Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan düzenlemeye göre, ehliyet sınavı artık otomatik vitesli araçla da yapılabilecek.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yapılan düzenlemeye göre, ehliyet sınavı artık otomatik vitesli araçla da yapılabilecek.
MEB'in Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinde yapılan değişiklikleri içeren yönetmelik, yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle ehliyet sınavına manuel vitesli araçlarla katılma zorunluluğu kalkacak.
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, yönetmelik değişikliğinin özellikle otomatik vites araç kullanmak isteyenleri mutlu edecek düzenlemeler içerdiğini belirterek, şunları söyledi:
"Eğitim sınav araçlarının arasına, otomatik şanzımanlı araçlar da eklendi. Sürücü kursları, sadece otomatik araç kullanacak kursiyerler için sertifika sınıfına uygun otomatik şanzımanlı araç bulunduracak. Adaylar, sertifika sınıflarına ait araçların, otomatik şanzımanlı olanlarıyla eğitim alacak. Sınavda başarılı olanların sertifikalarında 'sadece otomatik şanzımanlı araç' kullanabileceği belirtilecek."
Yelkenci, bu kişilerin daha sonra manuel şanzımanlı araba için ehliyet almak istemeleri halinde ise sürücü belgesindeki sınıfa ilişkin ilgili derslerinin kalan yarısını alarak tekrar sınava gireceğini ve başardığı takdirde manuel vitesli araç kullanabileceğini aktardı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan düzenlemeye göre, ehliyet sınavı artık otomatik vitesli araçla da yapılabilecek.
Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) yapılan düzenlemeye göre, ehliyet sınavı artık otomatik vitesli araçla da yapılabilecek.
MEB'in Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinde yapılan değişiklikleri içeren yönetmelik, yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi. Yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle ehliyet sınavına manuel vitesli araçlarla katılma zorunluluğu kalkacak.
Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, yönetmelik değişikliğinin özellikle otomatik vites araç kullanmak isteyenleri mutlu edecek düzenlemeler içerdiğini belirterek, şunları söyledi:
"Eğitim sınav araçlarının arasına, otomatik şanzımanlı araçlar da eklendi. Sürücü kursları, sadece otomatik araç kullanacak kursiyerler için sertifika sınıfına uygun otomatik şanzımanlı araç bulunduracak. Adaylar, sertifika sınıflarına ait araçların, otomatik şanzımanlı olanlarıyla eğitim alacak. Sınavda başarılı olanların sertifikalarında 'sadece otomatik şanzımanlı araç' kullanabileceği belirtilecek."
Yelkenci, bu kişilerin daha sonra manuel şanzımanlı araba için ehliyet almak istemeleri halinde ise sürücü belgesindeki sınıfa ilişkin ilgili derslerinin kalan yarısını alarak tekrar sınava gireceğini ve başardığı takdirde manuel vitesli araç kullanabileceğini aktardı.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 15:07
Gösterim: 1483
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, "KAGİDER Pusula adlı internet portalı üzerinden çok daha fazla sayıda kadın girişimci, kadın girişimci adaylarına eğitimlerimizi ulaştırarak kadın istihdamını desteklemeyi hedefliyoruz" dedi.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Işık Üniversitesi kadın girişimciliği ve istihdamını artırmak amacıyla girişimcilik eğitimlerini tek bir platformda toplayan "KAGİDER Pusula" için işbirliği protokolü imzaladı.
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar ev sahipliğinde, Işık Üniversitesi Rektörü Şirin Tekinay, Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba ve her iki kurumun yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen lansman toplantısı ve imza töreninde işbirliğinin detayları paylaşıldı.
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, toplantıda yaptığı konuşmada KAGİDER olarak, kadın girişimciliğinin sadece bir cinsiyet meselesi değil, aynı zamanda bir kalkınma, eşitlik ve ekonomik gelişim fırsatı olduğunu dile getirdi.
Oktar, şunları kaydetti:
"Bu doğrultuda 13 yıllık girişimcilik projesi deneyimimizi kullanarak girişimcileri destekleme çalışmalarımıza, böyle anlamlı bir günde, bir yenisini daha eklemenin heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. KAGİDER Pusula adlı internet portalı üzerinden çok daha fazla sayıda kadın girişimci, kadın girişimci adaylarına eğitimlerimizi ulaştırarak kadın istihdamını desteklemeyi hedefliyoruz.
Projenin akademik partneri olan ve konunun uzmanı akademisyenleriyle KAGİDER Pusula projesinde paydaşımız olan Işık Üniversitesi’ne bu projeyi bir sosyal sorumluluk projesi olarak değerlendirdikleri için teşekkürü bir borç bilirim. Türkiye çapında girişimci kadınlara erişimimizi sağlayarak kadın girişimcilere yön gösterecek bu projenin hayata geçebilmesi için sergiledikleri örnek ekip çalışması ile altyapı için gerekli fonu yaratan değerli üyelerimize ve Ben 1 Gün Kadınken oyunumuza destek veren BKM ekibine emekleri için minnetimizi ifade etmek isterim."
Kadınların iş hayatında daha etkin rol almaları için çalışacağız
Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Tekinay “Girişimciliğe ve kadın girişimci sayısının artmasına önem veren Işık Üniversitesi ile bu konuda en aktif derneklerden biri olan KAGİDER’in kadın girişimcilerin ve kadın girişimci adaylarının eğitilip iş hayatında daha etkin olmalarına destek vermek üzere başladığımız bu sosyal sorumluluk çalışması ile kadın istihdamına ve kadın girişimciliğine destek vermekten mutluluk duyuyoruz. Daha önce KAGİDER ile kadın girişimcileri destekleyen çok sayıda proje tecrübesi ile Prof.Dr. Ali Beba liderliğinde; bu işbirliğinin kalıcı, verimli ve uzun soluklu olacağına inancımız tam” dedi.
KAGİDER Pusula
Toplantıda verilen bilgilere göre, KAGİDER Pusula platformunda, KAGİDER "İşimi Kuruyorum Eğitim Modülleri'nin yanı sıra yeni girişimciler için girişimciliğe dair yararlı bilgiler, ilham veren başarı hikayeleri ve finansal erişim bilgileri yer alacak.
Kadın girişimcilere internet üzerinden "İşimi Kuruyorum" eğitimlerinin verileceği işbirliği kapsamında Girişim Gurusu Prof. Dr. Ali Beba rehberliğinde Işık Üniversitesi, KAGİDER Pusula internet portalında verilecek eğitimlerin içeriklerinin oluşturulması ve geliştirilmesinde KAGİDER'e akademik ve pratik destek sunacak.
KAGİDER tarafından portal için hazırlanan "İşimi Kuruyorum" adlı eğitim modüllerini içerik açısından değerlendirerek bu modülleri geliştirmek ve güncellemek gibi çalışmaların yanı sıra, eğitimlere katılan kadın girişimcilerin çevrimiçi ortamda bilgilerini test edebilecekleri kısa sınav ve egzersiz gibi ekler geliştirme çalışmalarıyla da katkı verecek.
KAGİDER Pusula, Türkiye'nin her yerinde kadın girişimcilere iş planı hazırlama, finans, pazarlama, organizasyon geliştirme, yeni coğrafyalara açılmaları ve inovatif özellikli projeler için maddi desteklere erişim konusunda bilgi desteği verilmesi, networking sağlanması gibi birçok modülü kapsıyor. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kadın girişimcilere ise KAGİDER ve Işık Üniversitesi onaylı sertifika verilmesi hedefleniyor.
Katılımda bir sınırlamanın olmayacağı proje kapsamında, programdan yararlanacak kadın girişimcilerin profilleri ve sayıları hakkında sağlıklı bilgilere, programın başlamasının ardından 2016 yılının ilk yarısında ulaşılması öngörülüyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, "KAGİDER Pusula adlı internet portalı üzerinden çok daha fazla sayıda kadın girişimci, kadın girişimci adaylarına eğitimlerimizi ulaştırarak kadın istihdamını desteklemeyi hedefliyoruz" dedi.
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Işık Üniversitesi kadın girişimciliği ve istihdamını artırmak amacıyla girişimcilik eğitimlerini tek bir platformda toplayan "KAGİDER Pusula" için işbirliği protokolü imzaladı.
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar ev sahipliğinde, Işık Üniversitesi Rektörü Şirin Tekinay, Işık Üniversitesi İnovasyon ve Girişimcilik Merkezi Direktörü Prof. Dr. Ali Beba ve her iki kurumun yöneticilerinin katılımıyla gerçekleşen lansman toplantısı ve imza töreninde işbirliğinin detayları paylaşıldı.
KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, toplantıda yaptığı konuşmada KAGİDER olarak, kadın girişimciliğinin sadece bir cinsiyet meselesi değil, aynı zamanda bir kalkınma, eşitlik ve ekonomik gelişim fırsatı olduğunu dile getirdi.
Oktar, şunları kaydetti:
"Bu doğrultuda 13 yıllık girişimcilik projesi deneyimimizi kullanarak girişimcileri destekleme çalışmalarımıza, böyle anlamlı bir günde, bir yenisini daha eklemenin heyecanını ve gururunu yaşıyoruz. KAGİDER Pusula adlı internet portalı üzerinden çok daha fazla sayıda kadın girişimci, kadın girişimci adaylarına eğitimlerimizi ulaştırarak kadın istihdamını desteklemeyi hedefliyoruz.
Projenin akademik partneri olan ve konunun uzmanı akademisyenleriyle KAGİDER Pusula projesinde paydaşımız olan Işık Üniversitesi’ne bu projeyi bir sosyal sorumluluk projesi olarak değerlendirdikleri için teşekkürü bir borç bilirim. Türkiye çapında girişimci kadınlara erişimimizi sağlayarak kadın girişimcilere yön gösterecek bu projenin hayata geçebilmesi için sergiledikleri örnek ekip çalışması ile altyapı için gerekli fonu yaratan değerli üyelerimize ve Ben 1 Gün Kadınken oyunumuza destek veren BKM ekibine emekleri için minnetimizi ifade etmek isterim."
Kadınların iş hayatında daha etkin rol almaları için çalışacağız
Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şirin Tekinay “Girişimciliğe ve kadın girişimci sayısının artmasına önem veren Işık Üniversitesi ile bu konuda en aktif derneklerden biri olan KAGİDER’in kadın girişimcilerin ve kadın girişimci adaylarının eğitilip iş hayatında daha etkin olmalarına destek vermek üzere başladığımız bu sosyal sorumluluk çalışması ile kadın istihdamına ve kadın girişimciliğine destek vermekten mutluluk duyuyoruz. Daha önce KAGİDER ile kadın girişimcileri destekleyen çok sayıda proje tecrübesi ile Prof.Dr. Ali Beba liderliğinde; bu işbirliğinin kalıcı, verimli ve uzun soluklu olacağına inancımız tam” dedi.
KAGİDER Pusula
Toplantıda verilen bilgilere göre, KAGİDER Pusula platformunda, KAGİDER "İşimi Kuruyorum Eğitim Modülleri'nin yanı sıra yeni girişimciler için girişimciliğe dair yararlı bilgiler, ilham veren başarı hikayeleri ve finansal erişim bilgileri yer alacak.
Kadın girişimcilere internet üzerinden "İşimi Kuruyorum" eğitimlerinin verileceği işbirliği kapsamında Girişim Gurusu Prof. Dr. Ali Beba rehberliğinde Işık Üniversitesi, KAGİDER Pusula internet portalında verilecek eğitimlerin içeriklerinin oluşturulması ve geliştirilmesinde KAGİDER'e akademik ve pratik destek sunacak.
KAGİDER tarafından portal için hazırlanan "İşimi Kuruyorum" adlı eğitim modüllerini içerik açısından değerlendirerek bu modülleri geliştirmek ve güncellemek gibi çalışmaların yanı sıra, eğitimlere katılan kadın girişimcilerin çevrimiçi ortamda bilgilerini test edebilecekleri kısa sınav ve egzersiz gibi ekler geliştirme çalışmalarıyla da katkı verecek.
KAGİDER Pusula, Türkiye'nin her yerinde kadın girişimcilere iş planı hazırlama, finans, pazarlama, organizasyon geliştirme, yeni coğrafyalara açılmaları ve inovatif özellikli projeler için maddi desteklere erişim konusunda bilgi desteği verilmesi, networking sağlanması gibi birçok modülü kapsıyor. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan kadın girişimcilere ise KAGİDER ve Işık Üniversitesi onaylı sertifika verilmesi hedefleniyor.
Katılımda bir sınırlamanın olmayacağı proje kapsamında, programdan yararlanacak kadın girişimcilerin profilleri ve sayıları hakkında sağlıklı bilgilere, programın başlamasının ardından 2016 yılının ilk yarısında ulaşılması öngörülüyor.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 12:06
Gösterim: 1377
“YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle kültür hayatımızı zenginleştirecek konularla da birlikte olmayı amaçlıyoruz” diyen YÖK Başkanı Yekta Saraç, YÖK olarak asli görevleri yaparken sosyal ve kültürel etkinliklerle de farkındalık oluşturmak için bir irade koymak istediklerini belirtti.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, "YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle kültür hayatımızı da zenginleştirecek konularla birlikte olmayı amaçlıyoruz" dedi.
Saraç, Bartın Üniversitesi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Kültür-Sanat Söyleşileri"ndeki konuşmasında, üniversite öğreniminde akademik bilginin yanında ruha hitap edecek, fikir dünyasını geliştirecek konuların yer almasının önemini bildiklerini söyledi.
Bu kapsamda "yeni YÖK" anlayışıyla kültür ve sanat faaliyetlerinin yaşamı daha zenginleştireceğini düşünerek üniversitelerde öğrencilerle bir araya gelme kararı aldıklarını ifade eden Saraç, şöyle devam etti:
"Her ay, bir üniversitede gerçekleştirmeyi planladığımız programlarda edebiyat, tarih, görsel sanatlar, müzik, sosyoloji, felsefe gibi konularda alanında seçkin isimlerin katılacağı söyleşiler düzenleyeceğiz. YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle global dünyanın güçlü unsurları yüksek teknoloji, inovasyon, sibernetik, dijital dünya, bilginin ticarileşmesi gibi kavramlar dışında kültür hayatımızı da zenginleştirecek konularla birlikte olmayı amaçlıyoruz."
Saraç, Anadolu'nun uzun yıllar çeşitli medeniyetlere ve devletlere ev sahipliği yaptığını, her medeniyetin yaptığı katkının katmanlaşarak bir birikim meydana getirdiğini dile getirerek şunları söyledi:
"Medeniyetimiz, siz değerli gençlerimizin gayretleriyle mesafe kat edecektir. Bunun için tarihimizi, geçmişimizi çok iyi bilmeliyiz. Tarih, bir milletin geleceği yolunda kılavuzluk eden unsurlardan en önemlisidir. Son yıllarda tarihimize karşı gösterilen ilgi ve alaka, sevindiricidir. Yayınlanan kitaplar, düzenlenen bilimsel etkinlikler, televizyon programlarıyla tarihimiz, artık daha geniş kesimlere ulaşmaktadır. Bizler de tarihimizle ilgili konularda yetkin isimlerle sizlerle birlikte olacağız. Bugünkü söyleşi konumuz olan 'Ümmü Gülsüm ve Feyruz' sadece kendi ülkeleri olan Mısır ve Lübnan'da değil başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere bütün dünyada beğeniyle takip edilen sanatçılar olmuşlardır. Kültürleri, milletleri birbirlerine bağlayan görünmez bağlar olmuşlardır."
Edebiyat, sinema, tarih, felsefe, tasavvufi düşünceler sistemi ve gelenekli sanatların sadece bir uzmanlık alanı olarak değil düşünce hayatını zenginleştirecek birer katkı olarak ele alınmasının önemine işaret eden Saraç, "YÖK olarak asli görevlerimizi yaparken sosyal ve kültürel etkinliklerle de farkındalık oluşturmak için bir irade koymak istiyoruz" dedi.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Sinan Turan da "İki Ses Bir Dünya: Ümmü Gülsüm ve Feyruz, Ortadoğu'da Müzik ve Toplum" başlıklı bir söyleşi yaptı.
Etkinliğe, bazı YÖK üyeleri ve üniversite rektörlerinin yanı sıra akademisyenler ile öğrenciler katıldı.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
“YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle kültür hayatımızı zenginleştirecek konularla da birlikte olmayı amaçlıyoruz” diyen YÖK Başkanı Yekta Saraç, YÖK olarak asli görevleri yaparken sosyal ve kültürel etkinliklerle de farkındalık oluşturmak için bir irade koymak istediklerini belirtti.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç, "YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle kültür hayatımızı da zenginleştirecek konularla birlikte olmayı amaçlıyoruz" dedi.
Saraç, Bartın Üniversitesi Konferans Salonu'nda düzenlenen "Kültür-Sanat Söyleşileri"ndeki konuşmasında, üniversite öğreniminde akademik bilginin yanında ruha hitap edecek, fikir dünyasını geliştirecek konuların yer almasının önemini bildiklerini söyledi.
Bu kapsamda "yeni YÖK" anlayışıyla kültür ve sanat faaliyetlerinin yaşamı daha zenginleştireceğini düşünerek üniversitelerde öğrencilerle bir araya gelme kararı aldıklarını ifade eden Saraç, şöyle devam etti:
"Her ay, bir üniversitede gerçekleştirmeyi planladığımız programlarda edebiyat, tarih, görsel sanatlar, müzik, sosyoloji, felsefe gibi konularda alanında seçkin isimlerin katılacağı söyleşiler düzenleyeceğiz. YÖK'ün temel varlık sebebi üniversitelerimiz ve öğrencilerimizle global dünyanın güçlü unsurları yüksek teknoloji, inovasyon, sibernetik, dijital dünya, bilginin ticarileşmesi gibi kavramlar dışında kültür hayatımızı da zenginleştirecek konularla birlikte olmayı amaçlıyoruz."
Saraç, Anadolu'nun uzun yıllar çeşitli medeniyetlere ve devletlere ev sahipliği yaptığını, her medeniyetin yaptığı katkının katmanlaşarak bir birikim meydana getirdiğini dile getirerek şunları söyledi:
"Medeniyetimiz, siz değerli gençlerimizin gayretleriyle mesafe kat edecektir. Bunun için tarihimizi, geçmişimizi çok iyi bilmeliyiz. Tarih, bir milletin geleceği yolunda kılavuzluk eden unsurlardan en önemlisidir. Son yıllarda tarihimize karşı gösterilen ilgi ve alaka, sevindiricidir. Yayınlanan kitaplar, düzenlenen bilimsel etkinlikler, televizyon programlarıyla tarihimiz, artık daha geniş kesimlere ulaşmaktadır. Bizler de tarihimizle ilgili konularda yetkin isimlerle sizlerle birlikte olacağız. Bugünkü söyleşi konumuz olan 'Ümmü Gülsüm ve Feyruz' sadece kendi ülkeleri olan Mısır ve Lübnan'da değil başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere bütün dünyada beğeniyle takip edilen sanatçılar olmuşlardır. Kültürleri, milletleri birbirlerine bağlayan görünmez bağlar olmuşlardır."
Edebiyat, sinema, tarih, felsefe, tasavvufi düşünceler sistemi ve gelenekli sanatların sadece bir uzmanlık alanı olarak değil düşünce hayatını zenginleştirecek birer katkı olarak ele alınmasının önemine işaret eden Saraç, "YÖK olarak asli görevlerimizi yaparken sosyal ve kültürel etkinliklerle de farkındalık oluşturmak için bir irade koymak istiyoruz" dedi.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Namık Sinan Turan da "İki Ses Bir Dünya: Ümmü Gülsüm ve Feyruz, Ortadoğu'da Müzik ve Toplum" başlıklı bir söyleşi yaptı.
Etkinliğe, bazı YÖK üyeleri ve üniversite rektörlerinin yanı sıra akademisyenler ile öğrenciler katıldı.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 10:23
Gösterim: 1628
Dünya üzerinde yılda yüz binlerce çocuğun yaralanmasına veya ölmesine neden olan kazalar, okul çağı çocuklarda önemli bir yer tutuyor. The National SAFE KIDS Campaign verilerine göre, her yıl 14 yaş ve altında 14 milyondan fazla çocuğun geçirdikleri kazalara bağlı yaralanmaların %10-25’i okul ve okul civarında meydana geliyor. 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü”nde A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayşegül Nuhoğlu önemli bir konuya değiniyor: “İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu okul içindeki personeli koruyor ama peki çocuklarımızı koruyor mu?”
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 50.000’den fazla eğitim kurumunda okul öncesi, temel eğitim ve orta öğretim çağında bulunan 05-18 yaş arası 17 milyon civarında öğrenci, öğrenim görüyor; 800 bin civarında öğretmen, idareci ve personel görev yapıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunuyla, en az bir çalışanı olan tüm işyerlerine, okullara, hastanelere ve apartmanlara 1 Ocak 2013′ten itibaren risk değerlendirmesi yaptırma zorunluluğu getirildi.
Risk analizi yaptırmamanın cezası
Ocak 2013’te zorunlu hale gelen ve okullar dahil tüm işyerlerini içine alan kanuna istinaden; risk analizi yaptırmayan kurumlar için 2013 yılı için 3.234TL, aykırılığın devamı halinde her ay için de 4.851TL ceza uygulanmaktadır. Cezalar, çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre de değişkenlik gösteriyor.
2013 için 3.234 TL + 4.851 TL/her ay, (Toplam 56.595 TL),
2014 için 3.361 TL + 5.041 TL/her ay, (Toplam 58.812 TL),
2015 için 3.700 TL + 5.550 TL/her ay, 59.200 TL (Kasım ayı dahil)
Okulların risk analizinde tariflenmemiş taraf: Öğrenciler
Risk analizinin, işyerinde, okulda ve hastanede çalışanlar temelinde yapıldığına vurgu yapan isgcevre.com Mevzuat Portalı Kurucu Ortağı ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayşegül Nuhoğlu, “Kurumlarda çalışanları etkileyen riskler dikkate alınarak analiz yapılıyor. Bu sebeple de özellikle okul ve hastanelerde yapının içerisinde olan ama konumu tariflenmeyen hasta ve öğrencilerin durumları yeterince dikkate alınıyor mu? Ülkemiz mevzuatında bu şekilde topluma hizmet verilen alanlarda risk analizi çerçevesi açık olarak ifade edilmemiştir. Dolayısıyla mevzuat dikkate alınarak yapılan risk analizlerinde sadece çocuk oldukları için etkilenmelerine sebep olacak riskler değerlendirme dışı kalabilmektedir” dedi.
Risk analizi öğrenci ve çalışan birlikte düşünülerek yapılmalı
Okullarda, Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği 39 ve 78. maddeleri gereğince, öğrencilere okul ve çevresinde sağlıklı, güvenli bir eğitim ve öğretim ortamı sağlanması görevi okul müdürlerine verilmiştir. Bunu sağlamanın yöntemi de risk değerlendirme çalışması olduğuna göre, okullardaki çalışmaların öğrenci ve çalışan birlikte düşünülerek yapılması gerekmektedir.
Sorumluluk okul yönetiminde
Nuhoğlu “Okul yönetimi, okul alanı içerisinde ve öğrencilerin okula ulaşımları esnasında olabilecek her türlü tehlikeden öğrencilerini korumak ve güvenliklerini sağlamakla sorumludurlar. Öğrencilerin faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin çoğu, az riskli olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle doğru ve yeterli bir risk değerlendirmesiyle ve alınacak önlemlerle kaza riskleri tümüyle önlenebilir. Her bir okul bulunduğu yer, bina yapısı, kat sayısı, laboratuvarlar, ulaşım, ısınma, servis, sınıf, yemekhane, kantin, okul bahçesi, okul çevresi trafiği, spor salonu gibi alanlar ayrı olarak öğrenci temelinde değerlendirilmelidir. Bu konuda okul yönetimine önemli görev düşmektedir” dedi.
Okulların yapması gerekenler:
- Risk değerlendirmesi (zorunluluk 1 Ocak 2013’de başladı)
- Risk değerlendirmesinde tespit edilen eksikliklerin tamamlanması
- Çalışanlara İş Sağlığı Güvenliği eğitimi verilmesi
- Acil durum planlarının hazırlanması (yangın, deprem vb.)
- Az tehlikeli grupta ve 50’den az çalışanı olanlar 01/07/2016 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti alınması
Eğitimler müfredata dahil edilmeli
Bu kapsamda Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce; okullarda eğitim programları düzenlemiş, pilot olarak seçilen okullarda risk değerlendirmesi çalışmaları yapılmış ve “Eğitim Okulları İş Sağlığı ve Güvenliği Rehberi” hazırlanmıştır. Böylece öğrenciler sağlık ve güvenlik konularına ilişkin riskler hakkında bilgilendirilmeleri, doğru davranış modellerini kazanmalarına yönelik beceri eğitimleri almaları amaçlanmıştır. Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğinden de hareketle, tüm okullarımızda bu eğitimlerin müfredata dahil edilmeleri ve çocukların acil durumlarda neler yapmaları gerektiği tatbikatlarla öğretilmelidir.
Her okul bu soruları cevaplamalı
- Mevzuat gereği yapılan risk analizi çocuklarımızın güvenliğini kapsıyor mu?
- Okullarımız standartlara ne kadar uyuyor? Gerekli denetimler yapılıyor mu?
- Çocukların güvenli eğitimi için görsel materyaller hazırlanmış mı?
- Okul revirleri acil durumlarda gerekli müdahaleyi sağlayacak donanım var mı?
- Acil durumlar için yeterli sayıda ve yetkinlikte personel eğitilmiş mi?
- Acil durum personeli için öğrenci sayısı dikkate alınmış mı?
- Okullarımızda yangın merdiveniniz var mı? Acil çıkış için binanız uygun mu?
- Yangın merdiveninde kaçmayı engelleyecek herhangi bir engel var mı?
- Asansör varsa yeşil etiket var mı?
- Asansörlerin periyodik kontrolleri yapılıyor mu?
- Doğal gaz varsa tesisatının periyodik kontrolü yapılıyor mu?
- Yangın söndürme cihazları kontrolden geçiriliyor mu?
- Elektrik tesisatında kaçak akım rölesi mevcut mu?
- Elektrik tesisatı periyodik kontrolden geçiriliyor mu?
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Dünya üzerinde yılda yüz binlerce çocuğun yaralanmasına veya ölmesine neden olan kazalar, okul çağı çocuklarda önemli bir yer tutuyor. The National SAFE KIDS Campaign verilerine göre, her yıl 14 yaş ve altında 14 milyondan fazla çocuğun geçirdikleri kazalara bağlı yaralanmaların %10-25’i okul ve okul civarında meydana geliyor. 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü”nde A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayşegül Nuhoğlu önemli bir konuya değiniyor: “İş Sağlığı ve Güvenliği kanunu okul içindeki personeli koruyor ama peki çocuklarımızı koruyor mu?”
Ülkemizde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı 50.000’den fazla eğitim kurumunda okul öncesi, temel eğitim ve orta öğretim çağında bulunan 05-18 yaş arası 17 milyon civarında öğrenci, öğrenim görüyor; 800 bin civarında öğretmen, idareci ve personel görev yapıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunuyla, en az bir çalışanı olan tüm işyerlerine, okullara, hastanelere ve apartmanlara 1 Ocak 2013′ten itibaren risk değerlendirmesi yaptırma zorunluluğu getirildi.
Risk analizi yaptırmamanın cezası
Ocak 2013’te zorunlu hale gelen ve okullar dahil tüm işyerlerini içine alan kanuna istinaden; risk analizi yaptırmayan kurumlar için 2013 yılı için 3.234TL, aykırılığın devamı halinde her ay için de 4.851TL ceza uygulanmaktadır. Cezalar, çalışan sayısına ve tehlike sınıfına göre de değişkenlik gösteriyor.
2013 için 3.234 TL + 4.851 TL/her ay, (Toplam 56.595 TL),
2014 için 3.361 TL + 5.041 TL/her ay, (Toplam 58.812 TL),
2015 için 3.700 TL + 5.550 TL/her ay, 59.200 TL (Kasım ayı dahil)
Okulların risk analizinde tariflenmemiş taraf: Öğrenciler
Risk analizinin, işyerinde, okulda ve hastanede çalışanlar temelinde yapıldığına vurgu yapan isgcevre.com Mevzuat Portalı Kurucu Ortağı ve A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Ayşegül Nuhoğlu, “Kurumlarda çalışanları etkileyen riskler dikkate alınarak analiz yapılıyor. Bu sebeple de özellikle okul ve hastanelerde yapının içerisinde olan ama konumu tariflenmeyen hasta ve öğrencilerin durumları yeterince dikkate alınıyor mu? Ülkemiz mevzuatında bu şekilde topluma hizmet verilen alanlarda risk analizi çerçevesi açık olarak ifade edilmemiştir. Dolayısıyla mevzuat dikkate alınarak yapılan risk analizlerinde sadece çocuk oldukları için etkilenmelerine sebep olacak riskler değerlendirme dışı kalabilmektedir” dedi.
Risk analizi öğrenci ve çalışan birlikte düşünülerek yapılmalı
Okullarda, Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği 39 ve 78. maddeleri gereğince, öğrencilere okul ve çevresinde sağlıklı, güvenli bir eğitim ve öğretim ortamı sağlanması görevi okul müdürlerine verilmiştir. Bunu sağlamanın yöntemi de risk değerlendirme çalışması olduğuna göre, okullardaki çalışmaların öğrenci ve çalışan birlikte düşünülerek yapılması gerekmektedir.
Sorumluluk okul yönetiminde
Nuhoğlu “Okul yönetimi, okul alanı içerisinde ve öğrencilerin okula ulaşımları esnasında olabilecek her türlü tehlikeden öğrencilerini korumak ve güvenliklerini sağlamakla sorumludurlar. Öğrencilerin faaliyetlerinden kaynaklanan risklerin çoğu, az riskli olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle doğru ve yeterli bir risk değerlendirmesiyle ve alınacak önlemlerle kaza riskleri tümüyle önlenebilir. Her bir okul bulunduğu yer, bina yapısı, kat sayısı, laboratuvarlar, ulaşım, ısınma, servis, sınıf, yemekhane, kantin, okul bahçesi, okul çevresi trafiği, spor salonu gibi alanlar ayrı olarak öğrenci temelinde değerlendirilmelidir. Bu konuda okul yönetimine önemli görev düşmektedir” dedi.
Okulların yapması gerekenler:
- Risk değerlendirmesi (zorunluluk 1 Ocak 2013’de başladı)
- Risk değerlendirmesinde tespit edilen eksikliklerin tamamlanması
- Çalışanlara İş Sağlığı Güvenliği eğitimi verilmesi
- Acil durum planlarının hazırlanması (yangın, deprem vb.)
- Az tehlikeli grupta ve 50’den az çalışanı olanlar 01/07/2016 tarihinden itibaren iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi hizmeti alınması
Eğitimler müfredata dahil edilmeli
Bu kapsamda Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce; okullarda eğitim programları düzenlemiş, pilot olarak seçilen okullarda risk değerlendirmesi çalışmaları yapılmış ve “Eğitim Okulları İş Sağlığı ve Güvenliği Rehberi” hazırlanmıştır. Böylece öğrenciler sağlık ve güvenlik konularına ilişkin riskler hakkında bilgilendirilmeleri, doğru davranış modellerini kazanmalarına yönelik beceri eğitimleri almaları amaçlanmıştır. Deprem ülkesi olduğumuz gerçeğinden de hareketle, tüm okullarımızda bu eğitimlerin müfredata dahil edilmeleri ve çocukların acil durumlarda neler yapmaları gerektiği tatbikatlarla öğretilmelidir.
Her okul bu soruları cevaplamalı
- Mevzuat gereği yapılan risk analizi çocuklarımızın güvenliğini kapsıyor mu?
- Okullarımız standartlara ne kadar uyuyor? Gerekli denetimler yapılıyor mu?
- Çocukların güvenli eğitimi için görsel materyaller hazırlanmış mı?
- Okul revirleri acil durumlarda gerekli müdahaleyi sağlayacak donanım var mı?
- Acil durumlar için yeterli sayıda ve yetkinlikte personel eğitilmiş mi?
- Acil durum personeli için öğrenci sayısı dikkate alınmış mı?
- Okullarımızda yangın merdiveniniz var mı? Acil çıkış için binanız uygun mu?
- Yangın merdiveninde kaçmayı engelleyecek herhangi bir engel var mı?
- Asansör varsa yeşil etiket var mı?
- Asansörlerin periyodik kontrolleri yapılıyor mu?
- Doğal gaz varsa tesisatının periyodik kontrolü yapılıyor mu?
- Yangın söndürme cihazları kontrolden geçiriliyor mu?
- Elektrik tesisatında kaçak akım rölesi mevcut mu?
- Elektrik tesisatı periyodik kontrolden geçiriliyor mu?
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 11:11
Gösterim: 1807
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından faaliyet izni durdurulan ve kapatılan yükseköğretim kurumunun yönetimi garantör devlet üniversitesine veya aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. YÖK, vakıf üniversitelerine ilişkin uyarma, yeni akademik birim kurma talebini askıya alma, öğrenci kontenjanını kısıtlama, öğrenci alımını durdurma, faaliyet iznini durdurma veya faaliyet iznini kaldırmaya yönelik tedbirler uygulayabilecek.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
YÖK, vakıf yükseköğretim kurumlarına, mevzuatın emrettiği hususların yerine getirilmemesi halinde, eylemlerinin ağırlık derecesine göre; yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı nitelikte olmak üzere, "uyarma ve düzeltme isteme", "yeni akademik birim kurma ve program açma taleplerinin askıya alınması", "öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması", "faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması" şeklinde önlemler uygulayacak.
Uyarı ve düzeltme, "YÖK'ün istediği bilgi ve belgelerin belirlenen sürede verilmemesi, düzeltilmesi istenen hususların yerine getirilmemesi, mütevelli heyetinin mevzuata aykırı oluşturulması veya değişikliklerin bir ayda bildirilmemesi, kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya çalıştırılmaması, kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması, öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun yapılmaması, öğrenciler için gerekli alanların YÖK'ün belirlediği asgari miktardan az olması, başka bir vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyeti veya kurucu vakfında üye olarak bulunanların, mütevelli heyetinde veya kurucu vakfında üye olması" gibi hallerde istenecek.
"Kuruma ait mal ve hakların amacı dışında ya da özel işlerde kullanılması, mali tablolarında gelir-gider ve mallarının eksik gösterilmesi, öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yatay geçiş, mezuniyet işlemleri veya bunlarla ilgili belgelerde usulsüzlük yapılması, eğitim-öğretime başlanması ve sürdürülmesi için YÖK tarafından belirlenen öğretim elemanı ve üyesi sayılarının sağlanmadığının tespiti, mütevelli heyet üyelerinin toplantılara katılımlarının engellenmesi" hallerinde ise bu üniversitelerin akademik birim ve program açma ile daha önce açılmasına izin verilmiş ve ilk defa öğrenci alınacak programlarına ilişkin talepleri bir yıl askıya alınacak. Bununla ilgili düzeltmelerin yapılmaması, YÖK'ün izin verdiği program, yer ve alanlar dışında eğitim öğretim faaliyetinde bulunulması, izin alınmadan önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde programların açılması veya çift diploma programları düzenlenmesi ve bu programlara öğrenci kabul edilmesi gibi durumlarda öğrenci kontenjanı kısıtlanacak veya öğrenci alımı durdurulacak.
Bu önlem, YÖK'ün kabul ettiği kontenjanların üzerinde öğrenci kaydedilmesi, denetim, inceleme ve soruşturmalarda istenilen bilgi ve belgelerin tam ve zamanında verilmemesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin kurumundan doğrudan veya dolaylı olarak mevzuata aykırı menfaat sağlaması gibi hallerde de uygulanacak. Bu durumda vakıf yükseköğretim kurumunun akademik birim ve programlarının tamamı veya bazılarının mevcut öğrenci kontenjanı, fiilin ağırlığı dikkate alınarak 1 veya 2 yıl süre ile yüzde 40'a kadar azaltılacak ya da öğrenci alımı tamamen durdurulacak.
Devlet üniversitesi "garantör" olacak
Öğrenci kontenjanı kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması önlemine konu olan hususların belirlenen sürede düzeltilmemesi, kurumların gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması, kurumun mali durumunun eğitim-öğretim faaliyetini sürdüremeyecek ölçüde zayıf olduğunun tespiti, vakıf yükseköğretim kurumunun mal varlığının YÖK'ten izin alınmaksızın değiştirilmesi veya elden çıkarılması, defter ve kayıtların tahrif edilmesi, yok edilmesi veya gizlenmesi, mütevelli heyet üyelerinin üniversite ile ilgili işlemlerde mali yönetim ve kontrol sistemini kasıtlı olarak zaafa uğratması durumunda bu üniversitelerin faaliyet izni 1 yıl boyunca askıya alınacak.
Bu durumda yükseköğretim kurumunun yönetimi garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine verilecek. Yönetimi üstlenen devlet üniversitesinin rektörü, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun geçici mütevelli heyeti başkanı, üniversite yönetim kurulu da geçici mütevelli heyeti sıfatını kazanacak.
Bu süre boyunca YÖK tarafından belirlenecek Yükseköğretim Genel Kurulunun bir üyesi gözlemci sıfatıyla mütevelli heyeti toplantılarına katılacak.
3 yıl faaliyet durdurma kararı verilen kurum kapatılacak
Eğitim öğretim yılı sonunda Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucu, önlem gerektiren durumların ortadan kalkmadığının tespiti halinde, bu süre her defasında bir yıl uzatılabilecek. Bu durumun kesintisiz olarak üç yıl devam etmesi halinde ise vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak.
Kurumun, kuruluşundan itibaren üç yıl içinde eğitim öğretime başlamaması, eğitim-öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği gelirini, akademik faaliyetler ile yatırım ve cari giderlerinin finansmanında kullanmadığının tespiti, kuruluşta taahhüt edilen harcamaların kurum gelirlerinden karşılanması, alım, satım ve ihalelerde kurumu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması, vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin "ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemleri doğrudan işlemesi veya bu tür eylemleri desteklemesi" halinde bu üniversitelerin faaliyet izni kaldırılacak ve yükseköğretim kurumu kapatılacak.
Yönetmeliğe aykırı şekilde vakıf yükseköğretim kurumundan kaynak aktarımı yapıldığının tespiti üzerine verilen sürede aktarılan kaynağın iade edilmemesi, mütevelli heyeti seçilmesi, yenilenmesi ve üyeliklerinin sona erdirilmesinde hileli ve usulsüz işlemlerin yapılması gibi hallerde de vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak ve bu üniversiteler kapatılacak.
Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun yönetimi, tüzel kişiliğinin sona ereceği tarihe kadar garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından, kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Yönetimi devralan devlet üniversitesinin rektörü, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun geçici mütevelli heyeti başkanı, üniversite yönetim kurulu da geçici mütevelli heyeti sıfatını kazanacak. Tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar YÖK tarafından belirlenecek Yükseköğretim Genel Kurulunun bir üyesi, gözlemci sıfatıyla mütevelli heyeti toplantılarına katılacak.
Öğrenciler garantör devlet üniversitesi diplomasını alacak
Faaliyet izninin kaldırılmasına karar verilen vakıf yükseköğretim kurumlarının tüzel kişiliği, mevcut öğrenci sayısı yüzde 10’un altına düştüğünde kaldırılacak.
Tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar eğitim-öğretimini tamamlayan öğrenciler, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun diplomasını alacak. Tüzel kişiliğin sona erdiği tarihten sonra ise eğitim-öğretim, vakıf yükseköğretim kurumunu devralan üniversitede devam edecek, mezun olan öğrencilerin diplomaları bu üniversite tarafından verilecek.
Öğrenciler, tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar faaliyet izni kaldırılan yükseköğretim kurumunun eğitim-öğretim ücretini ödemeye devam edecek. Devrolunan öğrenciler ise devralan yükseköğretim kurumunun tabi olduğu esaslara göre ücret ödeyecek.
Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun, tüzel kişiliği sona erinceye kadar taşınır ve taşınmaz malları ile tüm ayni ve nakdi hakları devrolunan yükseköğretim kurumunca kullanılacak.
Akademik ve idari personelin sözleşmeleri de tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı tarihte son bulacak.
Uyarma ve düzeltme istemi Yükseköğretim Yürütme Kurulu, diğerleri önlemler ise Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından karara bağlanacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Gündem
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından faaliyet izni durdurulan ve kapatılan yükseköğretim kurumunun yönetimi garantör devlet üniversitesine veya aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. YÖK, vakıf üniversitelerine ilişkin uyarma, yeni akademik birim kurma talebini askıya alma, öğrenci kontenjanını kısıtlama, öğrenci alımını durdurma, faaliyet iznini durdurma veya faaliyet iznini kaldırmaya yönelik tedbirler uygulayabilecek.
Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
YÖK, vakıf yükseköğretim kurumlarına, mevzuatın emrettiği hususların yerine getirilmemesi halinde, eylemlerinin ağırlık derecesine göre; yol gösterici, düzeltici, kısıtlayıcı veya faaliyet iznini kaldırıcı nitelikte olmak üzere, "uyarma ve düzeltme isteme", "yeni akademik birim kurma ve program açma taleplerinin askıya alınması", "öğrenci kontenjanının kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması", "faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ve faaliyet izninin kaldırılması" şeklinde önlemler uygulayacak.
Uyarı ve düzeltme, "YÖK'ün istediği bilgi ve belgelerin belirlenen sürede verilmemesi, düzeltilmesi istenen hususların yerine getirilmemesi, mütevelli heyetinin mevzuata aykırı oluşturulması veya değişikliklerin bir ayda bildirilmemesi, kurulların mevzuata uygun olarak oluşturulmaması veya çalıştırılmaması, kayıtlarının usulüne uygun tutulmaması, öğretim elemanı atama ve yükseltme işlemlerinin mevzuata uygun yapılmaması, öğrenciler için gerekli alanların YÖK'ün belirlediği asgari miktardan az olması, başka bir vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyeti veya kurucu vakfında üye olarak bulunanların, mütevelli heyetinde veya kurucu vakfında üye olması" gibi hallerde istenecek.
"Kuruma ait mal ve hakların amacı dışında ya da özel işlerde kullanılması, mali tablolarında gelir-gider ve mallarının eksik gösterilmesi, öğrenci kayıt kabulü, sınavlar, yatay geçiş, mezuniyet işlemleri veya bunlarla ilgili belgelerde usulsüzlük yapılması, eğitim-öğretime başlanması ve sürdürülmesi için YÖK tarafından belirlenen öğretim elemanı ve üyesi sayılarının sağlanmadığının tespiti, mütevelli heyet üyelerinin toplantılara katılımlarının engellenmesi" hallerinde ise bu üniversitelerin akademik birim ve program açma ile daha önce açılmasına izin verilmiş ve ilk defa öğrenci alınacak programlarına ilişkin talepleri bir yıl askıya alınacak. Bununla ilgili düzeltmelerin yapılmaması, YÖK'ün izin verdiği program, yer ve alanlar dışında eğitim öğretim faaliyetinde bulunulması, izin alınmadan önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde programların açılması veya çift diploma programları düzenlenmesi ve bu programlara öğrenci kabul edilmesi gibi durumlarda öğrenci kontenjanı kısıtlanacak veya öğrenci alımı durdurulacak.
Bu önlem, YÖK'ün kabul ettiği kontenjanların üzerinde öğrenci kaydedilmesi, denetim, inceleme ve soruşturmalarda istenilen bilgi ve belgelerin tam ve zamanında verilmemesi veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması, vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin kurumundan doğrudan veya dolaylı olarak mevzuata aykırı menfaat sağlaması gibi hallerde de uygulanacak. Bu durumda vakıf yükseköğretim kurumunun akademik birim ve programlarının tamamı veya bazılarının mevcut öğrenci kontenjanı, fiilin ağırlığı dikkate alınarak 1 veya 2 yıl süre ile yüzde 40'a kadar azaltılacak ya da öğrenci alımı tamamen durdurulacak.
Devlet üniversitesi "garantör" olacak
Öğrenci kontenjanı kısıtlanması veya öğrenci alımının durdurulması önlemine konu olan hususların belirlenen sürede düzeltilmemesi, kurumların gözetim ve denetimi ile inceleme ve soruşturma faaliyetlerine kasten engel olunması, kurumun mali durumunun eğitim-öğretim faaliyetini sürdüremeyecek ölçüde zayıf olduğunun tespiti, vakıf yükseköğretim kurumunun mal varlığının YÖK'ten izin alınmaksızın değiştirilmesi veya elden çıkarılması, defter ve kayıtların tahrif edilmesi, yok edilmesi veya gizlenmesi, mütevelli heyet üyelerinin üniversite ile ilgili işlemlerde mali yönetim ve kontrol sistemini kasıtlı olarak zaafa uğratması durumunda bu üniversitelerin faaliyet izni 1 yıl boyunca askıya alınacak.
Bu durumda yükseköğretim kurumunun yönetimi garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine verilecek. Yönetimi üstlenen devlet üniversitesinin rektörü, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun geçici mütevelli heyeti başkanı, üniversite yönetim kurulu da geçici mütevelli heyeti sıfatını kazanacak.
Bu süre boyunca YÖK tarafından belirlenecek Yükseköğretim Genel Kurulunun bir üyesi gözlemci sıfatıyla mütevelli heyeti toplantılarına katılacak.
3 yıl faaliyet durdurma kararı verilen kurum kapatılacak
Eğitim öğretim yılı sonunda Yükseköğretim Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucu, önlem gerektiren durumların ortadan kalkmadığının tespiti halinde, bu süre her defasında bir yıl uzatılabilecek. Bu durumun kesintisiz olarak üç yıl devam etmesi halinde ise vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak.
Kurumun, kuruluşundan itibaren üç yıl içinde eğitim öğretime başlamaması, eğitim-öğretim, yayın, danışmanlık, ticari ve diğer faaliyetleri ile bağışlardan elde ettiği gelirini, akademik faaliyetler ile yatırım ve cari giderlerinin finansmanında kullanmadığının tespiti, kuruluşta taahhüt edilen harcamaların kurum gelirlerinden karşılanması, alım, satım ve ihalelerde kurumu zarara uğratıcı nitelikte usulsüzlük yapılması, vakıf yükseköğretim kurumu yöneticilerinin "ülkenin bölünmez bütünlüğüne karşı eylemleri doğrudan işlemesi veya bu tür eylemleri desteklemesi" halinde bu üniversitelerin faaliyet izni kaldırılacak ve yükseköğretim kurumu kapatılacak.
Yönetmeliğe aykırı şekilde vakıf yükseköğretim kurumundan kaynak aktarımı yapıldığının tespiti üzerine verilen sürede aktarılan kaynağın iade edilmemesi, mütevelli heyeti seçilmesi, yenilenmesi ve üyeliklerinin sona erdirilmesinde hileli ve usulsüz işlemlerin yapılması gibi hallerde de vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izni kaldırılacak ve bu üniversiteler kapatılacak.
Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun yönetimi, tüzel kişiliğinin sona ereceği tarihe kadar garantör devlet üniversitesi veya Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından, kapasitesi dikkate alınarak belirlenecek aynı ildeki bir devlet üniversitesine devredilecek. Yönetimi devralan devlet üniversitesinin rektörü, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun geçici mütevelli heyeti başkanı, üniversite yönetim kurulu da geçici mütevelli heyeti sıfatını kazanacak. Tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar YÖK tarafından belirlenecek Yükseköğretim Genel Kurulunun bir üyesi, gözlemci sıfatıyla mütevelli heyeti toplantılarına katılacak.
Öğrenciler garantör devlet üniversitesi diplomasını alacak
Faaliyet izninin kaldırılmasına karar verilen vakıf yükseköğretim kurumlarının tüzel kişiliği, mevcut öğrenci sayısı yüzde 10’un altına düştüğünde kaldırılacak.
Tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar eğitim-öğretimini tamamlayan öğrenciler, faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun diplomasını alacak. Tüzel kişiliğin sona erdiği tarihten sonra ise eğitim-öğretim, vakıf yükseköğretim kurumunu devralan üniversitede devam edecek, mezun olan öğrencilerin diplomaları bu üniversite tarafından verilecek.
Öğrenciler, tüzel kişiliğin sona ereceği tarihe kadar faaliyet izni kaldırılan yükseköğretim kurumunun eğitim-öğretim ücretini ödemeye devam edecek. Devrolunan öğrenciler ise devralan yükseköğretim kurumunun tabi olduğu esaslara göre ücret ödeyecek.
Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumunun, tüzel kişiliği sona erinceye kadar taşınır ve taşınmaz malları ile tüm ayni ve nakdi hakları devrolunan yükseköğretim kurumunca kullanılacak.
Akademik ve idari personelin sözleşmeleri de tüzel kişiliğinin ortadan kalktığı tarihte son bulacak.
Uyarma ve düzeltme istemi Yükseköğretim Yürütme Kurulu, diğerleri önlemler ise Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından karara bağlanacak.
Son Güncelleme: Cuma, 20 Kasım 2015 10:14
Gösterim: 2770

