Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Almanya'da yaşayan 11 yaşındaki üstün zekalı Mert Açıkel, aynı anda hem okulda hem de üniversitede eğitim görüyor başarıları ve çalışkanlığı bununla da bitmeyen Mert’e Mars Misyonu’ndan da özel teklif var
Mert, 2030 yılında gerçekleşecek Mars Misyonu’nda yer alacak. Mert, Berlin’e gelen NASA Müdürü Charles Bolden’den Mars Misyonu’na katılma sözü aldı.
Birinci sınıfı dört haftada bitirdi
Dört yaşında okuma, yazma ve hesap yeteneğine sahip olan Mert, ilkokul birinci sınıfa başladıktan dört hafta sonra ikinci sınıfa geçmiş. Mert’i ilkokula aslında daha erken kayıt yapmak istediklerini söyleyen annesi, çocuğunun boyunun kısa olmasından dolayı okula alınmadığını ifade etti.
Annesi, ilkokula başlamadan önce çok sıkılan Mert’in günlük programına müze ve değişik kursları koyduklarını söylüyor.
Berlin Teknik Üniversitesi’nde Gıda Kimyası bölümünde derslere başlayan Türk öğrenci ilk sözlü sınavını da başarıyla geçti.
Üniversitede matematik ve kimya dersi görüyor
Öğretmenleri tarafından Berlin Tegeler Humboldt Lisesi’nde üstün yetenekliler sınıfına yönlendirilen Mert, seneye bir sınıf daha atlayarak yedinci sınıftan dokuzuncu sınıfa geçecek. Buna rağmen okulda asıl performansını gösteremediğini düşünen Mert, haftada bir kez Berlin Humboldt Üniversitesi’nde Matematik, Teknik Üniversite’de ise Gıda Kimyası dersi görüyor.
En büyük hayali ise liseyi bitirdikten sonra Cambridge Üniversitesi’nde ünlü fizikçi Stephen Hawking’in yanında eğitim almak. Mert boş zamanlarını da iyi değerlendiriyor. Haftada iki defa obua ve piyano dersi alan, haftada bir defa da yüzme ve satranç kulübüne giden Mert, iki haftada bir de astrofizik kursuna gittiğini söylüyor. Mert’in başarısına Alman medyası da ilgi göstererek geniş yer verdi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Almanya'da yaşayan 11 yaşındaki üstün zekalı Mert Açıkel, aynı anda hem okulda hem de üniversitede eğitim görüyor başarıları ve çalışkanlığı bununla da bitmeyen Mert’e Mars Misyonu’ndan da özel teklif var
Mert, 2030 yılında gerçekleşecek Mars Misyonu’nda yer alacak. Mert, Berlin’e gelen NASA Müdürü Charles Bolden’den Mars Misyonu’na katılma sözü aldı.
Birinci sınıfı dört haftada bitirdi
Dört yaşında okuma, yazma ve hesap yeteneğine sahip olan Mert, ilkokul birinci sınıfa başladıktan dört hafta sonra ikinci sınıfa geçmiş. Mert’i ilkokula aslında daha erken kayıt yapmak istediklerini söyleyen annesi, çocuğunun boyunun kısa olmasından dolayı okula alınmadığını ifade etti.
Annesi, ilkokula başlamadan önce çok sıkılan Mert’in günlük programına müze ve değişik kursları koyduklarını söylüyor.
Berlin Teknik Üniversitesi’nde Gıda Kimyası bölümünde derslere başlayan Türk öğrenci ilk sözlü sınavını da başarıyla geçti.
Üniversitede matematik ve kimya dersi görüyor
Öğretmenleri tarafından Berlin Tegeler Humboldt Lisesi’nde üstün yetenekliler sınıfına yönlendirilen Mert, seneye bir sınıf daha atlayarak yedinci sınıftan dokuzuncu sınıfa geçecek. Buna rağmen okulda asıl performansını gösteremediğini düşünen Mert, haftada bir kez Berlin Humboldt Üniversitesi’nde Matematik, Teknik Üniversite’de ise Gıda Kimyası dersi görüyor.
En büyük hayali ise liseyi bitirdikten sonra Cambridge Üniversitesi’nde ünlü fizikçi Stephen Hawking’in yanında eğitim almak. Mert boş zamanlarını da iyi değerlendiriyor. Haftada iki defa obua ve piyano dersi alan, haftada bir defa da yüzme ve satranç kulübüne giden Mert, iki haftada bir de astrofizik kursuna gittiğini söylüyor. Mert’in başarısına Alman medyası da ilgi göstererek geniş yer verdi.
Son Güncelleme: Cumartesi, 18 May 2013 11:21
Gösterim: 1606
Türkiye’de daha önce staj başvurusu “Sen küçüksün” deyip geri çevrilen 14 yaşındaki öğrencinin geliştirdiği oyun dünya devi Apple tarafından satın alındı
İlköğretim 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Dağhan Ege Koç'un yazılımına imzasını attığı "My Planet Needs Me" isimli oyun, dünyaca ünlü bilişim firması Apple tarafından kabul edilerek, firmanın uygulama indirme merkezi olan App Store'da satışa sunuldu.
AA muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Çamlıca'daki SEV İlköğretim Okulu son sınıf öğrencisi Koç, çok küçük yaşlarda bilgisayar oyunlarına ilgisinin başladığını ve 6 yaşında bilgisayarındaki bütün oyunları oynayabildiğini söyledi.
Babasının her zaman kendisine destek verdiğini, 9 yaşındayken bilgisayar aldığını ifade eden Koç, merak duyduğu oyunları internetten oynadığını ifade etti.
Koç, zamanla ilgisinin akıllı telefonlara, iPad tarzı cihazlara kaydığını ve buralardaki oyunlara yöneldiğini anlatarak, "Daha sonra bir oyun yazma isteği oluştu. Bu isteğime ailemden de destek geldi. Ailem bana güvendi. Kendimi geliştirmem için yurt dışında bir kursa göndermeye karar verdi" diye konuştu.
"Yaşım küçük diye ilgi göstermediler"
Koç, İstanbul'da, yazılımla uğraşan bir tanıdıklarına, bilişim ve yazılım konusunda bilgi almak, tecrübe edinmek ve kısa süreli de olsa staj mahiyetinde çalışmak için başvurduğunu belirterek, "Ancak olmadı, iş biraz yokuşa sürüldü. Galiba yaşım küçük diye ilgi göstermediler. Biz anladık ki, bu konuda ilgi yok, sonra vazgeçtik" dedi.
İnternetten edindiği bilgilerle 2012'de Amerika'daki Stanford Üniversitesi'nde oyun geliştirme konusunda 2 haftalık bir yaz okuluna gittiğini ifade eden Koç, bu okula gitmek için yaş sınırı olan 13'ü kıl payı geçtiğini, en küçük kursiyerlerden biri olduğunu anlattı.
Koç, bu kursta kendisine fazlasıyla yardımcı olunduğunu söyledi.
"App Store'daki ender uzay oyunlarından"
"My Planet Needs Me" isimli oyunu, yaklaşık bir yıl süreyle ayda 3-4 saat üzerinde çalışarak tamamladığını belirten Koç, tekdüze olan oyunun sonsuza kadar gittiğini ve insanlarda en son elde ettikleri puanın bir üstüne çıkmak için istek uyandırdığını söyledi.
Koç, oyunu oynayanların, elde ettiği puanı geçmek için adeta kendisiyle rekabet ettiğini ifade ederek, "Oyunda 2 farklı renkte noktalar var. Bir kısmını alıp, bir kısmını almıyorsunuz. Bu arada çarpmamanız gereken renge çarparsanız, yanıyorsunuz. Oyun kategori olarak arcade oyunlara giriyor. Daha çok çocuklara yönelik bir oyun. Bu alanda çok sayıda oyun var, bu yüzden bu kategoride yaptım. Oyunun teması ise uzay. Bu temada oyun yok gibi. Bildiğim ve incelediğim kadarıyla App Store'da uzay temalı çok satan bir oyun yok" ifadelerini kullandı.
Oyunu 5 Nisan'da Apple'a sunduğunu, ilk aşamada resim ve bilgilerin doğruluğunun kontrol edildiğini ve kendisine bir kaç resim eksiği olduğunun belirtildiğini anlatan Koç, ikinci aşamada oyunun Apple yetkililerince denendiğini ve son aşamada onay verilerek oyunun App Store'da yerini aldığını aktardı.
Koç, isteyenlerin buradan 0.99 dolar bedelle oyunu indirilebildiğini dile getirerek, bu miktarın yüzde 70'inin kendisine verileceğini bildirdi.
"Bu alanda Türkiye'yi temsil etmek istiyorum"
Dağhan Ege Koç, geleceğe yönelik amaç ve hayallerini de şöyle sıraladı:
"Öncelikle bu oyunun çok satması gibi bir amacım yok. Bu sadece sembolik bir başlangıçtı. Bilgisayar mühendisi olmak istiyorum ve bu alana ilgi gösteriyorum. Türkiye, teknolojide biraz iyi ancak oyun sektöründe fazla gelişmemiş. Türkiye'yi bu sektörde geliştirmek, temsil etmek istiyorum. Türkiye teknoloji, bilişim konusunda potansiyele sahip ama daha iyi olabilir. Arkadaşlarımın bu alana yönelmelerini istiyorum. Bilişim sektörü mutlaka daha fazla gelişecek. Teknoloji artık pahalı bir şey değil. İnternet, bilgisayar ucuzladı. Buralardan çok daha iyi bir şekilde kendilerini geliştirebilirler. Ben SBS'ye hazırlanıyorum. Bu süreçte hobilerini terk edenler var ancak ben oyun hobim üzerine çalıştım. Neticede her şey sınav değil. İsterseniz vakit ayırabilir ve farklı şeyler yapabilirsiniz."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Türkiye’de daha önce staj başvurusu “Sen küçüksün” deyip geri çevrilen 14 yaşındaki öğrencinin geliştirdiği oyun dünya devi Apple tarafından satın alındı
İlköğretim 8. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki Dağhan Ege Koç'un yazılımına imzasını attığı "My Planet Needs Me" isimli oyun, dünyaca ünlü bilişim firması Apple tarafından kabul edilerek, firmanın uygulama indirme merkezi olan App Store'da satışa sunuldu.
AA muhabirinin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Çamlıca'daki SEV İlköğretim Okulu son sınıf öğrencisi Koç, çok küçük yaşlarda bilgisayar oyunlarına ilgisinin başladığını ve 6 yaşında bilgisayarındaki bütün oyunları oynayabildiğini söyledi.
Babasının her zaman kendisine destek verdiğini, 9 yaşındayken bilgisayar aldığını ifade eden Koç, merak duyduğu oyunları internetten oynadığını ifade etti.
Koç, zamanla ilgisinin akıllı telefonlara, iPad tarzı cihazlara kaydığını ve buralardaki oyunlara yöneldiğini anlatarak, "Daha sonra bir oyun yazma isteği oluştu. Bu isteğime ailemden de destek geldi. Ailem bana güvendi. Kendimi geliştirmem için yurt dışında bir kursa göndermeye karar verdi" diye konuştu.
"Yaşım küçük diye ilgi göstermediler"
Koç, İstanbul'da, yazılımla uğraşan bir tanıdıklarına, bilişim ve yazılım konusunda bilgi almak, tecrübe edinmek ve kısa süreli de olsa staj mahiyetinde çalışmak için başvurduğunu belirterek, "Ancak olmadı, iş biraz yokuşa sürüldü. Galiba yaşım küçük diye ilgi göstermediler. Biz anladık ki, bu konuda ilgi yok, sonra vazgeçtik" dedi.
İnternetten edindiği bilgilerle 2012'de Amerika'daki Stanford Üniversitesi'nde oyun geliştirme konusunda 2 haftalık bir yaz okuluna gittiğini ifade eden Koç, bu okula gitmek için yaş sınırı olan 13'ü kıl payı geçtiğini, en küçük kursiyerlerden biri olduğunu anlattı.
Koç, bu kursta kendisine fazlasıyla yardımcı olunduğunu söyledi.
"App Store'daki ender uzay oyunlarından"
"My Planet Needs Me" isimli oyunu, yaklaşık bir yıl süreyle ayda 3-4 saat üzerinde çalışarak tamamladığını belirten Koç, tekdüze olan oyunun sonsuza kadar gittiğini ve insanlarda en son elde ettikleri puanın bir üstüne çıkmak için istek uyandırdığını söyledi.
Koç, oyunu oynayanların, elde ettiği puanı geçmek için adeta kendisiyle rekabet ettiğini ifade ederek, "Oyunda 2 farklı renkte noktalar var. Bir kısmını alıp, bir kısmını almıyorsunuz. Bu arada çarpmamanız gereken renge çarparsanız, yanıyorsunuz. Oyun kategori olarak arcade oyunlara giriyor. Daha çok çocuklara yönelik bir oyun. Bu alanda çok sayıda oyun var, bu yüzden bu kategoride yaptım. Oyunun teması ise uzay. Bu temada oyun yok gibi. Bildiğim ve incelediğim kadarıyla App Store'da uzay temalı çok satan bir oyun yok" ifadelerini kullandı.
Oyunu 5 Nisan'da Apple'a sunduğunu, ilk aşamada resim ve bilgilerin doğruluğunun kontrol edildiğini ve kendisine bir kaç resim eksiği olduğunun belirtildiğini anlatan Koç, ikinci aşamada oyunun Apple yetkililerince denendiğini ve son aşamada onay verilerek oyunun App Store'da yerini aldığını aktardı.
Koç, isteyenlerin buradan 0.99 dolar bedelle oyunu indirilebildiğini dile getirerek, bu miktarın yüzde 70'inin kendisine verileceğini bildirdi.
"Bu alanda Türkiye'yi temsil etmek istiyorum"
Dağhan Ege Koç, geleceğe yönelik amaç ve hayallerini de şöyle sıraladı:
"Öncelikle bu oyunun çok satması gibi bir amacım yok. Bu sadece sembolik bir başlangıçtı. Bilgisayar mühendisi olmak istiyorum ve bu alana ilgi gösteriyorum. Türkiye, teknolojide biraz iyi ancak oyun sektöründe fazla gelişmemiş. Türkiye'yi bu sektörde geliştirmek, temsil etmek istiyorum. Türkiye teknoloji, bilişim konusunda potansiyele sahip ama daha iyi olabilir. Arkadaşlarımın bu alana yönelmelerini istiyorum. Bilişim sektörü mutlaka daha fazla gelişecek. Teknoloji artık pahalı bir şey değil. İnternet, bilgisayar ucuzladı. Buralardan çok daha iyi bir şekilde kendilerini geliştirebilirler. Ben SBS'ye hazırlanıyorum. Bu süreçte hobilerini terk edenler var ancak ben oyun hobim üzerine çalıştım. Neticede her şey sınav değil. İsterseniz vakit ayırabilir ve farklı şeyler yapabilirsiniz."
Son Güncelleme: Salı, 14 May 2013 16:02
Gösterim: 1490
Nobel ödüllü romancı Orhan Pamuk ve İtalyan filozof-romancı Umberto Eco düzenlenen söyleşide neden romancı olduklarını anlattı. Pamuk, “Hayal gücü olan bir insanın yalnız hayatını yaşamak istedim” derken, Eco, "Bazı insanlar pedofildir, bazıları banka soyar, bazırları Mont Blanc'a tırmanır, ben de roman yazıyorum. İnsanların kişisel tercihlerini tartışamayız" dedi.
Boğaziçi Üniversitesi'nin kuruluşunun 150. yılı etkinlikleri kapsamında Moderatörlüğünü İtalyan göstergebilim uzmanı Prof. Patrizia Violi'nin yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen "A Dialogue on Facts, Fiction, History" (Gerçek, Kurgu, Tarih Üzerine Bir Diyalog) konulu söyleşiye Nobel ödüllü romancı Orhan Pamuk ve İtalyan filozof- romancı Umberto Eco katıldı.
Söyleşide konuşan Pamuk, 7 yaşından 22 yaşına kadar ressam olmayı istediğini, mühendis ağırlıklı ailesinin isteği üzerine bir kararla İstanbul Teknik Üniversitesi'ne ama resimle de bağlantılı olduğu için mimarlık bölümüne kaydolduğunu anlattı. Pamuk, "Ama sonunda yalnız bir hayat yaşamak istediğimi anladım. Üstlerimden emir aldığım, astlarıma emir verdiğim bir hayatım olsun istemedim. Hayal gücü olan bir insanın yalnız hayatını yaşamak istedim. Bir nedenle, ressam olamayacağımı fark ettim. 'Niçin romancı olmayayım öyleyse?' diye sordum kendime. Dürüst olmak gerekirse, benim söylemek istediğim şeyler sonradan geldi. Yazar olmak istedim, çünkü yalnız bir hayat yaşamak istiyordum. Bunu da başarabildiğim için çok mutluyum" dedi.
Neden yazar olduğu sorusuna yanıt veren Eco espirili bir dille, "Bazı insanlar pedofildir, bazıları banka soyar, bazırları Mont Blanc'a tırmanır, ben de roman yazıyorum. İnsanların kişisel tercihlerini tartışamayız" dedi.
Doktora tezini savunduğu sırada, bilimsel jürideki bir hocasının tezin yazılma biçimine itiraz ettiğini söyleyen Eco, "Bilimsel araştırmada sadece sonuçlar yer alır, sen bu sonuçlara nasıl ulaştığını da bir dedektif romanındaki gibi anlatmışsın" dediğini söyledi.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Nobel ödüllü romancı Orhan Pamuk ve İtalyan filozof-romancı Umberto Eco düzenlenen söyleşide neden romancı olduklarını anlattı. Pamuk, “Hayal gücü olan bir insanın yalnız hayatını yaşamak istedim” derken, Eco, "Bazı insanlar pedofildir, bazıları banka soyar, bazırları Mont Blanc'a tırmanır, ben de roman yazıyorum. İnsanların kişisel tercihlerini tartışamayız" dedi.
Boğaziçi Üniversitesi'nin kuruluşunun 150. yılı etkinlikleri kapsamında Moderatörlüğünü İtalyan göstergebilim uzmanı Prof. Patrizia Violi'nin yaptığı Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen "A Dialogue on Facts, Fiction, History" (Gerçek, Kurgu, Tarih Üzerine Bir Diyalog) konulu söyleşiye Nobel ödüllü romancı Orhan Pamuk ve İtalyan filozof- romancı Umberto Eco katıldı.
Söyleşide konuşan Pamuk, 7 yaşından 22 yaşına kadar ressam olmayı istediğini, mühendis ağırlıklı ailesinin isteği üzerine bir kararla İstanbul Teknik Üniversitesi'ne ama resimle de bağlantılı olduğu için mimarlık bölümüne kaydolduğunu anlattı. Pamuk, "Ama sonunda yalnız bir hayat yaşamak istediğimi anladım. Üstlerimden emir aldığım, astlarıma emir verdiğim bir hayatım olsun istemedim. Hayal gücü olan bir insanın yalnız hayatını yaşamak istedim. Bir nedenle, ressam olamayacağımı fark ettim. 'Niçin romancı olmayayım öyleyse?' diye sordum kendime. Dürüst olmak gerekirse, benim söylemek istediğim şeyler sonradan geldi. Yazar olmak istedim, çünkü yalnız bir hayat yaşamak istiyordum. Bunu da başarabildiğim için çok mutluyum" dedi.
Neden yazar olduğu sorusuna yanıt veren Eco espirili bir dille, "Bazı insanlar pedofildir, bazıları banka soyar, bazırları Mont Blanc'a tırmanır, ben de roman yazıyorum. İnsanların kişisel tercihlerini tartışamayız" dedi.
Doktora tezini savunduğu sırada, bilimsel jürideki bir hocasının tezin yazılma biçimine itiraz ettiğini söyleyen Eco, "Bilimsel araştırmada sadece sonuçlar yer alır, sen bu sonuçlara nasıl ulaştığını da bir dedektif romanındaki gibi anlatmışsın" dediğini söyledi.
Son Güncelleme: Çarşamba, 10 Nisan 2013 10:00
Gösterim: 1026
İzmir Fen Lisesi 11. sınıf öğrencisi Berfin Şimşek, Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nda (EGMO) altın madalya kazandı.
Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nda (EGMO) Türkiye'yi temsil eden öğrencilerden Berfin Şimşek, bireysel puan sıralamasında birinci olarak altın madalya kazandı. Şimşek, geçen yıl yine aynı yarışmada altın madalyanın sahibi olmuştu.
TÜBİTAK'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, kız öğrencilerin matematiğe olan ilgilerini arttırmak amacıyla 2012 yılında düzenlenmeye başlanan Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nın ikincisi 8-14 Nisan tarihlerinde Lüksemburg'da gerçekleştirildi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Berfin Şimşek altın, Sena Nur Arbağ gümüş, Çağıl Kalender bronz madalya, Ayşegül Kara ise mansiyon kazandı. Berfin Şimşek, olimpiyatın resmi üye ülkelerinden katılan 80 yarışmacı arasında bireysel puan sıralamasında da birinci oldu. Türk takımı, tüm katılımcı ülkeler arasında toplam puanda dokuzuncu, madalya sırlamasında ise altıncı oldu.
EGMO'da üst üste iki kez altın madalya kazanma başarısı gösteren İzmir Fen Lisesi 11. sınıf öğrencisi Berfin Şimşek, uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarında 6 madalya kazandı. Genç Balkan Matematik Olimpiyatları'nda (JBMO) bronz ve gümüş, Balkan Matematik Olimpiyatı'nda (BMO) altın ve 2012 Uluslararası Matematik Olimpiyatı'nda bronz madalyanın sahibi oldu.
"Başarım kız öğrencilere örnek olsun"
Açıklamaya göre, 6. sınıfta TÜBİTAK ortaokul matematik olimpiyatlarına hazırlanarak başladığı maratonda Türkiye adına 6 madalya kazandığını ifade eden Berfin Şimşek, EGMO'da iki yıl üst üste altın madalya kazandığı için mutlu olduğunu belirtti. Kız öğrencilerin matematik alanına fazla ilgi göstermediğine değinen Şimşek, "Olimpiyatlarda matematik takımlarında genellikle erkek öğrenciler çoğunlukta oluyor. Temmuz ayında Kolombiya'da 54. Uluslararası Matematik Olimpiyatı (IMO) düzenlenecek. Kolombiya'da ülkemizi temsil edecek takımda bulunan tek kız öğrenci benim. Orada da altın madalya hedefliyorum. Başarımın diğer kız öğrencilere de örnek olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
Öğrencileri olimpiyatlara TÜBİTAK hazırlıyor
Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya ve matematik alanlarında Ulusal Bilim Olimpiyatları düzenleyen TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı, olimpiyatlarda başarılı olan öğrencileri eğitime alıyor. Ardından milli takım seçme sınavlarıyla uluslararası bilim olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil edecek isimleri belirliyor.
Her yıl bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya ve matematik alanlarında farklı ülkelerde düzenlenen Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil eden ekipler Uluslararası Bilim Olimpiyatlarına katılmaya başladıkları 1985 yılından bu yana toplam 41 altın, 136 gümüş, 204 bronz madalya ve 43 mansiyon kazandı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
İzmir Fen Lisesi 11. sınıf öğrencisi Berfin Şimşek, Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nda (EGMO) altın madalya kazandı.
Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nda (EGMO) Türkiye'yi temsil eden öğrencilerden Berfin Şimşek, bireysel puan sıralamasında birinci olarak altın madalya kazandı. Şimşek, geçen yıl yine aynı yarışmada altın madalyanın sahibi olmuştu.
TÜBİTAK'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, kız öğrencilerin matematiğe olan ilgilerini arttırmak amacıyla 2012 yılında düzenlenmeye başlanan Avrupa Kızlar Matematik Olimpiyatı'nın ikincisi 8-14 Nisan tarihlerinde Lüksemburg'da gerçekleştirildi. Yarışmada Türkiye'yi temsil eden Berfin Şimşek altın, Sena Nur Arbağ gümüş, Çağıl Kalender bronz madalya, Ayşegül Kara ise mansiyon kazandı. Berfin Şimşek, olimpiyatın resmi üye ülkelerinden katılan 80 yarışmacı arasında bireysel puan sıralamasında da birinci oldu. Türk takımı, tüm katılımcı ülkeler arasında toplam puanda dokuzuncu, madalya sırlamasında ise altıncı oldu.
EGMO'da üst üste iki kez altın madalya kazanma başarısı gösteren İzmir Fen Lisesi 11. sınıf öğrencisi Berfin Şimşek, uluslararası ve bölgesel bilim olimpiyatlarında 6 madalya kazandı. Genç Balkan Matematik Olimpiyatları'nda (JBMO) bronz ve gümüş, Balkan Matematik Olimpiyatı'nda (BMO) altın ve 2012 Uluslararası Matematik Olimpiyatı'nda bronz madalyanın sahibi oldu.
"Başarım kız öğrencilere örnek olsun"
Açıklamaya göre, 6. sınıfta TÜBİTAK ortaokul matematik olimpiyatlarına hazırlanarak başladığı maratonda Türkiye adına 6 madalya kazandığını ifade eden Berfin Şimşek, EGMO'da iki yıl üst üste altın madalya kazandığı için mutlu olduğunu belirtti. Kız öğrencilerin matematik alanına fazla ilgi göstermediğine değinen Şimşek, "Olimpiyatlarda matematik takımlarında genellikle erkek öğrenciler çoğunlukta oluyor. Temmuz ayında Kolombiya'da 54. Uluslararası Matematik Olimpiyatı (IMO) düzenlenecek. Kolombiya'da ülkemizi temsil edecek takımda bulunan tek kız öğrenci benim. Orada da altın madalya hedefliyorum. Başarımın diğer kız öğrencilere de örnek olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
Öğrencileri olimpiyatlara TÜBİTAK hazırlıyor
Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya ve matematik alanlarında Ulusal Bilim Olimpiyatları düzenleyen TÜBİTAK Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı, olimpiyatlarda başarılı olan öğrencileri eğitime alıyor. Ardından milli takım seçme sınavlarıyla uluslararası bilim olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil edecek isimleri belirliyor.
Her yıl bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya ve matematik alanlarında farklı ülkelerde düzenlenen Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında Türkiye'yi temsil eden ekipler Uluslararası Bilim Olimpiyatlarına katılmaya başladıkları 1985 yılından bu yana toplam 41 altın, 136 gümüş, 204 bronz madalya ve 43 mansiyon kazandı.
Son Güncelleme: Perşembe, 18 Nisan 2013 08:49
Gösterim: 2690
Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, “Atatürk’ü Atatürk yapan onun entelektüel kişiliğidir. Okuduğu kitaplar, dinlediği müziklerdir. Devrimlerinin temelinde entelektüel birikimi yatar” dedi.
Okan Üniversitesi’nde “Atatürk’ün entelektüel yönü ve daha fazlası…” konulu konferans veren Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, “Atatürk’ü Atatürk yapan onun entelektüel kişiliğidir. Okuduğu kitaplar, dinlediği müziklerdir. Devrimlerinin temelinde entelektüel birikimi yatar” dedi. Atatürk’ün otoriter rejimlerin çok olduğu dönemde diğer liderlerden çok farklı olduğunu belirten Civaoğlu, “Hitler, Stalin o dönemde yetişti. Hitler intihar etti kendini yaktı. Külleri bile yok. Stalin bir duvar köşesinde yatıyor. Kimse itibar etmiyor. Ama Atatürk’e geçmişte ve günümüzde büyük bir sevgi ve saygı var. Atatürk, Türkiye’nin çimentosudur” diye konuştu.
Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde öğrencilerle bir araya gelen Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, Atatürk’ün entelektüel yönünü anlatıp soruları yanıtladı. Atatürk’ün “kültür antropoloğu” sıfatı verilebilen tek lider olduğunu belirten Civaoğlu, “Bir gün Ahlatlıbel’e arkeoloji çalışmalarına gider, ertesi gün bir ağacı kurtarabilmek için mühendislik hesapları yaparak koca bir evi yerinden oynatır daha sonra Ankara’nın sokaklarının genişliğini olması gereken genişliğe getirir, sinema filmi için senaryo yazar. Müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi” dedi. Atatürk’ün, Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi olduğunu belirten Civaoğlu, “ Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Dönemin eserlerini Fransızca asıllarından okuyup pasajlarından notlar alırdı dk-apotek.com. Okumak onun için bir tutkuydu” diye konuştu.
Atatürk 1800 cilt kitap okudu
Sunduğu televizyon programına katılan isimlerin Atatürk hakkında yaptıkları araştırmaları ve sözlerini de anlatan Güneri Civaoğlu, “Bir 29 Ekim’de düzenlediğim programıma katılan Gürbüz Tüfekçi, bir araştırma hakkında konuşmuştu. Araştırmanın konusu ‘Atatürk’ün okuduğu kitaplar, altını çizdiği satırlar, yazdığı kenar notları ve dipnotları.’ Atatürk 1800 cilt dolaylarında kitap okumuş. 200 bin dolaylarında satıraltı çizmiş. Binlerce kenar notu ve dipnot yazmış. Yüzbinlerce çarpı işareti koymuş. Bir o kadar da tek kelimelik not düşmüş. Notları genellikle şöyle; ehemmiyetli. Yani önemli.”
Civaoğlu’ndan Gastronomi Bölümü öğrencilerine tam not
Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde geçtiğimiz Şubat ayında açılan 1000 metrekare alan üzerine kurulu Türkiye’nin en büyük gastronomi mutfağı O’Mutfak’ı da ziyaret eden Güneri Civaoğlu, Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Rektör Prof. Dr. Şule Kut, Okan Koleji Kurucu Temsilcisi Işıl Okan Gülen ve Mutfak Sanatları Merkezi Direktörü Begüm Başar ile bir araya gelerek mutfakta incelemelerde bulundu. Şef kıyafeti giyip öğrencilerle bir süre sohbet eden Civaoğlu, aynı anda 100 öğrencinin eğitim alabildiği Türkiye’nin en büyük Gastronomi uygulama mutfağı O’Mutfak’ı çok beğendiğini söyledi. Civaoğlu, O’Mutfak’taki incelemelerinin ardından 60 kişilik restoran bölümünde onuruna verilen öğle yemeğine katıldı. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü öğrencilerinin hazırladığı özel menüdeki yemeklere tam not veren Civaoğlu, geleceğin şef aşçılarını yetiştiren Okan Üniversitesi’ne teşekkür etti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Öne Çıkanlar
Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, “Atatürk’ü Atatürk yapan onun entelektüel kişiliğidir. Okuduğu kitaplar, dinlediği müziklerdir. Devrimlerinin temelinde entelektüel birikimi yatar” dedi.
Okan Üniversitesi’nde “Atatürk’ün entelektüel yönü ve daha fazlası…” konulu konferans veren Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, “Atatürk’ü Atatürk yapan onun entelektüel kişiliğidir. Okuduğu kitaplar, dinlediği müziklerdir. Devrimlerinin temelinde entelektüel birikimi yatar” dedi. Atatürk’ün otoriter rejimlerin çok olduğu dönemde diğer liderlerden çok farklı olduğunu belirten Civaoğlu, “Hitler, Stalin o dönemde yetişti. Hitler intihar etti kendini yaktı. Külleri bile yok. Stalin bir duvar köşesinde yatıyor. Kimse itibar etmiyor. Ama Atatürk’e geçmişte ve günümüzde büyük bir sevgi ve saygı var. Atatürk, Türkiye’nin çimentosudur” diye konuştu.
Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde öğrencilerle bir araya gelen Milliyet Gazetesi’nin Başyazarı Güneri Civaoğlu, Atatürk’ün entelektüel yönünü anlatıp soruları yanıtladı. Atatürk’ün “kültür antropoloğu” sıfatı verilebilen tek lider olduğunu belirten Civaoğlu, “Bir gün Ahlatlıbel’e arkeoloji çalışmalarına gider, ertesi gün bir ağacı kurtarabilmek için mühendislik hesapları yaparak koca bir evi yerinden oynatır daha sonra Ankara’nın sokaklarının genişliğini olması gereken genişliğe getirir, sinema filmi için senaryo yazar. Müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi” dedi. Atatürk’ün, Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi olduğunu belirten Civaoğlu, “ Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Dönemin eserlerini Fransızca asıllarından okuyup pasajlarından notlar alırdı dk-apotek.com. Okumak onun için bir tutkuydu” diye konuştu.
Atatürk 1800 cilt kitap okudu
Sunduğu televizyon programına katılan isimlerin Atatürk hakkında yaptıkları araştırmaları ve sözlerini de anlatan Güneri Civaoğlu, “Bir 29 Ekim’de düzenlediğim programıma katılan Gürbüz Tüfekçi, bir araştırma hakkında konuşmuştu. Araştırmanın konusu ‘Atatürk’ün okuduğu kitaplar, altını çizdiği satırlar, yazdığı kenar notları ve dipnotları.’ Atatürk 1800 cilt dolaylarında kitap okumuş. 200 bin dolaylarında satıraltı çizmiş. Binlerce kenar notu ve dipnot yazmış. Yüzbinlerce çarpı işareti koymuş. Bir o kadar da tek kelimelik not düşmüş. Notları genellikle şöyle; ehemmiyetli. Yani önemli.”
Civaoğlu’ndan Gastronomi Bölümü öğrencilerine tam not
Okan Üniversitesi’nin Tuzla Kampüsü’nde geçtiğimiz Şubat ayında açılan 1000 metrekare alan üzerine kurulu Türkiye’nin en büyük gastronomi mutfağı O’Mutfak’ı da ziyaret eden Güneri Civaoğlu, Okan Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Bekir Okan, Rektör Prof. Dr. Şule Kut, Okan Koleji Kurucu Temsilcisi Işıl Okan Gülen ve Mutfak Sanatları Merkezi Direktörü Begüm Başar ile bir araya gelerek mutfakta incelemelerde bulundu. Şef kıyafeti giyip öğrencilerle bir süre sohbet eden Civaoğlu, aynı anda 100 öğrencinin eğitim alabildiği Türkiye’nin en büyük Gastronomi uygulama mutfağı O’Mutfak’ı çok beğendiğini söyledi. Civaoğlu, O’Mutfak’taki incelemelerinin ardından 60 kişilik restoran bölümünde onuruna verilen öğle yemeğine katıldı. Okan Üniversitesi Gastronomi Bölümü öğrencilerinin hazırladığı özel menüdeki yemeklere tam not veren Civaoğlu, geleceğin şef aşçılarını yetiştiren Okan Üniversitesi’ne teşekkür etti.
Son Güncelleme: Pazartesi, 08 Nisan 2013 12:01
Gösterim: 1564

