Aradığınız sayfa bulunamıyor, lütfen kategori listesinden ulaşmayı deneyiniz.

YGS'de Vahide Yalçın adlı kıza başörtüsünü çıkarmaması durumunda tutanak tutulacağını söyleyen salon başkanı, "görevi kötüye kullanmak" suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakıldı

Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) Vahide Yalçın adlı kıza başörtüsünü çıkarmaması durumunda tutanak tutulacağını söyleyen salon başkanı, "görevi kötüye kullanmak" suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Vahide Yalçın'ın 27 Mart 2011'deki YGS'ye başörtüsüyle giremediği gerekçesiyle ÖSYM'nin Batıkent Lisesindeki bina sorumlusu, gözetmen ve salon başkanı 3 kişinin "görevi kötüye kullanmak" suçundan yargılandıkları davanın gerekçeli kararı açıklandı.

Kararda, Yalçın'a sanıklardan Gülden Nesrin Yılmaz'ın "sınava başörtüsü ile girilemeyeceğini" söyleyerek, "Başını açmak ister misin?" diye sorduğu, Yalçın'ın, açmaması durumunda ne olacağını sorması üzerine de tutanak tutulacağını bildirdiği ifade edildi. "Tutanak tutulursa ne olur?" diye soran Yalçın'a, sanık Yılmaz'ın, "Bilmiyorum" yanıtını verdiği aktarılan kararda, bunun üzerine salondan çıkan Yalçın'a, durumu anlattığı anne ve babasının, "Başını aç" dedikleri, Yalçın'ın da başını açarak, sınava girdiği anlatıldı.

Kararda, 27 Mart 2011 itibarıyla YGS'ye giren öğrencilerin başının açık olması zorunluluğu bulunmaması nedeniyle tutanak tutulamayacağı bildirilerek, salon başkanı sanık Yılmaz'ın, Yalçın'a tutanak tutulacağını söyleyerek, görevi kötüye kullandığı kanaatine varıldığı aktarıldı.

Yılmaz'ın, bu suçtan, takdiri indirim uygulandıktan sonra 5 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve şartları oluştuğu gerekçesiyle hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilen kararda, diğer sanıklar İlhan Arıbal ve Gülsüm Ançel'in ise atılı suçu işledikleri sabit olmadığından beraatlarına karar verildiği kaydedildi.

İddianamede, üç sanığın da sınavda başörtüsü yasağı olmamasına karşın, Yalçın'a başörtüsüyle sınava girdiği takdirde tutanak tutacaklarını söyledikleri ifade ediliyor ve görevi kötüye kullanmak" suçundan 6'şar aydan 2'şer yıla kadar hapsi isteniyordu.

> YGS'de öğrencinin başörtüsünün çıkartılmasına hapis

YGS'de Vahide Yalçın adlı kıza başörtüsünü çıkarmaması durumunda tutanak tutulacağını söyleyen salon başkanı, "görevi kötüye kullanmak" suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakıldı

Yükseköğretime Geçiş Sınavı'nda (YGS) Vahide Yalçın adlı kıza başörtüsünü çıkarmaması durumunda tutanak tutulacağını söyleyen salon başkanı, "görevi kötüye kullanmak" suçundan 5 ay hapis cezasına çarptırılırken, hakkındaki hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Vahide Yalçın'ın 27 Mart 2011'deki YGS'ye başörtüsüyle giremediği gerekçesiyle ÖSYM'nin Batıkent Lisesindeki bina sorumlusu, gözetmen ve salon başkanı 3 kişinin "görevi kötüye kullanmak" suçundan yargılandıkları davanın gerekçeli kararı açıklandı.

Kararda, Yalçın'a sanıklardan Gülden Nesrin Yılmaz'ın "sınava başörtüsü ile girilemeyeceğini" söyleyerek, "Başını açmak ister misin?" diye sorduğu, Yalçın'ın, açmaması durumunda ne olacağını sorması üzerine de tutanak tutulacağını bildirdiği ifade edildi. "Tutanak tutulursa ne olur?" diye soran Yalçın'a, sanık Yılmaz'ın, "Bilmiyorum" yanıtını verdiği aktarılan kararda, bunun üzerine salondan çıkan Yalçın'a, durumu anlattığı anne ve babasının, "Başını aç" dedikleri, Yalçın'ın da başını açarak, sınava girdiği anlatıldı.

Kararda, 27 Mart 2011 itibarıyla YGS'ye giren öğrencilerin başının açık olması zorunluluğu bulunmaması nedeniyle tutanak tutulamayacağı bildirilerek, salon başkanı sanık Yılmaz'ın, Yalçın'a tutanak tutulacağını söyleyerek, görevi kötüye kullandığı kanaatine varıldığı aktarıldı.

Yılmaz'ın, bu suçtan, takdiri indirim uygulandıktan sonra 5 ay hapis cezasına çarptırılmasına ve şartları oluştuğu gerekçesiyle hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği belirtilen kararda, diğer sanıklar İlhan Arıbal ve Gülsüm Ançel'in ise atılı suçu işledikleri sabit olmadığından beraatlarına karar verildiği kaydedildi.

İddianamede, üç sanığın da sınavda başörtüsü yasağı olmamasına karşın, Yalçın'a başörtüsüyle sınava girdiği takdirde tutanak tutacaklarını söyledikleri ifade ediliyor ve görevi kötüye kullanmak" suçundan 6'şar aydan 2'şer yıla kadar hapsi isteniyordu.

Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 11:26

Gösterim: 1346

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti iş birliğiyle hayata geçirilen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı kapsamında, yeni eğitim öğretim yılından itibaren 8 bin saha eğitimcisi ile 8 milyon öğrenciye bağımlılıkla ilgili eğitimler verilmeye başlanacak.

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, çocuk ve gençlerin tütün, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji ve diğer tüm bağımlılıklarla ilgili bilinç düzeylerini arttırmak amacıyla  3 Ocak 2014'te MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti arasında "Bağımlılıkla Mücadele Eğitimi Projesi" başlatıldı. Proje kapsamında "Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı" geliştirildi.

İstanbul'daki eğitimler Türkiye geneline yaygınlaştırılacak

Eğitim programı, bağımlı olmayan bireylerin bağımlılık sürecine girme riskini en aza indirecek evrensel temelli bir eğitim programı olarak hazırlandı. Programda başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm ilgili kesimlere önleyici eğitim hizmeti sunulması amaçlandı.

Projenin pilot uygulaması İstanbul’da bulunan liselerde gerçekleştirildi. Program geliştirme süreci pilot uygulama süreci ile birbirini takip eder şekilde planlandı. 

Pilot uygulama kapsamında 17-22 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul'da 39 ilçedeki 41 formatöre 6 gün süren bağımlılıklarla mücadele eğitimi verildi. Bu eğitimlerde tütün bağımlılığı, alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam eğitimleri verildi. 

Eğitimleri 4-5 Nisan 2014 ile 5-6 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen 41 formatör kendi ilçelerindeki liselerde görev yapan rehber öğretmenlerine (saha eğitimcilerine) 2 günlük bağımlılıkla mücadele eğitimleri verdi. Bu eğitimlerde 39 ilçeden 830 rehber öğretmene ulaşıldı. Bu kapsamda her hafta 8 ilçede olmak üzere toplamda 5 hafta sonunda 39 ilçenin tamamında bulunan lise rehber öğretmenlerinin katılımıyla saha eğitimcisi eğitimleri tamamlandı.

Daha sonra 39 ilçede 515 lisede öğrenci eğitimleri gerçekleştirildi. Pilot uygulamada İstanbul’da yaklaşık 60 bin öğrenciye bağımlılık alanlarında eğitimler verildi. Eğitimlerden önce ve sonra yapılan anketler projenin pilot uygulamasının başarıyla sonuçlandığını ortaya koydu. 

Pilot uygulamada karşılaşılan sorunlar çerçevesinde program güncellenip 2014-2015 eğitim dönemi başında Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak.

Bu kapsamda Türkiye genelinde "400 formatör eğitimci" ve bu formatörlerin eğitim vereceği 8 bin saha eğitimcisi ile doğrudan 8 milyon öğrenciye bağımlılıkla ilgili eğitim verilmesi hedefleniyor.

> MEB, 8 milyon öğrenciye bağımlılık eğitimi verecek

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti iş birliğiyle hayata geçirilen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) Eğitim Programı kapsamında, yeni eğitim öğretim yılından itibaren 8 bin saha eğitimcisi ile 8 milyon öğrenciye bağımlılıkla ilgili eğitimler verilmeye başlanacak.

AA muhabirinin MEB yetkililerinden aldığı bilgiye göre, çocuk ve gençlerin tütün, alkol, uyuşturucu madde, teknoloji ve diğer tüm bağımlılıklarla ilgili bilinç düzeylerini arttırmak amacıyla  3 Ocak 2014'te MEB Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile Türkiye Yeşilay Cemiyeti arasında "Bağımlılıkla Mücadele Eğitimi Projesi" başlatıldı. Proje kapsamında "Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı" geliştirildi.

İstanbul'daki eğitimler Türkiye geneline yaygınlaştırılacak

Eğitim programı, bağımlı olmayan bireylerin bağımlılık sürecine girme riskini en aza indirecek evrensel temelli bir eğitim programı olarak hazırlandı. Programda başta çocuklar ve gençler olmak üzere tüm ilgili kesimlere önleyici eğitim hizmeti sunulması amaçlandı.

Projenin pilot uygulaması İstanbul’da bulunan liselerde gerçekleştirildi. Program geliştirme süreci pilot uygulama süreci ile birbirini takip eder şekilde planlandı. 

Pilot uygulama kapsamında 17-22 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul'da 39 ilçedeki 41 formatöre 6 gün süren bağımlılıklarla mücadele eğitimi verildi. Bu eğitimlerde tütün bağımlılığı, alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam eğitimleri verildi. 

Eğitimleri 4-5 Nisan 2014 ile 5-6 Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen 41 formatör kendi ilçelerindeki liselerde görev yapan rehber öğretmenlerine (saha eğitimcilerine) 2 günlük bağımlılıkla mücadele eğitimleri verdi. Bu eğitimlerde 39 ilçeden 830 rehber öğretmene ulaşıldı. Bu kapsamda her hafta 8 ilçede olmak üzere toplamda 5 hafta sonunda 39 ilçenin tamamında bulunan lise rehber öğretmenlerinin katılımıyla saha eğitimcisi eğitimleri tamamlandı.

Daha sonra 39 ilçede 515 lisede öğrenci eğitimleri gerçekleştirildi. Pilot uygulamada İstanbul’da yaklaşık 60 bin öğrenciye bağımlılık alanlarında eğitimler verildi. Eğitimlerden önce ve sonra yapılan anketler projenin pilot uygulamasının başarıyla sonuçlandığını ortaya koydu. 

Pilot uygulamada karşılaşılan sorunlar çerçevesinde program güncellenip 2014-2015 eğitim dönemi başında Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak.

Bu kapsamda Türkiye genelinde "400 formatör eğitimci" ve bu formatörlerin eğitim vereceği 8 bin saha eğitimcisi ile doğrudan 8 milyon öğrenciye bağımlılıkla ilgili eğitim verilmesi hedefleniyor.

Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 11:17

Gösterim: 1070

Milli Eğitim Bakanlığı'nın kısa film yarışmasında Gülen'in yeğeni birinci olunca kriz çıktı. Erdoğan'ın da katılacağı tören apar topar iptal edildi.

Fethullah Gülen’in yeğeni Seleme Gülen, Milli Eğitim’in düzenlediği kısa film yarışmasında Türkiye birincisi oldu. Önce Gülen’e ödülünün Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ve MEB’in tüm üst düzey yönetiminin katılacağı bir törende verilmesi planlandı. Ancak Seleme Gülen’in Fethullah Gülen’in yeğeni olduğu ortaya çıkınca tören iptal edildi.

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'ın haberine göre MEB’teki ilginç Gülen krizinin hikâyesi şöyle: “Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, “Yetişkin Öğrenme Projesi” kapsamında kısa film yarışması düzenledi. Yarışmanın konusu, “Yetişkin Eğitimi Odaklı Hayat Boyu Öğrenme” olarak belirlendi. Yarışmada “çıraklık” hakkındaki filmiyle Seleme Gülen birinci oldu.

Kimse farkına varmamıştı

Yarışma ile ilgili olarak büyük bir tören düzenlenmesi kararlaştırıldı. Törene, Milli Eğitim Bakanı ve bakanlık üst düzey pesonelinin katılması kesinleşti. Ayrıca, Başbakan Erdoğan’ın da törene davet edilmesi planlandı. Hazırlıklar yapılırken, Fethullah Gülen’in aynı ismini taşıyan yeğeni Fethullah Gülen’in LYS’de Türkiye üçüncüsü olması MEB’de bomba etkisi yarattı. Tüm yarışmalarda birinci olan öğrencilerin, Gülen Cemaati ile bir ilişkisinin olup olmadığı araştırılmaya başlandı. Bu kapsamda, kısa film yarışmasında birinci olan Seleme Gülen’in ismi radara takıldı. Yapılan araştırmada, Seleme Gülen’in Fetullah Gülen ile akraba olduğu belirlendi. Bilgi sonrası, dereceye girenler için düzenlenecek olan ve ödülleri Milli Eğitim Bakanı’nın vereceği tören iptal edildi. Seleme Gülen’e 15 bin liralık ödül çeki henüz teslim edilmedi. Verilip verilmeyeceği de bilinmiyor.

Avrupa Birliği fonları kapsamında yürütülen projede birinci filmin MEB bünyesinde ve AB nezdinde pekçok gösteriminin yapılması da planlanıyordu. Ancak, birincinin Seleme Gülen çıkması nedeniyle bu gösterimlerin de iptal edildiği öğrenildi.

> Gülen'in yeğeni Türkiye birincisi olunca tören iptal oldu

Milli Eğitim Bakanlığı'nın kısa film yarışmasında Gülen'in yeğeni birinci olunca kriz çıktı. Erdoğan'ın da katılacağı tören apar topar iptal edildi.

Fethullah Gülen’in yeğeni Seleme Gülen, Milli Eğitim’in düzenlediği kısa film yarışmasında Türkiye birincisi oldu. Önce Gülen’e ödülünün Başbakan, Milli Eğitim Bakanı ve MEB’in tüm üst düzey yönetiminin katılacağı bir törende verilmesi planlandı. Ancak Seleme Gülen’in Fethullah Gülen’in yeğeni olduğu ortaya çıkınca tören iptal edildi.

Taraf gazetesinden Hüseyin Özay'ın haberine göre MEB’teki ilginç Gülen krizinin hikâyesi şöyle: “Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, “Yetişkin Öğrenme Projesi” kapsamında kısa film yarışması düzenledi. Yarışmanın konusu, “Yetişkin Eğitimi Odaklı Hayat Boyu Öğrenme” olarak belirlendi. Yarışmada “çıraklık” hakkındaki filmiyle Seleme Gülen birinci oldu.

Kimse farkına varmamıştı

Yarışma ile ilgili olarak büyük bir tören düzenlenmesi kararlaştırıldı. Törene, Milli Eğitim Bakanı ve bakanlık üst düzey pesonelinin katılması kesinleşti. Ayrıca, Başbakan Erdoğan’ın da törene davet edilmesi planlandı. Hazırlıklar yapılırken, Fethullah Gülen’in aynı ismini taşıyan yeğeni Fethullah Gülen’in LYS’de Türkiye üçüncüsü olması MEB’de bomba etkisi yarattı. Tüm yarışmalarda birinci olan öğrencilerin, Gülen Cemaati ile bir ilişkisinin olup olmadığı araştırılmaya başlandı. Bu kapsamda, kısa film yarışmasında birinci olan Seleme Gülen’in ismi radara takıldı. Yapılan araştırmada, Seleme Gülen’in Fetullah Gülen ile akraba olduğu belirlendi. Bilgi sonrası, dereceye girenler için düzenlenecek olan ve ödülleri Milli Eğitim Bakanı’nın vereceği tören iptal edildi. Seleme Gülen’e 15 bin liralık ödül çeki henüz teslim edilmedi. Verilip verilmeyeceği de bilinmiyor.

Avrupa Birliği fonları kapsamında yürütülen projede birinci filmin MEB bünyesinde ve AB nezdinde pekçok gösteriminin yapılması da planlanıyordu. Ancak, birincinin Seleme Gülen çıkması nedeniyle bu gösterimlerin de iptal edildiği öğrenildi.

Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 09:14

Gösterim: 1643

Geçtiğimiz aylarda alınan bir kararla sınav sorularını açıklamadığı için eleştirilen ÖSYM, TBMM'ye 'aynı soruların tekrar sorulmaması' ilkeleri yüzünden soru üretmekte zorlandıklarını iletti.

TBMM Dilekçe Komisyonu’nu Ankara ’dan N.G.Ö adlı öğrenci başta olmak üzere yüzlerce öğrenci ÖSYM’nin sınav sorularını açıklamaması nedeniyle dilekçe yağmuruna tuttu. ÖSYM’den şikayetçi olan öğrenciler, sınavlarda yaptıkları yanlışları öğrenemediklerini, soruların gerçekten yanlış olup olmadığı öğrenme imkanının ortadan kalktığını ve ÖSYM’nin tamaman tarafsız bir sınav gerçekleştirip gerçekleştirmediğini denetleme zemininin yok olduğunu dile getirdi.

Milliyet'ten Önder Yılmaz'ın haberine göre, TBMM Dilekçe Komisyonu öğrencilerin bu şikayetlerini derhal işleme alarak konuyu ÖSYM’ye iletti. ÖSYM ise TBMM’ye itiraf niteliğinde bir yazı gönderdi.

Yazıda, kurumun her yıl 40’a yakın merkezi sınav yaptığını, yılda ortalama 4 bin soru kullandığını belirtti. ÖSYM, yazısında soruların açıklanmamasına ilişkin şu üç somut gerekçeyi dile getirdi:

Uçlara kayıyoruz: Bugüne kadar ÖSYM’nin yaygın uygulaması ‘bir sınavda sorulmuş sorunun bir başka sınavda sorulmaması’ ilkesi olmuştur. Bu uygulama diğer yandan soru hazırlamada her gün daha uç alanlara daha ince detaylara gitme riski oluşturmakta ve bazı önemli sınavlarda çok ciddi kısıtlamalar getirebilmektedir.

Tekrar soramıyoruz: Soruların kolaylık/zorluk/ölçme kalitesi dereceleri sadece soru yazarlarının belirlemesine bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Oysa soruların gerçek kolaylık/zorluk/ölçme kalitesi dereceleri bilimsel anlamda sadece adayların sınav anında verdikleri cevaplar ile belirlenebilmektedir. Bu da soruların fiilen gerçekleştirilen bir sınavda denenmesi ile mümkün olmaktadır. Ölçme kalitesi yüksek soruların tekrar sorulabilmesi imkanından vazgeçilmesi düşünülemez.

Soru üretemiyoruz: Artık ‘elektronik sınav’ modern bilişim çağının bir kaçınılmazı haline gelmiştir. Bu sınavlarda sorulmuş olan soruların hemen sınavdan sonra açıklanması gibi bir uygulamanın sınavların istenilen sayıda yürütülmesini imkansız hale getirmektedir. Bu nedenlerle dünyada sınav yapan kuruluşlar kesinlikle soruları açıklamamaktadır.

> ÖSYM’de sorulacak soru kalmadı

Geçtiğimiz aylarda alınan bir kararla sınav sorularını açıklamadığı için eleştirilen ÖSYM, TBMM'ye 'aynı soruların tekrar sorulmaması' ilkeleri yüzünden soru üretmekte zorlandıklarını iletti.

TBMM Dilekçe Komisyonu’nu Ankara ’dan N.G.Ö adlı öğrenci başta olmak üzere yüzlerce öğrenci ÖSYM’nin sınav sorularını açıklamaması nedeniyle dilekçe yağmuruna tuttu. ÖSYM’den şikayetçi olan öğrenciler, sınavlarda yaptıkları yanlışları öğrenemediklerini, soruların gerçekten yanlış olup olmadığı öğrenme imkanının ortadan kalktığını ve ÖSYM’nin tamaman tarafsız bir sınav gerçekleştirip gerçekleştirmediğini denetleme zemininin yok olduğunu dile getirdi.

Milliyet'ten Önder Yılmaz'ın haberine göre, TBMM Dilekçe Komisyonu öğrencilerin bu şikayetlerini derhal işleme alarak konuyu ÖSYM’ye iletti. ÖSYM ise TBMM’ye itiraf niteliğinde bir yazı gönderdi.

Yazıda, kurumun her yıl 40’a yakın merkezi sınav yaptığını, yılda ortalama 4 bin soru kullandığını belirtti. ÖSYM, yazısında soruların açıklanmamasına ilişkin şu üç somut gerekçeyi dile getirdi:

Uçlara kayıyoruz: Bugüne kadar ÖSYM’nin yaygın uygulaması ‘bir sınavda sorulmuş sorunun bir başka sınavda sorulmaması’ ilkesi olmuştur. Bu uygulama diğer yandan soru hazırlamada her gün daha uç alanlara daha ince detaylara gitme riski oluşturmakta ve bazı önemli sınavlarda çok ciddi kısıtlamalar getirebilmektedir.

Tekrar soramıyoruz: Soruların kolaylık/zorluk/ölçme kalitesi dereceleri sadece soru yazarlarının belirlemesine bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Oysa soruların gerçek kolaylık/zorluk/ölçme kalitesi dereceleri bilimsel anlamda sadece adayların sınav anında verdikleri cevaplar ile belirlenebilmektedir. Bu da soruların fiilen gerçekleştirilen bir sınavda denenmesi ile mümkün olmaktadır. Ölçme kalitesi yüksek soruların tekrar sorulabilmesi imkanından vazgeçilmesi düşünülemez.

Soru üretemiyoruz: Artık ‘elektronik sınav’ modern bilişim çağının bir kaçınılmazı haline gelmiştir. Bu sınavlarda sorulmuş olan soruların hemen sınavdan sonra açıklanması gibi bir uygulamanın sınavların istenilen sayıda yürütülmesini imkansız hale getirmektedir. Bu nedenlerle dünyada sınav yapan kuruluşlar kesinlikle soruları açıklamamaktadır.

Son Güncelleme: Salı, 15 Temmuz 2014 09:18

Gösterim: 1634

Erasmus+ okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanları kapsamında 322 projeye yaklaşık 21 milyon avro hibe tahsis edilecek

Erasmus+ Programı kapsamında 2014-2020 yıllarında yürütülecek okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanında 2014 için Türkiye Ulusal Ajansı’na sunulan Erasmus+ Bireylerin Öğrenme Hareketliliği proje başvuruları sonuçlandı.

AB Bakanlığından yapılan açıklamada, Erasmus+ okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanları kapsamında 322 projeye yaklaşık 21 milyon avro hibe tahsis edileceği belirtildi.

Açıklamada, "İlkokullardan meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezlerine; yerel yönetimlerden mesleki kuruluşlara; organize sanayi bölgelerinden merkezi ve yerel kamu kurumlarına; derneklerden özel işletmelere kadar farklı alanlardaki kurum ve kuruluşlara sağlanacak hibe desteğiyle 10 bin vatandaşımıza Avrupa’da çalışma alanları ve meslekleriyle ilgili eğitim alma ve staj yapma imkanı sağlanacak" ifadesi kullanıldı.

Toplam 3 bin 745 başvuru yapıldı

Erasmus+ Programı kapsamındaki okul eğitimi, mesleki eğitim ve yetişkin eğitimi alanlarına bu sene de Türkiye genelinde çok yoğun ilgi gösterildiğine ve toplam 3 bin 745 başvuru alındığına işaret edilen açıklamada, başvuru sayısının yüksekliğine bağlı olarak proje konularının da çeşitlilik gösterdiği kaydedildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu çerçevede, örneğin; Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim politikalarından sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ülke çapında 22 il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde çocuk gelişimi, yiyecek-içecek, konaklama-seyahat, radyo-tv gazetecilik, pazarlama-perakende, hasta ve yaşlı bakımı, hemşirelik, güzellik-saç bakımı, mobilya ahşap teknolojisi, motorlu araçlar, fotoğrafçılık ve metal teknolojisi alanlarında görev yapan 260 meslek dersi öğretmenine İngiltere ve Almanya’da beceri eğitimi aldıracak."

Açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü desteğiyle Mersin Çalışma ve İş Kurumu, kariyer planlama, iş arama becerileri, danışmanlık hizmetleri, istihdam ve mesleki eğitim hizmetlerinin daha nitelikli yapabilmesi için iş ve meslek danışmanlarını İngiltere'de meslektaşlarıyla buluşturacak. OSTİM Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ise bilgisayar destekli tasarım ve üretim alanında meslek lisesi öğrencilerinin ve bu konuda eğitim veren meslek personelinin Almanya, Belçika ve Macaristan’da mesleki eğitim almasını sağlayacak. Diyarbakır Dicle Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü personeli, hayvan ve bitki sağlığı alanında Avrupa'daki yeni yaklaşımlar konusunda eğitim görecek. Şırnak Silopi Atatürk Anadolu Lisesi öğretmenleri de teknoloji alanında eğitim alacak.

"En yüksek başvuruyu Türkiye Ulusal Ajansı aldı"

Açıklamada, 2014 yılında destelenecek projeler kapsamında en başarılı ilin Ankara olduğu belirtildi. Ankara’yı sırasıyla İstanbul, Mersin, İzmir ve Afyonkarahisar'ın izlediği bildirildi.

Erasmus+ Programın 2014 yılı sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Erasmus+ Programı kapsamında yürütülecek projeler, Türkiye’de okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitimin kalitesinin ve cazibesinin artırılmasına katkı sağlamakta ve bu sayede ülkemizde nitelikli bireyler yetiştirilmesi ve iş gücü oluşturulması açısından önemli bir fonksiyon icra etmektedir. Bu yıl da değişik alanlarda hazırlanan 322 eğitim projesi kapsamında 10 bin 600’e yakın vatandaşımız Avrupa’da eğitim alma imkanı bulacaktır.”

Çavuşoğlu ayrıca “Türkiye Ulusal Ajansı'nın Avrupa genelinde en fazla proje başvurusu alarak programı uygulayan 33 ülke arasında birinci sırada yer aldığına" dikkati çekti.

> Erasmus+ ile 322 projeye 21 milyon avro hibe

Erasmus+ okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanları kapsamında 322 projeye yaklaşık 21 milyon avro hibe tahsis edilecek

Erasmus+ Programı kapsamında 2014-2020 yıllarında yürütülecek okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanında 2014 için Türkiye Ulusal Ajansı’na sunulan Erasmus+ Bireylerin Öğrenme Hareketliliği proje başvuruları sonuçlandı.

AB Bakanlığından yapılan açıklamada, Erasmus+ okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitim alanları kapsamında 322 projeye yaklaşık 21 milyon avro hibe tahsis edileceği belirtildi.

Açıklamada, "İlkokullardan meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezlerine; yerel yönetimlerden mesleki kuruluşlara; organize sanayi bölgelerinden merkezi ve yerel kamu kurumlarına; derneklerden özel işletmelere kadar farklı alanlardaki kurum ve kuruluşlara sağlanacak hibe desteğiyle 10 bin vatandaşımıza Avrupa’da çalışma alanları ve meslekleriyle ilgili eğitim alma ve staj yapma imkanı sağlanacak" ifadesi kullanıldı.

Toplam 3 bin 745 başvuru yapıldı

Erasmus+ Programı kapsamındaki okul eğitimi, mesleki eğitim ve yetişkin eğitimi alanlarına bu sene de Türkiye genelinde çok yoğun ilgi gösterildiğine ve toplam 3 bin 745 başvuru alındığına işaret edilen açıklamada, başvuru sayısının yüksekliğine bağlı olarak proje konularının da çeşitlilik gösterdiği kaydedildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bu çerçevede, örneğin; Türkiye’de mesleki ve teknik eğitim politikalarından sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü ülke çapında 22 il milli eğitim müdürlüğü bünyesinde çocuk gelişimi, yiyecek-içecek, konaklama-seyahat, radyo-tv gazetecilik, pazarlama-perakende, hasta ve yaşlı bakımı, hemşirelik, güzellik-saç bakımı, mobilya ahşap teknolojisi, motorlu araçlar, fotoğrafçılık ve metal teknolojisi alanlarında görev yapan 260 meslek dersi öğretmenine İngiltere ve Almanya’da beceri eğitimi aldıracak."

Açıklamaya göre, Milli Eğitim Bakanlığı Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğü desteğiyle Mersin Çalışma ve İş Kurumu, kariyer planlama, iş arama becerileri, danışmanlık hizmetleri, istihdam ve mesleki eğitim hizmetlerinin daha nitelikli yapabilmesi için iş ve meslek danışmanlarını İngiltere'de meslektaşlarıyla buluşturacak. OSTİM Organize Sanayi Bölge Müdürlüğü ise bilgisayar destekli tasarım ve üretim alanında meslek lisesi öğrencilerinin ve bu konuda eğitim veren meslek personelinin Almanya, Belçika ve Macaristan’da mesleki eğitim almasını sağlayacak. Diyarbakır Dicle Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü personeli, hayvan ve bitki sağlığı alanında Avrupa'daki yeni yaklaşımlar konusunda eğitim görecek. Şırnak Silopi Atatürk Anadolu Lisesi öğretmenleri de teknoloji alanında eğitim alacak.

"En yüksek başvuruyu Türkiye Ulusal Ajansı aldı"

Açıklamada, 2014 yılında destelenecek projeler kapsamında en başarılı ilin Ankara olduğu belirtildi. Ankara’yı sırasıyla İstanbul, Mersin, İzmir ve Afyonkarahisar'ın izlediği bildirildi.

Erasmus+ Programın 2014 yılı sonuçlarına ilişkin açıklama yapan Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Erasmus+ Programı kapsamında yürütülecek projeler, Türkiye’de okul eğitimi, yetişkin eğitimi ve mesleki eğitimin kalitesinin ve cazibesinin artırılmasına katkı sağlamakta ve bu sayede ülkemizde nitelikli bireyler yetiştirilmesi ve iş gücü oluşturulması açısından önemli bir fonksiyon icra etmektedir. Bu yıl da değişik alanlarda hazırlanan 322 eğitim projesi kapsamında 10 bin 600’e yakın vatandaşımız Avrupa’da eğitim alma imkanı bulacaktır.”

Çavuşoğlu ayrıca “Türkiye Ulusal Ajansı'nın Avrupa genelinde en fazla proje başvurusu alarak programı uygulayan 33 ülke arasında birinci sırada yer aldığına" dikkati çekti.

Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Temmuz 2014 14:40

Gösterim: 1387


Egitimtercihi.com
5846 Sayılı Telif Hakları Kanunu gereğince, bu sitede yer alan yazı, fotoğraf ve benzeri dokümanlar, izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kesinlikle kullanılamaz. Bilgilerin doğru yansıtılması için her türlü özen gösterilmiş olmakla birlikte olası yayın hatalarından site yönetimi ve editörleri sorumlu tutulamaz.