Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ''MEB personel mobil uygulaması''yla tüm öğretmenler, yöneticiler ve personel, bilgisayarlarının yanı sıra akıllı cep telefonlarından da MEBBİS'e girebilecek
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yeni hizmete sunacağı uygulamayla öğretmenler eğitime ilişkin en son değişikliklere, özlük bilgilerine, izinlerine, sınav bilgilerine cep telefonlarından ulaşabilecek.
Bakanlık, çeşitli konulara ilişkin öğretmenlerin taleplerini Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) üzerinden alarak değerlendirdi. Bunun üzerine Bakanlık, öğretmenlerle olan iletişimi daha da artırmak adına yeni bir uygulamayı hizmete sunmak için harekete geçti.
Yeni oluşturulan ''MEB personel mobil uygulaması''yla tüm öğretmenler, yöneticiler ve personel, bilgisayarlarının yanı sıra akıllı cep telefonlarından da MEBBİS'e girebilecek.
Böylece öğretmenler son yapılan değişikliklerden en kısa zamanda haberdar olacak. Özlük bilgileri, hizmet içi eğitim bilgileri, görev ve görevlendirme kayıtları, izinler, ödüller, sınav bilgileri gibi daha pek çok veriye buradan ulaşabilecek olan öğretmenler, hizmet içi eğitim başvurularını da buradan yapabilecek.
''MEB personel test mobil uygulaması'', Android ve IOS platforma sahip tüm mobil cihazlarda sorunsuz bir şekilde kullanılabilecek.
Uygulamayı kullanabilmek için Android platforma sahip kullanıcılar Google Play uygulamasından, IOS platforma sahip kullanıcılar ise AppStore uygulamasından ''MEB Personel'' adındaki uygulamayı indirebilecek.
Bakanlık, öğrenci ve veliler için de geliştirilen uygulamayı ilerleyen zamanlarda yayımlamayı planlıyor.
Ayrıca MEBBİS ve e-Okul hakkında önerileri de alacak olan Bakanlık, bu iki sistemin geliştirilmesine yönelik çalışmaları başlatacak.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Milli Eğitim Bakanlığı’nın ''MEB personel mobil uygulaması''yla tüm öğretmenler, yöneticiler ve personel, bilgisayarlarının yanı sıra akıllı cep telefonlarından da MEBBİS'e girebilecek
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) yeni hizmete sunacağı uygulamayla öğretmenler eğitime ilişkin en son değişikliklere, özlük bilgilerine, izinlerine, sınav bilgilerine cep telefonlarından ulaşabilecek.
Bakanlık, çeşitli konulara ilişkin öğretmenlerin taleplerini Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) üzerinden alarak değerlendirdi. Bunun üzerine Bakanlık, öğretmenlerle olan iletişimi daha da artırmak adına yeni bir uygulamayı hizmete sunmak için harekete geçti.
Yeni oluşturulan ''MEB personel mobil uygulaması''yla tüm öğretmenler, yöneticiler ve personel, bilgisayarlarının yanı sıra akıllı cep telefonlarından da MEBBİS'e girebilecek.
Böylece öğretmenler son yapılan değişikliklerden en kısa zamanda haberdar olacak. Özlük bilgileri, hizmet içi eğitim bilgileri, görev ve görevlendirme kayıtları, izinler, ödüller, sınav bilgileri gibi daha pek çok veriye buradan ulaşabilecek olan öğretmenler, hizmet içi eğitim başvurularını da buradan yapabilecek.
''MEB personel test mobil uygulaması'', Android ve IOS platforma sahip tüm mobil cihazlarda sorunsuz bir şekilde kullanılabilecek.
Uygulamayı kullanabilmek için Android platforma sahip kullanıcılar Google Play uygulamasından, IOS platforma sahip kullanıcılar ise AppStore uygulamasından ''MEB Personel'' adındaki uygulamayı indirebilecek.
Bakanlık, öğrenci ve veliler için de geliştirilen uygulamayı ilerleyen zamanlarda yayımlamayı planlıyor.
Ayrıca MEBBİS ve e-Okul hakkında önerileri de alacak olan Bakanlık, bu iki sistemin geliştirilmesine yönelik çalışmaları başlatacak.
Son Güncelleme: Salı, 25 Haziran 2013 09:58
Gösterim: 1473
ABD’de gençler arasında yapılan araştırmaya göre, Twitter hesabı olanların oranının 2011'e göre yüzde 12 arttığı belirtildi.
ABD'de gençlerin online davranış alışkanlıklarını tespit amacıyla yapılan araştırmaya göre, gençler Facebook'u "çok yetişkin" ve "çok acıklı" buluyor.
Ülke genelinde 802 ebeveyn ve 802 gencin katılımıyla 26 Temmuz-26 Eylül 2012 arasında yapılan araştırmada, gençlerin internette kendi itibarlarını korumaya çalışırken bile haklarında çok fazla kişisel bilgi paylaştıklarına dikkat çekildi.
Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 94'ünün Facebook, yüzde 26'sının Twitter hesabı olduğu, Twitter hesabı olanların oranının 2011'e göre yüzde 12 arttığı belirtildi.
Twitter kullanıcısı gençlerin yüzde 60'ından fazlasının hesaplarının herkes tarafından görülebildiği, bunun aileler açısından endişeli bir durum olabileceğine işaret edilen araştırmada, gençlerin sadece dörtte birinin Twitter hesaplarını kişiselleştirdiği, yüzde 12'sinin ise hesaplarının açık veya gizli olup olmadığını bilmediği kaydedildi.
Her 10 kişiden 7'si yaşadığı şehri gizliyor
Sosyal medyayı kullanan gençlerin yüzde 90'ından fazlasının 2006'da fotoğraflarının hesaplarında paylaşma oranının yüzde 79 olduğuna dikkat çekilen araştırmada, aynı dönemde her 10 kişiden 7'sinin yaşadığı kenti kapattığı bildirildi.
Araştırmada, gençler Facebook'u "çok yetişkin" ve duygusal ve trajik paylaşımlar nedeniyle "çok acıklı" bulduğu, Facebook hesabı olan gençlerin bile zamanlarının çoğunu Twitter kullanarak geçirdiği belirtildi.
Araştırmayı yapan Pew Araştırmalar Merkezi'nden Amanda Lenhart, gençlerin Facebook hesabı olmasına rağmen zamanlarının çoğunu Twitter, Instagram ve Tumblr mecralarında harcadığını belirtti.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
ABD’de gençler arasında yapılan araştırmaya göre, Twitter hesabı olanların oranının 2011'e göre yüzde 12 arttığı belirtildi.
ABD'de gençlerin online davranış alışkanlıklarını tespit amacıyla yapılan araştırmaya göre, gençler Facebook'u "çok yetişkin" ve "çok acıklı" buluyor.
Ülke genelinde 802 ebeveyn ve 802 gencin katılımıyla 26 Temmuz-26 Eylül 2012 arasında yapılan araştırmada, gençlerin internette kendi itibarlarını korumaya çalışırken bile haklarında çok fazla kişisel bilgi paylaştıklarına dikkat çekildi.
Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 94'ünün Facebook, yüzde 26'sının Twitter hesabı olduğu, Twitter hesabı olanların oranının 2011'e göre yüzde 12 arttığı belirtildi.
Twitter kullanıcısı gençlerin yüzde 60'ından fazlasının hesaplarının herkes tarafından görülebildiği, bunun aileler açısından endişeli bir durum olabileceğine işaret edilen araştırmada, gençlerin sadece dörtte birinin Twitter hesaplarını kişiselleştirdiği, yüzde 12'sinin ise hesaplarının açık veya gizli olup olmadığını bilmediği kaydedildi.
Her 10 kişiden 7'si yaşadığı şehri gizliyor
Sosyal medyayı kullanan gençlerin yüzde 90'ından fazlasının 2006'da fotoğraflarının hesaplarında paylaşma oranının yüzde 79 olduğuna dikkat çekilen araştırmada, aynı dönemde her 10 kişiden 7'sinin yaşadığı kenti kapattığı bildirildi.
Araştırmada, gençler Facebook'u "çok yetişkin" ve duygusal ve trajik paylaşımlar nedeniyle "çok acıklı" bulduğu, Facebook hesabı olan gençlerin bile zamanlarının çoğunu Twitter kullanarak geçirdiği belirtildi.
Araştırmayı yapan Pew Araştırmalar Merkezi'nden Amanda Lenhart, gençlerin Facebook hesabı olmasına rağmen zamanlarının çoğunu Twitter, Instagram ve Tumblr mecralarında harcadığını belirtti.
Son Güncelleme: Çarşamba, 22 May 2013 11:13
Gösterim: 1942
İsviçre’de bulunan fizik laboratuvarı CERN, internetin 20’inci yıldönümü anısına ilk web sayfasını yeniden hayata geçirdi. CERN tarafından 1992 yılında hazırlanan ve World Wide Web (W3) hakkında temel bilgiler sunan sayfanın URL’si dün tekrar çalışmaya başladı.
İnternet her gün sayısız sayfanın doğumuna ve tarihe karışmasına tanık oluyor. İnternetin ilk yıllarında temelini atan sayfaların birçoğu bugün kapanmış durumda. İsviçre’de bulunan parçacık fizik laboratuvarı CERN, internetin 20’inci yıldönümü anısına ilk web sayfasını yeniden hayata geçirdi.
İnternetin en anlamlı sayfası, iki yönlü telekomünikasyon ağının hayata geçtiği 1993’ten 20 yıl sonra yeniden aktif hale geldi. CERN tarafından 1992 yılında hazırlanan ve World Wide Web (W3) hakkında temel bilgiler sunan sayfanın URL’si dün tekrar çalışmaya başladı.
Sayfada günümüzün aksine ne bir reklam ne bir fotoğraf ne de bir video yer alıyor. Times New Roman yazı tipiyle hazırlanan sayfada çok sayıda bağlantı bulunuyor. Bağlantılar, ‘bibliyografi’, ‘sıkça srulan sorular’, ve ‘konular’ gibi başlıkların bulunduğu sayfaları açıyor.

W3’ün doğduğu yer olan CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu), 30 Nisan 1992’de hazırlanan sayfayı 20 yıl sonra yeniden aktif hale getirdi. İlk web sayfası, dünyanın en büyük arama motoru Google’ın kurulmasından dört yıl önce internetin ilk bilgilerini sundu.
CERN, hayata geçen ilk web sayfasının, ‘internetin üzerinde kurulduğu esaslar hakkında önemli bilgileri hatırlatacağını ve ilk günden bu yana ne kadar büyük değişim yaşandığının altını çizeceğini umduklarını’ belirtti.
CERN’in sayfasında verilen bilgiye göre, ilk web sayfasının hayata geçmesinin ardından kullanıcıların kendi sunucularını ve web sayfalarını kurmasıyla, W3’de patlama yaşandı. 1993 sonunda, 500’den fazla web sunucusu vardı ve W3, toplam internet trafiğinin yüzde 1’ini oluşturuyordu. Aradan geçen 20 yılın ardından, bugün 630 milyon aktif web sayfası olduğu tahmin ediliyor.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
İsviçre’de bulunan fizik laboratuvarı CERN, internetin 20’inci yıldönümü anısına ilk web sayfasını yeniden hayata geçirdi. CERN tarafından 1992 yılında hazırlanan ve World Wide Web (W3) hakkında temel bilgiler sunan sayfanın URL’si dün tekrar çalışmaya başladı.
İnternet her gün sayısız sayfanın doğumuna ve tarihe karışmasına tanık oluyor. İnternetin ilk yıllarında temelini atan sayfaların birçoğu bugün kapanmış durumda. İsviçre’de bulunan parçacık fizik laboratuvarı CERN, internetin 20’inci yıldönümü anısına ilk web sayfasını yeniden hayata geçirdi.
İnternetin en anlamlı sayfası, iki yönlü telekomünikasyon ağının hayata geçtiği 1993’ten 20 yıl sonra yeniden aktif hale geldi. CERN tarafından 1992 yılında hazırlanan ve World Wide Web (W3) hakkında temel bilgiler sunan sayfanın URL’si dün tekrar çalışmaya başladı.
Sayfada günümüzün aksine ne bir reklam ne bir fotoğraf ne de bir video yer alıyor. Times New Roman yazı tipiyle hazırlanan sayfada çok sayıda bağlantı bulunuyor. Bağlantılar, ‘bibliyografi’, ‘sıkça srulan sorular’, ve ‘konular’ gibi başlıkların bulunduğu sayfaları açıyor.

W3’ün doğduğu yer olan CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu), 30 Nisan 1992’de hazırlanan sayfayı 20 yıl sonra yeniden aktif hale getirdi. İlk web sayfası, dünyanın en büyük arama motoru Google’ın kurulmasından dört yıl önce internetin ilk bilgilerini sundu.
CERN, hayata geçen ilk web sayfasının, ‘internetin üzerinde kurulduğu esaslar hakkında önemli bilgileri hatırlatacağını ve ilk günden bu yana ne kadar büyük değişim yaşandığının altını çizeceğini umduklarını’ belirtti.
CERN’in sayfasında verilen bilgiye göre, ilk web sayfasının hayata geçmesinin ardından kullanıcıların kendi sunucularını ve web sayfalarını kurmasıyla, W3’de patlama yaşandı. 1993 sonunda, 500’den fazla web sunucusu vardı ve W3, toplam internet trafiğinin yüzde 1’ini oluşturuyordu. Aradan geçen 20 yılın ardından, bugün 630 milyon aktif web sayfası olduğu tahmin ediliyor.
Son Güncelleme: Perşembe, 02 May 2013 12:05
Gösterim: 1955
Avrupa Birliği Komisyonu’nun 19 Nisan 2013’te yayınladığı bir araştırma okulların dijital çağa ne ölçüde entegre olduklarını ortaya koydu.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun bu yıl üçüncüsünü yayınladığı AB okullarında Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımı ile ilgili araştırma eğitimde BİT kullanımının geliştirilmesi için önemli bir zemin hazırlıyor. Araştırma bu yıl ilk kez direkt olarak öğrencilerin BİT kullanımını da inceliyor. Ocak 2011- Kasım 20212 dönemini kapsayan araştırma; dört ülkede (Almanya, İzlanda, Hollanda ve İngiltere) yanıt oranının güvenilir sonuçlara ulaşabilmek açısından çok düşük olduğunu için bulgularını kalan 27 ülkeden 190.000’in üzerinde yanıta dayandırıyor. Araştırma, Avrupa Birliği’nde okullarda bilgisayarlaşma oranının 2006’dan bu yana ikiye katlandığını ancak dijital beceri düzeyinin hala yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmanın önemli bulguları şunlar:
• Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 9 yaş grubu öğrencilerin sadece dörtte birinin okulunda ‘yüksek düzeyde dijital ekipman’ mevcut. Örneğin, hızlı genişbant (10mbps üstü), yüksek bağlantı (web sitesi, öğrenciler – öğretmenler için e-mail, yerel alan ağı, sanal öğrenme ortamı gibi…
• 16 yaş grubu öğrencilerin sadece yarısı ‘yüksek düzeyde dijital ekipman’ bulunduran okullarda eğitim görüyorlar.
• Orta öğretim öğrencilerinin yüzde 20’si okullardaki derslerinde hiç – ya da hemen hemen hiç – bilgisayar kullanmamış.
• Okulların Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımı ile ilgili belirli resmi politikaları olduğunda, öğrencilerin sınıfta BİT tabanlı öğrenme etkinliklerinin sayısı da artıyor.
• AB ülkeleri arasında da okullarda BİT kullanımı ile ilgili belirgin farklılıklar bulunuyor. En iyi ekipmanlar İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Finlandiya, Danimarka) bulunurken, Polonya, Romanya, İtalya, Yunanistan, Macaristan ve Slovakya'da öğrencilerin çoğu doğru ekipman eksikliği sıkıntısı yaşıyor.
• Dizüstü bilgisayarlar, tablet ve netbooklar birçok okulda masaüstü bilgisayarların yerini alıyor.
• Araştırma ortaya koyuyor ki; ekipman eksikliği ilgi eksikliği anlamına gelmiyor… Bazı ülkelerde bilgisayar ekipmanı seviyesi düşük olsa da bilgisayar kullanımı oranı oldukça yüksek. Buna en iyi örneği, Bulgaristan, Slovakya, Kıbrıs ve Macaristan oluşturuyor.
• BİT tabanlı eğitim için öğrencilerin sadece okullarında BİT erişimine sahip olması yetmiyor, aynı imkanın evde de olması gerekiyor.
• Öğretmenlerin çoğu radikal politika değişikliğine ihtiyaç olduğuna inanıyor.
• AB okullarında öğretmenler genel olarak BİT kullanımının eğitimde kullanılması konusunda pozitif yaklaşıyorlar. Öğretmenlerin temel görüşü, “Yetenekli ve kendine güvenen öğretmenlerin varlığı, öğrencilerin dijital bilgi ve becerilerinin geliştirilmesinde yüksek teknoloji kullanımından daha önemli”…
• Ancak, AB eğitim sisteminde öğretmenlerin BİT eğitimi nadiren zorunlu ve bu nedenle çoğu öğretmen boş zamanlarını bu becerileri geliştirmeye yönelik kullanmak zorunda kalıyor.
• Öğretmenler bilgisayarları ders sırasında kullanmaktansa derslerin ön hazırlığında daha sık kullanıyorlar.
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
Avrupa Birliği Komisyonu’nun 19 Nisan 2013’te yayınladığı bir araştırma okulların dijital çağa ne ölçüde entegre olduklarını ortaya koydu.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun bu yıl üçüncüsünü yayınladığı AB okullarında Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımı ile ilgili araştırma eğitimde BİT kullanımının geliştirilmesi için önemli bir zemin hazırlıyor. Araştırma bu yıl ilk kez direkt olarak öğrencilerin BİT kullanımını da inceliyor. Ocak 2011- Kasım 20212 dönemini kapsayan araştırma; dört ülkede (Almanya, İzlanda, Hollanda ve İngiltere) yanıt oranının güvenilir sonuçlara ulaşabilmek açısından çok düşük olduğunu için bulgularını kalan 27 ülkeden 190.000’in üzerinde yanıta dayandırıyor. Araştırma, Avrupa Birliği’nde okullarda bilgisayarlaşma oranının 2006’dan bu yana ikiye katlandığını ancak dijital beceri düzeyinin hala yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. Araştırmanın önemli bulguları şunlar:
• Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 9 yaş grubu öğrencilerin sadece dörtte birinin okulunda ‘yüksek düzeyde dijital ekipman’ mevcut. Örneğin, hızlı genişbant (10mbps üstü), yüksek bağlantı (web sitesi, öğrenciler – öğretmenler için e-mail, yerel alan ağı, sanal öğrenme ortamı gibi…
• 16 yaş grubu öğrencilerin sadece yarısı ‘yüksek düzeyde dijital ekipman’ bulunduran okullarda eğitim görüyorlar.
• Orta öğretim öğrencilerinin yüzde 20’si okullardaki derslerinde hiç – ya da hemen hemen hiç – bilgisayar kullanmamış.
• Okulların Bilgi İletişim Teknolojileri (BİT) kullanımı ile ilgili belirli resmi politikaları olduğunda, öğrencilerin sınıfta BİT tabanlı öğrenme etkinliklerinin sayısı da artıyor.
• AB ülkeleri arasında da okullarda BİT kullanımı ile ilgili belirgin farklılıklar bulunuyor. En iyi ekipmanlar İskandinav ve Kuzey Avrupa ülkelerinde (İsveç, Finlandiya, Danimarka) bulunurken, Polonya, Romanya, İtalya, Yunanistan, Macaristan ve Slovakya'da öğrencilerin çoğu doğru ekipman eksikliği sıkıntısı yaşıyor.
• Dizüstü bilgisayarlar, tablet ve netbooklar birçok okulda masaüstü bilgisayarların yerini alıyor.
• Araştırma ortaya koyuyor ki; ekipman eksikliği ilgi eksikliği anlamına gelmiyor… Bazı ülkelerde bilgisayar ekipmanı seviyesi düşük olsa da bilgisayar kullanımı oranı oldukça yüksek. Buna en iyi örneği, Bulgaristan, Slovakya, Kıbrıs ve Macaristan oluşturuyor.
• BİT tabanlı eğitim için öğrencilerin sadece okullarında BİT erişimine sahip olması yetmiyor, aynı imkanın evde de olması gerekiyor.
• Öğretmenlerin çoğu radikal politika değişikliğine ihtiyaç olduğuna inanıyor.
• AB okullarında öğretmenler genel olarak BİT kullanımının eğitimde kullanılması konusunda pozitif yaklaşıyorlar. Öğretmenlerin temel görüşü, “Yetenekli ve kendine güvenen öğretmenlerin varlığı, öğrencilerin dijital bilgi ve becerilerinin geliştirilmesinde yüksek teknoloji kullanımından daha önemli”…
• Ancak, AB eğitim sisteminde öğretmenlerin BİT eğitimi nadiren zorunlu ve bu nedenle çoğu öğretmen boş zamanlarını bu becerileri geliştirmeye yönelik kullanmak zorunda kalıyor.
• Öğretmenler bilgisayarları ders sırasında kullanmaktansa derslerin ön hazırlığında daha sık kullanıyorlar.
Son Güncelleme: Salı, 21 May 2013 09:02
Gösterim: 1191
TÜBİTAK projesi kapsamında, keneden insana bulaşan KKKA virüsüne karşı geliştirilen aşıda, ilk aşamada başarılı sonuçlar elde edildi. Henüz laboratuvar çalışmalarının devam ettiği aşı, her şeyin yolunda gitmesi durumunda 3-5 yılda üretime hazır olacak.
Kenenin insana tutunmasıyla kendini gösteren ve ölüme neden olabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı Türk bilim insanlarınca geliştirilen aşıda ilk aşama tamamlandı.
Henüz laboratuvar çalışmalarının devam ettiği aşı, her şeyin yolunda gitmesi durumunda 3-5 yılda üretime hazır olacak. Türkiye'nin KKKA virüsüne karşı geliştirdiği aşı, dünyada bir ilk olacak.
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, Türkiye'de keneden bulaşan KKKA hastalığı vakalarının mevsim itibarıyla görülmeye başladığını söyledi.
Hastalığın, Artvin, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Sivas, Giresun ve Ordu'nun iç kesimleri, Malatya, Yozgat, Samsun, Amasya, Kastamonu, Çankırı, Bolu, Karabük, Kırklareli, Edirne, Bingöl ve Tunceli'de sık görüldüğüne dikkati çeken Torunoğlu, bu bölgelerde meraya çıkan hayvanların kene tutmasını önlemek için ilaçlandığını belirtti.
İlk aşamada başarıyla sonuçlandı
Torunoğlu, KKKA hastalığına karşı aşı geliştirme çalışmalarının devam ettiğini ve önemli sonuçlar elde edildiğini müjdeleyerek, bu alanda iki çalışma yürütüldüğünü dile getirdi.
Birincisinin hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş kişilerden kan örnekleri alınarak antikor denilen bağışıklık serumu elde edildiğini anlatan Torunoğlu, bunun yeni hastalara verildiğini ifade etti.
Torunoğlu, ikinci çalışmanın ise TÜBİTAK ile yürütülen proje olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bizim kurumumuzun da katkı verdiği bir proje yürüyor. KKKA virüsüne karşı biraşı geliştirildi ama henüz daha laboratuvar ortamında. Henüz, insanlara kullanılabilecek hale gelmedi. Aşı geliştirme çalışmalarında ilk aşama başarıyla sonuçlandı. Faz 1'i yapıldı, faz 2-faz3 çalışmaları yapılacak. Bunun daha 3-5 yıllık bir zamana ihtiyacı var. Şu anda başarılı yürüyor ama bu sezon elimizde henüz aşımız yok. Bunu vurgulayalım. Bir aksilik olmaz da herşey yolunda giderse Türkiye, 3-5 yıl içinde KKKA için kendi aşısını üretmiş olacak. Bu, aynı zamanda KKKA'ya karşı dünyada geliştirilen ilk aşı olacak."
Üst Kategori: ROOT Kategori: Eğitim Teknolojsi
TÜBİTAK projesi kapsamında, keneden insana bulaşan KKKA virüsüne karşı geliştirilen aşıda, ilk aşamada başarılı sonuçlar elde edildi. Henüz laboratuvar çalışmalarının devam ettiği aşı, her şeyin yolunda gitmesi durumunda 3-5 yılda üretime hazır olacak.
Kenenin insana tutunmasıyla kendini gösteren ve ölüme neden olabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı Türk bilim insanlarınca geliştirilen aşıda ilk aşama tamamlandı.
Henüz laboratuvar çalışmalarının devam ettiği aşı, her şeyin yolunda gitmesi durumunda 3-5 yılda üretime hazır olacak. Türkiye'nin KKKA virüsüne karşı geliştirdiği aşı, dünyada bir ilk olacak.
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Torunoğlu, Türkiye'de keneden bulaşan KKKA hastalığı vakalarının mevsim itibarıyla görülmeye başladığını söyledi.
Hastalığın, Artvin, Erzurum, Erzincan, Bayburt, Gümüşhane, Sivas, Giresun ve Ordu'nun iç kesimleri, Malatya, Yozgat, Samsun, Amasya, Kastamonu, Çankırı, Bolu, Karabük, Kırklareli, Edirne, Bingöl ve Tunceli'de sık görüldüğüne dikkati çeken Torunoğlu, bu bölgelerde meraya çıkan hayvanların kene tutmasını önlemek için ilaçlandığını belirtti.
İlk aşamada başarıyla sonuçlandı
Torunoğlu, KKKA hastalığına karşı aşı geliştirme çalışmalarının devam ettiğini ve önemli sonuçlar elde edildiğini müjdeleyerek, bu alanda iki çalışma yürütüldüğünü dile getirdi.
Birincisinin hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş kişilerden kan örnekleri alınarak antikor denilen bağışıklık serumu elde edildiğini anlatan Torunoğlu, bunun yeni hastalara verildiğini ifade etti.
Torunoğlu, ikinci çalışmanın ise TÜBİTAK ile yürütülen proje olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bizim kurumumuzun da katkı verdiği bir proje yürüyor. KKKA virüsüne karşı biraşı geliştirildi ama henüz daha laboratuvar ortamında. Henüz, insanlara kullanılabilecek hale gelmedi. Aşı geliştirme çalışmalarında ilk aşama başarıyla sonuçlandı. Faz 1'i yapıldı, faz 2-faz3 çalışmaları yapılacak. Bunun daha 3-5 yıllık bir zamana ihtiyacı var. Şu anda başarılı yürüyor ama bu sezon elimizde henüz aşımız yok. Bunu vurgulayalım. Bir aksilik olmaz da herşey yolunda giderse Türkiye, 3-5 yıl içinde KKKA için kendi aşısını üretmiş olacak. Bu, aynı zamanda KKKA'ya karşı dünyada geliştirilen ilk aşı olacak."
Son Güncelleme: Çarşamba, 24 Nisan 2013 16:00
Gösterim: 1816

