştirildi.
Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nden bilimadamlarının geliştirdiği 3 boyutlu "Sparx" adlı oyunda, gençlerin kendilerine benzeyen karakterler seçerek depresyonun belirtilerini ve rahatlama yollarını keşfetmeleri amaçlanıyor.
Yedi aşamalı oyunda oyuncunun "Karanlık" adı verilen ve olumsuz düşünceleri temsil eden küçük sinekleri öldürmesi, "Volkan" bölümünde ejderhaların sorularına cevap vererek öfke gibi yoğun duyguları kontrol etmeyi öğrenmesi, son olarak da keyifsizliğini tanımlaması ve dışarıdan ne zaman yardım alacağını öğrenmesi hedefleniyor.
Bilimadamları ortalama 15 yaşındaki 168 gencin katılımıyla oyunun etkinliğini test etti.
Gençler iki eşit gruba ayrıldı. İlk gruptakiler 4-7 hafta oyunu oynadı. Diğer gruptakiler ise 5 kez psikologla görüştü. Üç ayın sonunda oyunu oynayanların yüzde 44'ü depresyondan tamamen kurtuldu.
Araştırma sonuçları İngiliz Tıp Dergisi'nde yayımlandı.
Konuya ilişkin makale Fransız Le Figaro gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Gençlerdeki depresyonla mücadele için bir bilgisayar oyunu geliştirildi.
Yeni Zelanda'daki Auckland Üniversitesi'nden bilimadamlarının geliştirdiği 3 boyutlu "Sparx" adlı oyunda, gençlerin kendilerine benzeyen karakterler seçerek depresyonun belirtilerini ve rahatlama yollarını keşfetmeleri amaçlanıyor.
Yedi aşamalı oyunda oyuncunun "Karanlık" adı verilen ve olumsuz düşünceleri temsil eden küçük sinekleri öldürmesi, "Volkan" bölümünde ejderhaların sorularına cevap vererek öfke gibi yoğun duyguları kontrol etmeyi öğrenmesi, son olarak da keyifsizliğini tanımlaması ve dışarıdan ne zaman yardım alacağını öğrenmesi hedefleniyor.
Bilimadamları ortalama 15 yaşındaki 168 gencin katılımıyla oyunun etkinliğini test etti.
Gençler iki eşit gruba ayrıldı. İlk gruptakiler 4-7 hafta oyunu oynadı. Diğer gruptakiler ise 5 kez psikologla görüştü. Üç ayın sonunda oyunu oynayanların yüzde 44'ü depresyondan tamamen kurtuldu.
Araştırma sonuçları İngiliz Tıp Dergisi'nde yayımlandı.
Konuya ilişkin makale Fransız Le Figaro gazetesinin internet sitesinde de yer alıyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 26 Nisan 2012 09:38
Gösterim: 2143
Üniversiteye hazırlanan öğrenciler artık deneme sınavlarını tablet bilgisayarlardan çözüyor ve Türkiye’de ilk kez uygulanan algoritma sayesinde gerçek performansları değerlendirilip yorumlanıyor.
Bu prototip uygulama ÖSYM’nin yapacağı sınavlara ve ara sınıflardaki derslere hazırlanan öğrenciler için geliştirildi. Uygulamada LYS sınavına hazırlanan öğrenciler için ağırlıklı olarak temel bilimler olan matematik ve geometri sınavları ile birlikte diğer derslerin sınavları yer alıyor.
Adaylar bu sistem ile LGS ve LYS sınavlarına yönelik hazırlanan deneme sınavlarını www.osysdershanem.com sitesine girdikten sonra tabletlerine indirerek kendilerine uygulayabilecekler. Uygulama internet sitesinin yanı sıra android tabletler için “Google Play” ve iPad için ise “App Store” dan da indirilebiliyor.
Uygulamada aday sınav sırasında soruları sırasıyla görebileceği gibi, diğer soruları da dilediği zaman inceleyebiliyor. Ekranda yer alan kronometre sayesinde kalan zamanını takip edebiliyor. Dilerse sınav zamanını durdurabiliyor ve sonra yeniden başlatabiliyor.
Sınavı bitiren öğrenci bu uygulamanın en önemli özelliği olan ‘sınav sonuç ve yorumu’ bölümüne geçip, sınavdaki başarısını yüzde oranı ile görerek hem matematikte hem de geometride durumunu ayrı ayrı inceleyebiliyor. Sorularda yer alan bilgilerden hareketle iç içe ve çapraz hazırlanmış bir dizi algoritma ile oluşturulan bu bölüm, adayın doğruları, yanlışları ve boş bıraktığı sorulardan yola çıkarak kendisi hakkında bilgi sahibi olması üzerine kurulu.
Hazırlanan bu algoritma sayesinde adayın yanıtları eşliğinde hangi matematik ve geometri konuları hakkında bilgi sahibi olduğu, hangi soruya doğru yanıt verebileceği ve hangi soruya kafadan atma yanıt verdiği rahatlıkla yorumlanabiliyor. Adaylar, sınav sonucunda verilen detaylı yorum ile o anki durumlarını görebiliyorlar. Böylece öğrenci uygulama tarafından kendisi için en faydalı olacak şekilde doğru tavsiyelerle yönlendiriliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Üniversiteye hazırlanan öğrenciler artık deneme sınavlarını tablet bilgisayarlardan çözüyor ve Türkiye’de ilk kez uygulanan algoritma sayesinde gerçek performansları değerlendirilip yorumlanıyor.
Bu prototip uygulama ÖSYM’nin yapacağı sınavlara ve ara sınıflardaki derslere hazırlanan öğrenciler için geliştirildi. Uygulamada LYS sınavına hazırlanan öğrenciler için ağırlıklı olarak temel bilimler olan matematik ve geometri sınavları ile birlikte diğer derslerin sınavları yer alıyor.
Adaylar bu sistem ile LGS ve LYS sınavlarına yönelik hazırlanan deneme sınavlarını www.osysdershanem.com sitesine girdikten sonra tabletlerine indirerek kendilerine uygulayabilecekler. Uygulama internet sitesinin yanı sıra android tabletler için “Google Play” ve iPad için ise “App Store” dan da indirilebiliyor.
Uygulamada aday sınav sırasında soruları sırasıyla görebileceği gibi, diğer soruları da dilediği zaman inceleyebiliyor. Ekranda yer alan kronometre sayesinde kalan zamanını takip edebiliyor. Dilerse sınav zamanını durdurabiliyor ve sonra yeniden başlatabiliyor.
Sınavı bitiren öğrenci bu uygulamanın en önemli özelliği olan ‘sınav sonuç ve yorumu’ bölümüne geçip, sınavdaki başarısını yüzde oranı ile görerek hem matematikte hem de geometride durumunu ayrı ayrı inceleyebiliyor. Sorularda yer alan bilgilerden hareketle iç içe ve çapraz hazırlanmış bir dizi algoritma ile oluşturulan bu bölüm, adayın doğruları, yanlışları ve boş bıraktığı sorulardan yola çıkarak kendisi hakkında bilgi sahibi olması üzerine kurulu.
Hazırlanan bu algoritma sayesinde adayın yanıtları eşliğinde hangi matematik ve geometri konuları hakkında bilgi sahibi olduğu, hangi soruya doğru yanıt verebileceği ve hangi soruya kafadan atma yanıt verdiği rahatlıkla yorumlanabiliyor. Adaylar, sınav sonucunda verilen detaylı yorum ile o anki durumlarını görebiliyorlar. Böylece öğrenci uygulama tarafından kendisi için en faydalı olacak şekilde doğru tavsiyelerle yönlendiriliyor.
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Nisan 2012 13:51
Gösterim: 2625
Türkiye Djital Oyunlar Federasyonu (TÜDOF) Başkanı Mevlüt Dinç, dünya dijital oyun piyasasının sürekli büyüdüğüne dikkati çekerek, ''Dünyada 1 milyarın üzerinde insan aktif olarak oyun oynuyor. Türkiye'de bu sayı 20 milyon civarında.
Oyuncu yaşı dünyada ve Türkiye'de giderek küçülüyor. Henüz 3 yaşındaki çocuklar tablet bilgisayarlarda inanılmaz oyun oynuyor'' diye konuştu.
Dijital oyun piyasasının ekonomik krizlerden etkilenmediğini ve dünyada toplam 70 milyar dolarlık bir sektör olduğunu vurgulayan Dinç, sadece bir oyunun 450 milyon kez indirildiğine dikkati çekti. Dinç, bazı sosyal paylaşım sitelerinin de giderek oyun oynama ortamları haline geldiğini söyledi. 250 milyon kişinin sadece Facebook üzerinden oyun oynadığını vurgulayan Dinç, ''Facebook'ta artık herkes bulması gereken arkadaşlarını buldu ve şimdi bu siteler oyun oynamak için kullanılıyor'' dedi.
Dinç'in verdiği bilgiye göre; 20 milyonluk dijital oyun oynayan kitleye rağmen Türkiye'nin dijital oyun piyasasındaki payı çok düşük seviyelerde. Türkiye'de dijital oyun sektörünün toplam cirosu, 150-200 milyon dolar civarında ve oynanan oyunların çok büyük bölümü yabancı. Bu sektörde son yılda büyük gelişme gösteren Çin ve Güney Kore'de ise oynanan dijital oyunların yüzde 95'i bu ülkelerin kendisi tarafından üretiliyor ve bu oyunlara dünya piyasasında büyük rağbet gösteriliyor.
Oyun sektörü sinema sektörünü geçti
Güney Kore'de dijital oyun piyasasında varlık gösteren bir firmanın cirosunun 900 milyon doları bulduğunu belirten Dinç, oyun sektörünün 30 yılda sinema sektörünü büyük farkla geçtiğini ve katma değerinin çok yüksek olduğunu söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Türkiye Djital Oyunlar Federasyonu (TÜDOF) Başkanı Mevlüt Dinç, dünya dijital oyun piyasasının sürekli büyüdüğüne dikkati çekerek, ''Dünyada 1 milyarın üzerinde insan aktif olarak oyun oynuyor. Türkiye'de bu sayı 20 milyon civarında.
Oyuncu yaşı dünyada ve Türkiye'de giderek küçülüyor. Henüz 3 yaşındaki çocuklar tablet bilgisayarlarda inanılmaz oyun oynuyor'' diye konuştu.
Dijital oyun piyasasının ekonomik krizlerden etkilenmediğini ve dünyada toplam 70 milyar dolarlık bir sektör olduğunu vurgulayan Dinç, sadece bir oyunun 450 milyon kez indirildiğine dikkati çekti. Dinç, bazı sosyal paylaşım sitelerinin de giderek oyun oynama ortamları haline geldiğini söyledi. 250 milyon kişinin sadece Facebook üzerinden oyun oynadığını vurgulayan Dinç, ''Facebook'ta artık herkes bulması gereken arkadaşlarını buldu ve şimdi bu siteler oyun oynamak için kullanılıyor'' dedi.
Dinç'in verdiği bilgiye göre; 20 milyonluk dijital oyun oynayan kitleye rağmen Türkiye'nin dijital oyun piyasasındaki payı çok düşük seviyelerde. Türkiye'de dijital oyun sektörünün toplam cirosu, 150-200 milyon dolar civarında ve oynanan oyunların çok büyük bölümü yabancı. Bu sektörde son yılda büyük gelişme gösteren Çin ve Güney Kore'de ise oynanan dijital oyunların yüzde 95'i bu ülkelerin kendisi tarafından üretiliyor ve bu oyunlara dünya piyasasında büyük rağbet gösteriliyor.
Oyun sektörü sinema sektörünü geçti
Güney Kore'de dijital oyun piyasasında varlık gösteren bir firmanın cirosunun 900 milyon doları bulduğunu belirten Dinç, oyun sektörünün 30 yılda sinema sektörünü büyük farkla geçtiğini ve katma değerinin çok yüksek olduğunu söyledi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 25 Nisan 2012 15:53
Gösterim: 1812
Alman Yüksek Mahkemesi’nin aldığı karar Youtube’a büyük bir darbe indirdi.
Mahkeme, kullanıcıların yasadışı içerik yüklemesini engellemek için, YouTube'un kelime filtreleme gibi daha etkili filtreleme yöntemleri kullanmasını istiyor.
Alman müzik yapımcıları derneği GEMA, YouTube'a "telif hakkı korunan şarkıları yeterince engelleyemediği" iddiasıyla dava açtı. YouTube, video paylaşılan basit bir platform olduklarını ve kullanıcıların ürettiği içeriklerden sorumlu tutulamayacağını savunurken, Hamburg Bölge Mahkemesi, Cuma günü tam tersi bir karar verdi ve telif hakkı ihlalleri hakkında bilgilendirildiği sürece sitenin sorumlu tutulabileceğini söyledi.
MAHKEME DAHA ETKİN FİLTRELEME YÖNTEMLERİ KULLANILMASINI İSTİYOR
Bununla yetinmeyen mahkeme, kullanıcıların yasadışı içerik yüklemesini engellemek için, YouTube'un kelime filtreleme gibi daha etkili filtreleme yöntemleri kullanmasını istiyor. "YouTube halihazırda telif hakkı sahiplerine Content-ID uygulamasını sunuyor, bu uygulama sayesinde referans bir video kullanarak telif hakkı ile korunan içerikler bulunduran diğer videolar saptanabiliyor, bu yönteme dijital parmakizi deniyor. Telif hakkı sahipleri dilerlerse bu videoları silebiliyor, olduğu gibi bırakabiliyor ya da videoya reklamlar ekleyerek bu reklamlardan gelir elde edebiliyorlar" sözleriyle açıklıyor, YouTube'da kullanılan mevcut sistemi Google sözücüs Al Verney.
Kullanıcılar ve sivil toplum örgütleri de mahkemelerin daha fazla filtreleme teknolojisi kullanma talebinden rahatsızlık duyuyor. "Özelleştirme için atılmış bir başka adım daha ve çevrimiçi iletişim kurma hakkımıza karşı bile kullanılabilir. Baskı ve sansür altındaki bir sosyal toplum kendisini ve kültürünü nasıl açıklayabilir?" diyerek kaygısını dile getiriyor dijital haklar grubu EDRi'den Joe McNamee. Yine de tecrübeli Alman bilgisayar kullanıcıları, IP adreslerini başka ülkedenmiş gibi göstererek yasaklı YouTube videolarına erişebiliyorlar.
(milliyet)
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Alman Yüksek Mahkemesi’nin aldığı karar Youtube’a büyük bir darbe indirdi.
Mahkeme, kullanıcıların yasadışı içerik yüklemesini engellemek için, YouTube'un kelime filtreleme gibi daha etkili filtreleme yöntemleri kullanmasını istiyor.
Alman müzik yapımcıları derneği GEMA, YouTube'a "telif hakkı korunan şarkıları yeterince engelleyemediği" iddiasıyla dava açtı. YouTube, video paylaşılan basit bir platform olduklarını ve kullanıcıların ürettiği içeriklerden sorumlu tutulamayacağını savunurken, Hamburg Bölge Mahkemesi, Cuma günü tam tersi bir karar verdi ve telif hakkı ihlalleri hakkında bilgilendirildiği sürece sitenin sorumlu tutulabileceğini söyledi.
MAHKEME DAHA ETKİN FİLTRELEME YÖNTEMLERİ KULLANILMASINI İSTİYOR
Bununla yetinmeyen mahkeme, kullanıcıların yasadışı içerik yüklemesini engellemek için, YouTube'un kelime filtreleme gibi daha etkili filtreleme yöntemleri kullanmasını istiyor. "YouTube halihazırda telif hakkı sahiplerine Content-ID uygulamasını sunuyor, bu uygulama sayesinde referans bir video kullanarak telif hakkı ile korunan içerikler bulunduran diğer videolar saptanabiliyor, bu yönteme dijital parmakizi deniyor. Telif hakkı sahipleri dilerlerse bu videoları silebiliyor, olduğu gibi bırakabiliyor ya da videoya reklamlar ekleyerek bu reklamlardan gelir elde edebiliyorlar" sözleriyle açıklıyor, YouTube'da kullanılan mevcut sistemi Google sözücüs Al Verney.
Kullanıcılar ve sivil toplum örgütleri de mahkemelerin daha fazla filtreleme teknolojisi kullanma talebinden rahatsızlık duyuyor. "Özelleştirme için atılmış bir başka adım daha ve çevrimiçi iletişim kurma hakkımıza karşı bile kullanılabilir. Baskı ve sansür altındaki bir sosyal toplum kendisini ve kültürünü nasıl açıklayabilir?" diyerek kaygısını dile getiriyor dijital haklar grubu EDRi'den Joe McNamee. Yine de tecrübeli Alman bilgisayar kullanıcıları, IP adreslerini başka ülkedenmiş gibi göstererek yasaklı YouTube videolarına erişebiliyorlar.
(milliyet)
Son Güncelleme: Pazartesi, 23 Nisan 2012 16:24
Gösterim: 1838

